agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Doğaya ve Yaşamınıza Sahip Çıkın > Daha İyi Bir Yaşam İçin
(https)




Reklam


Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 08-02-2007, 23:32   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 36,950
Galeri: 90
Dünya Kuraklık Monitörü ve Türkiye'nin durumu

Londra Üniversitesinde (University College London) bir çalışma birimi, dünyanın hemen her yerine ilişkin yaptığı kuraklık tahminlerini, internet üzerinden yayınlıyor.Londra Üniversitesinin meteorolojik tahminler üzerine uzmanlaşmış bir çalışma grubu, dünyanın hemen her bölgesindeki hava ve yağış durumları gibi meteorolojik bilgilere ilişkin tahminler yapıyor.

Uydudan izleme teknolojileri de dahil son teknoloji ve tahmin yöntemlerini kullanarak çalışma yapan Londra Üniversitesi, bulduğu sonuçları, 1, 3, 6 aylık ya da 1 yıllık ve üzeri tahminler şeklinde, ''Dünya Kuraklık Monitörü'' başlığı altında internet sitesinde yayınlıyor.

Londra Üniversitesinin akademik çalışmalarına güvenen pek çok kişi ve kuruluş, küresel ısınmanın gündemde olduğu son dönemde, üniversitenin, hava tahminlerini yayınladığı internet sitesine büyük ilgi gösteriyor.

Bu sitede yer alan geleceğe ilişkin yağış oranlarıyla ilgili tahminler, harita şeklinde sunuluyor. Haritada koyu kahverengi ile gösterilen alanlar, mevsim normallerine göre o yerin aşırı kurak olacağı, beyaza en yakın ton ise o bölgenin yağış konusunda sorun yaşamayacağı tahminini ortaya koyuyor.Haritalarda koyu renk ''tehlike'', açık renk ise yağış konusunda ''sorun yok'' masajını veriyor.

İsteyen, http://drought.mssl.ucl.ac.uk internet adresinden bu siteye girip, kuraklıkta son durum tahminleri günlük öğrenebiliyor.

TÜRKİYE'NİN KURAKLIK HARİTASI

İnternet sitesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, bahar aylarında Türkiye'nin batı kesiminde ''az'' düzeyde seyredecek olan kuraklık, İç Anadolu'da ''orta düzeyde'' görülecek.

2007 yaz aylarında ise Türkiye'nin batı ve İstanbul'un da içinde bulunduğu, özellikle yurdun kuzey batı kesimlerinde kuraklık ''hat safhada'' yaşanacak.

Aynı dönemde İç Anadolu'da kuraklık ''az-orta'' düzeyde yaşanırken, Doğu Anadolu ise ''orta-şiddetli'' kuraklıkla karşı karşıya kalacak.Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar, haritadaki verilerin İç Anadolu'ya özgü çarpıcı tahminler içerdiğini vurguladı.

Yrd. Doç. Dr. Nalbantçılar, şunları kaydetti:
''Veriler, dikkat çekici bir şekilde önümüzdeki 1 yıl içinde İç Anadolu Bölgesi'nin 'az-orta' derecede kuraklık yaşayacağını, 2 yıl sonra 'az' düzeyinden 'şiddetli' düzeyde bir kuraklığa ulaşacağını, 3 yıl sonra ise kuraklığın 'az'dan 'had safhada kuraklık' düzeyine çıkacağını gösteriyor. Bu da kuraklık konusunda bizi bekleyen tehlikeyi, bir an önce özellikle bölgede su tasarrufuyla ilgili atılması gereken adımların aciliyetini gösteriyor.''

KURAKLIK DERECELERİ

İnternet sitesinde renklerle de anlatılan kuraklık değerleri, şunları ifade ediyor:
Az Kuraklık: Kuraklığa gidiş var. Bitkilerde kısa süreli kuruma ve büyüme yavaşlaması, çok yavaş su açığı verilmesi. Yeşillikler ve bitki tam gelişmez.

Orta Derecede Kuraklık: Yeşillikler ve bitkilerde bazı hasar oluşması, yüksek yangın riski, nehirler, göller veya kuyularda düşük derecede bazı su eksikliklerinin gelişmesi veya yakında olacak olması, gönüllü olarak su kullanımında kısıtlama yapılması, talep edilmesi.

Şiddetli Kuraklık: Yeşillikler ve bitkilerde kayıpların başlaması, çok yüksek yangın riski, su kıtlığının başlaması, su kısıtlamasının önerilmesi.

Had Safhada Kuraklık: Büyük yeşillikler ve bitkilerde kayıpların olması, had safhada yangın riski. Yaygın su kıtlığı veya kısıtlaması.

Olağanüstü Kuraklık: Olağanüstü veya geniş çaplı yeşillikler ve bitkilerde kayıplarının olması. Olağanüstü yangın riski, acil durum oluşturan göl, dere ve nehirlerdeki su kıtlığı.

Sabah

 
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 08-02-2007, 23:43   #2
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 30-07-2006
Şehir: Yalova
Mesajlar: 6,924
Galeri: 29
Dünyadaki durumu bilemiyorum ama, bu bölgede yazın çok kuraklık çekileceğini görebiliyorum. Henüz düzgün bir yağış olmadı. Bir kere aşırı bir yağmur yaşandı, oda faydadan çok zarar getirdi. Yağan yağmur, toprağa işlemeden üstteki verimli tabakayı yıkadı götürdü.

Yazın bizim için çok zor olacak. Bu sene, burda mısır ekmek akıl işi değil. Aslında yazlık herhangi bir şey ekmek akıl işi değil.

Todor Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-02-2007, 00:24   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 12-12-2006
Şehir: istanbul
Mesajlar: 341
Galeri: 1
Todor bey...ne yazıkki biraz önce milliyet te şu haber yayınlandı belki görmüşsünüzdür....sizi teyit ediyor...

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/08/son/sonyas16.asp

emekli Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-02-2007, 19:31   #4
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 14-12-2006
Şehir: adana
Mesajlar: 5
Gelecek için kaygılıyım.Açıkçası sonumuzu pek iyi görmüyorum.Bir şey yapılmadığını görünce her geçen dakika daha da kötü oluyorum.

peyzaj mimar Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 09-02-2007, 20:05   #5
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 36,950
Galeri: 90
http://drought.mssl.ucl.ac.uk adresinde Türkiye'ye bakan oldu mu? 1, 2, 3 yıllık durumu görebiliyoruz ama hepsini denedim değişen bir görüntü yok. Ayrıca sadece istanbul bölümünde kuraklık olacak gibi görünüyor.

Bir bakar mısınız sizde...

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 11-02-2007, 17:24   #6
ebonsa
Guest
 
Mesajlar: n/a
Kıyamet uzak gibi durmuyor sanırım ...

  Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-02-2007, 00:58   #7
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 20-09-2006
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 2,120
Galeri: 1
Malina, ben baktım.

Ben, her bir tercihe göre değişen bir harita gördüm Türkiye için.

Öncelikle belirtmeliyim ki, sitede kuraklık seviyesi 5 kategoriye ayrılmış.

En hafiften en şiddetliye sıralarsak:
1- Minor/Hafif, 2- Moderate/Orta Derecede, 3- Severe/Şiddetli, 4- Extreme/Aşırı, 5- Exceptional/Olağandışı.

Başlamak için dünya haritasının içinde Türkiye'nin haritası üzerine tıkladım. Türkiye haritası belirgin bir hal alacak kadar büyüyene kadar sanırım 4 defa tıkladım aynı yere.

Ondan sonra da ekranın en sol kolonunda kalın siyah harflerle "Select Drought Assessment Period" başlığı altında, içinde bulunduğumuz tarihten kaç ay ilerisine ait tahmin haritasını görmek istiyor isek ona göre seçim yapabileceğimiz yerden, önce "12 Months" kutucuğuna tıkladım.

1 yıl sonrasına (12 Months) ilişkin olarak yalnızca Bartın-Kastamonu civarında 4.derece (Aşırı) kuraklık öngörülmüş. İstanbul havalisi için ise orta şiddette kuraklık tahmininde bulunulmuş.

2 yıl (24 Months) sonrasına tıklandığında ise İstanbul'da kuraklık öngörülmüyor.
Sadece Kocaeli-Sakarya bölgesinde hafif ve orta derece kuraklık var.

3 yıl (36 Months) seçeneği tıklandığında ise İstanbul bölgesinde sadece hafif derece kuraklık görülüyor. Bu zaman diliminde sadece Adana ve Niğde-Kayseri civarında 4.derece (Aşırı) kuraklık tahmininde bulunulmuş.

1-3 yıllık zaman aralığında, belirttiğim bölgeler dışında 4.derece ve üstü kuraklık yaşayacağı öngörülen ilimiz yok. Ancak, tahmin verisinin her ayın 15'inde güncellendiğinin belirtildiğini de eklemeliyim.

Umarım yardımı olmuştur.

Saygılar...

lerdemir Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 20-02-2007, 20:32   #8
Ağaç Dostu
 
Sebahattin's Avatar
 
Giriş Tarihi: 26-04-2006
Şehir: Türkiye
Mesajlar: 365
Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU

İşimiz Allah’a ve kuraklığın k’sından anlamayanlara kaldı


Çarpılmaktan korkmuyorum! "Türkiye’de Yaşanan Kuraklık ve Etkileri" raporundaki "bilgi kuraklığı"nı ve bakanlarımızın kuraklıkla ilgili yaptığı yanlış açıklamaları defalarca dinledikten sonra "Bu ülkede bilim ve bilimsel etik iflas etmiştir" diye yemin edebilirim.

Ayrıca bu tür raporları yazanların ve bakanlarımızı bilgilendirenlerin, "kuraklığın k’sından bile haberi olmadığına" da yemin edebilirim. "İşimiz Allah’a kaldı" başlığıya verilen haberde ortak basın toplantısı yapan üç bakanımızın açıklamalarına itirazlarım aşağıda...

"Şu anda kuraklıktan bahsetmek doğru değil. Nisan-mayıs yağışlarını beklemek gerekiyor" sözlerine: Aslında kuraklığı, yağış gibi tek bir parametreye göre açıklanmak doğru değil. Yağışların azlığı kuraklığın ilk işaretidir. Tarımsal kuraklık, meteorolojik kuraklıktan hemen sonra oluşur. Böylece tarım, kuraklık tarafından etkilenen ilk sektördür. Yağışların akışa geçerek nehir ve göllerin su seviyelerini etkilemesi belli bir zaman alır. Bu nedenle, hidrolojik gözlemler kuraklığın ilk işaretlerinden sayılamaz. İçme ve kullanma su sıkıntılarıyla birlikte tarımsal ve hidrolojik kuraklığın sonuçları son aşamada sosyo-ekonomik kuraklık olarak kendini gösterir. Diğer bir deyişle ve en basit anlamda kuraklık, (arz ve talep ilişkisinde) su sıkıntısıdır. Yani kuraklık, ülkemizin farklı yerlerinde farklı çeşit ve seviyelerde hep yaşanmaktadır, çünkü biz yarı kurak bir ülkede yaşıyoruz.

*

"İlkbahar yağmurlarını bekliyoruz. Türkiye’de yağışlar en fazla, yüzde 50-55 oranında mart-mayıs ayları arasında düşer" sözlerine: Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde büyük ölçüde Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Akdeniz ikliminin görüldüğü bu bölgelerde yağış daha çok kış aylarında alınır; ilkbaharda değil. Akdeniz ikliminden karasal iklime geçişin yaşandığı Orta ve Doğu Anadolu’da ise yağışlar daha çok baharda gerçekleşir. Yani mart ve mayıs aylarında Türkiye’nin her tarafına "en fazla yağış" düşmez. Ayrıca karasal geçiş iklimi görülen bu yerlerde yağış yağmur şeklinde değil; daha çok kar şeklinde olur.

"Küresel ısınmanın Türkiye’yi uzun vadede etkilemesi bekleniyor" sözlerine: Bir kere "küresel ısınma" değil; "küresel iklim değişimi" denilmesi gerekiyor. İklim denince akla sadece sıcaklık gelmemeli. Yağış da önemli bir iklim parametresidir. Ayrıca küresel iklim değişimi nedeniyle şu an Türkiye’de de kuraklık (orman yangınları, su kıtlığı, tarımsal haşereler, tropikal hastalıklar) ve ani sellerle birlikte yıldırımlardan ölenlerin sayısı artmış ve artmaya devam etmektedir. Yani etkilerini görmek için uzun vadeli beklemek gerekmez.

*

Ayrıca, "10- 15 yılda bir görülen aşırı kurak yılı", veya "döngüsel kuraklık" vb. gibi söylemler de uydurmadır. Türkiye, kuraklık gibi meteoroloji karakterli afetlere, gelişmiş ülkelere nazaran daha fazla kayıp vermekte. Çünkü kuraklık başta olmak üzere meteorolojik afetlerle ilgili resmen görevli bir birim, tanım, plan, mevzuat, politika, doğru bir anlayışımız vb. yok. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yerel yönetimlerimizde ve afetlerle ilgili kurumlarımızda meteoroloji mühendisleri çalışamamakta. Böylece yetkililerimiz, bilimsel, yasal ve kurumsal destekten yoksun bir şekilde basit hava durumu bilgileriyle bu tür olaylara kısa vadeli ve çok kısıtlı bir şekilde baktığı için filin tamamını görememekte...

"Reşit reşit, sen de, sen eşit" sözüne uygun olarak tekrar söylüyorum: Meteoroloji, hava ve iklim işi ciddi bir iştir. Kulaktan dolma bilgiler, bir yerde çalışarak veya okunan bir-iki ders veya kitapla öğrenilemez. Kendisine saygısı olan herhangi bir mühendis, bilim insanı veya herhangi birisi uzmanı olmadığı meteoroloji gibi oldukça çetrefilli bir konuda uzmanmış gibi asla konuşamaz. Bakan, vb. idarecilerimizi ve halkımızı yanlış bilgilendirerek ve yönlendiren, bilgi kirliğine neden olan sözde uzmanları Allah ıslah etsin!

Kaynak:

Sebahattin Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2007, 19:34   #9
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-02-2007
Şehir: Samsun
Mesajlar: 3
Bu kuraklık haritasının biz yıllardır biliyoruz ve alınması gereken tedbirleri konuşmak gerektiğine inanıyorum.Sorunu söylemek nekadarda sorunun çözümüne giden yol ollarak kabul edilsede çözümü oluşturmaz.Bir gurp arkadaş olarak ne tür tedbirler alınmalı sorusuna kendimizce yanıt aradık . öncelik le yapılanları ele aldık.Kuraklığa karşı en etkili çözümün ağaçlandırma ve ormanlarımız oldugunu hepimiz bilmekteyiz.Bu güne kadar yapıla gelen uygulamalara bakarak devletin ağaçlandırma konusunda gereken hassasiyeti gösterdiği orman alanlarının verimliliğini arttıran çalışmalarda başarılı çalışmalar yürüttüğüdür.Ama orman alanları genel olarak halk arasında dağ köyleri diye tabir edilen kamuda orman köyleri olrak bilinen alanlar da gerçekleşmektedir. Bizler yaptığımız araştırmalardan şunu çıkardık : Kuraklık ve çölleşme düzlük ve ovalarda başlayan erozyonlar ile tetiklenip su kaynaklarının yanlış kullanımı ve kirlenmesi sonucu ortaya çıkıyor.şunu belirtmek isterim bizler akademisyen veya konuda uzman değiliz .Ama şunu iyi biliyoruz ki !ağaçlar foto sentez yolu ile karbon dioksidi oksişene çevirmekle kalmaz aynı zamanda toprağa inen kökleri ile toprak içinde bulunan zararlı kimyasaklarıda alır ve gövdesine hapseder dolayısı ile yer altı sularını da rafine etme işini üstlenirler.Herkazin bildiğini tekrarlıyorum amayağmur toplama gibi hayati önemide vardır.
işte bu bağlamda biraz katı bir tedbir ğibi gelsede aşağınadi metni çevre bakanlıgına ilettim.
Ülkemizde erozyonla mücadele **** orman yangınları hakkında yıllardır etkin tanıtım reklamları yapılmakta kamu kuruluşları bilgilendirme çalışmaları yürütmekte olmasına rağmen halk genelinde duyarsızlık ve bana necilik Ülkemizin daha yeşil bir ülke olması için yapılan çalışmaları sonuçsuz bırakmakta genel olarak kamu kuruluşları ve belediyelerin park bahçe çalışmasından **** meyveciliğe dayalı yatırım yapan çiftçiler dışında bir katılım olmaması hatta ova köylerinin adeta çölleşir yapıya bürünmesi bazı yasal önlemlerin alınmasını beraberinde getirmiştir .
Halk genelinde tarla sınırları (an,sınır,hudut) ekilmeyen ve yeri değiştirilmeyen atıl alanlardır. İşte bu alanlarda ağaçlandırma çalışması yapılması yasal zorunluluk haline getirilmeli .Bu zorunlulukla bireylerin ağaç sevgisini ve çevre düzenlemesi bilincinin oluşması hedeflenmektedir. Bu işlem kendi içinde oluşturulacak bir oto kontrol sistemi ile kamuya bir yük getirmemesi sağlanmalıdır.
Oto kontrol için muhtemel tasarı:
a) Bu yasa ile birlikte kamulaştırma çalışması yapılan alanlar (yol,baraj vb.) , tarımsal ürün sigortası , doğal afet sonucu devlet desteklemeleri içi yapılan ödemelerin tümünü kapsar ve kanun hükümlerine uymayan özel **** tüzel şahıslar için yukarıda belirtilen ödemelerin % 50 oranında indirimi **** oluşan zararda ihmal kabul edilip ödeme yapılmaması( ör:Sel baskını sonucu devlet zararı tazmin etmez.) hükmünü getirir.
b) Aynı zamanda tapulu arazilerin satış ve devri gibi işlemlerde arazi sınırlarında ekili bulunan ağaç karnesi istenir karne almamış ve yasaya uygun ekim yapmamış olan özel **** tüzel kişilerin yükümlülüğünü yerine getirene kadar satış **** devir işlemleri yapılamaz.
c) Botanik yapı ve ağaç karnesi verme yetkisi: Karne karşılığı fidan satışı yapmak için ilgili kurula başvuru yapmış ve gerekli şartları taşıyan fidan çiftlikleri veya bunlara bağlı satış merkezlerince verilir .
d) Botanik yaşam ve erozyonla mücadele kurulu: Kurul ülke genelinde ekolojik dengeyi göz önünde bulundurarak bölgesel iklim şartlarını değerlendirmek şartı ile ekilmesi öngörülen ağaç çeşidini belirler.Fidan yetiştiriciliği yapan işletmelere bilgi verir . Bu işletmeleri denetler. Fidan ve tohum yetiştirilmesi ve karne düzenleyerek satış yapan firmalara yetki belgesi verir, kusurlu bulunan firmaların yetkilerini iptal eder.Fidan satışlarında tavan fiyatı belirler.
e) Botanik yaşam ve erozyonla mücadele için fon oluşturulması: Satılan her fidan için belirli bir harç alınmak kaydı ile oluşturulacak fon kurulun faaliyet ve denetimleri finanse eder.zaman içinde fonda toplanan yekun artınca fidancılık ve tohum üretimi yapan sektörlere kaynak oluşturup ucuz üretim olanağı sunar.
f) Bu yasanın teşvik edilmesi : Ülkemizde ziraat ürün desteklemeleri akar yakıt destekleri gibi destekler mevcut olup buna erozyonla mücadele desteği adı altında cüzi miktarda bir pirim verilmesi gerekli şartları tamamlayan unsurlardır diye düşünüyorum.

Yukarıda belirtmiş olduğum ve temel ihtiyaç olarak gördüğüm hususları; bir sorumlu vatandaş bilinci içinde ,daha yeşil ve güzel bir Türkiye için çalışan kadronuzdan ve sizden bu yönde bir kanunu TBMM gündemine getirmenizi ve yasalaştırmanız için gerekenlerin yapılmasını saygı ve hürmetimle arz ederim.
MEHMET ALİ GÜDER

guder Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2007, 19:40   #10
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-02-2007
Şehir: Samsun
Mesajlar: 3
Bakanlık konuyu ağaçlandırma ve erozyon kontrolü genel müdürlüğüne sevk etmiş ve müdürlük cevabı şu şekilde olmuştur
AKİM sistemine 05.01.2007 tarihinde yapmış olduğunuz 'Orman' konulu başvurunuza ait sistemimizdeki kayıtlı olan başvuru özetiniz ve başvuruya ait gelişmeler aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

Başvuru Özeti:
daha yeşil bir Türkiye özlemine son verip hayalleri gerçek yapacak bir öneri


SAYIN MEHMET ALİ, GÜDER’İN BİLGİ TALEBİNE AĞAÇLANDIRMA VE EROZYON KONTROLU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN VERİLEN CEVAP:

Bakanlığımız, gerek ağaçlandırma faaliyetlerini gerekse erozyon kontrolu faaliyetlerini kuruluşundan bu yana ülkemizin imkanları çerçevesinde artan bir şekilde uygulamaya devam etmektedir. Sadece uygulama ile kalmamakta, halkımızın bilinçlendirilmesi ve ağaçlandırmaya katılımının sağlanması içinde çeşitli faaliyetler yürütmekte ve yasal düzenlemeler gerçekleştirmektedir. Özel ve tüzel kişilerin ağaçlandırma yapması için yasal düzenlemeler gerçekleştirerek onlara katkı yapmaktadır.

Bu amaçla 26.07.1995 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Seferberlik Kanunu” ile devlet ormanlarında, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arazilerde, göl ve akarsu kenarlarında, tüzel kişilerin mülkiyet ve tasarrufundaki arazilerde, orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak toprak, su ve bitki arasında bozulan dengeyi kurmak maksadıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolu çalışmalarına ait esas ve usuller düzenlenmiştir.

Bu kanun “seferberlik” kelimesinin anlamına uygun olarak toplumun bütün kesimlerini ve kamu kuruluşlarını ağaçlandırma ideali etrafında birleştirecek hukuki zemini oluşturmuştur.

Yine Bakanlığımız tarafından hazırlanan ve 03.09.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolu Hizmetlerine İlişkin Usul ve Esaslar” ile orman alanlarını arttırmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek ve bozulan orman ekosistemini yeniden oluşturmak amacıyla bakanlıkça veya gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak, ağaçlandırma, erozyon kontrolu, mera ıslahı, rehabilitasyon, fidanlık, ağaç ıslahı, tohum ve fidan üretimi, enerji ormanı tesisi ve imar-ihya çalışmaları için yapılacak harcamaların düzenlenmesine ve gelirlerin tahsilatına yönelik düzenlemeler belirlenmiştir.

Bu usul ve esaslar çerçevesinde orman alanlarında, hazine arazilerinde ve sahipli arazilerde gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak veya yaptırılacak özel ağaçlandırma, özel imar-ihya, özel enerji ormanı tesisi ve özel fidanlık tesisi ile bunların bakımları için verilecek hibe ve krediler belirlenmiştir.

Bakanlığımız, yasal düzenlemelerle birlikte uygulamalara da hız vermiştir. Ağaçlandırma, Erozyon Kontrolu, Rehabilitasyon ve Özel Ağaçlandırma programları her yıl katlanarak gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda Bakanlığımız son dört yılda (2003-2006) 117.369 Ha. ağaçlandırma, 181.723 Ha. erozyon kontrolu, 310.000 Ha. rehabilitasyon, 35.070 Ha. özel ağaçlandırma faaliyeti ve 970 milyon adet fidan üretimi gerçekleştirmiştir.

Bundan böyle de uygulamalarına devam edecek olan Bakanlığımız, ihtiyaç hasıl oldukça yeni yasal düzenlemeleri de gerçekleştirecektir.

Ancak yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını, sizin gibi ormanı seven, yeşil bir Türkiye ideali ile dolu, çevre dostu insanların varlığının daha önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu noktadan hareketle bakanlığımız, yasal düzenleme ve uygulama faaliyetleri ile birlikte insanlarımızın çevre ve orman konusunda bilinçlendirilmesi faaliyetlerini de her vesileyle sürdürmektedir.

Çevreye ve Ağaçlandırma faaliyetlerine göstermiş olduğunuz yakın ilgiden dolayı teşekkür eder başarılar dileriz.

guder Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 25-02-2007, 20:13   #11
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-02-2007
Şehir: Samsun
Mesajlar: 3
Esasen yapılması gerekenler ilgili kurumlarımız tarafından pilanlanmakta ve hayata geçirilmektedir . Daha fazlasını istemek ve arzulamak hepimizin hakkıdır.
açıkca kasdedilen iki husus vardır ki bunlar 1)Halk genelinde tarla sınırları (an,sınır,hudut) ekilmeyen ve yeri değiştirilmeyen atıl alanlardır. İşte bu alanlarda ağaçlandırma çalışması yapılmasını teşfik etmek.
2)Ülkemizde ziraat ürün desteklemeleri akar yakıt destekleri gibi destekler mevcut olup buna erozyonla mücadele desteği adı altında ayni yardım yapılması
hususudur
Bu iki madenin uygulanabilmesi için özel ağaçlandırma alanı olarak belirtilen en az alan 5000 metrekare sınırı ile hibe kıredisi yönetmeliği yeniden düzenlenmesi halkın katılımını artırır ve bu güne kadar telafuz edilen olumsuz senaryolara bir nebze çözüm getirir diye umut ediyorum. bu konuyu enine boyuna tartışalım çözüm sadece kyoto değildir .Bence bizim uzmanlarımız ve dünürlerimiz daha etkili ve maliyeti düşük halkın da iştirak edeceği çözümleri bulacaktır .
Konuyu yanlış yere açtıysam
kusura bakmayın

guder Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-01-2018, 20:13   #12
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,438
Çoğumuz yıllardan beri ''yağmur duasına çıkıldığını'' duymuş, tanık olmuşuzdur ama ben ilk defa bu yıl Sivas, Muş gibi kışın kar yağışlarının geçit vermediği illerimizde ''kar duasına çıkıldığını'' duydum..

Konya falan da berbat sanırım bu yıl..

Gediz ovası da öyle..Barajdaki su seviyesi % 1.7.. çok kötü..
https://www.gercekgundem.com/gediz-o...di-313763h.htm

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 17-01-2018, 20:53   #13
Ağaç Dostu
 
Selma_321's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-03-2016
Şehir: Ankara
Mesajlar: 937
Niye üzülüyorsunuz sayın bakanımız dedi ya İstanbula iki yıl yağmur yağmasa kuraklık olmaz genede

Selma_321 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 06-10-2020, 13:41   #14
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 01-10-2020
Şehir: Bursa
Mesajlar: 8
Belediye oyobüslerinin saldığı eksoz gazları en büyük problemlerden biri. Belediyeler çevreci geçiniyorlar ama hiç bir çalışma yok. ÖZellikle Karsan marka araçlarda büyük sıkıntı var. Yerli araç olduğu için çok kullanılıyor. Yerli araca bu konuyu çözmek için çalışma talep etsinler Karsan buna çalışsın. Elektrikli araçlar kullanılsın.

umityesil Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 05:05.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2020