View Single Post
Eski 13-09-2007, 12:51   #43
mcege
Ağaç Dostu
 
mcege's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-08-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 112
Saip ve Bodrum kavşağını geçtikten yaklaşık 1 km. sonra döner kavşaktan sola girdiğinizde Karaburun ilçe merkezine ulaşırsınız. Aracınızı uygun bir yere park ettikten sonra dev çam ve çınar ağaçları altında, muhteşem manzaralı çay bahçelerinden birinde kendinize bir bardak çay ısmarlamak tüm yorgunluğunuzu alacaktır.

Karaburun merkezinde eski taş yapılar görme şansınız pek yoktur. Bunun nedeni ise Karaburun'un merkezi yaklaşık 50-55 yıl öncesi kurulmuştur. Şu anda merkezin olduğu yerin eski adı Ahırlı'dır. Eskiden nüfus yoğunluğunun olduğu zamanlarda hayvancılık ( keçi sürüleri) çok yoğun olduğu için bunları barındıracak büyük ahırlara ihtiyaç olurmuş. 3-4 köyün ortak kullandığı büyük ahırların olduğu kısmen düzlük olan yerde kuruluymuş bu ahırlar. Herkes sürüsünü otlattıktan sonra bu ortak kullanımlı ahırlara bırakırlarmış. İşte buraya da Ahırlı denirmiş. Yani şimdiki Karaburun'un merkezi.

1950'li yıllarda meydana gelen depremden sonra evleri yıkılan köylülere yeni bir yerleşim yeri olarak işte burası gösterilmiş ve yeni yerleşim yeri böylece oluşmuş. Bu anlattığım Karaburun merkezinin ilk hikayesi. Bir de ikinci bir hikaye anlatılır.
Demokrat Parti zamanında dağınık halde bulunan köylere yeterli hizmet götürülemeyeceği ve herkesin belirli bir merkezde toplanması gerektiği söylenince köylü önce pek rağbet etmemiş. Ancak bedava arsa, elektrik ve su sözü verilince herkes fikrini değiştirmiş.
Şu anda Karaburun merkezine 2-3 km uzaklıkta terkedilmiş halde bulunan Çullu, Hisarcık ve Manastır köyleri bu nedenlerle şu anda tamamen yerleşim dışıdır.( Sadece Manastır'da 1-2 tane hayvancılık yapan ailenin evi vardır.)

Buna rağmen Merkezde yer alan caminin tarihi oldukça eskidir ve mutlaka ziyaret edilmelidir derim. Çok fazla olmasa da yine de incelenebilir değerde taş yapılar vardır. ( Camiinin yolunda ve civarında.) Bir de Hikmet Köse'nin evi vardır ki sanki bir müzeyi anımsatır. Bu evi ziyaret etmek Karaburun'un tarihini birebir yaşamak gibidir. Ancak bu ziyaret için çok şanslı olmanız gerekir. Hikmet beyi karaburunda bulmak gerek, sonra sizi sevmesi gerek ve en önemlisi o gün keyfinin yerinde olması gerek. Birkaç yıl önce randevu alarak röportaj ve çekim yapmaya gelen bir televizyon kanalının sunucusunun "çok sulu" olan muhabiri yüzünden toplam 3 dakikalık söyleşiden sonra kovulduğunu bilirim.)

Karaburun merkezinde yapılacak geziyi 1 saatte tamamlamanız gayet normaldir. Çünkü herşey toplu halde küçücük bir çanağın içindedir. Balıkçı, manav, market, eczane, PTT, banka, polis merkezi, otogar, fırın, kahveler ve çay bahçeleri gibi aklınıza gelen herşey bir merkezde toplanmıştır.

Bu merkezden hemen bir arka sokakta evler bulunur. Karaburun'un yerlilerinin çoğu Yörüktür. Yerli halkın yaşlıları için ticaret hala olmasa da olur durumundadır. Yani bakkalı işletirken aklındaki en önemli şey zeytinlerin bu sene verimli olup olmayacağıdır. Son zamanlarda yavaş yavaş gençlerin işbaşına geçmesi ve yabancı işletmecilerin gelmesiyle durum biraz değişmesine rağmen Karaburun'un havasından mıdır, suyundan mıdır, yerli halk değişeceğine, gelenler buralara ayak uydurur durumdadır.

Bir gerçek hikaye; vücudunun alt kısmı özürlü olan Terzi Mehmet İzmir'de yaşamını zorlukla sürdürürken bir de akciğerlerinde kanser illetine yakalanmış. Doktorların 3 ay ömrün var dediği Terzi Mehmet, "havası temiz olan bir yere yerleşirsen belki biraz daha yaşarsın" diyen başka bir doktorun tavsiyesini dinleyip kendisini Karaburun'a atıyor. Biz kendisini 1999'da tanıdığımızda bu hikayeyi kendi ağzından dinlemiştik. 1999'da Karaburun'a yerleşeli sanırım 3 yıl olmuştu ve sapasağlam karşımızdaydı. İzmir'e kontrol için gittiğinde doktorunun nasıl da şaşırdığını büyük bir zevkle anlatmıştı bize.

Terzi Mehmet ne mi oldu? Halen yaşıyor. Merkezdeki çay bahçesinden camiiye doğru giderken sağdaki 4. dükkanda terzilik yapmaya devam ediyor.

Hoşçakalın.

mcege Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön