PDA

View Full Version : Asoo / Hayalbağ




Sayfalar : 1 [2]

Asoo
26-06-2020, 11:41
Sayın Asoo, tavuklarla ilgili deneyimlerinizi okurken, kendim yaşamış gibi yoruldum.

Ne zor işmiş?

Sözü uzatmadan, size kolaylıklar diliyorum.

Teşekkürler.

Bir o kadar da keyifli.




Asoo
26-06-2020, 12:54
Aklıma geleni paylaşayım.
Yarkaları ayırsanız. Üstünü kümes teli ile kapladığınız küçük bir alanda dolaşsalar.
Büyük tavuklara da saldırı olur mu bilmiyorum ama olasılık azalır.

Biz biraz daha kalıcı olsun, tabiattan daha çok faydalansınlar diye tüm gezinti alanını örtmeyi planlıyoruz. O iş uzarsa dediğinize benzer bir şey yapabiliriz.

Sanırım yarkalar olmasa tavuklara da dadanır. Yarkalar horozun uyarılarını daha az dinliyor, sürü disiplinini bozuyorlar. Kolay av oluyorlar.

MeyveliTepe
26-06-2020, 13:08
Gezinme alanında bir kaç yere koloni oluşturup tavukların içine kaçabileceği bitkiler ekin. Bu şekilde yırtıcıyı farkeden tavuğun içine kaçabileceği gizlenme alanları yaratmış olursunuz. Örneğin birbirine yakın yer elması öbekleri çok iyi gizlenme ve kaçma alanı oluşturuyorlar.

Asoo
26-06-2020, 13:17
Gezinme alanında bir kaç yere koloni oluşturup tavukların içine kaçabileceği bitkiler ekin. Bu şekilde yırtıcıyı farkeden tavuğun içine kaçabileceği gizlenme alanları yaratmış olursunuz. Örneğin birbirine yakın yer elması öbekleri çok iyi gizlenme ve kaçma alanı oluşturuyorlar.

Dün oğlumla, gezinme alanında hiç ağaç veya çalı olmaması üzerine konuşup dertlenmiştik.

Dertlenmiştik de, tek yıllık bitkiler hiç aklımıza gelmemişti. Birkaç yer elması yaprağı verip test edeyim.

Severek yedikleri bir şeyse barındırmazlar. Olmadı alternatif bitkiler düşüne biliriz.

camouflage
10-07-2020, 22:14
Sabırlar diliyorum. Yonca ekebilirsiniz. Hem yer, hemde atmacadan aralarına saklanabilirler. Hatta bu işi fasılalı olarak iki bölümde yaparsanız sürekli yemelik yoncaları olur.

Asoo
11-07-2020, 15:00
Sabırlar diliyorum. Yonca ekebilirsiniz. Hem yer, hemde atmacadan aralarına saklanabilirler. Hatta bu işi fasılalı olarak iki bölümde yaparsanız sürekli yemelik yoncaları olur.

Teşekkürler.

Arazimiz eskiden tamamen yonca için kullanılmış. O yüzden her yerde muhtelif otlarla beraber yonca var.

Gezinti alanı olarak çevirdiğimiz 500m2 yerdeki yoncaları dahi bitiremedi keratalar.

Yoncaya özel bir ilgileri yok. Diğer otları ne kadar yiyorlarsa yoncayı da o kadar yiyorlar. Ve bu gidişle bu alanı tamamen kurutamayacaklar.

Asoo
11-07-2020, 16:01
711366

Geçenlerde güneş henüz doğmadan bu fotoğrafı çektim. Uzak mesafeden dolayı devamlı müşterimiz atmaca net çıkmamış.

Ama yüzsüzlüğü fotoğraftan anlaşılıyor her halde.

devrann
12-07-2020, 12:51
https://www.youtube.com/watch?v=bWYhoqy91cI

Merhaba başınız yırtıcılarla belada gibi sanırım video'daki gibi bir tünelin bu soruna çözüm olması muhtemel özellikle yırtıcı kuşlara karşı.Hem tavuklar canlarından olmadan rahatça dolaşırlar hemde etrafı pisletmezler.İlk duruma göre biraz hapis hayatı gibi olacak yarka ve tavuklara ancak bu sayede ilk teli aşan azimli tilkilere ikinci bir bariyer görevide görecek.

Asoo
12-07-2020, 20:31
Merhaba başınız yırtıcılarla belada gibi sanırım video'daki gibi bir tünelin bu soruna çözüm olması muhtemel özellikle yırtıcı kuşlara karşı.Hem tavuklar canlarından olmadan rahatça dolaşırlar hemde etrafı pisletmezler.İlk duruma göre biraz hapis hayatı gibi olacak yarka ve tavuklara ancak bu sayede ilk teli aşan azimli tilkilere ikinci bir bariyer görevide görecek.

Çok güzel bir fikir. Bitmek tükenmek bilmeyen notlarıma ekledim bile.

Şu an bu başlıkta organik ayarında yumurta üretip, çevremize satmak üzere bir sistem kurma gayretlerimizi paylaşıyorum. Geniş bir alanda gezinmediklerinde, elde edilecek yumurta ve eti müstakbel müşterilerimize gönül rahatlığıyla satamayız.

Planlarımda ev civarında kümesler yapıp süs tavukları yetiştirmek de var. Tünel sistemini burada kullanabilirim.

Asoo
13-07-2020, 13:39
Sayfa, hep tavuk mesajları üzerine ilerliyor. İlerliyorlar da, tavukla yatıp tavukla kalktığımızı zannetmeyesiniz.

Her ne kadar dolu, soğuk, kırağı vs. sebebiyle bahçecilik faliyetlerimiz bitkisel hayata girse de, çıkmadık candan ümit kesmeyiz.

Hatta bazen ümit verici, hayata gülümsetici şeyler de olmuyor değil.

Sonbaharda sade kum içine çeliklediğim güller, birkaçı hariç tuttu gibiydi. Özellikle sarmaşık güller pek iştahlı sürgünler vermişti. Biri boyuna posuna bakmadan çiçeklenmiş.

711419

Yakında kumdan çıkarıp ya kalıcı yerine, ya da fidan torbalarına almam gerekecek.

Muda
13-07-2020, 23:56
Sonbahardan önce tüpler veya başka bir yere dikerseniz tutma şansları çok az olur. Sonbaharda kalıcı yerlerine tayinlerini çıkartırsınız.

Asoo
14-07-2020, 09:51
Sonbahardan önce tüpler veya başka bir yere dikerseniz tutma şansları çok az olur. Sonbaharda kalıcı yerlerine tayinlerini çıkartırsınız.

Sayın Muda.

Kumu nemli tutmakta zorlandığımdan acele ediyordum ama biraz daha sabredeceğiz artık.

Kumda besin olmaması insanı tedirgin ediyor biraz.

Asoo
14-07-2020, 10:15
Tesadüfen Erol Okutucu isimli bir beyin sitesinde, çelikle gül üretimi hakkında bir yazıyı kendime mihmandar edinmiştim.

Bu mesajlar sonrası bilgilerimi tazeleyeyim dedim, bir kez daha baktım. Yazının sonuna gelince fark ettim ki kaynak agaçlar.net miş.

Asoo
16-07-2020, 21:33
Malumunuz olduğu üzere kazıklanmayı kabullenerek tavuklarımızı ve yarkalarımızı almıştık. Nitekim her şey planlandığı gibi gelişti.:D

Tavukların yaşlıca olduğunu tahmin ediyoruz. Yarkalarımız da ırklarının özelliklerini pek karşılamıyor gibi.

Zaten bu başlangıç sürümüz olacak, sonrasında saf ırklarla sürümüzü büyütecektik. Sürü büyüdükçe ilk aldıklarımızı yavaş yavaş eksiltip, Hayalbağ'da kendi kendine yenilenebilecek bir sürü sahibi olacaktık.

Hemen bir adım daha atalım dedik. Birinci saf ırk olarak RIR almaya karar verdik.

Rhode island red (RIR) doğadan iyi beslenen, dayanıklıca, uzun süre verimde kalan ve kesildiğinde et de veren bir ırk.

Bir süredir sosyal medyadan takip edip ciddi ve güvenilir bulduğum bir üretici ile irtibata geçtik. Elindeki iki günlük 25 adet civcivi aldığımızı söyleyip civcivlerin ücretine yol parasını da ekleyip hesabına gönderdik.

İki gün sonra civcivlerimiz Rize'den yola çıktı. 80 km yol tepip, Bolu yakınlarında otoban üzerinde bir mola yerinde, sabaha karşı 04:00 te kuşcuklarımızı teslim aldık.

Şunun güzelliğine, şirinliğine bakar mısınız?


711497


Kullanmadığımız bir odamızı onlara ayırdık. Sık sık gidip seyrediyoruz.
Çok keyifli bir uğraş oldu bize. Eşinmeye çalışmaları, koşmaları, su içmeleri hepsi bir başka tatlı.


711498

Dutlubahçe
16-07-2020, 22:17
Maşallah. Hayırlı, bereketli olsun.

Bir gün semt pazarına giderken ' yalan söyleyen pazarcıdan alışveriş yapmıyacağım' dedim kendi kendime. Eve eli boş döndüm.

Asoo
14-08-2020, 22:04
Bu gün RIR civcivlerimiz 36 günlük oldular.

15-20 gün kadar evdeki kullanmadığımız odada ağırladığımız misafirler ortalığı öyle bir kokuttu ki anlatılmaz.

Hanım baya sabretti. Pek bir şey de demedi. Ama bir sabah evin arkasındaki yarım kümese inşaat malzemeleri taşımaya başlayınca durumun ciddiyetini anlayıp, hemen bodrumda geçici bir yer ayarladım.

Bir hafta içinde evin arkasındaki kümesi bitirip yavruları oraya taşıyacağım. Artık ısıtmalı bir ortam olmadan da yaşayabilirler diye düşünüyorum.

Bakın!

Hayli büyüdüler.

712132

Asoo
14-08-2020, 22:18
Birkaç veri ile civciv maceramızı anlatayım.

İlk geldiklerinde ölçmedim ama 40 gr kadar olmalılar.

25 afacan, 36 günde tam 20 kg yem tüketerek ortalama 380 gr ağırlığa ulaştılar.

Ortalama 380 gr ama ilginç bir şekilde en küçüğü 270 gr, en büyüğü 420 gr. Diğerleri ortalamaya çok yakınlar.

Yavaş yavaş horozlar anlaşılmaya başladı. Ama öyle haraketliler ki sayım yapılmıyor. Birkaç gün içinde sayacağız.

Asoo
22-08-2020, 12:29
Dün civcivlerimizin altlarını temizlerken, merak içinde olduğumuz horoz sayısını da tespit etmeye çalıştık.

Her ne kadar tecrübemiz olmasa da ibiklerinin büyüklüklerine göre sayım yaptık. Bizi tereddütte bırakan iki taneyi de horoz kabul ettik.

11 horoz, 14 tavuk adayımız var.

Kızlarımızın daha çok olmasını istiyorduk. Ama %50 ihtimal olduğuna göre bu oran da bizi memnun etti.

Asoo
22-08-2020, 13:02
Etlik tavuk olarak da Fransa'nın meşhur tavuk ırkı bresseyi tercih etmiştik.

Bresse tavukları Fransızların gurur kaynağıymış. Kırmızı ibik, beyaz tüyler ve mavi bacaklarıyla Fransız bayrağını çağrıştıran bu hayvanlar, dünyanın en lezzetli tavuk ırkı olarak biliniyormuş.

Biraz fazla yem tüketimleri olduğu söylense de hızla büyüyerek bu açıklarını kapatıyorlarmış. Hızlı dediysem, ticari et tavukları gibi 45 gün aklınıza gelmesin. 4-5 ayda kesime geliyormuş.

Fransa'da temizlenip paketlenen bresseler, alâmet-i fârikaları olan mavi bacaklarıyla beraber marketlerde satılırmış.

Bu anlattıklarımın hiç biri tecrübe ürünü değil. En azından şimdilik.

Asoo
22-08-2020, 13:21
İki gün önce Bursa'dan Mete Küçükdüğenci'den Bresse edinmeyi başardık. Neredeyse üç aydır görüşüyorum. Sanırım üretimi talebe yetişmiyor.

Nihayet Mete Bey'den 17 adet Bresse iki adet de rir civciv temin ettik. Bunların da yem tüketimlerini ve ağırlıklarını not alacağım.

Ama 17 tanenin 4 tanesi 5-6 gün kadar daha büyük. 2 adet de rir olunca, Rize'den gelen rir ların yem tüketimi ve büyümeleri kadar sağlıklı veriler elde edemeyeceğim.

İşte minikler.

712264

En büyüğü 99, en küçüğü 33 gr.

Asoo
15-01-2021, 13:51
Satın aldığımız RIR ve bresse civcivlerimizi büyüttük. Ama özellikle RIR civcivlerimizde çok kayıp yaşadık.

21. haftada bresseler, 25. haftada RIR lar yumurtlamaya başladılar.

Yetişkin olarak aldığımız soyu sopu belli olmayan tavuklardan da iyi kötü yumurta alıyoruz. Ama bir aya yumurtlar diye verdikleri yarkalardan hala yumurtlamayanlar var. Bize geleli 8 ay olmuş.

Millet yumurta pahalı diye söyleniyor.

Gelin de pahalı yumurtayı bizde görün!

8 aydır yumurtlamayan tavukları ve 13 tane horozu besliyoruz.

Şikayetçi olsak da kendi büyüttüğümüz horozlar öttükçe, tavuklarımız ilk yumurtalarını verdikçe büyük keyif yaşıyoruz.

Bresselerden birinin ikinci veya üçüncü yumurtası:

715634


Anaç tavuklar da bazen ayar tutturamıyorlar. Bu yumurta kendi rekorumuz. İnsanın avucuna sığmıyor maşallah.

715635


Bu iki yumurtayı yumurtlayan hayvanların kiloları aynı.

715636

Not :

XL- Çok büyük (73 gram ve üzeri)
L- Büyük (63-73 gram)
M- Orta boy (53-63 gram)
S- Küçük (53 gramın altında)

Dutlubahçe
15-01-2021, 17:31
Satın aldığımız RIR ve bresse civcivlerimizi büyüttük. Ama özellikle RIR civcivlerimizde çok kayıp yaşadık......




Büyümüş hallerini görmek isterdik.

Muda
15-01-2021, 18:48
Bazı tavuk yumurtaları özellikle genç olanlarda çift sarılı yumurta oluşturabiliyorlar. Çoğunlukla çift sarılıları çiftliklerde sanırım sivri olması nedeni ile ayırabiliyorlar. Ben uzun yıllar çift sarılı yumurta aldım. Ancak şimdilerde pek bulamıyorum. İçlerinde tek sarılı yumurtalar da çıksa çift sarılı yumurta çıkması güzel oluyor. Bir kere üç sarılı yumurta da çıktı. Arkadaşımda bulunan tavuğun biri bir kere normal yumurtlarsa sonraki yumurtlamasında çok iri yumurta yapıyordu. Tabi beslenmenin de önemi olduğunu düşünüyorum bu durumda.

Asoo
17-01-2021, 16:37
Büyümüş hallerini görmek isterdik.

RIR horoz:

715665


RIR tavuk:

715666


Bresse tavuk ve horoz:

715667

Maşallah diyelim.

Tüm acemiliklerime, hatalarıma rağmen bu hale geldiler.

Maalesef tavukların direnci horozlara göre daha düşük galiba. RIR ve Bresselerde pek az tavuğumuz bolca horozumuz büyüdü.

Dutlubahçe
17-01-2021, 18:18
RIR horoz:

715665


RIR tavuk:

715666


Bresse tavuk ve horoz:

715667

Maşallah diyelim.

Tüm acemiliklerime, hatalarıma rağmen bu hale geldiler.

Maalesef tavukların direnci horozlara göre daha düşük galiba. RIR ve Bresselerde pek az tavuğumuz bolca horozumuz büyüdü.

Maşallah.

Hayırlısı ile kışı atlatınca, işler kolaylaşır ve kümes şenlenir inşallah. Belki civcivlerinizi kendiniz çıkarırsınız.

camouflage
25-04-2021, 20:33
Habersiz bırakmayın bizi sayın Asoo ��

Asoo
13-06-2021, 13:57
Habersiz bırakmayın bizi sayın Asoo ��


Sayın Camouflage ve tüm dostlar. Uzun zaman olmuş gerçekten. Mesajınızı gördükten sonra da bir süre yazamadım, üzgünüm.


Hayli zamandır ruhumda bir durgunluk vardı. Bedenimdeki güç ise durgun ruhumun taleplerini bile karşılayamıyor. İsteksizken çabuk da yoruluyorsanız ortaya bir iş çıkmıyor.

Nedir bu hallerin sebebi diye soruyorum kendime. Net bir cevap bulamasam da, birkaç ihtimal var gibi.

Bu salgın baş aktör gibi.

"Issız bir yerde yaşıyorsun şanslısın." dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız üstelik. Ama yine de farklı bir şekilde etkileniyoruz.



Adamın biri ishal şikayetiyle hastaneye gitmiş. Fıkra bu ya: Hastaneden kaçan bir deli ile karıştırılmış, tüm itirazlarına rağmen gömleği giydirip bir yere kapatmışlar. Kaçan delinin doktoru da izinde olunca adamcağız bir hafta orada kalmış. Doktor geldiğinde durumu fark edip adamcağızdan özürler dilemiş. Belki bir faydam dokunur diye:

"Hastaneye niçin gelmiştiniz?" demiş.

Adamcağız, "İshal şikayetim vardı," diye cevaplamış.

Doktor, "Şimdi nasılsınız, şikayetleriniz geçti mi?" diye sormuş.

Adam, "Hala ishalim, ama artık kafama takmıyorum," demiş.



Bu fıkrayı çok severim. Pek farklı konular üzerine anlatmışımdır. Şehir ahalisi artık pek takmıyor gibi.



Ara ara yaptığımız günübirlik İstanbul seyahatlerimiz ve Göynük'teki, bir hafta, on gün arayla yaptığımız alışverişlerimiz hariç kimseyi görmüyorum.

Köyde biri birine gidip gelenler var. Ama çoğunluk ev ziyaretlerini kesti. İki senedir bahçelerde ayaküstü konuşabiliyoruz. Ama Rasim Aga'nın sırtını sıvazlayamamak bana her geçen gün daha ağır geliyor.

Köy camisinde virüs korkumuz yok. Zaten haftada bir namaz kılıyoruz, onda da herkesin yeri belli. Benim yerimde salgından bu yana benden başkası namaz kılmamıştır sanırım. Sosyal mesafe de misliyle.

Ama çok özledim:

Omuz omuza namaz kılmayı.

İtiyad haline getirmeye çalıştığım itikafı.

Kalabalık mescitlere erkenden gidip, doluşunu seyrederken, "Eyvah ön safları kaçırıyorum," diye içimden geçirmeyi.





Ben tabiatım gereği temastan pek hoşlanmam. El sıkışmak bile bazen zor gelir. Daha doğrusu ben öyle sanıyordum.

Meğer öyle değilmiş. Birkaç sevenim ziyarete geldi bu dönemde.

Hele biri, üniversiteden arkadaşım Murat.

"Yârin yanağından gayri" her şeyi paylaştığımız Murat.

Hani şu yirmi beş senedir görmediğim Murat.

Zamanın onu bir yerlere, beni başka yerlere savurduğu, farklı farklı dönüşümlere uğrattığı gerçeğine rağmen, sımsıkı sarılma iştiyakını paylaştığımız Murat.

Olmadı.




Bizim evin bir adeti vardır. Hemen her şeyi en hassasımıza göre ayarlarız. Mesela Eşim bize göre temizlik konusunda daha hassas olduğundan, diğer bireyler onun ölçülerine uymaya çalışırız yapabildiğimizce.

Eşim ve kızım covid-19 olmama konusunda çok hassas. Kızım bu dönemde dışarıda yemek yememek gerektiği görüşünde. Harçlıklarını biriktirmiş. "Şu iş bitsin, arkadaşlarla gidip, elle yemek hazırlanan her yeri dolaşacağız," diyor.
İkinci turu da bana söz verdi.




Bir de ölüm oldu köyümüzde. Canbaz İsmail'i uğurladık.

Ne var bunda, zaten yaşlıydı, beklenen bir şeydi. Neden aklımı meşgul ediyor bu ölüm? Bir süre cevap bulamadım. Sonra jeton düştü.

Köyde 17 kişiyken 16 kaldık. Oranlarsak İstanbul'da 1 milyon kişinin ölmesi gibi bir şey.

Yalnız kalan Ayşe Teyze'nin vahim halini gözlemlemek de cabası.



Bu arada kayınpederimin kanser olması moralimizi, hayat arkadaşımın çoğu zaman onun yanında olması düzenimizi alt üst etti.


Parasızlık ayrı bir problem. Verandamızı düzenleyemedik. Bodrumun ve garajın kapısı yok. Ufak tefek inşaat işleri var. Vs. vs. Müstakil evde oturanlar beni anlar. Parasızlık deyince yanlış anlaşılmasın temel ihtiyaçlardan arta kalan kısım bu işlere yetmiyor.


Bahçeden yana da işler pek iyi gitmiyor. Pek çok ağacım gibi huş fidanım da büyümüyor. Yılda 10 cm büyünür mü kardeşim?

Tavuklarda ayrı bir alem. İyi kötü yumurta alıyoruz. Hatta satıyoruz bile. Ama bir türlü çözemediğimiz şekilde ara ara ölümler oluyor. Belki de zayıfların elenmesi gerekiyordur.

Çok karamsar bir yazı oldu, farkındayım. Sıkıntılarımız da var. Ama başarı ile mutluluğun hep beraber anıldığı çağımıza inat mutluyuz.

Mutluyuz eşim ara ara bir haftalığına köye geldiği için.
Mutluyuz birkaç güne kaz yavrularımızı teslim alacağımız için.
Kuluçka makinasına koyduğumuz yumurtaları beklediğimiz için mutluyuz.
Soğuktan etkilenen meyvelere inat üşümeyenler için mutluyuz.
Büyümeyen onca fidana rağmen, iyi gelişen kayısı fidanı için mutluyuz.
Birkaç güne papatya denizinde yürüyeceğimiz için, doğan güneş, yükselen ay, alınan nefes için mutluyuz.

Vesselam.

TCM
14-06-2021, 15:33
Pek güzel yazmışsınız... Hatta pek çok güzel olmuş. TRT Belgesel izler gibi oldum. Yazım yanlışı yok, özenle belki saatler sürmüş yazması, emek harcanmış belli... Her şey gönlünüzce olsun...

Asoo
15-06-2021, 18:29
Sayın TCM teşekkür ederim.

Tüm dilleri Allah'ın yarattığını ve tüm yaratılanlara nasıl saygı gösterip, onlarla uyum içinde yaşayıp, onlardan güzellikler devşirmemiz gerekiyorsa, dilimize de böyle yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Asoo
15-06-2021, 19:41
Birkaç hafta önce Mürüvvet Hala'nın oğlu kaz civcivi alacağını söylemişti. Hemen bize de almasını tembihledim.

Bir vakit sonra yukarılardan kaz sesleri gelmeye başlayınca, ekildiğimi düşündüm.

Meğer komşumuz, kaz satıcısının son kaz civcivlerini ve annelerini alıp, sonraki partiden bize rezervasyon yaptırmış. :)

Tam aklımızdan sildiğimizde, bir telefonla yeniden heyecanlandık. Birkaç güne kadar kazlarımıza kavuşacaktık.


Dün akşama doğru 5 adet civcivimizi aldık.

Irkı ne denince "kaz" diyorlar. Biraz zorlayınca "g35 miymiş neymiş," bilgisini alabildim.

Şimdilik "kaz" olduğu bilgisiyle yetineceğim.

Bunda şüphe yok. Ufacık şeyler inanılmaz yiyorlar maşallah.



719912

Hadi bakalım çocuklar, istemediğiniz kadar ot sizi bekliyor.

Portakal Rengi
16-06-2021, 09:15
Hayalbağ yavaş yavaş Hayalkümes e dönüşüyor gibi. :)
Kolaylıklar diliyorum.

TCM
16-06-2021, 13:39
... "g35 miymiş neymiş," bilgisini alabildim...

Yakında bize de böyle diyecekler herhalde...

'TCM11, Aso20, Prt48, Dtl32...

Asoo
10-10-2021, 10:00
Bu yıl tarımsal olarak kayıp bir yıl oldu. Mesela 150-200 kğ civarı domates hasadımız 1,5 kg civarı gerçekleşti. Tadımlık yetiştirdiklerimin bir kısmının tadına bile bakamadık.

Pek çok sebebi var tabii.

Başta beklenmedik Adana sıcakları, ardından gelen zemheri soğukları ve aniden bastıran yaz önemli. Pek çok fidemiz ya dondu, ya da gelişemedi. Doğa bize bir ilkbahar borçlu.

Kayınatamın hastalığı sebebiyle eşimin, vaktin çoğunda İstanbul'da olması bizim düzenimizi çok etkiledi. Hem işler bize kaldı, hem manevi bir boşluk oldu. "Eş" kelimesinin anlamını idrak ettim bu süreçte. Ölüm gibi ebedi bir kayıp kapıya dayanmadan idrak ettiğim için seviniyorum aslında. Söylenmemişleri söylemek, yapılmamışları yapmak için bir fırsat olmalı bu durum.

Kızımın üniversite sınavına hazırlanması, oğlumun askere gitmesi gibi olaylar da hayatımızı etkiliyor.

Ama konuyu asıl getirmek istediğim yer, nasıl kayınpederim bir döngünün sonundaysa, çocuklarım belirli bir aşamasında, çift olarak biz bir yerlerinde geziniyorsak, tabiatta da iç içe geçmiş pek çok dönemsel durum olduğu.

Asoo
10-10-2021, 13:10
Hayalbağ'da tabiatla baş başa beşinci yılımızı idrak ettik. Aslında "idrak" kelimesini, ulaşmak manasında kullandığımdan doğru bir seçim olmuş gibiyse de, yanlış çağrışımlara açık.

Henüz anlamaya, kavramaya çok uzağım.

Ama ucundan bucağından bir şeyler gözlemlemeye başladığımı hissediyorum.

İlk yıl inanılmaz erik vardı ağaçlarımızda. Bir daha böyle bol meyva göremedim.

Papatyamız hiç eksik olmadı Hayalbağ'da. Ama üç sene önce sanki özellikle tarımı yapılıyormuşcasına bir görüntü vardı. Tüm Anadolu'nun aşıklarına yeterdi de, yolunmamış taç yapraklar kalırdı yine. İki senedir onlar da sadece nöbetçi bir topluluk bırakıyorlar.

722099

Bunlar bu yılın nöbetçileri. (Biraz övünmek gibi oldu. Ama biz köylüler severiz köyümüzü övmeyi.) Kadraja girmeyen bölümlerde pek papatya yok.

Papatya kadar belirgin olmasa da birkaç çiçekte de bu sayısal dalgalanma oluyor.

Peki ya hayvanlar.

Bir sene, zaten çok olan köstebeklerimiz her yeri sardı. Çadırda ara ara kaldığımız dönemdi. Kapıya dikilip bakardım. Saymaya kalksan sayamazsın, o kadar fazla. Sonra köstebekler bize soğan patates, pırasa, sarımsak, turp, kereviz bırakmayacak kadar hep oldular, ama hiç o yılki gibi çok olmadılar.

Zaten tilkimiz pek bol. Ama papatya yılında daha da boldu. Aslında tilki kırk yılın başı görülen bir hayvan olması lazımken o yıl, üç gün görmesem dördüncü gün muhakkak görüyordum.

2020 yazı tam bir kabustu. Yer gök pire kaynıyordu. Bahçeye birkaç dakika çıksak pireleniyorduk. İlaçlar falan kar etmedi. Komşumuz Mürüvvet Hala çıldırma noktasına gelip, oğluna bostanı, evin bahçesini hep ilaçlatmış, kar etmemiş. Bu sene yaz bitti, sadece bir adet pire gördüm.

İki yıl önce bir sarıca arı istilası vardı. Kovanları talan ediyorlardı. Geçen yıl rahat eden arılar biraz kendilerine geldiler. Bu yıl da geldim geleli görmediğim arıkuşları peydah oldu. Hem de sürüler halinde.

Aslında sadece arıkuşu değil, tüm kuşlar bu nesil bereketinden nasiplerini almış görünüyorlar. Üçlü, dörtlü kol uçuşlarını gördüğümüz tahtalı güvercinleri, on beşli, yirmili sürüler haline gördük. Bu sene ilk kez baykuş sesiyle sevindik. Serçe ve sakaları tek tük görürken, sürüler halinde görmeye başladık. Ala karga ve karatavuklar daha sık arz-ı endam ediyorlar. Kuşlardan sadece en girişken komşularımız olan kızılgerdanlar bu sene pek azlar.

Aklıma gelenler bunlar.

Bu canlılar bir kaosun içinde mücadele halindelerken kah çoğalıp, kah azalıyor mu, yoksa bu bir kaos değil de çok karmaşık bir düzen mi?

Portakal Rengi
15-10-2021, 08:30
Bu yıl tarımsal olarak kayıp bir yıl oldu. Mesela 150-200 kğ civarı domates hasadımız 1,5 kg civarı gerçekleşti. Tadımlık yetiştirdiklerimin bir kısmının tadına bile bakamadık.

Pek çok sebebi var tabii.

Başta beklenmedik Adana sıcakları, ardından gelen zemheri soğukları ve aniden bastıran yaz önemli. Pek çok fidemiz ya dondu, ya da gelişemedi. Doğa bize bir ilkbahar borçlu.

Kayınatamın hastalığı sebebiyle eşimin, vaktin çoğunda İstanbul'da olması bizim düzenimizi çok etkiledi. Hem işler bize kaldı, hem manevi bir boşluk oldu. "Eş" kelimesinin anlamını idrak ettim bu süreçte. Ölüm gibi ebedi bir kayıp kapıya dayanmadan idrak ettiğim için seviniyorum aslında. Söylenmemişleri söylemek, yapılmamışları yapmak için bir fırsat olmalı bu durum.

Kızımın üniversite sınavına hazırlanması, oğlumun askere gitmesi gibi olaylar da hayatımızı etkiliyor.

Ama konuyu asıl getirmek istediğim yer, nasıl kayınpederim bir döngünün sonundaysa, çocuklarım belirli bir aşamasında, çift olarak biz bir yerlerinde geziniyorsak, tabiatta da iç içe geçmiş pek çok dönemsel durum olduğu.

Bu yıl bende sıfır çektim. Ne ürün ne tohum. Yandı, kavruldu hepsi. Günlük sulamaya geçtim yine de olmadı. 50 kök mısırdan bir koçan alamadım. Domatesler de öyle.
Biz bir şekilde ayakta kalsak da üretici olanlar nasıl yapacak ? İklim sürprizleri sürerse işler daha karmaşık olacak.
Bir bütünün parçaları olmaları durumunda, yaşam döngüleri birbirini dolayımlayacak zaten. İç içe olmasak da. Bir virüsün dünyadaki yaşamı değiştirdiği gibi.
Yine de keyif verenleri gözden kaçırmamakta, umudu sürdürmekte yarar var.

Asoo
15-10-2021, 14:24
Bu yıl bende sıfır çektim. Ne ürün ne tohum. Yandı, kavruldu hepsi. Günlük sulamaya geçtim yine de olmadı. 50 kök mısırdan bir koçan alamadım. Domatesler de öyle.
Biz bir şekilde ayakta kalsak da üretici olanlar nasıl yapacak ? İklim sürprizleri sürerse işler daha karmaşık olacak.
Bir bütünün parçaları olmaları durumunda, yaşam döngüleri birbirini dolayımlayacak zaten. İç içe olmasak da. Bir virüsün dünyadaki yaşamı değiştirdiği gibi.
Yine de keyif verenleri gözden kaçırmamakta, umudu sürdürmekte yarar var.


Nasrettin Hoca eşeğinin çok yediğine kanaat getirmiş. Her gün yemini biraz biraz azaltmış. Azalta azalta sonunda hiç yem vermemeye başlamış. Bir kaç gün sonra eşek nalları dikmiş.

Hoca "Tam yemeden yaşamaya alışacaktı ki vadesi yetti." demiş.

Allah Allah neden acaba!


Yahu koskoca Marmara denizi öldü, okyanuslarda plastik kıtaları oluşuyor... Saysam, sayfalarca sayabileceğim ekolojik çöküntüler oluşuyor, hala daha çok üretelim, daha çok tüketelim derdindeyiz.

Neymiş? Filanca ülkede elektrik ucuz olduğundan, o ülkede kripto para üretimine yatırım yapacaklarmış. Ürettiğimiz coinleri konserve yapın da Mars'a gidince ısıtır yersiniz.

Falanca sektörün ekosistemi, filanca endüstrinin ekosistemi diyorlar sağda solda. İnanın bana küfür gibi geliyor.

Son on yılda giysi olarak iki tane pantolon, birkaç takım iç çamaşırı 8-10 tane çorap aldım. (Tekstil ekosistemlerinden özür diliyorum.)Dolabımdakilere bakıyorum 250 yaşına kadar ufak tefek takviyelerle giyim sıkıntısı çekmem. Üstelik ben eskiden de giyime pek düşkün değildim.

İnanın bahçede türlü sebeplerden bir yerleri kazıyorum. Hemen her defasında homosapiens döneminden kalma buluntular çıkıyor. Bez parçası, pastan zor tanınan bıçak, konserve kutusu, ilaç kabı plastik şişe vs.

İyisi mi ben çıkıp biraz temiz hava alayım. (Hala varken fırsatı değerlendirmek lazım.)

Asoo
27-10-2021, 15:56
Geçen sene bostanda farklı domates türlerini işaretlemek için aralara mor lahana ekmiştim. Belleme, derin çapalama adetim olmadığından, bu lahanalar dokunulmadan kaldı. Tüm bakımsızlıklarına rağmen bazıları 20 santimetreye yakın çap yaptılar. Bazılarında hem tohum, hem de baş beraber oluştu.

722453


Bitki sapına bakınca anlaşılıyor.

Bakalım kaç sene dayanacaklar.

Asoo
24-09-2022, 15:22
Geçenlerde yürüyüş yaparken evimin 200m kadar uzağında bir ağaç gözüme ilişti.

Çocukluktan bu yana tabiata ilgili biri olduğumdan, daha önce görmemiş olduğuma şaşırdım. Çiçekleri ise hayli değişikti.

İnternette biraz araştırınca Papaz külahı olduğuna karar verdim.

https://www.researchgate.net/profile/Oezguer-Eminagaoglu/publication/267694906_Euonymus_L/links/5a2f9cc90f7e9bfe81705a90/Euonymus-L.pdf

Kiminin yaprağı kiminin meyvesini benzetemesem de en yakın tür "Euonymus latifolius (L.) Mill. " galiba.


Sonuçta yeni bir komşu sahibi olduk. Hem de pek havalı bir komşu.





726553

726554