agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Üretim, Bakım, Düzenleme, Temel Malzemeler > Topraksız Tarım > Evde Topraksız Tarım Uygulamaları
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 25-03-2011, 10:37   #1
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Hangi sistemi kursam?

Selam arkadaşlar,

Yapmayı düşündüğüm sistem hakkında bir hususu size danışmak istedim. Durgun suda bitkinin strafora tutunması mı uygun olur yoksa perlite tutunması mı daha iyi olur? Ekte düşündüğüm sistemin şematik resmi var. Birinde bitki straforla kök boğazından sabitlenmeye çalışılıyor (ki genellikle uygulamalar bu şekilde oluyor). Diğerinde ise Perlit içerisinde tutunması sağlanıyor. Burada tereddüt ettiğim husus perlitin sürekli besin eriyiğinin içerisinde durması sorun olur mu? Olursa ne gibi problemler olabilir?

Ayrıca Topraksız tarım uygulamaları (şematik anlatım) adlı forum bölümünde sormuş olduğum soruya bir cevap alamamıştım. Buradan tekrar sorayım. Belki bir yanıt alabilirim

Resimdeki sistemi veya benzerini uygulamada deneyen oldu mu? Deneyen arkadaşlar varsa yorumlarını çok merak ediyorum. Ne gibi sorunlar yaşamışlardır. Özellikle de bitkinin gelişimi açısından problem teşkil ediyor mu?

İlginiz için hepinize teşekkür ederim.

 
Eklenen Resimler
  
dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 11:04   #2
Ağaç Dostu
 
malbman's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-04-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 3,522
Galeri: 15
Sayın dagbulent, sözünü ettiğiniz sistemi birebir aynısını değilse de sanırım bir benzerini Sarıcan arkadaşımız denemişti diye hatırlıyorum. Muhtemelen bu başlıktaki çalışmasındadır konu.

Sorularınıza gelince, straforda da olabilir perlitte de. Perlitte olursa saksı benzeri bir şeyin içinde duracağı için sanki biraz daha derli toplu olurmuş gibi düşündürüyor.

Perlitin sürekli olarak besin eriyiğinde durmasının hiç bir zararı olacağını sanmıyorum. Çünkü her yıl durgun su siteminde yetiştirdiğim Red Robin domateslerimi burada göreceğiniz gibi ben de aynı şekilde yetiştiriyorum ve bu güne kadar bir olumsuzluk yaşamadım.

Perlitin bir tek olumsuz yönü olabiir, o da zamanla güneş aldıkça yosunlanma olabilir.

malbman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 12:08   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-02-2010
Şehir: ISTANBUL
Mesajlar: 139
Sayın dagbulent,

Ben geçen sene sizin ilk resimdekine benzer bir sistem kurmuştum. Yeni başlayan biri için fenada ürün almamıştım. Elbette hatalarım ve eksiklerim oldu. Bildiğim kadarı ile yeni başlayan birisi için en kolay 1. resimdeki yöntem.

2. resimdeki yöntem ise bu sene yapmayı planladığım yöntem. Çok ufak değişiklikler ile. Benim sistemimde perlit öyle suyun içinde değil.
Üsten suyu verecem altaki deliklerden de fazlasını tahliye edeceğim.
Bir devir daim sistemi olucak. Zaten perlitin su tutma özelliği iyi olduğundan günde 4-5 defa sulamanın yeterli olacağını düşünüyorum. Yetmes ise artırabilirim.

Hakan Öncü / Durgun Suda Domates

bu sayfanın alt kısmındaki yazı bu sene yapmayı düşündüğüm düzenekle ilgili belki bir fikir verebilir size.

Kolay gelsin iyi günler.

Hakan Öncü Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 15:28   #4
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Sevgili malbman ve Hakan Öncü,

Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Sarıcan'ın bu sistemle meşgul olduğunu biliyordum ama sanırım çalışmasını paylaşmış olduğu forum sayfası gözümden kaçmış. Forumun bu bölümünde aradığım bütün sorulara cevap bulabileceğimi düşünüyorum. Okumaya başladım ve ilk 6 sayfayı hallettim bile

Bunun yanında bir hususu daha danışmak istiyorum. Benim balkonum açık ve doğu cepheli olduğundan domatesleri hem aşırı güneşten hem haşerelerden hem de rüzgardan korumam gerekecektir. Bunun için resimdekine benzer basit bir düzenek uygun olur mu? Şeffaf bir naylon poşete minik ve çok sayıda delikler delerek (delgi zımbası ile) korunak hazırlasam naylon olmasından dolayı sera etkisi yapıp ta çok sıcak olur mu acaba? Tecrübeli arkadaşlardan yorumlamalarını bekliyorum.

Görüşmek üzere...

NOT: Resim PDA'dan alıntıdır.

Eklenen Resimler
 
dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 15:36   #5
Ağaç Dostu
 
malbman's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-04-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 3,522
Galeri: 15
Sayın dagbulent, naylon ne kadar delik te olsa sıcaklarda muhtemelen sorun yaratır. En kötü ihtimalle içerideki damlama bitkide mantari hastalıklara neden olabilir. Pek sağlıklı bir önlem gibiymiş gibi gelmedi bana.

malbman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 16:51   #6
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Evet, ben terleme olayını düşünmemiştim. Uyarın için sağol.

Gölgeleme için satılan fileler var. Metrelik olarak satılıyor. Dün onlara bakmıştım ama almamıştım. Uygulaması daha kolay olur diye naylon daha makul gelmişti bana. Birkaç metre gölgelik file alıp domatesin etrafına bir korunak yapmak daha makul gibi görünüyor.

Peki bu filelerin ışık geçirme oranları oluyor %35, %55, %90 gibi mesela. Bir de özel olarak arı, kuş vb. gibi belli bazı amaçlar için olanlar da var. Acaba diyorum domates için bunlardan hangisi daha uygundur? Kullanan veya bilen arkadaşlar varsa paylaşmalarını rica ediyorum.

Saygılarımla...

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 17:35   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-01-2009
Şehir: sakarya
Mesajlar: 263
Ben Kocaeli için %60 kullanmıştım sanırım sizin bölgenizde de yeterli olur.

seazone Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-03-2011, 20:54   #8
Ağaç Dostu
 
Delimus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2009
Şehir: Adana-Nernek Köyü
Mesajlar: 757
Gündüz sabahtan naylonun tepesini geniş açın , akşam ezanında kapatın sorun yaşamazsınız , daha soğuk günlerde ikindi ezanında kapatın, geceyi kurtatırır.

Delimus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-03-2011, 10:57   #9
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Sayın Sarıcan'a cevaplaması için birkaç soru:

Sayın Sarıcan,

Öncelikle denemelerinizi foruma bu kadar detaylı şekilde ileterek katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim. Ben de sizin birleşik kaplar sisteminize benzer bir sistem düşünüyordum ama sizin çalışmalarınızı okuyunca tereddütler hasıl oldu. Siz birleşik kaplar yöntemini bozmuştunuz ama bunu her telaffuz edişinizde "benden kaynaklanan sebeplerden" diye de not düşmüşsünüz. Yani sizce birleşik kaplar yöntemi sizce başarılı olabilecek bir yöntem mi? Önerir misiniz yoksa kesinlikle uzak durmamızı mı yeğlersiniz? Yorumlarınızı acil olarak bekliyorum. Zira sistemi kurmak üzereyim de

Tekrar teşekkür ederim.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-03-2011, 13:29   #10
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Yakın zamanda sipariş etmiş olduğum EC ölçer ve kalibrasyon sıvısı biraz önce elime ulaştı. Hemen o heyecanla ne ölçsem diye etrafıma bakındım ve gözüme ilk ilişen damacana su oldu. Etiketinde 183 uS/cm yazıyordu ve bir pet pardağa biraz doldurup ölçtüm. Değer sürekli değişiyor. Gerçi benim de çok bekleyemememden kaynaklanmış olabilir. Bir ara 183 uS/cm değerini buldu ama sonra düşmeye başladı. Biraz bekledim ama sonra kapatmak zorunda kaldım. Belki de hassas olmasından kaynaklanıyordur. Çünkü mikrosiemens ölçümü yaptığına göre sudaki en ufak bir hareket bile değerin değişmesine sebep olabilir. Eve gidince detaylı ölçer incelerim.

Bu arada almış olduğum cihazı yazayım.

- ADWA AD31
- 1413 uS/cm kalibrasyon sıvısı

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:27   #11
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Foruma en son uğradığımdan beri aradan neredeyse 3 ay zaman geçmiş. Neler olmuş neler...

En çok sevindiğim gelişme ise Kudret beyin sera bekçisini tamamlamış ve test sürüşüne başlamış olması. Önümüzdeki yıl maddi imkanlarım el verirse ben bile almayı düşünebilirim. Tabi maliyetinin ve benim maddi imkanlarımın nasıl olacağına bağlı. En azından böyle bir sisteme sahip olmayı çok isterim.

3 ay içerisinde ben de boş durmadım ve kendimce birçok denemeler yaptım/yapıyorum. Bunları sizlerle paylaşayım istedim. Ama biraz uzun bir yazı olabilir. Artık kusura bakmazsınız sanırım

Kuzey-batı cepheli olan ve yaklaşık 6 m2 büyüklüğünde bir balkonumuz var. Burayı cam balkon ile kapattırdım. Maddi imkanları çok zorladık ama zaten bugün olmazsa yarın kapattıracaktık. Ben de hemen kapattırdım ki hiç olmazsa tarımsal faaliyetlerimde bir işe yarasın.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:28   #12
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Balkona neler mi ektim? Şöyle anlatayım:
Bi ara markette kahverengi domates görmüştüm. Tohumlarını alıp saklamıştım. Sonraları "hibrit tohumlar tekrar ekilmemeli" bilgisini okuduğum halde sırf arkadaşım bana domates fidesini getirmekte gecikti diye dayanamadım tohumları ektim. İnanır mısınız ertesi gün filizlendiler. Ben de 2 kök haricinde hepsini tanıdıklara dağıttım.
Pembe domates ise hep yetiştirmeyi arzuladığım bir çeşittir. Onun fidesinden de pazarda bir köylüden 3 kök aldım.
Başka bir fideciden 4 kök köy biberi fidesi aldım.
Son olarak Ziraat müh. bir arkadaşım da bana 5 kök sofralık sırık domates fidesi getirdi.

Nihayetinde elimde olan fideler şöyle:
5 kök sırık domates
3 kök pembe domates
2 kök kahverengi domates
4 kök köy biberi

Ancak fide sayıları biraz fazla olunca -acemi aç gözlüdür prensibi gereği - hepsini topraksız yapmayı uygun bulmadım. Hatta sonradan almış olduğum radikal bir karar ile her çeşitten sadece bir kök topraksızda olacak diğerleri ise saksıda topraklıda olacak şekilde düzenimi kurdum.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:29   #13
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
'Nasıl bir sistem kurayım' diye çok düşünmüştüm. Sonunda durgun su ile başlamaya karar verdim. Sebebine gelince: Ben ömrümde ilk defa birşeyler yetiştiriyorum. Geçen yıl biber ile başlayan bu macera bu yıl domates+biber ile devam ediyor. Yani sizin anlayacağınız tarımsal konularda tecrübi olarak henüz çok yeniyim. Hal böyle olunca basitten ve küçük çaplı başlamanın daha uygun olacağını düşündüm. İleride hobi bahçesi kurmak hep arzuladığım bir şeydir. Bunu başarırsam biraz tecrübeli olmak için şimdiden bir çok denemeler yapıyorum. Mesela geçen yıl biber ile başlamış olmak bana o kadar çok şey öğretti ki anlatamam. Tecrübe gerçekten çok farklı bi şey. Şu an hobi bahçem olsa biber yetiştirebileceğimi düşünüyorum. Önceleri bunu beceremeyeceğimi düşünürdüm hep.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:29   #14
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Sıra geldi denemelerime/gözlemlerime:
İlk olarak Kahverengi domatesten başlayayım. Kahverengi domatesin olmayacağını bile bile ekip görmek iyi oldu. Hep okuduyup öğrendiğimiz bir şeyi tecrübe etmiş oldum. Başta fideler çok iyi gelişti.Hatta şaşırdım bu kadar iyi olmasına. Ama sonraları çiçeklerin bir türlü meyveye durmaması işi bozdu. Tomurcuk oluşuyor, sonra çiçek açıyor ve bir süre çiçek olarak kaldıktan sonra sararıp dökülüyordu. Başta bunun döllenmeden olabileceğini düşünmüştüm. El ile bunu yapmaya çalıştım ama bir tek meyve dahi tutmadı. Sonunda bu iki kök domatesi sökmeye karar verdim ve söktüm. Yine de insanın içi cız ediyor
Pembe domateslere gelince: Onlar yeşil aksam olarak çok iyi görünüyorlar ama çiçeklerin döllenmelerindeki bir sorundan olsa gerek bir türlü meyveye duran olmadı. Gerçi dün bir çiçekte meyve görür gibi oldum ama çok küçük olduğu için emin olamadım. Bu gün tekrar kontrol edeceğim. Döllenme için el ile yardımcı olmaya çalışıyorum. Hatta uğur böceği bile yakalayıp getirdim ama nafile. Heirloom türlerin yetiştirilmesi gerçekten ayrı bir tecrübe galiba. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Arkadaşımın getirdiği fideler ise harika. Döllenmede hiç bir sorun yok. Yeşil aksamda da problem yok. Gayet sağlıklı bir şekilde büyüyorlar.
Biberlerde ise toprağa yakın yapraklarda dökülmeler var. Öyle ki çok çirkin bir görüntüye sahip oldular. Hatta toprağa yakın yapraklarda çok ilginç bir renk değişimi oluyor. Sanki mavi boya sıçramış gibi yapraklarda lekelenme oluyor. Daha sonra da dökülüyor. Başlangıçta çocuğumun sulu boya sıçrattığını düşünmüştüm ama sonraları birçok yaprakta da görünce öyle olmadığını anladım. Bu sorun haricinde durumları iyi görünüyor.
Bu gözlemlerim hem topraklı hem topraksız için genel gözlemlerdir ve her ikisi için geçerlidir.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:30   #15
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Topraksız için ise şunları ifade edeyim:
Öncelikle ilk defa durgun suda çalışma yapacak olan arkadaşlara önerim ağzı geniş kaplarda bu işi yapmaları olacak. Çünkü bitkinin kök yapısı geliştikçe bakım çok zor oluyor. Ben ilk olarak 10 litrelik pet şişelerle başladım. Kök miktarı arttıkça fideyi çıkarıp tekrar yerine yerleştirmek çok zorlaştı. Bunun üzerine pazardan turşu kurmak için satılan 10 litrelik plastik kavanoz diye bilinen kaplardan 4 adet aldım. Böylece işim bayağı kolaylaştı. Ayrıca Domatesler büyüyüp geliştikçe kabından çıkarmak zor oluyor. Ağır olması, eğilip bükülmesi sonucu gövdesine zarar verme ihtimali gibi sıkıntılar...vs. Bunun için en uygun yöntem bitkiyi ipe asmaktır. Şimdi diyeceksiniz ki "domatesin ipe asılması gerektiğini hepimiz biliyoruz zaten". Ben bunu tecrübe edince öğrendim. Şöyle ki: Amaç domatesi ayakta tutacak bir düzenektir. Bunu sırıkla, tel ile veya ip ile yapabilirsiniz. Ancak durgun suda bir amaç daha var ki o da besin eriyiğinin bulunduğu kabın bakımının yapılacağı zaman bitkiyi ayakta tutmasıdır. Ben tavana bir ip gerdim. Bu ipeten de her bir fidenin straforuna bir ip bağladım. Fideyi de bu ipe sarmaşık misali doladım. Su değişimi, ec/ph kontrolü gibi durumlarda straforu birkaç santim yukarı kadırıp kabı altından alıyorum ve straforu kendi haline bırakınca bitki havada ipe asılı duruyor. Ben kabın bakımını yapıncaya kadar da öylece duruyor.

Şu ana kadar gördüğüm kadarı ile topraksız tarımda eğer otomatik düzenekler yoksa gerçekten çok vakit alan bir uğraş. Ben her akşam eve geldiğimde öncelikle 4 kavanozun her birinin ayrı ayrı sularını tamamlıyorum. Daha sonra ec ölçümlerini yapıyorum. Bazen bunu yapmadığımda oluyor. Sırf üşengeçlik Daha sonrasında da ph ölçümünü ve ayarlamasını yapıyorum. PH ölçümünü ve ayarlamasını mutlaka hergün yapmaya çalışıyorum. Çünkü en çok değişen değer PH. EC değerleri şu ana kadar çok fazla değişmedi. Belki havaların henüz çok ısınmamasındandır belki de bitkiler henüz çok büyümemişlerdir. Eğer EC değerinin de PH gibi hergün ayarlanması gerekirse bu iş gerçekten çok zorlaşacak. Üstüne üstlük bir de tatile gitme durumlarını düşününce insan düşünmeden edemiyor tebi. Ama olsun, durmak yok, çalışmaya devam. Çözümler üretmeye çalışacağım.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 13:52   #16
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 02-02-2010
Şehir: ISTANBUL
Mesajlar: 139
Sayın Dagbulent,

Açıkçası siz zor ve meşakatli bir yol seçmişsiniz. Açıkçası seçtiğiniz yönteme bağlı olarak uğraşım süreniz de değişiyor. Ben günde 5-10 dakika kontrol ediyorum. Haftada 2 kere Ph ve Ec Ölçümü yapıp eksik miktarı ölçüme göre yapıyorum. Tabi benim yaptığım sistem sizinki sine göre farklı ve benim besin depom 90 litre. Değişimler çok fazla olmuyor ve şimdilik haftada 2 kere kontrol yeterli oluyor.
4 Ayrı sistemi tek bir yerden besleme olasılığınız varmı dır. Sadece orasının Ec ve Ph değerlerini kontrol edin.

Kolay gelsin.

Hakan Öncü Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:37   #17
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Sayın Hakan Öncü,

Başta ben de bahsettiğiniz türden bir sistem kurmayı düşünüyordum ama bu defa da sistemin kurulumu bana biraz zor geldi. Nihayetinde su pompası, hava pompası, zaman rölesi, hortumlar, rakorlar, vs. vs. vs. Bunlarla uğraşacak çok vaktim de yoktu. Bu yüzden en basit düzenek olan durgun su ile başlamayı yeğledim. Bu hem bana tecrübe oldu hem de işe bir anda dalıp işin içinde boğulup hevesimi kaybetmememi sağlıyor. Seneye biraz daha iyi sistemler deneyeceğimden emin olabilirsiniz.

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-06-2011, 14:41   #18
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2008
Şehir: KONYA
Mesajlar: 16
Ayrıca söylemeyi unutmuşum; Dün itibari ile topraksız düzenekte bulunan kahverengi domates ile pembe domatesi söktüm. Kahverengi domatesle ilgili sorunu daha önce söylemiştim. Pembe de ise kimin yaptığını henüz bilmiyorum ama birisi benden habersiz balkona girmiş ve sanırım istemeden de olsa fideyi kırmış Öyle olunca pembe domatesi de sökmek zorunda kaldım. Şu an topraksız sistemde bir kök domates ve bir kök te biber var. İşim azaldı yani

dagbulent Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-07-2011, 00:41   #19
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 28-03-2011
Şehir: BURSA
Mesajlar: 37
Arkadaşlar
durgun su yetiştiriciliğinde su dolu kavanoza fideyi koyacağımız pet bardağa ne koyacağız.yani fide petin içerisinde suya temas ederken fideyi nasıl dik tutacağız. perlitmi yoksa ponza taşımı? benim aldığım perlit özel toprak gibi bişey. eğer petin içine onu koyarsak suya karışmazmı. teşekkürler

hbaykal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-08-2011, 20:08   #20
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 05-05-2011
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 96
cevapları bu sorunun mevcut forumda ; perlit degil Tarım perliti olabilir (farklıdır kum yerinede perlit kullanılır tarım perliti 11 veya 14 kalibre dedikleri digerleri kum gibi.. ) yok yine benzer sorun yaşıyor iseniz sünger hidraton kaya yünü .. vs

fusion1 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 00:11.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019