agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğa ve yaşama dair her şey > Yaşantımızda ve Sanatta Bitkiler
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 26-07-2005, 16:51   #1
Ağaç Dostu
 
aybala's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-10-2004
Şehir: İstanbul-Maltepe
Mesajlar: 6,826
Galeri: 574
Şu sazıma bir düzen ver.

Yakılan türkülere eşlik eden saz, Anadolu kültüründe ve duyguların ezgiye dökümünde çok önemli bir yere sahip. Anadolu'da yaşayan her kesimden, her dinden bütün halklar sahiplenmiş sazı. Halklar arasında kurulan kardeşlik köprüsünde bir araç rolü oynayan sazın yolculuğu, Orta Asya'da curayla başlayıp günümüzde kullanılan bağlamaya kadar gelmiş.

Yare sevdayı dillendirirken, anaya babaya vefayı söylerken, en çok da halkın sorunlarını dile getirirken ozana yardım eden en yakın arkadaşı olur saz. Toplumsal olaylarda halk, ozanlar aracılığıyla kendi düşüncelerini, iradelerini ortaya koyar. Bu yüzden sistemi eleştiren, savaşlara, sömürüye karşı yazılan türküler hiç de az değildir. Geçmişte yaşayan halkların kültürlerini bugüne, yediden yetmişe taşınmasında bir aracıdır saz.

Bir ağaç parçasından saz olana kadar süren sazın hikâyesi ise yine insanların, emeğinin konuşmasına sahne olur. İşte bu hikâyenin yazıldığı atölyelerden biri de Taşyürek Sazevi.

Tozlu masaları, marangoz aletleri, bir sobası, türküleri ve bol misafiri olan bir saz atölyesi burası. Ankara'nın Seyranbağları Mahallesi'nde, işçilerin bu kez de saz ürettikleri bir atölye. Atölyenin kurucularından Kazım Taşyürek, 27 yaşında; 6 yıldır bağlama çalıyor. Sadece çalmakla yetinmiyor Kazım, 3 yıldır da elinden düşürmek istemediği sazın yapımı ile uğraşıyor.
Seyranbağları gecekondularında oturan Kazım; annesi, babası, dedesi ve 5 kardeşiyle beraber kalıyor ve ailenin geçimini, gönül verdiği sazın yapımından, yani atölyeden kazandığı parayla sağlıyor. 11 yıllık arkadaşı, aynı zamanda da iş arkadaşı olan Can Tatar da 23 yaşında ve o da 3 yıldır atölyede çalışıyor.
"Duygularımız saz çalmaktan çıkıp yapımına geçti" diyen Can, 8 yıllık mesleği olan kebapçılığı bırakıp atölyede çalışmaya başlamış. Bunu da ekmeğini kazanmak ya da sanat yapmak için değil, "sazın verdiği duyguları gelecek nesillere taşımak için" yaptığını söylüyor. Ve atölyenin hem işçisi, hem de patronu olan Kazım ve Can başlıyorlar bir sazın yapımını anlatmaya..
.
Bir sazın öyküsü
Siteler'deki atölyelerden, düz levha şeklinde ağaçlar alınır. Bağlamanın teknesinde kullanılmak üzere ağaçlar, 4-5 mm kalınlığında, 4 cm eninde ve yaklaşık 40-50 cm boyunda olmak üzere kesilip, hazırlanılır.
Teknede genellikle dut, kestane, ardıç, gürgen, akçaağaç, wengi veya padok cinsi ağaçlar kullanılır. Hazırlanan yapraklardan 23-24 tanesi kalıba dizilir ve kalıp ısıtılarak yaprakların yavaş yavaş yumuşamasıyla tekne şekli verilir.
Teknenin kalıpta 2 gün beklemesi gerekir. Kalıptan çıkan teknenin ağzı planya ile düzeltilir. Teknenin boğaz kısmından sapı oluşturmak üzere kol eki yapılır. Birkaç gün bekletildikten sonra göğüs tahtası takılır.
Göğüs tahtası için de ladin, köknar, kanadaçamı gibi yumuşak ağaçlar kullanılır. Bağlamanın ön cephesi, yanları, göğüs ve sapın ön cephesi tesviye yapılır, çekim payı verilir, zımparayla güzel bir şekilde zımparalanır.
Bağlamanın arka bölümü, yani teknenin kavisli bölümü ve sapın arka kısmı törpü veya bastıran kol ile temizlendikten sonra zımparalanır. Sapın ucuna arka tel bağlantı eşiği yapılır ve cilalanmasına başlanır.
Cilalamada polyester, komalak ve vernik gibi cilalar kullanılır. Cila işi bittikten sonra, su zımparası yapılır ve bağlama parlatılır. Ardından burgular, eşikler, perdeler ve teller takılır. Son olarak da "tellerin muradı, ozan veya sanatçılar tarafından verilir" Kazım'ın deyimiyle.
Ve sazın yapımı boyunca çekiç, testere, törpü sesleri ile dolan atölyeye sazın bitimiyle türkü sesleri dolar. Sazı yaparken bütün gücüyle ağacı yontan eller, bu sefer sazın tellerine narince dokunur. Sazın yapımını izlemek ise ayrı bir heyecan veriyor insana. Hele tanık olunan bu anın bir kültür yarattığını düşününce... 'Her saz da alınmaz'
Taşyürek Sazevi'nde, ayda ortalama 15 saz üretiliyor. Her çeşit bağlama, kopuz, cura ve çoğur yapılıyor.
İyi bir saz bir ayda yapılıyor, ancak bir haftada yapılan sazlar da var. Saz alırken dikkat edilmesi gereken özellikler olduğunu söylüyor Kazım, "Mesela göğüs tahtası düz takılırsa ileride tekne içine doğru çöker ve sazda cızırtılar meydana gelir. Sapın yaş ağaçtan yapılması ya da damarların düz olmaması da sapın eğilmesine yol açar. Bağlamanın sap kısmı akçaağaç ve gürgen gibi sert ağaçlardan yapılmalı."
İyi bir bağlamanın fiyatı 100-150 milyondan başlıyor, kalitesine ve işçiliğine göre fiyatı değişiyor. Hollanda, Avusturya ve Almanya'ya saz ihracı yaptıklarını söyleyen Kazım, yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor. "Kazandığımız paralar elektrik, su, stopaj ve kiraya gidiyor.
Yani, hepsi devlete gidiyor. Devletin bize yardım etmesi gerekirken biz devlete çalışıyoruz. Yapmak istediğimiz şeyi yapamıyoruz, önümüz açılmıyor. Üreticilere güzel imkânlar verilse bu ülke böyle olmaz. Üreticilerin, köylülerin üzerine büyük yük bindiriliyor. İthalat, ihracat yapılmak isteniyor ama engelleniyor."
Can da ekliyor, "Isınmak için bile sazın yapımından arta kalan kırıntılarını kullanıyoruz. Şartlar gereği ziyan etmemek lazım." Yaşadıkları bütün zorluklara rağmen her ikisi de saza verilen değeri yükseltmek için çabalıyorlar. Bağlamanın telleri kesiliyor
"Bir gün bağlama çalarken, Kazım elinde keser, testere ve yankeski ile yanıma geldi. Büyük bir soğukkanlılıkla yankeski ile bağlamanın tellerini kesti, keserle döşü kırdı ve testere ile de sapı kesti. Ben ne olup ne bittiğini anlamadan bağlamanın parçalarını elime tutuşturdu. Ben de hiç ses yok ama, öyle çıkıp gittim. Ertesi gün geldiğimde tezgâhın üzerinde Kazım'ın kırdığı bağlamayı gördüm. Sapasağlam orada duruyordu. Bağlamanın şimdiki sahibi çok memnun. Bence bunu sadece çok iyi bir usta yapabilir."
Can, Kazım'ın ustalığına duyduğu hayranlığı böyle anlatıyor. "Babam hep 'serseri olacaksın' demişti. Ama olmadım" diyen Can, hobi olarak başladığı sazcılığı meslek edinmiş. Hep edebiyat öğretmeni olmak isterken, okul hayatı ortaokula kadar sürebilen Can, söz yazımı ile de uğraşıyor. Yazdığı şu dizelerde ise saza duyduğu sevgiyi anlatıyor;
Yüreğimin sesi teldedir Duygularım desen desen perdedir Bu aşkın yarısı yardedir
Bildim bileli ben sazı; Ben ben oldum saz elinden Anladı ancak o dilimden Gidiyorum işte dedem yolundan Bildim bileli ben sazı.













Kaynak: Müge Tuzcuoğlu

 
aybala Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 23:44.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2021