agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Daha İyi Bir Yaşam İçin
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 09-04-2008, 12:20   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,851
Galeri: 90
İklim değişikliği ve gıdalar

İklim değişikliği ve besin kalitesi

Bitkiler gelişmek ve büyümek için güneş ışını, su, çeşitli mineraller ve atmosferde bulunan karbondioksite ihtiyaç duyarlar. Bütün bu unsurlar belli bir denge içerisinde bitkilerin yetişmesini sağlar. Fotosentez ile bitkilerin gereksinimi duydukları yapı taşları oluşur. İnsanların aldıkları gıdanın çok önemli bir bölümü tabiatta yetişen bitkilerden oluşur.

Bunların en vazgeçilmezi de tahıllardır.

Karbondioksit, protein ve karbonhidrat oluşumu için gerekli karbonu sağlar. 2050 yılında dünya atmosferinde mevcut karbondioksitin bugünkünden % 50 daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Bilim adamları o günün koşullarında dünya atmosferinde olacak sera gazları yoğunluğu altında tarımsal olarak önemli bitkilerin ne kadar etkileneceklerini inceleyerek ilginç sonuçlara varmışlar. Özellikle yapraklı bitkilerde karbonhidrat miktarının şeker ve nişasta olarak artacağı tespit edilmiş. Tahıl bitkileri, mısır ve şeker kamışında yapraklı bitkilere göre daha az bir artış tespit edilmiş. Buna karşılık pek çok bitkide protein miktarının kaydadeğer oranda azaldığı görülmüş. % 10-15 oranındaki genel protein azlığı bitkilerin besleme özelliklerinin dikkat çekici oranda azaldığına işaret etmekte.

Almanya’nın Münih kentindeki Gıda Kimyası Araştırma Kurumu’nda yapılan çalışmalarda, atmosferdeki karbondioksit artışı ile ekmek ununda kullanılan buğdaydaki glüten protein miktarının, normalin üstünde azot gübresi kullanıldığı halde, % 20 oranında azaldığı belirlenmiş. Kullanılan azot gübresi normalin üzerinde olmadığında görülen protein azalışı % 27 seviyesini bulmaktadır. Ancak bu azalmanın sebebi henüz anlaşılmış değil. Benzer bir durumu ABD Tarım Bakanlığı araştırmacıları pamuk yapraklarında da belirlemişler.

Atmosferde artan karbondioksit miktarının etkilediği diğer bir bitki türü de hayvancılık için büyük önemi olan mera çimenleri. Özellikle büyükbaş hayvanların beslenmesinde önemli bir yer tutan çimenlerdeki protein miktarının, atmosferdeki karbondioksitin artışı dolayısıyla azalması hayvan besiciliğinde endişe doğurmakta. Her ne kadar azot gübreleri ile bu olumsuzluk bertaraf edilebilse de gerek besiciliğin ekonomisi gerekse çevre koruma açısından bu çözüm tereddütle karşılanmakta.

Stuttgart-Hohenheim Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar atmosferdeki karbondioksit artışının daha önemli bir olumsuz etkisini de ortaya çıkarmış. Karbondioksit artışı ile birlikte patatesteki C vitamini miktarı % 50 oranında azalmaktadır. Ayrıca insan beslenmesi için vazgeçilmez olan eser ve element miktarı da yok denecek seviyeye düşmektedir. Yine aynı üniversitede yapılan araştırmalarda yüksek karbondioksit içeren atmosferde yetişen arpadan yapılan biranın köpürmediği tespit edilmiştir.

ABD’de soya fasulyesi üzerinde yapılan çalışmalarda daha da endişe verici sonuçlar alınmış. Soyadaki kalsiyum ve çinko seviyeleri % 20 oranında düşmüş, nişasta ve şeker oranıysa % 50 oranında artmıştır. Soya süt ürünleri yerine kullanılan bir besin maddesi olduğundan kalsiyum düşüşü önemle dikkate alınmalıdır.

Bütün bu etkileri göz önünde tutan araştırmacılar şimdi değişen çevre koşullarına uyum sağlayacak bitki türleri konusunda araştırmalar yapmaktadırlar. Fakat ne bu araştırmaların miktarı, ne de iklim değişikliği dolayısıyla karşılaşacağımız besin kalitesindeki kayıplarla ilgili çalışmalar yeterli değildir.

Şimdi bizlerin aldığı gıdanın büyük bir bölümünün seralarda yetiştiğini düşünerek bu olaya başka bir yönden bakalım. Günümüzde atmosferdeki karbondioksit miktarı 380 ppm, seralardaki atmosferdeki miktar ise bunun iki katı veya zaman zaman daha da fazlası. Bu oran 21. yüzyıl sonunda dünya atmosferinde oluşacağını beklediğimiz karbondioksit miktarına neredeyse eşit. Seralardan hızlı ve fazla ürün alabilmek için kullanılan gaz oranı sebebiyle beslenmemizin kalitesi önemli oranda düşmüş durumda. Protein ve eser elementler içeren kaliteli besinler yerine karbonhidrat ve şekeri bol besin almaktayız. Ek olarak da buna seralarda bol miktarda kullanılan hormonları katabiliriz.

Bir bölüm bilim adamı da bugün yediğimiz sera ürünlerini göz önüne alarak, iklim değişikliğinden kaynaklanacak, kuraklık, sel ve yüksek ısı dolayısıyla bitkisel ürün azalmasının, günümüzde seralarda kullanılan yöntemlerle telafi edilebileceğini düşünmektedir. Ancak besin kalitesinde ve dolayısıyla insanların akıl, düşünme ve zekâ seviyelerindeki düşüş ele alınmamaktadır. Kısaca besinlerin niteliği değil yalnızca niceliği düşünülmektedir. Bu da galiba önemli bir sorun!

Deniz Gökçe
Akşam

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-05-2019, 02:16   #2
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 25-05-2019
Şehir: Adana
Mesajlar: 6
kışlar kurak

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi malina Mesajı Göster
İklim değişikliği ve besin kalitesi

Bitkiler gelişmek ve büyümek için güneş ışını, su, çeşitli mineraller ve atmosferde bulunan karbondioksite ihtiyaç duyarlar. Bütün bu unsurlar belli bir denge içerisinde bitkilerin yetişmesini sağlar. Fotosentez ile bitkilerin gereksinimi duydukları yapı taşları oluşur. İnsanların aldıkları gıdanın çok önemli bir bölümü tabiatta yetişen bitkilerden oluşur.

Bunların en vazgeçilmezi de tahıllardır.

Karbondioksit, protein ve karbonhidrat oluşumu için gerekli karbonu sağlar. 2050 yılında dünya atmosferinde mevcut karbondioksitin bugünkünden % 50 daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Bilim adamları o günün koşullarında dünya atmosferinde olacak sera gazları yoğunluğu altında tarımsal olarak önemli bitkilerin ne kadar etkileneceklerini inceleyerek ilginç sonuçlara varmışlar. Özellikle yapraklı bitkilerde karbonhidrat miktarının şeker ve nişasta olarak artacağı tespit edilmiş. Tahıl bitkileri, mısır ve şeker kamışında yapraklı bitkilere göre daha az bir artış tespit edilmiş. Buna karşılık pek çok bitkide protein miktarının kaydadeğer oranda azaldığı görülmüş. % 10-15 oranındaki genel protein azlığı bitkilerin besleme özelliklerinin dikkat çekici oranda azaldığına işaret etmekte.

Almanya’nın Münih kentindeki Gıda Kimyası Araştırma Kurumu’nda yapılan çalışmalarda, atmosferdeki karbondioksit artışı ile ekmek ununda kullanılan buğdaydaki glüten protein miktarının, normalin üstünde azot gübresi kullanıldığı halde, % 20 oranında azaldığı belirlenmiş. Kullanılan azot gübresi normalin üzerinde olmadığında görülen protein azalışı % 27 seviyesini bulmaktadır. Ancak bu azalmanın sebebi henüz anlaşılmış değil. Benzer bir durumu ABD Tarım Bakanlığı araştırmacıları pamuk yapraklarında da belirlemişler.

Atmosferde artan karbondioksit miktarının etkilediği diğer bir bitki türü de hayvancılık için büyük önemi olan mera çimenleri. Özellikle büyükbaş hayvanların beslenmesinde önemli bir yer tutan çimenlerdeki protein miktarının, atmosferdeki karbondioksitin artışı dolayısıyla azalması hayvan besiciliğinde endişe doğurmakta. Her ne kadar azot gübreleri ile bu olumsuzluk bertaraf edilebilse de gerek besiciliğin ekonomisi gerekse çevre koruma açısından bu çözüm tereddütle karşılanmakta.

Stuttgart-Hohenheim Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar atmosferdeki karbondioksit artışının daha önemli bir olumsuz etkisini de ortaya çıkarmış. Karbondioksit artışı ile birlikte patatesteki C vitamini miktarı % 50 oranında azalmaktadır. Ayrıca insan beslenmesi için vazgeçilmez olan eser ve element miktarı da yok denecek seviyeye düşmektedir. Yine aynı üniversitede yapılan araştırmalarda yüksek karbondioksit içeren atmosferde yetişen arpadan yapılan biranın köpürmediği tespit edilmiştir.

ABD’de soya fasulyesi üzerinde yapılan çalışmalarda daha da endişe verici sonuçlar alınmış. Soyadaki kalsiyum ve çinko seviyeleri % 20 oranında düşmüş, nişasta ve şeker oranıysa % 50 oranında artmıştır. Soya süt ürünleri yerine kullanılan bir besin maddesi olduğundan kalsiyum düşüşü önemle dikkate alınmalıdır.

Bütün bu etkileri göz önünde tutan araştırmacılar şimdi değişen çevre koşullarına uyum sağlayacak bitki türleri konusunda araştırmalar yapmaktadırlar. Fakat ne bu araştırmaların miktarı, ne de iklim değişikliği dolayısıyla karşılaşacağımız besin kalitesindeki kayıplarla ilgili çalışmalar yeterli değildir.

Şimdi bizlerin aldığı gıdanın büyük bir bölümünün seralarda yetiştiğini düşünerek bu olaya başka bir yönden bakalım. Günümüzde atmosferdeki karbondioksit miktarı 380 ppm, seralardaki atmosferdeki miktar ise bunun iki katı veya zaman zaman daha da fazlası. Bu oran 21. yüzyıl sonunda dünya atmosferinde oluşacağını beklediğimiz karbondioksit miktarına neredeyse eşit. Seralardan hızlı ve fazla ürün alabilmek için kullanılan gaz oranı sebebiyle beslenmemizin kalitesi önemli oranda düşmüş durumda. Protein ve eser elementler içeren kaliteli besinler yerine karbonhidrat ve şekeri bol besin almaktayız. Ek olarak da buna seralarda bol miktarda kullanılan hormonları katabiliriz.

Bir bölüm bilim adamı da bugün yediğimiz sera ürünlerini göz önüne alarak, iklim değişikliğinden kaynaklanacak, kuraklık, sel ve yüksek ısı dolayısıyla bitkisel ürün azalmasının, günümüzde seralarda kullanılan yöntemlerle telafi edilebileceğini düşünmektedir. Ancak besin kalitesinde ve dolayısıyla insanların akıl, düşünme ve zekâ seviyelerindeki düşüş ele alınmamaktadır. Kısaca besinlerin niteliği değil yalnızca niceliği düşünülmektedir. Bu da galiba önemli bir sorun!

Deniz Gökçe
Akşam
Bu bağlamda, aynen güneydoğu Nepal bölgesine benzeyen bir iklim tipine doğru ilerliyor ülkemiz , bir kaç yıldır gidişat genellikle bu şekilde , yazlar yağışlı ama kışlar kurak geçiyor; bu tip bir iklime doğru geçiş yaptık sanırım , eğer kalıcı olursa ne alâ ama ileride ne olacak? Yani dahada fecisi , farklı bir iklim kuşağına geçip çöl mü olacağız belli bile değil...

Eklenen Resimler
 
selection Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 23-06-2019, 21:13   #3
/
 
Giriş Tarihi: 23-06-2019
Şehir: ankara
Mesajlar: 8
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi selection Mesajı Göster
Bu bağlamda, aynen güneydoğu Nepal bölgesine benzeyen bir iklim tipine doğru ilerliyor ülkemiz , bir kaç yıldır gidişat genellikle bu şekilde , yazlar yağışlı ama kışlar kurak geçiyor; bu tip bir iklime doğru geçiş yaptık sanırım , eğer kalıcı olursa ne alâ ama ileride ne olacak? Yani dahada fecisi , farklı bir iklim kuşağına geçip çöl mü olacağız belli bile değil...
Nepal bukadar sıcakmıymış?

Мalta еriği Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 01-07-2019, 18:21   #4
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-07-2019
Şehir: Belirtilmemiş
Mesajlar: 6
Nepal iklimi tropikal iklimdir, ya da astropikal dir, Türkiye ile kıyaslamak çok mantıksız, akdeniz iklimleri astropikal değildirler yazın kurak geçer. Türkiyede en sıcak alanya sanırım, muhtemelen ölçüt olarak alanya ile nepali kıyaslamışsınız.

Eklenen Resimler
 
e-posta Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 14:48.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020