agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Çocuklara ve Genç Arkadaşlara Özel
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 03-04-2007, 22:17   #1
Işık
 
sonsuz ışık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 15
Wink Yeşil Ağaç Kurbağası

Yeşil ağaç kurbağası (Litoria caerulea), Hylidae (ağaç kurbağaları) familyasından, anavatanı Avustralya ve Yeni Gine olan, Yeni Zelanda ve ABD'de de bulunan bir kurbağa türü. Fizyolojik açıdan aynı cinsteki diğer türlere, özellikle Litoria splendida ve Litoria infrafrenata`ya benzer.

Diğer Avustralyalı kurbağalara oranla büyük bir tür olan yeşil ağaç kurbağasının boyu 10 cm'ye ulaşabilir. Uysal olan bu kurbağalar insanların yaşam alanlarının yakınlarında yaşayabilir. Sıklıkla evlerin içinde veya pencerelerde, evdeki ışığa gelen böcekleri yerken görülebilir. Bu tür davranışsal özellikleri yüzünden yeşil ağaç kurbağası yaşadığı bölgede en çok tanınan kurbağalardandır; ayrıca, dünya çapında popüler bir egzotik evcil hayvanıdır.
Fiziksel Özellikleri:

Yeşil ağaç kurbağası yaklaşık 10 cm uzunluğa kadar büyüyebilir. Rengi, içinde bulunduğu çevrenin renk ve sıcaklığına bağlı olarak kahverengiden yeşile değişkenlik gösterebilir. Ventral yüzeyi beyazdır. Zaman zaman sırtında beyaz, düzensiz şekilli, çapı yaklaşık 5 mm olan noktalar bulunabilir. Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar. Gözleri altın rengidir ve irisler yataydır.

Akciğerleri olsa da oksijeni deri yoluyla alırlar. Bu işlemin etkili bir şekilde işleyebilmesi için derinin ıslak olması gerekir. Islak derinin getirdiği bir dezavantaj da patojenlerin ıslak yüzeyde daha rahat gelişebilmesidir ki bu da enfeksiyon riskini artırır. Bunu önlemek için kurbağa bu patojenleri yok edebilecek peptitler salgılar. Yeşil ağaç kurbağasının deri salgısında bazı antibakteriyal ve antiviral peptitler bulunur. Ayrıca, yeşil ağaç kurbağasının deri salgılarında bulunan bazı peptitlerin HIV'i, sağlıklı T hücrelerine zarar vermeden yok ettiği tespit edilmiştir.

Dağılımı:
Yeşil ağaç kurbağası Avustralya'nın kuzey ve doğu bölgeleri ile Yeni Gine'nin güneyine özgüdür. Dağılımı genelde ılık, nemli tropikal iklime sahip bölgelerle sınırlıdır. Kışları soğuk olsa da Doğu Avustralya bu türe ev sahipliği yapar. Güney Avustralya'daki Victoria eyaletinde de bulunur, ancak bölgenin soğuk kışlarında yaşayamaz ve bu nedenle yaşam alanı kuzey bölgeleriyle sınırlı kalmıştır.

Tür, hem ABD'ye, hem de Yeni Zelanda'ya götürülmüştür. ABD'de, iklim şartları nedeniyle sadece Florida eyaletindeki iki bölgede bulunur, fakat bunlar çok küçük topluluklardır ve herhangi bir ekolojik zararlarının olup olmadığı bilinmemektedir. Eskiden Yeni Zelanda'da bulunurken, 1950'lerden beri görülmemiştir.
Ekoloji ve davranış:
Yeşil ağaç kurbağaları çok uysaldır. Geceye özgü (noktürnal) olan bu hayvanlar akşamın erken saatlerinde ortaya çıkar ve gece avlanırlar. Gündüzleri serin, karanlık ve ıslak bir yer bulup uyurlar. Kış süresince ses çıkarmaz ve çoğunlukla görülmezler.

Yerlerine göre çeşitli habitatlarda bulunabilirler. Genellikle, bir durgun su kaynağının yakınındaki ağaçlarda bulunsalar da bataklıklarda veya daha soğuk iklimlerde otlaklarda hayatta kalabildikleri bilinmektedir. Yeşil ağaç kurbağaları evlerin içindeki lavabo ve tuvalet gibi su kaynaklarına yerleşmeleriyle de tanınırlar. Ayrıca pencerelerde böcekleri yerken de görülebilirler.

Türün besin kaynağı büyük oranda böcek ve örümceklerden oluşsa da, daha küçük kurbağaları ve hatta küçük memelileri içerebilir. Kurbağa dişleri avı kesmeye uygun olmadığı için, av kurbağanın ağzına sığacak büyüklükte olmalıdır. Çoğunlukla yapışkan dillerini ava doğru iterler, av yapışır ve tüketilir. Bu tekniği küçük avlar için uygulayan yeşil ağaç kurbağası daha büyük avlarına farklı bir teknikle saldırır; aniden avın üzerine atlayıp saldırır ve elleriyle avı ağzına sokmaya çalışır.

Yeşil ağaç kurbağasının az sayıda yerli düşmanı vardır, yılanlar ve bazı kuş ve kertenkele türleri gibi. Avrupadan gelen yerleşimlerle, yerli olmayan bazı yırtıcılar getirilmiştir; özellikle de köpek ve kediler. Yakalanmış (tutsak haldeki) bir yeşil ağaç kurbağasının ortalama ömrü 16 yıl olsa da 20 yıldan daha uzun yaşayanları da olmuştur. Vahşi ortamda ortalama ömürlerinin yırtıcıların varlığı nedeniyle daha düşük olduğu düşünülmektedir.


Kaynak:Vikipedi

 

Düzenleyen sonsuz ışık : 04-04-2007 saat 00:09 Neden: Yanlış yazımı düzelttim
sonsuz ışık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-04-2007, 14:35   #2
melek
 
beyaz melek's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
Teşekkürler sonsuz ışık )

beyaz melek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-04-2007, 15:03   #3
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 36,985
Galeri: 90
Arkadaşlar, bu bölümü sizin sorularınız için açtık, gördüklerinizi izlediklerinizi paylaşmanız için. Siz de kopyala yapıştır yaparsanız amacımıza ulaşmayız. Biz büyükler olarak bazı yazıları bu yöntemle toparlayıp arşiv oluşturmaya çalışıyoruz ama bu sizin yapmamanız gereken bir şey.

Bu konuyu bu nedenle daha sonra sileceğim.

Yeşil ağaç kurbağasını gördüysen, gözlemlerini yazabilirsin...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-04-2007, 01:37   #4
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,662
Galeri: 32
ben gördüm...

Merhaba, malina'nın muhatabı değilim belki ama "genç" neyin sözcüklerini görünce balıklama maydanoz olasım tuttu, ben iki-üç kez tarif edilen yeşil kurbağalardan gördüm arkadaşlar.
Belirtildiği gibi narin yapıları ile çok uysal olduklarına ilişkin bir izlenim bıraktılar üzerimde, ciltleri açık yeşil renkli (yemyeşil) incecik derili ve nemliydi, kahverengi kara kurbağalarına nazaran çok daha sevimli geldiler bana (yeşil rengin üzerimdeki önyargısal etkisini mi tarif ediyorum, nedir!)
Küçük bir çocuk sevimliliği içerisindeki kurbağacıklar, toplandığında hiç de belli olmayan arka bacaklarını uzattıklarında gerek bacakları, gerekse bir bütün olarak zerafetleri gerçekten etkiliyor insanı (malina "gözlemlerini" dediği için sansürsüz yayınlıyorum, umarım 18 yaş altı üyemiz yoktur, ayın değil yılın muzırı seçilmek istemem doğrusu, ben masumum, sapık muamelesini haketmiyorum, arzederim!)
Dikkatli (ve de meraklı) dostlarımız, "yahu hep Avustralya, Yeni Zelanda (bundan sonra kısaca ANZAC demeyeceğimdir!) diye yazıyor, sen nerede gördün ki!" diyecek olurlar ise Tekirdağ ili, Merkez ilçesinde denize 3,5-4 km. mesafede oldukça nemli ve yeşil bir arazide yaprakların arasında gördüğümü belirtir, saygılar sunarım...

gece
bir vakitler dere kurbağalarından onlarcasını acımasızca öldüren tövbekar ölümlü! (gerçekten çok pişmanım!)...

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-04-2007, 19:42   #5
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 08-12-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,239
Ben de 18 yaş altı değilim . Ben de gördüm yeşil kurbağayı. Çok heybetli. Ve İstanbul Belgrad ormanı yakınında Atatürk Arberatumu'nda gördüm.

sukranayalp Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-04-2007, 20:31   #6
Işık
 
sonsuz ışık's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 15
Ben hayatım da yeşil ağaç kurbağası görmedim.Hatta hiç kurbağa görmedim.Bu yüzden bende internetten yararlanıyorum.Görseydim gözlemlerimi kesinlikle yazardım.


Düzenleyen sonsuz ışık : 15-04-2007 saat 22:27
sonsuz ışık Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-04-2007, 17:46   #7
Ağaç Dostu
 
Vildan Sönmez's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-08-2005
Şehir: K.çekmece
Mesajlar: 5,159
Galeri: 1124
Bahsettiğiniz kurbağa bu mudur ? Enezde çekmiştim.

Eklenen Resimler
 
Vildan Sönmez Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-04-2007, 18:57   #8
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 08-12-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 1,239
Evet bu. Avucum kadar vardı.

sukranayalp Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-04-2007, 21:35   #9
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 16-04-2007
Şehir: binalarla çevrili doğadan uzak bi yer ama yinede yaşamaya değer
Mesajlar: 1
sonsuz ışık bence çok haklısın eğer görmediysen internetten öğrenmen çok doğal bişey bende görmedim ve senin sayende belkide hakkında bişiler öğrenicem (serap)

small_angel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-04-2007, 23:22   #10
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 21-04-2007
Şehir: Samsun
Mesajlar: 10
Benim bulunduğum yerde ağaç kurbağalarına sıkca rastlamaktayız.Biraz haylazlar insanların üzerlerine yapışmayı çok seviyorlar.Av yaparken birkaç kez gözlemim oldu .Avının vakkumlu parmakları ile yakalayıp yiyor.Çok muhteşem hayvanlar,yağmur yağacağı zaman koro halinde bağrışmaları oluyor.Resimdeki kurbağa dinlenme sırasında çekilmiş en aktif gece oluyorlar.

beyazkartal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-04-2007, 23:29   #11
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi sonsuz ışık Mesajı Göster
Ben hayatım da yeşil ağaç kurbağası görmedim.Hatta hiç kurbağa görmedim.Bu yüzden bende internetten yararlanıyorum.Görseydim gözlemlerimi kesinlikle yazardım.
hiç kurbağa görmemek...

malasef artık böyle bir çevrede yaşıyoruz...Türkiye kurbağa ihracatında Dünya da 2.sırada...Eko sistemin durumunu gösteren Dünya 2.liği...tersten okursak çevreye önem veren sondan 2.ülke olabilir mi ? Bilmiyorum.

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-04-2007, 00:00   #12
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,662
Galeri: 32
"Ku, vak, vak, vak!" gezerim forumda!

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi denizakvaryumu Mesajı Göster
...Türkiye kurbağa ihracatında Dünya da 2.sırada...Eko sistemin durumunu gösteren Dünya 2.liği...tersten okursak çevreye önem veren sondan 2.ülke olabilir mi ? Bilmiyorum.
Merhaba, okuduğum bir yazıda Bangladeş'ten Fransa'ya "bacaklarını yesinler" diye kurbağa toplanıp satılmasında patlama olduğunu, hemen akabinde de bulaşıca hastalıklar ve bunlara bağlı ölümlerde patlama ve ani mezarlık doldurmaların yaşandığını okumuş, sebep araştırıldığında ise; sadece tek bir kurbağanın karnını yardıklarında sindirilmeyi bekleyen 56 (ellialtı) sineğin sayıldığını, yani tek bir kurbağanın bile çok büyük sayılarda hastalık taşıyıcısını temizlediğini, herkes, büyük bir hızla kurbağaları tüketince de meydanı boş (ve köpeksiz) bulan sineklerin de deyneksiz dolaşıp, hastalıkları, kurbağaları üç kuruşa Fransız'lara gönderenlere ve onların küçücük masumlarına bulaştırdıklarını, vs. öğrenmiştim.
Doğal denge bozulmasın diye birçok kişinin çaba göstermesi bundan. Bozulan dengenin bedeli çok ağır olabiliyor. Hemde "belki vaziyeti kurtarma şansı" da olmuyor, bedel en hafifinden "göze göz" hesabıyla ödeniyor.
Ülke olarak 2. olduğumuz bu ihracat kalemi ucubesi bir yana tarım arazilerine atılan ilaçlar ve gübrelerin (ve/veya artıklarının) yağmurlar ile yıkanıp, taşınarak derelere akması sonucu, yaşam alanları zehirlere gark olan kurbağa ve başka tür zavallıların öldüğünü, ben kendi adıma kurbağa seslerinin kesilmesinden çıkarımsıyorum, belki bu konuda daha derin çalışmlar bile vardır da haberimiz yoktur, kimbilir? ("Kurbağaların Sessizliği sinemalarda" değil, hayatımızda! Dr. Hannibal da kimmiş, peh!)

gece
kurbağa ve cırcır böceği seslerinin ne kadar yüksek olursa olsun, gürültü değil, olsa olsa romantizm doğurduğuna inanan, geceleri ışık kirliliği olmayan ortamlarda yıldızlara bakmayı seven adam! (ne mi görüyor, bir bilseniz!)

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-04-2007, 00:25   #13
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Türkiye, kurbağa bacağı ihracatı yapan ülkeler arasında Çin'den sonra ikinci sırada

3 milyon dolarlık kurbağa prensler

-Türkiye, hem standardı, hem boyutu, hem de lezzetiyle en büyük kurbağa bacağı ihracatçıları arasında yer alıyor. Avrupa'ya yılda 1300 ton kurbağa bacağı gönderiyoruz. 3300 avcı, günde yaklaşık 3 ton kurbağa avlıyor. Avrupa'nın tercihi yeşil su kurbağaları; çiftliklerde üretilemiyor, çünkü yılan tehlikesi baş gösteriyor. Doğal ortamdan toplanan kurbağaların kafası makasla kesiliyor, temizleniyor ve sadece bacakları yeniyor





Muppet Show'un kurbağa Kermit'ini hatırlarsınız. Nasıl da sevimliydi. Bandırma'da Fransa ve İtalya'ya kurbağa bacağı ihracatı yapan Kocaman Balıkçılık'a gittiğimizde birden onu hatırladık. Türkiye'nin toplam kurbağa bacağı ihracatı yılda 3 milyon dolara ulaşmış. Haberimizin ana konusu da bu. Ama hemcinslerinin makasla başlarının kesildiğini ve belden aşağılarının yaklaşık 45 dakika can çekiştiğini bilse, kurbağa Kermit ne yapardı, diye düşünmeden de edemedik.

Kendilerine yeni fırsatlar yaratabilen ihracatçılar, Türkiye'de tüketilmeyen ürünlerden önemli döviz geliri elde ediyorlar ve Türkiye'nin yüzünü güldürüyorlar. Kurbağa bacağı da bu ürünlerden biri. Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg gibi ülkeler yılda yaklaşık 4 bin ton kurbağa bacağı tüketiyor. Türkiye'den 5 firma bu işin ihracatını yapıyor. Biri, yeri Bandırma'da bulunan Kocaman Balıkçılık, diğerleri Adana'da üretim yapan Sasu ve Sagun. Daha küçük ölçekli çalışan Pakyürek ve Mantaş ise kurbağaların bol olduğu bahar dönemlerinde ihracat yapıyor. Haftada 500 kilo ile ihracata başlayan Kocaman Balıkçılık, bugün Fransa ve İtalya'ya yılda 300 ton, Sasu 600, Sagun'da 400 ton isteğe göre canlı ya da dondurulmuş kurbağa gönderiyor. Kurbağalar firmaların TIR'ları ile adreslerine ulaşıyor. Her üç firmanın da ana işi kurbağa bacağı değil. Orkinos, karides, hamsi, salyangoz, gümüş balığı ihraç ettikleri diğer ürünler.



Yılan Tehlikesi
Kurbağalar genelde Edirne, Antalya, İskenderun, İpsala ve Mustafakemalpaşa çevresinden toplanıyor. Kocaman Balıkçılık'ın Türkiye genelinde 1000, Sasu'nun 1200, Kemal Balıkçılık'ın da 1100 avcısı var. Avcılar topladıkları kurbağaları müstahsil denilen aracılara, aracılar da firmalara satıyor. Zaten firmalara günlük 1 ton civarı kurbağa geliyor. Firmalar kendi arabaları ile gidip teslim alıyorlar. Getirilen her kurbağa çok değerli olduğundan, alınmama gibi bir durum yaşanmıyor.

Kocaman Balıkçılık, kısa bir dönem kurbağa üretimi yapmayı denemiş. Çiftliği yılanlar basınca, Türkiye'nin doğal kaynaklarını kullanmanın daha doğru olacağına karar vermişler. Kurbağaların bakımı zahmetli değil. Yem gerekmiyor. Sadece onlara uygun doğal ortamı yaratmak yeterli ama yılan tehlikesi yüzünden, dünyanın neredeyse hiçbir yerinde üretim yapılmıyor ve doğal kaynaklar kullanılıyor. Yılanlar yok edildiği takdirde ise ekolojik denge bozulduğu için fareler artıyor. Yıllar önce Aydınlı Alaattin Özmen, kurbağa üretme çiftliği kurmayı denemişti. Belediye göletinde, 400 bine yakın yavru kurbağayı beslemeye başlamış, ihracat yapacağını açıklamıştı. Ama yılanlar göletin tüm çevresini sarınca, çevre halkı Özmen'i suçlamış, ardı arkası gelmeyen davalarla uğraşmak zorunda kalmıştı.

Yılda 10 bin yavru
Dünyada yaklaşık 500 tür kurbağa var. Türkiye'de yeşil su kurbağası Latince ismi ile 'Ranaridibunda' denilen cins avlanıyor. Yenmek üzere tercih edilen de yine sadece bu cins.

Boyları 1.5 cm ile 25 cm arasında değişiyor. Kurbağaların bacakları son derece uzun. Yaşamak için de suya bağımlılar. Avlandıktan sonra sadece 45 gün yaşayabiliyorlar.

Yumurtalarını kese içinde suya bırakıyorlar. Yumurtalar açılınca iribaş denilen yavrular meydana geliyor. Bunlar metamorfoz geçirdikten sonra ergin kurbağa halini alıyorlar.

Bir kurbağa yılda 10 bin yavru doğuruyor. Ağırlıkları 15-25 gr., 25-50 gr., 50-70 gr., 70-110 gr. olarak değişiyor. Avrupa ülkelerinden gelen talep, daha çok 50-75 gr. arası olanlara. Bu da en az 6 aylık kurbağa demek. En istikrarlı şekilde kurbağa ithal eden pazar Fransa.


Türkiye'nin rakibi Çin
Türkiye'nin en büyük rakibi Çin ve Tayvan gibi Uzakdoğu ülkeleri. Ama Avrupa ülkelerinde en çok kabul görenler, Türkiye'den gelenler. Çünkü hijyen açısından AB standartlarını birebir yerine getiriyorlar. Canlı kurbağada en büyük rakipler Mısır, Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya. İç pazarda İtalyan ve Fransız restoranlarından ve güney sahillerindeki tatil köylerinden talep geliyor. Kurbağaların en sık yakalandıkları hastalık Salmonella. Zehirli ve toksik etkiler gösterebilen Salmonella, insanlarda ishalle başlayıp tifoya kadar giden bir hastalık zincirine sebep olabiliyor.

Türkiye'deki ihracatçı firmalar bunun önüne geçebilmek için zorunlu Haccp uygulamaları yani kontrol mekanizması yürütüyor. Her üç firma da hastalıkla karşılaştıkları bölgelerden bir daha kurbağa almamışlar. Afyon Bolvadin, Ergene Havzası, Bursa'nın bazı bölgeleri ve sanayi tesislerine yakın yerler, bunlardan bazıları. Bilinenin aksine kurbağa ciltte siğil yapmıyor.

Kurbağaların üreme zamanları mayıs ve haziran ayları. Kocaman Balıkçılık'ın sahibi Osman Kocaman ve Sasu'nun sahibi İsa Üçkardeş, "Üreme zamanlarında kesinlikle avcılarımız kurbağa toplamıyor. Ekolojik dengeyi bozarsak, gelecekte ürün alamayacağımızın farkındayız. O aylarda donmuş olarak sakladığımız stoklardan faydalanıyoruz" diyor.

Bu arada avcıların bilinçsizce topladığı yavru kurbağalar tekrar doğaya bırakılıyor. Kocaman Balıkçılık 10 ton, Sasu 12 ton, Sagun 8 ton stok bulunduruyor. Stoklar iki yıl muhafaza edilebiliyor.


Kilosu 3 milyon, sofrada 20 Euro
10 adet kurbağa yaklaşık bir kilogram ediyor. Avcı yakaladığı kurbağanın kilosunu 3 milyon TL'ye satıyor aracıya. Aracı üzerine 1 milyon TL koyup 4 milyon TL'ye firmaya satıyor. Temizlenmiş taze kurbağa kilosu 12 Euro'ya ihraç ediliyor. Donmuş olarak gönderilen kurbağanın kilosu ise 5 Euro'ya alıcı buluyor Avrupa'da. Aşçısının ellerinde yemeğe dönüşen iki kurbağa bacağı, 5-20 Euro arasında servis ediliyor. Kurbağa bacağı, yendiği her ülke için ciddi bir gurme yemeği olarak tanımlanıyor. En çok tüketilen yer, Fransa'nın Lyon Bölgesi ve İtalya'nın kuzeyi. Damak tadı olan yaşlı Avrupalılarca sofradaki önemli yerini koruyor fakat çevreci gençler tüketmiyor. Hatta bir dönem kurbağanın öldürülüş şekli nedeniyle geniş katılımlı yürüyüşler düzenlenmiş. Örneğin Swiss Air, çevreci baskısı nedeniyle canlı kurbağa taşımama kararı almış.

Afrodizyak iddiası
Kurbağa çorbasının pek çok hastalığa iyi geldiği iddiası günümüz sağlık dünyasının en çok tartıştığı konular arasında yer alıyor. Solunum yolu hastalıklarına iyi gelen kurbağa çorbasının, cinsel gücü artırıcı etki yaptığı öne sürülüyor. Kurbağaları çorbalara çeşni olarak kullanan aşçılar, mucizevi karışımı elde etmek için kurbağa etlerini, şifalı bitki ve baharatla 'blender'dan geçiriyor. Bu karışımı sulandırarak elde ettikleri çorbayı ve 'kurbağa suyunu' şişelere doldurarak müşterilerine satıyorlar.

http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/04689/

kurbağa ve cır cır sesinin olmadığı bir çevrede yaşıyorsanız, yaşamıyor , Dünyadaki zamanınızı dolduruyorsunuz demektir...acı ama gerçek

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-12-2007, 22:57   #14
Ağaçsever
 
TURKPRINC3SS's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-09-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 81
Galeri: 5
Evet,ama yaşam alanları yazıldığı akdar sınırlı dğeil.Tropikal ağaçlarda yaşadıkları için tropikal ağaçların yetiştirildiği heryerde,örnek verecek olursak Mersin'de var Hatta bi fotom vardı bununla ilgili.

TURKPRINC3SS Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 22:16.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020