agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Buralardan Çekip Gitmek (Ev yapımları)
(https)




Beğeni Düzeni411Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 27-09-2009, 10:10   #1
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
ben burada yazılar yazan diğer kişileri , onların şartlarını ve psikolojik durumlarını bilemem.ama kendiminkileri biliyorum.burada bir köy evinde yaşıyorum.bildiğiniz doğal taşlardan örme taş duvarları , ağaçlardan(keresteden değil)kirişleri ve köy tipi kiremitleri olan çatısı , iç kapıları başparmakla bastırarak açılan çok eski tip kilitleri olan duyduklarıma göre en az 50 yıl önce yapılmış ve son 11 yıldır terkedilmiş halde duran bir köy evi.bu evi lüks bir villaya çevirmeye ne niyetim var ne de param.buraya şehirden getirdiğim konforum çanak antenim , külüstür bilgisayarım ve külüstür kartalım.buzdolabı köylülerde de var zaten.çamaşır ve bulaşık makinemi su olmadığından üstüne bir şeyler koyarak raf gibi kullanıyorum.giysilerimin hepsi ve ayakkabılarım köylülerinkilerden daha eski.aşınıp yırtılan yerlerine hanım yama yapıyor gitmeye devam ediyorum.günlerimi evle bahçeyle uğraşarak , tv de haber kanallarını , cnbc dizilerini izleyerek , bilgisayarla bir şeyler yaparak ya da eşimle karşılıklı çay kahve içerek geçiriyorum.şehre dönme konusunda pozisyonumu en açık biçimde anlatayım.hanımla birlikte "GEMİLERİ YAKTIK" biz.aranızda küçük bir yere büyük beklentilerle gidip yerleşmiş , sonra beklentileri gerçekleşmeyip geri dönmüş arkadaşlar olabilir.bizim durumumuz onlar gibi değil.biz kendimizi en kötüsüne hazırlayarak buraya geldik.paramız yetişmeyecek , cam taktıramayacağız , elektrik bağlatamayacağız külüstür bozulacak belkide sigortasını yenileyemediğimiz için çevirmede trafikten men edilerek parka çekilecek diye düşünerek yola çıktık istanbuldan.kendimizi hazırladığımız kötü şartların bir kısmını şansımız bir kısmını amatörce emeklerimiz bir kısmını da köyde edindiğimiz komşularımızın yardımlarıyla aştık.burada yaşayan dostlarımız onlara yardımları için "MİNNET DUYMAMIZA İZİN VERMEDİLER".içlerinden birinin hanımı ameliyat olduğunda benim hanım 4 gün refakatçi kalmıştı hasta hanımın yanında.siz de bize yardım ettiniz ya diyerek teşekkür etmemi bile kabul etmediler.kısaca umduğuğumuzdan çok daha iyi ama muhtemelen bir çoğunuzun kabul etmeyeceği şartlarda tüm maddi sıkıntılarımıza rağmen keyifle yaşıyoruz.geleli 7 ay oldu ve bize 7 günmüş gibi geldi.hergün başka keyif alacak bir şey bulup onunla mutlu oluyoruz.geçen gün yağan yağmurlardan sonra yeşeren otların üstüne uzanarak kahvelerimizi neron gibi yatarak içtik.bu bize değişik ve eğlenceli geldi.hoşumuza gitti.keyiflendik.bu yazıyı okuyan arkadaşlardan en son yeşil çimenlere yatarak bir şeyler içen kaç kişi var merak ediyorum.gene uzun uzun yazıp kafanızı şişirdim kusura bakmayın.bu belkide burası gibi çok sakin bir yerde yaşadığım için oluyor.artık o kadar kusurumu da idare ediverin.

alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-09-2009, 23:30   #2
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi alideryacengel Mesajı Göster
ben burada yazılar yazan diğer kişileri , onların şartlarını ve psikolojik durumlarını bilemem.ama kendiminkileri biliyorum.burada bir köy evinde yaşıyorum.bildiğiniz doğal taşlardan örme taş duvarları , ağaçlardan(keresteden değil)kirişleri ve köy tipi kiremitleri olan çatısı , iç kapıları başparmakla bastırarak açılan çok eski tip kilitleri olan duyduklarıma göre en az 50 yıl önce yapılmış ve son 11 yıldır terkedilmiş halde duran bir köy evi.bu evi lüks bir villaya çevirmeye ne niyetim var ne de param.buraya şehirden getirdiğim konforum çanak antenim , külüstür bilgisayarım ve külüstür kartalım.buzdolabı köylülerde de var zaten.çamaşır ve bulaşık makinemi su olmadığından üstüne bir şeyler koyarak raf gibi kullanıyorum.giysilerimin hepsi ve ayakkabılarım köylülerinkilerden daha eski.aşınıp yırtılan yerlerine hanım yama yapıyor gitmeye devam ediyorum.günlerimi evle bahçeyle uğraşarak , tv de haber kanallarını , cnbc dizilerini izleyerek , bilgisayarla bir şeyler yaparak ya da eşimle karşılıklı çay kahve içerek geçiriyorum.şehre dönme konusunda pozisyonumu en açık biçimde anlatayım.hanımla birlikte "GEMİLERİ YAKTIK" biz.aranızda küçük bir yere büyük beklentilerle gidip yerleşmiş , sonra beklentileri gerçekleşmeyip geri dönmüş arkadaşlar olabilir.bizim durumumuz onlar gibi değil.biz kendimizi en kötüsüne hazırlayarak buraya geldik.paramız yetişmeyecek , cam taktıramayacağız , elektrik bağlatamayacağız külüstür bozulacak belkide sigortasını yenileyemediğimiz için çevirmede trafikten men edilerek parka çekilecek diye düşünerek yola çıktık istanbuldan.kendimizi hazırladığımız kötü şartların bir kısmını şansımız bir kısmını amatörce emeklerimiz bir kısmını da köyde edindiğimiz komşularımızın yardımlarıyla aştık.burada yaşayan dostlarımız onlara yardımları için "MİNNET DUYMAMIZA İZİN VERMEDİLER".içlerinden birinin hanımı ameliyat olduğunda benim hanım 4 gün refakatçi kalmıştı hasta hanımın yanında.siz de bize yardım ettiniz ya diyerek teşekkür etmemi bile kabul etmediler.kısaca umduğuğumuzdan çok daha iyi ama muhtemelen bir çoğunuzun kabul etmeyeceği şartlarda tüm maddi sıkıntılarımıza rağmen keyifle yaşıyoruz.geleli 7 ay oldu ve bize 7 günmüş gibi geldi.hergün başka keyif alacak bir şey bulup onunla mutlu oluyoruz.geçen gün yağan yağmurlardan sonra yeşeren otların üstüne uzanarak kahvelerimizi neron gibi yatarak içtik.bu bize değişik ve eğlenceli geldi.hor.
oşumuza gitti.keyiflendik.bu yazıyı okuyan arkadaşlardan en son yeşil çimenlere yatarak bir şeyler içen kaç kişi var merak ediyorum.gene uzun uzun yazıp kafanızı şişirdim kusura bakmayın.bu belkide burası gibi çok sakin bir yerde yaşadığım için oluyor.artık o kadar kusurumu da idare ediverin.

Sizi çok iyi anlıyorum.
Siz aslında başaranlardansınız.
Ve sizin bu tecrübeleriniz ayrı bir başlığı hak ediyor.
Ali Bey bu başlık altında değil de ayrı bir başlık altında yani "buralardan çekip gitmeyi başaranlar" alideryacengel başlığı altında yazmanız gerekir.

Sanıyorum siz bu bu forumda bu işi başaran tek kişisiniz.

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 18:11   #3
Ağaç Dostu
 
ozbey's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-07-2007
Şehir: (MERSİN) MUĞLA/DATÇA
Mesajlar: 809
Galeri: 20
Sayın ali bey,
sizi sadeliğinizden dolayı tebrik ediyorum ve size açılan yolların şans , mutluluk getirmesini diliyorum.
saygılarımla.

ozbey Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 21:11   #4
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
sayın ozbey.iyi dilekleriniz için teşekkür ederiz.
sayın hoşseda.çocukluğumn beri iki yıl öncesine kadar motorsikletim vardı.her fırsatta arkadaşlarımla toplaşır , şehir dışına gezmeye giderdik.uyku tulumlarımızda ya da çadırlarımızda gecelerdik.zehirli hayvan ısırmalarına karşı yurt dışına giden bir arkadaşım bana bir hediye getirmişti.plastikten.bir şırıngaya tıpa tıp benzeyen ve şırınga boyutlarında , ama ucunda iğne yerine eskiden terzilerin dikiş dikerken kullandığı yüksük gibi bir şey olan bir tür minik emme pompası.bu plastik aleti zehirli hayvanların ısırdıkları yere bastırıyorsunuz.o da ısırıktan dışarı doğru zehir karışmış kanı şırınganın içine çekiyor.çok basit.hafif ve muhtemelen çok ucuz bir aparat.cebinizde her zaman taşıyabileceğiniz bir şey.bunu kamp malzemeleri satan dükkanlardan bulabileceğinizi sanıyorum.bu aparatla ısırlan yerden bir miktar kanı dışarı emebilirseniz kana karışan zehir azalıyor.rahartça bir sağlık kuruluşuna gidecek vaktiniz kalıyor.ben kiracıydım.her yıl evsahiplerinin yüksek zam istemelrine kızarak ev değiştirirdim.o kadar çok eşya taşıyınca bir çok şeyiniz de ya kırılıyor ya da kayboluyor.bendeki bu aparat da kayboldu.amatörce neye benzediğini çizmeye çalışım.bundan edinirseniz akreplere karşı daha güvende olursunuz.hatta ailenizdeki her kişi için bir tane alın.çok ucuz bir şey olduğunu sanıyorum.eğer bulabilirseniz benim içinde iki tane alıp ptt ile gönderebilirseniz çok sevinirim.
kusura bakmayın.çok acayip bir resim oldu.hem çizimim kötü.hem de rsmi paint ile çizdim.bmp dosyası olduğu için site kabul etmedi.ben de ekrandaki görüntünün resmini çakip siteye ekledim.
açık mavi olanyerler plastik gövde
koyu mavi ısırığın olduğu yere kapatacağınız yüksüğe benzeyen uç
yeşil renkli yerler de emmeyi sağlayan piston

Eklenen Resimler
 
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 22:19   #5
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
bu ev 11 sene terk edilmiş olarak devamlı rüzgar esen bir tepede onarılmadan kalmış.onarılmadan diyorum çünkü köylüler taş duvarlı eski köy evlerinde taşları bir tür toprağı çamur haline getirerek tutturyorlar.zaman içinde rüzgar ile birlikte yağan yağmur taşların dış tarafında aralarındaki toprağı alıp götürüyor.köylülerde bir kaç yılda bir tekrar taşların arasına o topraktan yaptıkları çamurla rötuş yapıyorlar.benim evin 15 yıl kadar bir süre ayakta kalmasının nedeni duvarda , özellikle alt kısımlarda kullanılan taşların çok büyük ve düzgün olması.eğer taş duvar örerek bir ev yapmak isteyeniniz varsa taşları beton harçla tutturmasını tavsiye ederim.duvarların üzerine de beton yerine tahta çatı deprem bölgesi olan ülkemizde bence daha güvenli.hem duvarların üzerine fazla ağırlık binmiyor hem de yıkılsa bile kafanıza beton yerine tahta düşer.ben tercihimi tahtadan yana yaparım her zaman.çatınızda da eğer bulabilirseniz haiki kestane ağacı kullanın.bu ev ve çatısı 50 yıldan daha eski.çatısında iskeleti oluşturan kestane ağacından kütükler.kütükler diyorum , çünkü hakikaten bildiğiniz ağaç kütüklerinden iskeleti var çatının.yani kereste falan değil.bütün ağaçları yontarak yapmışlar çatının iskeletini ve 50 yıldır hala ayakta çatı.üstelikte 10 yıl yağmur suları aktarılmayan çatıdan içeri akmış.bu çatılar hafif ve ufak "köy kiremitleri" ile örtülü.ziftli kağıt yok.kiremit altındaki tahtalarda aralıklı dizilmiş.rüzgar sert estiğinde kiremitleri oynatıyor ve çatı su akıtıyor.

alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-09-2009, 23:19   #6
Ağaç Dostu
 
bayindirmevki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-07-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 442
Ben sizi anladım. Sayın Therapido

Bu konu başlığında yazılanları izlerken sizi hayretle takip ediyordum. Taş, kum, çimento, beton. Sonun da anlamışsınız '' kaçtığımı sanıp yanımda götürmeye çalışmışım herşeyi '' . Yorum yapmak bana düşmez. İtirafiniz için teşekkürler. Korkarım İstanbul temenniniz de tutmayacak. Gelecekte mega kentler ile bunlara gıda sağlayan büyük tarım işletmeleri arasında köy diye bir birim kalmayacağını sanıyorum. Hoşcakalın.

Saygılarımla

Ozlem A beğendi.
bayindirmevki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 10:54   #7
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 81
Tekrar merhaba
Sanırım hala yanlış anlaşıyoruz. Özellikle Ali Bey size karşı bir itham veya imada bulunmadığımı lütfen bilin. Şayet bu şekilde anlaşıldıysam özür dilerim. Ben sadece bu sitede yazılanlara cevap verir gibi değil, günlük hayatımda karşılaştığım kişilerle olan paylaşımlarımıda toparlayıp yazılarımı yazıyorum. Sizin ne koşullarda orada olduğunuzu en azından iyi tahmin edebilecek bir durumdayım. Kimse diğerinin olduğu yerden dünyaya bakamaz ama bir süre için aynı koşullarda yaşadığımı söyleyebilirim.

Arsa alıp üzerine ev yapabilecek maddi durumu, kaba tabirle cebinde parası olan (ki ilk sayfalardaki yazıları okursanız buna sahip kişiler sayfalarda da vardır). Hatta bununla beraber gücü kuvveti yerinde olan şehirli fikirdaşlarımızın (başlığı baz alıyorum) bir çoğunda gördüğüm gidip köye (yine kaba tabirle) villa kondurma isteklerinden bahsediyordum. Çocuklarının köylü çocuklarla birlikte nasıl okuyabileceğini düşünen. Akrep, fare, yaban domuz gibi küçük detaylardan bahsedince sende işi korku filmine çevirdin diyebilen. En yakın ATM'nin nerde olduğu ilk sorusu olan. Odun kırmak yerine, ilk önce parayla kırdırmayı düşünebilen. Şartlara uymak yerine şartları değiştirmeyi amaçlayan bir gruba idi yazılarım.

Zaten bu başlığın amacıda fikir ve tecrübelerin paylaşımı, teknik gereksinimlerin yanı sıra manevi etkileride değerlendirmek değil midir?

Sayın bayindirmevki şayet beni anladıysanız İstanbul konusunda yaptığım hicvide anlamış olmalısınız. Şehrin benim ömrüm süresinde düzelmesini beklemem mantık dahilinde mümkün değil. Ama bu medeni yaşamı bitiren bizler olduğumuza göre (doğduğumda böyle olsa dahi), tekrar medenice yaşamayı başlatanda biz olabiliriz. Köydeki üreticiye hakkını vermek, markete gitmek yerine pazara gitmekle bile biraz daha mümkün. İstanbul dahil pekçok kentte hala üretici pazarları var. Bizim kültürümüzde bu var. Vazgeçeli de çok olmadı. Dolapta sakladığınız domatesin bir-iki hafta taş gibi durmasına sevinmezsek kimse bize o sentetikleri satamaz. Ben evimde domates yetiştiriyorum (şehirdeki evimde) pekçok arkadaşıma da fide veriyorum, saksılarda domates yetiştiriyorlar. Bu günlük ihtiyaçlarını karşılamasa da farkındalıklarını arttırıyor. İki domates arasındaki fark onlara bence iki hayat arasındaki farkı göstermeye yetiyor. Pekçok arkadşımın çocuğu domatesi migrosta yetişiyor sanıyor. İnek görmediği için yediği hamburger arasındaki bağlantıyı bilmiyor.
Biraz kafamızı kaldırsak şu öğretilen hayattan demek istiyorum. Şehir daha yaşanılır olabilir diyorum. O zaman sanırım Ali Bey belki sadece değişiklik olsun diye Çanakkale'ye gider, İstanbul'da geçirdiği rahat emekliliğinde yarınını bilir bizde belki yüzyüze sohbet edebilme imkanını daha kolay bulurduk.

Çimento kum çakıl konusuna gelince. Sadece önceki yazılarımı okusaydınız buna nasıl mecbur edildiğimi görmüşsünüzdür. Evet şehirden kaçtığımda 23 yaşında, tecrübesizdim. 58'de kaçsam farksız olmazdı. Arsamı aldığımda üzerinde bir bina yoktu. Bir ev yapmak istiyordum bu noktada devlet devreye girdi. Bana sınırlar çizdi, çizdirdi. Statik hesaplama zorunluluğu istediğinden betonları demirleri istedi. Benim kendi evimi ellerimle inşaa etmeme nerdeyse izin vermedi. İşveren, aynı zamanda müteahhit, duvarları ören usta olmamın bile yasal olarak karşılığını bulamadılar. Eğer izlediyseniz "Grand Design" adında forumdada daha önce bahsi geçen bir program var. Genellikle İngiltere'de yapılan özgün evleri inceliyorlar. Orada dahi (ülkemizdeki bürokrasiden şikayet ettiğimiz için) inşaat için alınacak izinler çok sıkı ve çok manasız. Uzun bürokratik işlemler gerekiyor. Uzun lafın kısası çimentoyu betonu yanınızda götürmeden devlet sizin arsanıza ev yapmanıza izin vermiyor (ahşap ve demir gibi diğer malzemelerii ayrı tutarak konuşuyorum)

Master olarak gördüğümüz Ali Bey'in evinin önüne dökeceği betonun nedenini anlayabiliyorum. Bir iki kişi dışında kimse "Abi keşke taş yapsaydın" demedi. Eminim imkan dahilinde olsa kendisini de orayı taş veya benzeri bir malzeme ile düzenler. Ayrıca bu sentezde artık beni rahatsız eden kısım şehirdeki çimentoyu oraya götürmek değil, çimentonun doğaya verdiği zarardır. Geri dönüşümü zor, üretimi için doğaya çok zarar verilen bir malzemedir. Zira Ali Bey'de molozu saklamak amacıyla belki ileride başkası için oluşacak yeni bir molozu yaratacaktır. (Yine suçladığımı düşünmeyin)

Sayın denizakvaryumu,
Forma dikkatli bakarsanı Ali Bey kaçışı imkanları dahilinde başarmış "kişiler"den biridir. Yani bunu yapan başkalarıda var. Diğerlerinin haklarını biraz yediğinizi düşünüyorum Oturup inşaa ettiği evini vidasına kadar anlatmış kişilere haksızlık yapmamak lazım (Bkz. Aziz Fayda).
Sanırım Ali Bey sizlere aslında bu işin hiç düşündüğünüz kadar pahalıya çıkmadığını gösterdiği için size daha yakın geldi.

Yine bir sürü kalp kırmış bir yazı gönderiyor olabilirim. Her ne kadar şu sevgili internet sizere derdimi topluca anlatmayı sağlamış olsada hala buradan kendimi net olarak ifade edebildiğimi düşünmüyorum. Kullandığım parantez sayısı da artmaya başlamış zaten.

Saygılarımla
Kerem AKYAR

korucak beğendi.
therapido Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 10:55   #8
Ağaçsever
 
İncifem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 98
Lösevden gelen Tarım konusunda bir yazı, çok güzel açıklamışlar.


Çocukken yediğimiz kan damlayan mis gibi domateslerimizi, çıtır çıtır salatalıkları, kokusu uzaktan duyulan çileklerimizi özlüyoruz. Ekşiyen ayranlarımızı, çürüyen yumurtalarımızı, küflenen peynirlerimizi, kurtlu elmalarımızı bile özler olduk.



Şimdi yediğimiz her şey yapay. Hepsi suni gübreli, hormonlu, tarım ilaçlı, kimyasal katkılı, suni tatlandırıcılı, boyalı. Makinalarda yapılan kimyasal katkılı, boyalı yoğurtlar, neredeyse içinde meyveden başka her şeyin yer aldığı meyve suları, cipsler, dışı kırmızı içi beyaz, siyah domatesler, uçları yumuşayarak içi acıyan salatalıklar, acayip şekilli çilekler, kokusu olmayan muzlar, kaymaksız sütler, sıcakta bozulmayan yumurtalar. Neredeyse 20–30 yıl öncesinin karikatürlerindeki gibi yemek yerine yutulacak 1–2 ilaç yakında sofralarımızın ana gıdası olacak. Her şey yapay, her şey katkılı, her şey ilaçlı.



Buradan köylümüze sesleniyoruz ve yalvarıyoruz. Lütfen bu ülkenin çocuklarını birazcık olsun düşününüz ve atadan kalma tarım ve hayvancılığa tekrar geri dönünüz. Lütfen tekrar kara sabanla, humuslu toprakla, doğal gübreyle, nadasla yaptığınız eski tarıma geri dönünüz. Hayvanlarınızı hareketsiz kılan ve suni yemle besleyen ağıllardan çıkarınız. Bırakın çayırda koştursunlar, otla beslensinler bırakın etleri mis gibi kekik koksun.



Unutun sizi kandıran “Bir ek, kırk al” masallarını. Hanginiz zengin oldunuz, hanginiz bir ektiniz kırk aldınız. Hanginiz köşeyi döndünüz. Tüm paranızı suni gübrelere, tarım ilaçlarına, mazota yatırdınız onları zengin ettiniz. Hâlbuki kasketini takıp ne demişti Mustafa Kemal Atatürk? “Köylü milletin efendisidir.” Bırakın bu hormonları, bırakın bu tarım ilaçlarını. Yeniden milletin efendisi olunuz. Kendinizi düşünmüyorsanız, çocuklarınızı, çocuklarımızı, geleceğimizi düşününüz.



Bakın gelişmiş ülkelere. Hemen hepsi binlerce dönüm arazilerini organik tarıma ayırmışlar. Onlar sizlere hormonlu, tarım ilaçlı çiftçiligi önerirlerken kendileri kendi çocukları için doğal tarımı seçtiler. Ne demiş atalarımız; “Ellere verir salkımı, kendi yutar talkını”. Siz de bunları görün artık. Çocuklarımız adına size yalvarıyoruz. Tüm çocuklar lösemi ve kanser olmadan, bir an önce atadan kalma doğal organik tarım metotlarına ve doğal hayvancılığa geri dönünüz.

Bakın o zaman ülkemiz nasıl zengin olacak. 


smnvrl beğendi.

Düzenleyen İncifem : 19-07-2016 saat 23:53 Neden: İmla hatası
İncifem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-10-2009, 07:33   #9
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
sayın gökceada.uzaklarda yaşadığınızı biliyorum.
ama bir gün illaki bu taraflara geleceğinizi de biliyorum.
işte o zaman bana uğramazsanız asıl ben size bunun hesabını yıllarca bu siteden sorarım.haberiniz olsun.

alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-10-2009, 01:08   #10
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2007
Şehir: Basel-Isvicre
Mesajlar: 188
dünya kücük derler ...

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi alideryacengel Mesajı Göster
sayın gökceada.uzaklarda yaşadığınızı biliyorum.
ama bir gün illaki bu taraflara geleceğinizi de biliyorum.
işte o zaman bana uğramazsanız asıl ben size bunun hesabını yıllarca bu siteden sorarım.haberiniz olsun.
Dilerim bir gün kismez olur da , sarmas,dolas kucaklasip hesaplasiriz Ali abi.Sevgilerimle...

gökceada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-10-2009, 00:41   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2007
Şehir: Basel-Isvicre
Mesajlar: 188
Sevgili Alideryecengel abi,
Uzun zaman oldu sizden,tüm dostlardan uzak kaldim.
bernecyhn rumuzlu kardesimiz de aradigi huzuru ,sukuneti Altinova`da bulmus.

Insan icin ilk önemli seyin,insanin kendi huzuru,kendisi ile barisik olmasi diye düsünenlerdenim. Bu insanin kendi dogal yapisi ile barisik yasamayi bilmesi demek olsa gerek.Ikinizide kutluyorum... Selam ve sevgilerimle


Düzenleyen gökceada : 31-10-2009 saat 00:43 Neden: imla
gökceada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 11:19   #12
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 12-09-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 1,332
Galeri: 3
Sayın therapido,

Bana kızar gibi yazmamışsınız, ben öyle algılamadım ilk okumamda dahi.
Ama artık tam olarak anlamış vaziyetteyim sizin düşüncelerinizi.
Hoşçakalın.


Düzenleyen hosseda : 11-04-2010 saat 08:33 Neden: tashih
hosseda Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 12:19   #13
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 81
Sayın İncifem
Yazıyı sizin yazmadığınızı bilerek sizin gıyabınızda birkaç şey söyleyeyim.
Bu iş arz-talep dengesidir. Siz marketten o sentetikleri almazsanız üretilmesi azalır. Köylüye seslenmek bence yanlış şehre seslenmek lazım. Köylü talep edileni karnını doyurmak için üretmek zorunda kalıyor. Çoğu seranın yanında bahçesine sadece kendisi için ayrı ürün dikiyor. Pek çok köyde kooperatif yok. Toptancılar ki köyün genelde en zenginleridir ürünü alır hale götürür. Hal borsası şehirden ve yurtdışından gelen talebe göre fiyat belirler. Yani bu zincirin en altındaki kişidir ne yazık ki üretici.

Ayrıca hala 3 çocuk yapmanın desteklendiği ülkemizde bilinmez midir ki dünya nüfusu 15 yıl içerisinde 3 kat artmıştır ve dünyanın ortalama %19'u bu gün açtır. Bu hızla büyüyen nufusu beslemek giderek zorlaşmaktadır.
http://www.ihh.org.tr/uploads/media/...k_haritasi.pdf
İş bu halde iken bu ülkede kimse "tohumculuk yasasına" ses çıkartmazken, köylünün bir sonraki sene için bile tohum saklaması yasakken kazandığı paranın tamamının bir hasat zamanı borçlarına verirken köylünün buna tepki vermesini beklemek sanırım hayal olur.

Bu arada bu ülkede hala çocukluğumuzdaki kirazlar, kurtlanan elmalar mevcut sadece bize ulaşmadan yurtdışına gönderiliyorlar. Bazılarını lüx marketlerde fahiş fiyatlarla "görebiliriz".

Kerem AKYAR

Edit: Sayın Hosseda sizinle anlaştık ama başka anlaşmazlıklar doğdu onları izah etmeye çalıştım. Saygılarımla.

korucak beğendi.
therapido Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 13:05   #14
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
arkadaşlar.yanlış anlaşılanlar kervanına bende katılayım.ben evimin önüne beton dökmedim.evi aldığımda eve bitişik garaj gibi bir yer vardı.arka tarafında ortasına kadar gelen çok kuvvetli bir betonla yapılmış tahıl saklamakta kullanılmış anbar benzeri bir yer vardı.üstünde tavandan 60 cm aşağıda anbarın demirden kapağı vardı.daha önce burada oturan köylüler tahıllarını farelerden korumak için yapmışlar.benim hiç bir işime yaramıyordu.garajında yarısını işgal ediyordu.külüstür arabamın güneşten ve yağmurdan artık kaportasının saçları ortaya çıkmaya başladı.ben de o anbarı yıktım.orayı şimdi kuru kalması için odunlarımı ve benim külüstürü koymakta kullanıyorum.
bu anbardan çıkan beton kırıklarını yok etmem mümkün değil.evimin önünde kalan yerin bahçenin alt tarafından 1 metre yüksekte ve düz olmasını sağlayan , taşlardan yapılma bir set vardı.bu setin evimin köşesine gelen tarafı zamanla yıkılmış.yağmur suları da evin köşesine gelen bu kısmı aşındırmış.bende taştan seti becerebildiğimce onardım.toprağın aşındığı çukur yerede bu molozları döktüm.sadeve 2.5m x3 m bir yerde beton olacak.
bahsettiğim evin köşesine yakın olan yer 1. , 2. , 4. ,ve 5. resimlerde , 3. resim de de garajın içi gözüküyor.önümüz kış.hem odun hem de külüstür için karda kışta kuru bir yere ihtiyacım var.çok işime yarayacak bir yerim oldu.öte yandan da eviimin köşesinde duvarın altını yağmur sularının aşındırıp oymasına engel oldum.ortada da bir moloz yığını kalmayacak.sadece masamı koyup oturabileceğim ufak bir yerim olacak.buranın eski halinin resimlerini bulabilirsem onları da yüklerim.o zaman ne yapmak istediğimi ve neden yaptığımı daha iyi anlayacaksınız.
not:henüz bitiremedim.biraz hanım rahatsızlandı biraz ben.araya bir de çatının kiremitlerini aktarma işi girdi.

Eklenen Resimler
     

Düzenleyen alideryacengel : 02-10-2009 saat 22:36
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 13:25   #15
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
sayın therapido.anlattıklarınızda eksikleriniz var.ben burada öğrenebildim onları.mesela köylünün ürününü dalında/tarlasında/bağında alıyor o toptancılar.parasını ise sonra ödeyeceğiz diyorlar.senet , çek falan da yok ortada.insaflı olan toptancılar ödüyorlar borçlarını ama iki sene önce sattığının parasının geri ödeneceğini umarak umutla bekleyen köylülerle konuştum bu köyde.
bağlarını da artık işlemiyorlar.ya terk etmişler.ya da kendilerine pekmez , şarap yapmak için az birşey , oda özen göstermeden allaha emanet bağcılık yapıyorlar.nedeni de çok basit.topladıkları üzümün kilosunu 20-25 kuruştan satabiliyorlar.bu da bağlarının budama , ilaçlama , çapalama , toplama ve taşıma gibi masraflarını karşılamıyor.çoğu bağlarını terk etmiş bu yüzden.elma , şeftali , nektarin , kiraz , ayva gibi meyve yetiştirenler allaha emanet vadeli satıyorlar toptancı tüccara.az biraz paraları varsa kendileri toplayıp daha fazla para edeceğini umarak soğuk hava deposuna götürüp orada saklıyorlar.doğru düzgün bir denetim ve kontrol mekanizması da yok buralarda.ürünlerinde verimi arttıracağına inandıkları ne varsa(gübre , tarım ilacı ve benzerleri) ürünlerinde bırakacağı etkiyi bilmeden ve önemsemeden kullanıyorlar.yani köylerde bile bildiğimiz eski doğal ürünleri bulmak ancak köylülerin evlerinin bahçelerinde mümkün.onun da nedeni masraf olmasın diye kendi bahçelerinde o gübre ve ilaçların yerine doğal hayvan gübresi kullanıyorlar.


Düzenleyen alideryacengel : 28-09-2009 saat 17:48
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 14:02   #16
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
evin önceki durumunun resimlerini buldum.evin köşesinin yağmur sularıyla ne kadar aşındığını ve oluşan meyille duvarın altının oyulmasını (ilk resimde kırmızı renkli daire içinde)görebilirsiniz.önce evin köşesini ve duvarın altını becerebildiğim kadar sağlamlaştırdım(ikinci resimde kırmızı renkli daire içinde).
alt resimde de garajın eski hali var.eskiden burada oturanların yaptığı anbarın kapağı üst tarafta , kırmızı renkli dairenin içinde.tavanla arasında kalan mesafe de bir insanın ancak yüzükoyun sürünerek anbarın kapak deliğne ulaşabileceği kadar.yani benim kullanmam imkansız.içine birşeyler koymak bir dert , çıkartmak bin dert oacaktı.ben de yıktım.

Eklenen Resimler
   

Düzenleyen alideryacengel : 28-09-2009 saat 15:07
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 15:13   #17
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
yağmur sularının oluşturduğu aşındırma ve evin köşesine verdiği zarar bu resimde daha belirgin.

Eklenen Resimler
 
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 16:42   #18
Ağaç Dostu
 
RİKO's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-06-2009
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 124
bu evi seviyorum ben
ali bey o kadar zarifsiniz ki,ihtiyacınız olan bu işi yapmak için ,buna kanıtlar gösteriyorsunuz ve forumdakilere izah ediyorsunuz,kolay gelsin size...

RİKO Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-09-2009, 17:45   #19
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
sayın riko.biz de viran evimizi , çevremizdeki doğayı , tertemiz havayı ve henüz insanlığını yitirmemiş bu köyün yerlisi insanları seviyoruz.

alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-09-2009, 19:33   #20
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
bu gün londrada çalışan bayramiçli bir arkadaşım izin için ailesinin yanına gelmiş.bayramiçte yaşayan kardeşi ile birlikte köye geldi , bana uğradı.beni alıp yakınlarda olduğunu bildiğim ama 7 aydır gitmediğim bir orman içi park alanına götürdüler.yanıma fotoğraf makinemi almamıştım.oradaki müthiş güzelliği size iletemiyorum.gittiğimiz yeri size tarif etmeye çalışayım.dağların arasına sıkışmış bir vadi.vadinin etrafı kimi yerde duvar gibi dimdik çok yüksek kayalar.kimi yeri gene dik ama daha yumuşak eğimle yükselen ama her yeri çok ilginç ağaçlarla kaplı bir yer.bir de ufak kanyon var bu alanda.yürüyebilmek için kenarına dar bir yaya yolu yapılmış.kanyonun içlerine doğru yürüyünce yaya yolu bitiyor.kayaların üstüne basarak ilerlemeye çalıştım.sular kanyonun yamaçlarındaki kayaların içinden çıkıyor.ama minik bir sızıntı halinde değil.yer yer bir insan boyu çapında deliklerden çıkıyor sular.kanyondan akan bu güçlü derenin iki yanında kayaların müsait olduğu yerlere tahta masalar konulup piknik yapılacak bir sürü yer hazırlanmış.burada hiç toprağı olmayan kökleri kayalara tutunmuş dev ağaçlar var.yine alabalık lokantasının bulunduğu zemini biraz daha düz olan kısımda 20 - 30 metre yüksekliğinde ama cetvelle çizilmiş kadar dümdüz bir tür çam ağaçlarının oluşturduğu orman var.o ağaçların birbirine o kadar yakın mesafede o kadar büyüyebilmeleri ve gövdelerinin inanılmaz bir biçimde dümdüz olması bana çok ilginç geldi.daha da ilginci o kadar yükselmiş ağçların gövdeleri 40 - 50 cm yarıçaplı.daha kalını yok.bu gün gittiğim yerin internetten resimlerini buldum.ekleyeceğim.bahsettiğim düz ve yüksek ağaçların da benzerlerinin resimlerini buldum.yalnız bu ağaçlar benim gördüklerimden daha kısa ve daha kalın.bir de yol boyunca her yer elma bahçesi.burada yörenin en sulak vadisine kurulu bir köy var.yol boyunca elma bahçelerinin yanı sıra çok sayıda kestane ağacı da var.piknik alanında iki alabalık lokantası bir de pansiyon var.gördüğüm arabaların plakaları hep başka şehirlere aitti.eğer yolunuz buralara düşerse biraz zaman ayırın ve mutlaka bu piknik alanına gidin.yerin adı evciler köyü / ayazma piknik alanı.benim köye de arabayla sadece 10 - 15 dakika mesafede.

Eklenen Resimler
     

Düzenleyen alideryacengel : 29-09-2009 saat 20:27
alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-10-2009, 00:42   #21
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2007
Şehir: Basel-Isvicre
Mesajlar: 188
Turizm rehberi ol dostum...

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi alideryacengel Mesajı Göster
bu gün londrada çalışan bayramiçli bir arkadaşım izin için ailesinin yanına gelmiş.bayramiçte yaşayan kardeşi ile birlikte köye geldi , bana uğradı.beni alıp yakınlarda olduğunu bildiğim ama 7 aydır gitmediğim bir orman içi park alanına götürdüler.yanıma fotoğraf makinemi almamıştım.oradaki müthiş güzelliği size iletemiyorum.gittiğimiz yeri size tarif etmeye çalışayım.dağların arasına sıkışmış bir vadi.vadinin etrafı kimi yerde duvar gibi dimdik çok yüksek kayalar.kimi yeri gene dik ama daha yumuşak eğimle yükselen ama her yeri çok ilginç ağaçlarla kaplı bir yer.bir de ufak kanyon var bu alanda.yürüyebilmek için kenarına dar bir yaya yolu yapılmış.kanyonun içlerine doğru yürüyünce yaya yolu bitiyor.kayaların üstüne basarak ilerlemeye çalıştım.sular kanyonun yamaçlarındaki kayaların içinden çıkıyor.ama minik bir sızıntı halinde değil.yer yer bir insan boyu çapında deliklerden çıkıyor sular.kanyondan akan bu güçlü derenin iki yanında kayaların müsait olduğu yerlere tahta masalar konulup piknik yapılacak bir sürü yer hazırlanmış.burada hiç toprağı olmayan kökleri kayalara tutunmuş dev ağaçlar var.yine alabalık lokantasının bulunduğu zemini biraz daha düz olan kısımda 20 - 30 metre yüksekliğinde ama cetvelle çizilmiş kadar dümdüz bir tür çam ağaçlarının oluşturduğu orman var.o ağaçların birbirine o kadar yakın mesafede o kadar büyüyebilmeleri ve gövdelerinin inanılmaz bir biçimde dümdüz olması bana çok ilginç geldi.daha da ilginci o kadar yükselmiş ağçların gövdeleri 40 - 50 cm yarıçaplı.daha kalını yok.bu gün gittiğim yerin internetten resimlerini buldum.ekleyeceğim.bahsettiğim düz ve yüksek ağaçların da benzerlerinin resimlerini buldum.yalnız bu ağaçlar benim gördüklerimden daha kısa ve daha kalın.bir de yol boyunca her yer elma bahçesi.burada yörenin en sulak vadisine kurulu bir köy var.yol boyunca elma bahçelerinin yanı sıra çok sayıda kestane ağacı da var.piknik alanında iki alabalık lokantası bir de pansiyon var.gördüğüm arabaların plakaları hep başka şehirlere aitti.eğer yolunuz buralara düşerse biraz zaman ayırın ve mutlaka bu piknik alanına gidin.yerin adı evciler köyü / ayazma piknik alanı.benim köye de arabayla sadece 10 - 15 dakika mesafede.
Sevgili Ali abi.
turizm rehberi ol,yazar ol ne olursan ol.Sen zaten olmussun ve bizi cildirtiyorsun kac zamandir.

Akdeniz bölgesinde Antalya`dan egeye,egenin en batisina kadar yillarca gezdim.Yüregimi Kaz daglari ve Gökceada serinletti simdiye kadar. Insan yapisi olarak Gökceada`yi cok tuttum.Dogada harika.Ama su akan dereler ,selaleler yok adamizda.Göllerimiz var,dagciklarimiz var,kekik kokulu ovalarimiz,tepelerimiz var... Ama Ali abimiz de yok!...

Pusulami sasirttin bana bilesin, bir gün ziyaretine gelirsem sorarim bunun hesabini...
Sevgili esinize ve size selam ve sevgiler...


Düzenleyen gökceada : 02-10-2009 saat 00:47 Neden: imla
gökceada Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 04:00   #22
Ağaç Dostu
 
alideryacengel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2009
Şehir: ÇANAKKALE
Mesajlar: 218
Galeri: 7
"Hikayesinin özeti; şehirde eksiye düşen bir adamın can havli ile köye sığınması."

benim tanımlarken bu yazdıklarınız tamamen doğru.
ama eksikleriniz de var.
benim bu köyde yaşamaktan duyduğum keyif eksik.
bu siteye girdiğimden beri tüm yazılarımda her birinize sayın diyerek saygıdeğer gördüğümü belirtmem eksik.hiç kimseye "adam ya da kadın" diye hitap etmeme nezaketim eksik.
hiçbirinizi kendimden daha aşağıda ya da daha yukarıda görmeden olduğum gibi göründüm.evet eksiye düştüm.ama şehirde elime bir silah alıp kimsenin parasını malını çalmayı ve ya yardım dilenmeyi asla düşünmedim.sanırım bunun için beni eleştiremezsiniz.
geç saate kadar çalışmışsınız ve yorgunsunuz.sizi çok iyi anlıyorum.ben 30 yıl çalıştım.bunun büyük kısmında garanti bankası genel müdür yardımcısının ve garanti sigorta genel müdürünün makam şöförü olarak sabah beşten gece yarısına kadar şehir trafiğinde hatasız hizmet sundum.son 10 yılda da her gece sabaha kadar ticari takside şöförlük yaptım.ben de çok yoruldum.ben de çok uykusuz kaldım.ama evime geldiğimde ya da bir arkadaşıma rasladığımda nezaketimi yitirmeden cansıkıntımı karşımdakine yansıtmadan sohpet etmeye çalıştım.lütfen bunu sizde deneyin.daha güzel dostluklar kurarsınız.tabi böyle bir şeye gerçekten ihtiyaç duyuyorsanız.

alideryacengel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-10-2009, 23:23   #23
Ağaç Dostu
 
bayindirmevki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-07-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 442
Sevgiler, saygılar Ali bey

Bu satırları da yorgun yazdığımı iddia etmemeniz için iki gün dinlendim. Bu arada tepkileri okudum. Demokrasiyi algılayış biçimimizin şahane örneklerini gördüm. Gönderdiğiniz salça-turşu resimleride çok hoş. Nedense bende bir etki yapmadı. Doğal olarak zaten ora köylülerinin yıllardır yaptığı ve ele güne gösterelim demedikleri bir yaşam kesitine vay tepkileri gösteremiyorum. Buda benim fikrim. Bazen demokrasilerde farklı sesler de çıkar.

Gelelim hikayenin özetine. ''Adam'' tanımını çümlenin vurgusunu pekiştirmek için yaptığımı anlayacak kadar okumayı sevdiğinizi, kendinizi anlatan bitip tükenmez satırlardan biliyorum. İnsanın erkeğine adam, karşıtına da kadın denir. Nerede ve hangi cümle içinde kullanıldığından bağımsız olarak bunda nezaketsizlik aramak komik.

Konuya burdan girip de neden, zaten insan olarak sahip olmanız gereken meziyetleri saydığınızı anlamıyorum. Çalıştığınız insanların ünvanları ile kendinizi niye özdeşleştirdiğinizi anlamıyorum. Benim yorgunluğumu anladığınızı belirtmek için, benden yola çıkarak kendinizi tekrarlamanızı anlamıyorum. Her birimize sayın demenin forumun ve yazım kurallarının gereği iken niye kendinizden kaynaklanan bir şey sanmanızı anlamıyorum. Bana dostluk tavsiyesi verecek kadar da dostum olduğunuzu sanmıyorum.

Ha... Son anda aklıma geldi. Size bayram öncesi özel mesaj göndermiştim. Halen cevap alamadım. Niye ki acaba,yarım saat uzaklıkta mı bulunduğumdan? Bende nezaketten sormuştum. yoksa bilmez miyim cevabını.

Saygılarımla

bayindirmevki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 09:33   #24
Ağaç Dostu
 
kazim polat's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-02-2007
Şehir: Ödemiş-İZMİR
Mesajlar: 366
Galeri: 1
Arkadaşlar merhaba.
Uzunca süredir bu başlığı ilgiyle takip edenlerdenim. Ancak son zamanlarda ne yazık ki bu ilgimin sönmesi aşamasındayım. Çünkü artık bu başlıkta dostlarımızın neler yaptıkları, ya da neler yapmayı planladıklarından çok ikili atışmalara yer verilmekte. Bırakın, isteyen istediğini yapsın, istediğini de yapmasın. Buradan almanız gereken birşey varsa onu alın, yoksa eğer, sessiz kalın. İnsanlara ya da doğaya verilen bir zarar varsa görmezden gelin anlamında değil tabii ki bu sessizlik, ikili çekişmelere girmeme anlamında.
Lütfen verilen emeklere saygı gösterelim ki dostlarımızın hevesleri kırılmasın. Tecrübelerini bizimle paylaşmaktan vazgeçmesinler ki, biz de onlardan faydalanabilelim, heyecanlanalım. Lütfen.

kazim polat Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 22:22   #25
Ağaç Dostu
 
bayindirmevki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-07-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 442
Hepinize merhaba

Haklısınız. Kazım bey.

Sessizce izlemeyi tercih edenlerdendim. Onca beton hesaplarına dayanamadım. Doğa bunun neresindeydi? Bunu belirtmeye çalışırken kırıcı oldumsa af ola, özellikle de Therapido kardeşimden. Bir gün karşılaştığımızda bugünleri anarak çay içeceğimizden ve çok iyi anlaşacağımızdan eminim.

Haklısınız. Heyecanlanalım,

Saygılarımla

bayindirmevki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 10:03   #26
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 81
Merhaba
Kazım Bey'in "tartışma" fikrine katılıyorum. Kendi adıma hep yaşadıklarımı anlatmaya çalıştıysamda haddimi aşmış olabilirim. Bu yüzden, bir kısmına dahil olduğumu düşündüğüm uyarısını üzerime alıp susuyorum. Sadece konuşulanların "kaçış"ın teknik durumlar kısmı dışında ruhsal kısmınında bir değerlendirmesi olduğunu düşünüyorum. Diğer üyelerin/okuyanların canını sıktıysam özürdilerim.

Saygılarımla
Kerem AKYAR

Ps. Grand Design programı ile ilgili daha öncede bir kaç yazışma olmuştu. Tüm sezonları elimde mevcut. İndirmek biraz uzun sürüyor (1,5 ay sürdü), temin etmek isteyen varsa özel mesajla bana ulaşabilirler.
http://www.channel4.com/4homes/on-tv/grand-designs/


Düzenleyen therapido : 30-09-2009 saat 10:58
therapido Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 11:10   #27
Ağaçsever
 
rohlfs's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-07-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 97
Galeri: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi bayindirmevki Mesajı Göster

Çekip gitmek; kendinizi geride bırakıp gittiğiniz yere uyum sağlamaktır. En hayırsız otu, ağacı yerinden sökmemektir. Araziniz eğri-büğrü diye beton döküp düzlememektir ki o eğrilerde doğanın onlarca yıllık sırrı vardır. Tonlarca taşı ocaktan alaçak çep zenginliği değil, eski evlerin yıkıntılarını değerlendirecek gönül zenginliğidir. Bahçe çitinizi yaparken beton direkler değil, çürümüş kalasları kullanabilmektir. Börtü-böcekten korunmak değil onlarla beraber yaşayabilmektir. Doğayı eksiltmeden arttırabilmek, şehrin kültür ve birikimini yaptığımız işlere yansıtırken sakil düşmemektir. Dışardan bir yabancı baktığında sanki bin yıldır oradaymışcasına.
Merhaba,

Bir süredir takip edemiyordum forumu, bu aralar vaktim var ve bu konu ile her zaman ilgili olduğumdan okumaya başladım tekrar. Sayın bayindirmevki'nin yazdıkları beni çok etkiledi, içinde kendimi ve eşimi bulduğumdan belki.

Ben şehirden kaçmadım, şehir hayatını çok seviyorum. Fakat eşim şehirde öğrencilik hayatı dışında hiç yaşamadığından Alanya'da küçük bir köye yerleşmiş. Doğayı çok sevmemden ötürü buraya eşimin yanına gelmekte tereddüt etmedim. Fakat köy hayatı yaşamak için doğayı çok sevmenin yetmediğini yaşadıkça anladım, anladıkça da öğrendim.

Sayın bayindirmevki'nin dediği gibi, gittiğiniz yeri kendinize uydurmak değil asıl olan, gittiğiniz yere uyum sağlamalısınız. Doğayı sevmek onu her yönü ile kabullenmektir. Evet eğrilikleri, böcekleri, sinekleri, taşı, dikeni ve dahası...

Ben açıkçası örümcekten, kertenkeleden, yılandan çok korkardım. Ahşap bir evimiz var, ve bunlar eksik olmuyor bazen evin içinde bile. (henüz yılan girmedi evimize)

4 seneyi geçti burada yaşıyorum. Alıştım, uyum sağladığımı düşünüyorum şimdi. Doğa başka bir şeymiş, doğanın içinde yaşamak, alışmak ve uyum sağlamak başka. Doğa sadece bir manzara değil ki, yaşıyor, bizim gibi nefes alıyor, içerisinde hayatlar var, milyonlarca yıllar var.
Ben mümkün olduğu kadar doğal malzemeler kullanılmasından yanayım. Bu arada eşim ile aramızdaki en güzel bağlardan birini oluşturan bu düşüncelerimiz.

Belki de uzun yazdım diyerek bitirmek istiyorum. Kimsenin canını sıkmak istemem. Sayın bayindirmevki'nin yazısını okuyunca sadece bunları yazmak geldi içimden.
Hepiniz sağlıcakla kalın, sevgiler.

rohlfs Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-09-2009, 18:31   #28
Ağaç Dostu
 
RİKO's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-06-2009
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 124
merhaba,
son bir iki günün yazılarını okudum biraz evvel.bence başta ali bey olmak üzere beton kullananlara karşı gereksiz bir yüklenme oldugu kanaatindeyim.bir köy geçmişim olmasa da çocuklugumdan beri yaptıgım sayısız köy tatillerimin sonucunda edindiğim net fikir şudur ki;köylü ''doğa bilinci gelişmiş bir şehirli'' kadar ne doğasına sahip çıkar ne de onu korumak için bir çaba gösterir. parayı buldugu an o canım taş evini yıkar ,gerekiyorsa imarını alıp üstüne üç katlı beton evini diker.bir güzel de içinde fotograf cektirip havasını atmak için şehirli akrabasına,komşusuna gönderir. o yüzden ali bey gibi zorluklarla mücadele ederek köydeki acemi varlığını başarıyla sürdüren insanlara evinin önüne iki metrekare beton döktü diye fazla yüklenmeyelim bence...bu betonla ne doğa kirlenir ,ne de onu dökmeyince doğa kurtulur. ayrıca bakın hosseda da aynı şeye deyinmiş:

''Benim arkamdaki köylü komşumun evinde ki beton yüzölçümü bendekinin en az 5 katıdır. Eleştirileriniz doğru değil. Beton zaten gidiyor oralara, bizler inanın daha dikkatliyiz o konularda.

Çit direklerimin tamamı ahşap. Ustaya sizin eski çitler nasılsa öyle çit olacak diye ısrar ettim. Ama o kadar ahşap bulamam dedi. Demir direkde ve kafes telde ısrar etti. Zorla demir satan yere götürdü, listeyi hazırlarlarken ben vaz geçtim çitten dedim çıktım mağazadan. Ve sonunda aradığım ahşap direkleri buldum ve çitler köylülerinki gibi ahşap ve dikenli telden oldu ( ama burada da ters bir durum var, ben ahşap çit yaparken köylü bağını domuzdan korumak için altı tamamen beton temel, demir direklere dayanan, kafes teller ile örmekte köyün dört bir yanını. Arada onlarada kızın bence, eskiyi korumuyonuz diye).''

RİKO Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-10-2009, 12:49   #29
Ağaçsever
 
İncifem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 98
Eski evlerin yıkıntılarını değerlendirecek gönül zenginliğidir.


Düzenleyen İncifem : 08-05-2013 saat 01:36 Neden: Düzeltme
İncifem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-10-2009, 08:03   #30
Ağaçsever
 
İncifem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 98
insanlar bulundukları yerden hada da yüksek yere gelerek refah içinde yaşasınlar isterim. Bu herkez için geçerli.


Düzenleyen İncifem : 08-05-2013 saat 01:40 Neden: .
İncifem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 16:03.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2026