agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Daha İyi Bir Yaşam İçin
(https)




Beğeni Düzeni73Beğeniler

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 26-04-2019, 00:40   #31
Ağaç Dostu
 
Portakal Rengi's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-02-2018
Şehir: Muğla
Mesajlar: 712
Bilimin Bize Öğrettikleri

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Murat Durak Mesajı Göster
Sevgili Portakal Rengi;

Olamazsınız..!! Çünkü tohumu size gönderen kim olursa olsun nerede nasıl ve ne kadar süredir üretildiğini bilmiyorsanız eğer emin olamazsınız ancak tohumu ekip üretip aldığınız domatesin ne çeşit olduğunu gördükten sonra ve aldığınız ürünlerden tohumları çıkarıp ertesi sene yeniden ekip aynı verimi alırsanız ürün çokluğu ve çeşit bakımından sonrasında emin olabilirsiniz.

25 metre değil 1 km mesafeden bile tozlaşma gerçekleşebilir bu büyük bir sorun değildir en kötü domatesin şekli değişiyor boyutu değişiyor ufak farklılıklar gerçekleşse bile sonraki nesillerde kendi ebeveynlerinin şeklini alacaktır almaması için aynı işleme sürekli tabi kalması gerekir ki buda pek olası değildir doğa bir yolunu her zaman bulacaktır.

Olanaklıdır bizler bu yolu tercih ediyoruz zaten... Tohum takası ve düzenlenen şenliklerin amacı budur..

Köylülerin aynı ürünü ekmelerini tercih etmelerinin sebebi yöreye has özelliklerinin yitirilmemesi amacını güder ve çok mantıklıdır. Örneğin şu küçük hikayedeki gibi;

Bir bölgede bir çiftçi her sene en güzel en büyük ve en lezzetli mısırları yetiştirirmiş her sene düzenlenen yarışmalarda birinci olurmuş ama her sene yetiştirdiği ve birinci olduğu mısır tohumundan her komşusuna dağıtırmış. Gazetecinin biri çiftçiye sormuş neden her sene birinci olduğunuz tohumları dağıtıyorsunuz komşularınızda aynı güzellikte mısır yetiştirirse ne olacak her sene kazandığınız yarışmayı kaybetmekten korkmuyor musunuz demiş. Çiftçi gülümsemiş sanırım bilmiyorsunuz mısır çevredeki mısırlar ile tozlaşmaktadır eğer komşularım kötü mısır yetiştirirlerse yıldan yıla benim ürünümün kalitesi bozulup verimi düşecektir komşularım ne kadar kaliteli mısır ekerlerse benim ürünlerim de o kadar kaliteli olur bu yüzden tüm komşularımla tohumlarımı paylaşıyorum demiş... hatırladığım kadarıyla hikaye böyle bir şeydi..

Kaynağın güvenilir olması sorunu nasıl çözülebilir... Bizler kaynak olarak köylerimizdeki babaannelerimizin sandıklarında tülbent içinde sakladıkları tohumların peşindeyiz dedelerimizin her yıl düzenli ekip aldıkları ürünlerden ayırdıkları tohumların peşindeyiz. Yerel tohumlar için daha güvenilir bir yol yok maalesef.... Diğer kanallardan edinilen tohumların güvenilirliği tartışılır ki bir çoğu sürdürülebilir değil uzun zamandır, yani zirai tohumları kastediyorum.... Biraz köylülerimize birazda bu işe gönül verenlere azıcık güvenmeliyiz....

Yorumunuz için Teşekkürler.
Sorumun nedeni sorunu ortaya koyabilmekti. Olası çözümleri, önerileri tartışabilmek idi.
Ayrıntı olarak nitelenmez ise : Farklı bir tür ile tozlaşma, ürünün (meyvanın-tohumun) niteliğini değiştiriyor ise DNA diziliminde değişiklik olması gerekir. GDO olarak tanımladığımız ürünlerde, dizilimdeki değişim yapay olarak sağlanıyor. Yapay veya doğal. Dizilimde değişiklik oluşuyor ise ürün değişikliğe uğramış oluyor. Bu durumda, Dede-Anneanne tohumlarının ürünü olmaktan çıkıyor.
Kalıtımsal değişiklik oluşmadan sürdürülebilirlik sağlanabilir mi ? Sağlanabilir ise nasıl ? Odaklanılması gereken sorunlardan birisi ve önemsenmesi gereken bir sorun. Tohumu yaşatmak kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Asoo ve Murat Durak beğendi.
Portakal Rengi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-04-2019, 10:32   #32
Ağaç Dostu
 
Asoo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-09-2013
Şehir: Göynük
Mesajlar: 622
Atadan kalma tohum nedir?

Alaylı biri hatta konuyu sokaktaki insanlardan azıcık fazla bilen -hisseden de diyebiliriz- biri olarak, sadece hayata bakışım ve bugüne kadar devşirebildiğim ve tasnif edebildiğim bilgi birikimimle yorumlama şeklimi sizlere açmak istiyorum.

Öncelikle ata dediğimde, sohbetin gidişatına göre, babalarımızdan Hz. Havva ile Hz. Adem’e kadar uzun bir kuşaklar zinciri akla gelebiliyor.

Konuyla ilgili cehaletimi bağışlayın belki dört, yedi, on kuşak gibi bir tanımlama; otuz, elli yıl gibi bir alt sınır vardır. Çok önemsemiyorum bu durumu.

Ama kesin emin olduğum bir konu: Tarih boyunca melezlenmelerin, biteviye devam ettiğidir; esen yelin yönüne, uçan kuşun, böceğin -birçok faktöre bağlı rastlantısal diyebileceğimiz- davranışlarına göre olduğudur.

Bu başıboşluk gibi görünen düzen içinde, hoşa gidenlere öncelik veren insanoğlu da yüzyıllar boyunca bir hisse sahibi olmuştur. Ta ki insanoğlunun ıslah çalışmalarına kadar. “Tamam. Bunu hektarlarca ekmeliyiz.” demek ne derece doğru?

Bu durumu yüzme bilmeyen birinin denize girmesine benzetiyorum. Göğüs hizasına kadar girdiğinde keyif, mutluluk verir, rahatlatır bu fiil. Dalgalarla sürüklendiğinizi anlamazsınız da, tam bu coşkulu duyguların zirve yaptığı yerde birden panik, çırpınma ve boğulmayla neticelenebilecek bir duruma düşersiniz. Bu da ticari kısır tohumlar ile GDO olsun.

Boğulmadan hemen önceki mutluluğu yaşıyor “modern tarım”. ( Güncel yaşama kültürümüz de diyebilirim.)

Hayalbağ’da gördüğüm tahtalı güvercinleri araştırırken, yakın tarihte 13 güvercin türünün yok olduğunu ve beklide tamamen yok olmaya giden bir süreçte olduklarını öğrendim. Bana yok olacak türleri seçme hakkı verselerdi ne yapardım?

“Microgoura meeki” kalsın gözüme pek alımlı geliyor, “Ectopistes migratorius’u” pek gözüm tutmadı diyebilir miydim?

“Göynük’te neden domates yetiştiriyorsun arkadaşım?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Haklısınız.

Bütünü kavrayamayacağımı kavradıktan sonra, asgari bilgiyi edinip içgüdülerimle davranma eğilimindeyim.

Yani hoşuma giden türü yetiştiriyorum. Ufak tefek melezlenmesi bence çok da kötü bir şey değil, hatta iyi bile. (Tohumunu paylaşacağım türler için ahlakî kaygılarla özen göstermeye çalışıyorum.) Burada ki açmazım “Benim bu köye dünyanın dört bir tarafından farklı bitkiler getirmeye hakkım var mı?” sorusu. Veya “Bu biber güzelmiş çuvalla tohum üretip dünyaya yaymalıyım.” düşüncesi.

Çok üstünkörü yazdığım halde uzattım sanırım.

Hülasa, yapılanlara ve projenize saygı duyuyorum. Tohum takas etkinliğimizi ve proje aşamasındaki Tohum Bankanızı boğulacak – boğulmuş da olabilir, bilmiyorum- kişiyi kurtarma çabası gibi görüyorum. Kurtarma işinde ehil olmasa bile insanın seyirci kalmasının etik olmayacağını düşünüyorum. Vakayı tüm yönleriyle kavrayacak bir kurtarma operasyonunun da ütopik olduğu kanaatindeyim.

Kolaylıklar dilerim.

Not: Tohum paylaşım etkinliğine çok tohum seçeneği konsa sevinirim. Sizin fikriniz hoşuma gitti. Ben kendi adıma, bahçesinin müsait olduğunu bildiğim kişilere bol tohum koymaya çalışmıştım.

Asoo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-04-2019, 22:47   #33
Yeni Üye
 
Murat Durak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-02-2017
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 26
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Portakal Rengi Mesajı Göster
Sorumun nedeni sorunu ortaya koyabilmekti. Olası çözümleri, önerileri tartışabilmek idi.
Ayrıntı olarak nitelenmez ise : Farklı bir tür ile tozlaşma, ürünün (meyvanın-tohumun) niteliğini değiştiriyor ise DNA diziliminde değişiklik olması gerekir. GDO olarak tanımladığımız ürünlerde, dizilimdeki değişim yapay olarak sağlanıyor. Yapay veya doğal. Dizilimde değişiklik oluşuyor ise ürün değişikliğe uğramış oluyor. Bu durumda, Dede-Anneanne tohumlarının ürünü olmaktan çıkıyor.
Kalıtımsal değişiklik oluşmadan sürdürülebilirlik sağlanabilir mi ? Sağlanabilir ise nasıl ? Odaklanılması gereken sorunlardan birisi ve önemsenmesi gereken bir sorun. Tohumu yaşatmak kadar önemli olduğunu düşünüyorum.
Sevgili Portakal Rengi öncelikle yorumunuz için teşekkürler;

Aslında sohbet ettiğimiz bu konu üstünde daha önce bu sorunuza yanıt vermeye çalıştığımı hatırlıyorum 2 kelimeye odaklanalım Yapay veya Doğal dediniz. Yapay olarak genetik diziliminde ya da doğal olarak genetik diziliminde derken kastedilen dizilimin sonuçları farklıdır bunu kendinizde belirtiyorsunuz zaten GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) anlamı bu bilmeyen arkadaşlar olabilir. Bizim tamamıyla karşı olduğumuz durum GDO dur çünkü yapay yolla genetiği değiştirilen bu türlerin genetiğinde olmaması gereken genetik özellikler enjekte edilir. Örneğin (domuzdan kurbağadan kediden ya da farkı bir organizmadan) bu işlem daha fazla ürün vermesi daha büyük olması daha dayanıklı olması daha lezzetli olması renk değişimi vs vs gibi talepler için gerçekleştirilir bildiğiniz üzere ve bizim sağlığımızı da bozmaktadır. Bu durumda toplum olarak karşısında olmalıyız...

Doğal yolla tozlaşan (döllenen) sebze meyveler kalıtsal olarak etkilenmezler (genellikle) çünkü sürekli aynı döllenmeye maruz kalması uzun süre gerçekleşmeyebilir ve bir kaç nesil sonra aslına dönebilmektedir. Dönmese bile doğanın uyumu ile sağlıksız bir durum genellikle ortaya çıkmaz diye düşünüyorum yanılıyor muyum...

Kalıtımsal değişiklik olmadan sürdürülebilirliği sağlamak mümkün tabii kapalı ortamlarda (sera gibi) üretmek ya da diğer türlerden çok uzakta sürekli aynı türü üretmek soruna çözüm olabilir...

Düşünceleriniz nedir..?

Murat Durak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-04-2019, 23:53   #34
Yeni Üye
 
Murat Durak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-02-2017
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 26
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Asoo Mesajı Göster
Atadan kalma tohum nedir?

Alaylı biri hatta konuyu sokaktaki insanlardan azıcık fazla bilen -hisseden de diyebiliriz- biri olarak, sadece hayata bakışım ve bugüne kadar devşirebildiğim ve tasnif edebildiğim bilgi birikimimle yorumlama şeklimi sizlere açmak istiyorum.

Öncelikle ata dediğimde, sohbetin gidişatına göre, babalarımızdan Hz. Havva ile Hz. Adem’e kadar uzun bir kuşaklar zinciri akla gelebiliyor.

Konuyla ilgili cehaletimi bağışlayın belki dört, yedi, on kuşak gibi bir tanımlama; otuz, elli yıl gibi bir alt sınır vardır. Çok önemsemiyorum bu durumu.

Ama kesin emin olduğum bir konu: Tarih boyunca melezlenmelerin, biteviye devam ettiğidir; esen yelin yönüne, uçan kuşun, böceğin -birçok faktöre bağlı rastlantısal diyebileceğimiz- davranışlarına göre olduğudur.

Bu başıboşluk gibi görünen düzen içinde, hoşa gidenlere öncelik veren insanoğlu da yüzyıllar boyunca bir hisse sahibi olmuştur. Ta ki insanoğlunun ıslah çalışmalarına kadar. “Tamam. Bunu hektarlarca ekmeliyiz.” demek ne derece doğru?

Bu durumu yüzme bilmeyen birinin denize girmesine benzetiyorum. Göğüs hizasına kadar girdiğinde keyif, mutluluk verir, rahatlatır bu fiil. Dalgalarla sürüklendiğinizi anlamazsınız da, tam bu coşkulu duyguların zirve yaptığı yerde birden panik, çırpınma ve boğulmayla neticelenebilecek bir duruma düşersiniz. Bu da ticari kısır tohumlar ile GDO olsun.

Boğulmadan hemen önceki mutluluğu yaşıyor “modern tarım”. ( Güncel yaşama kültürümüz de diyebilirim.)

Hayalbağ’da gördüğüm tahtalı güvercinleri araştırırken, yakın tarihte 13 güvercin türünün yok olduğunu ve beklide tamamen yok olmaya giden bir süreçte olduklarını öğrendim. Bana yok olacak türleri seçme hakkı verselerdi ne yapardım?

“Microgoura meeki” kalsın gözüme pek alımlı geliyor, “Ectopistes migratorius’u” pek gözüm tutmadı diyebilir miydim?

“Göynük’te neden domates yetiştiriyorsun arkadaşım?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Haklısınız.

Bütünü kavrayamayacağımı kavradıktan sonra, asgari bilgiyi edinip içgüdülerimle davranma eğilimindeyim.

Yani hoşuma giden türü yetiştiriyorum. Ufak tefek melezlenmesi bence çok da kötü bir şey değil, hatta iyi bile. (Tohumunu paylaşacağım türler için ahlakî kaygılarla özen göstermeye çalışıyorum.) Burada ki açmazım “Benim bu köye dünyanın dört bir tarafından farklı bitkiler getirmeye hakkım var mı?” sorusu. Veya “Bu biber güzelmiş çuvalla tohum üretip dünyaya yaymalıyım.” düşüncesi.

Çok üstünkörü yazdığım halde uzattım sanırım.

Hülasa, yapılanlara ve projenize saygı duyuyorum. Tohum takas etkinliğimizi ve proje aşamasındaki Tohum Bankanızı boğulacak – boğulmuş da olabilir, bilmiyorum- kişiyi kurtarma çabası gibi görüyorum. Kurtarma işinde ehil olmasa bile insanın seyirci kalmasının etik olmayacağını düşünüyorum. Vakayı tüm yönleriyle kavrayacak bir kurtarma operasyonunun da ütopik olduğu kanaatindeyim.

Kolaylıklar dilerim.

Not: Tohum paylaşım etkinliğine çok tohum seçeneği konsa sevinirim. Sizin fikriniz hoşuma gitti. Ben kendi adıma, bahçesinin müsait olduğunu bildiğim kişilere bol tohum koymaya çalışmıştım.

Sevgili Asoo öncelikle yorumun için teşekkürler;

Olayın felsefi açısına değinmişsiniz görüşlerinizi belirtmişsiniz bir çok örnek vererek kiminde haklısınız kiminde konu tartışılır açıkçası...

Projeme ya da bu tür projelere saygı duyuyorum demişsiniz teşekkürler devamında proje aşamasında boğulduğumu ya da boğulacağımı belirtmişsiniz buna nasıl kanaat getirdiğinizi anlayamadım ortamımı ya da insanların ortamlarının nasıl ve neye yetkin olduğunu bilemeyeceğiniz için bunu ön yargı olarak kabul ediyorum insanların çabalarına saygı duymanız gerekirdi....

..diğer yandan da seyirci kalmanın etik olmayacağını söylemişsiniz diğer bir yandan kişinin kendini kurtarma çabası olduğunu dile getirdiniz bu bakış açısına göre değişir eğer kişi işi fahiş fiyatlar kullanarak ticarete döküyorsa evet haklısınız kişi kendini kurtarmak peşinde olabilir....

ve evet bende bazı şeyleri ücretli yapacağım ama bu yanlış bir durum değildir suistimal edilmedikçe sonuçta bir hizmet sağlarsanız bunun bir karşılığı da olmalı minik bir miktarda olsa sonuçta amme hizmeti verilmeyecek... (Tohum bağışı yok olmaması için ücretsiz dağıtılan tohumlar kısmı hariç)

NOT kısmında ise tüm söylediklerinize tezat bir istekte bulunmuşsunuz çok tohum seçeneği talebiniz enteresan..!!!

ama yinede görüşlerinize saygım var sadece bir adım ileri iki adım geri şeklinde bir yaklaşımınızı görüyorum.... yorumunuz için teşekkürler...

Murat Durak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2019, 00:40   #35
Yeni Üye
 
Murat Durak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-02-2017
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 26
Ayrıca tüm arkadaşlarıma belirtmek istediğim bir konu daha var, ben bu işe para kazanmak için giren biri değilim inancım şöyle bu tür bir işe para kazanmak için aman zengin olayım diyerek girenler gibi, bak nasıl para kazanıyor diye düşüncelere kapılıp girişmedim başlangıç noktam hiç bu düşünce olmadı...

Benim son zamanlardaki düşüncem hep şöyle olmuştur doğada yaşam sakin sessiz kitaplarım ve ben düşüncesi güttüm hep, ama hep olduğu gibi her şey birbirine zincirleme bağlı doğada yaşam için önce doğada bir yer almak gerekti buda yatırım ve para biriktirme anlamını taşıdı benim için ardından bu alana sahip olunca içinde ev yapmak gerekli oldu ve bu evde yaşam için gıda yakacak ve temel gereksinimler olmalı bunun içinde bir gelir gerekli oldu yani öyle tepeden inme ben ormanda dağda yaşayacağım sorunsuz diyemedim çünkü bunun için maddi bir zenginlik gerekliydi buda bende olmadığından dolayı bu zamana yayılan bir olay oldu haliyle...

Doğada sakin bir hayat yaşama düşüncesi artık iş hayatında çalıştığım şirketlerde fabrikalarda ajans ve matbaalarda artık insanların taleplerinden yorulmuş bunalmış büyük şehrin trafiğini kötü havasını insanların yoğunluğunu kaldıramaz olmuş, hızlı akan zamana yetişemez olmuştum son raddeye geldiğimde kesin kararımı verdim bedelini ödeyerek hemde, eşim birikimimle ev almak istedi ben arazi almak istedim 40 yaşıma geldiğimde mesleğimin gerekliliği olan dikkat yeteneğim ve gözlerim bozuldu azda olsa, doktorum bu hızla sabah 9 gece 12 şeklinde 20 yıl devam ettin ve hala çalışmaya devam edersen çok hızlı bir şekilde gözlerini yüksek derecelerde kaybedebilirsin diye uyarıda bulundu bu uyarıdan sonra Grafikerliği komple bıraktım hayatımı yavaşlatmak etrafımı görmek hissetmek istedim sakin bir hayata sahip olup kitabımı yazmak istedim....

Bunu yapabilmek için eşimden boşandım artık benim isteklerimle onun talepleri karşı karşıya gelmişti... Tüm hayatımı ve tüm çevremi geride bırakıp bu işe giriştim tek başıma artık tek hedefim sakin bir yaşam yalnız bir yaşam ama yinede bu isteğimin bir yanı hep eksik kaldığını düşündüm Tohum üretmek yerli tohumlarımızın kaybolmasının önüne geçebilmek gelecek nesillerimize aktarabilmek düşüncesi benim eksik yanımın tamamlanmasını sağladı düşüncelerimde....

Bir yandan da çocukluğumun o güzel kokulu sebze meyvelerine duyduğum özlem de mevcut hatırlıyorum çocukken annem pazar çantalarını taşımam için beni yanında pazara götürürdü ya da pazarda su sattığım ilkokul yıllarımda bir tezgaha yaklaştığımda domatesin bademin kavun ve karpuzun çileğin o muhteşem kokusu artık bunlara erişimimiz yok o eski tatlar o eski kokular artık yok bir yandan bunlara da yeniden kavuşma isteği daha doğal daha sağlıklı ürünler üretmek ve tüketmek istedim hep....

Artık ne yapacağımı biliyordum sakin ve yavaş hayatımın içinde bolca zamanım olacak tohumları üretmek dağıtmak arşivlemek kayıt altına almak için ve bunu büyük bir zevkle mutlu ola ola yapacağımı biliyorum....

Alanımın tek kişi için çok büyük olmasının avantajı ise istediğim kadar tohum üretebilir dilediğim kadar çok kişiye dağıtabilirim, ücretsiz olarak takas şenliklerinde ya da benzer etkinliklerde bunların dışında sitemde ürettiğim ürünleri de satabilir ürettiğim tohumları cüzzi bir ücret karşılığı verebilirim dileyen herkese düşüncesindeyim....

Yani benim düşünceme göre uzun lafın kısası...

Bu işe ticari olarak bakan kişi bu işte başarılı olamaz bana göre, ama doğada sakin bir hayat mutlu huzurlu bir hayat dileyen gözünde para hırsı olmayan bir kişi bana göre başarma şansı daha yüksek doğada tek başına yaşamı.... Mutlu olma şansı daha yüksek....

Düşünsenize; Sabahları kuş sesleri ile uyanmak yağmur yağdığında toprağın kokusunu içine çekmek, doğal ve sağlıklı muhteşem lezzetleri olan meyve ve sebzeleri üretmek ve tüketmek bunları dostlarınla paylaşmak doğa ile huzur içinde uyumlu yaşamak, herhangi bir endişen olmadan hayatını idame ettirmek muhteşem olmaz mıydı bence olurdu ve olacak en azından benim için....

Hepimizin hayalleri bunlar elbette biliyorum hepimiz biliyoruz ama günümüz şartları hepimiz için buna izin vermiyor ya yalnız olmalısınız bunu gerçekleştirmek için ya da ailecek çok radikal bir karar almanız ve imkanlarınız olmalı beraberinde aksi halde ülkemizde emeklilik mezarda geliyor neredeyse...

O yüzden kendime bol şans diliyorum benim düşüncelerime sahip olan bu hayatı hayal eden herkese bol şanslar diliyorum....

Murat Durak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2019, 01:14   #36
Ağaç Dostu
 
Asoo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-09-2013
Şehir: Göynük
Mesajlar: 622
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Murat Durak Mesajı Göster
Sevgili Asoo öncelikle yorumun için teşekkürler;

Olayın felsefi açısına değinmişsiniz görüşlerinizi belirtmişsiniz bir çok örnek vererek kiminde haklısınız kiminde konu tartışılır açıkçası...

Projeme ya da bu tür projelere saygı duyuyorum demişsiniz teşekkürler devamında proje aşamasında boğulduğumu ya da boğulacağımı belirtmişsiniz buna nasıl kanaat getirdiğinizi anlayamadım ortamımı ya da insanların ortamlarının nasıl ve neye yetkin olduğunu bilemeyeceğiniz için bunu ön yargı olarak kabul ediyorum insanların çabalarına saygı duymanız gerekirdi....

..diğer yandan da seyirci kalmanın etik olmayacağını söylemişsiniz diğer bir yandan kişinin kendini kurtarma çabası olduğunu dile getirdiniz bu bakış açısına göre değişir eğer kişi işi fahiş fiyatlar kullanarak ticarete döküyorsa evet haklısınız kişi kendini kurtarmak peşinde olabilir....

ve evet bende bazı şeyleri ücretli yapacağım ama bu yanlış bir durum değildir suistimal edilmedikçe sonuçta bir hizmet sağlarsanız bunun bir karşılığı da olmalı minik bir miktarda olsa sonuçta amme hizmeti verilmeyecek... (Tohum bağışı yok olmaması için ücretsiz dağıtılan tohumlar kısmı hariç)

NOT kısmında ise tüm söylediklerinize tezat bir istekte bulunmuşsunuz çok tohum seçeneği talebiniz enteresan..!!!

ama yinede görüşlerinize saygım var sadece bir adım ileri iki adım geri şeklinde bir yaklaşımınızı görüyorum.... yorumunuz için teşekkürler...

"Bu durumu yüzme bilmeyen birinin denize girmesine benzetiyorum. Göğüs hizasına kadar girdiğinde keyif, mutluluk verir, rahatlatır bu fiil. Dalgalarla sürüklendiğinizi anlamazsınız da, tam bu coşkulu duyguların zirve yaptığı yerde birden panik, çırpınma ve boğulmayla neticelenebilecek bir duruma düşersiniz. Bu da ticari kısır tohumlar ile GDO olsun.

Boğulmadan hemen önceki mutluluğu yaşıyor “modern tarım”. ( Güncel yaşama kültürümüz de diyebilirim.) "


Bu bölümün hedefi sizce siz misiniz? Ticarî kısır tohumlar veya GDO lu tohumlar mı üreteceksiniz? Yoksa "modern tarım" ile kendinizi özdeşleştiriyor musunuz? Anlayamadım.

Asoo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2019, 01:23   #37
Ağaç Dostu
 
Asoo's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-09-2013
Şehir: Göynük
Mesajlar: 622
Mesajımda sizi eleştiren bir şey yok. Sizin yapmayı hedeflediğiniz şeyin küçük ve biraz farklı olanını bu sitede pek çok kişi ve ben hali hazırda yapıyoruz.

Yazımın amacı, tohumların tarihten günümüze ve günümüzden geleceğe nasıl bir yol izlediği/izleyeceği ve bu yolun en iyi yol olup olmadığı hakkında tereddütlerimi, endişelerimi paylaşmaktı.

Keşke daha anlaşılabilir olaydım!

Asoo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2019, 02:32   #38
Yeni Üye
 
Murat Durak's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-02-2017
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 26
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Asoo Mesajı Göster
Mesajımda sizi eleştiren bir şey yok. Sizin yapmayı hedeflediğiniz şeyin küçük ve biraz farklı olanını bu sitede pek çok kişi ve ben hali hazırda yapıyoruz.

Yazımın amacı, tohumların tarihten günümüze ve günümüzden geleceğe nasıl bir yol izlediği/izleyeceği ve bu yolun en iyi yol olup olmadığı hakkında tereddütlerimi, endişelerimi paylaşmaktı.

Keşke daha anlaşılabilir olaydım!
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Asoo;
Bu bölümün hedefi sizce siz misiniz? Ticarî kısır tohumlar veya GDO lu tohumlar mı üreteceksiniz? Yoksa "modern tarım" ile kendinizi özdeşleştiriyor musunuz? Anlayamadım.
Sevgili Asoo;

Evet ben sizi anlayamadım sanırım sizde bir sorun olmayabilir. Lakin benim Tohum Projem topiğine yazdığınız cevabı doğal olarak kendi üstüme aldım ben... Genelleme yapmadınız çünkü ve endişelerinizi dile getirdiğinizi söylediniz ne kadar endişelenirseniz endişelenin tohumun yolculuğu olacağına varır varacaktır bazısı yok olacaktır bazısı üremeye üretilmeye devam edecektir, amacımız yok olacakların yok olmamasını sağlamaya bir nebze olsun destek olmaktır doğru değil mi...

Mesajımda eleştiri yok dediniz ben eleştirdiğinizi düşündüm açıkçası

ama beni hedef aldığınızı düşünmedim emin olun bu konuda sıkıntım yok, Ticari kısır tohum ya da GDO lu tohum üretmeyeceğimi daha en başında Atalık Yerel tohumları çoğaltmak istediğimi belirtmiştim Modern tarımla kendimi özdeşleştirmiyorum tam tersine mümkünse yüzlerce yıl önceki yöntemleri kullanmak isterim.

Sizce bir insan kimyasal kullanıp GDO lu tohumlarla kısır tohumlarla üretim yapacaksa neden 1,5 yıl boyunca köyleri egeden akdenize dolanıp, kimyasal kullanılmamış 10 15 yıl ekilip sürülmemiş arazi arasın ki dimi şimdi alır bir tarla basar kimyevi gübreyi alır kısır fideleri eker çok ürün almak içinde basar kimyasal ilacı yapar modern tarım adı altında doğa ve insan katliamını.... 5-10 yıl içinde de toprağını öldürür parasını kazanır...

İlk mesajımda ve tanıtım mesajımda bu konuyu yeterince açıkladığımı düşünüyordum...

Yorumun için ayrıca teşekkür ediyorum

AkisSoftware beğendi.
Murat Durak Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-08-2019, 09:45   #39
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 17-01-2014
Şehir: ısparta
Mesajlar: 161
Projenizi sonuna kadar destekliyorum, bu ülkenin geleceği ve bu ülkenin nesli atalık tohum ve ilaçsız tarıma bağlıdır, benim ekecek bir toprağım yok ama atalık tohum arayanlar için, veya paylaşmak isteyenler için linkinizi elimden geldiğince gönüllü ve istekli şahıslara ileteceğim.

hatice p. Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 21-08-2019, 17:06   #40
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 21-09-2015
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 110
dostum farzı misal domatesi ektin tohum almak için, o domatesin GDOlu bir domates poleniyle tozlaşıp tozlaşmadığını bilemzsin, yani malesef ürettiğin yeni tohumlar bozulacaktır. Böylesi bir bozulma olmaması için her bitkinin belirli yarıçaplarda diğer türlerden uzak kalması gereken mesafeler var. Önce Ülke olarak GDOlu(hibrit, **** modifiye olarak süslü isimler de veriliyor) tohumu yasaklamak lazımken bizde GDOlu tohum kullanmayana destek bile verilmiyor. Tarım bakanlığı sertifikalı olmayan tohum kullanan çiftçiye destek vermiyor ve sertifikalı tohumların da neredeyse alayı GDOlu.

bakidilek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2019, 14:55   #41
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 17-05-2019
Şehir: İZMİR
Mesajlar: 125
Elimden geldiğince maddi manevi destek vermek isterim. Evimin önünde 50 metrekare küçük bir bahçem var, bu sene köyümüzden yerli tohum olduğu belirtilen fideler aldık bir miktar ama tabi söyleyenin insafına kalmış ne kadarı yerli ne kadarı değil. Mahsulümüz fena sayılmaz. İkinci senemizde kendi mahsulümüzün tohumları ile görüyor olacağız hibrit olup olmadıklarını. Tohumlarınızı deneme ve çoğaltma konusunda küçük bahçem elverdiğince destek olmak isterim.

gaseker Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2019, 15:12   #42
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 17-05-2019
Şehir: İZMİR
Mesajlar: 125
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi bakidilek Mesajı Göster
dostum farzı misal domatesi ektin tohum almak için, o domatesin GDOlu bir domates poleniyle tozlaşıp tozlaşmadığını bilemzsin, yani malesef ürettiğin yeni tohumlar bozulacaktır. Böylesi bir bozulma olmaması için her bitkinin belirli yarıçaplarda diğer türlerden uzak kalması gereken mesafeler var. Önce Ülke olarak GDOlu(hibrit, **** modifiye olarak süslü isimler de veriliyor) tohumu yasaklamak lazımken bizde GDOlu tohum kullanmayana destek bile verilmiyor. Tarım bakanlığı sertifikalı olmayan tohum kullanan çiftçiye destek vermiyor ve sertifikalı tohumların da neredeyse alayı GDOlu.
Konunun uzmanı olmadığım için çok beylik laf etmek istemem ama bir iki noktada fikrimi belirtmek isterim. Öncelikle hibrit tohum sözcüğü GDO'lu tohum yerine kullanılan süslü bir terim değil bildiğim kadarıyla. Hibrit tohumlar doğal seçilim yerine kontrollü seçilimle elde edilen tohumlar, genlerle oynama vs sözkonusu değil hibrit tohum üretiminde. Hibrit tohumun tek dezavantajı sürdürülebilirlik boyutunda, yani 2. nesilde ürün yok denecek kadar azalabiliyor.

Sağlıklı tohumlarla tesis ettiğiniz bir bahçede yakındaki bitkiden döllenme olasılığı nispeten uzaktaki bir üründen tozlaşma ihtimalinden fazla olacaktır. Tohumluk olarak kullanacağınız ürünleri de istediğiniz çeşidin özelliklerini büyük ölçüde taşıdığını gözlediğiniz meyvelerden seçerseniz türün korunması için yeterli olur kanaatindeyim.

Diğer yandan ticari amaçlarla genetiğiyle oynanarak elde edilen tohumlar genelde o ticari kazancı devam ettirebilmek için kısır çeşitler oluyor. Bu sebeple zaten o cins bir ürünü ikinci nesilde yetiştiremeyeceğiniz için sağlıklı tohumlarınızın genetiğine işlemesi de çok kolay olmaz.

Bu başlıkta bir kaç kez dile getirildiği gibi doğa kendini korumanın yolunu bir şekilde bulacaktır, yeter ki ona kendi kurallarını işletebileceği asgari ortamı sağlayalım.

gaseker Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-09-2019, 17:09   #43
Ağaç Dostu
 
Şeftali çiçeği's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-07-2019
Şehir: Yalova
Mesajlar: 154
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Murat Durak Mesajı Göster

Diğer bir konu da yollayacağım Atalık Yerli tohumlarımızı üretip tohum bankasına geri kazandıracak kişilerin olmasını istiyorum + Tohum Bankası Projeme mümkünse farklı tohumlar ile katkı da bulunacak kişilerden destekte bekliyorum... Yani göndereceğiniz her tohum kabulümdür...



İyi günler Murat bey, inşallah projeniz umduğunuz kadar iyi gidiyordur, çünkü biz de bu projeye katkıda bulunmak istiyoruz. Eşim ve ben kent hayatını terkedip memleketimizde bir dağ köyüne yerleştik ve 6-7 senedir küçük bahçelerimizde organik tarım yapmaya çalışıyoruz. Zamanla epey tecrübe kazandık ama bir o kadar da zorlandık. Bu zaman zarfında elimde her seneki üründen artan bir çok tohum birikti. Onları ne yapacağımı bilemedimden ve tohuma da çok kıymet verdiğimden atamadım ve sakladım. Etrafımda herkesin kendi tohumları var, kimse benim tohumlarımı talep etmiyor.

Şu anda elimde tarih yelpazesi 2013-2019 aralığında olan bir çok cins tohum var: ağırlıklı olarak domates, salatalık, kabak, mısır, biber. Her sene daha güzel cinsler keşfettikçe satın aldık (yerli tohumculardan) ve kendimiz de hepsinden bol bol tohum aldık. Aralarında çok harika cinsler var. Ama şunu da belirtmeliyim ki acemiliğimiz ve bilgisizliğimizden kaynaklanarak tohum izolasyonuna hiç dikkat etmedik tabii, o bu sene öğrendiğimiz bir şey oldu. Şimdiden sonra dikkat etmeye çalışacağız inşallah.

Şimdi eğer sizce de uygunsa bu tohumları bahara kadar size yollamak istiyorum. Bazılarına ben isim taktım ama yetiştirirseniz özelliklerine bakıp belki siz de tesmiye edersiniz

Sizden haber bekliyorum. Güzel projenizde başarılar dilerim.

Şeftali çiçeği Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-09-2019, 11:44   #44
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 21-09-2015
Şehir: Balıkesir
Mesajlar: 110
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi gaseker Mesajı Göster
Konunun uzmanı olmadığım için çok beylik laf etmek istemem ama bir iki noktada fikrimi belirtmek isterim. Öncelikle hibrit tohum sözcüğü GDO'lu tohum yerine kullanılan süslü bir terim değil bildiğim kadarıyla. Hibrit tohumlar doğal seçilim yerine kontrollü seçilimle elde edilen tohumlar, genlerle oynama vs sözkonusu değil hibrit tohum üretiminde. Hibrit tohumun tek dezavantajı sürdürülebilirlik boyutunda, yani 2. nesilde ürün yok denecek kadar azalabiliyor.

Sağlıklı tohumlarla tesis ettiğiniz bir bahçede yakındaki bitkiden döllenme olasılığı nispeten uzaktaki bir üründen tozlaşma ihtimalinden fazla olacaktır. Tohumluk olarak kullanacağınız ürünleri de istediğiniz çeşidin özelliklerini büyük ölçüde taşıdığını gözlediğiniz meyvelerden seçerseniz türün korunması için yeterli olur kanaatindeyim.

Diğer yandan ticari amaçlarla genetiğiyle oynanarak elde edilen tohumlar genelde o ticari kazancı devam ettirebilmek için kısır çeşitler oluyor. Bu sebeple zaten o cins bir ürünü ikinci nesilde yetiştiremeyeceğiniz için sağlıklı tohumlarınızın genetiğine işlemesi de çok kolay olmaz.

Bu başlıkta bir kaç kez dile getirildiği gibi doğa kendini korumanın yolunu bir şekilde bulacaktır, yeter ki ona kendi kurallarını işletebileceği asgari ortamı sağlayalım.

Haklısınız GDO ve hibrit aynı şey değildir, yazınızda da belirttiğiniz gibi hibrit tohumlar 2. senelerinde ya ürün vermiyor ya da çok az ürün veren kalitesiz ürünlere dönüşüyor. GDO meselesine gelirsek, geçenlerde içinden çilek çıkan domates hadisesini google'a aratmanızı öneririm. Tozlaşmadaki mesafe olayı ise öyle basite indirgenecek bir durum değildir, hatta hayat memat meselesi olarak görmemiz gereken bir konudur. Nitekim domateste tozlaşma genelde kendi içinde olsa da örnek olarak salatalıkda bu mesafe rüzgar vs olmayan bir alanda en az 400m yarıçapında olmalıdır. Bu mesafe hem hibritleşmeyi hem de GDOlu bir ürünle tozlaşmayı önlemeye yöneliktir. GDO'lu olmasa bile çapraz tozlaşma(hibritleşme) ihtimali olan ürünlerin dikiminde mesafeye önem vermemiz arı tohum üretimi için şarttır. Mesafe olayını ise tozlaşma biçimi, bitki türü, bölgedeki böcek biyoçeşitliliği gibi bir çok etmen etkilemektedir. Ben de konunun uzmanı değilim bu yazdıklarım da konuya dair bildiklerimden ibarettir.

bakidilek Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-09-2019, 22:15   #45
Ağaçsever
 
okaytoltay's Avatar
 
Giriş Tarihi: 28-10-2018
Şehir: Konya
Mesajlar: 50
Murat bey yaşamınız adına aldığınız bu marjinal kararı ve projenizi gönülden destekliyorum. İnşaallah muvaffak olursunuz.

okaytoltay Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-04-2022, 15:16   #46
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 25-04-2022
Şehir: Denizli
Mesajlar: 2
Tohum talebi

Merhabalar ben selin ben ata tohum dikmek ve çoğaltmak istiyorum çok istiyorum doğal tüketmek ve desteklemek ancak benim tohumum hiç yok çok aradım bir videodan duydum bu siteyi tohum rica ediyorum çeşit çeşit dikmek istiyorum eğer varsa ve bana gönderirseniz çok memnun olurum

Selinnnnn Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2022, 14:15   #47
Ağaç Dostu
 
Portakal Rengi's Avatar
 
Giriş Tarihi: 19-02-2018
Şehir: Muğla
Mesajlar: 712
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Selinnnnn Mesajı Göster
Merhabalar ben selin ben ata tohum dikmek ve çoğaltmak istiyorum çok istiyorum doğal tüketmek ve desteklemek ancak benim tohumum hiç yok çok aradım bir videodan duydum bu siteyi tohum rica ediyorum çeşit çeşit dikmek istiyorum eğer varsa ve bana gönderirseniz çok memnun olurum
Muğla B.B atalık tohum dağıtıyor. Sitesine bakabilirsiniz.

Portakal Rengi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2022, 15:18   #48
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-06-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 487
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Portakal Rengi Mesajı Göster
Konunun bir yönü daha var.
Birçok üretici ile paylaşılan tohumların sağlıklı olarak çoğaltıldığından nasıl emin olabiliriz ?
Örneğin domates 25 m içinde yer alan diğer domates türleri ile tozlaşabiliyor ise ve çevrede farklı türler varsa, alınacak tohumlar aslından farklı bir tür olabilir. Diğer bitkiler için koşullar farklı olabilir ancak, değişim olanaklı.
Kendi tohumundan üreyebilen çeşitler olarak sürdürülebilir. Ancak bir türün kesintisiz ve bozulmadan sürdürülebilmesi için, paylaşarak çoğaltmak olanaklı olabilir mi ?
Bir zamanlar yapılan, tohum ıslahı çalışmalarını anımsıyorum. Pazarda tanıştığım köylüler," artık anlaşıp aynı bal kabağı türünü ekiyoruz" demişlerdi. Ne uzun ne yuvarlak ürünler ile karşılaştıkları için birlikte hareket etmeye karar vermişler.
Kaynağın güvenilir olması sorunu nasıl çözülebilir ?
tohum bankası deyince aklıma norveçteki -30 lardaki swalbard tohum ambarı geldi tüm dünyadan ürün varmış bir türkiyeden ürün yok malesef.

evandevan5 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2022, 15:20   #49
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-06-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 487
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Portakal Rengi Mesajı Göster
Muğla B.B atalık tohum dağıtıyor. Sitesine bakabilirsiniz.
neredeymiş ben baktım yok.

evandevan5 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 27-04-2022, 15:23   #50
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 15-06-2007
Şehir: İSTANBUL
Mesajlar: 487
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Portakal Rengi Mesajı Göster
Muğla B.B atalık tohum dağıtıyor. Sitesine bakabilirsiniz.

BİTMİŞ.
https://yereltohum.mugla.bel.tr/tohumtalep

evandevan5 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 28-04-2022, 09:14   #51
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 28-04-2022
Şehir: ESKİŞEHİR
Mesajlar: 2
Merhaba, çok yeniyim ben.hala devam ediyor musunuz ata tohumlarını dileğenlere ulaştırma işine

ZERENAYSUN Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-04-2022, 08:14   #52
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 10-03-2007
Şehir: akhisar/manisa
Mesajlar: 485
Hoş geldiniz sitede tohum paylaşımları yıl sonuna doğru yapılıyor. Eskişehir büyük şehir belediyesi de her sene tohum paylaşımı yapıyor.

Melih Bakırlıoğlu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Etiketler
tohum, tohum takas

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 13:48.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2024