agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Mutfak > Pratik Bilgiler, Mutfak Malzemeleri ve Aletleri
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni66Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 06-01-2009, 13:44   #1
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Mutfak maceraları, Komik anılar

Arkadaşlar ben de geldim, bu bölümü görünce ilk Kurufasülye pişirme maceram aklıma geldi. Sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sene 1994 yer Tunceli ve ben o zamanlar bekarım arkadaşlarla birlikte aynı çatı altın da kalıyoruz. Yapmış olduğumuz yemekler genel de aparatif ve ya harız yemekler. Ben yemek yapmasını daha yeni yeni öğreniyorum daha soğrusu öğrenmeye çabalıyorum. Arkadaşlar işlerinin başındayken, benim de aklımdan yemek yapmak geçti, nede olsa yorgun, argın geleceker. Sağıma soluma baktım kuru fasulye var, hımmm ben bu işi hallederim dedim. Hemen elime aldım ve kurufasülye pişireyim dedim ve başladım yemek yapmaya.

İlk önce kuru soğanı, biberi, domatesi, eti güzelce özenerek kestim. Soğanı kavrulurken biberleri arkasından domatesi, salçası, pul bieri ve karabiberi de attım güzelce hepsini harmanladıktan sonra. Temizlenip yıkadığım fasülyeleri de tencerenin içine attım ve başladım pişirmeye, zaten film bundan sonra başladı. işin püf noktalarını bilenler hemen bir tebessüm yapmıştır . Neyse fasülye pişerken bir yandan da pilavla uğraşıyordum Allah'tan pilav pişirmesini öğrenmiştim. Yaklaşık 45 dk geçmesine rağmen fasülyeler hala taş gibiydiler 1 saat. 1.5 saat, 2 saat derken zaman akıp gidiyordu bir yandan saat'e bakıyor bir yandan da fasülyelerle boğuşuyordum Acaba nerede yanlış yaptım neden pişmiyorlar diye kızıp söylenip duruyordum. En son 2,5 saat olmuştu ki hemen telefona sarıldım Annemi aradım ve başımdan geçenleri anlattım. Annem de güldü ve tarifini aldım meğerse fasülyeler akşamdan ıslatılması gerekliymiş.


3 saat olmasına rağmen hala pişirememiştim ben de inat ettim pişecekler dedim ocağın altını iyice açtım kapağını da sıkıca kapattım arada bir kalkıp bakıyor tekrar yerime oturuyordum ve en son 4,5 saat'te kurufasülyelerimi pişirdim. Sonuçta afiyetle yedik Artık geçirdiğim zamanıma mı, uğraştığıma mı yoksa boşa giden tüpemi yanayım ama benim için çok ilginç bir anı oldu. O günden beri mutfak muhabbeti olunca hemen arkadaşlarıma anlatırım ve bol bol güleriz.

Arkadaşalara anlattığım da ise benle bir hayli kafa bulmuşlardı.

Ama şimdiler de çok güzel kurufasülye pişiriyorum ( Düdüklü tencere de ) Ve pilavım da çok güzeldir özellikle ölçü ve sıcak su kullanmadan yaparım

Evet benim maceram da böyle oldu.

Varsa bizilerle paylaşmak istediğiniz anılarınız, katılımlarınızı bekliyoruz.

 
mandalinci beğendi.

Düzenleyen caucasus : 05-09-2009 saat 11:40
caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-01-2009, 13:59   #2
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Ben de okul bitip yurt dışına gidince annemin yemeklerini özler olmuştum. Fazla gelen sütleri değerlendirmek için muhallebi yapmaya karar verdim. Her zaman kararla yaparım ama tecrübe olmayınca ve püf noktalarını bilmeyince komik oluyor işte.

Sütü kaynattım, içine un atmam lazım dedim attım. Unlar sütün üzerinde yüzüyor, bir türlü karışmıyor. Üzerine şeker koyarsam belki çöker dedim, nafile. En sonunda yarım saat uğraşarak hepsini tel süzgeçten geçirmek zorunda kadım. Yedim mi, yedim başka seçeneğim yoktu. Annemin yaptığına hiç benzemediyse de altı ay aradan sonra çok iyi gelmişti


Sıcak sütte unun topaklanacağını, karışmayacağını hiç duymamıştım


Düzenleyen Kiraz : 06-01-2009 saat 15:19
Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-01-2009, 14:10   #3
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Çok güzel bir anı. Eminim ki artık çok güzel muhallebi yapıyorsunuzdur .

Yapmış olduğumuz ne kadar zor olsa da tadı Anne'mizinkine benzemese de el emeği olduğu için tatlı geliyor, Yanlışmı düşünüyorum bilemiyorum.

Her hata bir tecrübe kazandırıyor.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2009, 19:31   #4
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Alıntı:
Sıcak sütte unun topaklanacağını, karışmayacağını hiç duymamıştım
Sıcak süt'le pudingin ve çorbanın topaklanacağını ben de deneyerek öğrendim. Artık, yapacağım puding ve çorbayı soğuk süt ve soğuk su'yla yapıyorum.

Bu ara da okuyan arkadaşların hiç mi mutfak anıları yok, yoksa yazmak yerine okumayı mı tercih ediyorlar. Acil katılımlarınız bekleniyor

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2009, 20:59   #5
Ağaç Dostu
 
Nariel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-04-2008
Şehir: Silifke & İstanbul
Mesajlar: 2,205
Galeri: 236
Madem acil katılım aranıyor, yazalım

Yurtta kalmaya başladığım ilk yıllarda, dışarıdan yemek getirtmeyi artık istemediğimiz için yavaş yavaş arkadaşlarla yemek yapmaya başlamıştık (Yurdun mutfağı var). Bir gün annemden aldığım tarifle güzel bir bezelye yemeği, yanına da pilav yapmaya karar vermiştim. Bezelye yemeğinin pişmesine yakın başladım pilav yapmaya.

Pilavı ilk kez yapışımdı. Şehriyeleri kavurdum, pirinci ekledim, su ve tuz da koydum, gayet mutluyum. Ama pilavın pişmeye çalıştığı yer "TAVA", hem de kapağı yok. Derin olmadığı için de yeterli su koymamışım. Suyu hemen çekti tabii (yarısı da buharlaştı), ben de "ne çabuk pişiyormuş pilav" diyerek pilavı ocaktan aldım. Yurdumuzun bekçi amcasına da bir tabak götürdüm. Adamcağızın bir kaşık pilav aldıktan sonraki yüz ifadesini unutamıyorum .
Pirinçler hâlâ çiğ duruyormuş meğer ve pilavın kapaklı tencerede pişmesi gerekiyormuş.

Nariel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2009, 23:33   #6
Ağaç Dostu
 
Sebahattin Sargın's Avatar
 
Giriş Tarihi: 16-12-2006
Şehir: Sakarya
Mesajlar: 4,157
Galeri: 345
Bende taze üniversite öğrencisi olarak küçük bir anımı yazayım

Bandırmada ilk günlerimiz evimizdeyiz dört arkadaş, akşamdan fasulye ıslatayım dedim. Uyuyordum uykudan uyandım küçük bir tencereye fasulyeleri doldurdum üzerine de su ekledim. Uyku sersemi olduğumdan tencereye hiç dikkat etmedim...

Birde küstah küstah anlatıyorum şöyle yaparız böyle yaparız yanına da bir pilav yeme de yanında yat

Sabah arkadaşlarım güle güle beni çağırdılar bu ne dediler, suyu çeken fasulyeler tencerenin kapağını kaldırmışlar bir kısmı dışarı taşmış, tencere dar gelmiş bizim fasulyeciklere

Rezil olmuştum, sonra fasulye yaparken en büyük kaplarda ıslattım hep

Sevgiler

Sebahattin Sargın Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 10:03   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-06-2007
Şehir: Rize
Mesajlar: 484
Galeri: 35
İlk salata yapış: Maydanozlar saplarıyla doğrandı...
İlk yoğurt çorbası yapış: Yoğurt kesildi çorba parça parça oldu
İlk kızartma yapış: Yağ iyice ısınmadan katılan patatesler haşlama gibi oldu.
İlk kek: Kabus gibiydi, öğrenciydik kaşıkla yedik, gerisini siz düşünün
İlk mercimek çorbası: Yanlışlıkla içine kuru kahve döküldü. Belki tadını almaz kurtarırız dedik. Aman Allahım dünyada daha berbat bir tat hatırlamıyorum. Bebek beklerken aklıma gelirdi fena olurdum.
Kurtarılabilecek en kolay hatalı yemek herhalde pilavdır. Baktın olmadı dolma içi yap, muhallebiye kat, çorbaya kat, salça soğanla kavur öyle ye.

Baldaş Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 17:28   #8
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Sevgili, Nariel, Sebahattin Sargın, Baldaş katılımlarınız ve anılarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkürler.
Mutfak anılarınızın devamını bekliyorum.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 17:53   #9
Ağaç Dostu
 
Minem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-09-2008
Şehir: İstanbul-Beylikdüzü
Mesajlar: 573
Galeri: 12
Merhabalar...

Anılarınız hem komik hem de çok güzeldi. Tebessüm etmeme sebep oldunuz. Teşekkür ederim
Ben de aklıma gelen bir anımı anlatayım, komikten öte azcık korkunç

Küçük bir çocukken oldukca yaramazdım Birgün mısır patlatmak istemiştim. Evimiz giriş kat arka tarafı bahçeli. Küçük tüpte bahçe kapısının hemen yanında, tavaya yağı koydum. Yağ kızarınca bir güzel mısırları attım, ama o da ne birden yağ alev aldı Ne yapacağımı şaşırdım. Korkudan akıllı bendeniz, mısır tavasının üzerine bir şişe suyu da boca ediverdim. Su, tavadaki yağın daha da çok alev almasına sebep oldu tabi Nasıl bir akılsa, o cesaretle tavayı ve tüpü tuttuğum gibi bahçeye toprağın üstüne fırlatıverdim

Sonuç; ateş söndü ama tavanın hesabını anneme kırk yalanla açıklamaya çalıştım. Evden günlerce yanık mısır kokuları çıkmadı

Minem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2009, 18:02   #10
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Sevgili, Minem gerçekten de korkunç bir tecrübe olmuş, ****** sizin için. ancak ben de kendimi gülmekten alamadım umarım hep beraber bol bol gülüp, tebessüm ederiz. ayrıca güzel katılımınız için teşekkür ederim.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-02-2009, 17:26   #11
Ağaç Dostu
 
fevziye's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-11-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 1,227
Galeri: 134
Güzel bir anıda benden.
11-12 yaşındaydım. Rahmetlik anneannemle beraber köye gittik. Annemin dayısının evinde kalıyoruz. Tabii ki sabah erkenden herkes tarlaya gidiyor. Bir kaç gün kardeşimle ben öğlen tarlaya gidip dayımlara yardım ettik. Daha sonra bir sabah herkes tarlaya gitti, anneannem ve yengem bana "bugün sen evde kal, evleri süpürüp sil, öğlene yemek yap, biz geliriz" dediler. Ben nereden bileyim yemek yapmasını!. Annem daha mutfağa bile sokmamış doğru dürüst. Ama söyleyebilirmiyim, elbette hayır. Herkes gittikten sonra evi süpürüp sildim, sıra geldi yemek faslına. Mutfak kısmına gittim, baktım bir çok sebzeden azar azar var. Kalabalık gelecekler, yemek yetmez diye düşündüm. Bütün sebzeleri bir arada pişirip türlü yaparım dedim. Mutfakta ne kadar sebze varsa hepsini bir güzel ayıkladım. Tabii hepsi tarladan gelmiş, taptaze sebzeler.
Neyse, soğanları kavurdum, yanacaklar diye korktuğumdan tam anlamıyla da kavrulmadılar. Sonra bütün sebzeleri tencereye doldurdum. Hepsi ağırlıklarından tencerenin dibine çöktü. Bir tek patlıcanlar suyun üstünde yüzüyorlar. Kaşıkla başına oturdum tek tek aşağı indirmeye çalışıyorum olmuyor. Kendi kendime "herhalde yanlış yaptım, acaba bunlar zehirli olmasın" diye düşündüm. Üstte kalan bütün patlıcanları kaşıkla çıkartıp atmaya başladım. Tabii bu arada pişenler diğerleri gibi aşağıya indiler. Yemek pişti, ocaktan indirdim. Öğlen tarladan gelenler tabii açlıktan bayılmış bir haldeler. Yaptığım yemeği yemeye başladılar. Tesadüf bu ya, acemi şansı herhalde, yemek gayet güzel olmuş. Ama tabii ki ben başka yemek yapmasını bilmediğimden, bir tencereyle yetinmek zorunda kaldılar.
Arada bir bu anım aklıma gelir, kendi kendime gülerim. Şimdi yine gülüyorum, hizmetli arkadaşımız " hocam n'oldu, bana mı gülüyorsunuz? " diye soruyor.

fevziye Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-02-2009, 18:32   #12
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Bir tane de benden:
İlkokulu yeni bitirmiştim, evde hiç kahve içilmezdi ama misafirler için malzememiz bulunurdu. Bir gün bir anne, genç oğluyla annemi ziyarete geldiler, ben kendilerini tanımıyorum. Annem de kahve yapma işini bana verdi.

Mutfakta kakao ve kahve kavanozları yan yanaydı, kahveyi bilmeyen ben görüntüdeki farkı anlamadım neyse de pişirirken kokusunu nasıl anlamadım onu bilemiyorum. Neyse kahveler ikram edildi, konuklar içiyor ama yüzleri hoş değil (hâlâ hatırlıyorum). Şekerli kahve yapmama rağmen kakaonun acılığı başka tabii ki. Çekinip itiraf da edemiyorlar ama annem içme şekillerinden bir şeylerin ters gittiğini anladı, durum açıklığa kavuşturuldu, gerilen konuklar gülerek rahatladı ben de utanarak tekrar mutfağın yolunu tuttum.

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-02-2009, 20:36   #13
Moderatör
 
Güler's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 27,458
Galeri: 103
Benim genç kızlığımda öyle veya böyle mutfak maceram pek yoktu.
Hem yaramazlığımdan hem de evde yemeği yapacak eleman bulunduğundan, evlenene kadar mutfağa hiç girmedim.
Evlendiğimde de yumurta nasıl kırılır onu bile bilmiyordum. Rahmetli annem acı acı düşünüyordu mutfakta neler yapacağımı.
Evliliğim ilk dört senesi, eşimin ailesiyle geçti de yemek yapmaktan kurtuldum.

Size anlatacağım hikâye, bir arkadaşımın yaptığı yaprak dolmasıyla ilgili.
Arkadaşım, gençliğinde başından geçen bir olay yüzünden bir müddet Rahmi Duman Kliniğinde tedavi görmüş. Daha sonrada bizim mahalledeki sevdiğimiz bir ağabeyimizle evlendi.
Evlerimiz yakın olduğundan, ve mahallemize gelin geldiğinden hemen kaynaştık.
Tedavisi esnasında kullandığı bazı iğneler için Dr.ablama geldiğinden ailece görüşür olduk.
Esasında çok iyi niyetli ve cana yakın bir kızdı. Bütün aile onu çok seviyorduk.
Bir gün, bizi akşam yemeğine davet etti.
Bütün gün hazırlık yapmış, etli yaprak dolması sarmış, çorba, pilav yapmış. Çok da uğraşmış.
Yoğurtlu yaprak dolmasını yerken, eşi birden bire elini dudaklarına götürdü, ve 10-15 cm boyunda ip gibi bir şeyi çıkarttı.
Kızcağız, kıpkırmızı oldu ve '' hay Allah ben hepsini çözdüm sanıyordum'' dedi.
Meğer, daha evvel hiç dolma filan yapmamış, bakmış ki yapraklar sarılı durmuyor, hepsini tek tek siyah iplikle bağlamış. Piştikten sonra da tek tek iplikleri çözmüş. Çözmüş ama bir tanesini atlamış.

Güler Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2009, 10:00   #14
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Sevgili fevziye, 11-12 yaşların da yemek yapmak çok büyük bir başarı. Bir de ev de kimse olmadan, yardım almadan yapmak cesaret ve tecrübe ister. Sizin eliniz demek ki yatkın ve beceriklisiniz.

Sevgili Nurbahar, bence sizin de büyük cesaretiniz var şimdi ki çocuklara söylesek ben yapamam **** ben bilmiyorum der geçer. Artık kahve yapmasını biliyorsunuz en azından tecrübeyle sabitlemişsiniz. Şimdiler de aklınıza geldikçe çok gülüyorsunuzdur.

Sevgili Güler teyze, arkadaşınızın anısını bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Arkadaşınız kendisine artık dolma sarma makinesi almıştır değilmi ?
Katılımlarınız için teşekkürler.

Dolma ile ilgili bir anı da ben de var.

O zamanlar daha yeni evliyiz eşim yaprak sarma yapmış, sofraya geldi bir iki tane yedikten sonra karar verdik biraz daha pişirelim. Dolmayı saat 22.00 gibi pişirdiği için vakit var daha sonra yeriz dedik ve dolmayı kısık ateşe bıraktıktan sonra başladık muhabbete. O akşam kardeşim de geldiği için scrabıl ( zannedersem böyle yazılıyor ) oynadık biliyorsunuz o da biraz uzun sürüyor. Sonra muhabbet ederken içerden yanık kokusu gelmeye başladı ****** mutfağın kapısı kapalı olduğu için koku biraz geç geldi hemen büyük bir hızla hep beraber mutfağa ama mutfakta san ki sis bombası patlamış göz gözü görmüyor duman ve pis yanık konusu hemen camı açtık havalandırmaya başladık. Duman biraz gittikten göz gözü gördükten sonra, bir baktık ki dolmalar mangal kömürü gibi olmuşlar. Tencereyle beraber hemen çöpe attık ama o yanuk kokusunu hala unutmam hep burnumdadır, ne zaman mutfak muhabeti olsa arkadaşlara anlatır güleriz.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2009, 11:42   #15
Ağaç Dostu
 
Adalet Yağcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-06-2008
Şehir: MERSİN
Mesajlar: 11,080
Galeri: 260
Güzel bir başlık olmuş, katılım bekliyor öylemi, peki, bir tanede benden olsun.
Kızımın eşi yurt dışına çıkacak yalnız kalmasın diye yanına gitmiştim(geçen sene).
Damadım, sabaha karşı dört gibi kalkıp altı sularında uçacak, akşam geç vakit, "bir tane kek yapsanızda yolda yesek" dedi.
Kızım da, "evde üç yumurta var hemen yapayım" dedi, saat 23:30 suları.
Ben de işgüzarlık olsun diye hemen mutfağa gelip yardım etmeye başladım, vakit geç olduğu için hemen bitsin diyede acele ediyorum.
Yumurtalar çırpıldı, şekeri bir bardak ölçüp ilave ettim, diğer malzemelerde tamam, kalıbı yağlayıp boşalttık, kalıba dökerken biraz elime bulaştı, elimi ağzıma götürmemle birlikte bir çığlık attım, olduğum yerde donup kalmışım, bir şey söyleyemiyorum, öylece kızımın suratına bakıp duruyorum.

Kızım da parmağının ucuyla tadına bakınca anladı meseleyi, ben aceleden şeker diye tuz kavanozuna sarılmışım, bir bardak dolusu tuzu bir güzel kek hamuruna ilave etmişim.

Kendime inanamadım, bunca yıl kek yaparım başıma böyle bir şey gelmemişti, tabi kek doğru çöpe.

Hemen komşudan yumurta istendi, yeniden kek yapılmaya başlandı.
Şimdi ne zaman kek yapacak olsak kızım, "Anne lütfen kekimden uzak dur" der.

Adalet Yağcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2009, 11:46   #16
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
sevgili Adalet Yağcı, maceranızı okurken bir yandan acaba ne koimkli var **** nasıl bitecek derken sonunu okudum ve kahkahlar atmaktan kendimi alamadım. Çok komik olmuş suratınızın halini düşünemiyorum bile

Bizimle paylaşımınız için teşekkürler.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2009, 13:04   #17
Ağaç Dostu
 
Adalet Yağcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-06-2008
Şehir: MERSİN
Mesajlar: 11,080
Galeri: 260
Bir de yılbaşı anım var.
Eşimin görevi dolayısı ile Mardin'deyiz, yeni yıla üç aile birlikte girmek istedik, ben yaşça hepsinden büyüğüm, bana sordular ne pişirelim diye, yılbaşının değişmez yemeği Hindide karar kıldık.

Bir arkadaş hindiyi ben alırım eşim keser temizlerim dedi, benim eşim öyle hindi tavuk filan kesemez.

Herkes yapacağı yemeği paylaştı, hindiyi kesip temizleyecek olan arkadaşın evi geniş olduğu için onlarda toplanacağız.

Yılbaşı günü öğleden sonra evimde hazırladıklarımı da alıp arkadaş gittim, sağolsun eşi hindiyi kesmiş, arkadaş temizlemiş, gittiğimde cascavlak bir çiğ hindi beni bekliyordu.

Hemen işe koyulduk, hindiyi önce pişirip sonra fırına verelim dedim, tamam dediler.
Diğer her şey hazırlandı, masamız süslendi, akşam oldu, beyler geldi.
Saat 21:00 gibi özenle hazırlanmış masamıza oturduk, üç hanımın eli değmiş, masa mükemmel görünüyor.
Servisi sen yap dediler bana, hemen bıçağı aldım, nar gibi kızarmış hindiyide masanın üzerine aldım, herkesin gözü hindide.

Bıçağı daldırdım, adil bir paylaşım olması için parçalara böleceğim, ikinci parçayı keserken...o da ne... aman Allahım, bu ne?

Bir an durdum, sonra "bu iş burada zor olacak, ben bunu mutfakta parçalayıp getireyim" dedim, hindiyi kaptığım gibi doğru mutfağa gittim.
Ev sahibesi durumda bir olağanüstülük olduğunu anlamış olmalıki yanıma geldi, "ne oldu Adalet abla" derken hindinin içinde kalan yem dolu kursağı gördü, bir çığlıkta o attı.

Sakın sesini çıkarma dedim, yoksa güzel gecemiz berbat olacaktı.
Neticede adil bir şekilde uygun yerlerinden tabaklara servis yapıp masaya götürdük, kimse bir şey anlamadı

Saat00:03 gibi eve dönmek için dışarı çıktığımızda yılın ilk karıyla karşılaşmak süperdi, o geceyi asla unutamam.

Adalet Yağcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 09:22   #18
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Sn Adalet Yağcı, siz de daha çok komik anı var gibi

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 13:46   #19
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 360
Merhabalar, ben de üniversitede öğrenciyken bir gece sabaha karşı saat üçte kalkıp ertesi günkü sınava çalışayım demiştim.
Kalktığımda karnım biraz aç olduğundan, mutfakta yenecek cinsten bir tek yumurta var diye, bari yağda yumurta yapayım dedim.
Ayçiçek yağını tavaya döküp, yumurtayı kırıp mis gibi hazırlayıp, sonra da iştahla ekmeğimi bandım; ancak, ağzıma tuhaf bir tatlılık geldi.
"Herhalde tuz atmayı unuttum" deyip, uykulu uykulu üzerine tuz serptim, gene tatlı buldum, gene tuz serptim, gene tatlı buldum!...
O kafayla ve de açlıktan bir şekilde "tuzsuz (!)", hatta "tatlı" yumurtayı yedim, ders çalıştım, vs..

Ertesi sabah uyanıp baktığımda, yumurtayı ayçiçek yağı yerine, aynı tip kavanozda tutmakta olduğum incir reçelinde yapmış olduğumu fark ettim!!...

İçindeki incirleri daha önceden yemiş bulunduğumdan, gece fark etmeden incir reçelinde yumurta yapmışım. Ne kadar tuz atsam nafile tabii... )

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 13:51   #20
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Güzel bir deneme

Babaannem şekeri çok sevdiği için biz de çocukken alışmıştık, rafadan yumurtayı şekerli yerdik, ama gerçekten güzel olurdu.

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 13:53   #21
Ağaç Dostu
 
Minem's Avatar
 
Giriş Tarihi: 24-09-2008
Şehir: İstanbul-Beylikdüzü
Mesajlar: 573
Galeri: 12
Yumurtayı zaten pek sevmem ama Sayın Baobab'ın mesajını okuyunca hem güldüm hem de reçellisine tahammül bile edemeyeceğimi anladım

Minem Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 14:17   #22
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Çok komik bir anı olmuş. Yazıyı okurken sonu nasıl bitecek diye düşünüp duruyor ancak bağlantı kuramıyordum, reçeli duyunca koptum valla.

Ellerinize sağlık.

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 14:45   #23
Ağaç Dostu
 
Baobab's Avatar
 
Giriş Tarihi: 23-06-2008
Şehir: ankara
Mesajlar: 360
Bir de üniversite için ilk ankara'ya geldiğim seneye ait anılar var ve hepsi de benzer sakarlıklarla malül!!
(ee..marifet iltifata tabi derler ya, siz beğenince ben de biraz daha hafızamı yoklayayım dedim tabi!

Ankara'ya geldiğimde, okulda ilk tanıştığım iki kişiyle birlikte gidip bir ev kiraladık. Üçümüz de daha önce ne ev işi, ne yemek vs yapmadığımızdan bu konular hakkında en ufak bir bilgi sahibi değildik.

Yeni ev arkadaşlarımdan birisi, "ev işlerini; temizlik, bulaşık ve yemek yapma olarak 3'e bölelim" deyince, ben hemen, "yemek yapmaktan süper anlarım" deyip yemek işini kaptım. (Aslında hayatımda hiç yemek yapmamıştım, ama temizlik ve bulaşık daha iğrenç gözüktüğünden bari aşçı olayım dedim! )

İlk yaptığım yemek, hazır çorba ve yağda yumurtaydı
(gene yağda yumurta!! )

Lisede annem mutfakta yemek yaparken izlerdim. Oradan aklımda kalanlarla bir şeyler uydurayım dedim..Önce, hazır çorbayı suyla karıştırdım, üzerine de iki tane irice soğan doğrayıp, tenceredeki su kaynayınca sofraya getirdim! Soğanlar tıpkı balık gibi suyun üzerinde yüzüyorlardı. neredeyse kulaç atıp dışarı zıplayacaklar diye korktum..

Millet o tuhaf çorbamsı şeyi yüzünü ekşite ekşite içince de, bu sefer yumurta yapmak için mutfağa gittim!
Ancak bu kez de, yağda yumurtaya yağ atılacağını akıl edemediğimden, üstü çiğ, altı kapkara yanmış, duman duman yumurta tavasıyla geri döndüm..

Onu da "izmir usulü yumurta böyle olur" diye yedirmeyi başardım neyse ki, ama tabi bir süre sonra diğer iki ev arkadaşı "izmir usulü" yemek yememe konusunda kazan kaldırıp, ev işlerini sırayla yaptırtmaya başladılar..

Benim de aşçılık maceram böyle kısa ömürlü oldu..
Halbuki fırsat verilse içimdeki dahiyi uyandırıp "izmir usulü" yemek virtüözü olabilirdim pekala...

Baobab Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 14:54   #24
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Sn baobab, siz de çok anılar var bizimle paylaşırsanız sevinirim. Gerçekten çok güzel tarifleriniz var.

İzmir usulu yumurtayı, yumurta tarifleri kısımına da eklerseniz iyi olur belki denemek isteyen arkadaşlar olur

caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 16:38   #25
Ağaç Dostu
 
papatyam's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-11-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 2,616
Galeri: 1
Babam ve ablam Adana ya gitmişlerdi, ablam orada leblebi simit vs. bişeyler aldırmış ama her aldırdığının yarısını yemiş, yarısı derken leblebileri ısırarak bölmüş hatta babacığım kızmış ablama madem ziyan edeceksin neden aldırdın diye neyse ertesi hafta döndüler İstanbula ablam açtı valizi size bişeyler getirdim dedi bizde koştuk (ben ikizim ve küçük kardeşim) birde ne görelim yarım leblebiler şekerler ve taş gibi yarım simit babamın ve annemin yüzü hâla gözlerimin önünden gitmez paylaşmak ve kardeşlik kadar güzel bişey varmı


(bu bir mutfak macerası değil ama benim için güzel bir anı ve paylaşmak istedim)


Düzenleyen papatyam : 25-02-2009 saat 16:41 Neden: ekleme
papatyam Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 17:09   #26
Ağaç Dostu
 
nevsune's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 4,918
Galeri: 215
Yeni evlendiğim zaman yemek yapmayı hiç bilmiyordum. Nereden bilecektim ki, fakülte 2. sınıftaydım ve hem okuyup hem çalışıyordum. Akşam yemeklerimiz standart: sosis, patates kızartması ve makarna. Yalnız da olsak, arkadaşlarımız da gelse menü hiç değişmiyor.

Bir hafta sonu yakınımızda oturan teyzem elinde bir tencere yemekle geldi. Açtık baktık minicik sarılmış etli yaprak sarmaları. Biz tabii hemen saldırdık yemeğe. Eşim yerken yüzü mutluluktan uçar halde bir yandan "ooh ne güzel, küçücük bunlar" deyip, bir yandan hap gibi sarmaları yutup duruyor. Baktım adamcağız çok mutlu tamam dedim ben bunu yapayım. Ertesi gün hemen gidip kıyma, yaprak alıp başladım yaprakları sarmaya. Şimdi o sarmaları küçük diye sevdi ya, ben yaprakları bölüp bölüp sarmaya çalışıyorum. Yapraklar sarılmamakta ısrar ediyor, ben inat ediyorum. Bir tencere yaprak sarmanın kaç saat sürdüğünü hatırlayamam ama bana yıllar gibi gelmişti. Öyle bir efor sarfetmişim ki son sarmayı da tencereye koyduktan sonra başım döndü ve bayılmışım.

İşte benim ilk yemek maceram da buydu. Daha hala yaprak sarma yapmam.

nevsune Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 18:42   #27
Moderatör
 
Güler's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 27,458
Galeri: 103
Minel AŞK işte budur. Eşi seviyor diye, onu mutlu etmek için, bayılana kadar yaprak dolması sarmak.

Sevgili nevsune, şimdiki gençlere söylesen sana'' Aaaaa, canı istediyse gidip lokantada yesin'' derler.

Güler Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2009, 19:47   #28
Ağaç Dostu
 
Buket Aknar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-03-2007
Şehir: Girne KKTC
Mesajlar: 2,472
Galeri: 53
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Güler Mesajı Göster
Benim genç kızlığımda öyle veya böyle mutfak maceram pek yoktu.
Hem yaramazlığımdan hem de evde yemeği yapacak eleman bulunduğundan, evlenene kadar mutfağa hiç girmedim.
Evlendiğimde de yumurta nasıl kırılır onu bile bilmiyordum. Rahmetli annem acı acı düşünüyordu mutfakta neler yapacağımı.
Evliliğim ilk dört senesi, eşimin ailesiyle geçti de yemek yapmaktan kurtuldum.

Size anlatacağım hikâye, bir arkadaşımın yaptığı yaprak dolmasıyla ilgili.
Arkadaşım, gençliğinde başından geçen bir olay yüzünden bir müddet Rahmi Duman Kliniğinde tedavi görmüş. Daha sonrada bizim mahalledeki sevdiğimiz bir ağabeyimizle evlendi.
Evlerimiz yakın olduğundan, ve mahallemize gelin geldiğinden hemen kaynaştık.
Tedavisi esnasında kullandığı bazı iğneler için Dr.ablama geldiğinden ailece görüşür olduk.
Esasında çok iyi niyetli ve cana yakın bir kızdı. Bütün aile onu çok seviyorduk.
Bir gün, bizi akşam yemeğine davet etti.
Bütün gün hazırlık yapmış, etli yaprak dolması sarmış, çorba, pilav yapmış. Çok da uğraşmış.
Yoğurtlu yaprak dolmasını yerken, eşi birden bire elini dudaklarına götürdü, ve 10-15 cm boyunda ip gibi bir şeyi çıkarttı.
Kızcağız, kıpkırmızı oldu ve '' hay Allah ben hepsini çözdüm sanıyordum'' dedi.
Meğer, daha evvel hiç dolma filan yapmamış, bakmış ki yapraklar sarılı durmuyor, hepsini tek tek siyah iplikle bağlamış. Piştikten sonra da tek tek iplikleri çözmüş. Çözmüş ama bir tanesini atlamış.

Güler hanım; bu olayın çok benzerini ben de yaşamıştım. Yeni evlenmiştim, evlenmeden önce de sadece kahve ve pilav yapmasını biliyorum!!! Henüz öğrenciyken evlendiğim için hafta arası annem veya kayınvalidem yemek işlerini hallediyorlardı bazen annemde, bazen kayınvalidemde yemek yiyorduk ama hafta sonları ve tatillerde evimde yemek yapmaya çalışıyorum!!! ( bende mutfak hikayesi çok )
Tatilde, annem bir seyahate gitmiş, babam ise Kıbrıs'ta kalmış, ben Kıbrıs'tayım ya!!! yemek yapmayı da öğrenmeye başlamışım!!! etli yaprak dolması yapayım dedim. Bahçedeki asmadan eşim yaprakları toplamış, ben yemek kitabından içini nasıl hazırlayacağımı okuyarak iç harcını bir güzel hazırladım, yaprakları da yıkadım, sigara böreği gibi sarılacak ya... o da kolay!!!
Başladım sarmaya... sarıyorum, tencereye koyuyorum. Diğerini sarıyorum tencereye uzanıyorum ki az önce sardığım açılmamış mı!!! Olacak gibi değil ben sarıyorum, onlar açılıyor. Çıldıracağım!!! ( Asma yapraklarını sıcak su haşlayıp, yumuşatmadım, zaten öyle bir şeyden haberim bile yok)
Daha fazla dayanamadım, ben de sizin arkadaşınız gibi hepsini hediye paketi gibi iplikle (hem de yeşil bir iplikle) bağlaya, bağlaya tencereye sıraladım ve pişirdim. Piştikten sonra da ya açılırlarsa diyerek açmadım. Herkes iplikleri çöze çöze yedi, tadı çok güzel olmuştu.

Ailede hâlâ bu hikaye anlatılır. Diğer hikayeleri de daha sonra anlatacağım.

Buket Aknar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-02-2009, 06:23   #29
Moderatör
 
Güler's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2007
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 27,458
Galeri: 103
Tebrikler Buketcim. Olsun, becermişsin ya.

Güler Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-02-2009, 07:13   #30
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Dolma hikayeleri çok güzel

Bir hikaye de seneler önce arkadaşım anlatmıştı.

Arkadaşım yazın babaannesiyle kalıyordu. Eve gelecek konuk için babaannesi salata yapmasını istemiş. Arkadaşım da marulları almış, iyice temizlensin diye sıcak suyla yıkamış, ıslak kalmasın diye de bir güzel sıkmış. Masaya gelinceye kadar ne yaptığını anladığını sanmıyorum ama rahmetli babaannesinin nasıl bakmış olduğunu tahmin edebiliyorum.

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 18:26.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019