agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Yaşantımızda ve Sanatta Bitkiler
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 30-05-2005, 20:07   #1
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,826
Galeri: 574
Sersem ve ağaç kültü

Ağaç, İslam öncesi Türk ve Anadolu topluluklarında da kutsaldır.Ağaç, toprağın derinliklerine varan kökleriyle, gök kubbeye doğru uzanan gövdesi ve dallarıyla, yapraklarıyla ve çiçekleriyle, meyva ve tohumlarıyla, her mevsimde kendini yenileyen özelliğiyle ve don değiştirmesiyle; insanlarda dini duyguların kabul edinmesine neden olmuştur.Bunun sonucu olarak da ağaç, yaşamın devamlılığının sembolü olarak benimsenmiştir.

Avrupalı ve bazı Türk araştırmacılar "Tahtacılar"ın Likyalıların torunlar olduklarını öne sürmektedirler.Yine bazı araştırmacılar Hozat'ta konuşulan lehçenin "Hurrice" olduğunu ileri sürmektedirler. Her iki yöredeki insanlar Alevi inancına sahip olduklarından ağaca bakış açıları da aynıdır. Maraş,Adana,İçel,Antalya, Muğla, İsparta, Burdur,Denizli, Aydın, İzmir,Manisa,Balıkesir ve Çanakkale illerinde yaşayan Tahtacılar orman işçiliğiyle uğraşırlar.

Tahtacılar gün doğmadan ormana varırlar.Güneşin ilk ışıklarıyla kesilecek ağaca önce niyaz ederler, af dilerler ve kesimine başlarlar.Daha sonra kestikleri ağaca tekrar "niyaz" ve "takdis" ederler. Yaşlı kadınlar kesmek zorunda kaldıklar ağaçlar için "ağıt" yakmaya başlarlar.Ağacın boylu-boslu, güçlü-kuvvetli, dürüst, yiğit ve erdemli ,meziyetli bir insana benzeterek ağlarlar...

Aleviler; meşe,ardıç,sakız gibi ulu ağaçları kutsayarak ve onların etraflarını taşlarla çevirerek ziyaret haline dönüştürmüşlerdir. Erzincan,Malatya,Elazığ,Tunceli yörelerinde; Sakız Baba,Ardıç Dede,Çitlenbik Dede,Çınar Dede,Buğday Dede,Nohutlu Baba, Çam Baba gibi bitki ve ağaçlara sıkça rastlamak mümkündür. Genç ağaçlar ve fideleri kesmek bir insan öldürmek kadar günahtır. Ağaç kültü; dağ ve su unsurlarıyla birlikte telakki edilerek "üçlü kutsallık" izafe edilir.

Pir Sultan Abdal:
"Öt benim sarı tanburam /Senin aslın ağaçtandır

Ağaç dersem gönüllenme/Kırmızı gül ağaçtandır."

Deyişinde ağaca verilen önemi vurgulamaktadır.

Hz.Muhammed'in biat aldığı ve Müslümanlarında ikrâr verdiği "Ridvan Ağacı"nı Halife Ömer kestirir. Aleviler bu ağaçın kutsiyetinden dolayı dallarını Ayn-i Cem'lerde dedeler "Tarık" (asa/sopa) olarak kullanmaktadırlar. "Üzerlik otu" kutsal kabul edildiğinden Cemevi meydanı açılmadan önce, ateşe (ocağa/küre üstüne) atılarak tütsülenir ve afsunlanır. Bu cins otlara veya boyalarının renklerine ilahi bir güç yüklenmiştir.

Tahta kılıç,gönüllülük temelinde Aleviliğe girişin ve ikna metodunun bir senbolü olmuş; tüm Alperenler bu tip bir kılıç taşımışlardır.

Cemevi'nin tahta kapısı Hz.Muhammed'i, eşik Hz.Ali'yi yanlar Hasan ile Hüseyin'i tahta kasanın üstü atkısı da Hz.Fatıma'yı temsil eder.Yani Ahşap kapı beşleri "Ehl-i Beyt"i senbolize ettiği için, Cemevine giriş bir seromoni gerektirmektedir.

Gaybi Baba; varoluşculuğu ağaçta şöyle tanımlamaktadır:

"Bir ağaçtır bu alem

Meyvası olmuş adam

Meyvadır maksut olan

Sanmaki ağaç ola"

Ozan, Adil Ali Atalay ise ağaçlar için :

"Hem ısıtan hem ışıtan

Bir güneşe benzer ağaç

Hem yeşerten hem yaşatan

Bir kaynağa benzer ağaç"

Sersem, Hubyar Köyünün tam karşısında dik bir yamaçta bulunan ve Kutsal bir çam ağacı ile su gözelerinin bulunduğu bir yerdir. Sersem'de bulunan çam ağacı yanık bir vaziyettedir. Gelen ziyaretçiler bu ağacın ayakta kalmış yanık dallarına ve etrafına dikilen yeni çam ağacına yapma beşikler asmakta ve dilekler tutup çocuk istemektedirler. Bu çam ağacı eski dönemlerde (tarihi tam olarak bilinmemektedir.) birileri tarafından "Kızılbaşlar buraya tapıyor" gerekçesiyle yakılmıştır. Çamın yanık kalıntılarından çok kalın , yaşlı ve görkemli bir çam ağacı olduğu anlaşılmaktadır. Burayı Alevi-Sünni tüm çevre köylerden insanlar ziyaret etmekte ve çocuk istemiyle adaklar adamaktadır. Hatta Sünni inançlı insanlar burayı ziyaret sonrasında doğan çocuklarına Sersem ve Hubyar isimlerini koymaktadırlar. Halen de bu isimde hayatta olanlar bulunmaktadır. Hubyar – Sıraç topluluklarında ise kutsallığı bakımından kesinlikle bu isimler konulmaz.

Sersem, Sersem Baba olarak da adlandırılmaktadır. Sersem Baba olarak adlandırıldığı zaman sanki burada bir yatır olduğu düşünülmektedir. Fakat burada böyle bir yatır mevcut olmadığı gibi bu konuda Hubyarlılar içerisinde hiçbir söylencede yoktur. Sersem'in yıkımında Hubyar Dedelerinden Karabeğ (Kara Hasan) ismiyle yaşayan kişi şu deyişi söylemiştir.

Hızır Sersem

Hubyar kendini çekti penana

Sersem kayıt oldu On iki imama

Kerbela da yatan Hüseyin gibi

Filcan kast eyledi değdi sineme

Az muratlar hep sağdılar balını

Düşünmedi Hubyar' ın yolunu

Kafire de bildirmedi halını

Şehitlik mi geldi Hızır Serseme

Hizmetini gören bir yeşil gelin

Horasan erenleri yetişin gelin

Ha Hasan elleri yetişin gelin

Alim seni çağırıyorum bugün dar günüm

Arşeleye çıkar sersemin önü

Açılsın zülfikar sallasın kını

Alim seni çağırıyorum bugün dar günüm

Şehitlik mi geldi hızır serseme

Kaynak: http://www.hubyar.org/ziyaret.htm

 
aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 22:58.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2021