View Single Post
Eski 08-10-2006, 02:09   #20
saka
Ağaç Dostu
 
saka's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-05-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 378
"Kırmızı ışık" kavram olarak biraz zorluk yaratıyor, bunun yerine spektrumun kırmızı dalga boyuna yoğunlaşmış lamba diyelim isterseniz. Buradan hareketle, ışığın atmosferi katettikten sonra hava da farklı, suda farklı kayıplara uğradığını da belirtmek gerekir. Suda ilk bir kaç metre derinliklerde kırmızı dediğiniz (ve hatta turuncu) dalga boyuna yakın yerlerdeki fotonlar soğurulmaya başlar. Derinlere doğru inildikçe sadece mavimsiliğin kaldığını görürsünüz. Su altı belgesellerde bu sebeple derin mavilik görürsünüz, zira o metrelere inildikçe giderek sadece güçlü enerjileri olan mavi fotonlar kalmıştır ve bu mavi fotonlar çarptıkları bütün yüzeyleri maviye boyarlar.

Özetle bunun sebebi, fotonların enerji yüklü parçacıklar olarak her birinin farklı enerjileri olmasından mütevellittir. Yani şöyle hayal edelim, elime farklı renklerde bilyeler alıyorum ve bunları suya fırlatıyorum. Enerjisi daha çok olan mavi bilye daha derine penetre olabiliyorken, enerjisi daha az olan kırmızı daha ilk bir kaç metrede sönümleniyor. Bu yüzden su bitkileri dediğimizde bitkilerin fotosentetik radyasyon ihtiyaçlarının normatif bir dağılım sergileyebildiklerini söylemek pek mümkün olamıyor. (farklı derinliklerde yetişen bitkiler farklı ışınıma maruz kaldıkları için doğa da temin ettikleri fotonlara bağlı olarak pigmentasyon geliştirmişler)

Bu bilgilerin aslında çok katı bir sınır çizmediğinide söyleyebilmek için şunu da ifade etmek isterim:
tropik ve subtropik kuşaklarda güneş gün içerisinde 2000 ile 8000 kelvin arasında renk sıcaklığı değişimine uğrar, tam gün güneş alır denen bitkiler işte güneş doğar ve batarken etrafın kızıla bulandığı turuncuyuda alır (ve bu esnada da fotosenteze devam eder) öğle vakti 6500K civarında beyaz ışığıda kullanır. 6500K genellikle akvaryumlarda yaygınlaşmış bir değerdir zira, ama az ama çok spektrumun diğer dalga boylarınıda ihtiva eder. Tek başına kırmızı bir lamba ile sucul bitkilerin büyük çoğunluğunun pigmentasyonlarında yıkımlar olabileceğini söyleyebilmek sanırım mümkün. Mine hanım'ında belirttiği gibi, farklı dalga boylarının farklı mekanizmaları işlettiği hatırda tutulmalı. Optimum bitki gelişimin amaçlandığı akvaryum bitkilerinin özel ihtiyaçları sözkonusu değilse, tam (veya ful) spektrumlu lambaları tercih etmek bitki fizyolojisi açısından da sanırım daha uygun olacaktır. Sürekli kırmızı dalga boyuna maruz kalan su altı bitkilerinde zamanla anomaliler veya gelişme bozuklukları başgösterebilir. Algler, yüksek bitkilere göre spektrumun içeriği ile fazla ilgili değillerdir. Bu sebeple dengesiz bir aydınlatma zamanla suda istenmeyen alglerde artışa sebep olurken, bitkilerde gerilemeye ve belkide lethal sonuçlara vardıracaktır.

saygılarımla,

saka Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön