agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Üretim, Bakım, Düzenleme, Temel Malzemeler > Temel Konular (Toprak, Gübre, Tohum, Sulama)




Reklam


Beğeni Düzeni91Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 20-07-2005, 18:34   #1
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 778
Galeri: 66
Gübre (çeşitleri, özellikleri, kullanım yerleri...)

Arkadaşlar merak ettiğim bir konu var.Babam çiçekler için meşe gübresi kullanıyor ve bunun işe yaradığını söylüyor.Bunu meşe ağacının etrafındaki üst toprağı alarak yapıyor sizce bu gerçekten işe yararmı?Ayrıca bunun ağaca bir zararı dokunurmu?

oktars Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 08:56   #2
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-07-2004
Şehir: Adana
Mesajlar: 3,565
Galeri: 277
bu konudaki araştırmalarım sonuç vermedi
ben de merak ettim

backyard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 09:10   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 778
Galeri: 66
Babam Babaeski'ye bağlı bir köyde yaşıyor.Ara sıra bende gidiyorum. Bu konuyu köydeki yaşlı amcalara açtım hepside bunun iyi geldiğini söylüyor.Acaba bu sadece bizim köye has bir uygulamamı?Bana çok ilginç geldi...

abay54 beğendi.
oktars Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 11:05   #4
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,802
Galeri: 584
http://www.isbank.com.tr/programs/bagis.asp?kod=20&c=1

Yukarıdaki linkte şöyle bir ibare var....


Alıntı:
Gölgesinde diğer bitkilerin yetişmesini teşvik eden, yaprakları toprak için doğal gübre oluşturan, palamudu (tohumu) hayvan yemi olarak kullanılan meşe ağacı, ekosistemin zenginleşmesine, biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunmaktadır. Derine inen kökleri ve yüksek toprak tutma kapasitesi ile meşe ağacı, erozyonla mücadele de önde yer almaktadır.
Demek ki keramet meşenin yapraklarında...Dökülen yapraklardaki besinler toprağa karışarak, toprağı verimli kılıyor...

aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 11:15   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-07-2004
Şehir: Adana
Mesajlar: 3,565
Galeri: 277
peki bu bir tek meşe ağacı için mi geçerliymiş?

backyard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 11:26   #6
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 778
Galeri: 66
Bence bunu etrafa yaymasak iyi olacak. Bunu duyanlar meşe diplerinden toprak almaya başlarsa herhalde iyi bir sonuç vermez.

oktars Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 11:35   #7
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,802
Galeri: 584
Alıntı:
peki bu bir tek meşe ağacı için mi geçerliymiş?
Ben şöyle bir tahminde bulunayım..
(bir yetkili gelene kadar..meydanı boş buldum sallıyorum..)
Meşe yaprağının yapısı benim gördüğüm kadarı ile daha sert ve kuvvetli.
Mesela çınarın yaprakları daha ince, meşenin ki ise daha kalın ve damarları ..
Belki bu damarlar, yapraklarda daha çok besin toplanmasını sağlıyordur.
Bu yüzden diğer bir çok ağacın yapraklarından daha fazla şey katıyordur toprağa..
Bu şey nedir, orasını bilmemiyorum, ama iyi bir şey olduğu kesin..
Ben bi koşu fakülte bitirip gelicem ..

abay54 beğendi.
aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 12:31   #8
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,973
Galeri: 28
Arkadaşlar sizin gübre diye bahsettiğiniz bildiğimiz humus tabakası olmasın. Anlattıklarınızdan bu anlaşılıyor. Humus toprağa düşen yaprak kuru dal v.b. bitki artıklarının toprakta bulunan mikroorganizmalar tarafından ayrıştırılması sonucu oluşur. Bu da çoğu yerde, fidanlıklarda, süs bitkilerinde toprağa takviye etmek için kullanılır. Oldukça besleyici olduğu için Babaeskide yerel olarak meşe gübresi deniyordur.

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 13:09   #9
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-07-2004
Şehir: Adana
Mesajlar: 3,565
Galeri: 277
bir de buralarda nohuttan ve tahinden yapılan bir meze var humus

backyard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 14:31   #10
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,973
Galeri: 28
aklın fikrin yemekte senin de

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 15:02   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 778
Galeri: 66
Arkadaşlar kısmetse yarın köye gideceğim.Bu konu ile ilgili uzman kişiler bulabilirsem bu durumu anlatırım gelirken numunede getireceğim eğer incelemek veya bakmak isteyen olusa kargo ile gönderebilirim.

oktars Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 21:37   #12
Ağaç Dostu
 
Kagan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-04-2005
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 333
Galeri: 54
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi backyard
peki bu bir tek meşe ağacı için mi geçerliymiş?
Bildiğim kadarıyla Akasyalar, Yalancı Akasyalar, Kızılağaçlar ve Baklagiller de toprağı azot bakımından zenginleştiriler.

Kagan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-07-2005, 23:42   #13
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,973
Galeri: 28
kagan hoşgeldin
hatırlayabildin mi siteyi sonunda

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-07-2005, 01:37   #14
Ağaç Dostu
 
Kagan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-04-2005
Şehir: Tekirdağ
Mesajlar: 333
Galeri: 54
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi yılmaz
kagan hoşgeldin
hatırlayabildin mi siteyi sonunda
Hoşgördük...

Br süreden beri yoktum... Yeni görev yerime (Tekirdağ-Malkara) gidip göreve başladım... Biraz da ana-babaya uğradık... Ama yine yok olacam... Sırada hanımın ana-babasını ziyaret ve taşınma işlemeri var...

Kagan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-07-2005, 01:49   #15
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,802
Galeri: 584
Hayırlı olsun, yakınlara gelmişsiniz

aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-07-2005, 08:17   #16
Ağaç Dostu
 
sezinci's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,973
Galeri: 28
O zaman hen hayırlı olsun hem de kolay gelsin diyelim

sezinci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-11-2005, 05:50   #17
Ağaç Dostu
 
Baki Berk Kayalar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-03-2005
Şehir: Catania - İzmit
Mesajlar: 761
Galeri: 73
Bitki Besinleri (Gübreler)

Annemin bir zaman önce almış olduğu Helin marka Yeşil yapraklı salon süs bitkileri için sıvı besini var. Elimdeki iğne yapraklılar ve diğerleri için bunu kullansam olur mu? Yanlış kullanıpta değerli konik ladinim başta olmak üzere diğer fidanlarıma zarar vermek istemiyorum.

Baki Berk Kayalar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-11-2005, 17:24   #18
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 778
Galeri: 66
Bonsai adayı fidanlarıma bu gübreden kullanıyorum 0,5lt suya bir kapak yeterli oluyor ve 15 günde bir veriyorum.Başlayalı yaklaşık 5 ay oldu bir problem yok.Kışa girdiğimiz için gübre olayını kestim artık vermiyorum.

Eklenen Resimler
 
oktars Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-06-2006, 09:16   #19
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 34,535
Galeri: 90
Bitki Besinleri

Farklı konuların içinde geçiyor ama bir arada olsalar erişim kolay olacak...

Konu, bilenlerin ellerinden öpüyor

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-06-2006, 14:22   #20
Ağaç Dostu
 
bonsaisever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-08-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 3,775
Galeri: 48
BİTKİ BESİN MADDELERİ:

Bugüne kadar bitki türleri üzerinde yapılan sayısız analiz sonuçları çeşitli bitki türlerin de organik bileşikler halinde 60 kadar elementin bulunduğunu göstermiştir. Bitkilerde organik bileşikler ya da bitki özsuyunda iyonlar halinde bu elementlerin ancak 17'si yüksek bitkilerin yaşamaları için mutlak gereklidir. Mutlak gerekli elementlerin birisinin bile eksikliği bitki gelişmesini engellemektedir.

Mutlak gerekli elementler; karbon, oksijen, hidrojen, azot, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, kükürt, demir, bakır, mangan, çinko, molibden, bor, klor ve sodyumdur.

Mutlak gerekli elementler arasında bitki kuru ağarlığının büyük bir bölümü nü C,O,H, N,K,Ca,P,Mg,S oluşturur. Bunlara Makro besinler adı verilir. Bitki kuru ağırlığındaki miktarları az ya da çok az olan Fe,B,Cu,Mn,Zn, Mo elementlerine mikro ya da iz elementler adı verilir.

Nitrojen -. Bitkide genç ve büyüyen kısımlarında bulunur. Tohum ve yaprakta bulunur. Topraktaki normal miktarı bitkinin toprak üstü kısımlarının iyi gelişmesini sağlar. Noksanlığında bitki soluk bir renk alır. Büyüme yavaştır, Kök sistemi küçük kalır. Olgunlaşmış bitkilerde gövdede küçük olup az mahsul verirler. Gerektiğinde fazla miktarda olduğunda toprak üstü kısımlarda önemli rol oynar. Kök sisteminin gelişmesi ve yayılmasını sağlayarak bitkininin topraktan faydalanma oranını artırır. Bitkilerde olgunlaşmayı hızlandırır. hastalık ve zararlılara karşı direnci artırır. Noksanlığında kök sistemi ve bitki hacimce küçük kalır ve ürün azalır. Olgunlaşma gecikir bitki donlardan zarar görür.

Potasyum: Potasyuma genellikle kumlu topraklarda ve organik topraklarda ihtiyaç vardır. Bitkilerde kök sisteminin gelişmesini artırır. Bitkide nişasta ve şeker teşekülünde rol oynar. Bitkinin hastalıklara karşı dayanıklılığını artırır. Danelerin, dolgunluğunu sağlar. Noksanlığında bitkilerde büyüme yavaşlar. Yapraklarda kıvrılma, renk değişimi olur.

Kalsiyum: Yaprak ve sapların dayanıklılığını artırır. Bitki sağlığı üzerine etki yapar.. Noksanlığı durumunda bitkilerin uç kısımları parçalanır ve deforme olur. Bitki büyümesi yavaşlar. Ürün miktarı düşer. Toprakta fazla bulunması halinde demir, fosfor ve diğer bazı elementleri bitkilerin faydalanamayacağı şekle sokar ve bitkide bu elementlerin noksanlığına yol açar.

Magnezyum:
Klorofilin bileşiminde bulunur. Ayrıca tohumlarda bol miktarda bulunmaktadır. Noksanlığında klorofille birlikte bulunduğunda yapraklarda yeşil rengin solması ve sararması durumu görülür. Ayrıca yaprak dökülmesi görülür..

Kükürt: Kök büyümesini teşvik eder. Noksanlığında bitkilerde yavaş büyüme yapraklarda sarımsı yeşil renk oluşur.

Bor: Bitkilerde tepe tomurcuklarının uzaması için gereklidir. Noksanlığın da tohum verimi düşer. Yapraklar anormal derecede koyu yeşil renk olur. Borun fazlası bitkide zehir etkisi yapar.

Demir: Klorofilin oluşu için önemlidir. Demir noksanlığında genç yapraklarda renk açık sarı olur. Yapraklar koyu renkli olduğu halde damarlar açık renk kalır.

Manganez: Klorofil teşekkülü için gereklidir. Çoğu bitkide noksanlığı bitkinin bodur kalmasına yol açar. Bodur kalmasına neden olur. Aynı zamanda üst yapraklarında lekeler görülür.

Bakır: Klorofil teşekkülü için gereklidir. Noksanlığını da büyüme yavaşlar. Bakırın fazlası zehir etkisi yapar.

Çinko: Klorofil teşekkülü için gereklidir. Yapraklarda orta damar yeşil kaldığı halde damarlar arası beyaz renk alır.

Molibden:
Baklagil bitkilerinin köklerinde azot tespit eden bakterilerin faaliyetlerini artırır. Noksanlığında yaprak damarlar arasında sarı benekler oluşur.

http://www.bahce.biz/gubre/bitbesinmad.htm


GÜBRE
İçerisinde bir veya birkaç bitki besin maddesini bir arada bulunduran bileşiklere gübre denir.

Gübreler yapılarına göre işletme ve ticari gübre olmak üzere iki gruba ayrılır.

İŞLETME GÜBRELERİ
İşletme gübreleri hayvan gübresi, yeşil gübre,kemik unu, kan tozu, boynuz ve tırnak tozu, gibi çeşitleri vardır.Ancak işletme gübreleri içinde en çok hayvan gübresi kullanılır.

AHIR GÜBRESİ NEDİR?
Ahır hayvanlarının ve katı dışkıları ile yataklıklarının artıklarından oluşan karışıma denir.

BESİN MADDELERİ NEYE GÖRE DEĞİŞİR
Ahır gübrelerinin içerdiği bitki besin maddeleri, elde edildikleri hayvanın türüne göre farklılıklar gösterir. Koyun ve tavuktan elde edilen ahır gübrelerinin besin maddesi kapsamı, sığır ve beygirden elde edilen gübrelere oranla daha yüksektir. Genç hayvanların gübreleri azot, fosfor, potasyum ve kalsiyum gibi bitki maddeleri açısından, yaşlı hayvanlardan elde edilen gübrelere göre daha düşüktür. Çünkü genç hayvanlar, kemik ve kas yapılarını geliştirmek için besin maddeleri ile proteinlere daha fazla gerek duyarlar ve kullanırlar.


Hayvanların cinsine göre ahır gübresi içindeki besin maddesi dağılımı


Hayvan Cinsi Azot Potasyum fosfor kalsiyum
KOYUN0,550,150,310,46
SIĞIR 0,290,100,170,34
TAVUK1,70 0,901,402,00
BEYGİR0,440,35 0,350,15

AHIR GÜBRELERİNİN BİTKİLERE YARARLI OLMASI NELERE BAĞLIDIR Ahır gübresinin bitkilere yararlı olabilmesi için, içerdiği karbon/azot oranı büyük önem taşır. Bu oran yataklıkla birlikte taze sığır dışkısında 60/1 beygirde ise 40/1’ dir. Ahır gübresi taze halde toprağa verilirse yüksek olan karbon/azot oranından dolayı, bitki bundan yararlanamaz, toprakta kurur. Bu nedenle ahır gübresinin fermantasyonu gerekir.Ahır gübresindeki organik madde ve besin maddeleri kaybını önlemek için, gübre tarlaya verilir verilmez pullukla toprak altına gömülmelidir. Aksi halde, gübre tarlada bekletilme süresine bağlı olarak değerinden çok şey kaybeder.

FAYDALARI NELERDİR ?
Ahır gübreleri bitkilerin gelişimleri için gerekli besin maddeleri sağlar.aynı zamanda toprağın yapısını tarıma uygun hale getirir. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini düzenler.ahır gübresinin toprağa verilmesi toprağın su tutma kapasitesi artar,geçirgenliği olumlu yönde etkilenir. Böylece ahır gübresi,suyun toprak yüzeyinden bağımsızca akmasına buharlaşmasına ve tarıma elverişli toprakları taşıyıp götürmesine engel olur. Gübreleme ile toprağın tarlada tutulması erozyon tehlikesine karşı tedbir olarak düşünülmelidir.
Ahır gübrelerinin uygulandığı topraklar daha kolay tava gelir ve işlemesi kolaylaşır.İnce yapılı kumlu toprakların parça bağlılığını gevşetir, hava boşluluklarını artırır ve toprağa bitki gelişimi için uygun bir yapı kazandırır.
YEŞİL GÜBRE :
İşletme gübrelerinden biri de yeşil gübredir. Yeşil gübre baklagil cinsi bitkilerinden seçilir. Baklagiller havanın azotundan yararlanarak, köklerinde azot depolayan ve toprağın azotça zenginleşmesini sağlayan bitkilerdir.

TİCARET GÜBRELERİ:
Gübreler içerisinde en sıklıkla kullanılan tür, ticaret gübreleridir. Gübre bayilerinde satılan ticaret gübreleri, bileşimlerinde bir veya birden fazla bitki besin maddesini bir arada bulundurur. İşletme gübrelerinden farklı olarak yüksek miktarda bitki besin maddesi içerir ve suda kolayca çözünürler.

ÇEŞİTLERİ
Ticaret gübreleri içerdikleri besin maddelerine göre;
Azotlu,Fosforlu,Potasyumlu ve kompoze Gübreler olmak üzere 4 ana gruba ayrılırlar.

AZOTLU GÜBRELER : Amonyum sülfat, Amonyum nitrat ve Üredir. Amonyum Sülfat: Amonyum sülfat, beyaz renklidir. Ve toz şekere benzediği için halk arasında şeker gübre olarak da bilinir. Kimi zaman açık yeşil, açık mavi veya grimsi yeşil renkli de olabilir. Terkibinde % 21 azot bulunan amonyum sülfat, asit reaksiyonlu topraklarda uzun süre kullanılırsa asitleşme yapabilir. Bu nedenle amonyum sülfat yerine amonyum nitrat kullanılmalıdır.
Amonyum Nitrat: Amonyum nitrat, kireç ihtiva eder ve 100 kilosunda 20 ile 26 kg arasında saf azot vardır.
Üre: Azotlu gübrelerden üre, içerisinde en fazla azot bulunduran gübredir. 100 kilogramında 45-46 kilo saf azot bulunur. Suda tamamen erir, beyaz renkli ve yuvarlak tanelidir. Üre bütün bitkilere rahatlıkla uygulanır. Sonbahar ve İlkbahar gübrelemelerinde, bitkinin gelişme dönemlerinde de kullanılabilir. Ürenin fazlaca verilmesi gerektiği durumlarda, verilecek miktar birkaç kısma bölünerek uygulanmalıdır. Azotlu gübreler ise toprakta hareketlidirler, toprağa tutunmazlar.Erken atıldıklarında genellikle toprağın alt tabanlarına kadar ilerlerler dolayısıyla bitkiye faydalı olmazlar.Bir bölümü ekimle beraber diğer bölümü bir veya ikiye bölünerek bitki gelişimi sırasında bitkinin ihtiyacı olduğu zaman verilmelidir

FOSFORLU GÜBRELER : Süper fosfat, Triple süper fosfat olmak üzere iki çeşittir
Süper fosfat: Süper fosfat danecikler halinde yani granül görünümdedir. Açık gri veya boz renkli olan süper fosfat içerisinde % 16-18 oranında suda eriyebilen fosfor asidi vardır.
Triple süper fosfat: Fosforlu gübrenin diğer bir çeşidi de triple süper fosfattır. 100 kilogramında 43-46 kilo arasında fosfor asidi vardır. Kirli beyaz veya gri danecikler halindedir. Uzun süre rutubetli yerlerde saklandığında su çekerek topaklaşır. Eğer topaklaşmış ise bu kesekler kırılarak kullanılabilir.
Yurdumuzda en çok kullanılan Fosforlu gübreler Triple Süper Fosfat ve DAP’tır.
Fosforlu gübreler toprakta sıkı şekilde tutunurlar ve fazla hareket etmezler.Onun için bu gübrelerin Sonbahar ve Kış aylarında toprağa verilmeleri uygundur.Bu gübreler toprak yapısına göre belirli derinliğe atılmalıdır.

POTASYUMLU GÜBRELER :Ticaret gübrelerinin potasyum içerenleri de iki tanedir. Bunlar; Potasyum sülfat, Potasyum nitrattır. Yurdumuz toprakları genelde potasyum bakımından yeterli durumda olduğundan, potasyumlu gübre tüketimi de sınırlıdır. Potasyum sülfat % 48-52 oranında potasyum bitki besin maddesi içerir. Potasyum nitrat ise % 46 oranında potasyum bitki besin maddesi içermektedir. Potasyumlu gübreler ancak, toprak analizi yaptırıldıktan sonra verilen tahlil sonuçlarına göre ihtiyacı olan yerlerde, uygun miktarda kullanılmalıdır.

KOMPOZE GÜBRELER : Kompoze gübreler birden fazla bitki besin maddesini bir arada bulundururlar. Kompoze gübrenin içerisindeki bitki besin maddeleri azot, fosfor, potasyumdur. Bunlar sırasına göre % olarak ifade edilir.Örneğin 15-15-15 terkibindeki bir kompoze gübrenin 100 kilogramında 15 kilo saf azot, 15 kilo fosfor, 15 kilo da potasyum oksit var demektir. Diamonyum fosfat: Diamonyum fosfat 20-20-0, 26-13-0 ve 15-15-15 terkibindedir. Diamonyum fosfat fosfor ve azot gibi iki önemli bitki besin maddesini içerir. Koyu gri veya kirli beyaz renkli danecikler halindedir. içerisinde her bir kilo azota karşılık, yaklaşık 3 kg fosfor bulunur. Bütün bitkilerde kullanılabilir.
20-20-0 terkibindeki kompoze gübrenin 100 kilosunda, 20 kilo saf azot, 20 kilo saf fosfor var; potasyum ise yok demektir. Gri-kahverengi granüller halindedir. Uygun şartlarda uzun süre saklanabilir ve her türlü toprakta kullanılabilir. 15-15-15 şeklindeki kompoze gübrede azot, fosfor ve potasyum gibi temel bitki besin maddeleri vardır. Bu gübrenin 100 kilogramında 15 kilo saf azot, 15 kilo fosfor, 15 kilo potasyum vardır.

Gübreleme şekilleri: Gübre toprağa, banda verme, serpme, üstten veya yandan gübreleme, püskürtme, damla sulama şekillerinden hangisi uygunsa o şekilde verilir. Gübreyi yukarda belirtilen şekillerden biri ile uyguluyorsak uygulamaya geçmeden önce, ne miktarda verileceğinin belirlenmesi önemli bir konudur.Gübrenin az veya fazla verilmesinin pek yararı olmayacağının da bilinmesi gerekir. En uygun gübre türüne ve miktarına karar verebilmek için, mutlaka ekilecek tarladan toprak örneği alınmalı ve tahlil yaptırılmalıdır.
Hububat ekimde DAP gübresi kullanırız. Böylelikle Fosforun tamamını,azotun bir kısmını ekimle birlikte veririz.Gelişme döneminde de Azotlu gübreler kullanarak kalan azot ihtiyacını gideririz.
Bitkinin ihtiyacı olan besin maddelerinden azotu toprağa baklagiller aracılığı ile de verebiliriz.Baklagiller havadaki serbest azotu toprağa verirler.

http://www.ardahantarim.gov.tr/g%C3%BCbreleme.htm

bonsaisever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-06-2006, 13:42   #21
Ağaç Dostu
 
bonsaisever's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-08-2005
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 3,775
Galeri: 48
Azotu Toprağa az verirsek;
Azot, bitki bünyesindeki söz konusu önemli fizyolojik fonksiyonlarıyla ilgili olarak, gerek ürün miktarını gerekse ürünün kalitesini etkiler. Azot noksanlığı bitkilerde özellikle vegetatif gelişme üzerine olumsuz bir etki yapar ve vegetatif gelişmesinin çok zayıflamasına sebep olur.Azot noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve renkleri de, noksanlığın derecesine bağlı olarak, açık yeşil **** sarıya döner. Azot noksanlığında yapraklarda ortaya çıkan kloroz arazı diğer bir çok besin maddeleri noksanlıklarının sebep oldukları arazdan farklı olarak yeknesaktır.. Yani renk değişikliği yaprağın her tarafında aynı olmakta ve bu değişiklik yaprağın uç kısmından başlayarak ‘’ V ‘’ şeklinde yaprağın iç kısmına doğru ilerlemektedir.
Öte yandan azot noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda ortaya çıkar, noksanlığın devamı halinde ise bu araz genç yapraklarda da görülür. Azot noksanlığından ilk olarak yaşlı yaprakların zarar görmelerinin sebebi ise bu besin maddesinin bünyede hareket edebilmesi ve böylece yaşlı kısımlardan genç , gelişmekte olan kısımlara taşınabilmesidir.

Azot noksanlığından yapraklarda ortaya çıkan bu renk değişiklikleri bitki bünyesinde yeterli ölçüde klorofilin bulunmadığına bir işarettir ki klorofil noksanlığı ise bitkide fotosentez olayının normal bir şekilde sürmesini engeller. Bu gibi hallerde bitki vaktinden önce çiçek açar ve böylece bitkinin gelişme süresi de normale nispetle kısalmış olur. Azot noksanlığı tohum , çiçek , meyve oluşumunun azalmasına ve bitkinin kök sisteminin de zayıflamasına yol açar.

Azot noksanlığı gibi azot fazlalığı da bitkiler üzerine olumsuz bir etki yapar. Fazla azot bitkide vegatatif gelişmeyi çok fazla kuvvetlendirerek çiçek ve meyve teşekkülünün hem azalmasına hem de gecikmesine sebep olur ve böylece kaliteyi düşürür. Fazla azot ayrıca bitkilerin hastalık etkenlerine karşı dirençlerinin azalmasına ve aynı şekilde bunların düşük sıcaklık derecelerinde zararlanmalarına da sebep olur.Pratikte sonbaharda fazla miktarda azotlu gübre verilen meyve ağaçlarının dondan çok fazla zarar gördükleri sık sık gözlenmiştir.

Bitkilerin azot gereksinimleri birbirlerinden farklı olduğundan çeşitli kültür bitkileriyle topraktan kaldırılan azot miktarı da bitkinin tür ve çeşidine bağlı olarak değişir.Bu bakımdan tahıllarla baklagil bitkileri arasındaki fark daha da önemlidir. Gerçektende tahıl bitkilerinin toprak azotunun hızla tüketmelerine karşılık baklagil bitkileri toprağa azot kazandırırlar. Bu yüzden pratikte tahıl bitkilerinde azot noksanlığına çok sık rastlanmaktadır. Yalnız söz konusu bitkilerde görülen ve azot noksanlığı ile ilgili bulunan araz bazı hallerde toprakta yeterli ölçüde azotun bulunmamasından çok , kuraklık , düşük sıcaklık dereceleri ve benzeri gibi uygun olmayan iklim faktörlerinin etkileriyle ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu faktörler ve örneğin, kuraklık toprakta nitrifikasyon olayının hızının azalmasına ve böylece bitkinin toprakta bulunan azottan gereği gibi faydalanmamasına sebep olur. Bu koşullar da ayrıca bitki köklerinin toprak içerisine gelişime de azalır. Kuraklığın şiddetli ve aynı zamanda sürekli olduğu hallerde ise , toprakta yeter ölçüde azotun bulunmasına karşılık , bitkinin azot alımı hemen tamamen durur ve bitki ölür.

Öte yandan pratikte bazı hallerde baklagil bitkilerinde de azot noksanlığı ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi ise yine doğrudan doğruya uygun bir durumda bulunmayan iklim faktörlerinin etkileriyle gerek bu bitkilerin atmosfer azotundan faydalanmalarını sağlayan nodozite bakterilerinin gerekse nitrifikasyonu yapan bakterilerin faaliyetlerinin engellenmiş olmasıdır.

Meyve ağaçlarında da azot noksanlığına çok rastlanır. Buna sebep meyve ağaçlarının bu besin maddesine olan ihtiyaçlarının fazla olmasıdır. Meyve ağaçları içerisinde özellikle şeftaliler azot noksanlığına karşı çok hassas olduklarından azot noksanlığının bu meyve türünde sebep olduğu zararlanmalar , diğer bir çok meyve türüne göre daha şiddetli olmaktadır


Fosfor noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar

Fosfor noksanlığında bitkide ortaya çıkan belirtilen bazı bakımlardan azot noksanlığının sebep olduğu belirtilere benzerlik gösterir. Gerçektende fosfor noksanlığı da daha çok bitkinin gelişmesi ilk periyodunda ortaya çıkar ve bitkide gelişmenin çok zayıflamasına sebep olur. Yalnız fosfor noksanlığı azottan farklı olarak bitkinin toprak üstü kadar kök sistemi üzerine de önemli bir etki yapmakta ve gerek kök oluşumunu ve gerekse kök gelişmesini çok zayıflatmaktadır. Bu yüzdende fosfor noksanlığından en çok kök bitkileri zarar görürler.

Fosfor bitkide tohum oluşumu için çok önemlidir, ve tohumlar fosforun depolandığı yerlerden biridir. Ayrıca erken olgunluk ve bitkilerin hastalıklara karşı direnci açısından da oldukça önemlidir.

Fosfor noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve bunların renklerinde de çeşitli değişiklikler kendini gösterir. Fosfor noksanlığında yapraklar başlangıçta normalden daha koyu yeşil bir renk alırlar sonraları ise renk kırmızımsı mor veya kahverengine döner.

Bitkide yaprakların başlangıçta koyu yeşil bir renk olmalarının sebebi fosfor noksanlığında bitkinin bünyesine normale oranla daha fazla miktarda azot alması ve bu fazla azotun bünyede toplanmasıdır. Daha sonra yapraklarda kırmızımsı mor rengin meydana gelmesi ise, bünyedeki şeker birikimi ile ilgilidir. Çünkü fosfor noksanlığında bitki bünyesindeki şekerler nişasta ve seliloza dönüşmeyip bünyede yığılırlar ve böylece bitkideki şeker konsantrasyonu anormal derecede yükselir. Şeker konsantrasyonunun anormal yükselmesi ise yapraklarda aynı şekilde antosiyan renk maddesi miktarının da yükselmesine ve böylece yapraklarda kırmızımsı mor bir rengin oluşumuna neden olur.

Fosfor noksanlığı meyve üzerine de azot noksanlığından farklı bir etki yapar ve fosfor noksanlığına maruz kalan meyvelerin zemin renkleri yeşil , meyveler fazla etli , meyve eti de yumuşaktır. Ayrıca böyle meyvelerin asit kapsamı yüksek ve saklanma özellikleri de iyi değildir. Bu yüzden fosfor noksanlığı ürün miktarı kadar ürün kalitesini de çok düşürmektedir.

Bitkilerde fosfor noksanlığı uygun olmayan iklim faktörlerinin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Gerçektende havaların yağışlı ve serin gittiği zamanlarda , toprakta oldukça fazla miktarda alınabilir fosforun bulunmasına karşılık, bitkilerde fosfor noksanlığı arazi görülebilir. Bunun sebebi ise bu şartlarda bitkide kök oluşumunun normale oranla çok yavaş olması ve köklerin topraktaki fosforla gerekli teması sağlayamamasıdır.

Bu yüzdende hava şartlarının uygunlaşmasıyla köklerde yeniden hızlı bir gelişme olur ve fosfor noksanlığı da ortadan kalkar. Yalnız bu zamanda her ne kadar fosfor noksanlığına ait karekteristik araz kaybolursa da yine de bunun etkisiyle bitkinin gelişmesi normale göre daha zayıf ve elde edilen ürün miktarı da kısmen daha düşüktür.
Öte yandan bitkinin fosfor alımı ile topraktaki magnezyum noksanlığı bitkinin fosfor alımının azalmasına ve böylece bitkinin topraktaki fosfordan gereği gibi faydalanmamasına neden olur.


Potasyum noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Potasyum noksanlığında da yapraklarda tipik kloroz arazı ilk olarak yaşlı yapraklarda görülür. Bunun sebebi potasyumun da , diğer bir çok besin maddeleri gibi bünyede hareket edebilmesi ve bitkinin yaşlı kısımlarından genç ve yeni gelişmekte olan kısımlarına taşınmasıdır. Bu yüzden potasyum noksanlığının başlangıcında noksanlık arazı önce yaşlı yapraklarda kendini gösterir gen.ç yapraklar ise oldukça uzun bir süre normal yeşil renklerini muhafaza edebilir. Ancak bitkide potasyum noksanlığının devamlı ve şiddetli olduğu hallerde genç yapraklarda da aynı araz ortaya çıkar.

Potasyum noksanlığında kloroz arazı yaprak uçlarından başlamak üzere başlangıçta yaprak kenarlarında görülür ve bu kısımların sarı bir renk almasına sebep olur. Sonraları sararan kısımlar esmerleşir ve potasyum noksanlığının devam etmesi halinde ise bu kısımlardaki dokular ölürler. Buna karşılık yaprağın iç kısmı oldukça uzun bir süre normal durumunu muhafaza eder.

Potasyum noksanlığında yapraklarda bu şekilde ortaya çıkan kloroz arazı çok tipik olduğundan bu arazı diğer besin maddeleri noksanlıklarının sebep oldukları arazla karıştırma riski hemen hemen hiç yoktur.
Meyve türleri içerisinde potasyum noksanlığına özellikle şeftalilerde sık sık rastlanır. Gerçektende aynı şartlarda yetiştirilen elmalarda potasyum noksanlığının görülmemesine karşılık şeftalide bu noksanlık bariz olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi bu iki meyve türünün potasyum gereksinimlerinin birbirinden farklı bulunması ve şeftalinin potasyum gereksiniminin daha fazla olmasıdır.

Öte yandan aslında potasyumca fakir bulunan ve kireçleme yapılan topraklara fazla azotlu gübrelerin verilmeleri de bu topraklarda yetiştirilen şeftalilerde potasyum noksanlığının daha çok ortaya çıkmasına sebep olur. Çünkü kireçleme ile sırasıyla toprağa verilen kalsiyum bu bitkinin topraktaki potasyumdan faydalanmasını engeller aynı şekilde fazla azotlu gübrelerin etkisiyle bitkinin potasyum ihtiyacı da normale oranla artmış olur.

Potasyum noksanlığı meyve kalitesini de önemli derecede etkiler, ayrıca bitkilerin ve bu arada meyve ağaçlarının hastalıklara karşı dirençlerinin azalmasına ve bitkilerin kuraklıktan çok zarar görmelerine neden olur.

Kalsiyum noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar

Kalsiyum noksanlığı ilk olarak genç yapraklarda , sürgünlerde , köklerin büyüme yerlerine yakın kısımlarda kendini gösterir. Bu durum bir yandan kalsiyumun , diğer bazı besin maddelerinden farklı olarak , bitki bünyesinde hareket edemediğini , öte yandan da bitkide yeni gelişmelerin olabilmesi için kalsiyuma gereksinim duyduğunu göstermektedir.

Kalsiyum noksanlığı genç yapraklarda kloroz arazın ortaya çıkmasına ve böylece yaprakların normal yeşil renklerini kaybetmelerine sebep olur. Noksanlığın şiddetli olduğu hallerde ise yapraklarda nekrozlar da görülür. Kalsiyum noksanlığı bitkilerde ayrıca yaprak uçlarının ve yaprak kenarlarının yukarıya veya aşağıya doğru kıvrılmasına dolayısıyla yaprakların şekillerini kaybetmelerine yol açar.

Kalsiyum noksanlığında büyüme yerleri çoğunlukla öldüğünden bitkide yeni sürgün meydana gelmez ve bitkinin kök sistemi de bu noksanlıktan çok zarar görür.

Magnezyum noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Magnezyum klorofilinin bileşiminde yer aldığından noksanlığında yapraklarda yeteri kadar klorofil oluşamaz ve bunun doğal sonucu olarak da yapraklarda kloroz arazı ortaya çıkar magnezyum noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda kendini gösterir. Bu , azot fosfor ve potasyum gibi magnezyum da bitki bünyesinde hareket edebildiğine bir işarettir. Magnezyum noksanlığında karakteristik olarak yaprakların ana damarları arasında ve yaprak kenarlarında açık renkli çizgiler belirir ve yaprak kenarları ile yaprak ana damarları arasında yeşil rengin tamamen kaybolmasına karşılık , yaprak kenarları uzunca bir süre normal yeşil renklerini muhafaza edebilirler.

Magnezyum noksanlığının çok şiddetli olduğu hallerde ise yapraklar hemen hemen beyaz bir renk alır ve bu zamandan itibaren de dökülmeye başlarlar. Yaprak dökümü bazen çok şiddetli olur ve meyve ağaçlarında , özellikle elma ağaçlarında , oldukça fazla meyve bulunmasına karşılık hemen hiç yaprak kalmaz . Bu gibi hallerde ağacın yalnız tepesindeki sürgünlerde çok az sayıda yaprak bulunmaktadır.

Magnezyum noksanlığı bitkide gelişmeyi zayıflatır ve böylece ürün miktarının önemli derecede düşmesine sebep olur .Yalnız yıllık bitkilerin gelişmelerinin son periyodunda ortaya çıkan magnezyum noksanlığının bu bitkilerde ürün miktarı üzerine o kadar önemli bir etki yapmamasına karşılık , bunun meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerdeki etkisi şiddetli olmaktadır. Özellikle topraktaki azot miktarının düşük bulunması ve kuraklık magnezyum noksanlığının şiddetini daha da arttırmaktadır.

Kültür bitkileri içerisinde tahıllar magnezyum noksanlığına karşılık çok duyarlıdırlar. Tahıllardan da özellikle yulaf magnezyum noksanlığına karşı en çok hassasiyet gösterir. Magnezyum noksanlığının çok şiddetli olduğu hallerde tahıl bitkilerinin yapraklarında çoğunlukla nekrozlar görülür.

Kükürt noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Klorofilin teşekkülü; diğer faktörler yanında bitki bünyesinde yeter ölçüde Kükürtün bulunmasına da ihtiyaç gösterdiğinden , kükürt noksanlığında ilk olarak yapraklarda kloroz arazı ortaya çıkar. Kükürt noksanlığının yapraklarda sebep olduğu kloroz arazı ise azot noksanlığı ile ilgili araza büyük bir benzerlik gösterir. Çünkü her iki besin maddesi noksanlığında da renk bütün yaprakta bir örnek olarak değişmektedir.

Yalnız, azot noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda kükürt noksanlığı ise yine ilk olarak genç yapraklarda görülür. Bu durum ise bitki yapraklarında ortaya çıkan arazın bu besin maddelerinden hangisine ait olduğunun tespiti işini kolaylaştırmaktadır.

Kükürt noksanlığı ayrıca bitkide sürgün teşekkülünün azalmasına ve meydana gelen sürgünlerin de zayıf kalmalarına sebep olur.

Demir noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Demir noksanlığı ilk olarak yapraklarda tipik kloroz arazının ortaya çıkmasına sebep olur ve bu araz önce genç yapraklarda görülür. Bu durum demirin bitki bünyesinde hareket edemediğini dolayısıyla bitkinin yaşlı kısımlarından genç , yeni gelişmekte olan kısımlarına taşınmadığını açık olarak göstermektedir.

Demir noksanlığının şiddetli olmadığı hallerde renk değişikliği genç yapraklarda damarlar arasında olur ve damarlar arasında yeşil rengin yerini sarımsı yeşil bir renk alır. Buna karşılık , ince damarlar da dahil olmak üzere yaprak damarları normal yeşil renklerini muhafaza eder ve bu zamanlarda yapraklar bir ağ görünüşündedirler. Noksanlık şiddetli ve sürekli olduğu zaman ise yaprakların renkleri saman sarısına döner ki bu zamanda yaprak damarları da yeşil renklerini hemen hemen tamamen kaybederler. Demir noksanlığının şiddetli olduğu hallerde sürgünlerde de kuruma görülür.

Meyve ağaçlarında , demir noksanlığına diğer bitkilere nisbetle daha çok rastlanmaktadır. Özelikle turunçgiller demir noksanlığına karşı çok hassasiyet gösterirler. Aynı durum elma ve ayva ağaçlarında da görülür.

Önemli olan bir husus gerek meyve ağaçlarında gerekse diğer bitkilerde sık sık ortaya çıkan demir noksanlığının bu besin maddesinin topraktaki miktarının düşük bulunmasından çok çeşitli faktörlerin etkileriyle bitkinin toprakta bulunan demirden faydalanamamasıdır. Bu duruma göre pratikte demir noksanlığını önlemeye yarayacak bazı tedbirlerin alınmaları gerekir. Bu tedbirler ise sırasıyla toprak reaksiyonun düzenlenmesi , toprakta ağır metallerin konsantrasyonlarının çok fazla artmasına meydan verilmemesi ve toprağa demirle birlikte ‘’Kileyt’’ adı verilen bazı organik bileşiklerin ilave edilmeleridir. Bu organik tabiattaki bileşiklerin esas fonksiyonları demirin toprakta diğer maddelerle reaksiyona girmesini dolayısıyla bitki tarafından alınamaz bir hale geçmesini önlemeleridir. Öte yandan söz konusu bileşikler yalnız bitkinin toprakta bulunan demirden faydalanmasını sağlamakla kalmayıp bunlar aynı zamanda bünyeye giren demirin bünyedeki hareketini de düzenlemekte ayrıca bunun bitki bünyesinde bulunan ağır metallerin etkileriyle çökelmesinide engellemektedirler. Yalnız toprağa ilave edilecek organik tabiattaki bu bileşiklerin çeşit ve miktarlarının doğru olarak tayinini ve bunun içinde özellikle toprağın kalsiyum karbonat kapsamının dikkate alınması gerekmektedir. Aksi halde bu maddelerin bitkinin gelişmesi üzerine olumsuz etkiler yapmaları olasıdır.



Mangan noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar

Mangan noksanlığı da ilk olarak yaşlı yapraklarda renk değişikliklerine neden olur. Mangan noksanlığında yapraklarda kendisini gösteren kloroz arazı, damarlar arasından başlamak üzere , özellikle gelişmenin ilk dönemlerinde demir noksanlığı ile ilgili araza büyük bir benzerlik gösterir. Yalnız demir noksanlığına ait arazın ilk olarak genç yapraklarda ortaya çıkmasına karşılık mangan noksanlığı arazı önce yaşlı yapraklarda kendini göstermektedir.

Tahıl bitkileri içerisinde mangan noksanlığına karşı en çok hassasiyet gösteren yulaftır. Mangan noksanlığı ile ilgili olarak yulafta ortaya çıkan hastalığa ‘’Gri benek’’ hastalığı denilmektedir. Bu araz genellikle ilkbaharda bitkiler yaklaşık olarak 15-20 cm yükseklikte iken yaşlı yapraklarda görülür. Önce yaprak damarları arasında renk açılır ve bu kısımlarla birlikte daha şiddetli olarak yaprak kenarlarında gri veya açık renkli benekler veya çizgiler meydana gelir. Noksanlığın daha ileri periodlarında ise bütün yaprak dokuları emer bir renk alırlar ve bu şekilde esmerleşen kısımlar helezon şeklinde bükülürler. Mangan noksanlığının son devresinde ise yapraklar renklerini tamamiyle kaybederler.

Öte yandan mangan noksanlığında buğday , arpa ve diğer tahıl bitkilerinde ortaya çıkan araz yulaftakine çok benzemektedir.

Mangan noksanlığında şeker pancarı ve diğer pancar bitkilerinde kendini gösteren araz da çok karakteristik olup buna ‘’ Sarı leke ‘’ hastalığı denilmektedir. Bu bitkilerde yapraklar normale nisbetle çok daha dik bir durum alırlar ki bu doğrudan doğruya yaprak kenarlarının üste doğru bükülmeleriyle ilgilidir. Böyle yapraklarda ayrıca renk değişiklikleri de olur ve yaprak damarları arasında yeşil rengin yerini sarı bir renk alır.

Mangan noksanlığı meyve ağaçları yapraklarında da tipik kloroz arazının ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin elmada yaprak damarları arasında renk değişir ve bu değişiklik yaprak kenarlarından başlayarak orta damara doğru ilerler. Daha ileri devrede ise yalnız yaprak damarları yeşil renktedirler.

Mangan noksanlığı arazı kuvvetli bir gelişme gösteren genç sürgünlerdeki yapraklarda çok daha hafiftir. Bu durum ise mangan noksanlığını demir noksanlığından ayırmada işe yarar , çünkü demir noksanlığından ilk önce en genç sürgünlerdeki yapraklar zarar görürler.

İlginç olan bir nokta da meyve ağaçlarında bazen mangan ve demir noksanlıklarının aynı zamanda ortaya çıkmasıdır. Bu durumda hem genç hem de yaşlı yapraklarda kloroz arazı kendini gösterir ve genç yapraklardaki araza demir , yaşlı yapraklardaki araza ise mangan noksanlığı neden olmaktadır.

Çinko noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Çinko noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan en karakteristik araz özellikle meyve ağaçlarında ilkbaharda sürgünlerin uçlarında ‘’rozet’’ adı verilen küçük ve aynı zamanda sık yaprak kümeciklerinin meydana gelmesidir. Böyle yapraklar normal yapraklara oranla 20-30 defa daha küçüktür ve bunların damarları arasındaki renk yeşilden sarıya dönmektedir.

Çinko noksanlığı ayrıca yaprakarın normal büyüklüklerini almalarını engellediği gibi bunların şekillerinin de değişmesine sebep olur. Çinko noksanlığında ağacın yaprak sistemi seyrekleşir ve boğum araları da kısalır. Çinko noksanlığına maruz kalan ağaçların verimlilikleri de azalmaktadır.

Meyve ağaçları içersinde çinko noksanlığı en çok turunçgillerde görülür. Bu yüzden de dünyanın hemen her tarafındaki turunçgil bölgelerinde en çok çinko noksanlığına rastlanmaktadır.

Çinko noksanlığı diğer meyve türlerinde ve bu arada baklagillerle tahıl bitkilerinde görülür. Örneğin tahıllarda çinko noksanlığı genç yaprakların normal yeşil renklerini kaybederek kırmızımsı bir renk almalarına , yaşlı yaprakların ise ölmelerine sebep olur. Tahıl samanının grimsi bir renk göstermesi de çinko noksanlığının tipik bir arazı olarak kabul edilmektedir.

Çinko noksanlığı bitkilerde genellikle kök teşekkülü üzerine de önemli bir etki yapar ve bitkide kök isteminin çok zayıflamasına neden olur.

Bakır noksanlığında ortaya çıkan arazlar
Bakır noksanlığında ortaya çıkan en tipik araz dallarda görülen uç kurumasıdır. Bakır noksanlığında meyve ağaçlarında dallar uçlarından itibaren kurumaya başlarlar ve kuruyan kısımlar da sonradan aşağıya kıvrılırlar. Ölü kısımların hemen altında bulunan gözlerden yeni sürgünler meydana gelirse de bakır noksanlığı devam ettiği taktirde bunlarda da uç kuruması görülür ve böylece ağaç birkaç yıl içerisinde çalımsı bir hal alır.

Bakır noksanlığı ağaçların , çinko noksanlığına nispetle , daha çok küçük kalmalarına ve cüceleşmelerine sebep olur. Bakır noksanlığında bazı hallerde ağaçlarda rozet oluşumunun ve zamk akıtma da görülür. Bakır noksanlığında ayrıca yapraklarda kloroz ve arazı ortaya çıkar ve noksanlık şiddetli olduğu zaman yapraklar dökülürler ve aynı zamanda sürgünler de ölürler. Bakır noksanlığında tahıllarda bazı hastalıklar ortaya çıkmaktadır ki bunlardan en önemlisi ‘’toprak ısladı’’ hastalığıdır. Bu hastalığa bu ismin verilmesinin sebebi ise hastalığın özellikle yeni ıslah edilmiş organik tabiattaki topraklarda görülmesidir. Toprak ıslahı hastalığının en önemli arazı ise yaprakların ve özellikle yaprak uçlarının gri veya beyaz bir renk almaları ve sonradan da yaprakların arkaya doğru kıvrılmalarıdır. Diğer mikro elementler gibi bakır fazlalığı da bitkiler üzerine toksit bir etki yapmaktadır ve yine demir ve manganda olduğu gibi ,bitki beslenmesi bakımından topraktaki bakırın mutlak miktarından çok bunun diğer ağır metal miktarlarından olan oranı önemlidir.

Bor noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Bor noksanlığında ortaya çıkan en tipik araz bitkilerde büyüme noktalarının ölmeleri, yapraklar da renk değişimleri ve bitki de gelişmenin çok zayıflamasıdır.

Örneğin meyve ağaçlarında bor noksanlığında yapraklar sarı bir renk alırlar, yaprak damarları mantarlaşır ve ağaçlarda vaktinden önce yaprak dökümü olur. Bor noksanlığı sürgün ve dallarında normal uzunluklarını alamamalarına , meyvelerin küçük kalmalarına ayrıca meyvelerin iç ve dış kısımlarında mantarlaşmaya sebep olmaktadır. Bor noksanlığında özellikle genç sürgünlerde zamk akıtma görülür , noksanlığın çok şiddetli olduğu hallerde ise, sürgünlerde uç kuruması da ortaya çıkmaktadır.

Elma bahçelerinde devamlı olarak azotlu gübrelerin kullanılmaları da bu ağaçlarda bor noksanlığına sebep olur. Çünkü fazla azot vegatatif gelişmeyi arttırır ve böylece ağaçlar daha çok bora ihtiyaç gösterirler. Elma bahçelerinde uygulanan fazla kireçleme de aynı şekilde ağaçlarda bor noksanlığına sebep olmaktadır.

Borun bitki bünyesindeki çok az olduğundan bu yaşlı kısımlardan genç ve yeni gelişmekte olan kısımlara hareket edemez ve bu sebeplerde bor noksanlığı ilk olarak genç kısımlarda ortaya çıkar .Bor noksanlığı genç yaprakların şekil ve renklerinde değişikliklere neden olur ve noksanlığın devam ettiği hallerde yapraklar ölürler .Ağaçlarda görülen kabuk çatlaması,zamk akıtma,sürgünlerin ölmeleri,çiçek ve meyvelerde anormal durumların ortaya çıkması da bor noksanlığı ilgilidir.

Bor noksanlığı diğer birçok bitkilerde de çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Örneğin şeker pancarında görülen ‘’Öz çürüklüğü’’ , turplarda görülen ‘’ Esmer öz’’ , karnabaharlarda görülen ‘’İçi boş gövde’’, kerevizde görülen ‘’çatlak gövde’’ , elmalarda görülen ‘’Mantarlaşmış çekirdek evi’’ , turunçgillerde görülen ‘’Katı meyve ‘’ ve tütündeki ‘’Tepe hastalığı ‘’ hep bor noksanlığının sebep olduğu hastalıklardır.

Doğal koşullarda tahıllarda bor noksanlığı hemen hiç görülmemiştir. Buna sebep olarak bu bitkilerin bor ihtiyaçlarının çok az olması gösterilmektedir.

Bitkiler bor ihtiyaçları bakımından aralarında çok az fark gösterirler. Fakat borun toksik etkisine karşı çeşitli bitkilerin gösterdikleri duyarlılık birbirlerinden çok farklıdır. Öte yandan aynı bitkinin borun toksik etkisine karşı gösterdiği reaksiyon da iklim şartları , toprak özellikleri ve bitkinin kuvvetli bir gelişme gösterip göstermemesi gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Bu yüzden de gerek çeşitli bitkilerin gerekse aynı bitkinin değişik şartlarda bor ihtiyacını karşılamak amacıyla toprağa bor ilavesinin söz konusu olduğu hallerde verilecek miktarı üzerinde önemle durulmalıdır.

Toprak da yukarıda anlattığımız ana besin maddeleri yanında yardımcı besin maddeleri de mevcuttur.Ama bu yardımcı maddeler bitki bünyesinde çok az bulunurlar ve bitkiler tarafından az tüketilirler.Toprakta belirli miktarlarda bulunurlar ve eksikliklerinde bitkilerde maraz oluştururlar.Yardımcı besin maddeleri belirli oranlarda sıvı gübrelerde de bulunurlar.

Bitki besin maddelerinin alımını engelleyen en önemli unsur Toprağın PH’dır. Bitkilerin gıda ortamından tam olarak faydalanabilmesi için PH değerinin 6-8 arasında olması istenir.Bu değerin altında ve üstünde değerler besinlerin alımını ,besinin çeşidine ve ph değerine göre kısıtlar.

PH değeri toprak tahlili ile ölçülebilir.PH istenilen değerlerden düşük çıkarsa yükseltmek için toprağa kireç,yüksek çıkarsa düşürmek için toprağa kükürt uygulaması yapılır.
Kullandığımız AN %26 gübresinde dolgu maddesi içerisinde belirli oranda kireç bulunmaktadır.AS%21 gübresinde ise belirli oranda kükürt bulunmaktadır.Görüldüğü üzere bitkinin Azot ihtiyacını karşılayan iki gübreden biri toprağın PH’sını çıkarırken biri düşürmektedir.Bitkinin gelişme döneminde kullandığımız ve aynı işi gören bu 2 azotlu gübreyi toprağın tansiyonunu dengede tutmak için 2 yıl AN%26 kullanıyorsak,1 yıl muhakkak AS%21 kullanmalıyız. Toprağa attığımız ahır gübreleri ve ticaret gübreleri toprağın tansiyonu(PH’ını)değiştirirler.Bu yüzden bu gübreler atılmadan önce toprak tahlili yapılmalıdır.



TOPRAK ANALİZİ NEDİR?

Toprak analizi ile toprak içerisindeki bitkiye yarayışlı bitki besin maddeleri, Potasyum, fosfor ve kireç miktarları belirlenir. Böylece bitkide toksik etki yapacak kadar, aşırı gübre kullanımında önüne geçilir.Gübre kullanımında en ekonomik yol toprak analizidir. Bunun için yapılması gereken tek şey kurallara uygun olarak alınan toprak örneğinin laboratuarlara ulaştırılmasıdır.

TOPRAK ÖRNEĞİ ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

Toprak örneği alınırken tek yıllık veya çok yıllık bitkilerden hangisi ekilecekse ona uygun olan yöntem seçilmelidir. Tek yıllık bitkilerde toprağın 20 cm derininden örnek alınır.

Çok yıllık bitkilerde ise toprağın derinlemesine örneklenmesi gerekir. Toprak örneği 20-40-60 cm derinliklerden alınabileceği gibi, gerekli görülürse 90 ve 120 cm derinden de alınabilir.Toprak örneği alınırken, toprak yüzeyi temizlenir ve kürek istenilen derinliğe kadar batırılır. İlk alınan toprak bir kenara konur. İkinci alınan toprak ise temiz bir leğene boşaltılır. Tarlada zik-zaklar çizerek topraklar biriktirilir. En son topraklar paçal yapılır ve torbalanır. Alınan toprak örneğinin 1 kg' dan az olmamasına dikkat edilmelidir.Bir kağıda, ad, soyadı, toprak örneğinin nereden alındığı gibi bilgiler yazılar örnek torbasının içine konulur. Etiketler mutlak kurşun kalemle yazılmalıdır. Torba muayyen bir yerinden delinerek, nemin kağıdı parçalamasına engel olunmalıdır. Alınan bu örnekler, laboratuara gönderilir.Laboratuar sonuçlarına göre, uygulanacak gübre cins ve miktarı tespit edilmiş olur.

http://www.ardahantarim.gov.tr/g%C3%BCbreleme.htm
http://www.menementopraksu.gov.tr/bo.../bitbesek.html

bonsaisever Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-06-2006, 19:34   #22
(sercan)
 
Giriş Tarihi: 04-04-2006
Mesajlar: 162

Name:  dryazi.jpg
Views: 36207
Size:  36.5 KB

Ayrıca bunuda bir şarap fıçısına benzetebiliriz.
düşünün fıçının tam dolu olabilmesi için bütün kollarının sağlam ve birbirine sıkıca bağlanmış olması gerekir.
Varsayalım fıçının kollarından biri kırık.Biz bu fıçıya ne kadar çok şarap doldurmaya çalışırsak çalışalım o kırık yerden şarabımızı boşa dökmüş olucaz.

Nitekimde bu kırık olan kolun (N) azot olduğunu düşündüğümüzde diğer makro ve mikro besin elementleri nekadar olurlarsa olsunlar bitkimizde bir sorunla bizi karşılaştıracak.Tıpkı şarabı kırık yerden boşa döktüğümüz gibi.

İşte bu sebeple toprağımızı en zengin tutacağımız seviye bitkiler için gerekli olan besinlerin yeterince (ne fazlası-ne eksiği) bulunduğu seviye olacaktır.

orneğin toprakta azot noksanlığı gözlenmesi halinde bitkinin yaşlı yapraklarında homojen sararmalar gözlenebir.tabi sararmaların tek sebebi noksanlık olarak görmek yanlış bir yaklaşımdır.


Name:  misir.jpg
Views: 20728
Size:  20.0 KB

(noksanlıklar mısırda en rahat şekilde gözlenebilmektedir.)

hepgül ve enginoviç beğendi.

Düzenleyen malina : 08-07-2006 saat 22:54
durustsahtekar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-07-2006, 00:32   #23
agaclar.net
 
Mine Pakkaner's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-01-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 10,567
Galeri: 99
Dürüstsahtekar, bu mesaj çok güzel olmuş.Böylece bütün üyeler besin elementlerinden biri eksikse bitkinin nasıl diğerlerinden de yeterince faydalanamayacağı konusunda bilgilenmiş oldular
Sağol.

İzmirli beğendi.
Mine Pakkaner Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-07-2006, 11:35   #24
Ağaç Dostu
 
Selahattin Yılmaz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-05-2006
Şehir: Bursa
Mesajlar: 5,251
Galeri: 15
Bu başlık çok güzel olmuş ancak daha alt birimlere yani Bitki besinleri hakkında bilgi, Bitki besin maddesi noksanlıkları, Bitki besin maddesi fazlalıkları gibi özelleştirilerek ayrı başlıklarda veya kategorize edilerek verilse daha iyi olur kanaatindeyim.

Ancak medem ki bitki yetiştiriciliği ve bitkiye dair herşeyin bulunduğu bir forumumuz var o zaman bitki yetiştirmenin en önemli ayaklarından birisi olan gübrelemede de bundan daha geniş bir bilgiye ihtiyaç var. Hatta öyle olmalı ki bu forum internette bitki gübreleme hakkında aranan bir bilginin bulunabileceği bir yer olmalı. Zira bir çok konuda aranan bilginin bulunduğu bir yer şimdiden oldu bile.

Düşünün ki bir bitki yetiştiriyorsunuz bir çok kültürel işlemin yanında (Budama, aşılama, köklendirme, mücadele vs.) elde edemediğiniz bir etkiyi gübreleme ile gayet rahat elde edebilirsiniz. Zira köklendirmeden tutun da meyve hasadına kadar her aşamada gübrelemenin etkisi kaçınılmazdır.

Bu gün için madem ki bitki meraklısısınız bitkinizde %100 bir kontrol için gübrelemeden anlamak zorundasınız. Kontrol ya ağaçtadır ya da sizde. İşte yetiştirmede kontrolün büyük oranda sizin elinizde olduğu yegane çözüm gübrelemedir. Yukarıda bahsi geçen bütün bitki besin elementleri kendisiyle veya diğer bitkilerle birlikte bitkilerde sebebi belli etkilere sahiptir. Ve sizin hangi besin maddesinin hangi işlevi yapıyor olduğunu bilmeniz bitki üzerinde bir gelişme kontrolüne sahip olmanızı sağlar.

Örneğin kök veya gövde kalınlığı konusunda fosfor ve potasyum sizin uzamış bitkinizin budama yanında kök ve gövde kalınlığı konusunda kontrolünüze olanak verir ama bu ****** zaman alır. Bir besin maddesinin yanında o besin maddesiyle başka bir besin maddesinin birlikte etkisi bitkide başka bir etkiye de neden olabilir. Bu nedenle bitki besin maddelerinin bir bitkideki etkisini ve makro bitki besin maddeleri dediğimiz

Sırasıyla:

N-P-K

Azot-Fosfor-Potasyum

Dal-Döl-Bal (En basit anlatım)

oranlarının değişikliği yanında mikro besin maddeleri dediğimiz elementlerin (Demir, çinko, bakır, mağnezyum, kalsiyum vs.) varlığını tanımak çok önemli bir çözümdür ancak zaman ve tecrübe de ister. Yani bitki besin elementlerini tanımak zorundasınız ki bitkiye istediğniz etkiyi yaptırabilesiniz.

Bunun dışında yukarıda fıçı yöntemi anlatılmış ki onda da herhangi bir bitkinin fazlalığı **** noksanlığı başka bir bitki besin maddesinin alımına antogonizmik bir etki yapabilir yani fazlalık ya da noksanlık başka bir bitki maddesinin yarayışlılığını etkiler. bunu bilmek de yine bitki besin meddelerini tanımaktan geçer.

Bitki besleme ayrı bir daldır ancak her zirai dalı etkiler ve etkilemelidir. Bu gün için gübrelerin çeşlitliliği ve şelatlı halde kolay bulunabilir halde bulunabilmesi insanlığa topraksız ortamlarda bitki yetiştirme avantajını sağlamaktadır.

Ben çalıştığım kurumda hobiciler için sebze fidesi üretip satıyorum. Bitkilerimde istediğim etkiyi sağlamak için 1,5-2 Ec (Emülsiyon konsantre) oranında şelatlı gübre EC metre ile ölçerek kullanıyorum.

Bu gübre oranı tuzlu formda bulunan şelatlı gübrenin bitkinin yapraktan ve kökten dayanabileceği tuzluluk oranını ölçüyor ve siz herhangi bir dozlamaya gerek kalmaksızın gönül rahatlığı ile kullanabiliyorsunuz, bu kullanım az bir su veya çok miktarda su için gereksiz gübre kullanımının önüne de geçiyor aynı zamanda hatta piyasada kullanılan şelatlı formdaki sıvı bitki besinleri bu aletle dozlanıp hazırlanıyor. Ancak kullanımı basit olmasına rağmen bilmek gerek. Gerçi biraz aletin reklamını yapıyor gibi hissettim ama kullanmaya başladıktan sonra çok sorunumu çözdü.

Bunun dışında ben şelatlı gübreleri kullanırken (Bitki üzerindeki kontrol bende olması için şelatlı gübreleri tercih ediyorum)

Örneğin:

N-P-K sı 12-10-40

Dal-Döl-Bal (sırasıyla yapmak istediğiniz etkidir ancak daha ayrıntılı etkileride mevcuttur)

kullandığımda az miktarda azot etkisinden dolayı yeşil aksam gelişimi, az miktarda fosfor etkisinden dolayı kök-gövde ve dal gelişimi ve potasyum çokluğundan dolayı daha çok ta gövde kalınlığı-kök sayısı-hastalık ve kuraklık dayanımı gibi etkileri kontrol edebiliyorum. Bunun dışında muhtelif renk etkilerini kalsiyum, mağnezyum ve demir ile takviye ederk daha canlı, sağlıklı ve gösterişli bitkiler elde edebiliyorum.

Elbette bu belli bir birikim ve tecrübe gerektiriyor ama mademki bitki yetiştirmeyi öğreniyoruz e hem bir yerden başlamak gerekiyor hem de bitki besleme işini öğrenmek...


Düzenleyen malina : 08-07-2006 saat 22:58
Selahattin Yılmaz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-09-2006, 12:57   #25
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 14,015
Galeri: 11
Mine hanım, bu konudaki yazınız olduğunu biliyorum ama, bulamadım yerini. Bu yüzden tekrar rica edeceğim yardımınızı..

komşunun bahçesine sebze ekeceğiz, birlikte.
Birkaç meyve ağacı var. Çok canlı değiller. Ben toprak analizi yaptıralım ona göre gübreleme yapalım dedim.
bunu hangi kuruluşta yaptırabileceğimizi tekrar söyler misiniz?

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-09-2006, 13:04   #26
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 14,015
Galeri: 11
Mesajımdan sonra Bornova'daki laboratuvardan söz eden mesajı buldum..Ağaçlı yolda bir işletme var orası mı sözettğiniz yer.

e.ışık beğendi.
memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-09-2006, 21:57   #27
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 16-09-2006
Şehir: İzmir, Muğla
Mesajlar: 874
Galeri: 2
benjamin gübreleme

merhaba benim evimde yaklaşık 2 yaşında bir benjamin var ve ben onu 6 ay kadar önce aldım. Geçtiğimiz hafta saksısını değiştirerek daha büyük bir saksıya diktim. Hatta pazarda saksı satmadıkları için güzel bir kovayı, altını delmek sureti ile saksıya dönüştürdüm hem de sadece 2ytl'ye mal oldu (tipik öğrenci mantığı)

Şimdiye dek hiç gübreleme yapmadım. Çiçekçiden alacağım gübreyi sulandırarak kullanmam daha mı iyi olur acaba

Evde kendi kendime hazırlayabileceim bir gübre formülü olup olmadığını da öğrenebilirsem sevinirim.

Şimdiden teşekkür ederim.

kürekçi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-09-2006, 00:06   #28
agaclar.net
 
Mine Pakkaner's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-01-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 10,567
Galeri: 99
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi memet
Mesajımdan sonra Bornova'daki laboratuvardan söz eden mesajı buldum..Ağaçlı yolda bir işletme var orası mı sözettğiniz yer.
Üniversitede Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü'nde de, ağaçlıklı yolda da Zeytincilik Araştırma Enstitüsü' nde de analizler yapılıyor. Ayrıca özel labaratuvarlara kargo ile yolladığınız numune analiz edilip size sonuç yollanıyor.

Toprak analizi için örneğin nasıl alınması gerektiğini anlatan bir adres veriyorum. Bu bir özel tarımsal analiz labaratuvarına ait sayfa. Bir bakın isterseniz.

http://www.laben.com.tr/analiztoprak.php

Mine Pakkaner Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-10-2006, 18:52   #29
Yeni Üye
 
oldrower's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-07-2006
Mesajlar: 22
Selam kürekçi kardeşim

Gübreleme konusunda sana şu Linki tıklamanı tavsiye ederim

http://www.bonsaitr.com/forum/forum_posts.asp?TID=170

oldrower Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-10-2006, 18:57   #30
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 16-09-2006
Şehir: İzmir, Muğla
Mesajlar: 874
Galeri: 2
Teşekkürler oldrower. Kürekçinin halinden kürekçi anlıyor sanırım ben de sorum unutuldu sanmıştım

kürekçi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 13:43.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2014