agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Ağaçlar > İğne Yapraklı Ağaçlar




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 19-11-2010, 17:10   #1
Ağaç Dostu
 
the_mc's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-12-2009
Şehir: Denizli
Mesajlar: 494
Topçam - Ebe Çamı

(Pinus nigra ssp. pallasiana var. Şeneriana)


Ebe Karaçam, Anadolu Karaçamı’nın endemik bir varyetesi olup, önemli biyolojik zenginliklerimizdendir. Türkiye’deki yayılış alanlarından biri de Domaniç (Kütahya) civarında bulunur. Karaçam, Çokköy ve Aksu köylerinin güneyinde yaklaşık 750-850 m.ler arasında yer almaktadır. Kerestesi değerli olmadığı için yöre halkı tarafından tahrip edilmemektedir.

Türkiye’nin endemik bitkilerinden Ebe Karaçam, ilk kez Saatçioğlu tarafından Çaydurt (Bolu) civarında 1000-1100 m yükseltilerde bulunmuş ve “Pinus nigra var.şeneriana Saatçioğlu” olarak isimlendirilmiş; daha sonra Yaltırık tarafından “subsp.pallasiana” alt türüne bağlanmıştır. Ancak çok yavaş büyüme yapmasından dolayı fazla önemsenmemiştir. Ebe Karaçam (Pinus nigra ssp. pallasiana var. şeneriana), dipten dallanan, çok gövdeli, küre biçiminde bir forma sahip olup, 17 m.ye kadar boylanabilen bir ağaçtır. Anadolu Karaçamı’nın Türkiye’de yayılış gösteren en kısa ibreli ve en küçük kozalaklı varyetesidir.



Türkiye’de Bolu, Eskişehir, Afyon, Manisa ve Kütahya ilimiz sınırları içinde Domaniç, Emet, Tavşanlı Orman İşletme Müdürlüklerimiz ormanlarında genelde tek tek, çok nadir olarak da küçük gruplar halinde 800-1250 m.ler arasında yayılış göstermektedir. En uzun bireyleri, Bolu-Güney ve Manisa-Alaşehir çevresinde; estetik açıdan en dekoratif bireyleri ise Kütahya Domaniç civarında yer almaktadır.

Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya iline bağlı Domaniç İlçesi, Domaniç ve Alagöz Orman İşletme Şeflikleri Çokköy ve Aksu köylerinin güneyinde Kıran mevkiinde yoğun olarak bulunmaktadır. Saha, morfolojik olarak Karakıran tepenin (1022 m) kuzeyinde, Dola dere (Sarıkız çayı)nin oluşturduğu tabanlı vadinin ise güney kesimindeki bir plâto yüzeyine tekabül etmektedir. Ebe Karaçamlar, Kıran mevkii adı verilen bu alan dahilinde yaklaşık 750-850 m yükseltiler arasında yayılış göstermektedir.

TOPÇAM (EBE ÇAMI, ÇOBAN MURAT ÇAMI) EFSANESİ ( KOYUN AĞILI DEDESİ )



Nereli olduğu bilen yok dedemizin. Hangi köye çoban dursa bir önceki köyün halkından biri zannedilirdi. Nedense o, kendini bırakmak istemeyenlerin yalvarıp yakarmalarına bakmaksızın her iki veya üç yılda bir köy değiştirirdi. O, ağaçları, hayvanları, böcekleri, kuşları, çiçekleri öyle çok severdi ki nerede çobanlığa dursa bir başka güzellik gelirdi. Yaz kış dağlarda gezer ağaçlarla kuşlarla konuştuğu söylenirdi. Hemen her yerdeki müşterek ismi Çam Dede veya Çoban Dede idi. Esas adı Murat’mış. Dağlarda ağaçlarda aşılar yapar,yeni aşılı meyveler, yeni türler, yeni formlar elde etmeyi diğer çobanlara da öğretirmiş.

“Belki 10 veya 15 sene oldu bu köye geleli. Son durağım bu dağlar benim” dermiş diğer çobanlara. Bir çam ağacının altına ağılını kendisi kurar, yaz kış orda kendisi yatarmış. Ne hikmettir bilinmez, altına ağıl kurduğu çamların dalları, şemsiye gibi ağılın üstüne kapatır altına yağmuru karı geçirmez, hatta kışları bir çok yabani hayvan o ağaçların dalları içinde bir in gibi kışlarlarmış.

Elindeki asası ile ağaçların etrafında çizgiler yapar, o çizgiden içeriye ne bir canavarın girdiği, dışarıya da bir tek koyunun çıktığı görülmez, onun koyunlarının gölgelendiği tüm çamlar, adeta hayvanlara bir ağıl olurmuş. Ona koyun ağılı dedesi diyenler de vardı. Çam Dede diyorlardı. Çoban Murat dede derlerdi. Köye hiç inmez, tüm dostları, koyunlar, ağaçlar, dağlar, bayırlar idi.



Domaniç Dağlarında Çobanlık yapardı. Murat Dede. Ağıtlar yakardı koyunlarına Aşılar yapardı ağaçlarına Koyun Ağılı Dedem. Baharı, yazı, kışı, gözü Daim gülerdi yüzü Onunla kurttan korkmazdı kuzu Uyumazı gezerdi yıldızlarda sonsuzu. Hiç eksik olmazdı dağlarda tanrı misafirleri. Bayram ederdi onları görmekten, ağırlamaktan. Gelen misafirlerine ağaçlarını, çamlarını, çamlarının altındaki ağıllarını gösterir, çiçekleri verir, meyveleri verir, canı isterse kavalı ile adeta yeni besteler yapar, memnun etmeye çalışırdı ziyaretçilerini. Ama bu defa gelen misafir, daha önce gelenlere benzemiyordu. Köyün muhtarının cenazesini getiriyordu, karısı, köylü bayram etti, muhtar öldü diye. Dert yandı Çoban Murat Ağa’ya, muhtarın karısı. Köy mezarlığına gömülmesi müsaade edilmeyince, ne yapsındı kadıncağız. Zar zor koymuş kocasının cesedini öküz arabasına, gömüversin diye getirmişti. Şimdiye kadar gelen misafirler hep diriydi. Onlara azığından ikramlar yapardı. Ne yapsın, düşündü taşındı muhtarın karısı ile bir çamın altını kazdılar mezarı, koydular muhtarı içine. Kapattılar üstünü, üzgün kadıncağız, Çoban Murat Ağa’nın içinden okuduğu duaya “âmin” dedi ve döndü evine.

Aradan ne kadar zaman geçti bilinmez, köyünde zulmün sembolü haline gelmiş muhtar bu defa köylülerin rüyalarında cennette görünüyordu. Hemen hemen tüm köy görmüştü bu rüyayı. Kimse çıkıp da anlatamıyordu rüyasını, ta biri çıkıp da anlatıncaya dek. O zaman herkes teker teker söylediler, “Biz de gördük o rüyayı” ama böylesine kötü bilinen muhtarın herkes tarafından cennette görünmesini gerektiren iyi bir tarafı olmalıydı. Düşündüler, düşündüler bulamadılar. Hanımına sordular, o da görmüş aynı rüyayı ama yorumlayamamıştı. Zira o da beraberliklerinde kocasının iyi bir tarafına rastlayamamıştı. Düğüm, muhtarı gömen, Çoban Murat’ta çözülecekti. Gittiler koyun ağılına, buldular ve sordular:



- Murat Ağa nasıl dualar okudun bizim muhtarı gömmeden dediler.

- Ben ümmi biriyim komşular ne bilirim cenaze dualarını. Biçare kadıncağız gelince cenazeyi, kazdık çukuru gömdük beraber, kapattık üstünü toprakla, hepsi bu kadar dedi.

- Hiç mi bir dua veya bir şey söylemedin, dediler.

- Söyledim, söylemez olur muyum? Söyledim.

- Eee Neler söyledin, dediler.

- Allah’ım şu dağlarda bana ne zaman misafir gönderdinse, biliyorsun sen gönderdin diye ben onların hepsine baktım. Yemedim yedirdim, içmedim içirdim. Güzel Allah’ım bir tane de ben sana misafir gönderiyorum, ne olursun sen de ona bak… Dedim. Hepsi o kadar.

Gelenler ne diyeceklerini şaşırmışlar, birkaç hoşbeşten sonra ayrılmışlardı. O günden sonra bu havalilerde herkes, koyun ağılı çobanı Murat ağa’yı konuşur oldu. Her sene köyün davarı yaylaya çıkacağı zaman, Murat Dede’ye onun aşı yaptığı çoban çamlarının altında mevlütler okutur, fakir fukarayı yedirir, içirir, giydirirler. Hacılar hacıya, askerler askere, çoban çamlarının altında uğurlanır. Onun aşı yaptığı çoban çamlarını kimse kesmez, saygısızlıktır, uğursuzluktur, böyle inanılmıştır.

the_mc Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-02-2011, 22:01   #2
Ağaç Dostu
 
the_mc's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-12-2009
Şehir: Denizli
Mesajlar: 494
topçam tohumunun hepsi topçam fidanı olmaz. alt tür oldugundan kimisi karaçama geri döner karaçamdan polen almasından dolayı.

belediyenin ağaçlandırdığı alanda bulunan topçam fidanı. karaçama topçam aşılansa topçam fıdanı olabilir sanırım. hiç denenmemiş şeyler aşılı çam çok yapılıyorda bu şekilde bende kararsızım.
aşılama tekniği
http://www.ortohum.gov.tr/Tekbul/Asi.doc

Eklenen Resimler
  
the_mc Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-03-2011, 10:46   #3
Ağaç Dostu
 
Seyfi Dağdeviren's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-03-2009
Şehir: Bolu
Mesajlar: 262
Tohum sadece Bolu'da elde ediliyormuş. Nedeni ise orman niteliğinde karışıksız bu bölgede bulunması.

Seyfi Dağdeviren Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 02:36.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2014