agaclar.net

agaclar.net (http://www.agaclar.net/forum/)
-   Sürdürülebilir Doğal Tarım Bahçeleri (http://www.agaclar.net/forum/surdurulebilir-dogal-tarim-bahceleri/)
-   -   Asoo / Hayalbağ (http://www.agaclar.net/forum/surdurulebilir-dogal-tarim-bahceleri/40035.htm)

Asoo 28-09-2017 10:24

Eski havadislere devam.
 
2 Eklenti(ler)
Soğuk bir kış günüydü. Arabamıza atlayıp Bozcaarmut'un yolunu tuttuk. Kim kim mi? Sekiz adet tüplü asma fidanı, eşim, ben ve iki yavrumuz.

Neşeli bir yolculuk sonrası Hayalbağ'a ulaşıp asmalarımızı toprakla buluşturduk.

O bir biberiyeyi saymazsak diktiğimiz ilk fidanlarımızdı. Bize hissettirdiği şeyleri anlatmak hayli zor.

Toprağa duyduğum özlem ne zaman başladı tam bilemiyorum. Bölük pörçük hatıralardan yaklaşık 40 yıldır devam ettiğini ve Hayalbağ olmasa bir kara sevdaya dönüşeceğini sayıklayabilirim ancak.


Eklenti 658032


Güzel bir kamp gecesi sonrası hüzünlü hüzünlü İstanbul'a döndük.

Sanıyorum iki hafta sonra, tohumdan, çelikten yetiştirdiğim fidanlarımla yeniden Bozcaarmut'a gittik.

Ne görelim? Komşularımızdan birinin hayvanları bizim fidanları yemiş. Bu tür faaliyetlerde hemen arazinin çitle çevrilmesi gerektiğini defalarca okumuş olmama rağmen yapmamıştım.

Çünkü çitin çizdiği sınırı sevmiyorum. Sınır kelimesi bile sinir ediyor beni.

Hayalbağ'a her yerden, herkes girsin ve içinde olmak istemediğinde istediği yerden çıksın istiyorum.

Haa. Bu arada bu işe ayıracak param da yok. Para ayırabilseydim yapar mıydım bilmem, ama yaparsam her yanını kapılarla donatırdım.

İşte bu sınır tanımaz hislerim sebebiyle fidanlarımın yenmesine tahmin edilenden az kızdım.

Getirdiğimiz fidanları da bir çare düşünene kadar çadırın içine gömdüm.

Eklenti 658033

Asoo 28-09-2017 10:31

Bina izinleri (eski notlara devam)
 
1 Eklenti(ler)
Yine köye gideceğiz. Planımız Cumartesi ve Pazar bahçede birkaç fidan dikmek, belki biraz budama yapmak, analiz için toprak numunesi almak. Pazartesi ve Salı günü de tarlamızın imar durumunu resmileştirmek.

Ya nasip diyerek yola çıkıyoruz. Hafta içine de sarkan bir program olduğundan çocukları götürmüyoruz.

Öğleye doğru köye ulaşıyoruz. Bir şeyler atıştırıp işe koyuluyoruz. İstanbul’da yetiştirip getirdiğim, ama keçiler yiyor diye dikmeyip, çadırın içinde bıraktığım fidanları toprakla buluşturuyoruz. Çünkü çadırın içinde kötüleşmeye başladılar. Çadırda öleceklerine açık havada şanslarını denesinler.

Üç adet kestane, iki gladiçya, bir hünnap çok planlama yapılmadan toprağa kavuştu. Hanıma da birkaç kavak çubuğu diktirdim. Ailede herkesin Hayalbağ’a bir katkısı oluyor. Bu bize birlikte bir şeyler üretme zevki veriyor.

Sonra iş yerinden bir arkadaşımın getirdiği toprak burgusu ile arazide beş ayrı noktadan 0-20 cm ve 20-40 cm derinliklerden toprak numunesi aldık. Çalıştığım şirketten arkadaşım Şamil ( İş arkadaşım diyesim gelmedi.) daha önce hiç kullanmadığı toprak burgusunu ben istemeden getirdi.


Eklenti 658036



Etrafımdakilerden hep destek alıyorum. Hayal benim, ama dostlardan devamlı destek geliyor. Kimi tohum veriyor, kimi fidan, kimi fikir, kimi ilham.

Pazar gününü de ufak tefek bahçe işleri yaparak geçirdik.

Pazartesi sabah erkenden Göynük’e indik.

Bolu, büyükşehir olmadığı için köylerdeki yapı ruhsatlarını İl Özel İdaresi veriyor. İl Özel İdaresi’ne bir mesaj atmıştım. Mailin cevabında, imar durumunu öğrenmek için aşağıdaki evrak ile başvurulması gerekiyor deniyor.

- Parsel sahibinin imar durumu talep dilekçesi.
- Güncel tapu kaydı örneği.
- Kadastro Müdürlüğü’nden alınacak parsele ait çap belgesi. (Koordinatlı ve karetajlı)
- 1/25000 ölçekli, parselin yerini gösterir onaylı harita.

Tapu Müdürlüğü’ne başvurduk cep telefonuna bir mail geldi. Bu maildeki başvuru numarası ile mailde yazılı bankalardan birine 5 tl yatırdık. Sonra gidip güncel tapu kaydımızı aldık.

Kadastro Müdürlüğüne gittik. Kapalıymış. Kapıda bir telefon numarası vardı. Aradık. Öğrendik ki: Göynük Kadastro Müdürlüğü devamlı personel bulundurmuyormuş. Buraya Bolu merkezden haftada bir gün pazartesileri iki eleman gönderiyorlarmış. “Şu an yoldalar. Önce Mudurnu’ya eleman bırakacaklar sonra Göynük’e gelirler.” dediler. Allahtan bu işler için Perşembe, Cuma izin almamışım.

Memurların İlçeye gelmesini yarım saat kadar bekliyoruz. Sistem Tapu Müdürlüğü gibi. Burada da cep telefonuna gelen mesaja göre bankaya 45 tl yatırıp evrakı alıyoruz.

Ver elini Bolu. Vilayet merkeziyle aramız 95 km.

Bolu’ya varır varmaz hemen bir haritacıdan haritamızı da alıyoruz. İl Özel İdaresi’ne gidiyoruz.

Memur şöyle bir bakıyor ve çap üzerine bir çizgi çekip, ev yapılabilecek bölümü işaretleyip, başka bir görevliye gönderiyor bizi. O memur da aşağıdaki listeyi ve yapılacak yapının vasıflarını tarif eden birkaç kağıt veriyor. Ve “Ruhsata tabi değilsiniz. Bunları hazırlayıp gelin. ”diyor.

1- Dilekçe.
2- Tapu,
3- Güncel tapu kaydı.
4- Çap.
5- Mimari proje. (4 takım)
6- Statik proje. (4 takım)
7- Sıhhi tesisat projesi. (4 takım)
8- Elektrik tesisatı projesi. (SEDAŞ onaylı, 4 takım)
9- Fenni mesul taahhütnamesi.
10- Aplikasyon krokisi.
11- Köy kararı fotokopisi (Muhtardan)
12-Yapı çekme mesafesi tutanağı (Muhtardan)

Tarlamıza bodrum hariç iki katlı, saçak yüksekliği 6,5m yi geçmeyecek, 650 m2 ev yapabiliyormuşuz.

Şimdiki derdimiz bu listenin hazırlanması.

Bir aşamayı daha atlatmış olarak köyümüze, çadırımıza yöneliyoruz.

Hadi hayırlısı.

Asoo 08-10-2017 17:27

Intikam
 
2 Eklenti(ler)
Malumunuz olduğu üzere diktiğimiz asma fidanlarının tamamı köyün hayvanlarınca yenmişti. Bu konuda baş zanlı keçiler olduğu için gidip bir bakalım, “Ne menem bir şeymiş bu caniler?” diye yola çıktık.

Bağımızın 300 m kadar yukarısında keçi besleyen komşumuzun kapısına dayandık. O da bizi ağıla götürdü. Suçlular daha gün ağarırken dağa çıkmıştı âdet olduğu üzere. Ama çoluk çocuğu ağılda bırakmışlardı.


Eklenti 658699


Ama bu halep melezi küçük yaratıklar bize öyle şeyler yaptılar ki, çaresiz yumuşadık, pamuk gibi olduk. Ceket, pantolon, parmak, dirsek velhasıl sivrice ne buldularsa cop, cop emdiler.


Eklenti 658700


Sonuç alamadık. Affettik.

Asoo 16-10-2017 11:13

Bina izinleri.
 
1 Eklenti(ler)
32. mesajda Büyükşehir olmayan illerde köylerde yapı iznini İl Özel İdarelerinin verdiğini ve bu izin için 12 adet evrak hazırlandıktan sonra bina izin başvurusunun yapılabileceğini yazmıştım.

Birkaç kişinin tavsiyesi üzerine bu işleri İlçe merkezinde bu tür işlere aracılık yapan birine yaptırmaya karar verdim.

Binamız genişçe betonarme bir bodrum kat ve üstüne prefabrik tek katlı bir evden ibaret olacaktı. Prefabrikçiden bir proje aldık (Fakat İl Özel İdare’si bunu mimarın betonarmeymiş gibi yeniden çizmesini istiyormuş.) bodrum kat için de kendim bir şeyler hazırladım. Bunları aracı kişiye gönderdim.

Bekledim, bekledim, bekledim.

Aracı kişi yok mimar çiziyor, elektrik mühendisi kaldı, atıksu için ilave istediler, İdaredeki mimar rapor almış vs. diye bizi iki ay kadar oyaladı.
Sonra eksikleri benim tamamlayacağımı söyleyerek, ben görmeden projeleri İl Özel İdaresine de vermiş. Eksikleri tamamlarken projeleri hazırlayan teknik kadroyu tek tek internetten iletişim numaralarını bularak aramak zorunda kaldım. Çizilen projeler falan da yalan yanlış oldu. Birçok şey içime sinmedi. Üç defa Bolu’ya gittim. Öncesi sonrasıyla bu gidişlerim sanırım altı-yedi olacak.

Şu an tüm evraklar Bolu İl Özel İdaresi’nde. Tetkik ve imzalar sonrası 3-4 gün içinde izni bana verecekler.


Eklenti 659244

Haritacı arkadaşların bina köşelerini belirlemeleri, fiilen sahaya yansıyan tek şeydi.

İşe İngiliz gibi başlamak gerekiyormuş. Damdan düşen olarak şu tavsiyelerde bulunabilirim:

1. Kendi işinizi kendiniz yapın. Küçük şehirlerde kurumlardaki insanlar çok ilgililer.
2. Aracıların kalitesi proje üretenlerden yüksek değil.
3. Proje üretenlere ulaşınca birçok şey daha kolay çözümleniyor.
4. Proje çizdireceğiniz mimarlık ve mühendislik büroları izin alacağınız ilin merkezinde olsun.

celalim01 16-10-2017 15:24

Merhaba ,çalışmalarınızda başarılar dilerim.Hayırlısı olsun. Umarım hayalleriniz gerçek olur ve memnun bir şekilde yapmak istediklerinizi başarırsınız.

Asoo 17-10-2017 13:08

Sayın celalim01.

İyi dilekleriniz için teşekkürler.

Asoo 17-10-2017 13:17

5 Eklenti(ler)
Eklenti 659337

On dönüm bahçem var elde ettiğim ürüne bakın!

4,5 kg kuru soğan, 1,5 kg nohut, bir baş günebakan.

Buğdaylarım çimlenmeden çürümüştü. Mercimekleri o kadar işaretlememe ve anlatmama rağmen yoncaları biçen komşu biçmişti. Rastgele yerlere dikilen ayçekirdekleri ya çıkmamış, ya da baş yapmamıştı. Otla mücadele için bağa gelemeyince bamyalar ve bir bölgedeki nohutlar otlara yenik düşmüştü. Kuru soğanlarımın erkekleri kırılmayınca, çoğu tohuma kalkmış ve baş yapamamıştı. Fındıkları bir tane bırakmamacasına kuşlar (Köylüler öyle diyor.) yemişti. Cevizler ve erikler geç ilkbahar donlarından dolayı numunelik de olsa meyva vermemişti. Ayvalar da numunelik meyvalar vardı. Vs. vs.

Biraz içim üzüldü ama bunları hasat etmekten de mutlu oldum. Sonuçta 250 km uzakta yaşıyordum, bahçe ile pek ilgilenmeden, ürün almak için değil deneme amaçlı ekimler yapmıştım. Olanlar ve olmayanlar bir şeyler öğretti. Kârım da bu oldu.

Ama pes etmemiştim. Bu araziden bir şeyler elde etmeye azimliydim. Hanımla beraber çoğu sınırlarda olmak üzere muhtelif yerlerdeki kuşburnuları toplamaya başladık. Toplaya toplaya ilerlerken sınırda ne olduğunu bilmediğim bir ağacın meyvaları gözüme ilişti.

Aman Allah’ım bu alıçtı!

Eklenti 659338

Alıç!

İnternette fidancı dolaşırken en çok aradığım fidanlardan biriydi. Hem yetişkin, hem doğal, hem bedava. Tuttu, tutmadı, keçi yedi, sulasam mı, gübrelesem mi derdi yok.

Pek sevindim, pek.

Hemen önce tadına bakıp, sonra da toplamaya başladım.

Birkaç kilo topladıktan sonra kuşburnu toplamaya kaldığımız yerden devam ettik.

Her kuşburnu öbeği farklı bir karakter sergiliyordu. Kimi olgunlaşmış kurumuş, kimi daha yeni sararıyor, kimi ince dallı ve dikenli, kimi az dikenli, bazısı kalın seyrek dallı. Meyvaları da çeşit çeşit.

Eklenti 659339

Tabiattaki bu çeşitlilik akıl alır gibi değil. Demek ki bu kuşburnular biteviye melezlenip durmaktalar. Bu ne zenginliktir!

Komşunun oğluyla konuşunca dağda bol miktarda alıç, kuşburnu ve kızılcık olduğunu öğrendik. Yerleşik hayata geçince bolca faydalanırız artık. Ben yetiştiremesem de tabiat ana cömertçe gıda ikram edecektir.

Sadece bağımızdan naylon torba dolusu kuşburnu topladık. Eve dönünce önce biraz Google çalışması sonrası işe koyulduk.

Geleneksel olarak kuşburnuların uçları kesilerek ayıklanıyormuş.

Eklenti 659340


Eklenti 659341

Asoo 17-10-2017 13:19

1 Eklenti(ler)
Biraz ayıkladıktan sonra bunun gereksizliğine hükmedip vaz geçtim. Yıkayıp hemen kaynattım. Tüm ev mis gibi koktu.

Yumuşayınca, önce delikli tencereden geçirdim, sonra posasına sıcak su katıp bir daha delikli tencereden geçirdim. Sonra ince elekten geçirmeye çalıştım ama geçmedi. Biraz sulandırıp denedik, yine olmadı. Su ekleye ekleye zorla elekten geçirdik. Elek çekirdeklerin etrafındaki tüycüklerden kurtulmak için gerekliymiş.
Nihayet elek işi de bitince, biraz daha kaynatıp şeker hastası kayınvalideme biraz marmelat ayırdık sonra gerisini şekerleyip kavanozlara doldurduk.

Eklenti 659342

Kavanozunu 25tl ye satan komşumuzun fiyatı bana hep pahalı gelirdi. Ama toplaması, deliklisi, eleği derken ne kadar zahmetli bir iş olduğunu idrak edince 25 tl pek ucuz geldi.

Bir şey daha üretebilir hale gelmiştim.

Mutluydum.

Musa Gündoğan 17-10-2017 14:17

sayın asoo

bahçeniz toğrağınız hayırlı bereketli olsun. bir heyecanla başlayan serüveniniz inşallah sonuna kadar da devam eder gider. alıcı unutmayın seneye çiçekleri ve yapraklarıyla beraber toplayın çayını vs. yapın içerisindeki maddeler kalp ritim bozuklukların düzenlemesinde çok etkilidir. kuşburnunu da bir miktarıı iyice kurutun ister sonrasında yarı şekilde öğütün çayını yapın isterseniz hiç öğütmeden 1. gün 1 saat kadar kaynatın ikinci gün kaynatıp kaynatıp çayını için çok beğeneceksiniz. özellikle öğütülmüş halini hataylılar yapıyorlar istenildiği zaman demlenebiliyor.

bahçe maceralarınız çok güzel ilerliyor. istediklerini gönlünüzce olsun.

Asoo 17-10-2017 16:29

Sayın Musa Gündoğan.

Teşekkür ederim.

Köyümüzde yapabileceğim çayları, faydalarını ve demleme usullerini not aldığım bir excel dosyam var. Kuşburnu çayının hazırlanmasını da hemen ekledim.

İlerleyen günlerde, kendisi de aslında bir bitki çayı olan çayı, gönlümüzdeki tahttan indirip, diğer arkadaşlarının yanına koymak gibi bir niyetim var.

Asoo 20-10-2017 09:43

Eveet. Bolu İl Özel İdaresi'nden telefon geldi. Ev izni işi hallolmuş, gidip onaylı projeleri alabiliyormuşum.

Salı günü gidip projeleri alacağım ve hemen elektrik tesisi için başvuracağım.

camouflage 23-10-2017 09:43

Memleketime hoş geldiniz. Bolu merkeze yolunuz bir daha düşerse özel mesajla iletişim bilgilerimi gönderiyorum.

Asoo 27-10-2017 16:20

Teşekkürler Sayın camouflage.

Hoşbuldum.

Gerçekten de Bolu hoşuma gitti. Ankara-İstanbul arası gidiş gelişlerde, sayamayacağım kadar çok içinden geçtiğim bu şehirle yeni tanıştım. Sakin, düzenli, vakur, geleneksel bir havası var. Belki de misafirim diye hep iyi yüzünü göstermiştir bana.

Bir de hep demişimdir: "En iyi şehir, içinden çabuk çıkılabilen şehirdir." İstanbul içinden çıkılmaz bir hal aldı artık.

Tam da Bolu'da, forumdan bana mesaj geldiğini fark ettim. Ama durup konsantre olmadan cep telefonunundan bir şeyler okuyamıyorum. Okuduğum zaman da 5-6 dakika uzakları bulanık görüyorum. Sonra bakarım demiştim. Akşam köyde bakabildim. Numaranızı kaydettim.

Sanırım birkaç defa daha yolum düşecek. Konuşup tanışmayı ümit ediyorum.

Asoo 28-10-2017 19:52

1 Eklenti(ler)
Bir Bolu seferi daha yapmam gerekecek. Bu sefer öncelikle bina yapım izni evrakını ve projeleri Bolu İl Özel İdaresi’nden alacağım. Elektrik için SEDAŞ’a başvuracağım. Ve Göynük’te bir müteahhit ile görüşeceğim.

Bunlar işin sıkıcı tarafları. Hoş tarafı, Göynük’te meskûn bir marangoz köylüm var.:D Ona hazırlattığım 5*5*150 ebatlarındaki kazıkları ve İstanbul’dan satın aldığım kümes telini kullanarak fidancıklarımı koruma altına almak.

Eveet. İşlerim dolayısı ile yola biraz geç çıkıp akşama doğru Hayalbağ’a ulaştım. Şöyle bir dolaşıp çadıra yerleştim. Son derece ilkel, bir o kadar da keyifli bir gece geçirdim. Niyetlendiğim üzere, sabah gün ışırken yola çıktım.

Bolu’ya giderken Mudurnu, Abant, Yolçatı güzergâhını kullanmayı seviyorum. Dönüşte Abant’a uğramayıp alışılagelmiş Bolu-Göynük yolunu kullanıyorum. Böylelikle aynı yolu kullanmanın verdiği tekdüzeliği bertaraf etmiş oluyorum. Her iki güzergâhta da Mudurnu–Göynük arası aynı derseniz, bu yolda ben hiç sıkılmıyorum. Çünkü muhteşem sonbahar manzaraları var. Hatta mümkün olduğunca yavaş gidip içime sindirmeye çalışıyorum hazan mevsimini.

Hazır yollarda geçen bu yazıyı yazarken birkaç şey araya sıkıştırayım.

İstanbul’da başıma gelen ve ucuz atlattığım bir otostopçu alma olayından beri, arabama kimseyi almıyordum. Bolu Göynük gidip gelmelerimde bu sevimsiz kararımı da rafa kaldırdım. Önüme geleni alıp gidiyorum. Bu beni çok mutlu ediyor.

Taşıdığım kişiler ise bir başka âlem. Büyük şehir şartlarında asla karşılaşamayacağınız temiz, saf, fakir Anadolu köylüleri. Eğer kulakları işitiyor, konuşmayı da seviyorlarsa kısa sorularla, uzun uzun konuşturmaya çalışıyorum. Çoğu, hakkında bir roman yazılası sıradan insancıklar. Bizim insanlarımız.

Neyse…

Doğruca Bolu merkeze gittim. İl Özel İdare’de işim on dakikada bitti. Çıkınca hemen projelerin ozalitini çektirdim. Sonra SEDAŞ yetki belgeli bir mühendislik bürosuyla anlaştım.

Önce, Büro’nun hazırladığı müracaat formu, yapı izin belgem, aplikasyon projesi, SEDAŞ onaylı elektrik projesi, tapu ve nüfus kâğıdı fotokopileriyle beraber enerji müsaadesi müracaatı yapmak gerekiyormuş.

“Hadi yapalım!“ dedim.

“Olmaaaz!” dediler.

Neymiş. Mudurnu’da SEDAŞ Müşteri Hizmetleri Birimi varmış. Oraya gidilecekmiş.

“Hadi öyle olsun.” Dedim. Saate baktım. Baya oyalanmışım. Bugün yetiştiremeyeceğime kanaat getirip, köyüme döndüm.

Ertesi gün, yine sabahın ilk ışıklarıyla Mudurnu yollarına düştüm. Mudurnu’da işim birkaç dakikada bitiverdi. İnsanın “Biraz uğraştırın da yola değsin!” diyesi geliyor.

Mudurnu’dan önce Göynük’e geçip, marangozdan kazıklarımı aldım. Kazıkları 160-170 cm diye düşünüp sonradan 150 cm de karar kılmıştım. İyi ki öyle yapmışım. Aksi takdirde arabaya sığması mümkün değilmiş.

Kazıklar ile beraber köye ulaştım.

Tam işe başladım ki yağmur çiselemeye başladı. Aklıma Hayalbağ’ı ilk aldığımızda, olur olmaz zamanda, sesimi koyuverip “Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar.” diye nida edişlerim geldi. Sesimi çıkarmadan çalıştım. Ama her işin acemiliği var. İlk gün iş hiç üremedi.

Ertesi gün birkaç metot denedikten sonra hızlandım ve hedeflediğim kısmın işini bitirdim.


Eklenti 660015


Sonra alelacele hazırlanıp, Göynük’te müteahhit ile buluştum. Projeler hakkında konuştuk ve teklif için bir süre isteğini de kabul ederek İstanbul’a döndüm.

camouflage 09-11-2017 12:18

Sayın Asoo uzun uzun anlatımınız, bu işe niyetlenen arkadaşlar için ışık tutacaktır.
Ukelalık olmazsa bir tiyo da ben vermek isterim. Toprakla buluşacak ahşaplarınızı hiç olmazsa toprağa gelen kısımlarının uzun ömürlü olması için, bir hafta kadar katran, ya da yanık yağda bekletmenizi tavsiye ediyorum. :rolleyes:

Asoo 10-11-2017 17:58

Sayın camouflage.

Ne demek! Her fikre açığım, öneri veya eleştirilerden ancak memnun olurum.

Kartana, mazota, yağa bandırmak veya koruyucu bir şeyler sürmek aklıma geldi. Fakat aklım o kadar dolu ki...

Her seferde birkaç şey unutuyorum. Ekmek almayı, lambayı, çakmağı, ekeceğim tohumları, bardakları vs.

220 km uzakta olmak, gittiğimde çadırda kalmak, benim gibi unutkan ve dağınık bir adamın bir işi dört dörtlük yapmasını imkansız kılıyor.

Bir de meyva ağaçları ve kovanları bir bölgeye sıkıştırıp o bölgeyi hem tel örgü, hemde elektrikli çit ile çevirme planım var. Böylelikle, ağaçları ve kovanları vahşi hayvanlardan koruyacağım.

Tüm araziyi çitle çeviremediğimden, ortada birkaç dönüm yeri çevireceğim.

O zaman bu kazıklar da sökülecek. Başka bir yerde kullanacağımda belki bir önlem alabilirim.

Asoo 28-12-2017 10:33

Kış kaçamağı.
 
5 Eklenti(ler)
Oğlum bu sene başında “Madem seneye Göynük’e yerleşeceğiz, ben şimdiden gidip orada okuyayım.” demişti. İstanbul’daki okuluyla pek arasının olmaması, köyümüzde kafa dengi bir arkadaş bulması da onu cesaretlendirmişti. Sene başında naklini yaptık ve Ömer Bey yuvadan uçtu. Göynük’te yatılı okumaya başladı. Arada İstanbul’a gelip gidiyor.

Eğer canım köy çekerse bu gelgitleri değerlendiriyorum. Hanıma “Ben oğlanı okula bırakıp gelivereyim.” deyip, birkaç gün kaçamak yapıyorum.

Geçen hafta da bu şekilde bir Hayalbağ turu yaptım.


Eklenti 663386

Köyün karşıdaki tepeden görünüşü.


Eklenti 663387


Çadır kapısının önünden manzaram.


Eklenti 663388


Yokluğumda buralar pek ıssız değilmiş.


Eklenti 663389


Eklenti 663390


Fotoğraflardan belli olmuyor ama kar örtüsü gündüz güneş, gece ay ışığıyla pırıl pırıl yanıp sönüyor.


.

Asoo 28-12-2017 10:42

3 Eklenti(ler)
.


Buraya geldiğim zaman boş duramıyorum. Hazır gelmişken kırılmış bir meşe dalını yakacak olarak hazırlamak; sağda solda kendiliğinden çıkmış erik fidanlarını temizlemek; büyük ağaçların diplerindeki çalı çırpıyı temizlemek neviinden işlerle uğraşıyorum.


Eklenti 663391


Hatta kara rağmen belleme işlerine devam ettim. Aslında arazinin 3-4 dönümlük bölümünü traktörle sürdürüp yoncadan kurtulmak istiyorum. Fakat bu bölümde biraz soğan, bakla falan ekili, buraya traktör sokmak istemiyorum.

Fotoğrafta manzara da çıksın istediğimden bellenen yer tam belli olmuyor. Bu gelişimde yaklaşık 25 m2 yer bellemişim. Toplamda ise 80-90 m2 oldu. Hızımı kesen yonca kökleri oluyor. Kökler olmasa neredeyse iki kat iş çıkaracağım.

Bu arada bellediğim yerde bir köstebek tüneli buldum.


Eklenti 663392


Yorgunluktan ay ışığında kar manzarası seyretmeye bile fazla zaman ayıramadan uyudum. Ertesi gün hava ısındı karlar hızla erimeye başladı. Ben de ufak tefek işlerle vakit geçirdim. Bir dinlenme anında, dün kar sebebiyle fark edemediğim bir şey dikkatimi çekti.


Eklenti 663393


Köstebek tümsekleri!

Geçen seneye göre hızla artmış her yeri kaplamıştı. Ekeceğim şeyleri, özellikle birkaç çeşit patatesi düşününce, karşımdaki manzara hızla bulanıklaşmaya, köstebek tümsekleri ise daha görünür olmaya başladı.

Canavar otu, keçiler, tarla fareleri, şimdi de köstebek aşireti. Rekabet edilecek şeyler hızla artıyor benim için.

Aslında hızla artmıyor. Sadece değişiyor. Bıkıp kaçtığım metropoldeki rakiplerimin yerine gelenler bunlar.

Lakin ümitliyim.

“Kurda, kuşa, aşa” deyip atmışım tohumumu.

Kalın sağlıcakla…


NOT: Aş hakkı bırakmazlarsa o zaman bir şeyler düşüneceğim.:(



.

Asoo 05-01-2018 21:13

Baklamızı güzün mü ekip beklesek, baharın mı ekip beklesek?
 
1 Eklenti(ler)
.


Benim eşim Çankırı Bayramörenli. Köylerinde küçük bir bahçeleri var. Sanırım 5-6 sene evvel bahçede bakla görüp, tohumluk istemiştim. Kayınvalidem bu baklayı arkadaki komşularından aldığını, yaklaşık 15-16 yıldır ektiklerini, o komşunun da uzun yıllardır ektiğini söyleyince pek sevinmiştim.

Bahçe yokluğundan birkaç sene bekleyen tohumları 2 sene önce iş yerimin bahçesine ekmiş, hem tohum sayısını çoğaltmış hem de birkaç pişirimlik eşe dosta, eve bakla yetiştirmiştim.

Lezzet olarak herkesten tam puan almıştı.

Bu sene tohumlarımı alıp köye gittim. Köye varışımız geç vakit olunca, ekim işini ertesi güne bıraktım. Çadıra yerleşip camiye gittim. Ezanı beklerken Rasim Amca’ya baklalardan bahsettim. "Baharda, nisan gibi ek, şimdi ekersen kışı çıkarmaz." deyip benim hevesimi kırdı.

Aralık Ocak aylarında, son 30 yılın en düşük sıcaklıklarına baktığımda Bayramören’de de Göynük’te de -27 oC görüyorum.

Bayramören’de bakla kıştan etkilenmez diyorlar, Göynükte etkilenir diyorlar.

En garantisi baklaya danışmak diyerek 30 civarında bakla ekimi yaptım.

Eklenti 663861

Sene başından hemen önce bu durumdaydı. Uzaktan takip ettiğime göre, henüz en düşük -7 oC gördü.

Fikriniz veya tecrübeniz var mı bu konuda?


.

Muda 05-01-2018 22:29

Baklalarınızın soğuğa dayanması için bu büyüklükte olup köklenmiş olması gerekiyor. Ben de geç ektiğimde baklaların bir kısmı çıkmamıştı. Daha erken ekmek gerekiyormuş. Nasıl olsa sorun yok. Soğuğa dayanamazlar ise ilkbaharda yeniden ekersiniz. Sonbaharda ekilen bakla daha verimli oluyor. En büyük sorun ise baklalarda yaprak biti.

Köstebekler yumuşak yeri bulunca güzel tüneller açmışlar. Aslında çok eskiden beri orada bu tüneller. Sonbaharda daha alçaklarda bulunan köstebekler daha yüksek yerlere bu tünel ağlarını takip ederek çıkıyorlar. Daha kuru zeminleri arıyorlar. Orada başka bir köstebek yok ise yerleşiyorlar. Özellikle yaz dönemi eşi de yanında oluyor. Soğan, patates öncelikli hedefleri. Çok fazla problem çıkarıyorlar. Bu ikisini dikecekseniz hırdavatçılarda olan üzeri yeşil boya kaplı olan teller içerisine dikerseniz faydası olur düşüncesindeyim.

Asoo 06-01-2018 09:30

Sn Muda.

Bir çok konu başlıklarında, özellikle falanca bitki soğuğa nasıl tepki verir acaba, dediğimde mesajlarını aradığım kişilerdensiniz.

Demek ki Afyon'da da bakla güzden ekiliyor.

Ben de biraz geç ekim yaptığım kanaatindeyim ( 3 Aralık ). Bilgim olduğundan değil ama tahminine göre hem kök yapısının gelişmesi, hem de üst kısmının çok büyümemesi kış ayları için en iyi durum sanırım.

Köstebek ayrı bir dert. Farklı yerlerden bulduğum, kendimce değerli birkaç patates çeşidini dediğiniz gibi korumalı bir şekilde dikmeyi düşünüyorum.

Sıradan ticari patates ve soğanlardan da bolca ekmeyi düşündüğümden endişeliyim. Farklı yerlere dikim yapıp riski azaltmayı deneyeceğim bu yıl. Sonuç katlanılabilir olursa, onlar altta ben üstte yaşar gideriz artık.:)

camouflage 08-01-2018 12:50

Sayın Asoo. Bahçe işine devam edecekseniz, ki öyle görünüyor. Bir çapa makinası almanızı tavsiye ediyorum. Bel ile baş olmayacak emek yoğun bir işten kurtulursunuz.

Memleketimiz biraz soğuktur. Hatta bazen Sibirya'nın Türkiye Şubesi olduğu söylenir :) Bahçe yapmaya çalıştığım köyde, köylüler Sitti Sivri geçmeden tohum ekilmeyeceğini söylüyor. Bu da takribi Nisan ayı 2. haftasına denk geliyor. Bakla için ayrı bir uygulama var mı, bilmiyorum.

Asoo 08-01-2018 19:18

Sn camouflage

Bir otuz kilogram kadar fazlam var. Yorucu oluyor ama bedenen faydalı da oluyor belleme işi.

Diğer taraftan bellemede asıl amacım, yonca köklerinden kurtulmak, geçen sene bellediğim yerleri tekrar bellemeden ekim yapacağım.

Daha önce İstanbul'da şantiyemizin bahçesinde üç yıl boyunca toprak işlemesiz tarım yapmışlığım var. Burada da deneyeceğim.

Ben bitkilerimin köklerine güveniyorum.:D



Yer ararken, kışın biraz kar göreyim, soğuğa özlem duymayayım istiyordum. Şimdilik şikayetim yok.

Sitti sivriyi öğrendiğim iyi oldu köylülerime satarım. Seviyorlar kendi kültürleriyle ilgilenilmesini.

"21 Nisan: Sitte-i Sevir (6 gün boyunca süren soğuk ve fırtına), Boğa fırtınası."

Sitte 6, Sevr ise boğa veya boğa burcu manasına geliyormuş.

Gerçekten de geçen sene bu altı boğa bir tane erik, ceviz bırakmayıp hepsini yediler.:mad:

Asoo 09-01-2018 12:01

Erişte işi de tamam.
 
3 Eklenti(ler)
.



Nişanyan Efendi etimolojik sözlüğünde kelime için ” Fa rişta رشته ip, iplik, şerit “ diyor. (Kendisine, sözlüğünü her kullandığımda yaptığım gibi gıyabında teşekkür ediyorum.)

Acaba erişteyi mi farslardan aldık, ismini mi?

Her ne ise çok da mühim değil. İyi ki varsın erişte.

Önemli olan, şu an kültürümüzdeki varlığını sürdüren, ama çok da kalıcı gibi durmayan bu lezzeti yaşatmak.

Çok kişi eriştenin kaybolduğu falan yok diyebilir. Ama kültürel bir unsur olan erişte, iki aşamada kaybolacakmış gibi hissediyorum.

Günümüzde, erişte yapılırken ki organizasyonların kaybolmaya yüz tuttuğu kesin. Eskiden konu komşu toplanıp muhabbet edilerek kesilen eriştelere, yeni nesiller âşinâ değil artık. Hâlâ kaldıysa, kayın vâlideler, anneler, anneannelerden falan geliyor erişteler. Yâhut ailelerine ek gelir elde etmek isteyen hanımlardan. Makina üretimi olanları da marketlerden alınıyor. Bence bu şekilde eriştenin kaybolup gitmesi işten bile değil.

Hayalbağ sayfasının başlarında bir üretim listem vardı ya, işte bu üretim listem hâlâ canlılığını muhâfaza ediyor. Kâh, uzuyor kâh kısalıyor.

Listede hayata geçenlerin sayısı da artmakta. Geçenlerde de erişte yaparak 135 kalemlik listeden 62. sini de hayata geçirmiş oldum.



Gelelim yapılış hikâyesine:

Yaklaşık 1,5 kg. un. (1/4 ü tam buğday unu)

8 adet gezen tavuk yumurtası.

Göz kararı süt.

Tuz.

Biraz sertçe bir hamur yapıp 15 dakika kadar yoğurduk. 1,5-2 saat kadar dinlendirip 5 dakika daha yoğurduk. Ufak parçalara ayırıp açmaya başladık. İlk hamur açma deneyimi olduğundan komik durumlara düştük. İrili ufaklı, eğri büğrü açtığımız hamurları, yarım saat kadar kurutup, kestik.


Eklenti 664028


Sonra kurumaya bıraktık. “Bu mevsimde nasıl kurutacaksınız.” diyenlere, “Gerekirse saç kurutma makinası kullanırız.” dedik.


Eklenti 664029


Evi batırdık, çok yorulduk. Ürünümüzü tartınca eriştenin geçen çağlara karşı zafer kazanacağına işaret olacak bir sonuçla karşılaştık.


Eklenti 664030


Lezzetini ve pişmiş halini paylaşmayacağım.

Her şeyi çoğul yazdım. Çünkü tüm bunları 8. sınıfa giden kızımla yaptık. Çok keyif aldık çook!

Erişte yapan insan sayısının iki kişi fazlalaşmasıyla teselli bulduğum bu mesajı, ununu, yumurtasını ve sütünü kendim üreteceğim günlere ulaşmak temennisiyle bitireyim.

Erişteli günler.


.

camouflage 10-01-2018 08:44

Sayın Asoo, taze bilgi. İlimizde ıspanak ve bakla (yöresel ismi ile deli bakla, eşek baklası) patatesler söküldükden sonra dikilebiliyormuş. Hatta bahar ekiminden daha verimli olduğu söylendi.

Asoo 10-01-2018 12:17

Şimdi patatesler ne zaman sökülür onu öğrenmek kaldı.:D

Şaka şaka.

Bu sene bolca patates ekeceğim (Malum, o kadar köstebeği doyurmak lazım.) için tespiti kolay olacak.

Patatesleri sökünce zaten toprak biraz işlenmiş olur. O haliyle direk deli bakla ve ıspanak ekerim.

Teşekkürler Sn. Camouflage

Asoo 17-01-2018 09:20

Eeey patatesler! Panik yok!
 
4 Eklenti(ler)
.

Bir süredir köstebekler yer altını oyduklarından çok, kafamda faaliyet gösteriyorlar. “Ne oranda bir zarar verirler? “ sualini kafamda cevaplayamamak beni yoruyor. İnternet o kadar farklı malumatla dolu ki, zaten karışık olan aklımdaki bilgiler her an biraz daha bulanıyor.

Kimi çok faydalı diyor, kimine göre en büyük zararlı. Kimi etçildir, yeraltındaki böcekleri vs. yer bitki köklerine zarar vermez diyor, kimi de soğan, patatesi unut, hepsini halleder diyor. Fidan köklerini yer diyen de var.

Ülkemde vahşi hayvanlarla ilgili hurafeleri, batıl inançları düşünerek teselli buluyorum. Kara kedi önünden geçerse mır mır mır, baykuş öterse vıdı vıdı vıdı, kıskaç böceği kulağa kaçarsa şöyle böyle, vs. vs. söylentilerindeki gibi köstebeği de suçluyorlardır diye teselli buluyorum. Bu tip şeylerin gün gelip işime yarayacağını söyleseler inanmazdım.

Bir de fark ettim ki köstebeğin aklımı böyle meşgul etmesinin asıl sebebi görülmemesi. Tarla farelerini, böcekleri, kuşları, keçileri gördüğüm için onlar beni bu kadar ürkütmüyor. Üniversite yıllarımda arkadaşlarla gecenin geç vakitlerine kadar muhabbet eder, sabaha karşı eve dönerdim. Köpek seslerinden çok korkardım. Uzaklardaki bir havlamayla beraber tüylerim diken diken olurdu da, Adapazarı’nın daracık sokaklarında karşıdan kalabalık bir köpek sürüsü gelse, kendimi onlara karşı daha güçlü hisseder ve o denli korkmazdım. İşte öyle bir şey.

Sonuçta ufak tefek tedbirler almaktan bir zarar gelmez diye düşünerek, şu şişe gömme işini uyguladım.


Eklenti 664478


Bulduğumuz bir köstebek tümseğini (Sanki aramak gerekiyor.) aşağıdaki gibi kazıp tünel ağzını meydana çıkardım.


Eklenti 664479


Eklenti 664480


Tünel ağzını kapatacak şekilde bir şişeyi, ağzı açık vaziyette yerleştirdim.


Eklenti 664481


Şişeyi zarar görmeyecek şekilde gömdüm. Her ne kadar Hayalbağ’ın rüzgarları genelde çok hafif esse de, yine de bir uğultu çıkaracaktır.

Bostan olarak kullanacağım yerlere bu şekilde 4-5 şişe gömerek, köstebeksiz bir bölge oluşturmaya çalışacağım.

Umulur ki bu düzenekler, köstebekler tarafından Pan’ın flütü gibi değil, haykırışı gibi algılanır da bahçenin hayvanâta ayrılan bölümüne çekilirler.


.

Asoo 07-03-2018 12:43

Çadırda akşam.
 
3 Eklenti(ler)
.


Kayınvalidemin gittikçe daha çok bakıma muhtaç hale gelmesi sebebiyle, Hayalbağ seferlerini hep yalnız gerçekleştiriyorum. Çocukların da okulları, kursları, ödevleri var haliyle.

Haliyle yalnız kalıyorum. Çadırda yalnız gecelemek beni ilk seferlerde biraz ürkütse de, her geçen gün alışmaya başladım.

Can yoldaşı olmayınca, yemek yemek, çay içmek türü işler keyif olmaktan çıkıp, hızlı hızlı ifâ edilmesi gereken birer vazifeye dönüşüyor bazen. Canı sıkılmaya başlıyor insanın.

Aslında gündüzleri hemen hiç aralıksız bahçeyle uğraştığımdan çok yorgun oluyorum. Ama bu can sıkıntısı, bir şeylerle uğraşmaya itiyor beni. Yakacak odun hazırlamak, sebzelere dayanak olacak sopalar hazırlamak türü işlerin yanı sıra kırılan dökülenin yerine bir şeyler yapmak da farklı kas gruplarını çalıştırdığından, tüm günün yorgunluğuna rağmen dinlendirici olabiliyor.


Eklenti 667243


Eklenti 667244


Eklenti 667245



.

Asoo 07-03-2018 12:49

4 Eklenti(ler)
.

Kırılan demlik kapağının yerine bir çam dalından kapak yaptığım gün “Ahşap işleme hevesimi bu yaştan sonra marangoz çıraklığı yaparak pişiremeyeceğime göre, ağaçları işleyerek tanımam gerek. Boşa geçen zamanlarda bu tür şeylerle uğraşayım.” dedim kendi kendime.

Kesilmesi ve biçimlendirmesi oldukça güç olan ayva ağacından başladım.


Eklenti 667246


Uygun bir dal kesilir.


Eklenti 667247


Kabaca temizlenir.


Eklenti 667248


Bütün gece törpülenir.


Eklenti 667249


Fide dikim çukuru hazırlama aletimiz hazır.

Ağabeyimin bahçesinde kırmızı plastikten bir fide dikim çukuru hazırlama aleti vardı. Kızımla ben buna “kırmızı şey” diye diye adı “kırmızı şeye” çıkmıştı. Ahşap renginde olsa da biz buna "kırmızı şey" demeye devam ederiz sanırım.

İSAK 07-03-2018 19:16

Kolay gelsin. Bu gidişle bahçe alet edavatlarını kendiniz yapacaksınız. Başarıla diliyorum.


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 15:19.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)

Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2022, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2022