agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Hayvanlar > Yabani Hayvanlar > Yabani Hayvanlar / Genel
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni59Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 01-01-2010, 22:32   #241
Ağaç Dostu
 
Arnavut's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-12-2009
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 209
Arkadaşlar kimse kırılmasın veya darılmasın lütfen! Tüm yorumları okudum ve ilgi alanımda olduğu için birkaç şey yazma ihtiyacı duydum.Tamam konuşalım,yazalım tartışalım ama bende dahil hepimiz "BOŞ" konuşuyoruz!
Nedenine gelince bu konuda tarımda,hayvancılıkta,sanayide v.s. olduğu gibi sadece ve sadece "Devlet Politika"sıdır.Bunun yanısıra en çok görev yine halka düşer düşmeside gerekir. Bizde hep bir ihbarcı,muhbir için aşağılık kompleksi vardır.Belkide mahalle baskısından kaynaklanmakta ya bilinirse ya duyulursa tarzı sanırım ama edeceksin kardeşim.Kaçak avlananı gördünmü edeceksin! Hayvanlara eziyet edeni gördünmü edeceksin! Ağaçları keseni gördünmü edeceksin! Kim insana,doğaya kanuna karşı yanlış yapıyorsa şikayet edeceksin.Devlette burada devletliğini gösterecek şaka yapar gibi değil(Son yıllarda bir nebzede olsa arttı sanırım cezalar) adam gibi caydırıcı hatta yıldırıcı şekilde cezayı kesecek.İcab-ı Halinde kişiyi bu cürümlere tövbe ettirecek! Gerekirse her dağa her tepeye her ovaya her göle bekçi dikecek! Ben ava karşı değilim.Ülkesindeki ormanların toplamı İstanbul şehrimizden küçük olan ülkeler milyar $ ile telafuz edilen paraları "Av Turizmi" nedeniyle ülkelerinin kasalarına koyuyorlar.Tabii ki tüm bunlar tamamen ve tamamen Devlet kontrolü altında gerçekleşiyor.Ne enteresan değilmi? Hoşumuza gitsin ve ya gitmesin bu bir sektör arkadaşlar "Av Turizmi".Biz içinde turizm geçen (Örnekse;"Sağlık Turizmi,Spor Turizmi,Kültür Turizmi v.s..) hiçbirşeyde istikrarlı olamadığımız ve gereken önemi göstertemediğimiz için bu konuda da sonuca şaşırılmaması gerekir.Konu iyi değerlendirilirse öldürtmeden önce üretmek mantığıyla yaklaşılırsa bence olumlu sonuçlar alınacaktır.

Allah umarım bizede birgün bilinçli bir toplum ve fertleri olmayı nasip eder... AMİN!

(Daha önce kendi imkanlarımla yetiştirdiğim bazı sülün ve keklikleri bulunduğum ortamda doğaya saldım.****** akıbetleri hakkında birdaha haberdar olamadım! Devlet projelerinin yanında bizimde bireyler olarak elimizden geldiğince konuya hakim olması gerektiğini düşünmekteyim.)

Sağlıcakla...

Arnavut Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-01-2010, 02:48   #242
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,468
Galeri: 225
Eskişehirde bir mahalle kahvesinde avcılar birbirlerini ava çıkmak için kışkırtıyorlardı. Muhabbetleri ortalığı kaplayınca yaşlı bir adam hepsini susturdu:

-Haberiniz olsun dedi dağda, bayırda ne kadar domuz, tilki, tavşan varsa sizi şikayet için karakola başvurmuşlar. Çıkardığınız boş çatırtılar, patırtılar yüzünden rahatları kaçıyormuş...

Nedense bu karaya benzeyen mizah anlayışı pek hoşuma gitti.
Çünkü bu avcıların tek bir av bile avladıklarını gören olmamış...

pria beğendi.
hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-05-2010, 21:04   #243
Ağaç Dostu
 
idris şenol's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-05-2009
Şehir: EDİRNE
Mesajlar: 1,561
avcılık bir tutkudur
http://www.dailymotion.com/video/xcq...armekany_sport
halil önen üstadımıza saygı ve sevgilerimle

Eklenen Resimler
     
Halil Önen ve syılmaz beğendi.
idris şenol Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-07-2010, 11:58   #244
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-03-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 850
İnsanoğlu tarihinin ilk zamanlarında bakmış ki hayatını sürdürmek için bir şeyler yemesi gerekiyor, önce otların, ağaçlarda ki meyvaların tadına bakmış.

Kimini yemiş yeterli gelmemiş, kimini yemiş zehirlenip ölmüş.

Sonra bakmış ki doğada büyük küçük tüm hayvanlar avlanıyor, bir diğerini yiyor.

İyi bir taklitçi olduğu için başlamış oda kendi gücüne göre hayvanları avlamaya.

Avladığı hayvanı yarım yamalak değerlendirmeye başlamış ilk zamanlar da. Yarım yamalak diyorum zira ne pişirmeyi biliyormuş ne de derisinden, kemiğinden, bağırsağından yararlanmayı.

Bu avcılık sayesinde zamanla hızlı üremeye, kürkünden giyecek ve çeşitli eşyalar, kemiğinden takı, kesici, delici gibi aletler yapmaya başlamış.

Nüfus arttıkça o daha fazla avlanmış. Eee evde çocuklar aç, taşmı yesinler.

Zamanla küçük av hayvanları yetmeyince büyüklerine yönelmiş.

Ama bu hayvanları avlamak için de avlanma tekniklerini geliştirmesi gerekiyormuş.

Böyle böyle derken insan daha fazla üremiş, daha fazla avlanmış, tarımı da öğrenmiş, ve daha daha fazla üremiş, daha daha fazla tüketmeye başlamış.

Artık mağaralar da yaşaması gerekmiyormuş, hele hele bazı hayvanları evcilleştirince artık hem onları yiyor, bazılarına biniyor, yük taşıtıyor hem de bu sayede uzak ve varılmaz denilen yerlere de gidebildiği için her yere yayılıyormuş.

Git gide avcılığa ihtiyacı kalmamış, evcil hayvanından her türlü besinini, pamuktan, ipekten, ketenden giyeceğini, eşyasını yapabiliyor olmuş.

Avcılık artık sadece bir eğlence haline, soyluların soyluluk aktivitelene dönmüş.


Aslında ateşli silahlar bulunana ve insan nüfusu çok faza artana kadar fazla bir tehlike yokmuş.

İşte o silahlar bulunduğunda da iş işten çoktan geçmiş.

Ben kendi namıma balık avcılığını en büyük hobilerimden birisi olarak görüyorum. Ama balığımı avlamak için misina, iğne, ağırlık olarak da kurşun kullanmak yerine muadili bir sistem kullanıyorum.

Miktar olarak da aileme ve bir kaç da dostuma hoş bir sofra kurup avcılık maceralarımı anlatarak o hikayesi olan balığı tattıracak kadar avlıyorum.

Üreme dönemlerine, balıkların boylarına, ağırlıklarına yönelik getirilmiş tüm kurallara uyuyorum.

Bu kuralları nereden mi biliyorum? Yasal balık avcılığı belgemi aldım ve bu belgenin kakkını tam yerine getirmek için de seminer ve bilgilendirme kurslarına katıldım.

Adana nın Yumurtalık ilçesinin isminin nereden geldiğini bilen vardır. Ben bilmeyenler için söyleyeyim.

Bu ilçemizin sığ, geniş, verimli suların da ticari değeri yüksek doğal çipura, levrek başta olmak üzere yaklaşık 30 çeşit balık yavrulamaya geliyor.

Bıraktıkları yumurtaların büyük çoğunluğu da canlı kalabilen balıklara dönüşüyor. Ve bu balıklar bir kaç ay sona buradan ayrılarak Suriye, İsrail, Mısır hattını takip ederek Akdeniz e yayılıyorlar.

Bu yüzden bu ilçeye Yumurtalık adı verilmiştir. Bize fayda vermeden giden bu balıklardan yararlanmak için o yavru balıklar 5 gr iken yasal, kuralları olan, ihalesi yapılan sistemler ile toplanarak balık üretim çiftliklerine gönderiliyor.

Bualarda büyütülen balıkları da tüketiyoruz. Tabi Yumurtalık sahillerinden toplanan balık miktarının tüm popülasyonun 25% oranını geçmesine de izin verilmiyor.

Böylece balık sayısını azaltmakla aslında doğada bırakılan miktarın daha hızlı ve daha iyi gelişmesine de katkıda bulunuluyor.

Neyse konumuz bu değil ya, ben de zaman zaman o bölgeden yavru balık satın alıp, Marmara ve Saroz kıyılarına getirtip aralıklarla doğaya salıyorum.

Bu bölgelerde ben çocukluğumda çipura da levrek de bolca avlardım. Ama geçtiğimiz 10 yıl içerisinde tükendiklerini görünce bu yönteme başvudum.

Ve başarılıda oldum. Şimdi 5 yaşında anaçlar bile yakalanır olmaya başlandı tekardan.

Dolayısı ile balığı avlarken kullandığım yöntemler ile balığa yakalanmaması için yeterli şansı da veriyor ve tükettiğimden fazlasının üremesi içinde anlattığım yöntemle katkıda bulunuyorum.

Ateşli silahlar ile, trol, büyük tekneler ve ağlar ile avlanmıyorum.

Ateşli silah yerine zaman zaman tavşan tuzağı, kuş tuzakları kuruyorum. Canlı olarak yakalayabildiğim hayvanları evcilleştirmeye, tür zenginliği sağlamaya çalışıyorum.

Doğaya şimdilik ada tavşanı, süşün, orman tavuğu, keklik, bıldırcın gibi kanatlıları salıyorum.

Neden bunu yapıyorum?

Artık hayatta kalabilmek için avlanmama gerek yok.

Ateşli silah kullanıp, avladığın hayvana şans tanımadan öldürmenin de vediği bir zevk yok.

Diyebilirsiniz ki sen zevk almıyıyor olabilirsin, ama biz alıyoruz.

Haklısınız, kanunen de hakkınız var. Ha bu kurallara uymanız halinde bile günden güne vurabildiğiniz canlı sayısı ve çeşidi azalıyor ve hatta Takya, Anadolu, Ege dağların da çok değil 30 yıl önce geyik ve ceylan, yaban koyunu görebiliyorken, şimdi belgesellerini seyretmekle yetiniyorsak o kanunda ve o kanuna uyduğunu söyleyen avcıda bir yanlışlık da vardır.

Bir de tabi şu açıdan bakmak gerekli bence. Artık hayatta kalmak çok kolaylaştı, yiyecek, içecek, giyecek, aksesuar ve saire parasını verebildiğiniz sürece kapınıza kadar getiriliyor.

Yani eskiden hayatta kalabilmek için temel ihtiyaç olan avcılığa şimdi ki zaman da bol keseden atarak karşı çıkmak, o zamanın şartları ile bu zamanın şatlarını birbirine karıştırmak kolay.

Ama bu yandan da bakarsak, artık sadece keyif amaçlı olarak türü, sayısı azalmış, '' HEPİMİZE AİT '' yabani hayvan popülasyonunu bu şekilde keyfinize alet etmeye de hakkınız yok.

Birileri keyif alsın diye ortak varlığımıza zarar vermek mümkün olmadığı gibi, ateşli silahlarla yapılan avcılık sırasın da doğaya verdiğimiz en büyük diğer bir zarar da gözden kaçırılıyor.

Nedir bu zarar? avcının kullandığı av fişekleinin içerisinde bulunan, saçma diye tabir edilen, kurşun elementi.

Sembol: Pb

Atom numarası: 82

Atom ağırlığı: 207.2 g/mol

Oda koşullarında (25°C 298 K): Mavimsi-beyaz katıMetalp-blok elementi


İşte her yıl, sırf avcı keyif alsın diye kullandığı fişeklerden dolayı tüm doğaya bu zehirli elementi tonlar la saçıyor.

Peki ben gerçek organik, doğal tarım yapmaya çalışırken, haberim olmadan sen bu saçmaları benim kullandığım arazilere saçınca bana ve doğaya verdiğin zararı kim ödeyecek.

Sevgili İdis Şenol

Resimler ne büyük keyif aldığınızı gösteriyor ama, o gün kullandığınız fişeklerin sayesinde, resimin aka fonunu oluşturan o ekili alanları nasıl perişan ettiğinizi biliyormusunuz.

O tarlalarda üretilen ürünlerin, yapılan tahlillerin de ağır metal zehirlenmesi çıktığı için ihracatının yapılamadığını, dolayısı ile de o zehirli ürünleri sofralarımız da bizim tükettiğimizi de düşünürsek şimdi ki zamanda yapılan avcılığın hepimize zarar verdiği aşikardır.

Bu işin savunulacak, mağzur görülecek tarafı yoktur.

Cumhur Tonba ve dinozor beğendi.
balbay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-07-2010, 12:16   #245
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2009
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 907
Galeri: 43
Başlıkta da bahsedildiği üzere avlanmak eyleminin zaaf olduğunu düşünüyorum. Babam gençken hızlı ve kendi deyimiyle zalim bir avcıymış. Avlanmakta da zorlanmıyormuş aslında çünkü keklik, tavşan, bıldırcın gibi türlerle doluymuş dağ taş. Bir gün bir tavşan vurmuş, kestiklerinde karnından yavrusu çıkınca o gün tövbe etmiş. Elinden bırakmış tüfeği...

Yasak olmayan zamanlarda izin verilen türlerin avlanması yasal, ama ben de sevgili balbay gibi düşünüyorum. Yasal kısıtlamalara, koruma çabalarına rağmen bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tabiatın dengesi, döngüsü kişisel tatminden çok daha önemli. Bu topraklarda, tabiattaki her bir karıncada, her ağacın her bir yaprağında sonraki nesillerimizin de hakkı olduğunu düşünüyorum.

YeniBON beğendi.
köknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-08-2010, 15:27   #246
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,407
Şu avcı milletini hiçbir zaman anlayamadım..
Hele hele hali vakti yerinde olan,bu işi keyif denen his için yapanları hiç anlayamıyorum.

Ben yolda yürürken bile bir karınca,bir böcek görsem üstüne basmamak için herşeyi yaparım..

Bakın benim Çanakkale'de bir fidanlığım var..
Etrafı çevrili,kapısı olan bir yerdir.
Senede 5-6 kere giderim..Toplamda bir yılda 30-40 günüm geçer orada..
Kasaba kıyısındadır yerim.
Yabani hayvanların sevdiği tüm ot çeşitleri vardır içinde..
Sürdürsem bile baharda yağmurların ardından başta semizotu olmak üzere yeni otlar belirir..
Her gittiğimde minik kaplumbağalar görürüm..Boyunlarını okşayarak severim onları..
Kirpiler görürüm..
Fidanlarımın üstü kuş yuvalarıyla doludur..Yumurtalarını,yavrularını seyrederim..Hele kuşların yavruları yumurtadan çıktığında fidanlığa gittiğimde kuşlar başlar feryat etmeye..Ben gezindikçe,yuva olan fidanların yanına gittikçe erkek dişi kuşlar cıgır cıgır bağrışırlar etrafımda..Bağrışmalarının nedeni benim varlığımdan rahatsız olmalarıdır,yavrularını koruma içgüdüleridir..
Benim fidanlık onlar için bir hayat alanıdır,korunaklı bir barınma alanıdır.
En son fidanları sularken,yerde oturuyordum..Her bir fidanı sulamak için 10 dakika kadar beklerim hortumun başında..
İşte böyle beklerken bir an kafamı arkaya doğru çevirdim..Bi de baktım..Bir yılan kafayı kaldırmış,30 cm. yukardan benim bir metre arkamda bana bakıyor..Böyle durumlarda çok soğukkanlıyımdır..Hiç telaş yapmam..Belli ki yılan su sesine gelmiş..
Hortumun ucunu yavaşça kaldırdım,aniden dönerek yılana suyu fışkırttım..Yılan korkmuştu..Başladı kaçmaya..O kaçtıkça ben su sıkarak kovaladım keratayı..
Geçen yıl da,bir akraba ile çıkmıştım fidanlığa..
Yerde duran 6 metrelik eternit tabakasını kaldırmamız gerekti..
Kaldırdık ama..altından neredeyse 1.5 metrelik bi yılan çıktı..şaşkındı..
Akrabama işaret ettim panik yapma diye..Bizler ani hareket,telaş yapmadık ama yılan korkmuştu ve tam gaz kaçmıştı..
Yani çok alışkınım böyle şeylere..

En son 4 yıl önce çok iri bir tavşanın yaşlı bir incir ağacının dibinde yuva yaptığını anladım..
Kimseye söylemedim,çünkü duyulsa o avcı denen kişiler kesinlikle gelip pusuya yatarak öldürürler onu..
Bir yıl sonra yine fidan sularken,bir fidanın dibindeki kuru ot ve zeytin dallarının altından 13-15 santim boyunda bir tavşan yavrusu fırlayıverdi yanıbaşıma..Demekki bir tavşan ailesi mesken tutmuştu benim fidanlığı..
Hortum suyundan ıslanmış yavrucuk..
Kaçmadı..ama titriyordu yanımda..
Sevdim..sevdim..sevdim..ama pek kar etmedi,hala korkudan titriyordu...
En son zıplaya zıplaya başka bir fidan dibime kaçmasına müsaade ettim..
Bu yıl da son gittiğimde fidanlığın kapısını açtım..5-6 metre yürüdüm..
Baktım toprağı oymuş,geceyi orada geçirmiş bir tavşan..
Sonra gün aydınlanınca fidanların dibindeki ot kümesinin altına girmiş..
Durdum öylece..
Sonra bir fidanın altından pıt diye çıkıverdi kerata..başladı aşağı doğru kaçmaya..
Yaaa..işte böyle..

Nasıl vururlar,öldürürler bu zavallı hayvanları anlamak mümkün değil..
Geçim derdin yoksa..et alamıyacak kadar fakir değilsen..
Ne zevk alırsın bu masum yaratıkları yok etmekten..
Onların her birinin doğada görevi var..

Eklenen Resimler
 
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-09-2010, 16:33   #247
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 26-02-2007
Şehir: Istanbul
Mesajlar: 35
pria isimli arkadasim. agziniza gönlünüze saglik güzel düsünceleriniz sözleriniz örnek davranisiniz icin. Adeta yüregimize su serptiniz.

Ne güzel vicdanli adaletli adil olanlara. hakki hakkaniyeti bilip taniyip uygulayanlara tüm mahlukati bir görenlere.

Hersey gönlünüzce olsun.

Satı Uğurtan ve pria beğendi.
delphin7 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-01-2011, 17:03   #248
Ağaçsever
 
hidayetcaliskan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-08-2008
Şehir: KAYSERİ
Mesajlar: 56
Konu eski ama önemli. Yorum yapmadan geçemedim Bilinçli yapılmayan en güzel iş bile akla gelmedik zararlar verebilir. Kaldı ki doğası gereği biraz vahşi olan avcılık bilinçsiz yapılırsa elbette büyük zararlar verebilir doğaya. Aslında bilinçsiz yapılırsa buna avcılık da denmez. Nasıl ki insanların ölmelerine neden olan alkol yasaklanmıyor ama bir takım önlemler alınıyorsa, avcılık da hepten yasaklanamaz ama bir takım tedbirler alınır ki zaten alınıyor. Avcılık dışardan bakıldığında çok vahşi olarak görünsede düşünüldüğü zaman avlanan bir ördek marketten alınan tavuktan, dana kıymadan, kuzu budundan çok da farklı değildir.Üstelik doğada yaşayan hayvan avlanana kadar özgürlüğünün tadını çıkarmışken, kümeste beslenen tavuk çok daha kötü koşullarda yaşamıştır. Balık avlamak vahşilik olarak görülmezken kara avcılığını vahşetle tanımlamak yanlıştır. Bilinçsiz ilaç kullanan bir çiftçinin öldüreceği kuş sayısı bir avcının avlayabileceğinin kat kat üstündedir. Neticede her iş bilinçli yapılmalı, kurallara uyulmalıdır. Kurallara uymadan araç kullanmak bile başlı başına vahşettir.

doğaya dost beğendi.
hidayetcaliskan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 15-03-2012, 10:55   #249
Ağaçsever
 
Fatih Şengül's Avatar
 
Giriş Tarihi: 12-03-2012
Şehir: Kastamonu/Tosya
Mesajlar: 62
Selamlar saygılar... Ben de avlanma konusunda bir şeyler anlatmak istiyorum.
Ekosistemde besin zincirinin bozulduğu anlar oluşmakta. Hava kirliliği ve oksijen üreten canlıların zarar görmesi bozulmada ilk sırada yer alabilir. Zira devamında tüketici canlılar için yetersiz besin ve populasyonlarda aşırı artış ya da aşırı azalma görülebilir. Avcılığın ise belirli türlerin sayısında denge oluşturmak açısından faydalı olduğu söylenebilir çünkü besin zincirine başından sonuna kadar en önemli etkiyi yapan insanoğludur. Fakat geçmişten günümüze bir göz atarsak nüfusu sürekli artan grafikte olan canlı türü sadece insandır. Nesli tükenme tehlikesinde olan canlıları da kıyaslarsak insan, besin zincirini olumsuz yönde etkilemiş diyebiliriz. Bu açıdan bakarsak ta türlerin sayısal dengesini doğal av-avcı ilişkisine bırakırsak daha anlamlı olur kanaatindeyim.
Avcılık konusunda ise şahsi görüşüm doğal avcılardan yana... Doğada; kurt, ayı, kartal vs. yırtıcı hayvanların dengeli olarak beslenmesi ve üremesi yine doğada ki av konumunda bulunan canlılara bağlı(besin zincirinde enerji aktarımının başlarında bulunan bitkiler de buna dahil). Bu av-avcı ilişkisi bin yıllardır var olan içgüdüsel ve yaşamsal bir gerçektir.
Örneğin bahçenizde beslediğiniz bir tavuk bile yukarıda av aramak için süzülen atmacayı gördüğü anda savunmaya geçecektir... Tavuk yüzyıllardır evcil olmasına karşın bu davranışı içgüdüsel olarak gerçekleşir, fakat aynı tavuk yem için çağrı yapan insana aynı tepkiyi vermez bilakis daha da yakınlaşır. Bu durum gösterir ki doğanın gerçek avcıları biz değiliz. Her ne kadar güç, akıl ve çoğunluk sahibi olsak ta, asıl avcılar bizden ayrı bir şekilde, zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.
Katılmayanlar olabilir ama ben derim ki zevk için yapılan av, cinayettir...
sürçü lisan ettiysem affola...


Düzenleyen Fatih Şengül : 15-03-2012 saat 12:05
Fatih Şengül Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2013, 02:40   #250
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Öldürmekten zevk almak hastalıktır...

İnsan öldürmek ile hayvan öldürmenin arası sadece küçük bir adımdır.

Av cinayettir...

s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2013, 21:02   #251
Ağaç Dostu
 
Kayahann's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-06-2013
Şehir: İzmir
Mesajlar: 242
mesela şu fokları kafalarına vurarak öldürenleri ben de aynı şekilde öldürmek istiyorum, veya minicik serçe kuşunun kafasını kopartarak öldürenin kafasını kılıçla kesmek istiyorum bu da benim hayalim veya sporum olurdu gerçekleştirebilseydim

Kayahann Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-10-2013, 06:34   #252
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-10-2011
Şehir: ankara
Mesajlar: 1,449
Galeri: 1
Name:  AV1.jpg
Views: 899
Size:  34.2 KB

s.serdar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-10-2013, 07:42   #253
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,388
Galeri: 80
Kümesteki tavuğu bile kesemem. Tuvaletteki pisuvar da karınca, böcek, kelebek vs. görsem ne yapar yapar önce onu oradan alırım sonra işime bakarım.

Fakat kimse şunu unutmamalı.

Doğadaki her canlı bir avcı, her canlı bir avdır.

Bu sayfada ki hangi mesajı okusam evet, çok haklı arkadaş diyorum.

Yine de son sözüm şu. Kıymayalım hayvanlara. Hele vahşice.

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-10-2013, 07:49   #254
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,388
Galeri: 80
Hele hele tuzak kurarak sözüm ona avcıyım diye geçinenler yok mu?
Onlar benim gözümde tam bir zavallı. Avlanıyorsan bari yiğitçe avlan.

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-10-2013, 18:22   #255
Ağaç Dostu
 
celalim01's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-09-2013
Şehir: adana-kozan
Mesajlar: 2,180
Yeri geldiğinde bende av yaptım.genelde balık avlarım oltayla ama belirli zamanlarda avlarım balığı yılın her anında değil.Yılda belki 10 defa giderim balık avına bazen hiç bazen 5-10 tane avlarım sonra evin yolunu tutarım.Kara avcılığı da yaptım yapmadım değil ama çoğunlukla gezdik dolaştık dağlarda ha derseniz çok mu hayır bu yaşıma kadar belki 3 tavşan vurmuşumdur çünkü ben belki yılda 2 defa ava çıkmışımdır bazı yıllarda da hiç ava çıkmamışımdır.Yani sözün kısası her aklıma gelende av yapmadım.Bilinçsiz av yapılmasına elbette bende karşıyım,laf olsun diye önüne geleni vurmaya bende karşıyım.Benimki bilinen avcılığın dışında senede 1 **** 2 defa dağlara çıkıp sözde avcılık o kadar,ama dediğiniz gibi avcılık yapıyoruz diye katliam gibi **** yok edercesine avlamak uygun değildir.

celalim01 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-07-2014, 20:35   #256
Ağaç Dostu
 
Jezebel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-02-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 8,266
Galeri: 11
“Aslanların kendi tarihçileri olmadıkça, av hikayelerinde avcının başarıları anlatılacaktır.” (Afrika atasözü)

MeyveliTepe ve A_NOMAD beğendi.
Jezebel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-07-2014, 20:44   #257
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,246
35 senedir canlı hayvana silah atmadım

Ülkemiz yaban hayat bakımından acınacak halde. Bu duruma düşmüş/düşürülmüş yaban hayatta her ne gerekçe ile olursa olsun avcılığı ahlaki bulmuyorum.

Arada bir nişangâh kurup bir kaç kutu fişeği hedefe attığım oluyor, ama o kadar

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-07-2014, 22:36   #258
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,246
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe Mesajı Göster
35 senedir canlı hayvana silah atmadım

Ülkemiz yaban hayat bakımından acınacak halde. Bu duruma düşmüş/düşürülmüş yaban hayatta her ne gerekçe ile olursa olsun avcılığı ahlaki bulmuyorum.

Arada bir nişangâh kurup bir kaç kutu fişeği hedefe attığım oluyor, ama o kadar
Canlı hayvan derken doğada ve insan ile ilişkili olmayan hayvanları kastediyorum. Yoksa yivli setli havalı tüfekle fare avladığım oluyor Onların üreyip çoğalmalarının sebebi de bizleriz.

Jezebel beğendi.
MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 01:26.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020