agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Doğa, Çevre, Ekoloji, Gıda Hukuk ve Politikaları




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 22-03-2007, 15:07   #31
Kaybettik, Allah rahmet eylesin
 
memet's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-02-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 14,120
Galeri: 11
Bodrum'da her yer eskiden gümbetle doluydu. Su sarnıçları.
Evlerin saçaklarındaki yağmur olukları bir sarnıça yönlendirip biriktirilse. bahçe sulama da faydalı olmaz mı?

memet Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 22-03-2007, 20:21   #32
agaclar.net
 
Mine Pakkaner's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-01-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 10,533
Galeri: 99
Hiç olmaz olur mu? Bir dostumuz Ayvalık Cunda Adası'nda eski bir ev aldı, restore etti, evin altında yağmur oluğunun topladığı suyun aktığı kendi sarnıcı vardı, bu sarnıca da mutfaktaki tulumba bağlıydı. Mutfakti su kaynağı oydu.

Mine Pakkaner Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-03-2007, 08:05   #33
Ağaç Dostu
 
Sebahattin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2006
Şehir: Türkiye
Mesajlar: 361
Türkiye artık su fakiri

DOĞAL HAYATI KORUMA VAKFI GENEL MÜDÜRÜ DR. FİLİZ DEMİRAYAK:
Türkiye artık su fakiri

Türkiye'de 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su düştüğünü anımsatan Dr. Demirayak, 'Bugün 1430 metreküp su düşüyor ve su fakiri ülkeler arasına girmiş durumdayız!' diyor

SOHBET ODASI
DERYA SAZAK




DERYA SAZAK: Küresel ısınma sonucu, ani mevsim değişiklikleri, aşırı sıcaklar, fırtına ve sellerin neden olduğu yıkımlarla karşı karşıyayız. Nâzım Hikmet'in dizeleriyle başlayalım, 'Kendi kendimizle yarışmadayız gülüm, ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz ya dünyamıza inecek ölüm... '
FİLİZ DEMİRAYAK: Dünyayı süratle tüketiyoruz. Sürdürebilir kalkınma konusunda bazı adımlar atılıyor olsa da bunlar vahşi kaynak kullanımının yoğunluğu karşısında çok küçük ölçekte kalıyor. Eskiden bir gölün kuruması gibi yerel çevre sorunları artık küresel olarak ele alınmaya başladı. Dünyanın en büyük sorunu olarak küresel ısınma gösteriliyor.

Suyun yönetimi sorunlu
Isının 1 derece yükselmesi bile tarım alanlarının yüzde 10'unun kaybı gibi bir sonuç doğuruyor.
Böyle giderse daha trajik sonuçları olacak. Endüstri Devrimi öncesindeki iklim, sıcaklık değerleriyle karşılaştırılıyor ve 2 derecelik bir artışın yol açacağı olumsuzluklardan bahsediliyor. Günümüzde bazı bölgelerde 0. 7 derecelik bir artış söz konusu. Bu tablo 'Yazlar eskisinden daha sıcak, baharı yaşayamaz olduk' gibi sözlerle konuşmalarımıza yansıdı. Ağustos aşırı sıcak geçti. Akdeniz'deki yağış miktarında son on yılda yüzde 20 azalma görüldü. 'Sıcak hava dalgası geldi' dediğimiz şey 0. 7 derecelik ısınmanın gösterdiği etkiler.

Kuraklığın Anadolu'da somut göstergeleri var. Konya Havzası'nda göller kurudu. Akşehir Gölü yok oldu. Türkiye çölleşiyor.
İç Anadolu, Konya Havzası dediğimiz çevre dünyanın sayılı kapalı alanlarından. Suyun zaten az olduğu, kuraklık çeken bölgede su talebinin yüzde 70'inin üzerindeki miktar tarımsal kullanıma gidiyor. Dolayısıyla Türkiye'de var olan suyun yönetimi de sorunlu.
İç Anadolu'da su az, talep büyük ama o suyu kullanma biçimlerimiz, sulama yöntemlerimiz yanlış. Tarımda kullanılan suyun yüzde 80'i salma sulama yöntemleriyle toprağa gidiyor. Tarlaya ulaşmadan buharlaşıyor. Son derece ilkel yöntemlerde ısrar ediyoruz. Oysa kurak bölgelerde bir an önce damla sulama, yağmurlama yöntemlerine geçmek lazım.

İsrail'in uyguladığı...
Türkiye'de de var ama çok sınırlı ölçekte örneğin Konya Havzası'nda damla sulamaya geçme yöntemini çiftçilere sunduk ve başarılı sonuçlar aldık. Borulama sistemiyle suyu ürüne göre yeterli olacak miktarlarda veriyorsunuz. Vahşi sulama dediğimiz açılmış kapakları kaldırıp suyun bırakılması dışında bir sulama sistemi. Çok verimli sonuçlar aldık.

Hatanın bedelini ödüyoruz
Konya Havzası'nda gerçekleştirdik. Şekerpancarında bile damla sulama örneği yaptık, Başarılı sonuç aldık. Tarımdaki yanlışların ötesinde bir de sulak alanları kurutma politikası var ki, bu hatanın bedelini ödüyoruz. Son 40 yılda 1 milyon 300 bin hektar sulak alan ekolojik ve ekonomik önemini kaybetti. Kayıp alan üç Van Gölü büyüklüğündedir.

Göletleri, bataklıkları kurutup tarım alanı açma politikasının amacı köylüye toprak kazandırmak.
Evet çıkış noktası buydu, çiftçiye tarım alanı kazandırmak. Sonunda iş siyasileşti. Ranta dönüştü. Amik Ovası'nı kuruttuk ama başarılı olmadık. İklim değişti. Tuzlanma başladı, göl tabanının kotta düşüklük göstermesi nedeniyle her yağışlı dönemin sonunda orada su birikti ve ürünün mahvolmasına sebep oldu.

Siyaset nerede hata yaptı?
Daha fazla tarım alanına, toprağa sahip olmak gibi bir eğilim var Türk toplumunda. Siyaset buna uygun çözümler üretiyor. Genlerimizin bir tarafı buna itiyor, çünkü suyla da aramız çok iyi değil. Sulak alanlara bataklık diyoruz. Ömrümüz bataklıkları kurutmakla geçti!
Ama bataklık dediğimiz yerde insanların balıkçılık yaptığı, sebze ve meyve yetiştirdiği, buradaki sazların kesilerek yurtdışına gönderildiği ve bunun muazzam bir ekonomi olduğu önemsenmedi. Çünkü orada tarım toprağı olarak açılıp dağıtılan rantın siyasete dönüşü daha büyük oldu. Siyaset burada hata yaptı. Amik Ovası'nda ve benzeri yerlerde görüldü ki bu sistem işlemiyor. Ama devam edildi.
Sulak alan diye geçiştirdiğimiz yerlerin taşkını kontrol etmekten yeraltı su seviyesini beslemeye kadar bir dizi işlevi var. Doğanın kurduğu dengeyi kaldırdığınız zaman bütün sistemi bozmaya başlıyorsunuz. Konya Havzası'nda 50 bin kuyudan bahsediliyor ki, bunların yüzde 50'si kaçaktır. Buralardan su çekmek için her yıl 2 - 3 metre daha derine inmek zorundasınız. Konya milletvekilleri de yakınıyor. Köylüden 'yeşil hat' çek talebi var. İşte elektrik gelecek, kuyu açılacak ve daha derine inilecek. Konya'nın yeraltı sularını böyle bitirdik!

Afrika gibi olabiliriz
Her yıl 7 milyon insan susuzluk nedeniyle ölüyor. İç Anadolu da giderek Afrika'ya mı benzeyecek?
Öyle olacak. Dünyanın su fakiri iki ülkesi Ürdün ve İsrail'de kişi başına düşen su miktarı 200 metreküp. Türkiye'de 20 sene önce kişi başına 4 bin metreküp su düşüyordu. Türkiye su zengini ülkeler arasındaydı. Bugün 1430 metreküp su düşüyor ve su fakiri ülkeler arasına girmiş durumdayız. Nüfus öngörüleriyle de önümüzdeki 10 yıl içinde 1000 metreküpe düşecek kişi başına. Avrupa'nın en su yoksulu ülkesi olmuş olacağız. Afrika'ya da dönebiliriz.
Afrika'da su krizinin iki boyutu var: Bir tanesi kuraklık, ikincisi suyu yönetememek. Nil Nehri'nin kat ettiği ülkelerde açlık, yoksulluk gibi sorunlar var. Dünya büyük nehirleri de kaybediyor. Önemli kısmı kuruyor. Amacına uygun olmayan barajlar nehirleri yok ediyor. Sulama barajları kadar sel önleme barajlarının işlevi de tartışılıyor dünyada.

Hasankeyf yaşayabilir

Ilısu Barajı ve Hasankeyf konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dicle ve Fırat Türkiye'nin güvenliği ve ulusal öncelikleri açısından çok önemli iki nehir. Burada yapılan barajlar bir anlamda stratejik savaşlara dönüşmüş durumda. Katıldığımız uluslararası toplantılarda bunu görüyoruz. Stockholm'de Irak delegasyonu 'Türkiye bizi açlığa mahkûm ediyor' diye lobi yaptı. Suriyeliler de şikâyetçi.
Hükümet adına bu toplantılara katılıp savunma yapan kimseyi göremiyoruz. Sivil toplum kuruluşları olarak konuşuyoruz. Vakıf olarak Irak'taki sivil toplum kuruluşlarıyla iletişime geçtik. Deneyimleri aktaracağız. Bölgesel bir misyon üstlenebiliriz. Hasankeyf'in baraj altında kalmasına doğal bir şeymiş gibi bakılıyor ya da etnik bir mesele gibi tepki gösteriliyor. Ilısu Barajı'nın kotunda yapılacak değişiklikle Hasankeyf kurtarılabilir.

Kene nasıl yaygınlaştı?
Doğayı tahrip etmeye devam edersek yakında ne işlenecek toprak kalacak ne de su... Küresel ısınmayla birlikte hastalık türleri de değişiyor. Kuş gribi ve kene çıktı...
Hastalık kaygısıyla doğal hayata yönelik tacizlerden kaçınmalıyız. Ancak şunu da görmeliyiz. Doğal yaşamın içine giren, sulak alanlarda yerleşen insanlar. Manyas'ta bile büyük konut projelerinden bahsediliyor. Kuş gribine önlem diye açıkta gezen tavukları Anadolu'dan kaldırdık, kenede müthiş bir yaygınlaşma oldu. İnsanlar basit anlamda bu zinciri görebiliyor. Yılanları öldürüyoruz, farede artış başlıyor. Doğanın dengesiyle çok fazla oynadık. Göllerimizi, ormanlarımızı korumayı ulusal sorun haline getiremedik. Her şeyi alıp büyütüp Türklüğe dokunan bir boyuta getirebiliyoruz da...

Bir romandan çıkarak aşağılandığımızı düşünüyoruz.
Elif Şafak'ın romanı kanımıza dokunabiliyor, ulusal sorun olabiliyor ama hepimize ait olan ormanlarımızın yanması, göllerimizin kuruması umurumuzda olmuyor! Türkiye'de boru hatları gelişiyor, buna bağlı yeni çevre koruma programları oluşturmalıyız. Boru hatlarının gelip bittiği yer Akdeniz. İskenderun'dan ayrılan bir tankerin kaza yapması halinde kıyılarımızı kim koruyacak. Deniz yönetimiyle ilgili ciddi sorunlarımız var. Boğaz'daki tanker trafiği kirlenmeye yol açıyor. Kentlerin büyük çoğunluğunda atık sistemi kurulmamış. Konya'nın atıkları Tuz Gölü'ne boşalıyor. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'nin tuzunun geldiği bir yere en büyük kentin evsel atıkları boşaltılıyor!

Alışkanlıklar değişmeli
Kendi sonumuzu işte böyle hazırlıyoruz. Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek zorundayız. Çok fazla ayak izi bırakıyoruz bu dünyada. Tasarruf etme konusunu da pek demode hale getirdik. 1 litrelik gazlı içecek üretiminde 2 litreyi aşan miktarda su kullanılıyor. Kakao, kahve üretiminde muazzam su kullanılıyor. ABD, Kanada gibi ülkelerde bir kişinin su tüketimi 150-200 litre civarında, Afrika'da 10 litre. Modern bir tuvaletin bir seferlik suya basma miktarı kadar!
Bir golf sahası 12 bin nüfuslu bir kasabanın bir yılda tükettiği kadar su tüketiyor. Bunları konuşmak zorundayız. Dünyayı işte böyle tükettik. Geçmişte bu uyarılar yapılınca 'Komünistler gelişmenin önünde duruyor' denirdi.
'Yeşiller karpuz gibidir keserseniz içleri kırmızı çıkar' denirmiş. Gülermişiz ağlanacak halimize. Daha fazla geç kalmadan yaşadığımız çevreyi korumalıyız. Bu böyle gitmeyecek.

Beyşehir Gölü nasıl tükeniyor?

Dünyanın tarım ve su açısından kendi kendisine yeten 7 ülkesinden biri Türkiye denirdi. O günler geride kaldı. Tarım çöktü.
1960'larda ABD'de tahılda bir hastalık beliriyor. Türkiye'den giden bir buğday geniyle hasadı kurtarıyorlar. Bugün yoksullukla mücadele ediyoruz.

Bunca deneyimden sonra çevre bilincine sahip olabildik mi?
Çevrecilik artık marjinal olmaktan çıktı. Biyolojik çeşitliliğe sahipseniz zenginsiniz artık bu çağda. Konya Ovası'nda şekerpancarı yetiştiriyoruz. Konya Havzası'ndaki suyun önemli kısmı şekerpancarı sulamasına gitti. Oysa artık şekerpancarı yetiştiren çiftçinin mağdur olmaksızın başka bir ürüne geçmesi konusunda birilerinin çalışması lazım. Şekerpancarı için Beyşehir Gölü'nden Çumra Ovası'na su alınıyor. Gölün su seviyesi bu yüzden düşüyor. Bunu önlemek için Göksu Havzası'nın suyunu milyar dolarlık projeyle Çumra Ovası'na akıtmaya çalışıyoruz. Bunun ekonomik maliyetini düşünebiliyor musunuz? Dünyada şekerle ilgili ekonomik değerler değişmiş durumda, siz şekerpancarını sulamak üzere milyar dolar harcıyorsunuz.

Tarımımızı değiştirmeliyiz

Köylü ne diyor? Siyasetçi bu değişime ikna edebilir mi?
Benim çiftçim, benim köylüm diyerek köylüyü şekerpancarının içinde tutamazsınız. Bu ülkede çiftçisiyle, siyasetçisiyle hep birlikte bir değişim yaratmak zorundayız . Şekerpancarı tarımımızı da değiştirmek zorundayız. Türkiye değişiyor, sivil toplum örgütlenmesi gelişiyor. 30 yıl önce Doğal Hayatı Koruma Derneği olarak kuşlarla başlamıştık, oradan sulak alanlara geçtik ama bugün su kaynakları programı üzerinde çalışıyoruz.
Sahada çözüm üretiyoruz. Konya'da bir tarlada bir çiftçiyle birlikte damla sulamanın şekerpancarında olabileceğini gösteriyorsak bu çağın gereği olan katılımcılığı sergiliyoruz. Geliştirdiğimiz projeyi köyde uyguluyoruz. Konya Havzası'nda 3 yıldır, suyu yönetenlerle suyu kullananları buluşturduk.

Kimdir?
1984 - 88 arasında TÜBİTAK'ta çalıştı. 1991'den bu yana Doğal Hayatı Koruma Derneği'nde çalışıyor. Belek - Çıralı turizm projelerinde görev aldı. 1998 - 2004 arasında Çevre ve Orman Bakanlığı, Dünya Bankası ve BM'nin sürdürülebilir kalkınmayla ilgili çeşitli organizasyonlarında görev aldı. Deniz kaplumbağalarını koruma programlarına katıldı. 2006'da Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 'Türkiye'de Korunan Alanlar için Yeni bir Yaklaşım' teziyle doktorasını tamamladı. Eylül 2004 itibariyle WWW - Türkiye'nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Genel Müdürü olarak çalışmaktadır.

KAYNAK:

Sebahattin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-03-2007, 09:40   #34
Ağaç Dostu
 
habibe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-02-2007
Şehir: kocaeli
Mesajlar: 1,706
Galeri: 33
Okunması gereken bir paylaşımdı. Teşekkürler.

habibe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-03-2007, 11:27   #35
melek
 
beyaz melek's Avatar
 
Giriş Tarihi: 20-03-2007
Şehir: istanbul
Mesajlar: 99
Eh ne yapalım arkadaşım demek herşey yolundaymış, bizde üzülmeyelim bari
SADECE GÜLELİM AĞLANACAK HALİMİZE
Yazıyı okudukca benimde pH dengem bozuldu. Neydi, nasıldı ve nasıl olmalıydı?

beyaz melek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-04-2007, 09:09   #36
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 33,858
Galeri: 90
TİKDEK 2007 TÜRKİYE 1. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONGRESİ
SONUÇ BİLDİRGESİ
11 – 13 NİSAN 2007

Su Vakfı ve İTÜ tarafından düzenlenen, İSKİ, DMİ ve DSİ genel müdürlüklerince desteklenen I. Türkiye İklim Değişikliği Kongresi (TİKDEK), 11-13 Nisan 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

112 bilim adamının katıldığı kongrede çeşitli konularda 55 tebliğ sunulmuştur. Daha iyi ve yaşanabilir bir dünya için aşağıdaki görüşlerin kamuoyuna sunulmasına karar verilmiştir.

Son yüzyılda insanoğlunun doğayı insafsızca tahrip etmesi, sanayileşme ve sanayi ürünlerinin saldığı atıklar, atmosferde önemli ölçüde değişikliklere sebep oldu. Sera gazlarının (karbondioksit, metan, dinitrat monoksit, kloroflorokarbonlar vb.) artışı sebebiyle dünyada sıcaklık son yüz yılda 0.7-0.8 Cº arttı. Bunun sonucunda küresel fırtına ve kasırga sayısında ciddi artışlar gözlendi. Bazı bölgelerde aşırı yağışlar görülürken bazı yörelerde ciddi kuraklıklar yaşandı. Kutuplardaki buzulların erimesi hızlandı. Özetle doğa süratle dengesini yitirmeye başladı.

Dünya üzerindeki tahribat devam ettiği sürece yaşadığımız yüzyılda dünya sıcaklığı 1.5-5.8 Cº artacak ve pek çok bölgede hayat şartları zorlaşacaktır.
Dünya, insanın ve canlıların yaşama ortamı olmaktan giderek uzaklaşmakta ve bozulma sinyalleri vermektedir.

NE YAPILMALI?

Bu gerçek karşısında bir araya gelinerek “hayatın ve insanlığın devamı için” ciddi tedbirler alınması gereklidir. Bunlar şöyle sıralanabilir :
- Atmosferi tahrip eden sera gazı salınımının azaltılması,
- Ormanların ve yeşil alanların korunması, geliştirilmesi, yutak alanların genişletilmesi,
- Tatlı su kaynaklarının korunması ve bunlardan azami ölçüde yararlanılması,
- Denizlerin ve göllerin kirletilmemesi, deniz ürünlerinin korunması,
- Toprağın ve sulak alanların korunması
Ülkemizde ise sularımızdan yeterince faydalanamadık. Sanayi atıkları ile yerüstü ve yeraltı sularımızı kirlettik. Sulama suyunu verimli kullanamadık. Suyu israf ettik ve toprağın tahrip olmasına sebep olduk. Ormanlarımızı, mera, çayır gibi yeşil alanlarımızı ve sulak alanlarımızı, göllerimizi hor kullandık, tahrip ettik.

Özetle suyun, toprağın, doğal hayatın kıymetini bilemedik. Ülke doğal kaynaklarımız, tarım üretimi, orman, gıda ve su kaynakları ciddi tehdit altındadır. Ülkemizin bazı yöreleri kuraklık, susuzluk ve çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu durumun farkına varılarak süratle tedbirler almalıyız.


Bu maksatla kongreden aşağıdaki noktalar öncelikli olarak çıkarılmıştır:
- Ülkemizde sera gazı üretimi kısıtlanmalıdır. Otomotiv sanayiinde alınacak tedbirler ile zararlı gaz üretimi azaltılmalı, sanayi tesislerinde filtre ve arıtma tesislerinin kullanımı zorunlu hale getirilmelidir. Bu konuda yenilenebilir enerji kaynakları yatırımlarına öncelik verilmelidir.
- Kömür, odun ve petrol gibi fosil yakıtlarla ısınma geleneğinden uzaklaşılmalıdır.
- Yutak alanlarımız arttırılmalı, ormanlar ve meralar mutlak korunmaya alınmalı ve orman yangınlarına anında müdahale edilerek yangın zararları en düşük düzeye indirilmelidir.
- Suların kirlenmesi kesinlikle önlenmeli, sanayi kirliliğini önlemek için sanayi tesislerine atık su arıtma zorunluluğu getirilmelidir.
- Kuruyan göller ve sulak alanlar yeniden kazanılmalıdır.
- Erozyon önleme çalışmaları etkin bir seviyeye çıkarılmalıdır.
- İç Anadolu’da yeraltı suyu kullanımı yasaklanmalı, bu bölgede mevcut su imkanlarına uygun tarım yapılmalıdır.
- GAP, 2023 yılına kadar mutlaka tamamlanmalı, Fırat ve Dicle sularından en ileri teknik kullanılarak azami ölçüde yararlanılmalıdır.

Bunları gerçekleştirebilmek için 2023 yılına kadar aşağıdakiler yapılmalıdır:
- Öncelikle her türlü ekonomik faaliyetin önünde ve vazgeçilmez ilke “hava, su ve toprak” korunmalıdır. Bunun için ilk ve orta öğretimde bu konu eğitim programlarına konulmalı ve toplum bu bilince kavuşturulmalıdır.
- Başta anayasa olmak üzere mevcut kanunlarımız, bu ilkeyi gerçekleştirebilecek disiplin ve yaptırım gücüne kavuşturulmalıdır.
- Hava ile ilgili her türlü meteorolojik bilgiler tek elde toplanmalı, havayı kirletecek sera gazları salınımları ciddi denetimle kontrol altına alınmalıdır.
- Su yönetimi tek elde toplanmalıdır. Su varlığımız yeniden hesaplanmalı, geleceğin senaryoları hazırlanmalı ve gelişme projeleri bu gerçeklere göre yönlendirilmelidir. Toprak, orman, yeşil alan, sulak alan bilgilerimiz yeniden değerlendirilmelidir. Bu maksatla, yapılacak bilimsel çalışmaları yürütecek bir Su Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü kurulmalıdır.
- Her türlü koruma ve geliştirme projesi bilimsel gerçeklere göre yürütülmelidir. Enerji üretimlerimiz gözden geçirilmeli ve mutlaka yenilenebilir enerji kaynakları geliştirilmelidir. Fosil yakıtlardan giderek uzaklaşılmalı, hidroelektrik üretim kapasitemiz tam olarak kullanılmalıdır. Özellikle hidrojen enerjisi mutlaka uygulamaya konulmalıdır. Güneş ve rüzgar enerji kaynaklarımız süratle geliştirilmelidir.
Özetle geleceğimiz için, vatanımızı hava, su ve toprak konusunda yaşanılır bir düzeyde tutabilmek için gerekli her türlü bilimsel tedbirler geciktirilmeden alınmalıdır.

ULUSLARARASI İLİŞKİLER

- Uluslararası anlaşmaların gereği yerine getirilmeli ve bu konuda “insanın ve diğer canlıların yaşatılması”, her türlü politik ve maddi menfaatin üzerinde tutulmalıdır.

- Tarihten gelen kültürümüz ve insani vasfımız gereği dünyayı yaşanmaz hale getiren ve salınımları ile küresel iklim değişimine sebep olan ülkelerle her konuda ve her yerde mücadele edilmeli ve bu konuda yaşanabilir bir dünya için gerekli tedbirlerin alınmasında dünya ülkelerine öncülük edilmelidir.

- 2009 yılında İstanbul’da yapılacak olan Dünya Su Forumu’nda ehil ve uzman kişilerin bir araya gelerek ülke çıkarına kararlara imza atmaları gerekmektedir. 2009’daki bu toplantıda Türkiye’nin önüne örtülü bir şekilde sınıraşan sular konusu getirilebilecektir. Bunun için şimdiden hazırlıklı ve duyarlı olmak gereklidir.

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 16-05-2007, 11:55   #37
Ağaç Dostu
 
Derya Özen's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-11-2006
Şehir: ANKARA
Mesajlar: 1,515
Galeri: 158
SU İLE İLGİLİ BİLGİLER

Su aslın da, başlı başına hakkın da kitap yazılacak kadar engin bir konu. İnsanlar hiç bir şey yemeden haftalarca yaşayabilirken, su içmeden en fazla bir hafta yaşayabilirler. İnsan vücudunun %66 ‘sı insan beyninin %75 ‘ i sudur. Canlı organizmaların %60-90 ı sudan oluşmaktadır. Canlılar için bu kadar önemli olan tatlı su doğa da çok kısıtlı olarak bulunmaktadır. Yer yüzü su kaynaklarının yalnızca %1,5 ‘u canlı organizmaların kullanabileceği tatlı sudur. Dünya yüzeyinin % 71 suyla kaplıdır. Yeryüzündeki tüm suların yalnızca % 3 ‘ ü tatlı sudur. Bu tatlı suyun % 2 ‘ si ise buzullarda donmuş haldedir % 1 lik dilim ise içilebilir nitelikte sudur. Geri kalan % 97 lik kısım ise denizlerde ve okyanuslar da ki tuzlu sudur.
Türklerin Orta Asya’dan göç etmelerinin birinci nedeni kuraklıktır. Gezegenimiz mavi dünya ama yine de buna rağmen gelecek 50 yıl için de dünyanın su savaşlarına sahne olacağı yazılıyor.
İngiliz araştırmacılar 50 yıl içinde Türkiye, Suriye ve Irak ‘ ın Fırat nehrinin suyu için savaş yapacaklarını öngörüyorlar.
Yalnızca Fırat nehrinin sulama kapasitesi 444.000 km2 bir alandır ki buda Bulgaristan’ ın 4 katı eder. Türkiye Orta doğuda su kaynakları açısından kişi başına 4500 m3 yıllık su potansiyeli ile bölgenin kralıdır. Günümüzde petrol savaşlarına sahne olan, Orta Doğu ilersi yıllar da da su savaşlarına ev sahipliği yapacağa benziyor. Bu anlam da bölgesinde pek çok büyük nehri toprakların da barındıran Türkiye dikkatleri üzerine çekiyor.
Bilimsel ölçümlere göre yer yüzünden 1 saniyede tam 16 milyon ton su buharlaşmaktadır. Bu miktar 1 yılda 505 trilyona ulaşır, bu aynı zamanda 1 yılda Dünya ya yağan yağmur miktarıdır ve bu miktar her sene sabittir. Yani su sürekli bir denge içinde belli bir ölçüye göre Dünya üzerinde dönüp durmaktadır. Yer yüzündeki hayatın devamı bu su döngüsü sayesinde sağlanır. Bu miktarda küçücük bir değişikliğin olması büyük bir ekolojik dengesizliğe neden olacaktır ki bu da hayatın sonu demektir.
Bu dengenin bozulmaması için herkes üstüne düşen görevi yerine getirmeli, toprağının ve suyunun değerini bilmelidir. Ormanlık bölgeler de özellikle Karadeniz de 1 yıllık yağış oranı 1000 ila 2500 mm iken Orta Anadolu da bu oran yıllık 350 ila 500 mm arasında değişmektedir.
Bunun nedeni malum, her bir metrekaresi ormanlarla kaplı olan Karadeniz bölgesi ağaçları sayesinde yağmur bulutlarını bölgesine çekmektedir. Orta Anadolu bölgesi ise, step (
kuru, verimsiz, bozkır) arazisi sayesin de az miktar da yağış almaktadır. Ülkemiz de en az yağmuru tuz gölü ve çevresi almaktadır. Yıllık 250 mm. Bizim üzerimize düşen ülkemizin, boş arazilerini ağaçlandırmak ve bu ağaçların yeşillenip büyümesini sağlamaktır, çünkü ağaçlar Dünyanın Akciğeridir. Ağaçlar temiz hava ve yağmur getirir. Ayrıca ağaçlar toprak kaymasını önler bir nevi toprakların sigortasıdır. Türk’lerin ise Orta Asya’ dan göç etmelerinin en önemli nedeni, kuraklık. Atalarımız yaşadıkları yerde doğa ile baş edebilselerdi, her şeye rağmen, acaba yaşadıkları güzelleştirdikleri o toprakları bırakıp şuan yaşadığımız bu yere gelirler miydi.? Bence gelmezlerdi tarih boyunca kavimlerin göç etmelerinin birinci ve asli nedeni hep doğayla yaptıkları mücadeleyi kaybettikleri için olmuş, hiç kimse sevdiği sorunu olmadığı yaşabilme şansı bulduğu topraklarını terk etmemiş aksine orayı güzelleştirmek için sürekli çalışmış.

TOPRAĞINIZ VE AĞAÇLARINIZ BU HALE GELİP, SİZE ÇIĞLIK ATMADAN ÖNLEMİNİZİ ALIN !

Eklenen Resimler
 
Derya Özen Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-05-2007, 21:40   #38
Ağaçsever
 
calcium's Avatar
 
Giriş Tarihi: 14-02-2007
Şehir: sakarya
Mesajlar: 34
Sapanca gölünde tekrar su seviyesinde düşme varmış dün okuduğum habere göre.Özellikle Sakarya ve İzmit'teki arkadaşlar su kullanımını kontrol etmemiz gerekiyor.Tehlike çanları çalmadan önlemimizi alalım.
Sapana Gölü içme suyudur.
Lütfen bahçe sulama,araba yıkama gibi kullanımlarımızı kısalım.

calcium Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-05-2007, 18:29   #39
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 28-02-2007
Şehir: bursa
Mesajlar: 284
Sevgili calcium bence bu konuda sadece Sakarya ve İzmit teki arkadaşların değil tüm Türkiye nin dikkat etmesi gerekmektedir. lütfen herkes gerekli uyarılara uysun. aksi taktirde susuzluk sadece bizi değil bizi besleyen ve büyüten topraklarımızıda etkileyecek. eski kadar suyu gereksiz yere harcamayalım. bu konuda lütfen azda olsa duyarlı olun(

Sercanoral Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-05-2007, 19:44   #40
Ağaç Dostu
 
Metin Y.'s Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-05-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,441
Galeri: 119
Sahaya atılarak israf edilen sular!

Dün, Galatasaray - Fenerbahçe maçı vardı. Türk futbolunun 3 büyükler diye adlandırılan takımlarından ikisi Ali Sami yen'de karşı karşıya geldi...
Maçın başlamasından önce , maç sırasında ve sonrasında sahaya su dolu pet şişeler fırlatıldı. Bu çirkinliğin detayına girmeye gerek yok ama maçın durduğunu ve tekrar başladığını , maç bitiminde sahaya koltukların fırlatıldığını , tribünlerde yer yer yangın çıkarıldığını gördük. Bu densiz ve sorumsuz insanlar güvenlik kuvvetleriyle de çatıştı.
Sözün özü: Benim gibi; ezeli rekabete dayalı güzel bir maç izlemeyi düşünenler hayal kırıklığına uğradı ve yine kazanan magandalar oldu!
Su konusunda Türkiye çapında bir sıkıntı yaşanırken ve su uyarıları ardı ardına yapılırken; sahaya su şişeleri yağdırmanın yurttaşlığa ve insanlığa sığmadığını söylemeye gerek var mı?
Eski futbolcu Ziya Şengül bu konuda dün gece şu yorumu yaptı: "Eğer o dolu şişeler bir baraja atılsa, su seviyesi istenilen düzeye gelirdi!"
Başka Türkiye yok , lütfen sorumluluğumuzu her yerde hatırlayalım. Bugün sıkıntı çekintiğimiz su sorununda da en büyük ayıbımız "israf" değil mi?

Metin Y. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-08-2007, 23:45   #41
agaclar.net
 
Mine Pakkaner's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-01-2006
Şehir: İzmir
Mesajlar: 10,533
Galeri: 99
Çakırgöl de kuruyor

2 bin 504 metredeki Çakırgöl de kuruyor

TRABZON AA


Çakırgöl Dağı'nın kuzey eteklerinde, denizden 2 bin 504 metre yükseklikte yer alan Çakırgöl de kuruyor. Gümüşhane sınırları içinde yer alan ve yayla turizmine büyük etkisi bulunan Çakırgöl, gün geçtikçe küçülüyor. Yetkililer, gölün yaklaşık iki yıl öncesine kadar çevresindeki istinat duvarından taştığını anımsattı. Çakırgöl'e toplam sekiz su kaynağının küçük çağlayanlar biçiminde döküldüğü, ancak kuraklık nedeniyle çağlayanların gölü artık besleyemediği kaydedildi.

http://www.milliyet.com.tr/2007/08/05/guncel/gun04.html

Mine Pakkaner Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-08-2007, 07:08   #42
Ağaç Dostu
 
Filiz's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: burdur
Mesajlar: 1,220
Galeri: 1
Su kısıtlamalarına artı olarak yapılabilecek başka ne var diye ararken süni yağmurlama hakkında bu yönetmelik maddesine takıldım. Acaba meteoroloji bu konuda neler yapıyor bilen birileri var mı? Ben hiç duymadım çünkü!


"Başbakanlık
Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Meteoroloji Mühendisleri Odası
Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri Büroları
Tescili ve Mesleki Denetim Yönetmeliği

Meteoroloji Mühendisliği İhtisas Konuları
16- Diğer İhtisas Konuları
a) Yağış imkanı olan bulutlardaki yağışı artırmak (suni yağış), bulut dinamiği ve yağış fiziği konularında araştırmalar yapmak,
b) Orman yangınlarını tahmin etmek ve orman yangınlarıyla mücadelede meteorolojik parametreleri ölçmek ve analizlerini yapmak,
c) Meteoroloji karakterli doğal afetlerin öngörüsü için gözlemlerde bulunarak erken uyarı metodları geliştirmek."

Filiz Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-08-2007, 07:25   #43
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 33,858
Galeri: 90
Alıntı:
Acaba meteoroloji bu konuda neler yapıyor bilen birileri var mı?
Neler yaptıklarını bilmiyorum ama TV'de izlediğim kadarıyla, kuruluşundan bu yana bir kez bile meslekten birinin meteorolojinin başına getirmediğini biliyorum

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-08-2007, 17:59   #44
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 33,858
Galeri: 90
Alıntı:
Kuraklığa karşı akıllı bulut

Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, “Akıllı Bulut Yönetimi” projesinin uygulamaya konulmasıyla, barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti.

Yeşim Sert Karaaslan - Hacettepe Üniversitesi (HÜ)Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cemal Saydam, “Akıllı Bulut Yönetimi” projesinin uygulamaya konulmasıyla, barajları yağmur ve kar suyuyla doldurabileceğini iddia etti.

Saydam, yaklaşık 15 senedir proje üzerinde çalışma yaptığını ve artık tabiatın sırrını çözdüğünü söyledi.

Bulutların içinde buhar ve kristal buz parçacıkları bulunduğunu anlatan Saydam, buz parçacıklarının büyüklüğünün yağmur ve kar yağışını belirlediğini kaydetti. “Buz parçacıkları büyükse yaz aylarında yağmur kış aylarında ise kar yağışı meydana gelir” diye konuşan Saydam, bulutlara dışarıdan müdahale ederek buz kristallerinin sayısını artırabileceğini ve büyümesini sağlayabileceğini bildirdi. Saydam, projenin, yapay deneylerinin başarılı olduğunu söyledi.

ABD'de 1950'li yıllarda buna benzer bir çalışma yapıldığını ancak başarılı olamadıklarını ifade eden Saydam, “Benim projem, onlarınkinden farklı. Dünyada bir ilk olacak. Buna benzer çalışmaları İsrail de yapıyor ve giderek başarıya yaklaşıyor” dedi.

“BULUTLARA SAHRA TOZU TOHUMLUYORUZ”

Prof. Dr. Saydam, “sahra tozlarının bulut içinde yağmuru nasıl tetiklediğini” ispatladığını belirterek, “Yağmurdan sonra camların üstü sarı lekelerle kirleniyor. İşte bunlar rüzgarla buluta, buluttan da yağmurla yere inen sahra tozlarıdır” diye konuştu.

Her sahra tozunun yağmura neden olmadığını anlatan Saydam, “Yaptığımız incelemeler sonucunda hangi sahra tozunun yağmura neden olduğu belirledik. Güney Tunus'tan sahra toprağı aldık” dedi.

Projenin işleyişi hakkında bilgi veren Saydam, ilk olarak belirlenen sahradan, yağışı tetikleyecek sahra tozunun toplandığını kaydetti. Saydam, daha sonra tohumlamaya uygun nem oranı yüksek bulutun tespit edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Bulut tohumlamasında, bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanılıyor. Bulutun bir parçasının aşırı soğumuş olması gerekiyor. Sahra tozu tohumları, uygun nem ve sıcaklıktaki bulutun içine, uçakla ulaşılarak bırakılıyor. Tohumların bırakılmasından yaklaşık yarım saat sonra yağış başlıyor.”

Barajların, yağmur suyundan daha çok kar suyuyla dolduğunu, nehirlerin de kar suyuyla beslendiğini belirten Saydam, “Tohumlama, özellikle uygun sıcaklık açısından kış aylarında yapılmalı. Yağmur suyu sadece toprağı ıslatır. Çok yağdığında sele neden olur ama kar öyle değil. Kar yavaş yavaş eridiği için nehirleri besler. Örneğin, Ankara'ya 2 metre kar yağdırın bir şey olmaz ama çok fazla suyu bir anda indirdiğiniz zaman altyapı bunu kaldırmaz” dedi.

Bu işlemi “Bulutu inek sağar gibi sağmak” diye adlandıran Saydam, projenin uygulamaya konulabilmesi için bürokratik engellerin bir an önce kaldırılması gerektiğini söyledi. Tohumlama işleminin yapılabilmesi için bulutlara uçması gerektiğini ifade eden Saydam, bunun için gerekli yerlere başvurduğunu ancak izin alamadığını kaydetti. Saydam, ilgili yerlerden izin alındığında kış aylarında hemen projenin uygulamaya konulabileceğini bildirdi.

“PROJEYİ AVRUPA BİRLİĞİNE SUNDUK”

Projeyi, Almanya'daki bulut odasıyla ve Atina'daki dünyaca tanınmış meteoroloji uzmanıyla paylaştığını anlatan Saydam, “Projenin desteklenmesi için onlarla beraber Avrupa Birliği'ne başvuruda bulunduk. Şimdi, cevap bekliyoruz” dedi.

“Sonbahar ve kış aylarında başımızın üstünden geçecek bulutlara yağacak mı acaba diye beklersek, daha çok bekleriz” diye konuşan Saydam, en kısa zamanda su yönetimi planlamasına “Akıllı Bulut Yönetimi” nin de katılması, sonbahar ve özellikle kış aylarında yağışlara müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. Prof. Dr. Saydam, “Bu sene yaptık yaptık, eğer bu kışı kaçırırsak 2009-2010 kışını beklememiz lazım” diye konuştu.
Kaynak

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2008, 16:13   #45
Yeni Üye
 
aliko69's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-05-2008
Şehir: Duisburg-Almanya
Mesajlar: 22
Galeri: 1
Susuz bir yasam düsünülebilinir mi?

Ìçmek, yemek pisirmek, yikamak ve daha bir dizi baska sey için gereksim duydugumuz su, bize doganin bir armaganidir. Bütün canlilarin temel yasam kaynagi olan tatli su orani sanildigi gibi dogada sonsuz ve sinirsiz degildir. Bir çogumuz, dünyada sudan çok ne var diye düsünebilir. Evet bu dogrudur dünya yüzeyinin %70`i sularla kapli oldugu halde (tam 1,4 milyar metreküp). Ama bunun %97`si deniz suyu olarak (tuzlu su) insanlar için kullanilamaz haldedir. Geri kalan %3 tatli su miktarinin büyük bir kismi kutup buzlarinda saklidir ve kullanilabilecek tüm su orani sadece %0,3`tür. Bu oran da her geçen gün toprakta ve havada artarak bulunan zararli maddeler tarafindan kirletilmektedir.

Insan vücudunun üçte ikisi sudan olusmaktadir. Istitastiklere göre her yetiskin kisi günde ortalama 2-3 litre suya ihtiyaci vardir. Insanlar suyu sadece içecek yoluyla degil, yiyecekler (sebze ve meyveler %90`a varan bir oran su içermektedir) araciligiyla da bünyelerine alirlar. Bir kisinin günlük kullandigi su miktari gözönüne alindiginda, bu küçük bir orandir. Almanya`da kisi basi günde ortalama 140 litre su kullaniyor. Bunun büyük bir kismi tuvalatlerde (%32) ve banyoda (%30) kullaniliyor. Geri kalan kismi ise %12 çamasirlar, %6 bulasiklar, %6 temizlik, %6 dis firçalamak, el ve yüz yikamak, %6 yemekler ve %2`si araba temizligi için kullaniliyor. Bunlarin yanisira kullanilan bu su miktari ise ev islerinde kullanilan zararli maddeler tarafindan da o kadar kirletiliyorlar ki, atik su aritma tesisleri suyu tekrar temizlemek için büyük çaba sarfediyorlar. Su aritma tesislerinin maddi giderleri son on yilda dörde katlandi. Bu ücrette herkes tarifindan karsilaniyor.

Su dogada sonsuz ve sinirsiz olmadigindan dolayi ve varolan tatli su kaynaklarini korumamiz için, evlerde rahtimizi bozmadan da birçok olanaklarla su tasarruf edebiliriz. Su tasarruf ederek hem çevremizi korumus, hem de atik su temizligi için maddi giderimizi azaltmis oluruz.


Su israfini önlemek ve suyu korumak için alinabilinecek bazi önlemler sunlardir:

- Banyo yapmak yerine, dus almayi tercih ediniz. (Bir kez banyo yapinca kullanilan su üç dusta kullanilan suya esittir.)

- Damlayan musluklar zamaninda tamir edilmelidir. Dakikada akan 10 damla su ayada 170 litre suyun bosyere akip kanalizasyona karismasina yol açar.

- Dis firçalarken, sabunlanirken, tras olurken suyu akitmak yerine, musluk kapatilip tekrar açilmalidir.

- Sebze ve meyveleri akan su altinda yikamak yerine, bir kap içinde yikayiniz.

- Ìçinde sebze ve meyveleri yikadiginiz suyu çiçeklere verebilirsiniz.

- Bulasik ve çamasirlariniz çok kirli degilse, makinalarinizi normal programi yerine, tasarruf programinda kullaniniz, böylece hem su hem de enerji tasarruf etmis olursunuz.

- Bulasik ve çamasir makinasini yeterince dolduktan sonra çalistiriniz.

- Klorlü beyazlatici yerine, çevreye zarar vermeyen temizlik ilaçlarini tercih ediniz. (Böylece hem yeralti sularini hem de cildinizi korumus olursunuz.)

- Fazla miktarda temizlik ilaci kullanmak yerine, az ve ölçülü ilaç kullanmayi tercih ediniz. Temizlik ilaçlari çevreye zarar verebilen maddeler içerirler.

- Çiçekleriniz için musluk suyunu degilde, kaplarda biriktireceginiz yagmur sularini kullaniniz.

- Kimyasal madde artiklari, ilaçlar, yaglar ve diger zararli maddeler kesinlikle musluklara ve tuvalete dökülmemelidir. Bu tür maddeler belediyeye bagli olan çöp isleme tesislerine veya zararli çöpleri toplayan araçlara verilebilir. Eski ilaçlari eczanelere de geri verilebilir.

----------
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

www.cevremizikoruyalim.de.tl

aliko69 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-05-2008, 16:37   #46
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 33,858
Galeri: 90
Yukarıdakilerin hepsini uygulayın.

Villanızın bahçesindeki havuzu kullanmanızda ise sakınca yoktur

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-05-2008, 01:46   #47
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2007
Şehir: İzmir - Saraykent 6
Mesajlar: 141
Alıntı:
- Damlayan musluklar zamaninda tamir edilmelidir. Dakikada akan 10 damla su ayada 170 litre suyun bosyere akip kanalizasyona karismasina yol açar.
-Ìçinde sebze ve meyveleri yikadiginiz suyu çiçeklere verebilirsiniz.
-Klorlü beyazlatici yerine, çevreye zarar vermeyen temizlik ilaçlarini tercih ediniz. (Böylece hem yeralti sularini hem de cildinizi korumus olursunuz.)

- Fazla miktarda temizlik ilaci kullanmak yerine, az ve ölçülü ilaç kullanmayi tercih ediniz. Temizlik ilaçlari çevreye zarar verebilen maddeler içerirler.

- Çiçekleriniz için musluk suyunu degilde, kaplarda biriktireceginiz yagmur sularini kullaniniz.

- Kimyasal madde artiklari, ilaçlar, yaglar ve diger zararli maddeler kesinlikle musluklara ve tuvalete dökülmemelidir. Bu tür maddeler belediyeye bagli olan çöp isleme tesislerine veya zararli çöpleri toplayan araçlara verilebilir. Eski ilaçlari eczanelere de geri verilebilir.
Bu maddeler dışındaki önerilere malesef katılamayacağımı üzüntüyle belirtmek istiyorum.
Sebebi ise birey olarak hakkım olan kullanma suyunu kirleten binlerce, milyonlarca termik santral, nükleer santral, kimya fabrikaları vs... varken kusura bakmasınlar ama ben banyo keyfimi azaltamam, çamaşır veya bulaşıklarımı bekletemem, sebzelerimi durgun suda yıkayamam çünkü hepimizin bildiği gibi durgun suda temizlik olmaz malesef...
Bütün bunları düşününce malesef suların kirlenmesinin faturası yine biz normal, sıradan yaşayan insanlara çıkıyor. Oysa ki gereksiz yere yapılmış bir adet termik santral veya fazladan yapılmış bir adet fabrikanın kirlettiği su oranını düşünürseniz eğer koca bir şehrin harcadığı suyu kirletebileceğini tahmin edebilirsiniz...
Ayrıca kirli suyun geri dönüşümüne harcanan paraların artması kusura bakmasınlar ama benim problemim değil... Silah sanayisine harcanan para kadar fazla olmadığını sanırım herkes tahmin ediyordur...

Peki çare nedir diye bana sorarsanız eğer cevabım fazlasıyla anarşist düşünceler taşıyacaktır...
İnsanlık böylesine (bana göre) ufak tefek saçma sapan hayaller peşinde su kaynaklarını kurtaracağına inanarak önlemler almaya çabaladıkça günün birinde öyle bir noktaya geleceğiz ki gerçekten yaşlı Dünya'mız üzerinde kişi başına günlük 1 lt. temiz su kalacak. Böylece toplu ölümler gerçekleşecek, büyük bir kaos ve yaşlı Dünya'mız doğa ana ile ortak yürüttüğü katliamı dengeyi bulduğunda sona erdirecek.

Belki bütün bunlardan sonra hayatta kalabilen insanlar olaylardan ders çıkarıp yeni bir medeniyet kurarak daha farklı bir şekilde hayatlarına devam edecekler...
Tüm bunlar olacakken benim için yapılacak en güzel şey ise zaten ortalama olarak geriye kalan 32 yıllık ömrüm boyunca temiz kalmış olan suyun tadını çıkarmak olabilir ancak...
Banyodan 1 saatten önce çıkmayarak, gürül gürül akan suyun altında kendi yetiştirdiğim domatesleri rahat rahat yıkarayak

Çok karamsar bir tablo olabilir ama malesef bunlar yaşanacak...
NOT: Benim ise kendimce ürettiğim en güzel su tasarrufu sloganı şudur;
"Birlikte banyo yapın sudan tasarruf edin"...

lizard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 31-05-2008, 11:54   #48
Ağaç Dostu
 
eskimo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-06-2005
Şehir: Didim
Mesajlar: 736
Galeri: 25
Google Maps'de İstanbul Silivri(Avrupa yakası) arası gezinirken gördüğüm havuzların çokluğuna inanamadım.
''okulda hep zayıf aldığım havuz problemlerini öğrenseymişim kaç m3 su dolu olduklarını bile hesaplardım''diye düşünmeden edemedim.

Ben de, bu su tasarrufu konusunda havuzlar doldurulan tonalrca su , fabrikalarn kaçak kullanarak, artılmadan nehir ve dereler salına yer altı sularına takıldım kaldım.

Küçük bir örnek vermek isterim.
İstanbul çevresinde bütün köy kuyularına saat takan İSKİ gibi üstün(!) bir kurumumuz varken bakın neler yaşanıyor...
Lüks havuzlu bir sitenin belediye encümen üyesi sakini,geçen yıl
yaşanan su sıkıntısını fırsat bilip,
bir iki su tankeri,satın alımış,
köy yolunda akan bir kaynaktan tankerleri ücretsiz doldurup,site sakinlerine bahçe sulamada kullanmak üzere tankeri 300 ytl den satıyormuş.

Bu tilkiler aramızda varken bizim tasarruf ettiğimiz bir iki ton su, işe yarar mı sizce?

eskimo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-06-2008, 08:50   #49
Yeni Üye
 
aliko69's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-05-2008
Şehir: Duisburg-Almanya
Mesajlar: 22
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi eskimo Mesajı Göster
Bu tilkiler aramızda varken bizim tasarruf ettiğimiz bir iki ton su, işe yarar mı sizce?
Hani bir Ata Sözümüz var ya:

"Damlaya Damlaya Göl olur."

----------
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

www.cevremizikoruyalim.de.tl

aliko69 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-06-2008, 08:59   #50
Yeni Üye
 
aliko69's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-05-2008
Şehir: Duisburg-Almanya
Mesajlar: 22
Galeri: 1
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi lizard Mesajı Göster
Tüm bunlar olacakken benim için yapılacak en güzel şey ise zaten ortalama olarak geriye kalan 32 yıllık ömrüm boyunca temiz kalmış olan suyun tadını çıkarmak olabilir ancak...

NOT: Benim ise kendimce ürettiğim en güzel su tasarrufu sloganı şudur;
"Birlikte banyo yapın sudan tasarruf edin"...
Senden sonrakileri ne yapacak?

Herkes bu anlayisla hayatini devam ederse ne olacak?

Kusura bakma ama senin bu düsüncene hic mi hic katilmiyorum.

Yaptigin son öneriye söyle katiyiliyorum:

Birlikte dus almak daha fazla su tasarrufu yapar.

----------
Unutmamalıyız ki, sağlıklı bir çevre için vereceğimiz her hizmet, kendi sağlığımız ve çocuklarımızın geleceği içindir.

www.cevremizikoruyalim.de.tl

aliko69 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-06-2008, 13:33   #51
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2007
Şehir: İzmir - Saraykent 6
Mesajlar: 141
Alıntı:
Senden sonrakileri ne yapacak?
Herkes bu anlayisla hayatini devam ederse ne olacak?
Şu anda bütün Dünya insanları 6 milyarı birden kirlilik ve susuzluk ile ilgili bütün problemleri çözmek için çabalasalar bile kirliliğin ve susuzluğun geri dönüşü yok. Kullandığımız sular kapalı şişelerde durmuyor. Biz kullansakta kullanmasakta o sular azalıyor. Dünya ısınıyor. Bunun en büyük sebebi ise kullandığımız arabalar, kullandığımız elektrik, kullandığımız sanayi ürünleri için harcanan enerjiler, yaptığımız beton binalar...

Bütün bunları tüketmeye devam ederken bütün insanlar hayatları boyunca 1 damla bile su kullanmasalar dahi gelecek nesillere pek bir şey kalmayacak. Malesef şu anda doğa intikamını alıyor. Artık geri dönüşü yok. Ve ben bir canlı olarak öncelikle kendimi düşünmek zorundayım. Kusura bakmayın ama benim gereksiz harcayacağım 100 ton su yerine sağda solda mantar gibi biten ve asıl çevreyi, Dünya atmosferini değiştiren termik santraller, petrol rafinerileri gelecek nesiller için daha büyük tehdit. Gelecek nesiller bir şekilde deniz suyunu arıtır, gerekirse kutuplardaki buzları eritir yine de suyunu bulur. Fakat atmosfer her geçen gün daha fazla gazlarla boğulurken yapabilecekleri pek bir şey yok malesef...

Yıllardır kullanılan arabaların, kamyonların, uçakların çıkardığı egzoz gazlarını görmeden;
Termik santrallerin, yeni rafinerilerin yapılmasına karşı çıkan insanlara anarşik diye dövenlere göz yumarak;
Yıllardır denizlere, göllere bırakılan ağır metal içeren sanayi atıklarını görmezden gelerek;
Her daim atmosferi kirleterek, ozonu delerek, ağaç dikmeden ömrünü tüketerek yaşadıkça;

istediğimiz kadar su tasarrufu yapalım gelecek nesil diye bir şey olmayacak...
Acı ama gerçeklerdir bunlar. Televizyonlarda, reklam panolarında yürütülen uyutma kampanyalarına çok kapılmayın derim ben. Hayatımız boyunca harcamamız gereken belli miktar su olması mecburidir. Kalkıp kimse bana evinde tuvaletini yaptıktan sonra sifondan 1 lt daha az su dök gibi saçmalıklar önermesin. Kimse bana banyo yapmak yerine duş al demesin. Gidip fillere de hortumlarıyla suları çekip sağa sola püskürtmeyin demek gibi birşeydir bu.

Su hayattır, su temizliktir, su hijyendir... Sudan tasarruf olmaz. Sudan tasarruf etmeye çalışanlara da önerim daha yavaş ve az nefes almaları olacaktır. Böylece atmosferdeki oksijeni de tüketmemiş oluruz. Oksijen kaynakları tükendiğine göre gelecek nesillere oksijen bırakmamız gerekecek öyle değil mi?

Bu konuda söylenecek çok söz var gerçi. Karışık bir durum. Fakat durum sandığınızdan daha da vahim. Benim karamsar öngörüm en fazla 5-10 nesil sonrasının Dünya'yı göremeyeceğidir. İş işten geçti artık malesef. Geri dönüşü yok.

lizard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 05-06-2008, 15:07   #52
Ağaç Dostu
 
habibe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-02-2007
Şehir: kocaeli
Mesajlar: 1,706
Galeri: 33
Konu su ile alakalı olduğundan merak ettiğim bu soruyu buraya yazdım.
İçtiğimiz suda ki oksijenin miktarı artırılabilinir mi?

habibe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-07-2008, 20:57   #53
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 17-05-2008
Şehir: kütahya
Mesajlar: 104
Merhaba
Su ile ilgili bir başlık ararken burada yazmanın daha uygun olacağını düşündüm.

Biraz önce tv de yine istanbulun su sorunundan bahsediliyordu. Melen çayının suyuda yetmiyormuş. Bir şehri cazibe merkezi haline getiriyosunuz ve alt yapısını hazırlamıyorsunuz. Anadoluda yaşayan biri olarak bu haberlerden sıkıldım artık.
Geçende başka bir haber vardı MERKEZ BANKASI İstanbula taşınıyor diye. Acaba Merkez Bankasında kaç kişi çalışıyordur?
Aileleri ile kaç kişiyi bulur?
Bu insanlar ayda, hatta yılda ne kadar su tüketir?
Bize söylenen taşınma sebebi bence pek mantıklı değil.
Günümüzde teknoloji bu kadar gelişmişken Merkez Bankasının nerede olduğu önemli mi?
Hatta illa taşımak gerekiyorsa su sorunu olmayan küçük yerleşim yerlerinden birine taşınmalı. Küçük yerleşim yerine bu kadar insan taşınırsa Ankaralıların su sorununada çözüm olabilir. Bu insanlarda ve aileleri trafik sorunu olmadan, su sorunu olmadan yaşayabilirler.

İstanbullular az olan suyunuzu paylaşmak için Merkez Bankası çalışanları ve aileleri de geliyor. Biraz daha su tasarrufu etmeyi öğrenin. Çünkü zaten yetmeyen suyu paylaşmak için biraz daha insan geliyor.

Herhalde su yakında İstanbul için altından daha kıymetli olacak.

çilek_2 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-07-2008, 05:59   #54
Ağaç Dostu
 
Mermaid's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-05-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 675
Galeri: 4
Merhaba lizard

Peki bi düşünelim bu hale "bemim tekbaşıma alacağım önlemlerden bir şey olmaz" düşüncesi ile gelmedik mi?
Peki birirleri termik santral kuruyor sanayi atıkları çevreye saçılıyor, denizler kirletiliyor bunları kimler yapıyor biz insanlar değil mi?
Hiç düşündünüz mü onlarda belki "benim verdiğim zarardan ne olacak benden daha fazla zarar verenler var önce onu düzeltsinler" diyorlardır tıpkı sizin gibi
Bu yüzden benim aldığım önlemden birşey olmaz demeyin lütfen.
Bu arada elbette sadece su tasarrufu değil evet oksijenden de tasarruf etmeliyiz ama bu sizin dediğiniz gibi az nefes almakla değil.

Biraz daha az ben merkezli olalım ve dünyada yaşayan diğer canlılarıda düşünelim lütfen.

Mermaid Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-07-2008, 16:00   #55
Ağaç Dostu
 
eskimo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-06-2005
Şehir: Didim
Mesajlar: 736
Galeri: 25
2008 yılı su politikası;
-İstanbu'da susuzluk alarmı,koca İstanbul'a yetmeyen su rezevleri
-Ankara'da halka içirilen arsenikli su
-İzmir'de''Sen Ankara'yı'' bırak İzmir'e bak'' polimiği.

Bu ciddiyet(!) karşısında bizede rezervuramıza koydumuz tuğlayı çıkarıp WC'mizi iyice temizlemek düşüyor.
Bari evim temiz olsun ))))

eskimo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-07-2008, 13:39   #56
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 25-04-2007
Şehir: İzmir - Saraykent 6
Mesajlar: 141
Sayın Mermaid;
Yazdıklarınız belli konularda çok gerçekçi ve doğru. Hatta benim de çevreme yaymaya çalıştığım bir nokta. Geçenlerde konuşuyorduk bu pirinç fiyatları hakkında. Fiyatlar yükselince herkes saldırdı pirince ve fiyatlar daha da arttı. O zamanlar marketlerde kimi görsem söylemeye çalıştım 1 hafta ülkenin yarısı bile pirinç almasa fiyatlar eskisinden ucuz olur. Sadece 1 gün hiçkimse araba kullanmasa, mümkünse işten izin alıp evde otursa benzin fiyatları da ucuzlar.

Termik santrallerin yapılmaması için çocuk yaşlarda bile bas bas bağırdığımızda dayak yemiştik. Okulda dışlanmıştık. Şimdi de nükleer santral yapılacak ve ben sesimi çıkarmıyorum. Oturup bize karşı çıkanların sonlarını izliyorum. Dünya'daki her canlı kendisini düşünür sadece. Kendi geleceğini ve neslini düşünür. Biz onu da yapmıyoruz. Zaten bütün sorun burada. Biz bir fare kadar gelecek nesillerimizi düşünmüyoruz. Eğer öyle olsaydı sevgili Ford üretim bandına kafa patlatmaz, sanayileşmek yerine doğallığımızı korumaya devam ederdik.

Fakat buradaki konu suyun dikkatli kullanımı. Bu konuda bireysel olarak yapabileceğimiz tek şey suyu daha az kullanarak hijyenden ödün vermemiz olacaktır. Bu da karşılığında daha büyük sorunlar çıkaracaktır. Her konuda belli bir stratejiyi yakalamak gerekir. Eğer sular kirleniyorsa, azalıyorsa öncelikle bunun sebeplerini ortaya koymak gerekir. Benim aylık su tüketimim 4 ton civarı. Yıllık 48 ton ve ortalama ömrüm boyunca ise sadece 2880 ton yapar. Bir insan olarak, insanca yaşayabilmek için belli miktarda su tüketmem gerekir. Vucudumun büyük çoğunluğu su ve hastalıklardan korunmak için suya ihtiyacım var.
Dünyadaki su miktarı azalmaz. Sadece yer değiştirir. Bu da mevsimsel değişimlerin bir sonucudur. Dünya üzerinde hiç insan olmamış olsaydı bile bunlar olacaktı. Eskiden çok çok verimli olan fakat şu anda çölleşmiş çok fazla sayıda alan var Dünyamızda. Fakat buradaki kilit nokta bu yer değiştiren suyun temiz kalması gerektiği. Kimse bundan bahsetmiyor. Dünya'nın %75'i suyla kaplı. Su sorunumuz yok. Teknoloji var su bulunur bir şekilde. Fakat ağır metallere buladığımız denizler, akarsular kimsenin işine yaramaz.
Benim katılmadığım hatta kızdığım konu suyun yer değiştirmesinin faturasını sıradan bir vatandaş olarak bana kesilmesi. Televizyonda, internette, gazetelerde her yerde suçlu ben olarak gösteriliyorum. Sebep ise suyu gereksiz kullanıyor olmam, tuvaletimi temizleyecek kadar suyu kullanmam, banyo yaparken iyice temizlenmek için su kullanmam, evimi, bulaşıklarımı, yiyeceklerimi temizlemek için, hastalanmamak için su kullanıyor olmam.
Ben de buna karşılık diyorum ki su tasarrufu yapmakla olmaz bu iş. Zaten insanların gereğinden fazla su kullandığına da inanmıyorum. Yapılması gereken insanları suçlayarak bir yere varmayacak eylemler üretmek yerine sorunun kaynağına inip çözümler üretmek.
Geçen yıllarda bas bas bağırıyordu yetkililer yağışlar azaldı diye. Yağışlar azalıyorsa daha fazla baraj yapılır daha çok su toplanır. Yağmur yağdığında 1 kova koyarsanız 1 litre 5 kova koyarsanız 5 litre su toplarsınız en basit mantıkla.
Havalar ısınıyor, bunun tek sebebi atmosferdeki sera gazları. Bunların kaynağı ise egzoz gazları, termik santraller, kömür kullanımı vs... Bana bir alternatif sunmuyorlar ki ben araba kullanmayım. İzmir'de yaşıyorum. İzmir'in yarısına yetecek kadar termal su kaynağımız var. Fakat nedense bütün şehre yayılacak bir projeyi iptal edip başka ülkeden gelen doğal gaz için her yere boruları döşediler. Yer altından çıkan ve yüzyıllardır akıp giden sıcak suyla şehrin yarısını ısıtmak varken doğal gaz yakmaya başladı insanlar.
Elektriği güneş enerjisinden üretebilmek için kendi evime sadece 1500 - 2000 ytl civarı bir yatırım yeterli oluyor. Fakat bununla ilgili devlet teşviki vs... olmadığı için ben doğalgaz veya kömür yakılarak saçma bir şekilde üretilen elektriği kullanmak zorunda kalıyorum.
Türkiye'nin bir çok yerine rüzgar enerjisi ile elektrik üreten santraller yapılabilir, hırçın Karadeniz'e dalgaların hareketinden elektrik üreten santraller kurulabilir. Şehirlerde motosiklet ve bisiklet kullanımına uygun yol düzenlemeleri yapılabilir. Fakat bütün bunlar göz ardı ediliyor, elektrik üretmek için başka ülkelerden getirilen doğalgazı yakıyoruz, herkes araba alsın diye tonlarca krediler veriliyor, toplu taşıma can çekişiyor ama suların azalması benim 2 saatlik duş keyfim oluyor, tuvaletime akıttığım 10 litre su oluyor.

Sevgili Dünya'mızın üzerinde atom bombaları patlatan, nükleer füzeleri sağa sola fırlatan, nükleer santraller kurmayı meziyet sananlar oldukça ve insanlık bunlara karşı halen daha ayaklanmıyorsa, karşı çıkmıyorsa ben de duş keyfimi 2 yerine 4 saate çıkarırım. Dönüşü yok artık bu durumun. 2-3 nesil sonra asit yağmurlarıyla tanışacak torunlarımız. Ben sırf bu konular yüzünden çocuk yapmayı planlamıyorum. Dünya'ya bir tüketici daha gelmesin diye. Benim yaşadığım kadar güzel yaşayamayacağı için. Ama diğer yandan ürememiz teşvik ediliyor. Her çocuk bir tüketicidir. Virüs gibi Dünya'mızı sardık. Bütün kaynakları delice tüketiyoruz. Satın aldığınız her plastik denizlerimizi kirletmeniz demektir. Fakat bana alternatif sunuluyor mu? HAYIR... Plastik şişe yerine cam şişelerden arıyorum yok. Aklım duruyor artık en son sadece alkollü ürünler cam şişelerde satılıyordu fakat artık onları da yavaş yavaş pet şişelere almaya başladılar.

Çocuklarınıza hayal kurmayın. Onlara çok zor günlerin geleceğini anlatın. Haberleri olsun.

lizard Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-07-2008, 15:19   #57
Ağaç Dostu
 
Süha Şendoğan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-06-2007
Şehir: Yalova
Mesajlar: 893
Galeri: 38
Sevgili Lizard,
Yüzde yüz haklısın sana candan katılıyorum.

Süha Şendoğan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-07-2008, 14:56   #58
Ağaç Dostu
 
Mermaid's Avatar
 
Giriş Tarihi: 29-05-2008
Şehir: istanbul
Mesajlar: 675
Galeri: 4
Sevgili Lizard

Anlattıklarınaza ****** katılıyorum. Ama benim demek istediğimi ya yanlış anladınız **** ben yanlış ifade ettim. Şahsınız için değil söylediklerim. Ben bir evkadını, bir anne olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Yani ben size banyo yapmayın hijyenden uzak durun demedim ki, elbette hijyen çok önemli elbette temiz olacağız. Ama size basit bir örnek vereyim mi? Tanıdığım o kadar çok insan varki musluk açıkken mutfakların da iş yapan **** iki sokak ötedeki markete, fırına arabası ile giden. Ben bunlara bizzat tanık oluyorum.
Üreticiler tüketicelere, tüketiciler üreticilere pas atıyoruz. Satın aldığımız **** almayı düşündüğümüz pek çok üründe ambalaj seçme şansımız yok almamayı **** üretici firma ile temasa geçmeyi çoğu zaman hiç düşünmüyoruz. Evet ülkemizde sadece kar marjları gözetilerek üretim yapılıyor. Malesef insan sağlığı tabiat hep ikinci plana bırakılıyor hatta üç, dört amirinden memuruna, sanayicisinden siyasetçisine malesef kimse kendinden başkasını düşünmüyor. Herkeste bir maddiyattır almış başını gidiyor. Sivil toplum ögütleri sesini çıkartmaya kalksa hemen yıldırma politikaları başlıyor ve malesef halk olarak hiç sesimizi çıkartıp hakkımızı aramaz olduk. Bizim seçip bizi hizmet etmesini beklediğimiz insanlar bizlerin ne düşündüğünü merak bile etmediler. Kendi istekleri doğrultusun da koskocaman bir şantiye alanına çevirdiler İstanbul'u Yani hep bu gün için yaşıyoruz yarını düşünmeden anlatabildim mi, bilemiyorum? Benim demek istediğim dünyayı iyice batırmadan birşeyler yapmak ufakcıkta olsa madem ki kimse kılını kıpırdatmıyor belki biz bi çare buluruz da bu bilinçle yetiştirdiğimiz çoçuklarımız da dünyayı kurtarır kimbilir.
Ama hiç birşey yapmamaktan iyidir.

sevgiler

Mermaid Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-07-2008, 17:38   #59
Ağaç Dostu
 
Halit Togay's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-09-2005
Şehir: Ataköy-İstanbul
Mesajlar: 725
Galeri: 130
..Frank Herbert'ın Dune adlı bilimkurgu romanını okuyanlar vardır sanırım.
Dune (kum tepesi) adlı bir çöl gezegeninde arap etnik motifleri taşıyan insanlar vardır ve idrarlarını bile ziyan etmeden günlük yaşantılarını disipline alıp yaşarlar. Hükümdar halka büyük bağış olarak yemek sofrasında el sildiği ıslak havluyu atar halk kapışır. Kendi iptidai usulleri ile nem geçirmeyen elbiseler yapmışlardır ve içinde biriken ter ve nemi toplayıp kullanırlar.
..Dünya'mızın sonu en azından birkaçyüzbin yıl içinde bu gezegene benzeyemez çünkü Yeryüzü'ndeki su miktarının yalnızca çok küçük bir kısmı düzenli olarak Uzay'a kaçmaktadır. Su kimyasal açıdan çok az reaksiyona giren bir molekül olduğu için de parçalanıp yok olmaz.
..Su bize milyonlarca sene yetecektir.
..Küresel ısınma su kaynaklarımızı azaltmaz tersine çoğaltır.
..Çünkü Antarktika'da buz halinde kilometrelerce kalınlıkta duran su da eriyip suyun atmosferik dolaşımına katılır.
..Küresel ısınma yalnızca yağışlı bölgelerin yerini değiştirir. Bazı ülkeler ve bölgeler daha mühim hale gelir. Tıpkı buzul çağının bitmesi ile 12000 sene önce çölleşen eski verimli Sahra Çölü gibi.
..Aslında küresel soğuma (Buzul devirleri) suyu buzullarda hapsederek dolaşımdaki suyu azaltır.
..Lizard'ın söyledikleri çok doğru. Suyu kullanmakla yok edemeyiz. Ama sanayi suyu kirletir. Veya belli miktarda suyu olan bir bölgede plansız kullanım evlerde kullanılan su miktarını kısıtlamakla sonuçlanabilir. Bir kasaba kadar su tüketen bir sanayi tesisine kimse kalkıp da yüzde on tasarruf yap demez demeye kalkanın da matbuatta sesi kesilir. Ama belediye başkanları az banyo yapın deme cesaretini bulabilirler. Çimlerinizi sulamayın , dişlerinizi fırçalarken dikkat vb denir. Neden sensörlü musluklara subvansiyon yapalım fiatları ucuzlasın, duş başlarının ve lavabo musluk lülerinin daha etkili akıtma yapanlarının kullanımını yaygınlaştıralım çimlerinizin toprağı için ucuza perlit döşeyelim gibi şeyleri söylemezler.
..Öncelikle
1 Halkı dozunda suçlamak iyi bir yöntemdir. İnsan "su bulamıyoruz ama bak demişlerdi, ben dişimi fırçalarken suyu açık bırakıyorum, duşu da bugün uzun yaptık galiba" gibisinden hafif bir suçluluk hisseder. Birdahaki seçimde de aynı adaya oy verirken susuzluğun suçlusunu kendisi zanneder.
2. Belediye başkanlarına gerekli maddi desteği sağlayan, belki de aynı cemiyetlerde bulundukları sanayicileri kızdırmak seçim durumunda sıkıntı yaratır.
3. Su tüketini azaltacak tedbirler para harcattırır.
4. Çoğu idareci bunların uzun vadede kendi siyasi hayatları açısından faydalı olduğunu anlayacak kültüre sahip olmayabilir. Anlayanlar da halkın bunu değerlendirecek kadar şuurlu olmadığını düşünmektedirler. Maalesef de haklılardır galiba.

..Birkaç nokta daha var
..Öncelikle bahçe sulama su harcattırır ama konut başına bırakılan bahçe de fazla demektir. Bahçe ya bitişik nizam olmayan apartmanlarda ya da villa tipi konutlarda olur. Şişli Meydanı'nın ne kadar sıcak ama Taksim Gezisi Parkı'nın ne serin olduğunu hepimiz biliyoruz. Bahçe ve ağaç şehrin iklimini düzeltir daha serin bir yaz ve daha çok yağış demektir. Bahçe sulamak için arıtılmamış sular zaten umumi parklarda kullanılıyor, bunu özel bahçelere tatbik etmek de mümkündür bahçede suyu daha tasarruflu kullanacak yöntemler de vardır, acaba kimse bunun maliyet hesaplarını yaptı mı?
..Yüzme havuzlarında fazla su var mış gibi görülür ancak bu havuzlar yılda bir kere doldurulurlar. Aynı yüzölçümüne sahip bir bahçeden çok daha az su harcanır. benim yazlığımda 150 metrekarelik bir havuz var 50 aile kullanıyor haftada 1 metreküp su kullanmıyor. Bunu Şükran Hanım'a söylediğimde "kaçak olmadığına emin misin?" dedi. Yani ne kadar az su kullanıldığını düşünün.
..Hela temizliği için kullanılan su İstanbul gibi deniz kıyısı bir şehirde pekala ayrı bir şebeke ile temin edilebilir. Bunun için de burada kullanılan suyu hesaplayıp ayrı su şebekesinin maliyetini ve karlılığını bilmek gerekiyor.
..Sanayi suyunda ne kadar tasarruf edilebilir bunu da hesaplamak lazım.
..Daha mühimi yeraltı ve yerüstü sularını kirleterek kullanılmasına mani olan , daha kötüsü kirli halde kullandıran sanayi tesislerine bir yaptırım uygulanmalı.
..En mühimi Halk kendini ilgilendiren bu konularda bilgili bilinçli ve örgütlü olup siyasetçiden hesap sormalı.

Halit Togay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-07-2008, 18:16   #60
Ağaç Dostu
 
Halit Togay's Avatar
 
Giriş Tarihi: 30-09-2005
Şehir: Ataköy-İstanbul
Mesajlar: 725
Galeri: 130
.. Yazma niyetindeydim atlamışım. En büyük tasarruf şebekeyi tamir ederek olabilir. Yer yer ve bazı şehirlerde yüzde ellinin üzerine çıkan şebeke kayıpları oluyor. Yetrsiz altyapının faturası gene halka çıkarılıyor.

Halit Togay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 01:32.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2014