agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Yaşantımızda ve Sanatta Bitkiler
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 03-07-2007, 19:07   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,084
Galeri: 88
Sanat Tarihinde Ağaç Formu

AĞAÇ FORMUNUN RESİMDE ORTAYA ÇIKIŞI:

İnsanoğlu yazmadan önce çizmeye ve boyamaya başlamıştır. Doğayla içiçe ve savaş halinde yaşayan tarihöncesi insanı, mağara duvarlarına yaptığı resimlerde doğaya ve savaştığı hayvanlara egemen olmanın sembollerini kullanmıştır. Doğadaki tüm canlı-cansız varlıklar resmin içinde yer almıştır. Mağara duvarlarına ve kaya yüzeylerine yapılmış olan resimlere baktığımızda (Fransa – Lascaux mağ. Ve İspanya Altamira mağ.) insanın yenmek istediği avlarıyla mücadelesini büyüsel bir tabanda anlattığını görürüz. Bu resimlerin yapılmasının arkasında insanın güç mücadelesinde başarıya ulaşma hedefi vardır.

Bu güç mücadelesi doğaya karşı verilen bir mücadeledir. Doğada savaşmasına gerek olmayan ve yaşamına farkında olmadan devam eden canlıların da olması kaçınılmazdır. İnsan ve hayvan resimlerde karşılıklı yaşam mücadelesi verirken resmin ortasında yükselen bir ağaç dalı bu olaya sadece tanıklık eder. O izleyicidir. Aynı zamanda resim yapan insanın da algısı içindedir. Çünkü savaşan insan yorulduğunda dinlenmek için illa ki bir ağaç gölgesi arar. Gece olup da mağarasına çekildiğinde gölgesinde dinlendiği o ağacı forma dönüştürmesi algısından kaçamamasının sonucudur. Ağaç formunun resimde kullanımı böylelikle resim sanatının başlangıcında karşımıza çıkar. İnsan ve ağaç doğal yaşamın içinde sürekli karşıkarşıyadır. İnsan ürer, insan avlanır, insan toprağa tohum eker, insan bitki toplar; bu eylemlerin arkasında önünde ya da sağında solunda bir ağaç mutlaka vardır.

İnsan doğaya hakim olmaya çalışırken karşısında gördüğü toprağa kökleriyle bağımlı bir ağaç formuyla canlıların doğaya bağımlılığını aklında somutlaştırmış olur. Ağaç toprağa bağlıdır. Hareket edemez. Canlı olmasına rağmen insanın yaptığı gibi doğayla bir güç mücadelesi içine girmez. Sadece dışarıdan doğanın akışına ve insana tanıklık eder. Bu arada dış güçler tarafından zarar verilmedikçe doğaya bağımlılığını sürdürür. Topraktan alabileceği tüm besinleri alır. Yeşerdikçe yeşerir. Doğanın kayadan, taştan, topraktan ve etten ibaret olmadığını gösterircesine tüm güzelliğiyle büyür ve bahar gelir, çiçeklenir. Resim yapan insanoğlu doğa gözlemleri sonucunda manzara içinde resmettiği bir konuyu illa ki ağaç formuyla bütünler. Çünkü ağaçsız bir manzara resmi eksik olacaktır. Ağaçsız doğanın da eksik olacağı gibi.

Ağaç resimsel özelliği dışında resmin hareketini de sağlar. Esen bir rüzgarı resimde göstermenin en güzel yolu ağacın hareket eden yapraklarını değişik renk tonlamalarıyla noktacıklar halinde vermek ve dallarını sağa ya da sola doğru eğilmiş şekilde resimlemektir.

İLKÇAĞ UYGARLIKLARINDA AĞAÇ FORMU:

İlkçağ uygarlıklarında doğa kutsaldır. Doğanın kutsal olması demek ilkçağ sanatında doğanın birebir kopyasının yapılamasının gerekliliği anlamına gelmez. Snatçı doğayı ve doğanın bir parçası olan ağaç formunu resimlerken önceden yaptığı doğa gözlemlerini tuvalin, kağıdın ya da taşın karşısındayken kendi içselliğinden geçirerek öznel bir dille yola çıkması kaçınılmazdır.

Ne de olsa doğa taklit edilemez. Yapılan bir ağaç resmi hiç bir zaman ağacın kendisi olmayacaktır. Tuvalini alıp manzara karşısına geçen ressam manzaranın birebir kopyasını yapma isteğindeyse resim bittiğinde bunun imkansızlığıyla karşı karşıya kalır.İlkçağ uygarlıklarında ağaç formu, başlı başına bir konu olarak karşımıza çıkmasa da doğanın kutsallığı gözönüne alındığında doğanın parçası olan kutsal ağaç, anlatılan dış mekan sahnesinde mekanı dolduran güçlü yapısıyla karşımızdadır.

MISIR SANATINDA AĞAÇ:

İlkçağ uygarlıklarında Mısır resim sanatına baktığımızda dış mekan resimlerinde ağaç formu karşımıza çıkıyor. Mısır'da genellikle duvar resmi örnekleri çoğunluktadır. Ölümden sonraki yaşama inanan bu ilçağ uygarlığının resim sanatı karakteristiği mezarların içindeki duvar resimleridir. Resim sanatının konuları, tanrılara, dinsel törenlere, gündelik hayat sahnelerine yönelmiştir. Ağaç formu bu konuların içinde yerini almıştır.

Mısır sanatındaki ağaç formu, natüralist bir ağaç değildir. Çünkü mısır sanatının karakteristiği formların gerçekçi değil stilize oluşudur. Ressamın doğada gözlemlediği ağaç duvara çizilip boyandığında şematikleşir. Bu özellik Mısır sanatının doğal perspektifi yadsımasından kaynaklanır. Figürlere bakarsak vücudun cepheden, yüzün profilden, bacak ve ayakların da profilden verildiğini görürüz. Ağaçlar cepheden ve oldukça stilize bir formdadır. İnsandan küçük yapılmış olan ağaçlar daha çok çalıyı anımsatır.

Mısır sanatının narratif (hikayeci) bir eğilimde olması resimlerin yüzeysel bir anlayışla şematik biçemlerde yapılmasında rol oynamıştır. Mısır sanatında önemki olan hikayeyi anlatmaktır. Bu sebeple anatomik doğruluk ve naturalizm geride kalır.

Mısırlılar çok defa resim yüzeylerindeki boşlukları yazıyla doldurmuşlardır. Boşlukları doldurma nesnesi olan yazı, zaman zaman ağaç formuyla yer değiştirir. Dış mekanda geçen bir hikayenin resimsel anlatımında ağaç, mekanı dolduran bir nesnedir. İlkokul çağındaki bir çocuğun yaptığı bir manzara resminde ağaç nasıl hemen gözümüze çarparsa resim sanatı tarihinin ilkçağ durağında da bu primitif anlayışa tanıklık ederiz. Doğanın içinde yer alan insan bomboş bir zihinle ya da çocuk gibi saf bir zihinle çevresine baktığında ilk dikkatini çeken formlardan biri kuşkusuz tüm heybetiyle ve çekiciliğiyle karşısında duran ağaç olacaktır. Bunun sonucunda ağaç, pitoresk görünüm içinde olmazsa olmaz bir form olur. Fakat henüz başroldeki form değildir.

MEZOPOTAMYA-ASUR SANATINDA AĞAÇ FORMU:

Mezopotamya- Asur sanatında ağaç formu Mısır resmindeki ağaç formundan farklılaşmıştır. Daha kıvrımlı, natüralist görünüme yakın dalları olan fakat yapraksız ağaçlardır. Ağaçların yapraksız oluşu resimde anlatılan hikayenin sonbaharın yaprakdökümü zamanında geçtiğini bize ağaç formu sayesinde göstermiş olur. Böylelikle ağacın resimde sadece pitoresk bir öge olmadığını, resimdeki hikayenin geçtiği zamanı bize gizlice hissettiriveren, görevli bir öğe olduğunu anlarız.

Asur sanatının taş üzerine kabartma örneklerinden olan Nebamun Zafer Taşında ( 8. yy.) hareket eden insan figürlerinin arasındaki yapraksız ağaç formu mekan açısından da bize yardımcı olur. Ağaç toprağa bağlı bir form olduğundan manzaranın tabanını gösterir. Dolayısıyla ağaç figürün ayak basacağı mekanı oluşturmada en önemli yardımcı öğedir. Resmin önündeki ağacın büyük oluşu ve arka planlara doğru giderek küçülmesi ve en sonunda bir nokta gibi görülmesi mekansal perspektifi vurgular. Öyleyse ağaç mekanı ve perspektifi belirginleştiren en önemli öğedir. Tek başına kağıda çizilen bir figür havada uçuyor gibi algılanır. Fakat bu figürün yanına bir ağaç çizdiğimizde o figür artık ağaçla birlikte sahip olduğu bir mekanın içindedir. Ayakları da aynı ağaç gibi toprağın üzerine sapasağlam basar.

HİTİT SANATINDA AĞAÇ FORMU:

Ilkçağ uygarlıklarında doğanın kutsallığı doğa içndeki belli nesnelerin idolleşmesi sonucunu getirmiştir. Örneğin anadolu uygarlıklarından Hitit'e baktığımızda 'dağlar' kutsal yerler olarak kabul edilir. En önemli tanrılarından olan hava tanrıları da bu dağların üzerinde gösterilir. Dağlar ağaçsız düşünülemez. Dolayısıyla dağların üzerinde yükselen ağaçlar da bu kutsanmışlıktan payını alır. Henüz ağaç figüran olsa da, tanrıların kutsallığı yanında onların gücünü ve canlılığını destekleyen oyunculardır. Hitit sanatında mekan kaygısı yoktur. Gölge oyununda olduğu gibi figürler yanyana dizilir ve ortalarında stilize, bol kıvrımlı bir ağaç formu yükselir. ( Geç Hitit kabartması 8. yy)

Kaynak: Moonbird

Bizim için bu yazı dizisini hazırlayacaktı. Kasım 2004'ten bu yana bekleyen yazıya rastlayınca ekleyeyim dedim...

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-07-2007, 13:55   #2
Ağaç Dostu.
 
tourkana's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-11-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,491
Galeri: 21
Uzakdoğu resim sanatlarında yoğun olarak Çam ağaçları(Japon Beyaz çamları-Karaçamlar) ,Nandina domesticalar(Cennet Bambusu) ,Bambular ve erik -kayısı ağaçları gözüme çarptı...
Bu ağaçları genellikle dağ-sis-su gibi öğeler içinde tutmaya çalışıyorlar.Çam ağaçları genellikle dağın tepelerinde değil ,dağın yamaçlarında akan şelaleye paralel bir konumda oluyorlar...Bunlar da benim gözlemlerim.

tourkana Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-07-2007, 15:28   #3
Ağaç Dostu
 
Metin Y.'s Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,371
Galeri: 66
Teşekkürler malina, zamanla bu başlıkta bir belgesele dönüşerek üyelerimizin katkılarıyla önemli bir kaynak teşkil edecektir.
Bu konuda şimdilik küçük bir bilgi notu :Hayat ağacı tasviri bir çok medeniyette farklı formlarda karşımıza çıkar.

Eklenen Resimler
 
Metin Y. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 15:24.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2021