agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Bonsai > Yeni başlayanlar için yardım
(https)




Beğeni Düzeni48Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 19-07-2012, 15:01   #211
-
 
Giriş Tarihi: 17-08-2010
Şehir: Manisa
Mesajlar: 508
Galeri: 4
Sayın Hazeyn e yazdığım ilk aciklamam ve ardindan yazdigim sitem sizin için de geçerlidir. Tekrar yazmam anlamsız. Ve ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gördüm.

Basit, aciklayici ya da yonlendirici bir cümle kurmak yerine niyet okumak, alttan alttan kinaye yapmak nedir?!

Ummuyorum ya, belki düşünüp bu uyarımı ciddiye alırsınız.

Bu konuda dedin ki dedim ki den başka bir iletişim mümkün olmadıgından daha da uzatmanın anlamı yok.

Odeh Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-07-2012, 15:38   #212
Ağaç Dostu
 
Sakaki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-06-2010
Şehir: Adana
Mesajlar: 4,815
Picasso, sergisini ziyaret eden ve resimleri hakkında soru soran centilmenler ve hanımefendiler ile tek tek alakadar olup sorularını şevkle cevaplarken, bir kadın Picasso'ya yaklaşarak "ben resimlerinizden bir şey anlamadım, bence enerjinizi böyle anlamsız resimlere harcayacağınıza şöyle güzel doğa resimleri yapsanız da gerçek bir resim görsek ve hoş bir seda ile izlesek, ne bu böyle, bu resimlerinizden birşey anlamak mümkün değil?" der.

Picasso kadına "Siz Çince biliyor musunuz?" diye sorar.
Kadın: "hayır, bilmiyorum" der.

"Ama Çince'yi dünyada 1 milyardan fazla insan konuşuyor ve anlıyor" diye cevaplar Picasso.

--------------------------

Önemli olan birşeyi biliyor, anlıyor olup olmamamız değil, öğrenmek isteyip istemediğimiz veya amacımızın öğrenmek mi yoksa hicivle veya iğneli imalarla sadece yapılan işi yermek mi olduğu.
Amacınız gerçekten öğrenmek olsaydı veya öğrenmek istememenize ya da anlamamanıza rağmen en azından saygı duyuyor olsaydınız, ilk cümlenizi farklı bir şekilde ve seviyede kurmanız gerekirdi ki o zaman inanın bonsai ile ilgilenen tüm arkadaşlar size seve seve sayfalaca yazar ve cevap verirdi, bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Ama Memet beyin dediği gibi her sene böyle 1-2 tane önyargılı ve üsluben hoş olmayan bir mesaj düşüyor konuya malesef. Onlar da artık Çince için "kapı pencere resimleri" diyecekler elbette, yapacak birşey yok malesef.

nicholai hel beğendi.
Sakaki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-07-2012, 17:34   #213
-
 
Giriş Tarihi: 17-08-2010
Şehir: Manisa
Mesajlar: 508
Galeri: 4
198, 200, 202, 205 numaralı mesajlarda sürdürmeye çalıştığınız önyargılı tavra karşı yanıtlar mevcuttur. 198. Mesajda ilk paragrafa dikkat ediniz, gayet acik. Niyet okuyarak ve israrla açıklama yapmama rağmen bu kastı sürdürmeniz meseleyi gözler önüne seriyor.

Konunun adi bile gecmeden (sayin Tekin mesaji haric) "dedim ki dedin ki" sürmemeli artık... Bu kadarı kâfidir...

(Ayrıca picasso ve çince ornegi bariz bicimde kavram ve algi hatası/tuzagi içerdiği gibi aldatıcıdır. Bir resim ile bir dil böyle değerlendirilmez. Bu nedenle dayanak olabilecek bir ornek değildir. Neyse, Yeri gelirse başka bir yerde tahlil edilebilir.)

Odeh Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-07-2012, 19:42   #214
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,246
Galeri: 88
Odeh bir hafta oturup nerede yanlış yaptım diye düşünecek...

Bir hafta sonra üyeliğini tekrar aktif hale getireceğim, duruma bakacağız!

Tekin'e teşekkür ama Tekin'in son mesajına sıra gelinceye kadar, benzer şeyler başka arkadaşlar tarafından yazılmıştı. Odeh'in öğrenmeye niyeti olsa onları okurdu; bu üslupla tartışmaya başlamaz ve devam ettirmezdi.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-07-2012, 15:42   #215
Ağaç Dostu
 
Nail Sarı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-07-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 240
Galeri: 1
Bonsai kültürünün ciddi anlamda varolduğu tüm ülkelerde benzer karşıt görüşler olmuştur. Hep olacaktır. Sonuç olarak Bonsai Sanatının yükselişi engellenemez bir hızda devam etmektedir.

kalambaklı beğendi.
Nail Sarı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-07-2012, 17:48   #216
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,246
Galeri: 88
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Nail Sarı Mesajı Göster
Bonsai kültürünün ciddi anlamda varolduğu tüm ülkelerde benzer karşıt görüşler olmuştur. Hep olacaktır. Sonuç olarak Bonsai Sanatının yükselişi engellenemez bir hızda devam etmektedir.
Karşıt görüşlere itirazımız yok

Karşıt görüşü tek doğru gibi savunmaya çalışanlara ve bu arada sınırı bir epey aşanlara itirazımız var...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-07-2012, 15:23   #217
Ağaç Dostu
 
Nail Sarı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-07-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 240
Galeri: 1
Bizlerin doğa sevgisini ve bitkilerle olan çalışmalarımız zevkle paylaştığımız bu güzel forumda en zor iş size kalıyor Sayın malina. İşiniz gerçekten çok zor. Allah kolaylık versin. Bende farklı bir konuda forum sahibiyim çok iyi bilirim.
Teşekkürler.

Nail Sarı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 21:44   #218
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-11-2012
Şehir: Kocaeli, Avşa Adası
Mesajlar: 1,142
Sevgili Alibaba,

Sohbetinizden mahrum kalınca, bir arıyayım hele dedim.

Bu işi yaparken ladin çalışmanızı gördüm.

Büyük beceri ve yetenek isteyen bir çalışma olduğunu kabul etmeliyim.

Şimdi yazacaklarımı siz ve diğer "bonsai"ci arkadaşlar tepki ile karşılayabilirsiniz, itirazım olmaz!..

Bir zamanlar Çin'de, çoğunluk arasında geçerli olan kadınlara küçük metal ayakkabı giydirerek ayaklarının küçük kalmasını sağlamak gelenekti.

O ayakların çekilmiş röntgen filmlerini gördüm, harab oldum!

Ben bonsai geleneğinin de canlı bir varlığın gelişmesini engellemek olduğunu sanıyorum.

Bilmem yanılıyor muyum?

Ben fakir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 22:01   #219
Ağaç Dostu
 
alibaba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-10-2011
Şehir: Ankara
Mesajlar: 628
Merhaba 'Ben fakir' abi, takiptesin demekki
Ben yeniyim abi bonsai konusunda, araştırıp deneyip öğrenmeye çalışıyorum.
Bonsai hakkındaki bakış açınıza şu an bişey diyemeyeceğim, burda çok tecrübeli ustalar var bu konuda, cevabı onlara bırakayım ben
hayırlı akşamlar, adaya selamlar

alibaba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 22:11   #220
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-11-2012
Şehir: Kocaeli, Avşa Adası
Mesajlar: 1,142
Merhaba Alibaba,

Takipte değilim, ana sayfada adını görünce hatır sorayım dedim. Ayrıca musiki konusunda keyifli sohbetler yapıyorduk. Özledim, o kadar!

Ben sana bonsai konusunda teknik bir soru sormadım ki beni ustaların önüne atıyorsun. (hem de en hınzır smiley ile!)

Benim merak ettiğim, bir canlının büyümesini engellemenin, eksik ve özürlü bir büyümeye neden olmanın moral yönden incelenmesi idi.

Buna cevap vermek için bonsai terbiyecisi olmak gerekmez.

Ne dersin?

Ben fakir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 22:24   #221
Ağaç Dostu
 
alibaba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-10-2011
Şehir: Ankara
Mesajlar: 628
Teşekkür ederim abi, musiki sohbetimizi ihmal ettim biraz işlerden dolayı. Telafi ederim inşallah. Siz de iyisinizdir inşallah.
Gelişmeyi durdurmak tarafında çok da keskin bir çizgi yok aslında. Budama yapmak zaten sağlıklı gelişim için şart. Sonuçta üstünde çalıştığımız bitkiler henüz ağaç değiller, çoğu fidan. Her zaman doğaya geri de dönebilirler.
Kişisel olarak bonsai'den sonra ağaçlara bakış açım değişti, nereye gitsem gezsem ağaçlara bakıyorum inceliyorum...
Bugün ferahfeza ayinini üfledim ağaçlarıma mesela. Gittikçe çoğalıyorlar, duyan geliyor


Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Ben fakir Mesajı Göster
Merhaba Alibaba,

Takipte değilim, ana sayfada adını görünce hatır sorayım dedim. Ayrıca musiki konusunda keyifli sohbetler yapıyorduk. Özledim, o kadar!

Ben sana bonsai konusunda teknik bir soru sormadım ki beni ustaların önüne atıyorsun. (hem de en hınzır smiley ile!)

Benim merak ettiğim, bir canlının büyümesini engellemenin, eksik ve özürlü bir büyümeye neden olmanın moral yönden incelenmesi idi.

Buna cevap vermek için bonsai terbiyecisi olmak gerekmez.

Ne dersin?

alibaba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 22:30   #222
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-11-2012
Şehir: Kocaeli, Avşa Adası
Mesajlar: 1,142
[QUOTE=alibaba9;1086888
Bugün ferahfeza ayinini üfledim ağaçlarıma mesela. Gittikçe çoğalıyorlar, duyan geliyor [/QUOTE]


Ben dinlemekten ötesine cüret edemedim.

Oysa kulübemin çevresi, hep kamışlık!..

Ne mutlu sana, imrendirdin!..

Ben fakir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 23:05   #223
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Ben fakir Mesajı Göster

Benim merak ettiğim, bir canlının büyümesini engellemenin, eksik ve özürlü bir büyümeye neden olmanın moral yönden incelenmesi idi.

Buna cevap vermek için bonsai terbiyecisi olmak gerekmez.

Ne dersin?

Bir kaç ayda bir bonsai ile ilgisi olmayanların bu tür mesajlar yazması sanırım adetten oldu.
Sanırım aynı içerikli anlamadan fikir üretme mesajlarına yeterli cevaplar da verildi. Bu başlıklarda ihtiyacınız cevapları arayıp bulabilirsiniz.

Belki bonsai terbiyecisi kavramını da literatüre kazandırırsınız.

Bonsai ne ekiktir ne de özürlüdür, bence bir konuda zikretmeden fikir sahibi olmamanız en uygun durum olur.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2013, 23:10   #224
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 07-11-2012
Şehir: Kocaeli, Avşa Adası
Mesajlar: 1,142
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi memet Mesajı Göster
Bir kaç ayda bir bonsai ile ilgisi olmayanların bu tür mesajlar yazması sanırım adetten oldu.
Sanırım aynı içerikli anlamadan fikir üretme mesajlarına yeterli cevaplar da verildi. Bu başlıklarda ihtiyacınız cevapları arayıp bulabilirsiniz.

Belki bonsai terbiyecisi kavramını da literatüre kazandırırsınız.

Bonsai ne eskiktir ne de özürlüdür, bence bir konuda zikretmeden fikir sahibi olmamanız en uygun durum olur.

Görüşünüzü saygı ile karşılarım.

Siz beni anlasanız da, anlamasanız da!..

Ben fakir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-01-2013, 08:40   #225
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 13,948
Galeri: 11
Sorun benim neyi anlayıp neyi anlamayacağım değil.


Sizin zikir sahibi olmadan fikir sahibi olacağınızı düşünmeniz.

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-03-2013, 12:21   #226
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 27-03-2013
Şehir: Ankara-Konya
Mesajlar: 100
sokakta gördüğüm yanından geçtiğim her fidanı inceler oldum resmen teşekkürler agaclar.net

pria beğendi.
c.cakir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-03-2014, 14:49   #227
Ağaç Dostu
 
Harun Parlak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-01-2007
Şehir: İstanbul Sarıyer
Mesajlar: 4,272
Galeri: 22
Ağaç sevgisi can sevgisi, Bonsai sevgisi canından torun sevgisi gibidir.

Eklenen Resimler
Dosya Türü: jpg minik eller.jpg (65.2 KB, 135 views)
pria beğendi.
Harun Parlak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 16:28   #228
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 08-05-2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 18
Açıkcası ben de bonsai olayına yeni başlamış birisi olarak şekillendirme konusunda pek bir şey yapmayı düşünmüyorum. Bunun iki sebebi var, birincisi bu konuda çok amatör olduğum için bitkiye zarar vermekten korkuyor olmam. İkincisi ise ağacın hiçbir müdahale olmadan kendi alacağı şekli merak ediyor olmam ve bunu gözlemlemenin daha heyecan verici olmasıdır.

Bu açıdan bakacak olursak benim yaptığıma (gerçi henüz pek bir şey yapabilmiş değilim) sanat demek pek doğru olmayabilir. Benim yaptığım sadece bonsai yetiştiriciliği olarak görülmeli belki de, zira benim şekillendirdiğim ya da kendimden bir şey kattığım bir eser yok ortada. Yine de doğanın ağaca vereceği şeklin, benim vereceğimden daha güzel olacağını tahmin ediyorum.

Erdemy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 17:19   #229
Ağaç Dostu
 
nicholai hel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-09-2010
Şehir: Antalya
Mesajlar: 883
Sn. Erdemy, yetiştirmeye başladığınız türü belirtmemişsiniz ama bonsai diye bir tür olmadığına göre elinizdeki tür her ne olursa olsun, hiçbir müdahalede bulunmadan yetiştirmeyi düşünüyorsanız türdeşleri nasıl gelişiyorsa öyle gelişecek, çalı türüyse çalı olacak, 30 metre boylanan bir ağaçsa, bakım koşullarınız elverdiği müddetçe o boylara ulaşmak isteyecek. Yani hiçbir zaman bonsai olamayacak.
Bu durumda siz de bonsai yetiştiricisi değil ağaç ya da çalı yetiştiricisi olacaksınız.

nicholai hel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 19:57   #230
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 08-05-2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 18
Ben birebir japonca kelime anlamından yola çıkarak Bonsai olarak adlandırdım yaptığım işi, zira çanakta bitki yetiştiriyorum. Bonsai'yi ağaç şekillendirme sanatı olduğunu kabul edenler için yaptığım şey sadece saksıda ağaç yetiştiriciliği olarak görülebilir. Bonsai'nin kelime anlamından yola çıkıp çanakta bitki yetiştirme olarak kabul edenler için yaptığım şey Bonsai yetiştirmek olacaktır.

Erdemy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 20:41   #231
Ağaç Dostu
 
badrobot's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-08-2011
Şehir: Manisa
Mesajlar: 2,734
Sn.Erdemy.
Bu söylediklerinizi bir şaka olarak kabul ediyorum. Sizin mantığınıza göre; sakısya otobüs sığdırma gibi bir işlede karşımıza çıkabilirdiniz o zaman.
Bonsai kelimesinin anlamı saksıdaki ağaçtan çok daha öte bir şeydir. Öncelikle bunu size şöyle anlatayım; aslında sihirbazların yaptığı gibi bir ilizyondur, bonsai sanatı. Herhangi bir ağaca veya çalıya bilinçli müdehalelerde bulunarak, bitkiyi işleyerek ve bitkininde bu mudahalere karşı tepkiler vererek zamanla o bitkinin sanki 400-500 yıllık bir ağaç gibi görünmesi olayıdır. Bakan kişi o bitkiyi ne kadar mini boyutlarda olsada eğer ağaç gibi görebiliyorsa sanatçı okadar başarılıdır.
Sizin yaptığınızın ne bonsai'yle nede ağaç yetiştiriciliğle bir alakası yok. Yok çünki; ağaç yetiştiriciliği yapsanız ağacınızı ya bahçeye ve ya derin ve geniş saksılara almalısınızki kök yapısı özgürce gelişsin, bedeni serpilsin. Yok eğer sığ saksıda bonsai yapacağım diyorsanız ozamanda tüm bonsai konularını zaman içinde öğrenip ağacınıza gerekli zamanlarda müdehale edip işin gereğini yapmanız gerekir. Sizinkisi ikisinin ortası ve hiç birinin gereğini yapmamak gibi bir şey.
İyi çalışmalar dilerim.

badrobot Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 20:57   #232
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 08-05-2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 18
Sığ saksıda ağaç tohumu ekip bu bitkiye müdahale etmeden büyütmek gibi bir ihtimal yok mu yani? İlla tellemeyle dallarına şekil verip budamak gibi yöntemler mi gerekiyor?

Neyse aldığım cevaplardan da anladığım kadarıyla benim yapmaya çalıştığım/niyetlendiğim şeyin bonsai ile alakası yokmuş. Öğrendiğim iyi oldu ben de boşuna bu forumu konuyla alakasız soru ve mesajlarımla doldurmamış olacağım.

Herkese iyi günler

Erdemy Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 21:28   #233
Ağaç Dostu
 
badrobot's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-08-2011
Şehir: Manisa
Mesajlar: 2,734
Sn.Erdemy.
Sapla samanı birbirine karıştırmamak gerekli.
Forum çatısı altında biz size yardımcı olalım. Eğer amacınız Bonsai yapmaksa forumda size, bende dahil omak üzere yardımcı olabilicek bir çok üye var. Eğer bonsai değilde, ağaç yetiştirili üzerindede forumumuzda yüzlerce deneyimli üye mevcut.

badrobot Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-05-2014, 21:41   #234
Ağaç Dostu
 
nicholai hel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 27-09-2010
Şehir: Antalya
Mesajlar: 883
Bir tohumu sığ saksıya ekerek zaten ilk müdahaleyi yapmış oluyorsunuz Sayın Erdemy. Bu aşamadan sonra, onu o dar ortamda yaşatmak için gerekli zamanlarda müdahale etmek zaten sizin için kaçınılmaz olacak.

Hiç müdahale etmeden bir ağaç yetiştirmek için onu bahçeye dikmeniz gerekir. Hatta sulamayı da bir müdahale olarak sayacak olursak, ki öyledir, ikliminize uygun ve o coğrafyada kendiliğinden yetişen bir türün tohumunu ekmelisiniz ki hiç müdahale etmeden, eğer şansı da varsa büyüsün, gelişsin.

Şöyle örnekleyeyim, bir kuş doğada doğar, büyür, kendi kendine beslenir, gelişir, ürer, zamanı gelince de ölür.
Siz o kuşu alıp bir kafese koyarsanız, sonra da ona yiyecek vermezseniz, temizliğine özen göstermezseniz bu doğal değildir, yaşamaz, çünkü o artık doğal ortamında değildir.

İlla tellemeyle dallarına şekil vermek zorunda değilsiniz, fakat belirli aralıklarla budama yapmanız gerekecek. Çünkü ağacınız o hapsettiğiniz saksıyı kabul etmeyecek, genetiği gereği sürekli büyümek isteyecek, hem toprağın üstünde, hem de altında. Bu nedenle sizin bunu sınırlamanız, hem dallarını hem de köklerini belirli aralıklarla budamanız elzem olacak.

Bunu da şöyle örnekleyeyim, yavru bir şahini alıp bir muhabbet kuşu kafesine sokabilirsiniz. Bir süre bakabilirsiniz de. Sonra (şahini budayamayacağınız için ) o kafesi sürekli büyütmeniz gerekecek. Hatta bir süre sonra yapacağınız en büyük kafes bile o vahşi kuşa dar gelecek.

Bir ağacın bonsai olabilmesi için, Sn. badrobot'un da anlattığı gibi, belirli özellikleri olması gerekir, bunlar da ancak doğru uygulamalarla gerçekleşir. Eğer amacınız hiç müdahale etmeden bir ağaç yetiştirmekse, agaclar.net'in diğer forum başlıklarında istediğiniz türle ilgili istediğiniz bilgileri alabilirsiniz. Ama amacınız bir bonsai yetiştirmekse, biz size yardımcı olabilmek ve hep birlikte bu hobiyi geliştirebilmek için buradayız. Siz istekli olduğunuz sürece biz de elimizden gelen yardımı yapmaya hazırız.

Forumumuzda hali hazırda yeni başlayanlar için çok detaylı bilgiler mevcut, onları okuyarak başlayabilirsiniz. Aklınıza takılan her konuda da, bilgimiz ve tecrübemiz yettiğince, dilimiz döndüğünce size yardımcı olmaya çalışırız.

İyi günler, ya da hoşgeldiniz.

pria, Sakaki ve badrobot beğendi.
nicholai hel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-11-2014, 11:01   #235
Ağaç Dostu
 
dusunenadam's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2013
Şehir: KIRIKKALE
Mesajlar: 490
Konuya uzun zamandır kimse yorum yapmamış. Hem teknik, hem de düşünsel ve duygusal bağlamda, bu işi öğrenmeye çalışan ve hatta geriden gelen bir bonsai öğrencisiyim. Geç yazmam o yüzden. Konu başlığı altında yazılanların hepsini okudum. Bonsaiye gönül verenlere “cani” yakıştırmasına kadar mevzu uzamış. Yeniden bir polemik başlatmak değil amacım lakin, okuduklarıma çok çok üzüldüm.

Bonsaiyle ilgilenmeye, bu sayede doğaya, tabiata ve ağaçlara farklı bir gözle bakmaya başladığım ilk yıldı. İlçede yaşlı teyzem bana iki tane incir verdi. Harika görünüyorlardı. Hiç düşünmeden bir tanesini hemen ağzıma attım. Ağzıma yayılan tat inanılmaz güzeldi. Küçücük tohumlar ağzımda çıtırdıyordu. İnciri yerken bir yandan da dişlerimin arasında çıtırdayan tohumlarını düşünüyordum. Acaba bu tohumların birini yetiştirsem bonsai yapabilir miyim diye düşündüm. Yüzlerce olmalıydılar. Belki de binlerce… Bu ağzımda olay şey aslında yüzlerce ağaç demekti. Yüzlerce, binlerce ağaçlık bir ormanı bünyeye ilave etmek üzereydim. Kalanları da şehrin alt yapısına gömecektim. Zorla yuttum.

Diğer inciri yiyemedim. Ezip tohumlarını çıkarttım. Gerçekten de çok fazlaydılar. Sonra bu tohumları, bonsai öğrenmeye çalışırken öğrendiğim çimlendirme teknikleriyle çimlendirdim. Kaç tane olduklarını dahi saymak imkansızdı. İçlerinden iki tanesini bonsai olarak yetiştirmek için saksıya aldım. Bir kısmını dostlara, arkadaşlara dağıttım. Fakat baş etmek imkansızdı. Doğanın aslında ne kadar cömert olduğunu ilk defa farkediyordum. En sonunda fidanlık sahibi bir arkadaşıma konuyu açtım ve hepsini bu fidanlığa götürdük. Bir hafta sonumu verdim ama hepsini yüzlerce viyol gözüne tek tek yerleştirdim. Ölenler ve dağıtılanların haricinde yaklaşık 400-500 civarındaydı. Daha sonra hepsini tüplere aldık. Çoğunu şehrin belirli yerlerine diktik. Dağıttık….

Şimdi şu bonsaiyi doğaya müdahale veya ağaca eziyet olarak gören arkadaşlar acaba yedikleri meyveleri veya kullandıkları tuvalet kağıtlarının neresinden bakıyorlar bonsaiye? Her yenilen meyve veya sebze zaten doğaya müdahale değil mi? Merzifonda bir eşek, elmaları yer ve tohumları dağıtır. Sincaplar tohumların bazılarını yer, bazılarını gömer. Arılar polen taşır… Yani tabiat müdahale ile var olabiliyor. Önemli olan doğru müdahale nedir, bunu öğrenmek.

Bonsai sanatında da insan doğru müdahaleyi öğrenir. Hem bonsaisine, hem doğaya… Bir sincap hayatı boyunca, iyi ihtimalle 3-5 ağacın yetişmesine vesile olabilir. Fakat, bonsai sanatı sayesinde ağaç ve doğa sevgisiyle yetişmiş bir insan, hayatı boyunca milyonlarca ağacı bu dünyaya hediye edebilir. Böyle bir insan yetişecekse ve bunun bedeli birkaç ağaçsa eğer, o birkaç ağaç varsın ölsün. Çünkü o ölen ağacın yasını tutmak da bu eğitimin bir parçasıdır. Ölüm ise zaten yaşamın bir parçası. Yaşam ancak ölümle var olabiliyor. Tüm canlılar ölülerle besleniyor... Sanatı bundan ayrı tutmak mümkün olabilir mi? Bir ressam, elindeki ölü bir ağaç ve ölü bir hayvanın kıllarından oluşan fırçasıyla, ölü bir ağacın üstüne doğru darbeleri vurmayı öğreniyor.

“Ölüm, hangi niyet ve ne uğruna?” İşte bunu iyi ayırt etmek lazım. “Hayvan yeme, tabiata müdahale…” “Bitki yeme, tabiata müdahale…” Arkadaşlar kusura bakmasın ama bu çok sığ bir düşünce. Diyelim ki beslenme ihtiyacı doğal. Ya gözün, kulağın, ruhun, kalbin ihtiyaçları...? Zaten bunları hep es geçtiğimiz için dünya bu halde değil mi?

Örnek: Bir bonsai sanatçısının bir ağacı ölür. O ölen ağaç sanatçıya eğitim verir. O sanatçı harika bonsailer yapar. İnsanlar onun yaptığı bonsailere hayranlıkla bakar ve ağaçtan ve doğadan ne kadar ayrı kaldığını fark eder. Doğayı hatırlar. O bakan insanlardan biri şehirlerin sentetik yaşamından sıkıldığını fark eder. Doğaya dönmek ister… vs.vs… Bonsai sanatçısının elinde bir ağaç ölür. O sayede binlerce ağaç yaşar. Bir bonsai sanatçısının bir ağacı ölür. O sanatçı, o ölümle bir şey keşfeder. Dünya açlıktan kurtulur. İmkansız mı?

Tüm sanatlar da böyledir. Hatta bilim... Laboratuvarda bir fare ölür, binlerce can kurtulur. Para ve güç, hatta zevk uğruna bu kadar cinayetin işlendiği, doğanın, hayvanların hatta insanların katledildiği bu dünyada kayıtsız ve duyarsızca yaşayıp, ülkemizdeki üç-beş ağaç dostu bonsai gönüllüsüne bu saldırı neden? Güzel amaçları, güzel niyetleri var diye mi?

Peki bu bonsai sevdalılarını suçlayan arkadaşlar ağaç sevdasının neresindeler? Acaba bu arkadaşlar bir lokmada kaç ağacı midelerine gömdüklerini hiç düşündüler mi? Şimdiye kadar kaç ağaçlık ormanları şehrin altyapısında çürümeye gönderdiler? Burada bu rencide edici sözlerinden ne kadarını para için orman katleden bir şirketin patronuna söyleyebildiler. Bonsai, ağaca eziyet değil sevgi göstergesidir. Sevgi olmasaydı zaten bu kadar sabır da mümkün olmazdı.

Tabiat hem acıyı, hem mutluluğu barındırır bünyesinde. Var sayalım ki ağaçlar kesilince canı acır. O zaman bir domates de dalından koparılınca acır. Bir fidan dikilirken de canı acır. Bir tohum kuruyemiş olmaya çalışırken de… Zaten, bütün canlılar acıyla var olmuyorlar mı? Doğum ve varoluş bir sancı süreci değil mi? Acı olmadan güzel bir şey var olabiliyor mu?

Madem bu kadar uzattım, dini açıdan da bildiklerimi yazayım: Can almak günahtır. Yaş bir dalı kırmak dahi günahtır. Ancak, mesela vatanına, yuvana saldırılıyorsa savaşmak sevaptır. İnsanlar yesin diye ağaç, sebze dahi yetiştirip büyütmek sevaptır. Ama budama yapmadan ağaç da yetiştiremeyiz, sebze de… Burada belirleyici nokta, şartlar ve o şartların oluşturduğu “niyet”tir. Dinimizde amelleri niyetler belirler. Niyeti, güç para, zevk olana mı söylenmeli kötü sözler, yoksa niyeti bir ağacı yaşatmak olana mı?
Eleştiri yapan arkadaşların görüşlerine de saygı duyarım. Fakat anladığım kadarıyla bu tepki bonsai sanatını ve ne anlama geldiğini bilmemekten kaynaklanıyor. İçlerinde kötü niyet olmadığını biliyorum. Buradaki herkes doğa ve ağaç dostu. İhtimal, yine de yazdıklarımı anlamak istemeyen biri çıkıp “Ağaçlar mı vatana saldırıyor?” der. Der mi? Der…

dusunenadam Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-11-2014, 15:01   #236
Ağaç Dostu
 
Sakaki's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-06-2010
Şehir: Adana
Mesajlar: 4,815
Merhaba sn dusunenadam,

Dediğiniz gibi bu konu daha önceden çok tartışıldı ve polemiklere sahne oldu, bu yüzden ben de yazdığınız her cümleye tek tek yorum veya onaylayıcı birşeyler de olsa yazmak pek istemiyorum doğrusu

Ama şöyle kısa bir not da ben eklemek isterim:

Hobilerimden birisi de balık tutmaktır, aslında amacım balık tutmaktan ziyade serin ama fazla üşütmeyen sonbahar mevsiminde deniz kıyısında ve sabah erken saatlerde içime temiz deniz havasını çekerken o ruhu okşayan dalga ve martı seslerini dinlemek, kendimle ve doğayla başbaşa kalabilmektir.

Birkaç senedir pek gidemiyordum doğrusu, uzun bir aradan sonra ilk defa geçen ay güzel bir kayalıklı kumsala gittim. Katlanır sandalyemi açtım, oltamı attım, çayımı koydum ve denize karşı oturdum... Ancak 2-3 saat sonra ilk balığımı tutabildim, çünkü artık denizde eskisi gibi bol balık yok! Bizim buradaki birkaç sahil kasabasındaki yüzlerce Trol teknesi balıkları tüketmekle kalmadı, yuvalarını bile söküp çıkardı denizin dibinden senelerdir, Türkiye genelinde de zaten durum böyle...

Her neyse konuyu dağıtmayayım
Öğlene doğru bir polis aracı durdu biraz uzağımda, yanıma geldiler ve benden tam olarak adını veya ne olduğunu anlamadığım sarı renkli bir balıkçılık kimlik kartı sordular. Ne olduğunu anlamadım ama o kart olmadan artık amatörce bile olsa balık tutulamayacağını öğrendim.

Ertesi hafta bu kartın nasıl çıkartılacağı ile ilgili uzun prosedürü öğrendim ve kartı çıkartmak tam 2 günümü aldı; birbirinden mesafe olarak çok uzak bir çok resmi daireye gitmeniz, birçok evrak işini tamamlamanız ve çok para ödemeniz gerekiyor... Kendimi balıkları yok eden ve bu yüzden de bu hobiden uzaklaştırılmak istenen birisi gibi hissettim bir an

Ama eminim ki ne denizlerdeki balıkları esas yok eden o trol sahipleri ne de o balıkları iştahla tüketen ama nereden ve nasıl, ne pahasına geldiğini sorgulamayan insanlar kendini böyle hissetmiyor veya böyle zor muamelelere maruz kalmıyor bu memlekette!

Sanırım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir

Sakaki Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-11-2014, 16:59   #237
Ağaç Dostu
 
dusunenadam's Avatar
 
Giriş Tarihi: 09-03-2013
Şehir: KIRIKKALE
Mesajlar: 490
Sn.Sakaki,
Çok iyi anlıyorum. Doğayı katledenlerin yaptığı şeyler, öyle veya böyle bir şekilde mazur görülüyor. Mesela, şu bahsettiğiniz balıkçılar hakkında "ekmek parası peşinde, o avlamazsa nereden balık yiyeceğiz vs.gibi)

Fakat deniz kıyısına gidip olta atan bir insan çok rahatlıkla, fütursuzca eleştirilebiliyor. Oysa asıl denizi, içindekilerle birlikte gerçekten seven işte tam da o balıkçı. Aslında balık neslini kurtarabilecek potansiyeli olan yegane insan da o oltacı. Bunu kimse anlamıyor. İnsanın aklına şu geliyor: "Sen oltanla, şu trolcülerin balıklarını tutma" diye mi düşünüyorlar acaba? Malum, artık oksijenin bile parasız olduğuna sevinecek durumdayız.

Balıkçılar da gerekli elbette. Ancak insanlar şunu anlamalı. Dünyanın, her geçen gün azalan kaynaklarını daha çok ve hızlı sömürmekle, her geçen gün daha çok üretmekle ihtiyaçlar bitmiyor. İnsanlar, daha az tüketmeyi öğrenmek zorunda. Daha az tüketimle bu sorunlar aşılabilir. Enerjide dahi durum böyle. Dünyanın verebileceği kaynaklar sınırsız değil.

Ayrıca, dünyanın yarıdan fazlası kıtlık çekerken, uğraşılması, eleştirilmesi gereken doğa ve tabiat sevdalıları değil. Olmamalı. Olta balıkçılarıyla bitmedi bu yeryüzündeki balık nüfusu. Veya bonsai sevdalılarıyla ağaçlarımız eksilmedi.

Bu düzenin -kendi bile farkında olmadan- küçük bir dişlisi olup, dünyanın yaşamsal, maddesel ve düşünsel tüm sorunlarını bu sevdalılara yıkmaya çalışanlara bozuluyorum.

pria, Sakaki ve Adem Keskin beğendi.
dusunenadam Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 19-11-2014, 18:27   #238
Ağaç Dostu
 
badrobot's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-08-2011
Şehir: Manisa
Mesajlar: 2,734
Konu doğa tahribi ve ağaç katliamı olunca bende iki laf edeyim istedim. Tarihte yaşamış bir çok peygamber, kral, padişah, düşünür. yazar. tarihçi ağaçların kesilmesinin ne kadar kötü bir şey olduğuna dair sayısız hikayeler ve söylemler vardır. Ama insanlar ne zaman ders almışlarki bu dönem ders alsınlar. Hep yakmış, yıkmış, kesmiş ve öldürmüş. Bunun tek nedenide para hırsı olmuş. Kimi yeri arsa yapmış satmış kimi yere bina yapmış, kimi yerede santral. Üstelik her defasındada mazereti hazır olmuş "ben hizmet veriyoum" diye...

Kes kes bakalın nereye kadar demek isterdim ama diyemiyorum. Çünki şu an ciğerlerimize çektiğimiz havayı sadece ağaçların yaprakları sağlıyor. İş oraya varınca zaten konuşabilecek halimiz kalacakmı herhangi birimizin? ABD'de yapılan bir hesaba göre soluduğumuz havayı sadece 6 ay için yapay şekilde üretmek için 38 trilyon dolar gibi bir maaliyet varmış. Aslında çoğu kişinin bile farkında olmadığı, önemsemediği ağaçlar işte bu işe yarıyor.

Bonsai? Bir işkence yöntemimi yoksa bir saygı ve sevgi şeklimi? Sakaki'nin dediği gibi çok tartışılmış bir konu. Bu konuda tek bir cümlem var; algıda seçicilik ve algıda dikkati çekme.

Behçemde ağaçlarımı görenler "biz ağaçları hiç böyle görmedik" diyorlar. Oysaki ağaçlar aynı değilmi. İnsanların ağaçlara bakış açısını değiştiriyor bonsai sanatı. Bu bile insanların ağaçlara bakış açısnı yönlendirmekte çok önemli bir araç.

pria, Sakaki ve dusunenadam beğendi.
badrobot Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2016, 11:27   #239
Ağaç Dostu
 
Harun Parlak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-01-2007
Şehir: İstanbul Sarıyer
Mesajlar: 4,272
Galeri: 22
Bonsai şekillendirmesine karşı çıkan ve doğal bulmayan arkadaşlar içinde vejeteryan olanlar'a saygı duyarak ben de özveri ile tartışabilir ikna edemez isem bu güzel sanatla uğraşı bırakabilirim. Vejeteryan olmayanların bu sanata karşı çıkmaya ve eleştirmeye hiç mi hiç hakkı yok.

Harun Parlak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-06-2017, 16:29   #240
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 19-06-2016
Şehir: Greenland
Mesajlar: 6
Bonsai nedir ne değildir bilmem, sadece forumda gördüğümde bonzaiden farkının ne olduğunu öğrenmek için bir baktım ve gördüğüm şey şu:

1-)Evinde bahçesi olmayan, fakat ağaç isteyenler için saksıda ağaç yapma yöntemi
2-)Bunun için ağacın bir kısmı alınıp saksıya dikiliyor.
3-)Ağacın yaşaması için gerekli işlemler yapılıp, ağacın büyümemesi için her türlü önlem alınıyor(budama vs.)
4-)Bunların tek sebebi de görsel şölen. Yani insan masasında bir ağaç görmekten mutlu olacağı için o ağacı oraya hapsedip, hem yaşaması için çaba sarf ediyor hem de büyümemesi için budayıp duruyor.
5-)Ve buna işkence deyince karşıt görüş olarak evde mobilya kullanımını örnek gösteriyor.

Bir başkasının yaptığı yanlış, bir insanın yaptığı şeyi meşrulaştırması için yeterli değildir.

Ağaçlara bakım yapılmasının sebebi de onların yaşamalarını sağlamak. Yani saksıdaki ağaç için bu bir zorunluluk. Ağaç seven insan onlara eziyet etmez. Gider bu zamanı yeni ağaç dikmek için harcar.

Ağaçların kesilmesi doğru bir davranış değil, fakat birileri ağaçları kesiyor diye onları saksıya hapsedip büyümelerini engellemek de aynı derecede yanlış. Kaldı ki kesilenlerin içinde çürümüş ağaçlar da var.

Evet, bitkilerin sinir sistemi yok ve hiç bir şey hissetmezler, fakat ben bir canlının hayatına bu derece müdahale etmenin(sadece görsel bir şölen için) bir insanlık ayıbı olduğunu düşünüyorum.

Aynı şey, evinde kedi, köpek besleyip bunları kısırlaştıranlar için de geçerli. Bu zihniyete sahip olanların ilk başta kendi kendini kısırlaştırması lazım.

Ağaç seven insan, aynı enerjiyi çevresindeki uygun olan yerlere ağaç dikerek harcasa idi sanırım yüzlerce ağaç dikmiş olurdu. Görsel şölen olmasa da doğaya ve insanlığa faydası binlerce kat daha fazla olurdu.

Bende saksıda bitki besliyorum fakat büyümeleri için gübre veriyorum ve budama bahanesiyle sağını solunu kesmiyorum. Sadece kuruyan yapraklar olursa onları ayıklıyorum.

Temelde bir insana tuhaf gelen bir durumun da sonrasında fikrini tamamen değiştirmesi de bana pek olası gelmiyor açıkçası. Fazla büyümeyen bir ağaç olsa bende saksıda besleyeyim ama büyümesini engelleme olayı hiç anlamlı gelmiyor.

EnverG Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 15:23.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2024