agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Hayvanlar > Yabani Hayvanlar > Sürüngenler ve Diğerleri




Reklam


Beğeni Düzeni120Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 09-07-2010, 09:20   #181
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
mış mış mış

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Delimus Mesajı Göster
Ben sütü memesinden içiyor demedim öyle bir bağlantılı mesajda yazmadım ayrıca yılanın sütü sevdiği köyüme has bir rivayet değil internette bir çok mesajda geçiyor ,biraz mesajımı açıklıyayım, geçmişte her köylü sütü elle sağıyordu,Sütü sağarken ,sütü taşırken vs. süt etrafa bulaşır hatta boş süt kovasının içine yatarmış,Bebek içinde aynı bebeğin üzerine sinen süt kokusu eskiden karpuz tarlalarına bebekli giden bir kadının yılan görmemesi epey zormuş.Sütü içip içmediğini bilmiyorum yılan en kolay avı yavru canlılardır bunlarda genelde süt koktuğu için bir bağlantı kuruyor olabilir. Süt sonuçta yağlı kokusunda hayvan yağı kokusu yüksektir buda etkili olabilir.Paket süt kokusuyla kıyaslamayın yeni sağılmış sütü.Belikide fare sütün olduğu yere kesin geliyor, onunla bağlantımı kuruyor bilmiyorum, sütümü seviyor ,sütün kokusuylamı bağlatılı, ama sonuçta sütün olduğu yere geliyor.
işte benim yukarıda bahsettigim "folklor" da bu...
mış mış mışş mışş.
Burada ben daha çok gerçek gözlem ve deneyimleri tercih ederim. Agaçlar nette birbirimize deneyimlerimizi anlatıyoruz dimi. yoksa efsanelerin uzerine az bilimsellik. Bilgiçce cumleler. konuyla ilgili tevatüre katkı saglayıp yeni bir efsane üreten köylu seviyesine indirir bizi. Sonra kendimizde inanırız acarca yaptığımız yoruma.

Bu kadar mış lı hikaye dinleyen herkes eline süt kabı almaktan korkmaya başlayacak.
böyle mi koruyacagız doganın harika yaratıkları yılanları.
yeni efsaneler üreterek.

yine tekrarlıyorum. Hakkında koy odası efsanelerinden baska bir sey olmayan bir konuya karşı mustehzi bir gülümsemeyle bakıyorum.

yukarıda anlatılan seylerin hemen hepsi konuyu inceleyen kişiler için uzak arkaik kültler ve tabuları işaret ediyor.

Kan ve süt tabusu Lohusa kadın ve bebek fetişi , yılanın kutsallaştırılması vsvsvs.
Eski anadolu inançlarında hepsi tek tek vardır. Hatti tanrılarına kadar gider olay.
bir gün bir belgeselde görürsem ancak ozaman derimki - evet yılanlar diğer hayvanlardan besin sağlamanın ilginç bir yolunu bulmuşlar gerçekten. Bu onları sosyal korsanlar haline getiriyor -.
Ozamana kadar binlerce benzerini dinledigim hoş anadolu hikayelerinden biridir memeden süt içen yılan vakaları.

fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-07-2010, 22:36   #182
Ağaç Dostu
 
Delimus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2009
Şehir: Adana-Nernek Köyü
Mesajlar: 757
Bende yılanın faydalarını biliyorum fakat ginede çiftliğimde yılan istemem bir tek kara yılan vardı epey büyük ve yaşlı onada korkudan ilişen yoktu son birkaçyıldır oda gözükmüyor.Zehirsizdir fakat adam döver.Ben kavak ağacına zıplarken görmüştüm çok kuvvetli oluyorlar.
Kara yılan eğer büyük ve kalınsa hiç öyle kürekle filan öldürürüm diye yaklaşmayın direk boyunuza kadar kalkar ve kırpaç gibi size vurarak döver
Köylüler genelde kara yılanı uzaklaştırmayı tercih eder.

Delimus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 00:01   #183
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
yılan

farkındamısınız bahsettiginiz yılan bile degil...
kör yılan denen
iri bir kertenkele cinsi.
herkes onu yılan sanır o ise bir kertenkeledir.
inanılmaz masum ve hızlıdır.Fillerin fareden korktugu gibi insanlar onun hızından korkar.

fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 00:37   #184
Ağaç Dostu
 
gece's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-02-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 1,648
Galeri: 32
Süt içen yılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
Bu süt içen yılan konusuna şüpheyle bakıyorum. Koca inek veya huysuz bir keçi buna neden izin versin? Üstelik galiba sadece bizim ülkemizde oluyor bu olay:=)

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
… Köylümüzün hayal gücünü ise hep takdir etmişimdir.
...
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
Aslına bakarsanız. Anadoluyu çok dolaştım ve kendim de kırsal hayatı iyi bilirim. Uzun yıllarım Anadolu yollarında, köylerde geçti. En azından kendi çevremde hiç duymamıstım bunu.
Sanırım yerel bir söylence diye düşüneceğim. …

…
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
Yılanların sü içtiği.
…
Bu konuda şüpheciliğimi koruyacağım izninizle.

…
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
İşte benim yukarıda bahsettigim "folklor" da bu...
mış mış mışş mışş.

Burada ben daha çok gerçek gözlem ve deneyimleri tercih ederim. Agaçlar.net’te birbirimize deneyimlerimizi anlatıyoruz değil mi? Yoksa efsanelerin üzerine az bilimsellik. Bilgiçce cümleler. Konuyla ilgili tevatüre katkı sağlayıp yeni bir efsane üreten köylü seviyesine indirir bizi. Sonra kendimizde inanırız, acarca yaptığımız yoruma.

Bu kadar mış lı hikaye dinleyen herkes eline süt kabı almaktan korkmaya başlayacak.
Böyle mi koruyacagız doganın harika yaratıkları yılanları.
Yeni efsaneler üreterek.

Yine tekrarlıyorum. Hakkında köy odası efsanelerinden baska bir şey olmayan bir konuya karşı müstehzi bir gülümsemeyle bakıyorum.

Yukarıda anlatılan seylerin hemen hepsi konuyu inceleyen kişiler için uzak arkaik kültler ve tabuları işaret ediyor.

Kan ve süt tabusu Lohusa kadın ve bebek fetişi , yılanın kutsallaştırılması vsvsvs.
Eski anadolu inançlarında hepsi tek tek vardır. Hatti tanrılarına kadar gider olay.
bir gün bir belgeselde görürsem ancak ozaman derimki - evet yılanlar diğer hayvanlardan besin sağlamanın ilginç bir yolunu bulmuşlar gerçekten. Bu onları sosyal korsanlar haline getiriyor -.

O zamana kadar binlerce benzerini dinledigim hoş Anadolu hikayelerinden biridir memeden süt içen yılan vakaları.

“Efsane üreten köylü seviyesi”nden merhaba,

Fikirci’nin “Anadolu folkloru” ile, köylü“, “köy odaları”nda konuşulanlar ve konuşanlar ile arası hiç de iyi değil anlaşılan.

Olabilir, bizi ilgilendirmez. Fikirlerinde hiçbir değişiklik yapmayı düşünmeyişi de ilgilendirmediği ve bu konuda “alaycı bakış” açısından başka bir bakış ortaya koyamadığı gibi. Tamamen kendi sorunudur.

Ancak, fikirlerinde değişiklik yapabilenler, yeni veri ve bilgilerden o kadar da korkmayanlar için tekrar edecek olursak; ‘yılan – süt’ bağlantısı ile "ineklerin memelerinden süt içen yılan efsanesi”nin (mitinin) bize (Türk, Anadolu, köylü, köy odası kültürüne) özgü olmadığını hemen tüm dünyada geçerli olduğu, yorum değil bilgisini dikkate almak durumundadır.

Önceki yazım da sadece bu konudaydı ama fikirci, yorum ve yeni efsane yaratmaya ve sonra buna inanmaya yönelik çabadan ibaret görmeyi üstün tuttu anlaşılan. 'Üstün tuttu' derken bu davranışları üstün tuttuğu ya da eşit gördüğünü söylemiyorum tabii ki.

İngilizce konuşan "Anadolu köylüsü seviyesinde"kilerin Lampropeltis'lerden 20 den fazla alt türe süt yılanı denmesini yadırgamayacakları ya da Hindistan'ın içinde bulunduğumuz ay kutlanan Pag Nanchami (yılan günü) festivalinde geleneksel olarak (Anadolu geleneği olarak değil ama) yılanlara süt ikramını ya da University of Massachusetts Amherst tarafından yılanların ineklerin memesinden süt emmesi efsanesini ve yılanlarla ilgili diğer efsaneleri (mitleri) doğal kaynak ve çevre koruma açısından incelemesini yadırmayacaklar ve müstehzi bakışlardan fazlasını bakıp, görebileceklerdir.

Evet, haklarındaki efsaneleri paylaşmak da yılanları korumak için kullanılabilir. Hatta yılanlara 'görüldüğünde öldürülecek' olarak bakanlara karşı bu konudaki mitler de efsane oldukları vurgulanarak anlatılmalıdır.

Sonuç olarak efsaneler (mitler) sadece efsanedir. Doğruymuş, bilimselmiş, ya da alay edilmesi gereken şeylermiş gibi bakarsanız, bir süre sonra gerçekten böyle olduklarına inanmaya ve inanmayanlara müstehzî bakışlar atmaya başlar, "az bilimsellik" ve "bilgiççe cümleler"inizle bir 'efsane' olursunuz. 8>)

Lütfen bilimsel bilgi ve şüpheciliği 'efsane olmak' için değil; gördüklerinizi, okuduklarınızı doğru değerlendirmek için kullanın ve sürekli kullanın, yüceltip, onları da efsaneleştirmeyin. Yazıktır, her gün, her an gerekli bir şeyi efsaneleştirmek büyük bir fikir israfıdır.


gece
süt-yılan bağıntısını evrensel kültürün parçası olarak gören, (yerel olsa bile) folkloru "mış, mıştan" ibaret ve hor görmeyen forum kişisi

gece Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 09:53   #185
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
kişiselleşme

Öncelikle.
Bu sitede moderatör olan birkişinin olayları kişiselleştirme hakkı olup olmadıgını düsünmek lazım...
Bunuçokyadırgadım.

1. folklor düsmanı olmadım.
2. olaylara alaycı yaklasmak- hakaret içermedikce- suc degildir.
3.yılan süt ilişkisini redetmedim ancak bir yılanı bir inegin memesinde süt içerken görmeden buna inanmam süpheci yaklasırım dedim...

yani süt ve yılanla ilgili delilleriniz. Yılan kültü ve hayati sıvılardan biriolan ve arkaik kulturlerde tabu olan süt kültünün ne kadar yaygın olduguna delilolabilir ancak. Bu zoolojik degil sosyolojik bir kanıttır olsa olsa ve konu başlıgı oldukça farklıdır.



Aksi halde size biri çıkar ve "kara kedilerle ilgili efsaneleri toplar ve kedilerin ugursuzlugunu kanıtlamaya kalkısır.

bir bina yapılırken temellerine koyun , boga kanı sürmenin o binayı korudugunu iddia edebilir - malum kan kültü-

yani bilimsel dusuncede konuyu "sınırlandırmak" önemli bir kriterdir. analitik duşunceyle, kopyala yapıstır matoduyla delil üretmek arasında kocaman bir uçurum vardır arkadaşım...

Son kez
birileri bir memeli hayvanın memesinden süt içen yılan göruntusunu bana sunmadan tüm bunları folklorik hikayeler olarak kabullenmeye devam edecegim.

kaldıki beni aksine ikna etseniz bile suan hiç birimizce tam o larak bilinmeyen gerçegi değiştirmeye gücünüzün yetmeyecegini sizde biliyorsunuzdur.

fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 12:40   #186
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
gereksiz polemik

Yılan konuşmak yerine gereksiz "kişisel" polemige dönuşen bu konu baslıgına daha fazla mesaj yazmayacagım.
Burada olanlar bile yılan meselesinde kafaların hala ne kadar objektiflikten uzak dogmalarla dolu oldugunu ispat etmiştir.

fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 13:01   #187
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 06-09-2008
Şehir: Bursa
Mesajlar: 164
Galeri: 26
memeden süt içen yılan

Sn Fikirci gibi ben de yılanın memesinden süt içen bir yılanın tespitinden önce bu fikre bir efsane olarak bakacağım. Eğer bu bir gerçekse ve milyonlarca inek ve yılanın olduğunu düşünürsek her gün defalarca olması gerekir ki birilerinin buna tanıklık etmemesi gerçekten mucize olur diye düşünüyorum. Kaldı ki böyle bir şeye bir kaç defa şahit olunması bile bunun olağan bir davranış olduğunu göstermez, bilimsel olarak tekrar edilebilirliğinin gösterilmesi gerekir.

Sn Fikirci'nin mesajlarında hiç "alay", "aşağılama", "ukalalık" ya da benzeri bir şey hissetmedim. Tam tersine son derece seviyeli bir şekilde bilgisini ve fikirlerini paylaştığını düşünüyorum. Aslında bu başlıkta diğer yazılar ve yazarlar için de böyle bir algılamam yok. Bu nedenle Sn. Gece, böyle bir yazıya ne gerek vardı inanın anlamıyorum. Forumun farklı bölümlerinde tam olarak katılmasam bile samimi ve değerli olduğunu düşündüğüm yazılarınızı okumuştum. Açıkçası buradaki yazıda yer alan yaklaşımı, tartışılan konunun kişiselleştirilmesini hiç olumlu bulamadım.

N.Hel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 13:14   #188
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 06-09-2008
Şehir: Bursa
Mesajlar: 164
Galeri: 26
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
Yılan konuşmak yerine gereksiz "kişisel" polemige dönuşen bu konu baslıgına daha fazla mesaj yazmayacagım.
Burada olanlar bile yılan meselesinde kafaların hala ne kadar objektiflikten uzak dogmalarla dolu oldugunu ispat etmiştir.
Sn Fikirci, bu başlıkta yazmayıp, bilginizi ve fikrinizi paylaşmamak tam da bahsettiğiniz dogmanın istediği değil midir? Polemik konusuna devam etmeye gerek yok ama konu başlığı ile ilgili yazılarınızı lütfen kesmeyin derim.

N.Hel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 14:10   #189
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-11-2009
Şehir: KAYSERİ
Mesajlar: 22
yılanlardan korunma

bizim bağ evi var ve yılanlar ve bö örümceği var bana kesin kes eve yaklaşmalarını engeleyecek bir ilaç veya koku söylermisiniz arkadaş kükürt demiş bu nekadar doğru discovery de seyretiğim bir belgeselde naftalin kokusunu sevmediğini seyretmiştim nekadarı doğru

mayısgülü Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-07-2010, 14:30   #190
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-01-2010
Şehir: Antalya
Mesajlar: 293
Arkadaşlar internette gezerken bazen satılık ilginç ürünler görüyordum. Değişik dalga boyu ses çıkaran aletlerin satışı vardı. Sivrisinekleri kaçıran gibi... Acaba böyle yılanları kaçıran bir ürün var mı? Bunu araştırırsak bulduğumuz bilgiyi paylaşabiliriz...

Sonul Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-07-2010, 19:21   #191
Ağaç Dostu
 
Delimus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2009
Şehir: Adana-Nernek Köyü
Mesajlar: 757
Ne kertenkelesi kardeş kara yılan komikleşme 2m kertenkelemi olur sadece boyuyla değil kertelkele derisi ile yılan derisi arasında büyük fark vardır.Ayrıca ne ayakları var nede baş yapısı kertelkele yılların kara yılanı ne oldu


mayısgülü örümcek için deve kuşu yumurtası kabuğu engellermiş.
YIlan için nane , kükürt , niyen var fakat ne kadar doğru bilemiyorum.

Delimus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-07-2010, 20:05   #192
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
direkt bana soruldugu için.

Yılanlardan korunmak için bir çok şey söyleniyor.
Kükürt, mazot kokusu vs.
yumurta özellikle devekusu yumurtası Büyük camilerde örümcekler ağ yapmasın diye konan şeylerdir Yılana karşı işe yaramaz. Aksine yılanlar yumurta yemeyi severler:=)

Bazıları yılanların yünden hoşlanmadığını söyler ama bir yün balyasına yuva yapmış yılan gören subay bir dostum da vardı.
Elektronik aletler ise acaba ne kadar işe yarar.Ürkekbir sokak köpeğini kaçıran köpekkovucuların köylerde kangalların uykusunu bile bölmediğine de şahit oldum.
Kendi tecrübelerimden edindiğim en kesin çözüm; küçük ırk bir köpek ve veya bir kedi yılana karşı çok işlevseldir. Siz farketmezsiniz bile .O işinibilir yılanalrı uzak tutar.
Kıbrısta yaşadığım bir sene boyunca- kırsal bir bölgeydi- beslediğim küçük papilion - welscorci melezi köpek yan mahalleye çapkınlıga gittigi 3 günün sonunda evime yılan girmişti. Acilen çapkını eve geri getirdik. Türkiyeye dönerken köpeği bir dostumuza bıraktık. Sonradan ögrendiğime göre benim eve taşınan şafi aile 10 gün sonra yalvar yakar köpeği istemiş ve evinde bakmaya başlamış.


Düzenleyen fikirci : 11-07-2010 saat 20:37 Neden: imla
fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-07-2010, 23:33   #193
Ağaç Dostu
 
Delimus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2009
Şehir: Adana-Nernek Köyü
Mesajlar: 757
Ben örümcek için dedim zaten mesajımı iyi okuyun.

"mayısgülü örümcek için deve kuşu yumurtası kabuğu engellermiş.
YIlan için nane , kükürt , niyen var fakat ne kadar doğru bilemiyorum."


Yılan sağırdır, bu yüzden elektronik ses yayan cihazlar işe yaramaz.Kesin bir çare yok sanırım.Paslı çinko,Taş yığını,çok otlu yerlerde rastlama şansı daha fazla olduğu için temiz bir bahçe önemli.

Biz çiftlikte Sinek teli takılı pencerelerimizde birde eve uzanan ağaç dallarını asma,sarmaşık olayına izin vermiyoruz.Yeterli oluyor.

Fikirci bizde 3 köpek 2 kedi var kesin çözüm değil.Geçenlerde öldürdük bir tane yılan fakat bizde eski taş duvarlar çok etrafımız mısır tarlası yani olucak sanırım.Köpek olması hiç yoktan iyidir gine cinsi bekçiliği önemli.

Yılanlar kolay kolay size saldırmaz gördüğünde kaçar,üzerine basmayın, Evinizide düzgün olduğu fareler için aldığınız önlemler yeterli korkmayın bence.Popülasyonlarıda çok azaldı bir çok hayvan gibi zaten.

Delimus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-07-2010, 04:04   #194
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
Yılana karşı tedbirler.

Yumurta konusunu gözden kaçırmışım.

Bir yıla yakın süre kırsal alanda eski bir toprak evde yaşamıştım. Sadece bir kez eve yılan girdi oda köpek yokken. Köpegin ve kedinin cinsi tabi ki çok önemli. Karakteri de. Yılana karşı özellikle avustralya terieri denen türü öneriyorlar. Evinizi kucuk cins her hayvana karşı olaganustu dikkatle koruyorlar ve çok çevikler. Büyük köpeklerde aynı özen ve dikkat yok. Ama benim papillon melezi de çok iyi iş göruyordu.
Ülkemizde Çok bulunan Akbaş larında iyi bir sosyalleştirmeye tabi tutulursa çiftliklerde Kangal a göre bir kaç kat daha hassas bekçi olduğunu biliyoruz. Kangallar malum evbekçiliğini sevmiyorlar. Ancak Akbaşlar bazan çiftliğin üstünden uçan şahinlere karşı bile bekçilik yapıyorlar. Ben beslemedim ancak aşırı havlama eğilimleri hariç Amerikalıların en sevdiği çiftlik bekçisi olarak biliniyorlar. Unutmayın kasaba içi bahçeli bir evden çok gerçek bir çiftlik evi istiyor Akbaşlar.

Kedilere gelince; Eğer evinizde bir ankara kediniz veya iran'ınız varsa onu siz korumak zorunda kalırsınız. Ancak avcılık özelliği yüksek bir tür bulundurmakta fayda var. Özellikle Vanlar hiç fena degil. Uzu tuylu norveç orman kedileri de öyle. Ama yıllar önce evin en pısırık tekir kedisinin ilk fare yakalayan kedim olması benim en önemli tecrübemdir. Hangi kedi ne yapar önceden bilemezsiniz.

Hayvanların hangi özellikleriyle tanındıgını bilmek lazım. Eğer evinizde keme - dev lagım fareleri - sorunu varsa alacagınız agresif bir beyaz terier veya en iyisi fransız buldoğudur. Bu türler zaten neredeyse sırf bu amaçla üretilmiştir.

Delimus'un dediği gibi basit fiziksel çabalar çok işe yarıyor.

Tuvalet ve banyo giderlerinin iyi yapılması önemlidir. Eski tip giderlerden hayvanlar geçerler. Çatının temiz ve kusursuz olmasına, eve uzanan agaç dallarına kadar bir dizi basit önlem alınır. Camlarda kapılarda iyi yerleştirilmiş sineklikler zaten zorunluluk.
Genelde arazide yılan bulunması çiftçilikle uğraşanların faydasına. Fareleren sizi koruyorlar demektir.
Ancak sayıları yüksekse ve mekanlarınızı sizle beraber kullanıyolarsa bu istenmeyen bir durum.
Taş duvarları sıvayın, delik gedik çatlak vs bırakmayın. Evin çevresindeki toprağı tesviye edin ve sıkıştırın. Tam kapanmayan kapılar dagınık ve kapısı penceresi iyi çalısmayan çalısma alanları işlikler iyi birer yuvadır. Düzenli olun. Bu sizi akreplerden ve çıyanlardan da koruyacaktır.
Eski lağım çukurlarınızı kapatırken tam olarak doldurun. Pis su ve lagım giderlerinizi açıkta patlak kırık tutmayın tamir ettirin.
Siz amatörce yapamazsınız ancak hala sorununuz devam ediyorsa yılan ve büyük böceklere karşı çok etkili ilaçlar var. Profesyonel yardım alın ve son çare evinizi ilaçlatın.

Çiftlik hayvanlarınızdaki zehirli hayvan sokmalarına dikkatli olun. Yılanlarca en çok sokulan hayvanlar onlara karşı en hassas ve agresif tepki verenlerdir. Çiftlik hayatında en çok köpek ve atlar sokulur. Koyunlar ise kötü yün kokulu yumaklar olarak yılanların sevmediği bir hayvan grubudur.


Düzenleyen fikirci : 13-07-2010 saat 04:30 Neden: ek.
fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-10-2010, 14:23   #195
Ağaç Dostu
 
ayazkentli's Avatar
 
Giriş Tarihi: 10-04-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 1,602
Galeri: 1
AVCI (insan) + AVCI (yılan) ve AV (alabalık).


Çok ilginç bir video.

http://webtv.hurriyet.com.tr/categor...id=2&vid=10055

ayazkentli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-10-2010, 16:24   #196
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 25-04-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 16
ne ac gözlü yılanmış neresine yiyecek o koca balığı
ama iyi mücadele etti hayvan fakat fayda etmedi

ercanx Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-10-2010, 12:22   #197
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: İstanbul+Çanakkale
Mesajlar: 3,963
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi fikirci Mesajı Göster
işte benim yukarıda bahsettigim "folklor" da bu...
mış mış mışş mışş.
.
Hayatımın en az 20 yılı kırda,bayırda,dağda,ormanda dolaşmakla geçti..
Bu süre zarfında en fazla öldürülmüşlerin dışında,10 kere yılanla karşılaşmışımdır.
Ama bu yılan konusunda öylesine dudak uçuklatıcı hikayeler dinledim ki..
Neler neler..
Köye her gittiğimde kahvehane sohbeti konusudur bu..Herkes kendine göre ballandıra ballandıra bir yılan masalı anlatır;gülümseyerek dinlerim..

Yok..traktörle tarlaya giderken ağacın üstünden yılan üstüne zıplamış ta..
Yok..uzunluğu 5-6 metre kalınlığı bilmem ne kadar bir yılan görmüş te..
Yok..yılan kadını yakalamış,beline dolanmış,dövmüş te..

Benzer ne hikayeler dinledim..hep abartılı..

Oysa ben bunca dağda bayırda gezmeme,çalılıklar,dere içlerinde dolaşmama rağmen nedense hiç böyle bir hikayem olmadı..

Hala fidanlarımı gece karanlığında sabahlara kadar sularım..Işık kaynağı olarak sadece telefon kullanırım..Gece hiç karşılaşmadım.Böyle,geceleri sulama yaparken fidanlığın etrafına supracid adlı çok pis kokulu ilaçtan çepeçevre üç beş metre aralıklarla damlatırım sadece..Sanırım ilaç kokusu yüzünden yılanlar yaklaşmıyor..
Bir keresinde gündüz fidanlarımı sularken,yerde oturuyorum tabi..hortum fidanın dibinde..10 dakika kadar bekliyorum..Öyle otururken bir ara arkama döndüm..baktım arkamda bir yılan,1 metre uzağımda kafayı kaldırmış bana bakıyor..belliki suya gelmişti..İçimden ne yapmalı,ne yapmalı diye düşünürken..hiç istifimi bozmadan yanıbaşımdaki hortumun ucunu yavaşça elime aldım ve hızla arkama dönerek yılana tuttum..zavallıcık şok olmuştu..o kaçtı ben su sıkarak ben kovaladım keratayı..

Yılan soğuk hayvan..Kırsal kesim insanları bu korkuyu atamıyor..
Ve acımasızca öldürüyorlar..
Oysa onlar doğanın olmazsa olmazları..

Hatırlarım..15 sene kadar önce Edirne/Keşan taraflarında buğday tarlaları süne haşeresine karşı uçaklarla ilaçlanmıştı..ama ertesi yıl her tarafı fareler bastı..gece asfalt yollar bile kum gibi fare kaynıyordu..ayrıca o yıl fareler,yeni dikim yapılmış 2-3 yaşındaki ağaçlandırma sahalarındaki çam fidanlarının gövdelerini kemirerek büyük zararlar vermişlerdi.

Benim bir huyum var..artık refleks haline gelmiş..kırsal bölgede,dere içinde,ormanda yürürken iki ayağımı da çok hışırtı yapacak şekilde yürüyorum..aynen sayın Fikirci'nin dediği gibi..
Sanırım bu çok etkili..Yukarıdaki mesajlarda bir forumdaş yılanın sağır olduğunu yazmış..bu yanlış..
sizin yürürken çıkardığınız sesleri ve titreşimleri yılanlar 30-40 metreden algılarlar..
Hatta bazen düşünürüm..yürürken içtiğim sigara kokusunu da algılar bu yılanlar diye..
Üzerine basmadığınız sürece,ona geldiğinizi,yaklaşmakta olduğunuzu hissettirdiğiniz takdirde yılan sizden uzaklaşacaktır..
Ben hah işte bir insan geliyor,dur şuna bir saldırayım refleksinde olan bir yılana tanık olmadım.
Kedinin,köpeğin bile kuyruğuna bastığınızda ısırır..
Yılan da öyle..
Ha..bir de çiftleşme dönemlerinde onları pek ürkütmemek gerekir diye biliyorum..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-10-2010, 13:49   #198
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi pria Mesajı Göster
Bir keresinde gündüz fidanlarımı sularken,yerde oturuyorum tabi..hortum fidanın dibinde..10 dakika kadar bekliyorum..Öyle otururken bir ara arkama döndüm..baktım arkamda bir yılan,1 metre uzağımda kafayı kaldırmış bana bakıyor..belliki suya gelmişti..İçimden ne yapmalı,ne yapmalı diye düşünürken..hiç istifimi bozmadan yanıbaşımdaki hortumun ucunu yavaşça elime aldım ve hızla arkama dönerek yılana tuttum..zavallıcık şok olmuştu..o kaçtı ben su sıkarak ben kovaladım keratayı..

.

keske su içmesine izin vrseydiniz. güzel bri deneyim olurdu iki taraf için de...
Tüm dünyada yılan görunce öldurme refleksi var.Bu kötü birşey. Bazı bilima damları Memelilerde yılan korkusunun kalıtımsal oldugunu öne sürüyorlar. Hayvanat bahçesinde büyüyen hayvanlarda bile yılan şekli ve hareketine karşı bir korku tesit edilmiş. Ancak insan hariç yılan görunca öldürmeye koşan bir tür yok...:=)
Ancak biz insanlar tüm diğer türlerden farklıyız Öğrenme davranışımız var. Yılanları yok etmenin ne kötü ne belalı bir şey olduğunu akıllı her canlı kabul eder. Karadenizin hali ortada. Farelerden beşikteki çocuklarını koruyamaz hale gelmişlerdi bir dönem.
Ben mecbur kalmadıkça bir yılana zarar erme taraftarı değilim. Sonuçta ülkemizdeki yılanların çok küçük bir yüzdesi zehirli. Çoğunun zehiri de bir insanı öldürmeye yetmez.
Ülkemizde en çok korkulan yılanın BOZYÖRÜK denen zehirsiz bir çayır yılanı olduğunu düşününce insan hüzünleniyor. Yaşadığı çevreyi anlamamak konusunda bir numarayız.
Yılan görunce yolunuzu depiştirin. korkutun kovalayın ama öldürmeyin. Çevrenize yerleştiyse onu ürkütecek derecede gürültülü davranın sevmedigi kokular. dogal duşmanları olan hayvanlar bulundurun. Huzursuz olduğu bölgeyi terkedecektir.
Unutmayın onalr doğanın vazgeçilmez bir parçası. O bölge onundu ve siz gelip yerleştiniz oraya. Belki bilmeden onların en önemli yaşam alanının ortasına ev bile yapmış olabilirsiniz. Asla unutmayın. Yılanın olmadığı yerde tüm zararlı haşarat geometrik bir hızla artacaktır.

fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-10-2010, 14:06   #199
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 5,903
Fazla yılanı olan varsa ve paketleyip gönderirse memnuniyetle bahçemizde misafir ederiz

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-10-2010, 14:50   #200
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: İstanbul+Çanakkale
Mesajlar: 3,963
Bu konular biraz da insanların psikolojik donanımıyla,hayat felsefesi ve yaşam koşulları nedeniyle şekilleniyor..
Bugüne kadar eğer yılan korkum olsaydı işimi yapamazdım..İnsanın başlangıçta hafiften korkuları olsada zaman ve iş şartları insanı daha alışkın,soğukkanlı yapıyor..
Ben belki de doğayla tamamen içiçe yıllarca yaşamak zorunda kalmasaydım bu kadar soğukkanlı olmazdım..
Örneğin yaz tatillerinde okul harçlıklarımı çıkarmak için 16 yaşlarından itibaren 4 yıl Çanakkale/Kazdağları'nın tüm ormanlık bölgelerinde şantiyelerde kaldım..
Bir şantiye..dağın başında..çeşme şantiyenin 30 metre uzağında ormanın içinde..her sabah iki arkadaş havlumuzu,sabunumuzu alıp çeşmeye inerdik..orman ayı kaynıyor..biz inerdik çeşme başına..çeşmenin etrafı yabani erik,elma ağacı dolu..ayı kardeş bizden önce gelmiş,eriklerin dallarını kırmış,bir tane bile olmuş erik bırakmadan yemiş afiyetle..
Biz buna rağmen hiç tedirgin olmazdık..dağlarda yaşayan yörükler,türkmenler tembihlerdi bize hep..eğer karşınıza ayı falan çıkarsa sakin olun,üzerinizde ışık yansıtan birşey olmasın..''geç koca oğlan'' deyin içinizden..o geçer gider'' derlerdi..
Her sabah şantiyeden çıkıp işe 5-km yol yürüyerek giderdik..yol boylarında o kadar güzel böğürtlenlikler,çilek alanları vardı ki..sabah dua ederdik,inallah ayılar bizden önce çilekleri,böğürtlenleri toplamamışlardır diye..

Ama o daha çocuksu yaşlarda ayı korkusunu yenmem için bana ne yaptılar biliyor musunuz..birgün 3 kişi ormandan şantiyeye olan 5 kilometre yolu yürürken,bir baktım yanımdakiler kaybolmuş ortalıktan..beni alacakaranlıkta yapayalnız bıraktılar..
tabi çare yok..karanlık çöktü..ben bağıra bağıra şarkı söyliye söyliye karanlıkta şantiyeye ulaştım korkuyla karışık..sanırım ayılar korkmuştur benim tedirgin şarkılarımdan..
ayı karşıma çıkar korkusunu biraz böyle aştım..

Ondan sonraki yıllarımda ormanda çok yalnız dolaştım..kurtla da domuzla da karşılaştım..artık alışkındım..

Hayatımda bir kez yılan öldürmek zorunda kaldım..
Bir yaşlı alamancı abimiz vardı..emekli olmuş kasaba kıyısında 3 dekarlık bir arsaya güzelim bir ev yapmıştı..banada fidanlık için bir yer tahsis etmişti..
birgün hep beraber yer sofrasında yemek yiyorduk..birden bana seslendi..iki metre falan uzakta bir yılan görmüş..kalktım usulca..ne yapayım diye sordum..''öldür lütfen'' dedi..bende bel küreğini aldım,yılanı ortadan ikiye böldüm..
bugün olsa yapmazdım..


Düzenleyen pria : 25-09-2012 saat 00:11
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2010, 11:39   #201
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: İstanbul+Çanakkale
Mesajlar: 3,963
Hayatımda hiç unutamadığım bir hatıra var:

1974'lerde üniversite arkadaşımın köyü olan Kütahya/Aslanapa Bucağı Çalköyüne giderdik ara ara gezmeye..
Çaldağlarında çok gezi yaptık..Haşhaş tarımıyla ünlüydü oralar o zamanlar..Fakir,kıraç topraklar..
Arkadaşımın bir yeğeni vardı..Adı BASRİ..8 yaşlarında..
Yılanlara usulca yaklaşır..Minicik elleriyle yılanın kuyruğunu tuttuğu gibi fırfır döndürür,belini kırardı yılanın..
Hiç unutamam..
Hayatımda böyle cesur insan görmedim bir daha..

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2010, 14:23   #202
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 13-06-2010
Şehir: istanbul
Mesajlar: 97
Cesaret

8 yasında bir çocugun öldurebildigi bir hayvandan bahsediyoruz burda yani ortada cesaretle ilgilib ir konu yok
kaldıki bilseydiniz o yılanlar zehirsiz.
yazık. oysa o kıraç toprakta sizden daha çaresizdi o hayvanlar
yılan öldurmenin **** herhangi bir hayvan öldürmenin cesaretle ilgisi york bence. dogada pek çok yılan görup yanında geçip gitmiş biri olarak kendimi daha cesur buluyorum

agozce beğendi.
fikirci Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2010, 14:46   #203
Ağaç Dostu
 
Emre Albayrak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-11-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 652
Galeri: 4
Akreplerin mavi renge yaklaşmaması gibi bir durum okumuştum yılanlarda da bu veya buna benzer bir durum var mıdır acaba?

Emre Albayrak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2010, 14:59   #204
dlk
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-09-2010
Şehir: çanakkale
Mesajlar: 340
yılan ısırmalarında kullanılan ilaç yılan serumu diye geçer.iğne şeklinde uygulanır.çok pis ve keskin bir kokusu vardır.sağlık ocaklarında bulunmaz.sadece hastane ortamlarında uygulanır.ilacı yan etkileri ve riskleri vardır.başınıza yılan sokması gelirse mutlaka oyalanmadan en yakın devlet hastanesinin acil servisine başvurunuz.eskiden yara kanatılır veya bir başkası tarafından emilirdi.artık bu uygulamalar kalktı.el ayak gibi bir noktadaysa ısırılan yer mutlaka vücuttan yükseğe kaldırılmalı.yılan bulunursa türün tespiti ve müdehalesi açısından önemi var. tabi yılanın canlı olması tercih.zehiri alınarak panzehir olarak kullanılabiliyor.

dlk Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-10-2010, 17:49   #205
Ağaç Dostu
 
bernacyhn's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-04-2008
Şehir: Sakarya
Mesajlar: 829
Benim merak ettiğim şey ise şu : Yılanın zehri nasıl bir işlemle panzehire dönüştürülüyor?

bernacyhn Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-03-2011, 12:36   #206
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 30-01-2011
Şehir: denizli
Mesajlar: 7
arkadaşlar yılanlar zehirli ya da zehirsiz hiç farketmez siz ona birşey yapmayınca o da size birşey yapmıyor iş için gittiğim yerde yanlış hatırlamıyorsam bir boynuzlu engereğe rastladım sopayla öldürmeye çalışıyorlardı bilindiği üzere çok zehirli ama kıyamayıp öldürmelerine engel oldum elime eldiven giyerek alıp arabaya koydum ve veterinere götürdüm yaralarına bakıldı falan sonrasını şarkıyla anlatayım aldım onu içeriye sürünerek gitsin diye kıvrana kıvrana canlandı sonra ormana kaçtı

agozce ve pria beğendi.
Bitkiseverçocuk Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-03-2011, 12:59   #207
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 04-03-2011
Şehir: istanbul
Mesajlar: 117
böyle bir vakaya bende rastlamıştım ama iş işteeeen geçmişiti yılan çoktan ölmüştü ya resmen zehirsiz olan kör yılanı öldürmüşlerdi çocuklar hayla sopayla vuruyor gülüyordu çok sinir olmuştum yılanlar hayvanlar konusunda en çok bilgi sahibi olduğum hayvandır evimde vardı ama yoğun istek üzerine verdim (: birdaha alma şansım oldudaa istediğim tür değildi ben engerek bakmış biri olarak bir tane daha engerek istiyorum

sürüngenkolik Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-03-2011, 13:02   #208
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 04-03-2011
Şehir: istanbul
Mesajlar: 117
ve bitkisever çocuğa katılıyorum yılanlar zehirli ya da zehirsiz hiiiç farketmez siz ona birşey yapmayınca o da size birşey yapmıyor dediğim gibi tam 7 sene zehri alınmamış engereğe baktım ama vermek zorunda kaldım
ve 7 sene boyunce beni bir kez bile sokmadı(üstelik günde 10-15 kere elime alıyordum)

agozce beğendi.
sürüngenkolik Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-08-2011, 22:28   #209
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 05-06-2010
Şehir: sakarya
Mesajlar: 222
Bahçenin kenarlarındaki kurumuş uzun otları temizlerken yılana rastladım, çok fazla büyük değildi. Cinsini bilmiyorum. Tırmığı alayım öldüreyim diyene kadar kaçtı. Nereye kaçtığını göremedim, benden korkmuştur die devam ettim çalışmaya. Tekrar karşılaştık, meğer gitmemiş. Hatta otların arasında elime bişe battı hemen geri çekildim, elimde eldiven vardı. Dikenli tel battı diye düşündüm ama hemen akabinde yılanı gördüm. Belki de yılan ısırmaya çalıştı, bilmiyorum.
Ben çalışmaya tırmıkla devam ettim, biraz daha ot temizleyince yumurtayla karşılaştım. Bir tanesi kırılmış,içi boştu. Diğeri doluydu, daha derinlerde başka yumurta var mı bilmiyorum.
Bu yılanlara nasıl bir önlem alabilirim? Yumurtasına dokunursam düşman olur belki diye düşündüm, korktum. Bu yılanları uzaklaştırmak için ne yapmam lazım? Bilgisi olan arkadaşlar yardımcı olurlarsa sevinirim.

mavisedir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-04-2012, 16:15   #210
Yeni Üye
 
Pikapika's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-05-2007
Şehir: Manisa
Mesajlar: 19
Pek yazmayı sevmem, mesleğim gereği okumaktır işim benim. Gördüğüm ve düzeltilmesi gerekliliğini hissttiğim bir kaç hususa değinmek zorundayım. Bunların başında spesifik olaylar üzerinden genelleme yapmak geliyor. Bu tip konularda genel geçer bilgi verirken özellikle genelleme yapmak ve veya akıl yürütmek tam anlamıyla cinayettir. Sebebi ise çok basit türler alt türler çevre koşulları göze alındığı zaman yılanın biri süt içer biri içmez bunu içerler içmezler diye genelleyerek kurala dökmek hem yanıltıcı hemde gerçek dışıdır. Hayatımda oturup bir bardak süt içmedim, kalkıpta beni izleyen birinin insanlar bardakla süt içmez ya da Mehmetler Ahmetler bardakla süt içmez demesi abesle iştigaldir. Kaldıki belkide gizli gizli içiyorumdur. Gözümle görmeden inanmam da zaten şu anda var olduğunu bildiğimiz, birçoğumuzun gözüyle gördüğü ama birileri görmedi diye de yok saymadığımız çeşit çeşit şeye işaret eder. Bu da başka bir gereksiz genelleme biçimidir.

Yılanlardan ziyade doğal yaşam ile ilgili en net şey hiç bir vahşi hayvanı insana alıştırmamak gerektiğidir. Kör bıçakla derisini yüzün daha az canını yakarsınız, ama bir yabani hayvanı asla insana alıştırmayın, çünkü insandan korkmayan bir hayvan zaten yarı yarıya ölmüş demektir. Bunun en gereklilik yaratan kısmı insanlarında çeşit çeşit olması. Sen yılandan korkmazsın ama pikniğe gelenler korkar. Senden zarar görmeyen yılan da yukarda bahsettiğim genellemeyi yapar ve insanlardan çekinmez ve herşey yolunda giderse yılan ölür. Diğer olasılıklarda yılandan kaçarken yola atlayan çocuklar, düşük yapan hamileler, kendini yaralayan kahramanlar, kayalardan yuvarlananlar, üstüne bilmemne düşenler sağı solu yakan tipler vs... Piknik günleri acil serviste bekleyerek bu listeyi inanılmaz uzatabiliriz.
İnsandan korkmayan hayvandan daha acıklı bir diğer konu gene genelleme yaparak işte bizim aileden yıllardır bahçemizde yaşar bu denilerek herhangi bir yılana dikkatsizce yanaşmak. Bu da genellemenin baştan kokan türüdür, yılan aynı yılan olmadığı için size herzamanki gibi davranmayacaktır. Özetle yabani hayvanlarla içli dışlı olurken bu hayvanların birbirlerine çok benzedikleri için yapılan hatadır. Bir tilki size alışabilir ve siz o sanarak bambaşka bir tilkiye gidip al kızım mama diyerek önünde eğilebilirsiniz.
Üçüncü ve diğer hata ise size alışık olan yabani hayvanın sizin dışınızda bir dünyası olduğunu unutmak. Aynı hayvan o gün feleğin çemberinden geçip insanların ne menem şeyler olduğunu anlamış bir şekilde bahçenize gelir ve iki ruh hali arasındaki farkı bi kerede anlarsınız. Bu örnekte hayvanın yaralı olması hasta olması şeklinde çeşitlendirilebilir.
Diğer bir hata ise hayvanın özellikle yılanlarda bu böyledir, çiftleşme döneminde babası gelse tanımaması durumudur. Bu dönemlerde hem dişi hem erkek yılanlar açıkca agresiflerdir ve tahammül eşikleri oldukça düşüktür.

Sonuç olarak bahçenizde ve veya doğada bir yılana, gelinciğe, tilkiye, sincaba, sansara, baykuşa, alıcı kuşlara, özetle yabani hayvanlara iyi davranıyorum sanarak onları insana alıştırmanız, doğal reflekslerini köreltmeniz, sizin egonuzu beslemesi dışında hayvana hiç birşey katmadığı gibi çok hayati olan birçok şeyide götürür.
Hiç bir hayvanı özel durumlar dışında yiyecek istasyonlarına alıştırmamak onları size bağımlı canlılar yapmamak bunların başında gelir.
Yılanlar, sincaplar, gelincikler ve birçok alıcı kuş türü çok kolay evcilleşebilen hayvanlardır. Evcilleştirdiğiniz hayvana hayatının sonuna kadar barınma, sağlık ve gözetim imkanı sunamıyorsanız hiç bir ilişki kurmayın, inanın hayvanlara müdahil olmayarak en büyük iyiliği yapmış oluyorsunuz zaten.

Özetle konu başlığına yönelecek olursak yılanları rahatsız edenler olarak sayılan mazot, zift, ses, sinyal, sarımsak, kükürt, naftalin ve beşbenzemezleri yılanları da sizi rahatsız ettiği kadar rahatsız eder. Üçüncü dubleden sonra sapıtıyor yılanlara rakı içirin demekle mazot dökmek arasında çok bir fark yok. Adamlar bir naftalin dökmüşler bir ay falan şehrin o tarafına gidemedik diyorsa bir insan muhtemelen yılanın biride arkadaşına aynı şeyi anlatıyordur.
çatlakları delikleri kapatarak bu hayvanlara barınak olabilecek olasılıkları azaltarak kısme bir mücadele başlatılmış olması dışında

Dışarda ayakkabı bırakmayarak
Geçiş ve yuva yaptıkları yerlerde kümes telini toprağa yatırarak ve üstünü örterek
Yerlerde ıvır zıvır eşya bırakmayarak (iç içe saksılar, odun yığınları, artan karo taşları vs)
Bahçe sınırını oluşturan duvar çit tel vs nin önünü açık tutarak,
Sarmaşıkları gülleri ve benzeri bitkileri alttan budayarak
Kuru ot ve uzun ot tutmayarak
Bahçenize insan eli değmiş düzenli bir görüntü vererek
Kiler, kömürlük, alet dolabı yerleri temiz, yalıtımlı, aydınlık tutarak
Benzeri yabani hayvanları zaten gereğinden fazla rahatsız edip kendi bölgenizden uzaklaştırdığınızı göreceksiniz.

Not: internet üzerinden tür tespiti yapmak neredeyse imkansızdır. Yılanlarda renk ve desenlerin yaşa, mevsime, sıcaklığa, coğrafi koşullara bağlı olarak değişmesinden dolayı, bir sitede bulduğunuz ve aynı sizin gördüğünüz yılan olduğunu düşündüğünüz fotoğrafın başka bir türe ait olma olasılığı yüksektir. Aynı şekilde verilen bilgilerde de sizin pratiğinizle uyuşmayacak durumlara sebebiyet verebilir. Örneğin birçok sitede çukurbaşlı yılan için zehirsiz veya yarı zehirli, insanlar için zararsız ibareleri bulunur. Oysa kazın ayağı perdelidir, ve çukurbaşlar zehirlidir. Zehir dişleri çok geride olduğu için insanlara zehir enjekte edecek büyüklükte ısırmaları neredeyse imkansız gibi gözüktüğünden böyle hatalı bir bilgi vardır. Oysa bu bilgiden hareketle çıplak elle bir çukurbaşla haşırneşir olursanız parmak gibi ağzına sığabilen yerleriniden ısırdığında zehir enjekte edebildiğini tecrübe edersiniz.

agozce, pria ve Ana gibi beğendi.

Düzenleyen Pikapika : 16-04-2012 saat 21:56 Neden: not
Pikapika Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 20:46.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2014