agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Bitki Dünyası > Tarla Bitkileri
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni4Beğeniler
  • 1 Gönderen Jezebel
  • 1 Gönderen dongyul
  • 2 Gönderen Jezebel

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 08-08-2006, 17:17   #1
Yalnız Çınar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 103
Soya

SOYA YETİŞTİRİCİLİĞİ

Soyanın Türkiye İçin Önemi
Soya dünyadaki bitkisel yağların ve yüksek proteinli hayvan yemlerinin başlıca kaynağıdır. Soya tohumu ortalama %35 -45 protein ve %18-20 oranında yağ içermektedir. Soyadan endüstride de sayılamayacak kadar çok değişik şekilde faydalanılmaktadır. Soya şekercilikte, inşaatlarda kullanılan macun bileşimlerinde, fungusit ve pestisitlerde, antibiyotiklerde, dizel yakıtında ve diğer bir çok endüstriyel ve ecza ürünlerinde de kullanılmaktadır. Matbaa mürekkebi olarak da kullanılmaktadır. Hayvan besleme uzmanları için soya amino asit ve hazım olunabilirlik bakımından oldukça önemlidir. Öğütülmüş soya, mısır gibi diğer danelerle karıştırıldığında, bu karışımın protein içeriği tek başına kullanılan besin maddesine göre daha yüksektir. Toprağa organik madde ve azot sağlayarak, toprağın verimliliğini arttıran önemli bir münavebe bitkisidir.

Soyanın Bitkisel Özellikleri :
Soya dik büyüyen, boyu 50 cm ile 1.5 m arasında değişen, tüylü, geniş üçgenimsi yapraklara sahip bir bitkidir. Küçük beyaz veya mor çiçeklere ve bir ile dört arasında tohum içeren kısa baklalara sahiptir
Soyanın iklim ve toprak istekleri :
Soya sıcağı seven tropik ve subtropik bölgelerde iyi gelişen bir bitkidir. Gelişme süresince 2500-3000 0C lik ısı toplamına ihtiyaç gösterir. Tohumların çimlenebilmesi ancak + 8 0C de olur ve (-1.5) - (-2.5) 0C de donar. Çorak drenajı kötü, çok kumlu topraklar dışında değişik bünye ve yapıdaki topraklarda iyi yetişir. Soya toprakta ki tuzluluğa karşı hassastır. En uygun PH isteği 6.2 - 7.0 olup asit topraklarda manganez zehirlenmesi ve soya bakterisi faaliyetlerinde durma, PH'i 7.5 dan yukarı topraklarda demir noksanlığı görülebilir. Ülkemizde soya bitkisi:
Karadeniz, Trakya, Marmara, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ana ürün olarak yetiştirilebilir. Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sulanır tarım alanlarında ikinci ürün olarak yetiştirilebilir.

Toprak Hazırlığı :
Soya için uygun tohum yatağı makineli ekimde tohumların eşit derinliğe düşmesini sağlayacak şekilde düzgün olmalıdır. Toprak parçacıkları hızlı bir çimlenme ve çıkışı sağlamak amacıyla yeterince ufalanmış olmalıdır. Çıkış ne kadar gecikirse hastalık enfeksiyonları ve kayıplar o kadar fazla olur. Sonbaharda veya kışın sürülen killi, killi ve milli,killi ve tınlı topraklarda meydana gelen donma ve çözülme olayı sürümsüz erken ilkbahar ekimleri için kusursuz bir tohum yatağı oluşturur. Eğer bu topraklar ilkbaharda çok ıslak iken sürülürse çok kaba ve parçalı bir tohum yatağı oluştururlar. Aynı zamanda ilkbahar sürümü 12.5 cm'nin altındaki derinlikteki toprakta sıkışmaya neden olur ve bu da kök gelişmesini sınırlayarak su ve besin maddelerin alımını azaltır. Killi tınlı topraklar ve %2 den daha az organik maddeye sahip fakat iyi drenajlı olan topraklar eğer topraktaki nem miktarı sürüm için yeterli ise geç kış veya ilkbahar sürüm sistemi ile en çok arzu edilen tohum yatağı oluştururlar.
Ana ürün soya ekiminde: Tarla sonbaharda tavında iken 20-25 cm derinlikte sürülür. Nisanda 1-3 kat goble veya diskaro çekilir. Sürgü çekildikten sonra toprak ekime hazır hale gelir. 2. ürün soya ekiminde: Tarla anızlardan temizlenir. Toprak tavında iken 10-15 cm derinlikte sürülür. Goble , diskaro ve sürgü çekilerek toprak ekime hazır hale gelir.

Çeşit Seçimi :
Çeşit seçimi çeşidin verimi, bulunduğu çevreye uyum kabiliyeti, yatma durumu, olgunlaşma süresi ve diğer özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Bazı çeşitler belirli çevrelere diğerlerinden daha iyi uyum sağlarlar. Bu nedenle bir çeşidi seçerken tek başına verimden çok o çeşidin diğer özellikler bakımından o çevreye ve üretim şekline uyum kabiliyetini dikkate almak daha doğrudur. Mesela, eğer aşırı büyüme ve yatma problem oluyorsa dik duran kısa ve orta boylu çeşitler seçilir. Tarlada daha önceden kök çürüklüğü hastalığına rastlanmışsa o zaman bu hastalığa dayanıklı veya toleranslı çeşitleri seçmek gerekir. Çeşit seçiminde etkili diğer bir faktör de olgunlaşma süresidir. Çeşitlerin olgunlaşma süresi ekimden sonra 100 ile 150 gün arasında değişmektedir. Seçilen çeşitlerin olgunlaşma süreleri farklı da olsa sonbaharın başında hasada gelmelidirler. Genel olarak Mayıs ayında ekimde meydana gelen 10 günlük bir gecikme sonbaharda 3-5 günlük bir olgunlaşma gecikmesine neden olur. Ülkemiz genelinde ana ürüne ve ikinci ürüne uygun az sayıda çeşit mevcuttur.

Ekim Zamanı:
Soya için ekim zamanı bölgelere göre değişmekle birlikte, 15 Nisan'dan sonra toprak ve hava şartlarının uygun olduğu herhangi bir zaman ekilebilir. Burada kıstas toprak sıcaklığının 10 0C 'yi bulduğu zamandır. Erken ekimlerde uygun ve güçlü çıkışlar elde etmek zordur. Bununla birlikte tohumun toprakla temasının iyi sağlanması ve ekim derinliğinin azaltılması güçlü çıkışların oluşmasına yardım eder. İkinci ürün ana üründen hemen sonra ekilmelidir. Ekimler temmuz ayının ilk haftasını geçmemelidir. Geç ekimlerde verim önemli ölçüde azalmakta ve hasat yağmurlu döneme kalmaktadır. Geç ekimlerde hasatta tane neminin yüksek olması depolama ve pazarlamada sıkıntılara yol açmaktadır.

Tohum Miktarı ve Ekim Şekli :
Ekilen tohum miktarının ayarlanması soyanın verimliliğini etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Ekim için toprak mutlaka tavında olmalı ve çimlenen tohumun çıkışına izin verecek şekilde düzgün olmalıdır.
Ekilen tohum miktarı çeşide göre değişmekle birlikte zamanında yapılan ekimlerde dekara ortalama 6-8 kg ekilir. Ekim zamanı gecikirse tohum miktarı dekara 10 kg 'a kadar çıkabilir. Bununla birlikte tohum iriliğinin yıldan yıla ve çeşitten çeşide değişmesinden dolayı 15 Mayıs' dan önce yapılan ekimlerde dönüme 30 000 ile 35 000 arasında bitki çıkışı sağlayacak tohum miktarı uygundur. Eğer ekim Haziran başına kadar gecikirse ekilecek tohum miktarının dönüme 35 000 ile 40 000 bitki çıkışı sağlayacak şekilde arttırılması gerekir. Ana ürün ekilişlerinde sıra arası 60-70 cm, sıra üzeri 3-5 cm olmalıdır. İkinci üründe sıra arası 40-50 cm, sıra üzeri 3-5 cm olmalıdır. 3-4 cm derinlik ekim için yeterlidir.

Soya Bakterisi ve Tohum Aşılanması:
Soyanın kendine mahsus bakterisi vardır. Bakteri, soyanın köklerinde yaşayan ve havanın azotunu alarak bitkiye azot sağlayan küçük canlılardır. Soyanın daha önce yetişmediği yerlerde bu bakteriler bulunmaz. Bu nedenle soyanın yeni yetiştirilmeye başlandığı yerlerde soya bakterisi tohuma yapıştırılarak ekim yapılır ve böylece bakteri toprağa verilir. Bu işleme bakteri aşılama denir. Aşılanarak ekilmiş soyalar daha sıhhatli olmakta, tane ve saman verim artmaktadır. Ayrıca daha az azotlu gübreye ihtiyaç duyulur.
Bakteri Aşılama:
¨ Tohumlar gölge bir yerde 100 kg tohuma 2 su bardağı şekerli su serpilerek iyice karıştırılır ve nemlendirilir.
¨ Üzerine yaklaşık 1 kg bakteri serpilip iyice karıştırılır. Bu karışım hemen ekilir. Eğer beklenirse bakteriler ölür ve aşılamanın bir etkisi olmaz.
¨ Soya bakterisi Toprak Gübre Araştırma Enstitüsünden (Ankara) temin edilebilir.
¨ Soya bakterisi güneş ışığına hassastır. Aşılama yaptıktan sonra tohumlar güneşe maruz kalmamalıdır.
¨ Bakteriler ekimden önce gelirse 2- 4 0 C de (Buzdolabı) muhafaza edilmelidir.

Gübrelenme :
Soya bitkisi genel olarak; 6.2 ile 7.0 arasındaki toprak pH'sında en iyi ürünü verir. Çünkü topraktaki kalsiyum, magnezyum ve diğer bütün mikro elementler kolayca elde edilebilir. Soya bitkisinde en başarılı gübreleme programı topraktaki mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı olarak belirlenmelidir. Bu nedenle toprak tahlil sonucuna göre gübreleme en iyisidir. Gübre toprağa ekimle birlikte verilmelidir. Genel bir ifade olarak dekara 3 kg saf azot ve 7 kg saf fosfor verilebilir. Buna göre;
¨ Dekara 15 kg DAP +% 21'lik 1 kg Amonyum sülfat
¨ Dekara 15 kg DAP +% 26'lık Amonyum nitrat
¨ Dekara % 44'lük 16 kg TSP +% 26'lık 11.5 kg Amonyum nitrat
¨ Dekara % 44'lük 16 kg TSP +% 21'lık 14 kg Amonyum sülfat

Sulama :
Zamanında ve yeterli su verilmesi iyi bir verim için önemli faktörlerdir.
Soyada sulama zamanları:
¨ Birinci su: Bitki boyu 8-10 cm olduğunda verilir.
¨ İkici su: İlk çiçekler görülmeye başlandığında
¨ Üçüncü su: Baklalar büyümeye başladığında
¨ Dördüncü su: Gerektiğinde üçüncü sulamadan 10-15 gün sonra sağlanır.

Yabancı ot Kontrolü :
Soya için yabancı otların kontrolü çok önemlidir. Soyalar özellikle genç dönemde otlu tarlada gelişemezler. Yabancı ot miktarına göre sıra aralarında traktörle 2-3 kez yabancı ot mücadelesi yapılır. Gerekirse sıra üzerinde el veya el çapası ile yabancı otlar yok edilmelidir. Toprak nemi fazla olduğunda çapa yapılması tavsiye edilmez. Bu durumda soya çapadan fazlaca zarar görmektedir. Traktörle ara çapası yapıldığında çapa makinesi 5 cm den daha derine inmemeli ve sıraya 15 cm den daha fazla yaklaşmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Derin çapalama köklerin budanmasına ve verimin azalmasına neden olur. Kimyasal ilaçlarla da yabancı ot mücadelesi yapılabilir. Çıkış öncesi ve çıkış sonrası herbisitler soyada yabancı ot mücadelesinde kullanılmaktadır. Herbisitlerin kullanımında yabancı otların fazlalığı ve bunların geniş ve dar yapraklı oluşları dikkate alınmalıdır. Soya da çıkış öncesi Diphenamid, Linuron, Metolachor, Metribuzine ve Vernolate aktif maddeli ilaçlar tavsiye edilen dozlarda uygulanabilir. Bu ilaçlar genellikle geniş yapraklı yabancı otlara karşı etkilidir. Çıkış sonrasında soya tarlasında dar yapraklı otlara karşı fluazibob butyl, fluazifob-p-butyl, Fenoxapop ethyl, Heloxyfob ethoxy ethhyl ester ve Quizalafob-p- ethyl terkipli ilaçlar tavsiye edilen dozda kullanılabilir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı ise Bentazone, Sethoxydim kullanılabilir.
Hasat ve Harman :
Soyanın hasat zamanını iyi ayarlamak ve geçirmemek gerekir. Genel olarak çeşitlerin çoğu az veya çok tohumunu döker. Bir de hasat zamanı gecikirse dökülme oranı artar. Hasat zamanı şöyle anlaşılır: Önce yapraklar sararır ve çoğu dökülür. Baklalar olgunlaşır. Tohumlar sertleşir. Bu devrede hasat edilir. Hasat biçerdöverle yapılır. Hasat sırasında tanedeki nem oranı %15 olmalı, soya hasattan sonra bekleyecekse nem miktarı %13 e indirilmelidir.

Verim İçin Altın Kurallar:
1- Toprak test sonucuna göre gübrele ve kireçle.
2- Toprak çok yaş iken sürüm veya ekim yapma.
3- Bölgeniz için tavsiye edilen tarihte ekim yap.
4- Bölgeniz için tavsiye edilen en uygun çeşidi seç.
5- Kullandığın sıra arası genişliği için en uygun bitki sıklığını sağla.
6- Çok derine ekim yapma . 1.5 ile 4.0 cm ekim derinliği çoğu toprak için uygundur.
7- Hastalık,zararlı ve yabancı otları takip ve kontrolü
8- Hasat kayıplarını en az da tut

www.ziraatci.com

 
Yalnız Çınar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-08-2006, 19:51   #2
Yalnız Çınar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 103
Konu Yağlı Tohumlar İse....

SOYA YAĞI
Ülkemizde değeri yeni anlaşılmaya başlayan ve sağlığına değer veren tüketicilerce daha çok tercih edilen soya yağı, istatistiklere göre dünyada en çok üretilen ve tüketilen bitkisel yağ konumundadır. Türkiye'deki tüketiciler, dünya üzerinde en çok tüketilen soya yağıyla 1990'lı yılların başlarında tanıştılar.

Sağlığına özen gösteren ve beslenmesine dikkat eden tüketiciler tarafından hemen kabul edilen soya yağı, her geçen gün daha çok tercih edilmektedir.


Amerika Birleşik Devletleri'nde tüketilen bitkisel sıvı yağın %80'i soya yağıdır. Dünya yağlı tohumlar üretimine baktığımızda soya fasülyesi üretiminin dünyadaki toplam yağlı tohumlar üretiminin %54'ünü oluşturduğunu görürüz.
Dünyadaki toplam soya fasülyesinin %49'unu üreten Amerika Birleşik Devletleri, aynı zamanda Dünya soya ticaretinin de %69'unu gerçekleştirmektedir.
Dünyadaki toplam bitkisel ve balık yağı üretiminde de, %28'lik pay ile soya yağı gene dünya birincisidir.

ABD'de süpermarketlerde ve şarküterilerde "bitkisel yağ" ismi ile satılan yağ, genellikle yüzde yüz soya yağıdır. Bununla birlikte, bu her bitkisel yağ soya yağıdır anlamına gelmez. Bu nedenle, satın alacağınız pişirme yağının etiketini dikkatlice okuyarak içeriğinde palmiye çekirdeği ya da hindistan cevizi gibi doymuş yağ oranı yüksek yağ çeşitlerinin bulunmadığından emin olmalısınız. Soya yağı gıda endüstrisince mayonez, kahve kremaları, margarin, sandöviç yağı ve salata sosu gibi pekçok üründe kullanılmaktadır.


SOYA YAĞININ KULLANILMASI

Soya yağını, bitkisel yağın kullanılmasını öngören bütün yemek tariflerinde kullanabilirsiniz. Soya yağı hafif tatlı ve hemen hemen kokusuz bir yağdır. Soya yağı ile pişirilmiş yemeklerde tarifteki malzemeler kendi tatlarını daha çok hissettirirler. Soya yağının duman verme ısısı da yüksektir: 230 C. Böylelikle yüksek ısılarda kızartma yaparken mutfağınız dumanla dolmaz.


SOYA YAĞININ GIDA DEĞERLERİ
Bütün bitkisel yağlar gibi, soya yağı kolestrolsüzdür. Doymuş yağlar açısından da fakirdir. Soya yağında omega-3 ve omega-6 adlarıyla bilinen iki tür yağ asidinin kendine özgü bir karışımı bulunmaktadır. Soya yağındaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalığı riskini azalttığı kanıtlanan balık yağının içeriğindeki yağ cinsine benzer özelliktedir.
Amerikalılar şu anda aldıkları kalorinin %37'sini yağdan elde etmektedirler.

Tüketilen gıda içerisinde yağın konumu konunun sadece bir yönünü oluşturmaktadır. Yemek pişirmek için seçeceğimiz yağın, çoklu doymamış ve/veya tekli doymamış yağ asitleri açısından zengin yağlar olması çok önemlidir. Böylelikle kandaki kolestrol oranının düşürülmesi mümkün olur. Soya yağı, çoklu doymamış yağ içeriği açısından zengindir.

www.afiyetolsun.net

Yalnız Çınar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-12-2008, 19:01   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Soya kalp kası hastalığı yapıyor!

Beslenme bültenini okurlarının en çok şaşırdıkları ya da itiraz (veya isyan!) ettikleri konuların başında soya konusundaki olumsuz fikirlerimiz geliyor. Halbuki yaygın inanışa göre soya nerdeyse her derde deva olan sihirli bir yiyecek ve gıda sanayinde çok yaygın bir kullanım alanına sahip. Bu meyanda soyalı yiyeceklerin kalp hastalığını büyük ölçüde önlediği propagandası çok yaygın.

Bu ay ünlü tıp dergisi Journal of Clinical Investigation’da önemli bir araştırmanın sonuçları yayınlandı (1,2). Colarada Üniversitesinden Brian L. Stauffer ve arkadaşlarının çalışmasının sonuçlarına göre sporcu gençlerde önemli bir ölüm nedeni olan hipertrofik kardiyomiyopatinin (kalp kası hastalığı) Dünyada ilk kez bir yiyecek maddesi ile ilişkisi ortaya kondu. Yiyecek maddesinin adı soya idi.

Soya kalp kası hastalığı yapıyor!

Hipertrofik kardiyomiyopati (HKMP, kalbi kalınlaştıran kalp kası hastalığı) çocuklarda ve 30 yaş altı gençlerin, özellikle de sporcuların önde gelen ölüm nedenleri arasında. Beş yüz doğumda bir görülüyor. Hastalıkla ilgili en az 18 gen tespit edilmiş durumda.

Bu hastalıkta kalp kası hücresinin kasılma fonksiyonunda doğuştan bir azalma var, kalp kası kanı pompaladıktan sonra tam olarak gevşeyemiyor. Bu nedenle kalp pompa görevini yapabilmek için aşırı çalışıyor ve kalp kası kalınlaşıyor (hipertrofiye uğruyor). Bu kompansasyon döneminde hastada genellikle çok bariz bir şikayet olmuyor. Kalp kasını kalınlaşması simetrik olduğu gibi ve asimetrik de olabiliyor. Asimetrik olanda karıncıklar arası bölmedeki (interventriküler septum) kalınlaşma kalbin diğer bölümlerine göre daha fazla (1,2).

Ayrıca HKMP’de kalbi besleyen taçsı damarların (koroner damarlar) iç tabakası (endotel) ve kas tabakasında kollajen doku birikimine bağlı kalınlaşma da oluyor(3). Bu kalınlaşma koroner damarları daralttığı için zaten kanlanması azalmış olan kalp kası daha da oksijensiz kalıyor.

Kalbin kansız kalması kas hücrelerinin ölümüne yol açıyor; ölen dokunun yerine nedbe dokusu kalıyor (fibroz). Artık hastanın kalbi mevcut fonksiyon bozukluğunu kompanse edemez hale geliyorve kalp yetersizlik bulguları vermeye başlıyor. Olay ilerledikçe daha önce kalınlaşmış olan kalp kası inceliyor, kalp karıncıkları genişliyor. Mevcut duruma artık dilate (genişlemiş) kardiyomiyopati adı veriliyor. Hastalığın bariz bir tedavisi yok. İlerleyen evrelerde kalp nakli yapılabiliyor.

Şoke eden araştırma

Colarada Üniversitesinden Brian L. Stauffer ve arkadaşlarının Journal of Clinical Investigation’da yayınlanan araştırmasında hipertrofik kardiyomiyopati gen bozukluğuna (mutasyon) sahip fareler kullanılmış (4). Araştırıcılar farelere yiyecek olarak soya vermişler. Soya alan erkek farelerde ilerleyici ve kalp yetersizliği gelişmiş. Dişi farelerde ise kalp yetersizliği olmamış ya da çok hafif olmuş. Deneyin ikinci aşamasında farelere soya yerine sütün peynir proteini (kazein) yedirilince erkek farelerin kalp yetersizliği bariz şekilde gerilemiş.

Araştırtıcılar erkek farelerdeki kalp yetersizliğinin soyadaki bitkisel östrojenlere bağlı olarak geliştiğini düşünmüşler. Bu düşünceye göre soyadaki bitkisel östrojenlerin tetiği çektiği bir dizi olay kalpte programlanmış ölüm (apoptoz) adı verilen ve normalde her canlıda olan fizyolojik bir olayı hızlandırmaktadır.

Araştırmacılar dişi farelerin fazla etkilenmemelerinin nedeni olarak şunu gösteriyorlar. Dişi farelerin zaten östrojen düzeyleri yüksekti ve soya östrojenlerinin neden olduğu artış orantısal olarak fazla değildi. Halbuki erkek farelerin doğal olarak östrojen düzeyleri düşüktü; buna soya östrojenleri de ilave olunca soya düzeyleri dişilere nazaran orantısal olarak çok fazla arttı. Nitekim klinik gözlemlerde de kardiyomiyopatinin erkeklerde daha çok teşhis edildiğini biliyoruz.

Aynı dergide kardiyolog John Konhilas ve Elizabeth Luczak yaptıkları yorumda çocuklarda ve gençlerde önemli bir ölüm nedeni olan kardiyomiyopatinin Dünyada ilk kez bir yiyecek maddesi ile ilişkisi ortaya konduğunu belirtmişler (5).

İnternette dolaştığımızda birçok bilim adamının mevcut araştırma sonucundan yani ‘soya kalp hastalığı yapıyor’ söyleminden çok etkilendiklerini, adeta şoke olduklarını saptadık. Soyanın diğer tohum yağları gibi kolesterolu düşürdüğünü gösteren çok araştırma vardır ve bu doğrudur(6,7).

Fakat ‘kanda kolesterol yükselirse kalp hastalığı olur, kolesterol düşükse ya da düşürülürse kalp hastalığı önlenir’ düşüncesi de o kadar yanlıştır. Fakat ilaç ve gıda sanayi bu tahrif edilmiş bilimsel veriyi gerçekmiş gibi göstermek istemektedirler. Kolesterol-kalp hastalığı ilişkisini ‘Kolesterol günah keçisi mi?’ adlı makalemizde enine boyuna inceleyerek bunun doğru olmadığını bilimsel kaynakları ile göstermiştik.

Nitekim ünlü Circulation adlı meşhur kardiyoloji dergisinde geçen yıl yayınlanan büyük bir toplum sağlığı araştırmasında soya östrojenlerinin koroner kalp hastalığı ve felçlerin sıklığını azaltmadığı saptanmıştır(8).

Soya Hakkında ek bilgi

Yaygın kanının aksine soya sağlıklı bir yiyecek değildir. Soyanın başlıca zararları aşağıda gösterilmiştir. Soya konusunda hazırlamakta olduğumuz geniş dosyada bu konu daha iyi incelenecektir.

Soyanın zararları

Mineral eksiklikleri
D vitamini eksikliği
Bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltma
Osteoporoz
Allerji
Hazımsızlık
Bağışıklık yetersizliği
Tiroid hastalıkları
Bunama
Erken ergenlik
Kısırlık
Kanser
Kalp hastalığı
Soya-Uzakdoğu ülkeleri- Sağlık

'Soyanın' Çin ve Japonya gibi yüksek nüfuslu Uzak doğu ülkelerinin, en fazla tercih ettiği gıda olduğu ve onların yaşam sürelerini uzattığı iddiaları çok eksik ve yanlıştır ve soya sanayicilerinin yandaşları tarafından uydurulmaktadır.

Örneğin Çinlilerde domuz eti total kalorinin %65’ini oluştururken soyanın buradaki payı %1.5’i geçmez (9). Ayrıca Uzak Doğulular soyanın fermente ürünlerini (miso , soya salçası, natto, tempeh vb) yerler. Soyanın fermantasyonu soyanın birçok olumsuz etkisini giderebilmektedir. Ama piyasada satılan ve yüzlerce yiyeceğin içinde bulunan soyanın (tofu , soya sütü, soya yoğurdu, soya dondurması, soya proteininden yapılmış salam, sosis gibi et çeşitleri) çoğu fermente değildir.

Uzakdoğu tarihi incelendiğinde soyanın sadece bir münavebe bitkisi olduğu ve ancak kıtlık zamanlarında yenildiğini biliyoruz. 2000-2500 yıl önce fermantasyon tekniklerinin bulunması ile tüketimi artmış ama yine de ana yiyecek olmamıştır (10). Soyanın fermente ürünleri de tamamen masum değildir ve fermantasyon süresi uzadıkça östrojen miktarı da artmaktadır (11). Bu nedenle başta hamileler, çocuklar ve kanserliler olmak üzere her kez soya preperatlarından uzak tutulmalıdırlar.
http://beslenmebulteni.com/bes/index...lar&Itemid=290

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-03-2012, 22:49   #4
Ağaç Dostu
 
layle's Avatar
 
Giriş Tarihi: 07-12-2011
Şehir: istanbul
Mesajlar: 104
Galeri: 1
Yetiştiricilik için doğal soya bitkisi zor olduğunu ve Soyanın sanayıda GDO türü kullanıldığını yıllar önce TV den duymuştum ve bundan dolayı zararlı olduğunu söylüyorlardı...

layle Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2019, 17:59   #5
Ağaç Dostu
 
Jezebel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-02-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 7,850
Galeri: 11
Beyazı GDO olabileceği için gittim siyahından biraz tohum aldım.
Lakin bu bitkinin ekildiği yerlere Mikorizal fungus aşılaması yapılmalıymış.
Bu demek oluyor mu ki Mikorizal fungus'umuz yoksa verim alamayız
Böyle bir aşılama şart mı

dongyul beğendi.
Jezebel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-01-2019, 18:26   #6
Ağaç Dostu
 
dongyul's Avatar
 
Giriş Tarihi: 11-02-2015
Şehir: KOCAELİ
Mesajlar: 1,491
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Jezebel Mesajı Göster
Beyazı GDO olabileceği için gittim siyahından biraz tohum aldım.
Lakin bu bitkinin ekildiği yerlere Mikorizal fungus aşılaması yapılmalıymış.
Bu demek oluyor mu ki Mikorizal fungus'umuz yoksa verim alamayız
Böyle bir aşılama şart mı


Sayın Jezebel; Ben herhangi bir mikorizal fungus aşılaması yapmadan gayette iyi verim almıştım hatta meraktan saydım bir kökte 82 adet tane vermişti. Çok verimli gerçekten. Ayrıca o kadar büyük alanlarda ekimini yapıyorlar ki o kadar alana mikorizal fungus aşılaması yapmak bence çok büyük bir maliyet gerekir. Sanmıyorum gerçekten bu doğru olsun eğer yapılıyorsa da verimi arttırmak adına belli alanlarda yapıyorlardır.

Jezebel beğendi.
dongyul Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2019, 09:27   #7
Ağaç Dostu
 
Jezebel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-02-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 7,850
Galeri: 11
Bana da mantıklı geliyor zaten .
Bunca alana mikoriza mı yetişir?
Sanırım birileri birşeyler satmak için o birşeyi vazgeçilmez olarak lanse ediyor.
Bu pazar stratejilerinden artık “illallah” dedirtiyorlar.

Jezebel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 09:05.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019