agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Reklam


Anket Sonuçlarını Göster: GDO'lu besinler tüketmek ister misiniz?
GDO'suz olduğunu bilmek istiyorum 243 98.38%
Binde dokuza kadar GDO'lu içerik benim için sakıncasızdır 2 0.81%
Benim için olmuş, olmamış farketmez 2 0.81%
Oy Verenler: 247. Bu ankete oy veremezsiniz

Beğeni Düzeni200Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 21-06-2010, 09:04   #61
Ağaç Dostu
 
Acarextt03's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-01-2009
Şehir: İstanbul & 57
Mesajlar: 502
Galeri: 7
İşte duyarlı bir anne....
Size canı gönülden katılıyorum...
Yanlız ? işareti artık okullara beslenme götürmek yasak mı?
Neden kantinden alışveriş yapılması isteniyor ki?
Bundan 20 yıl evvel özellikle beslenme evden getirtilir...
Kantinden alanlara öğretmenim kızardı...
Demek ki devran değişiyor....

Şahsen o günleri özlüyorum dersem kimse beni geri
kafalılıkla itham etmez değil mi?

Acarextt03 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-06-2010, 15:10   #62
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,851
Galeri: 90
Bu proje, faks sahibi biri projeye katılmadı diye tıkanmış durumda... Daha bunu aşamadık

Bir tel no edinin ve farks satın alın diyecekeler için not: Hepsini biz mi yapacağız?

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-06-2010, 15:56   #63
Ağaçsever
 
hbayraktar's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-12-2009
Şehir: İzmir
Mesajlar: 87
Tükettiğim şeyin ne olduğunu, ne oranda olduğunu bilmek, uzun vadede zarar verecekse tüketip tüketmeme tercihini kendim yapmak isterim.

İyi bir örnek olmayacak ama: sigara'nın olası zararlarını öğrenebilir ve içeceksem bunları minimuma indirecek şartları oluşturmaya çalışabilirim, veya içmeyebilirim, bırakabilirim. Yine misal: şarküteri ürünlerinin ileride vereceği zarar ve tahribatı bilmiyorum, içerikleri açıklanmayan gıdalarda bilgi özgürlüğüm elimden alınır, farketmeden tüketerek, bilmediğim negatif etkileri ile başbaşa bırakılmamın haklı bir tarafı olmadığına inanıyorum.

Biraz geç olacak ama ihtiyaç varsa, zamanım müsait, fax'ım yok, eskiden bilgisayardan fax alınıp gönderilebiliyordu, hala yapılabiliyorsa beni de sayabilirsiniz.

hbayraktar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-06-2010, 13:06   #64
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Evde faksım yok ama daha önce de söz verdiğim gibi, okulların tatili ile evde geçecek zamanım arttı, üzerime düşen görevi yapabilirim.

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-06-2010, 19:16   #65
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Tüketici isterse neden olmasın? Arz talebe göre değil mi? Sn. Meyvelitepe'nin 21.6.2010 tarihli yazısını okumanızı tavsiye ederim.


"Organik ürün pazarları, raflarda organik etiketli ürünler boşuna mantar gibi bitmiyor, çünkü biz öyle istiyoruz. Pazarlarda domateslere, çileklere hormonsuz etiketleri boşuna konmuyor, çünkü biz öyle istiyoruz. Bazı reklamlarda ürünlerin GDO içermedikleri boşuna ilan edilmiyor, çünkü biz öyle istiyoruz. GDO'nun sağlığımıza, gelecek nesillere neler yapabileceğinden henüz haberdar edilmesek de, biz üretmesek de, üretildiği yerlerden başlayarak geleceğimizin garantisi olan biyolojik çeşitliliği azaltacağını biliyoruz. O halde seçimlerimizi bu gerçekleri göz önüne alarak yapabiliriz."
http://meyvelitepe.typepad.com/

Üretici firmalar yanında sunan birimler (öncelikle okul kantinleri) de anket kapsamına alınabilir mi?

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-06-2010, 23:06   #66
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 01-10-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 275
Sevgili Malina ben faksımın olduğunu ve kullanabileceğinizi söylemiştim.

nkoksal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-06-2010, 13:57   #67
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,248
Teşekkürler. Fax konusu, gelen faxların bilgisayar ortamına alınması, tasnif edilmesi vb. gibi işleri de gerektiriyor. Çok geciktiğimiz bu projede sanırım Uzaytek'in yeni desteği ile devam edebileceğiz.

Kantinler gibi ürünleri sunan birimler, hatta marketler ikinci dalga hedefimiz olmalı. Onlara "GDO'suzları getir, ayrı bir yere koy" diye baskı yapabilmeliyiz. Faka şu aşamada hangi markanın hangi ürününün GDO'suz olsuğunun bilinmesine ihtiyaç var.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 13:40   #68
Ağaçsever
 
Kirmit's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-01-2011
Şehir: Alanya / Antalya
Mesajlar: 55
Selamlar,
Geçenlerde tv'de bir doktor tarafından, bir uyarı daha izledim hazır gıdalarla ilgili. Hazır gıdalarada bulunan, aroma artırıcı, doğala özdeş aroma, E... rakamlı maddeler ya da msg (mono sodyum glutamat) olarak da belirtilen madde de mısır şurubundan yapılıyormuş ve pek çok sağlık sorunuyla birlikte kansere de neden oluyormuş. Tatlı-tuzlu pek çok hazır gıdada tat artırıcı etkiye sahip diye kullanılıyormuş.

http://www.gidaraporu.com/katki-madd...-saciyor_g.htm

http://indigodergisi.com/gulsen133.htm

http://www.annecocuk.com/modules/new...=29160&forum=1

Daha fazla araştırmıştım ama şu an bu linklere ulaşabildim.

Sevgi ve saygılarımla...

(GDO konusunda eşim ve ben alışveriş yaptığımız marketlerde, bu konuda bildiklerimizi market işletenine, çalışanına aktarıyoruz ve o gıdaları ya da riskli gıdaları almadığımızı mutlaka belirtiyoruz, teklikelerinden bahsediyoruz. Tabi bazen etki ediyor, bazen aldırılmıyor. Diğer yandan tanıdıklarımıza bahsediyoruz. Tüketmemek de önemli bir etki yaratacak diye düşünüyorum şimdilik.)

Kirmit Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 17:19   #69
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 20-06-2008
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 554
Bir süredir çantamda taşıdığım zararlı katkı maddeleri listesi:

http://www.fikirsahibidamaklar.org/etiket-hafiyesi/

İlk market alışverişim 2 saatimi almıştı. Ama alışveriş yaptıkça bazı markaları tanıyorsunuz, çok fazla zaman kaybedilmiyor.

Ekmek yapmak için satılan karışım unlarda, çok bilindik markalı hazır ekmeklerde genelde soya unu oluyor. Un veya ekmek seçmek ne kadar sürebilir ki demeyin 1-2 marka dışında hepsinde katkı maddeleri var.

Hazır köfte - kıymaların içine karıştırmadık şey bırakmadılar.

Şimdiye kadar nar ekşisinde %100 nar konsantresi olan olan tek bir marka bulabildim. (Hep glikoz katkısı oluyor. O da mısırdan elde ediliyor sanırım.) Fiyatı da diğerleriyle aynıydı! Bakmayan için aralarında hiçbir fark yok.

Monosodyum glutamat da doğal olarak permesan peynirinde varmış. Lezzet arttırıcı etkisi sebebiyle birçok yemekte kullanılıyor. Onun dışında paketlenmiş gıdalar, panelenmiş yiyecekler mısır ve msg'siz olmuyor. Malesef çok da lezzetli olduklarından bunlardan tümüyle vazgeçmek çok zor

Sonuç olarak az da olsa ürünlerinin içeriğinde katkı maddelerinden kaçınan firmalar var. Müşteri olarak desteklemezsek yakında onları da kaybedebiliriz.

pria beğendi.
verdoque Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 22:02   #70
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
Arkadaşlar,

Organik ürün diye pazarlanan ürünlerin GDO'lu veya GDO'suz olduğunun önemi yokmuş, Organik ürün sertifikası; sadece üretilirken kimyasal kullanılmayan toprakta ve kimyasal kullanılmadan üretildiğini garantiliyormuş. Bu durumda hiçbir ilaçlama yapılmadan üretilen GDO'lu tohumlar genellikle Organik Tarımlarda kullanılıyormuş ve Organik Tarım adı aslında bir yerde GDO'lu ürünlerin satış pazarlama taktiği olarak büyük bir marketin çalışmasından başka birşey değilmiş... Dikkat Miş'ler ve bunları kesinlikle emin olmadığım duyumlar olduğu için yazdım. bunların doğru olup olmadığını biliyor musunuz?

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 22:32   #71
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,248
Bunlar doğru değil. En azından şimdilik. GDO lobisinin bu "miş"leri hayata geçirmek için çabaları var. Muhtemelen de FDA'yı yanlarına alırlar, ancak bu sadece ABD'de geçerli olur (olursa).

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 22:47   #72
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
Arkadaşlar,

Az önce öğrendiğim kadarıyla 2010 Ağustos ayında mevzuatta yapılan değişiklik ile GDO'ların Organik Tarımda kullanımı yasaklanmıştır. (burası kesin) O tarihden önce ise Organik Tarımın malesef %80'i GDO'lu tohumlarla yapılmış olabilir...miş... (burası Türkiye geneli için emin olmadığım ama Antalya'da oteller için üretim yapan seralar için kesinleşmiş bilgidir.)

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-01-2011, 23:57   #73
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,248
Türkiye'ye henüz yasal olarak GDO'lu tohum girmedi. Seralarda üretilenlerin sebze olduğunu varsayarsak, henüz dünyada da yaygın olarak pazarlanan GDO'lu sebze tohumu yok (bir Türk üniversitesinin kapalı alanda yaptığı GDO'lu kavun deneyini saymazsak).

GDO'lu tohumlar, soya, kanola, mısır, pamuk, tatlı patates ve şeker pancarında yoğunlaşıyor. Meksikada GDO'lu buğday da söz konusu. Pirinç'de hazırlıklar var ama piyasaya sürülmedi bildiğim kadarıyla.

Bu bakımdan hibrid'ler ile biyoteknoloji yoluyla DNA'sı değiştirilen organizmaları karıştırmamak gerek.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 00:30   #74
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
Doğal melezler değil de kısırlaştırılmış hibrid'ler ile gdo'lu ürünler arasında çok da fark olmadığını düşünüyorum. bence kısır tohumlar da gdo'lular kadar zararlıdır. ve muhtemelen kısırlaştırılmış tohumlarda gdo'ya benzer teknolojinin ürünü olabilirler. GDO'lu orman ürünleri bile var ve doğa için asıl büyük sorun da bu GDO'lu ağaçlar. domates ve salatalıkta gdo'lu ürün hiç yok mudur?

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 01:02   #75
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 22-04-2010
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 481
Uzun süredir patlatmak için mısır alırken üşenmiyorum, raflarda kaç marka varsa paketlerinin arkasını dikkatlice okuyorum. ".... dan ithal edilip firmamızda paketlenmiştir" gibi açık bir ibareye sadece bir firmanın ürününde rastlayabildim. Çoğu pakette "Türk Malı", "Türkiye'de üretilmiştir" yazıyor, açık olarak "Adapazarı'nda üretilip firmamızda paketlenmiştir" yazan bir markaya rastladım. Merak ettiğim konu şu, ambalajlara konulan bu ibarelerin doğruluğu nasıl denetleniyor? "Türk malı" yazan bir paketteki mısırın ithal olmadığı garanti edilebilir mi?

Gümrüklerin çoğu konuda istismara açık olduğu acı bir gerçek, GDO konusu gündeme gelmeden önce ya da şu anda ithal edilen mısırların GDO içerip içermediği ne şekilde denetleniyor bunu da merak ediyorum. Analizlerin yapıldığını haberlerde duyuyoruz, ancak sonuçları kamuoyuna açıklama konusunda çok ketum davranılıyor. Ayrıca numuneler koca bir gemi dolusu dökme mısırın üst kısmından 300-500 gr şeklinde alınıyorsa yapılan analizlerin de bir anlamı kalmıyor bence.

En kısa sürede etiketleme işinin bir düzene girmesini umut ediyorum. Kanun koyucu ve uygulayıcılar GDO konusuna bir düzen getirinceye kadar da üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım. Günlük en azından yarım saat - 1 saat bu iş için düzenli zaman ayırabilirim.

elek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 01:15   #76
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
Kanunlar da teknoloji de yeterli olmayabilir. GDO'nun öyle kolay test edilebilir birşey olmadığını düşünüyorum.

GDO üzerine okuduğumuz çoğu şeyin de doğruluğu tartışılır. örneğin; gdo'lu ürünlerde bakteriden alınan ve yeni gen kabul etmeye yarayan bir gen mutlaka varmış, testlerde sadece bu gen var mı yok mu diye bakılırmışşş... hiçbir bilgi doğru mu yanlış mı bilmiyorum.

Bu durumda kanundan çok yaptırım önemli oluyor. Eğer bu suçun yaptırımı kısaca cezası çok ağır olursa bu durumda markalara da güvenimiz artar. ceza o kadar büyük olmalı ki; "o kadar büyük bir marka, böyle bir cezayı göze alamaz" diyebilmeliyiz.

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 02:04   #77
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 22-07-2008
Şehir: Ankara
Mesajlar: 5
Galeri: 1
Keşke her ürünün üzerine GDO'ludur ya da GDO'suzdur diye yazılsa ve biz de buna inanabilsek. Açıkçası GDO'suz olduğunu ifade eden firmalara ya da ürünlerine mecburen yöneliyoruz ancak ülkemizde bunun da doğru olup olmadığını bilmek mümkün olamıyor. Üreticinin insafına kalmış gibi sanki. Çocuklarımız bilinçli bilinçli olmasına da, neticede çocuk... GDO var mı bunda, diye soruyor, mısır şurubunu biliyor, ancak büsküvi çikolata yemekten de kendini alamıyor ne yazık ki.

dorik Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 10:06   #78
Ağaçsever
 
Kirmit's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-01-2011
Şehir: Alanya / Antalya
Mesajlar: 55
Ben köylülerin, kendi ürettikleri tohumlara ulaşmaya çalışıyorum. Ailem yazları köye gider sebze ve meyvelerini kendileri yetiştirir, ya da birisine yaptırırlardı. Geçen yıl onlardan doğal yetişmiş mısır, sebze tohumlarından istedim, babam bile şaşırdı, GDO ile ilgili söylediklerimi duyunca." Demek ki eski usül devam etmemiz lazım" dedi.Karadenizliler mısırsız yapamaz, mısırlarını korumuşlardır diyordum ancak çok fazla tohum bulamadım işin gerçeği.
Akdarı denilen bir mısır tohumu buldum, birkaç sebze tohumu... Henüz ekip yetiştirme fırsatım olmadı ama anladığım kadarıyla artık köylerde de, fazla verim elde edeceğiz diye ziraat odalarından tohum almaya başlamışlar. O tohumlara da ben güvenemiyorum. Babam, geçen yıl, hiç olmadığı kadar büyük ve çok salatalık, sebze yetiştirdiklerini söyledi. Başka bir akrabamız da verimli tohumların kilosunun çok pahalı olduğundan bahsediyordu. Bütün bunlar beni endişelendiriyor ama yine de umudumu koruyorum.

Kirmit Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 12:40   #79
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Mısır ununu ve patatesi az kullanırım ama kaç senedir GDO yüzünden gönül rahatlığıyla alıp çocuklara yediremiyordum. Kastamonu'da bir çok şeyde olduğu gibi mısırda da doğal tohum kullanıldığını duyuyorum, büyük marketlerden değil de köyünden getirenlerden almaya başladım. Patatesi ise sadece organik bulursam alıyorum. Biliyorum ki bu çok yetersiz, ne kadar dikkat edersek yine GDO'ya bulaşıyoruz. Biz evde ne kadar dikkat etsek de okul kantinlerinde hatta yemekhanelerinde GDO'lu ürünler var.

Bizim doğal ürüne talebimiz ne kadar çok olursa, arz da ona göre zamanla şekillenir. Her yerden olmasa bile bazı yerlerden, ya da bazı yerlerin bazı raflarından gönül rahatlığı ile istediğimizi almaya başlarız. Son bir yıldır organik rafların, günlük sütlerin artması, tüketici talebinin sonucu.

Bireysel olarak seçici satın alma yanında sesimizi duyurmalıyız. En tepeye duyuramazak, doğrudan aldığımız yere duyurmanın da etkisi olur diye düşünüyorum. Sürekli gittiğimiz marketin müşteri hizmetlerine yazılı olarak istediğimiz ürün özelliklerini bildirebiliriz. Ben bir yazsam, aynı konu için başkaları da üç yazsa damlaya damlaya göl olur. Sonuçta satış için oradalar, alıcıyı duymak zorundalar. En basit bir örnek; mahalle bakkalımız geçen sene günde 2-3 şişe günlük satarken, talep oluyor diye başka markalarla da anlaştı, şimdi yetiştiremiyor.

Çocukların okulundaki yemek firması ile görüştüm. Özellikle kullanılan şekerleri sordum, mısır şurubu kullanmıyorlarmış. Kantinlerde satılanlardan bahsettim, biraz meyveye yönelmişler. Ama yalan ama doğru bana bir şeyler söylendi, ben çıkınca olay da onlar açısından unutuldu. Benim dışımda 10-20 veli aynı şeyi sorarsa "Ya, demek ki problem var, ne yapabiliriz?" diye düşünmez mi iyi bir yönetici.

Temiz Besin Hareketi "GDO'lu ise Bilmek Hakkımızdır" kesinlikle. Ama biz bir şeyler yapmazsak, sorgulamazsak, sormazsak, istemezsek başkaları hiç bir şey yapmaz.

Ozlem A beğendi.
Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 16:14   #80
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
internetten son günlerde GDO üzerine birçok şey okudum, özetini çıkarmak gerekirse;

GDO her zaman için zararlıdır.

GDO'lu ürünlerde yeni gen kabul etmeye yarayan bir bakteri geni kullanılıyor.

GDO'lu ürünlerin büyük bir kısmı gerçekte hiçbir genetik mutasyona uğramadığı halde bazı firmalar tarafından sahiplenilmiş ve kısırlaştırılmış ürünler. Gerçekte onların büyük bir kısmı farklı bir çoğrafyanın çok fazla bilinmeyen yerli ürünleri. sadece tohumun çoğalıp yayılmasını engellemek ve tekelleştirmek için kısırlaştırılıyorlar. sözünü ettiğiniz büyük salatalıkların bir kısmı böyle olabilir. Bunların birebir aynısı olan yerel tohumlar yok edilmeye çalışılıyor.

GDO'luların bir kısmı ise firmalar tarafından lisanslı genler taşıyorlar bu genler başta zararlılara karşı ilaçlama gereksinimi azaltmaya yönelik ve iklim şartlarına uyum için verilen genler ve hemen her ürün için klasik bilinen genler kullanılıyor. iklim şartlarına uyum için kullanılan genler genellikle hayvansal ve bir balığa ait genler olduğu için eskiden domates yemeyen fareler artık domatesteki bu genin çekiciliğine dayanamayarak domates yemeye başlıyor. yani aslında GDO'lu ürünler daha fazla zararlıyı cezbediyor. Zararlılardan koruyucu genler toprağı da zehirliyor. Genelde zehir içeren genler kangurular tarafından çok tüketilen ama diğer hayvanlar için çok zehirli içerik taşıyan bir bitkiye ait. Ayrıca bir de solucana ait gen çok kullanılıyor.

Diğer genler ise ürünlerde "lif" oranını arttırmaya yönelik bunu uzun süre sağlamlığını korumak ve raf ömrünü uzatmak için yapıyorlar. Domateslerin çok fazla kılçıklı olması ve çok hızlı büyüyen GDO'lu ağaçların ağırlıklarını taşıyabilmesi için verilen genler bu liflere örnek. Bir başka sorun da GDO'lu ağaçlar çürüse bile bu lif yapısı bir asırdan uzun süre toprakta çürümeden kalmaktadır. Bunlara plastiğe benzerliğinden dolayı sentetik gen deniliyor. Henüz ülkemize girmemiş olsa bile en çok kağıt üretimi için kullanılan; karaağaç kılçıkları taşıyan kavaklar var. Çok hızlı büyüyor, seliloz oranı yüksek, ikinci yılında hasat edilebiliyor. fakat doğada çüremesi, yok olması çok zor. Dünyada GDO karşıtlarının en çok karşı oldukları GDO'lu ürün, bu ağaçlar.

Bir de pazarlama ve marketing genleri var. Bunlar tamamen tüketiciyi aldatmaya yönelik genler. örneğin hiç yeşermeden direk kırmızı olarak büyüyen domatesler. bunlara bir başka bitkinin kırmızı rengi veriliyor ve domates gerçekte hiç kızarmamışken bile kırmızı olarak büyüyor. Büyük sorun da burada başlıyor. Başta alerjik rahatsızlığı olanlar bunlardan çok etkileniyor. Patlıcan'dan alınan gen çok fazla kullanılıyor.

GDO'lu ürünlerde çok hızlı büyümeyi sağlayan ise genelde bir genin alınması veya bozulması ile elde ediliyormuş. aslında bir çeşit kanserli gen oluşturuluyor. büyümeyi sağlayan zamanlayıcıyı bozmak gibi.

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 14-01-2011, 16:36   #81
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
GDO her zaman için zararlıdır.

Çünki hiçbir zaman örneğin Gojiberry deki yararlı enzimlerin normal çileklerde de üretilmesine hiçbir zaman çalışılmamıştır. veya Şeker otundaki zararsız tatlandırıcının Şeker pancarında üretilmesine de çalışılmamıştır. Glutensiz buğday üretmek de akıllara gelmemiştir. Bilim her zaman kötü değildir. hepimizin evinde ekmek bıçağı var ama belki de hiçbirimiz onunla bir başkasını yaralamamıştır. eğer GDO iyi amaçlar için kullanılsaydı belki de pahalı hiçbir ilaç olmazdı. herkes sağlığa daha kolay ulaşabilirdi. ama malesef istenilen bu değil. açıkça GDO'nun gözle görülebilir sorunlarını bütün dünya görüyor fakat henüz test edilip kesinliğe kavuşmamıştır ve insanlığı doyurmak için malesef GDO'ya muhtacız yalanları ile çoğunluğu kandırabiliyorlar.

GDO'lu ürünler yaygınlaştığı ülkelerde (her ne kadar da test edilmeiş olsa da)
gözle görünen sorunlar;

erken ergenlik dönemine geçen genç kızlar. ( 6-9 yaşında)
çok fazla kadın hormonu taşıyan kadın ve erkekler.
kadın nufus artışı
Arıların daha çok GDO'lu ürünlerin yetiştiği yerlerde yok olması.
GDO'lu patates üretilen topraklarda başka ürün yetiştirilememesi.
Kuş ölümleri.
bazı böcek türlerinin çok fazla çoğalması.
GDO'lu tahıl yetiştirilen yerlerde GDO'suz tahılların da GDO'lularla tozlaşarak yok olması.
GDO'lu ürün yetiştiren çiftçilerin bazı firmalar tarafında köleleştirilmesi.

Düşünsenize Kıbrıs Barış Harekatında bizim paramızla satın aldığımız silahlarımızı bile kullanmamıza mani olmuşlardı. onların tohumlarına muhtaç kalırsak gelecekte istedikleri zaman bize tohum vermeyerek ülkemizi açlığa mahkum edebilirler.

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-01-2011, 23:00   #82
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 24-11-2010
Şehir: izmir
Mesajlar: 617
küçüklüğümüzde çok yaygında NBC korumaları ama şimdilerde unutuldu.
N'yi atalım, geriye B : Biyolojik, C : Kimyasal savaş kalır.
günümüzde yaşananların bir kısmı buna GDO da dahil, biyolojik ve kimyasal savaşın ta kendisi.

mavikartal5 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-01-2011, 00:44   #83
Ağaçsever
 
AÇakıcı's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-01-2009
Şehir: istanbul
Mesajlar: 98
çok eskiden kölelik vardı, zamanla kölelik çok pahalılaştı, sonra sömürgeler başladı ve zamanla sömürge de pahalılaştı, sömürgeyi kapitalist düzen adıyla biraz ucuzlattılar. fakat yakın zamandaki küresel kriz gösterdi ki, artık kapitalizm de pahalılaştı...

büyük oyuncular bir araya gelerek biz piyonlardan daha iyi yararlanabilmek için oyunun kurallarında yeni iyileştirmeler yapmaya karar verdiler.

eski oyun kuralları gözden geçirildi;
1- kölelik pahalılaştı çünki zamanla çok fazla köle ihtiyacı duyulmaya başlandı. köleleri toplamak, bastırmak, eğitmek, doyurmak maliyetleri arttırıyordu.
2- sömürge pahalılaştı çünki sömürülecek alanlar arttıkça sömürgeleri bastırmak için gerekli askeri güç de diğer sömürgelerden karşılanmaya başlanmıştı bu durum bir çok maliyeti de güvenlik açığını da beraberinde getiriyordu.
3- kapitalizm pahalılaştı bunu kırabilmek için paranın manası değiştirildi 1950 ve 1970 yılları arasında her ülke para stoğu kadar altını devlet hazinesinde tutma zorunluluğunu kaldırdı. Büyük ülkelerde özellikle de ab~d'de bankalar portföylerindeki parayı emlak piyasasındaki taşınmazlarda tutmaya başladı. fakat yine bankalar morkıç adındaki yeni silahı kendilerine doğrultarak intihar ettiler. çünki bu kredi sistemi emlak fiyatlarını düşürdü. bu da büyük bankaların para yerine ellerinde tuttukları emlakların fiyatını yani portföylerindeki toplam paranın miktarını düşürdü.

Bütün krizlerde sadece bir sektör zarar etmedi ve krizden kârlı çıkmayı başardı; GIDA

Sorun çözüldü;
Eğer gıda sektörünü elinizde tutarsanız bütün piyonlara hükmedebilirsiniz.
Önce GDO ile Organik Pazar oluşturdular ve yıllardır Organik Pazar adı altında GDO'lu ürünler pazarladılar.
Sonra Yeşil Dizel adı ile doğa dostu olmaya başlayan insanları kandırdılar, yandığı zaman geriye çok daha ağır meteryaller bırakan gıda kökenli ürünlerle çalışan arabalar yemeğimize ortak ettiler. BİODİZEL ASLA DOĞA DOSTU DEĞİLDİR.
Düşünsenize; bize ekmek üreten tarla aynı çalışmayla çok daha pahalı olan benzini de üretecek.
Bindiğimiz arabamız bizim ekmeğimize ortak olacak.
Yeşil Dizel aslında sadece gıda fiyatlarını arttırmak ve yüksek gıda fiyatlarını sabitlemek için uydurulan yeni düzenin bir parçası.
Öncelikle Yağ fiyatları yükselecek, devamında gıda için ekilen araziler benzin için ekilmeye başlanacak ve ikinci darbeyi ekmek yiyecek... peşinden de bütün gıda ürünlerinin fiyatları artık hiç düşmeyecek şekilde yükselecek.

Gıda fiyatları Benzin ile yarışacak...

Çünki büyük oyuncular;
yeni dünya oyununun kurallarında piyonların ipini bu şekilde tutmayı planlıyor.

AÇakıcı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-01-2011, 23:13   #84
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 26-07-2010
Şehir: kocaeli
Mesajlar: 6
bende gdo ya karşıyım. doğal beslenmeye dikkat ediyor katkılı besinlerden uzak durmaya çalışıyorum.

a.çiçek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-01-2011, 11:58   #85
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 26-10-2009
Şehir: Bandırma
Mesajlar: 934
GDO'lu bitkilerin insanlar üzerindeki etkileri önümüzdeki seneler çıkacak, gerçi günümüzde de kanser vakalarının ve diğer hastalıkların ne kadar arttığını da göz ardı etmemek lazım. Çocuklarımıza kendi ellerimizle gdo lu besinler yedirmemeye azami özeni göstermemiz gerekmektedir. Özellikle de içinde bulunduğumuz kış aylarında sera ürünlerinden de uzak durmamız gerekmektedir. İnsanın 3-4 ay domates,biber salatalık, fasulye tüketmezse hiç bir şey kaybetmeyeceğini ve kış aylarında vücudun baklagillere daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

amatör hobici Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-01-2011, 12:45   #86
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 26-10-2009
Şehir: Bandırma
Mesajlar: 934
Aşağıdaki yazı Türk Tarım Politikası hakkında bir fikir verebilir sanırım.
Yorumsuz:

BU KANUNLA BEŞİKTEN MEZARA O ŞİRKETLERİN MÜŞTERİLERİ OLUYORUZ



Geçen hafta Anayasa Mahkemesi Tohumculuk Kanunu hakkında benim de görüşüme başvurdu. Üyelere bir sunuş yaptıktan sonra sorularını cevaplandırdım.

Yasanın eleştirilecek epeyce yönü var. Bu yazıda en önemli bir yönüne değineceğim. Kanunun 15. maddesi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının 5.,6.,7. ve 8. maddelerdeki yetkilerini Türkiye Tohumcular Birliğine devredebileceğini (hem de muhtemelen sonsuz) belirtiyor. Tohumda dünyada büyük bir tekelleşme var. Çok az sayıda dev tohum firmaları piyasayı paylaşmış durumda. Üstelik bunların da önemli bir kısmı aynı zamanda tarım ilaçları üretiyor. Bu nedenle de şirketin tohumlarının daha çok tarım ilacı istemesi işlerine gelebiliyor. Hatta içlerinden beşeri ilaç üretenler de var. Beşikten mezara müşterileri oluyoruz. Hasta olursak bunlar için de daha iyi. Tohumu belirleyen uzaktan bir ürünün nasıl olması gerektiğini, hangi ilaçların kullanılacağını vb. belirlemiş oluyor. Ürünler besleyici değerlerini ve lezzetlerini kaybediyor. Tarım ilaçları ile zehirleniyor. Halkın da bunları modernleşme diye kabul etmesi isteniyor. Bu güç önce ekonomik olarak ele geçiriliyor. Ancak sonra kanunlarda belirleyici olabilirlerse kendilerine yönelik yasaklar getirebiliyorlar. Örneğin kanun köylülerin tohumlarını veya bunlardan üretilmiş fideleri satmalarına yasak getirdi. Bu firmalar ülkemizde de hâkim. Yerli firmaları satın aldılar. Kurumlara hâkim oldular. Bakanlığın devrettiği yetkiler tohum üretimi, sertifikasyonu, ticareti ve denetimi ile ilgili. Türkiye Tohumcular Birliğine şüphesiz büyük tohum firmaları hâkim oluyorlar. O zaman kamu yönetimi de firmaların eline geçmiş oluyor. Bu yetkiler eline geçtiğinde, tamamen kârı en çoğa çıkarmak için çalışan bu firmaların neler yapabileceklerini tahmin edebilirsiniz. Bu aslında tam bir sınıf tahakkümü oluyor. Hâlbuki Anayasanın 6. maddesi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenliğin kullanılması hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz “demekte. Bu 15. madde ise egemenliğin firmalara devri oluyor.

Firmaların egemenliği mi, millet egemenliği mi?

Prof. Dr. Tayfun Özkaya

Odatv.com

amatör hobici Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-01-2011, 22:30   #87
agaclar.net
 
MeyveliTepe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-03-2007
Şehir: Kocaeli
Mesajlar: 8,248
Hindistanda olan bitenler hakkında Vandana Shiva'nın bir konferansını dinleyerek üç bölüm halinde çevirdik. Çeviriye önemli bazı referans linkleri ve Monsanto'nun GDO'lu tohum satmak için yaptığı bazı reklam videolarını da ekledik.

Yeryüzü Demokrasisi -1
Yeryüzü Demokrasisi -2
Yeryüzü Demokrasisi -3

Açlıkla yüzyüze bazı Afrika ülkelerine GDO'lu mısır yardımı yapılmak istendiğinde Zambia'nın bunu nasıl reddettiğine dair bir Monsanto yazısı bulduk. "GDO sayesinde dünya açlıktan kurtulacak" söylemini baltaladığı için nasıl da şaşırmışlar. Zambia Kadar Olabilmek başlığıyla yayınladık.

MeyveliTepe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-01-2011, 15:31   #88
Ağaç Dostu
 
Cumhur Tonba's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-07-2008
Şehir: EDİRNE-ANTALYA
Mesajlar: 11,388
Galeri: 80
Halkımızı nasıl zehirliyoruz?

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...rid=228&gid=61

Cumhur Tonba Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-01-2011, 17:39   #89
Ağaç Dostu
 
Kiraz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 13-02-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 4,641
Galeri: 73
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe Mesajı Göster
Hindistanda olan bitenler hakkında Vandana Shiva'nın bir konferansını dinleyerek üç bölüm halinde çevirdik. Çeviriye önemli bazı referans linkleri ve Monsanto'nun GDO'lu tohum satmak için yaptığı bazı reklam videolarını da ekledik.

Yeryüzü Demokrasisi -1
Yeryüzü Demokrasisi -2
Yeryüzü Demokrasisi -3

Açlıkla yüzyüze bazı Afrika ülkelerine GDO'lu mısır yardımı yapılmak istendiğinde Zambia'nın bunu nasıl reddettiğine dair bir Monsanto yazısı bulduk. "GDO sayesinde dünya açlıktan kurtulacak" söylemini baltaladığı için nasıl da şaşırmışlar. Zambia Kadar Olabilmek başlığıyla yayınladık.
Yazıları okuduğumda nasıl bu kadar kör olduğumuzu düşündüm ve tüylerim diken diken oldu. Aslında körlükle de ilgisi yok, önceliğimiz insan mı/para mı diye düşünmeli birileri(!).

Kiraz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-02-2011, 17:54   #90
Ağaç Dostu
 
Volkan Kesici's Avatar
 
Giriş Tarihi: 25-01-2010
Şehir: Çorlu
Mesajlar: 103
Genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin insan sağlığına zararlı olduğuna dair bilimsel çevrelerde kabul gören bir ispat henüz yok. Uzun vadede neler olacağı tabi ki henüz belli değil ama kısa dönemde görülen bir zarar yok. Nasıl normal domatesi yediğimizde dna'mıza işlemiyorsa gdo da aynı şekilde işkeyemez gibime geliyor. Yediklerimizin dna'sıyla etkileşime giriyorsak, normal yiyeceklerin de acaip etkilerinin olması gerekir.

Volkan Kesici Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 18:49.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020