agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni4Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 09-11-2010, 22:57   #31
Temiz Besin
 
Nergis's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-10-2009
Şehir: izmir
Mesajlar: 143
Galeri: 15
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi acemifüsun Mesajı Göster
Tireli süt üreticileri birleşmişler Tire Süt Kooperatifi kurmuşlar ve TİRE SÜT diye 1000mllik cam şişelerde organik, pastörize , harika bir süt satışa sunmuşlar. Bir haftadır bu sütü kullanıyoruz, dayanma süresi 2-3 gün ve çok memnunuz İzmir ve yöresindeki arkadaşlarıma denemelerini tavsiye ediyorum, fiyatı da uygun(1ltsi 2.35TL)
Tire Süt'ü biz de tüketiyoruz.İzmir'de sadece Pehlivanoğlu Marketler'de satılıyor.Şişe birikmesi oluyor gerçekten,birşekilde değerlendirmeyi düşünüyorum.

Bulabildiğim süt tadına en yakın süt diyebilirim.Yoğurdumuzuda bu sütten yapıyoruz artık.

Nergis Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-11-2010, 19:49   #32
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 05-02-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 8,578
Galeri: 11
Bizim bakkalın sütü Sütaş markaymış .
Geçen akşam Migrosta da yarım litre depozitolu Pınar süt buldum .
Yaygınlaşacağını umuyorum .
Tüketici de bilinçleniyor , artık UHT satışları azaldı sanırım .
Migros 50 lira alışverişe 6 litre UHT süt veriyor .

Jezebel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-11-2010, 20:37   #33
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,449
...Anne ineğin pastörize sütü ile beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü bilimsel olarak belgelenmiştir ki, bu da pastörize inek sütünün buzağı için olduğu gibi, insan için de sağlığa yararlı ve hayat veren bir besin olmadığını gösterir. Buna rağmen, yetişkin insanlar doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu salgıyı hem bebeklerine içirirler hem de kendileri tüketirler.
İnek sütü, insan sütünün 4 katı protein ve sadece yarısı kadar karbonhidrat içerir. Pastörizasyon, inek sütünün içinde bulunan yoğun proteinin sindirilmesini sağlayan doğal enzimi yok eder. Böylece; bu fazla süt proteini, bağırsakları çamurla tıkayarak, insanın sindirim yolunda çürür.


...İnek sütü ürünleri özellikle kadınlar için zararlıdır. Süt kadınların vücudundan dışarı akmalıdır, içeri değil. Pastörize inek sütünün kadınları güçten düşüren etkileri, süt üretimini arttırmak için ineklere enjekte edilen sentetik hormonlarla daha da şiddetlenir. Bu kimyasallar titizlikle dengelenmiş dişi endokrin sistemine çok zarar verir. Besin ve İyileşme (Food and Healing) adlı kitabında besin terapisti Anne Marie Colbin süt ürünlerinin kadınlar için yarattığı felaketi şöyle açıklar: "Süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi süt ürünlerinin tüketimiyle; yumurtalık tümörünü ve kistlerini, vajinal akıntıları ve enfeksiyonları da kapsayan dişi üreme sistemindeki çeşitli hastalıklar kuvvetle bağlantılıdır. Bu bağlantının, süt ürünlerinin tüketimine son verdiklerinde problemlerin azaldığını veya yok olduğunu bildiren tanıdığım sayısız kadın tarafından defalarca doğrulandığını görüyorum. Lifli tümörlerin geçtiğini veya dağıldığını, rahim kanserinin durduğunu, ade üzensizliklerinin düzeldiğini duyuyorum. Kısırlık bile bu yaklaşımla birkaç örnekte ortadan kalkmış görünüyor." Birçok kadın ve erkek, doktorları iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylediği için süt ürünleri tüketiyor. Bu batıl bir tavsiyedir.

inek sütü daha iyi sindirilen ve sağlığa yararlı olan diğer besinler kadar iyi bir kalsiyum deposu değildir. 100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütünü diğer besinlerin 100 gramı ile karşılaştırın: Badem (254 mg), brokoli (130 mg), kıvırcık lahana (187 mg), susam tohumu (1,160 mg), bir tür su yosunu olan kelp (1,093 mg) ve sardalya balığı (400mg).
Kemik erimesine gelirsek, bunun daha çok beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, özelikle şeker gibi kemiklerden ve dişlerden kalsiyumu süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını görürüz


...Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.

Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.

Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.


...Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.


...'Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böyle olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''

...Sütün en kaliteli hali yani en sağlıklı şekli ineğin memesinden çıktığı halidir yani doğal halidir. Bu sütler, süt hayvanlarında bakım, beslenme, hayvan sağlığı ve sağım aşamalarında gereken tüm hijyen koşullarına uyularak elde edilirse, gelişmiş ülkelerde sertifiye çiğ süt adı altında, en besleyici ve pahalı sütler olarak satılır.

http://webcache.googleusercontent.co...&ct=clnk&gl=tr

...

İNEK NE YEMELİ

Doğal beslenen ineğin sütünde omega-3 vardır, yapay beslenende hiç yoktur. Doğal beslenen ineğin sütünde damar sertliği yapıcı doymuş yağ asidi yoktur, yapayda vardır. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolün oksitlenmesine yol açar. Doğal beslenen ineğin sütünde dünyanın bugüne kadar bildiği en büyük antioksidan olan alfaminolimik asit vardır. Bu maddeyi tüketen kadınlarda meme kanseri yüzde 40 daha az görülmektedir. Yapay beslenen ineğin sütünde bu hiç yoktur. Yine merada beslenen ineğin sütünde insüline benzer büyüme hormonu vardır. Bu gençlik aşısıdır, bütün hücrelerin kendisini yenilemesini sağlayan maddedir. Duymuşsunuzdur kırsal alanda 100 yaşını aşmış bazı insanlarda ikinci kalıcı dişler düşer ve onun yerine üçüncü dişler çıkar. İşte bu doğal sütün eseridir. Doğal sütün maliyetinin çok pahalı olduğu söylenir ama batıda ekolojik hayvancılığın sonucu elde edilen süt ile konvansiyonel üretilen sütün maliyeti arasındaki fark yüzde 10-15’i geçmiyor.

Ne Türkiye yasalarında ekolojik hayvancılıkla barışığım, ne de AB’dekiyle. Ekolojik hayvancılık denince akla “ekolojik tarım sonucu elde edilmiş ürünlerle hayvanın beslenmesi” geliyor. Affedersiniz ama 2000 yıl önce hayvan nerden patatesi buldu da yedi, ya da pancarı. İneğin normal beslenmesinde pancarın, mısırın ve patatesin yeri var mı? Yok.

AYDINLIK- Demek Amerika’dakilerin varmış.

DEMİRKOL- Orada da yok. İster ekolojik tarımla, ister normal tarımla elde edilmiş olsun hayvana pancar verilmesi yanlış. Zaten hayvanın sütünün kötü olmasının sebebi hayvanın, karbonhidratı zengin, onu yağlandıran tarzda, mısırla beslenmiş olması. O yüzden ekolojik hayvancılık dediğimizde yasalarımızın buna göre organize olması gerekiyor. Tanımlamamız gereken, türe özgü beslenme. Bir inek nasıl beslenir doğada? Öyle beslersek ineğin sağlıklı olmasını sağlarız. Dolayısıyla verdiği ürünün de insanlara sağlıklı olmasını sağlarız. Bütün doğada kendiliğinden yetişen yeşillikler omega-3 ağırlıklı yağ içerir. İnsanların eliyle ekilenler omega-6 içerir.

...Ama yapay yem üreticileri "biz dünyayı nasıl doyuracağız" yalanıyla kandırarak hayvancılığı katlettiler. Hayvanları meralardan ahırlara çektiler ve bugün her ahır hayvanı şeker hastası. Çünkü neyle besleniyor, pancar küspesiyle, yapay protein yemleriyle, patatesle ve mısırla besleniyor. Hızla kan şekerini yükselten, hayvanın yağlanmasına yol açan ve hayvanın şeker hastası olmasına yol açan bir beslenme şekli.

Prof.Kenan DEMİRKOL
http://www.dogateknik.com.tr/Degerle...matematigi.htm

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-11-2010, 22:14   #34
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,449
...Ama maalesef umduğunuzla bulduğunuz bir değil. Doğduğu günden itibaren güneş yüzü, tek bir ot, tek bir çayır görmüyor inekler. Genellikle yurtdışından gelen GDO’lu mısır ve soyayla besleniyorlar. Dolayısıyla yazın merada otlayan ve tamamiyle yeşillikle beslenen, kışın da yazın biçilip kurutulmuş ot yiyen ineğin sütünün, bugün mısır kırığı, cips fabrikalarının artığı patates kabukları, tahıl artıkları, pirinç kırığı, mısır silajı, GDO’lu mısır, pancar küspesi, GDO’lu soya ile beslenen hayvanın sütünden temelde dört farkı var.




... merada otlayan hayvanın sütü damar sertliği yapıcı doymuş yağ asitlerinden fakirdir. Halbuki endüstriyel olarak beslenen inekten sağılan süt, damar sertliği yapıcı yağ asitlerinden zengindir. O yüzden bugün doktorlar tereyağını yasaklıyor. İkincisi, merada otlayan hayvanın sütünde Omega 3 var. Hani şu yıllarca sadece balıktan aldığımızı söylediğimiz ve yalan söylediğimiz Omega 3. Omega 3’ün esas kaynağı yeşilliktir. Balık, yosun yediği için etinde Omega 3 var. İnek de, ot yediği zaman etinde, sütünde Omega 3 var. Ama bunun bilgisi dahi kalmadı artık. Omega 3 insan vücudu için en önemli yağ asidi. Ama biz çağ olarak Omega 3 eksikliği çağında yaşıyoruz. Bugün oluşan kronik hastalıkların temelinde Omega 3’ten fakir beslenmemiz yatıyor.



...Merada otlayan hayvanın da depo yağı ağırlıklı olarak stearik asit. Ama endüstriyel yemle beslenen hayvanın depo yağı ağırlıklı olarak palmetik asittir. Palmetik asit ise bahsettiğimiz damar sertliğini yapıcı doymuş yağ asididir. Şimdi gelelim Adana kebaba... 60 sene önce de Adana’da kebap yeniyordu ama hiç kalp hastası yoktu. Şimdi de yeniyor. Ama var... Çünkü o zaman merada otlayan hayvandan yapılıyordu kebap. Ve kuyruk yağı
da ağırlıklı olarak stearik asit içeriyordu. Ama o stearik yağ, ya emilmiyordu ya da emilse de oleik aside, yani zeytinyağına dönüşüyordu. Yani dedelerimiz kuyruk yağlı Adana yediğinde zeytinyağlı Adana kebap yiyormuş meğerse! Biz ise damar sertliği yapıcı palmetik asitli Adana kebap yiyoruz. Aynı palmetik asit, şu kahveye konan süt tozlarında da var. Hani bitkisel, zararsız denilen... Yalan! Biz süt tozunu kahveye koyduğumuz anda damar sertliği yapıyoruz kendimize. Çünkü palmetik asit kolesterolü oksitleyerek damar sertliğine sebep oluyor. Bakın benim dedem 117 yaşında öldü. Babam ise 59 yaşında kalpten öldü.


...Elbette. Bakın, normalde inek ne zaman süt verir? Yavruladığı zaman. Ama üretici için süt o kadar değerli ki, yavru 10 gün sonra annesinden ayrılıyor ve soya sütü ile besleniyor. Ve günlerce anne ve yavru ayrılık nedeniyle ağlıyor.


* Bu kadar acımasız olduğumuzu bilmiyordum...

Maalesef... Ama aslında biz hem hayvana hem de sonuçta insana yapmış oluyoruz. Bakın, hayvan ne yerse sütü odur. Kanada’da anne sütü incelendi. Anne sütündeki yağın yüzde 7’sinin trans yağ asidi olduğu ortaya çıktı. Yani anne margarin yerse emzirdiği bebek de margarin yemiş oluyor. O halde biz inek sütünden tereyağ yaparsak o hayvanın bütün yedikleri o tereyağayansıyor. Yediği zehirler, tarım ilaçları, ona pompalanan antibiyotikler, hepsi. Dolayısıyla biz kendimizi seviyorsak hayvanı da sevebiliriz. Ve o zaman ancak doğal olana dönerek hayvanlara insanca bir muamele yapabiliriz. Ben bir röportajımda “Biz hayvanlara hayvanlık ediyoruz” demiştim. Felsefi olarak düşünürseniz onlar da öcünü alıyor şimdi. İnek diyor ki, “Sen beni ahıra tıkarsan ben de senin canına ot tıkarım!” Olan aynen bu... Endüstriyel hayvancılık, artı endüstriyel tarım, insanlığı yok eden kapitalist ayak oyunlarıdır.

Prof.Kenan DEMİRKOL
http://bomontigrup.com/HDF_detay.asp...en%20zararl%FD


Düzenleyen pria : 01-12-2010 saat 09:58
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-11-2010, 22:22   #35
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,449
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi xenkebikec Mesajı Göster

Bu andan sonra sadece keçi sütü almaya ve onuda kefir haline getirdikten sonra tüketmeye karar verdik. İmkanımız olduğu hallerde de cam şişelerde satılan günlük sütleri tercih edeceğiz.
Bu sütü de bir deneyin;bence en sağlıklısı:

http://www.ekoorganik.com/kategori/g...k_sut_1lt.aspx


Düzenleyen pria : 02-12-2010 saat 16:14
pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-12-2010, 10:44   #36
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,449
Ben şahsen doğala yakın süt bulabilmekte zorlanan bir kişi olarak sütten sağlanacak yararların süt ürünlerini tüketerek yapılabileceğine inanıyorum..Ama sağlıklı ve hesaplı peynir,yoğurt bulabilmek te başlıbaşına bir sorun..
Mesela denemediğim fabrika peyniri kalmadı..Ama hepsini terkettim..Sütaş,Doğruluk gibi markalar bayağı kaliteli ama biraz pahalı..

En son karar kıldığım peynir Antep Peyniri..
Antep köylerinde yaptırılıyor..Keçi ve koyun sütünden tabi...Bunlar fabrikaların inek sütleri gibi ahırlarda hapis stresli hayvanlardan elde edilmiyor.

Antep peynirini hem ucuz hem hijyenik olarak alabileceğiniz tek bir adres vereyim sizlere..Özellikle İstanbul'da oturanlar için..Çünkü ilçelere kuryesi veya kargosu var..
Peynir 1 kiloluk salamuralı kaplarda 16 tl.Yolunuz düşerse mutlaka deneyin derim..
Aynı kalitedeki peyniri başka yerden 25-30 tl'den aşağı alamazsınız.Balları da çok harika..
Bu adres Pendik/GAZİBURMA'dır:
http://www.gaziburma.com/kat.asp?katid='DIGER'

GAZİBURMA Güllüoğlu ayarında ve kalitesinde İstanbul'da ilk üçe girebilecek bir adrestir.

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-02-2013, 10:45   #37
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,449
Kim bu insafsız sanayiciler

Kim bu insafsız sanayiciler

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-02-2013, 14:31   #38
Ağaç Dostu
 
jeozuu's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-05-2011
Şehir: Salalah-Umman
Mesajlar: 292
Galeri: 1
Büyükşehirde yaşamanın dezavantajı, avantajlarından çok daha fazla gibi geliyor bana. Cizre'de yaşıyorum. Çoğu kişi nasıl yaşıyorsun orda yapacak bir şey bulabiliyor musun diyor. Doğal ürünlerle beslenebiliyorum en azından. Doğal yağlı süte, yoğurta, köy yumurtasına, harika peynirlere, hiç ilaç yüzü görmemiş sebze ve meyvelere istediğim zaman ulaşabiliyorum. Mutluyum burada olmaktan...

Kiraz, pria, ssengoren ve 1 kişi beğendi.
jeozuu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 10-01-2021, 23:21   #39
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-08-2018
Şehir: İzmir
Mesajlar: 2
Teşekkürler kişisel bilgi

xenopss Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 14:33.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2021