agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni87Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 02-10-2008, 15:17   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,890
Galeri: 90
Tarımın bilinçli Yok Edilişi

“Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını, çağdaş ekonomik önlemlerle en yüksek düzeye çıkarmalıyız. Köylünün çalışması sonunda elde edeceği emek karşılığını, onun kendi menfaatine olmak üzere yükseltmek, ekonomi politikamızın temel ruhudur.”
Gazi Mustafa Kemal 1922

Batılı çiftçi kalkınıyor Türk çiftçisi batıyor

TARIMIN BİLİNÇLİ YOK EDİLİŞİ

Atatürk ne dediyse tam tersi yapılıyor!


Büyük Kurtarıcı’nın yaptıkları ve söylevleri ile 'tarımda' Türk ulusuna çizdiği yol haritası, özellikle son yıllarda bir tarafa bırakıldı ve ülke tarımı, Batılılar’ın çizdiği 'çıkmaz yollar'a sokuldu!...

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün demeçlerinden, söylevlerinden yola çıkarak, onun Türk tarımı ve Türk çiftçisi için neler istediğini anlamak hiç de zor değil... 'Ulusal tarım politikamız' da bu olmalıydı kuşkusuz. Ancak yıllardır bu isteklerin tam tersi uygulandı ve kimse buna 'gık'ını bile çıkaramadı.

Toprak ağaları, toprak reformunu engelledi


Atatürk, 1937 yılında yaptığı bir konuşmada 'Memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır' demişti.

(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - I, 1945, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa: 379;380 )

Bu söz özellikle CHP’nin yıllarca düsturu olmuş, ülkede 'toprağı işleyen köylüyü toprak sahibi yapabilmek için' TBMM’de yıllarca Toprak Reformu yapılması için savaşım verilmiştir. Ancak, tarım kentlerinden meclise milletvekili olarak gelenlerin hemen hepsi birer toprak ağası olduğundan, bu öneriye hiçbir zaman sıcak bakılmamıştır.

Devlet arazilerini ve teşvikleri patronlar kaptı!


Devletin arazilerinin fakir köylüye verilmesini yıllarca engelleyenler, şimdi pek çoğu TÜSİAD üyesi olan koca koca patronların devlet arazilerini paylaşması karşısında sus pus kaldılar. Sanayiyi, basını, Türk ticaret hayatını elinde tutanlar, yabancı ortakları da yanlarına katıp, devletin üretme çiftliklerini, teknopark projelerini, hatta mayınlı sınır arazilerini bile tek bir köylüye kaptırmıyorlar. Devletin kaymakamları, valileri, belediye başkanları, yani kamu yöneticileri de, 'Bölgemize yatırım yapılacak. İstihdam sağlanacak' diyerek, bu işadamlarını sevinçle karşılıyorlar.

Atatürk 'tesis kredisi, büyüğe değil küçüğe' diye uyarmıştı


'Patronlar Kulübü'nün güçlü üyeleri, aldıkları topraklara yapılan teşviklerle daha da 'güçlü' hale gelirken, Atatürk’ün 1931 yılında yazdığı şu notu hatırlamamak imkansız gibi:

'Memleket üretiminin artması, çeşitlendirilmesi için olduğu kadar herkes gibi köylünün de refah içinde yaşamasını temin etmek için bir tesis kredisine ihtiyaç vardır. Bu görüş, büyük çiftlik ve arazi işletenlere ait olmayıp daha çok küçük çiftçileri ilgilendirir.'

[Kaynak: M.K.Atatürk’ün 1931 yılında Anadolu’ya yaptığı seyahat sonunda hazırladığı notlar. Sayfa: II-42;43 (Orijinal belgeler Gnkur. Atase. Başkanlığı’ndadır.)]

Köylüyü 'nakit kredi'den korumaya çalışmıştı


Hatta bu notları arasında bir bölüm daha vardır ki, bu, son zamanlarda Türk çiftçisinin içine düşürülmeye çalışıldığı 'borç batağına' karşı, yıllar öncesinden yapılmış çok düşündürücü bir uyarıdır:

'Varlığından büyük iş tutarak büyük kâr yapmak için her şeyi borçla sağlamanın yolunu bulanlar genellikle üzücü sonuçlarla karşılaşmışlardır. Bu gibilere gerçek varlık ve ihtiyaçlarından çok kredi açmak ve onları kötü neticelerle karşılaşmaya teşvik etmek uygun değildir.

Söz konusu tesis kredisinin köylüye nakit olarak verilmesinin uygun olmayacağı şüphesizdir. Bu amaçla ayrılacak para ile bağ ve meyva fidanlıklarının kurulması, yerli pulluk ve tezgah atelyeleri ve tohum ve hayvan islahı müesseseleri kurulması ve nihayet buralarda dağıtılacak maddelerin fiyatlandırılarak uzun vadelerle toplanması tercih edilir.'

Özel bankalardan köylüye 'kredi kartı' tuzağı



AB’nin zoruyla çiftçiye 'üretimsiz, doğrudan maddi destek' veren hükümet, bu uygulamasıyla çiftçiyi köyden şehre göç etmeye teşvik ederken, bir çoğu yabancı olan özel bankalar da boş durmuyor. Ziraat Bankası’ndan aldığı krediyi bile ödeyememiş çiftçiye kredi kartı verme uygulaması başlatanlar, çiftçiyi geriye dönülmez bir iflasa sürüklemekteler.

Birlikler kurup kalkınmalarını istemişti


Ülkenin ne gibi tehlikelerle karşılaşabileceğini yıllar öncesinden gören ve uyaran ulu önder Atatürk, köylülerin, çiftçilerin kendi aralarında birlikler kurup, güç kazanmalarını da gerekli görmüş ve istemişti. İşte 1925 yılında dile getirdiği bu isteği:

'Makinesiz ziraat olmaz. El emeği güçtür. Birleşiniz. Birliklerle makine alırsınız.'

(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa: 209)

Atatürk’ün söylevlerinden ve aldığı notlardan anladığımız, 'az sayıdaki büyük zengin işletmeleri teşvik etmek yerine, sayıları çok daha fazla ama güçleri az olan çiftçileri, köylüleri teşvik etmeye daha önem verilmesi gerektiğidir.'
Atatürk’ün 1931 yılında yazdığı şu satırlarla da çiftçiye destek verilmesini istemiştir:

'Çiftçilerimizi kredi, üretim kooperatifleri gibi ekonomik kuruluşlara kavuşturmak ve bu kuruluşları ilerletmek ve geliştirmek gayedir.'

(Kaynak: Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, M.K.Atatürk, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Derleyen: Nimet Arsan, Sayfa: 550)

'Köylü, yiyecek ve giyecek için para sarf etmemeli'



Çiftçinin, köylünün günlük ekonomik sıkıntılarla boğulmadan ülke yararına üretim yapmasını şart gören Mustafa Kemal Atatürk, köylünün 'beslenme ve giyim' ihtiyacını kendi giderebilmesi için 'ev sanayi' kurulması gerektiğini bile düşünmüş ve 1931 yılında bu düşüncelerini şu notlarında yazıya dökmüştür:
'Bir köylü ev sanayi kurulması için çareler düşünmek akla gelir. Bizde köylü, evine, aile ve çocuklarının yaşamasına gerekli olan yiyecek, içecek ve herkes gibi giyecek için para sarf etmemelidir.

Köylü ailenin, elbisenin aba ve kaba bez dokuma tezgahı, sabanı gibi olmalıdır. Bu esasın yaygınlaştırılması ileriye ait bir ideal olmakla beraber, bu gayeye varmak için tedbirler düşünmek ve teşebbüslerde bulunmak çok lüzumludur. Aksi takdirde her şey yolunda gittiği zaman ancak yaşayabilen ve memleket nüfusunun üçte ikisini oluşturan bu insanlar hava gibi, tarım hastalıkları gibi ve nihayet piyasa gibi tesirlerin müsaade etmemesi halinde bütün kusuru hükümete ve vergilere yüklemekten çekinmeyeceklerdir.'

[Kaynak: M.K.Atatürk’ün 1931 yılında Anadolu’ya yaptığı seyahat sonunda hazırladığı notlar. Sayfa: I-31;32 (Orijinal belgeler Gnkur. Atase. Başkanlığı’ndadır.)]


Çiftçi sayısının çok olması sayesinde yaşıyoruz


IMF ve AB politikalarıyla son yıllarda Türk tarımında köylü nüfus azaltılıp, şehirli nüfus arttırılmaya çalışılıyor. Köyde ısrarla kalan köylüleri de çiftçilikten edip, yeni 'çiftçi' olan işadamlarının zengin ve büyük çiftliklerde köle gibi çalışmalarına yol açan bu düzenle Atatürk’ün istek ve direktiflerinin tam tersi bir politika izleniyor.

Mustafa Kemal Atatürk, o zamanlar Türk ulusunun büyük bölümünün çiftçi olmasının Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulabilmesinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu 1923 yılında sarf ettiği şu sözlere ifade etmişti:
'Milletimiz çok büyük elemler, mağlûbiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken, diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı biz bugün dünya yüzünde olmayacaktık.'

(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 117)

Çiftçiye verdiği önem


Atatürk’ün bize miras olarak bıraktığı tarımla ilgili yol haritasını izlediğimizde, şu sıralar 'yok edilmeye çalışılan' köylüye ne derece önem verdiğini şu sözleriyle anlayabiliriz:
Yıl: 1922 'Türk köylüsünü ’efendi’ yerine getirmedikçe memleket ve millet yükselemez'

(Kaynak: Yakınlardan Hatıralar, Mahmut Esat Bozkurt, 1955, Sayfa: 94)
Yıl: 1922 'Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah , mutluluk ve servete hakkı olan ve daha layık olan köylüdür.'
(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - I, 1945, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa: 219 )
Yıl: 1925 : 'Memleketimiz hakiki çiftçi memleketidir.'
(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını, Sayfa: 209)


'Memleketimiz çiftçi ve asker memleketidir'


Ulu önder Atatürk’ün bir ülke için tarımın ne kadar önemli olduğunu bizlere anlatan şu sözleri, ne yazık ki yıllardır rehavet içindeki hükümetler tarafından unutuldu gitti. Bakın Ata’mız bu konuda bizleri daha 1923 yılından bugünlere nasıl uyarmıştır:

'Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik, çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır... Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve daha iyi asker olacağız. Lâkin bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şan ve şöhreti keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı muhafaza etmek içindir.
...
Çiftçilerimizin gayretiyle memleketimizin verimli tarlaları birer kalkınma kaynağı olacaktır. Şüphesiz bu kalkınma kaynaklarını dünyadaki düşmanlara karşı savunmak için kıymetli bir ordumuz da bulunacaktır.

(Kaynak: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt - II, 1952, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Yayını. Sayfa: 131;132)


Serpil Özkaynak

www.yenicaggazetesi.com.tr

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-10-2008, 11:05   #2
Ağaç Dostu
 
Oğuz Karsan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-12-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,085
Galeri: 181
Evet, Atatürk ne dediyse tersi yapılıyor. Sebebi?

Merhaba,

Sn. Malina,

Çok güzel bir başlık açmışsınız. Teşekkür ederim. Bu başlık altında yazılacaklar sayesinde, Ulu Önder Atatürk'ün planlamasına rağmen, neden toprak reformunun da gerçekleştirilemediği ortaya çıkacak ve ülkemizin ilerleme trenine taş koyanlar ortaya çıkacaktır.

Eskiden konuşulamayan birçok mesele artık tartışılır hale gelmiştir. En önemlisi de toprak reformudur. Çünkü toprak reformu sayesinde ekip, biçemeyen, yani üretemeyen köylü üretir hale gelecekti. Hep Atatürk'ün traktör üzerindeki resmini düşünürüm. Peki ne oldu da bu kadar iyi düşünülmüş bir proje Atamızın ölümünden sonra, Çok kıymetli arkadaşları tarafından yürütülemedi?.

Bence ilk engel çok kıymetli silah arkadaşlarının hiç birisi Atatürk'ün sezgi ve ilşeriyi görme becerisine sahip değillerdi. Tarıma ilk darbe Köy Enstitülerinin kapatılması ile vurulmuştur.

Atatürk'ün ölümünden sonra 1939 larda kurulan Köy Enstitüleri, Hedeflerine ulaşır da ya ülkeyi kalkındırırsa korkusuyla, Demokrat Partililerin ve Cumhuriyet Halk Partisinin içindeki toprak ağalarının baskısıyla İktidarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kapatıldı.

O güne kadar yetişmiş ve ülkeyi kurtarabilecek hamleleri yapabilecek, Köylüyü eğiterek hem üretimi artıracak hem de devlet yönetimine katılmasını sağlayacak kıymetli öğretmenler komümist ilan edildiler.

İşte ülkemizde yaşanan felaketlerin en önemlilerinden biri de budur. Bu sayede köylümüzün kalkınması önlenmiş ve üretim geriletilmiş oldu. Peki sonra ?

Aç ve bitap halk, Yabancı devletlerin ülkeyi yıkma planlarının bir parçası olan dış borçları harvurup savurdu. Belimizi büken ve bağımsızlığımızı tehdit eden bu dış borç kesintisiz devam ettirilmektedir.

Ülkemiz için tarım çok önemlidir. Bu güne kadar en güçlü ülkeleri bile kahredenen sert ekonomik krizleri tarım ülkesi olduğumuzdan hafif hasarlar ile atlatabildik. Gücümüzün sanayiden değil de tarımdan kaynaklandığını kavrayan dış güçler sonunda tarımımızı da sabote etmeye başladılar.

İşte bu dış borç bitirilrildiğinde ve ülkemiz hakiki vatanseverler tarafından yönetilebildiğinde bağımsızlık günlerimiz başlayacaktır.

Saygılar

Oğuz Karsan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-10-2008, 16:05   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,468
Galeri: 225
Birileri, 'Ulkemiz uzerinde oyunlar oynaniyor...' diye feryat ettiginde cogu zaman bunun bir komplo paranoyasinin sizlanmasi oldugunu sanirdim... Ama asagiya aynen aldigim yaziyi okuyunca ulkemiz uzerinde oynanan oyunlarin daha once baska gelismekte olan ulkeler uzerinde de oynanmis oldugunu dehsetle gordum.Gerci ilgi yazi kadinlar icin ele alinmis... Ama yaziyi okudugunuzda somurusu yapilan konularin birbirinden ayri tutulamayacagini, hepsinin birbirleriyle bilesik kaplar gibi bagli oldugunu goreceksiniz... Yazida bizdeki turban, Guneydogu (ic catisma cikarma cabasi) ve tarim sorunlarimiza benzesen olaylari hayretle goreceksiniz...

Buyrun 'ilgi' yaziyi birlikte okuyalim... Belki siz de yorum yapma geregi duyarsiniz...

“Bu sistem (kapitalizm), asırlar boyunca insan aklına hükmeden kölelik felsefesi üzerine kurulu. 'Parçala ve yönet' ilkesi gereği ayrılığa vurgu yapan başka ilkelerle de destekleniyor. Bu ilkeye önce Avrupalı emperyalist düşünürler bağlandı, onların ardından 21. yüzyıldaki Amerikan emperyalizmi düşünürleri geldi.

Bu durum bizlere doğudan batıya, kuzeyden güneye dünya ülkelerinde dinin giderek siyasileşmesinin sebebini de açıklıyor. Oğul Bush da babası gibi ABD'deki köktenci Hıristiyan akımları destekliyor ve bu akımları askeri ve ekonomik savaşlar tutuşturmak için kullanıyor. Baba ve oğul Bush'ların köktenci İslamcı akımlarla ilişkisi de 1980'lerden bu yana biliniyor. ABD hükümeti komünizmin ve Sovyetler Birliği'nin vurulması için, Kaide ve Usame bin Ladin'in yanı sıra Mısır da dahil çeşitli Arap ve İslam ülkelerinden gençleri Afganistan savaşında silahlandırdı.
Enver Sedat döneminde Mısır'daki sosyalist güçleri vurmak için köktenci dini akımlar teşvik edildi. Nasır'ı destekleyenler, komünistler ve diğerleri Arap bölgesindeki ABD ve İsrail politikalarına karşı çıkıyordu. Sedat 1970'lerde Mısır'da Müslüman Kardeşler'le ve onun içinden türemiş veya dışındaki İslami hareketlerle işbirliği yaptı. İstenen oldu ve Mısır ekonomisi Amerikan çıkarlarına bağlı bir ekonomiye dönüştü. Mısır'ın yerli üretimi darbe aldı. Müslümanlarla Kıptiler arasında dini düşmanlık çıkarıldı. Medya ve eğitim kurumlarında köktenci düşünce yayıldı. ABD'ye, Coca Cola'dan baklaya kadar çeşitli tüketim mallarıyla Mısır pazarına saldırma özgürlüğü verildi. Mısır, buğday ve halkın temel gıdalarını bile kendisi üretmek yerine Kaliforniya'dan ithal eden bir ülkeye dönüştü. Mısır'da 'Amerikanlaştırma ve İslamlaştırma' aynı anda yaşandı. Köktenci dini düşüncenin kontrolü altında başörtüsü yayıldı ve bununla birlikte kadınların sünnet edilmesi oranı da arttı.
Fakat, başörtüsü ve sünnet kadını kocasının veya babasının işine yaramak için ev dışında çalışmaktan alıkoymadı. Amerikan şirketlerinde ve onların temsilciliklerinde yüksek ücretlerle çalışmak için bilgisayar kullanmayı öğrenmekten, Amerikan yapımı makyaj malzemeleri almaktan, dengesini bozan yüksek topuklu ayakkabılarla yürümekten, hatta dar kot pantolonlar giymekten de alıkoymadı. Sünnet edilen kadın oranı geçen yıllarda düşüş gösterse de 2007'de yüzde 97,4 arttı.”

NOT: Londra’da Arapça Yayınlanan El-Hayat Gazetesinde Mısırlı feminist yazar NEVVAL EL SAADAVİ ‘Kadın, kapitalizmin en büyük kurbanı’ başlıklı yazısının yukaridaki bolumunu 8 Mart 2007 Radikal Gazetesi Yorum sayfasindan derledim...

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-12-2012, 13:01   #4
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi malina Mesajı Göster

Batılı çiftçi kalkınıyor Türk çiftçisi batıyor



Özel bankalardan köylüye 'kredi kartı' tuzağı



AB’nin zoruyla çiftçiye 'üretimsiz, doğrudan maddi destek' veren hükümet, bu uygulamasıyla çiftçiyi köyden şehre göç etmeye teşvik ederken, bir çoğu yabancı olan özel bankalar da boş durmuyor. Ziraat Bankası’ndan aldığı krediyi bile ödeyememiş çiftçiye kredi kartı verme uygulaması başlatanlar, çiftçiyi geriye dönülmez bir iflasa sürüklemekteler.
...Nevşehir’de patates üretici kabus üstüne kabus yaşıyor. Satamadıkları patates depolarda çürüyecek diye kaygı duyan çiftçi, biriken borçlar yüzünden de hapis korkusu içinde. Hacizden kaçan köylüler ne hastaneye gidiyor, ne de namaza…
...Geçimini patates üretimiyle sağlayan Halil Öztürk, ihracatın istenilen düzeyde desteklenmemesi nedeniyle patetesin iç pazarda da 10 kuruştan satıldığını belirterek, “Ürün istenilen düzeyde değer bulmadı. Olan üreticiye oldu. Bankalara, MEDAŞ’a, özel sektöre olan borçlarımız nedeniyle her gün haciz endişesi içerisinde yaşıyoruz.
...Köyümde yaşayan yaklaşık 80 çiftçi patateslerini satamadığı için gece ve gündüz tutuklanma kokusu içinde yaşamaktan bıktı. Akşamları bir araç farı gördüğümüzde evin lambalarının yanı sıra televizyonu bile kapatıyoruz. Haberleri de dinleyemez olduğumuz gibi camiye namaz kılmaya bile gidemiyoruz. Hastaneye, kahvehaneye de bir gören olur da tutuklanırız korkusundan gidemiyoruz.
...Şahinefendi Köyü’nde kahvehane işletmecisi Mesut Yılmaz’da köylü müşterilerinin bir bardak çayı bile veresiye defterine yazdırdıkları söyleyerek, “Köylüde para yok.6 aydan beri veresiye defteri tutuyorum.9 bin TL üzerinde çay parası alacağım var, bir türlü alamıyorum.

Çiftçinin çilesi bir tülü bitmiyor - Gerçek Gündem

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-12-2012, 01:29   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-01-2010
Şehir: Mersin
Mesajlar: 217
Bu konuyu yeni farkettim. Tam bu günler için uygun düşen bir başlık. Sayın Malina ve Sayın Serpil Özkaynak'a teşekkür ederim. Mustafa Kemal'in sözlerini bizlere ulaştırdılar. Yüz yıl sonra olsa bile... Sanki bu günü anlatıyor.
Selamlar.

bozon Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 10:24   #6
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
http://www.odatv.com/n.php?n=-tarimd...yor-0301131200

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

Halil Balaban beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 12:37   #7
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul-Bolu
Mesajlar: 1,154
Atatürk Kalkınmanın Köyden başlanması ve sanayii için ise tarım sanayii ni göstermesi, sadece sözde kalmamış. Bunun için gerekli alt yapı da oluşturulmaya başlamıştı. Sadece Atatürk zamanında değil, bütün iktidarlar boyunca, toprak reformu başarılamamış bir cumhuriyet projesi olarak kalmıştır.

Esas değinmek istediğim konu, şimdilerde toprak reformu yerine konulduğu izlenimi veren ARAZİLERİN TOPLULAŞTIRILMASI projesine dikkat çekmek istiyorum.

Bu proje ilk bakışta toprakların verimli işletilmesine yönelik, tarım işletmelerinin belli ölçeğin üzerinde olmasını sağlıyacak , rekabet imkanlarını geliştirecek bir proje gibi görünüyor.
Ama acaba öyle mi?

Toprağı alacak olan köyde geçimini sağlayan, köylü olacak deniyor.

Ödemesini nasıl yapacak diye bakınca , bunun hiç de öyle olmayacağı anlaşılıyor.

O köylü bugün geçimi temin edemiyor. Aldığı toprağın ödemesini yapamayınca bu topraklar haciz yolu ile kimlerin eline geçecek acaba?

İkici aşamada bu toprakların sahibi , uluslararası büyük sermayenin eline geçecek gibi görünüyor.
Bunun siyasi sonucu da olabilir. O toprağı alan GLOBAL SERMAYE oyuncuları o bölgelerde siyasi bir güç haline de gelecektir.

Bunların sonucunda köylü, o topraklarda ırgat olarak çalışmak için bile zorlanacaktır. Rekabet şartları icabı dışarıdan tarım işçileri getirilmesi kaçınılmaz bir sondur.

Çok daha ileri bir aşamada neler olacağına bakmak için , İzrail'in orta doğuda önce toprak satın alarak yerleşmesini ve sonra devletini kurmasını ve sonrasını biliyoruz.

Olmaz diyecekler olabilir. Olmaz olmaz deme. Orta doğuda olmuşu var.
Dünyanın başka bölgelerinde kurulmuş özerk tarım plantasyonları var.

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 12:49   #8
Ağaç Dostu
 
ayazkentli's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-04-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,641
Galeri: 1
Bakırçay ovasında, Denizbank'a (Yunan iştiraki) ipotekli olmayan tarla kalmadı desem abartmış olmam. Sadece zenginler ipoteksiz iş çevirebiliyor.

Diğer orta ve küçük çiftçilerin hepsinin malları (tarla-bağ-traktör.. gibi) şu anda haciz konumunda.

Eğer Avrupa'da ve Yunanistan'da ekonomik kriz olmasaydı, geçen yıl ve bu yıl haciz'de rekor kırılırdı.

Sanırım Yunan bankası, şu anda bu kriz nedeniyle duruyor.

pria ve Ben fakir beğendi.
ayazkentli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 20:48   #9
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-01-2010
Şehir: Mersin
Mesajlar: 217
Birşeylerden yakınsak, hemen "paranoya", "komplo teorisi" gibi suçlamalarla karşılaşıyoruz. Kuyulara sayaç takmak zorunlu olmuş. Kaçak ve kontrolsüz kullanımı önlemek için iyi bir önlem diyebiliriz. Ama, yönetmeliği okuyunca, insanın aklına gene kötü şeler geliyor. Hani, bir ara suların özelleştirilmesinden bahsediliyordu ya...
Selamlar.

ayazkentli beğendi.
bozon Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 21:24   #10
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi bozon Mesajı Göster
Kuyulara sayaç takmak zorunlu olmuş. Kaçak ve kontrolsüz kullanımı önlemek için iyi bir önlem diyebiliriz. .
Yavaş yavaş işe çeşmelerden başladılar, bakalım ''kuyulara sayaç takıldı'' haberlerini ne zaman okuyacağız sayın bozon:

Köy çeşmesine belediye sayaç taktı haberi

ayazkentli, bozon ve YeniBON beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 21:45   #11
Ağaç Dostu
 
ayazkentli's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-04-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,641
Galeri: 1
Yıllar önce, Zeki Alasya-Metin Akpınar tiyatrosuna gitmiştim İzmir fuarında.

Özal ve vergiler ile ilgili "Bunlar yakında soluduğumuz hava'dan bile vergi alacaklar" diye, espri yapmışlardı.

Bana öyle geliyor ki, o dönemleri bile mumla arayacağız.

ayazkentli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 23:03   #12
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-07-2012
Şehir: Antalya
Mesajlar: 553
Sayın Malina,
Bu siteyi kurduğunuz ve bu konuyu açtığınız için çok sağolun. Konuya birşeyler yazmak için çok uğraşmaya gerek yok. Yakın tarihimizde, özelliklede içinde bulunduğumuz dönemde, yaşadıklarımızı şöyle bir aklımızdan geçirmek yeter. Zaten arkadaşlarımızda konuyu çok güzel işliyorlar. Farkına varmamız gereken. Başımıza gelen her şeyin baş sebebinin. Türk tarımının bilinçli olarak yok edilmesinin olduğudur.
Bu kadar laftan sonra benim söylemek istediğim. Bu yok edilmenin bize maliyetine bir kaç örnek vermek.
1-) Enbüyük sorunumuz CARİ AÇIK.
Halkımızın gıdasını, ziraai tohum, ilaç, gübreyi.
DEVAMI VAR


Düzenleyen Halil Balaban : 05-01-2013 saat 01:05 Neden: İlave satırlar
Halil Balaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 23:10   #13
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-07-2012
Şehir: Antalya
Mesajlar: 553
Mesajın devamı
Derken hayvan varlığımızın yok olmasını. En sonunda hayvan yemini. Hatta yem bile sayılmayan besleyici değil tok tutucu olan samanı bile ithal etmek. Birde sanayimizin nerdeyse tamamının ithal olduğunu da düşünürsek. Zaten Cari açığa başka sebep aranır mı?
2-) 1950 de Marşal yardımı ile başlayan dışa göbekten bağlılık bugün ve daha kimbilir kaç yıl,
kaç nesil sürücek?
3-) Siyasi kaos zamanında Nato'dan ayrılan Yunanistan, tekrar dönmek istediği zaman. Türkiye ve Yunanistan AB girmek için beklerken, bizi bekletip Yunanistanı aldıkları zaman. Yine AB'ye, hiç hesapta yokken rum Kıbrısın geriden gelip bizi geçerek kabul edildiği zaman. Borçlu olmamız nedeniyle onay verdik.
Var olan, itiraz etme hakkımızı kullanamadık.
Bu kadar yetsin. Cıhazım 800-900 karakterden uzun mesaj göndermiyor. Eksiğimi başka arkadaşlar tamamlar.
Sevgiyle kalın.
Halil Balaban

ayazkentli, bozon ve YeniBON beğendi.

Düzenleyen Halil Balaban : 05-01-2013 saat 01:28 Neden: Paragraf düzenleme
Halil Balaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-01-2013, 23:56   #14
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-07-2012
Şehir: Antalya
Mesajlar: 553
Sevgili Ayazkentli'nin bahsettiği
Denizbank, Şekerbank, HSBC, köylümüzü borçlandırıp, maddi varlığını ipotek altına almakla görevli misyon bankaları olarak ülkemize gelmişlerdir. Bu şekilde topraklarımızı parsel parsel ele geçirmektedirler.
Zaten bütün bankaların çalışması bu yöntemledir diyebilirsiniz. Ancak bu üç banka başta olmak üzere bazı bankalar bu iş için Türkiye'deler. Diğer gelirleri ekstradır.
Peki kabahat onlarda mı? Tabi ki değil. Onlar görevini yapıcak, bizim kendimizi korumamız gerekir. Bakın Ziraat Bankası
Yunanistanda şube açmak istiyor. Ama batmış, bitmiş Yunanistan bizim bir şube açmamıza izin vermiyor. Biz bu batmış Yunanistan'ın ülkemizde iki banka almasına göz yumuyoruz. Neden? Çünkü tarımın yok edilmesi borçlanmamızı arttırmış ve sürekli hale getirmiştir. Borçlu olunca da ne emredilirse, paşa paşa isteneni yapıyoruz.
İpotek konusu çok büyük bir yaradır. Köylü zorla borçlandırılarak ipoteğe bağlamıştır. Kefilsiz borç vermezler. Böylece mütesessil kefalet yoluyla bütün köy halkı birbirine kefil edilerek icraya verilmiştir. Her hanenin en az 4-5 icrası vardır. Bu yolla topraklarımız parsel parsel el değiştirip yabancıların eline geçmektedir.
Devamı var.

Halil Balaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-01-2013, 00:34   #15
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-07-2012
Şehir: Antalya
Mesajlar: 553
Sayın Pria'nın bahsettiği patates konusu acı bir örnektir. Dahada acısı bu durum, daha bir çok çeşidin üreticisi olan köylerde, tüm köylüler tarafından yaşanmaktadır.
Özellikle Harran Ovası başta olmak üzere doğu, güneydoğuda başka bir oyun sergilenmektedir. Musevi kürdü olan Barzani ailesinin bizdeki uzantıları ve maşaları sayesinde topraklarımız el değiştirmektedir. Bu bölgede ele geçirilen topraklarımız, zamanla gerçek sahiplerine devredilmek üzere, İsrail adına toplanmaktadır.
Türkiye'de Barzani ailesinin efendisi İsraile hizmeti bununla bitmiyor.
Devamı var.

Halil Balaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-01-2013, 00:35   #16
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-07-2012
Şehir: Antalya
Mesajlar: 553
Devam mesajı.
Mersinde Barzani ailesine ait, çoğu zirai ürün işleyen ya da ihraç eden 120 kadar
(Belki daha da artmıştır.) firma bizim mal ve sırtımızdan şakır şakır para kazanıp dışarı götürmektedir. PKK ya finansörlük sağlarlar. Uyuşturucusuna aracılık yaparlar. Ayrıca bu firmalar kaldırımlarda açıkça satılan kaçak sıgaranında kaynağıdır. Kaçak sıgara fabrikası Mersin'dedir. Gemiye yüklenen sigaralara güya ihraç ediliyomuşçasına çıkış yaptırılır. İhrracattan vergi iadesi alınır. Sonra gizlice yurda sokulur.
Bunlar hep kendi tarımımızı yok ettiğimizin sonucudur.
Türk tarımı yok edilerek ve ele geçirere, ülke borca batırıldıktan sonra. 1980 darbesiyle beraber,
ABD de bizim oğlanlar ( My boys) denilen cunta, abilerinin (Big brother) talimatlarıyla karma ekonomiden vaz geçmiştir. Ve liberalizme geçilmiştir. Bunun için Özal kullanılmıştır. İşte o süreç bugün rejimin değiştirilmesi aşamasına gelmiştir. Buyrun tarımın yok edilmesinin maliyeti
Sevgiyle kalın.
Halil Balaban
NOT:Bu konuların işlenmesi sevindirici. Ancak böyle hassasiyet isteyen konularda hep aynı isimleri görüyorum. Oysa aynı hassasiyetleri taşıyan çok arkadaşımız var. Katılımları güç verecektir.


Düzenleyen Halil Balaban : 05-01-2013 saat 01:41 Neden: Harf hatası
Halil Balaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-01-2013, 19:45   #17
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Zeytinyağlı Yiyemem Türküsünün Hikâyesi-Prof.Dr. Kenan Demirkol

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=10085

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-01-2013, 16:33   #18
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
... bir de bakıyoruz AKP’li tarım bakanı (Mehdi Eker) Fransa’dan legion d’honeur nişanı almış. Biz hazretin Fransız diline, edebiyatına yaptığı hizmetleri düşünüyorduk. Açıklamalardan öğreniyoruz ki, bu ödül Türk bakana, Fransa hükümeti tarafından, kaşla göz arasında Fransa’dan Türkiye’ye 250 milyon dolarlık canlı hayvan ithal ettiği için verilmiş. Ülkemizde tarımı, hayvancılığı bitiren bakana Fransa’dan ödül, güler misin, ağlar mısın? Bizim çiftçi, üretici zararı pahasına elindeki pamuğu, fındığı, narenciyeyi satamazken, benzerlerinin dışarıdan alınması tartışmasız bir yönetim zaafıdır.

Dr. Beşir Doster

Alışveriş - Gerçek Gündem

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-01-2013, 17:32   #19
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul-Bolu
Mesajlar: 1,154
Türkiye'de tarım konusu çok kolay irdelenebilecek bir konu değil. Zira Türkiye Dünyadan kopuk ziraat politikalarına sahip olamaz.

Tarımın Osmanlıdaki devlet politikalarına ve Cumhuriyet ile değişen şartlar ve Planlı kalkınma döneminde devletin bu konudaki politikaları , ve nihayet global dünya tarım politikalarından ayrı irdelenmesi zordur.

Zordur derken , yukarıda kısaca bahs ettiğim faktörleri göz önünde bulundurmadan anlayabilmek zordur. Ve sadece bir döneme bakılarak anlamak mümkün değildir. Tarım devletlerin politikalarına çok sıkı sıkıya bağlı ve denetimi, yönlendirmesine bağlı bir sektördür. Diğer sektörlere devlet müdahalesi tarım sektörü kadar değildir.
Ve devletin tarım sektörüne müdahalesinin çok eskiler gittiğini söylemek mümkündür.
Aklımdaki bir örnek , Mısırın M.Ö 18 yüzyılda ( tarihe bakarmısınız ) devletin ürünün bol olduğu yıllarda köylüden ürün alıp stoklaması ve kıt yıllarda kullanılması şeklinde olmuştu.

Bu metot Osmanlıda ve Cumhuriyetin ilk yıllarında bizde de uygulanmıştır.

Köylü bu metodla fiat dalgalanmalarından korunmuş . Bu devlet eli ile yapıldığından, spekülatörlere fırsat verilmemiş oluyordu. Ama bugün bu konu spekülatörlerin oyunlarına açık hale getirilmiştir.

Son dönemlerde tarımsal ürünleri alıp köylüyü spekülatörlerden koruyan Tarım ürünleri alım koop leri birer birer yok edilmiştir. Bu gün tarımız en büyük problemi ürün satın alan koop lerin yok edilmesinden kaynaklanıyor.

Farklı bir açıdan da bakalım istedim .

ayazkentli ve bozon beğendi.
İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2013, 09:44   #20
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Tarımın saklan(a)maz çöküşü

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı



Tarımın saklan(a)maz çöküşü

ayazkentli beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 10:08   #21
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Devamı:

Tarımsal çöküş nasıl gerçekleşti

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Tarımsal çöküş nasıl gerçekleşti

ayazkentli beğendi.
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 14:47   #22
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul-Bolu
Mesajlar: 1,154
Hükümet Okullarda süt dağıtma adında bir proje başlattı. Hattı zatında bu proje ONLARDAN ÖNCE DE chp İstanbul belediye başkanı Sözen zamanında başlatıldı. O günlerde buna bıyık altından gülen politikacılar sanki ilk defa kendileri başlatmışlar gibi bir havaya girdiler. Bakın o güzelim projeyi ne hale getirdiler.

Şimdi okullarda öğrencilere süt dağıtılacak , bundan sütü içen çocuklarımız yararlanacak ve sütü üreten köylü yaratılan talep nedeniyle süt ürünü değerlenecek.

Bu güzelim proje ( Sözenin projesi) Ne hale getirildi. Ve köylünün ürettiği sütün fiatı bu vesile ile aşağı çekildi. Yani köylü daha az kazanacak hale getirildi.

Aşağıda link'ini veriyorum . Köylü üretici bu uygulamanın acemiler , köşe dönücüler elinde nasıl mağdur edildiğinin resmidir.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...ArticleID=1114

pria beğendi.
İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 15:26   #23
Ağaç Dostu
 
selim_50's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-09-2007
Şehir: Nevşehir
Mesajlar: 607
marshall yardımının şartlarından biride köy ensitülerinin kapatılması idi, herhalde bu hangi şartla hangi günlerin hesabının yapılarak yardım yapıldığının özetidir.

Halil Önen ve pria beğendi.
selim_50 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 22:31   #24
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-01-2010
Şehir: Mersin
Mesajlar: 217
Olup bitenden duyulan rahatsızlıklara, karamsarlıklara katılmamak elde değil. Mevcut gidişat herhangi bir engele rastlamazsa, tüm korkularımız başımıza gelecek.

Sizlerden ayrıldığım yer, çözüm konusunda. Çözümü mutlaka, kendi kültürümüzü esas alarak üretmemiz gerekir. Diğer kültürleri de ihmal etmeden.

Selamlar.

pria beğendi.
bozon Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-01-2013, 23:50   #25
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul-Bolu
Mesajlar: 1,154
Tarım ve hayvancılık serbest piyasa şartlarında nasıl tuzaklarla yok ediliyor. İşte yem fiatları artınca ucuz yem almak zorunda kalan köylünün karşılaştığı tehlike.
Hayvan yetiştiricilerine yem uyarısı!

İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 00:31   #26
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 03-01-2013
Şehir: izmir
Mesajlar: 279
Eğri oturalım doğru konuşalım arkadaşlar.

Bu duruma düşmemizde hiç mi ÇİFTÇİMİZİN suçu yok ?

Hepiniz az çok tarımla ilgileniyorsunuz ne demek istediğimi anlamışsınızdır herhalde.

sadecegeçen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 00:45   #27
Ağaç Dostu
 
İsmail Karagülle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2009
Şehir: istanbul-Bolu
Mesajlar: 1,154
çifçimizin hiç mi suçu yok ? Sorusunun cevabı , bence yok. Suçlu tarım politikalarıdır. Global politikalar ve ona uyumlu çalışan yerel politikalar suçludur. Onların yazıp çizdiği seneryolar karşısında köylü ne yapsın . Köylü bu büyük oyunun ancak figüranıdır. Yönetmen ne derse onu yapmak zorundadır. Nehir üzerindeki bir yaprak gibidir.

Halil Önen, pria ve wisdom beğendi.
İsmail Karagülle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 10:15   #28
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 31-03-2011
Şehir: Muğla
Mesajlar: 82
Sayın arkadaşlar,
Benim naçizane düşüncem, tarımın yok edilmediği yönünde. Yani tarım yok edilmiyor. Ancak son derece stratejik ve son zamanlarda kar getiren bir alan olması nedeni ile sadece el değiştirme durumu var gibi. Daha önce geçimlik üretimden pazar için üretim yapan köylü yerine tamamen pazar ve kar için üretim yapan kapitalist girişimciler bu alana girmeye başladı.

Bunu yaparken değişik mekanizmalar kullanılıyor. Birincisi politikalar: devlet eli ile alınan kararlarla küçük çiftçinin tarım yapamaz hale getirilmesi sağlaniyor. Desteklerin kalkması bazı ürünlerde kotanın getirilmesi vb. Aynen fındık, şeker pancarı ve tütünde olduğu gibi. İkincisi tarımı destekleyen devlet kuruluşlarının özelleştirilmesi. Bu şekilde çiftçi pazar ilişkilerinde aracı tefeci ve büyük sermaye ile başbaşa bırakılıyor. Üçüncü olarak da piyasa mekanizması ve pazar ilişkileri çerçevesinde fiyat politikaları ile çiftçi rekabet edemez durumu getiriliyor.

Sonuç, küçük üretici tarım yapamaz hale geliyor. Ya tarlasını satmak zorunda bırakılıyor, ya büyük sermaye kontrolünde sözleşmeli tarım yapmak durumunda kalıyor ki bu durum kendi tarlasında ücretli tarım işçisi durumuna düşürüyor. Devamında ya köyü terk ediyor, şehre iş aramaya gidiyor; gençlerin büyük çoğunluğu tarımda gelecek göremediği için bunu yapıyor, ya da çoğunlukla yaşlıların maruz kaldığı gibi yoksulluk içinde zar zor geçinmeye çalışıyor. Son olarak da bir parça bilgi ve mücadele gücü var ise farklı geçim stratejileri araştırıyor.

Tarımın diğer önemi de stratejik bir konumda olması. Gıda ürünlerinin üretimini ve pazarını kontrol edenler (ki dünya genelinde gıda ürünlerinin ticaretinin yüzde doksanından fazlasını 5-6 uluslar arası kuruluş kontrol ediyor) diğer insanları, bölgeleri ve ülkeleri kontrol etme gücünü de elinde tutabiliyor. Son 30 yıldır dünya genelinde olan budur. Son çeyrek asırda dünya tarihinde olmadığı kadar çok gıda ürünü üretilriken (kişi başına düşen miktar) aynı zamanda dünyada hiç bu kadar da çok açlık olmamıştı.

Bunun temel nedeni (açlığın) küçük bir azınlığın daha çok kar güdüsü ile dünya gıda üretimini (tarlalara el koyarak, finans sektörü aracılığı ile ve devletlerin uyguladıkları ekonomi politikaları ile) ve ticaretini kontrol ederek yerel üretimi ve üreticileri yok etmesidir.

Bunları önlemenin yolları var mı? Elbette var ....

wisdom Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2013, 22:51   #29
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-01-2010
Şehir: Mersin
Mesajlar: 217
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi wisdom Mesajı Göster
Sayın arkadaşlar,
Benim naçizane düşüncem, tarımın yok edilmediği yönünde. Yani tarım yok edilmiyor. Ancak son derece stratejik ve son zamanlarda kar getiren bir alan olması nedeni ile sadece el değiştirme durumu var gibi. Daha önce geçimlik üretimden pazar için üretim yapan köylü yerine tamamen pazar ve kar için üretim yapan kapitalist girişimciler bu alana girmeye başladı.

Bunu yaparken değişik mekanizmalar kullanılıyor. Birincisi politikalar: devlet eli ile alınan kararlarla küçük çiftçinin tarım yapamaz hale getirilmesi sağlaniyor. Desteklerin kalkması bazı ürünlerde kotanın getirilmesi vb. Aynen fındık, şeker pancarı ve tütünde olduğu gibi. İkincisi tarımı destekleyen devlet kuruluşlarının özelleştirilmesi. Bu şekilde çiftçi pazar ilişkilerinde aracı tefeci ve büyük sermaye ile başbaşa bırakılıyor. Üçüncü olarak da piyasa mekanizması ve pazar ilişkileri çerçevesinde fiyat politikaları ile çiftçi rekabet edemez durumu getiriliyor.

Sonuç, küçük üretici tarım yapamaz hale geliyor. Ya tarlasını satmak zorunda bırakılıyor, ya büyük sermaye kontrolünde sözleşmeli tarım yapmak durumunda kalıyor ki bu durum kendi tarlasında ücretli tarım işçisi durumuna düşürüyor. Devamında ya köyü terk ediyor, şehre iş aramaya gidiyor; gençlerin büyük çoğunluğu tarımda gelecek göremediği için bunu yapıyor, ya da çoğunlukla yaşlıların maruz kaldığı gibi yoksulluk içinde zar zor geçinmeye çalışıyor. Son olarak da bir parça bilgi ve mücadele gücü var ise farklı geçim stratejileri araştırıyor.

Tarımın diğer önemi de stratejik bir konumda olması. Gıda ürünlerinin üretimini ve pazarını kontrol edenler (ki dünya genelinde gıda ürünlerinin ticaretinin yüzde doksanından fazlasını 5-6 uluslar arası kuruluş kontrol ediyor) diğer insanları, bölgeleri ve ülkeleri kontrol etme gücünü de elinde tutabiliyor. Son 30 yıldır dünya genelinde olan budur. Son çeyrek asırda dünya tarihinde olmadığı kadar çok gıda ürünü üretilriken (kişi başına düşen miktar) aynı zamanda dünyada hiç bu kadar da çok açlık olmamıştı.

Bunun temel nedeni (açlığın) küçük bir azınlığın daha çok kar güdüsü ile dünya gıda üretimini (tarlalara el koyarak, finans sektörü aracılığı ile ve devletlerin uyguladıkları ekonomi politikaları ile) ve ticaretini kontrol ederek yerel üretimi ve üreticileri yok etmesidir.

Bunları önlemenin yolları var mı? Elbette var ....
Sayın wisdom, "yol"lar neler? Devam etmenizi isterim. Çünkü sorunu güzel bir şekilde dile getirdiniz.
Selamlar.

bozon Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-01-2013, 10:48   #30
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,409
Beyaz altın nasıl öldü?

Saat: 09:37

Dünyanın sayılı tarım ülkelerinden Türkiye, beyaz altını pamuğu kaybetti. Son 10 yılda 22 milyar dolarlık pamuk ve pamuk ipliği ithal edilirken, ihracat 12.6 milyar dolarda kaldı. Açık 9 milyar dolar oldu.

15 yıl öncesine kadar Türkiye dünyanın sayılı tarım ülkelerinden biri olmakla övünür, ilkokulda çocuklara ilk bu öğretilirdi. Pamuk da Türk tarımının beyaz altınıydı. Ancak o beyaz altın tamamen bitti, pamuk ithalatı Türk ekonomisinin kamburuna dönüştü. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, sektör temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıların ardından pamuğun röntgenini çekti.

Son 10 yılda tam 22 milyar dolarlık pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu mensucat ithal edildi. Pamukta verilen dış ticaret açığı 9 milyar doları buldu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre Türkiye, Çin’den sonra dünyanın en fazla pamuk ithal eden ikinci ülkesi konumunda bulunuyor.

Pamuk Türkiye’nin en yüksek ithalat kalemlerinden de birini oluşturuyor. FAO’nun verilerine göre 2010 yılında Türkiye, 1 milyar 729 milyon dolar ödeyerek 889 bin ton pamuk ithal etti. 2002 yılında dünya pamuk üretiminde Türkiye’nin payı yüzde 4.6 iken 2012 yılında bu oran yüzde 2.1’e düştü. 2002 yılında 964 bin ton pamuk üreten Türkiye 2011-2012 döneminde ancak 675 bin ton pamuk üretebildi.

Fiyatı ihracatta düşüyor

2011 yılında pamuğun kilosunu 3.05 dolardan ithal eden Türkiye, aynı dönemde yerli pamuğu ancak 2.53 dolardan ihraç edebildi. 2012 yılının ilk 10 ayındaysa pamuğun kilosunu ortalama 2.13 dolardan ithal eden Türkiye kendi ürettiği pamuğu ihraç etmek istediği zaman ürününü 1.69 dolardan satabildi.

Türkiye, her yıl irili ufaklı 30’a yakın ülkeden pamuk ithal ediyor. En fazla ithalat ise ABD’den gerçekleştiriyor. İkinci sırada Brezilya, 3. sırada Yunanistan yer alırken bu ülkeleri sırasıyla Türkmenistan, Özbekistan, Arjantin gibi ülkeler izliyor. 2012 yılının ilk 10 aylık döneminde de bu sıralama değişmedi. TÜİK’in verilerine göre 2002 yılından sonra Türkiye’de pamuk ekilen alanlarda 1 milyon 790 bin dekarlık bir daralma yaşandı. 2002 yılında 7 milyon 211 bin dekar olan pamuk ekim alanları, 5 milyon 420 bin dekara indi.

Umut Oran, dünya ülkelerinin pamuk üreticilerini var güçleriyle desteklerken Türkiye’de ise desteğin her geçen yıl azaldığını söyledi. Pamuk ekim alanlarının kentleşmeye kurban verildiğini de kaydeden Oran, şöyle devam etti:

“Devletin pamuğa özgü yeni bir destekleme politikasıyla pamuk üretimini yeniden ayağa kaldırması gerekiyor. Pamuk destekleme primlerinin artırılmadığı son yıllarda, mazot, elektrik gübre ve benzeri girdilerin fiyatları önemli ölçüde artmıştır. Sektör temsilcileri maliyetlerin yükselmesine bağlı olarak üreticinin pamuk üretiminden vazgeçtiğini dile getiriyor. İç piyasada lif pamukların iplikçiye emanete gönderilmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Bunun en net çözümü lisanslı depoculuktur. Mevzuattaki sıkıntıların aşılarak, pamuklarını lisanslı depoya koyacak olan üreticilerin ve çırçır işletmelerinin desteklenmesi şart. Tarım birliklerinin 2000 yılında çıkan yasası değiştirilmeli. DİFİF kredilerinin faizi affedilmeli, anapara geri ödemesi uzun yıllara yayılmalı. Birliklerde yöneticilik yapanların görev suçları, varsa cezaları da açıkça kanunda yer almalı.”

Beyaz altn nasl ld? - thelira.com

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 01:29.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020