agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Üretim, Bakım, Düzenleme, Temel Malzemeler > Biyoteknoloji
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni1Beğeniler
  • 1 Gönderen Yaşam Sevgisi

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 02-09-2008, 03:39   #1
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 02-09-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 15
Fotorespirasyon evrimsel bir kalıt mı, yoksa bir denge-homeostasi mekanizması mı?

--------------------------------------------------------------------------------

Cildi parlak bir klasik bilim kitabında şöyle yazmakta:

"Bitkilerin çoğunda, karbon, ilk olarak Calvin döngüsünün bir enzimi olan rubisko aracılığıyla fikse edilir. Rubisko, CO2 ribulaz bifosfata katılımını sağlar. Oluşan ilk organik ürün, 3 fosfatlı bir bileşik(3-fodsfogliserat) olduğundan bu bitkiler C3 bitkileri olarak isimlendirilir. Pirinç, buğday ve soya fasulyesi tarımsal önemi olan C3 bitkileridir. Bu bitkiler sıcak ve kurak bir günde stomaların kapalı olması nedeniyle daha az besin üretirler. Yaprakta CO2 düzeyinin düşmesi Calvin döngüsün CO2 açlığı düşmesine neden olur. Rubisko CO2 yerine O2 alabilir. Bu durumu daha da kötüleştirir. Yaprağın hava boşluklarında O2 konsatrasyonları CO2 konsantrasyonlarını aştıkça, rubisko Calvin döngüsüne CO2 yerine O2 verir. Ürün parçalanır ve bir parça iki karbonlu bir bileşik kloroplasttan çıkarılır. Daha sonra mitokondri ve peroksizomlar iki karbonlu molekülü CO2'e parçalar. Bu işlem ışıkta oluştuğundan ve O2 tüketildiğinden "fotorespirasyon" olarak isimlendirilir. Bununla birlikte normal hücre solunumun aksine, fotorespirasyonda ATP üretilmez. Fotosentezin aksine besin de üretilmez. Aslında fotorespirasyon Calvin döngüsünden organik maddeyi çekerek fotosentetik verimliliği azaltır. "

"Görünüşte bitkinin verimliliğini sınırlayan bir metabolik işlemin varlığını nasıl açıklayabiliriz? Bir varsayıma göre fotorespirasyon evrimsel bir yüktür. Atmosferdeki O2 konsatrosyonunun bu günkünden daha az, CO2'in ise daha fazla olduğu çok eski zamanlardan günümüze ulaşan metabolik bir kalıntıdır. Rubiskonun ilk olarak ortaya çıktığı ilkel atmosferde, bu enzimin aktif bölgesinin, O2'yi dışta bırakmayacak yeteneğe sahip olmayışı, küçük bir farklılık yaratmış olabilir.Varsayıma göre modern rubisko eski işlevini, günümüzde hala bir ölçüde sürdürmektedir. Şu anda atmosferdeki O2 konsantrasyonu eskiye oranla çok fazla artmış olduğundan fotorespirasyon kaçınılmazdır."

"Fotorespirasyonun herhangi bir şekilde bitkilere yararlı olduğu bilinmemektdir. Soya fasülyesi gibi tarımsal öneme sahip birçok bitkide, fotorespirasyonun Calvin çevrimiyle fikse edilen karbonun yaklaşık %50(yüzde ellisi) kadarını tükettiği bilinmektedir. Besin için kloroplastlardaki karbon fiksasyonuna bağlı biz heterotroflar, fotorespirasyonu kayıp oluşturan bir işlem olarak alglayabiliriz. Gerçekten , belirli bitkilerde fotosentetik verimliliği etkileyen fotorespirasyon azaltlabilirse, bitkisel üretim ve besin verimliliği artacaktır. "

"Sıcak ve güneşli günler(stomaların kapanmasına neden olan günler) fotorespirasyonu teşvik eden çevresel koşullardır. Belirli bitki türlerinde, fotorespirasyonu en aza indiren ardışık karbon fiksasyonu yolları - hatta sıcak ve kurak iklimlerde bile - gelişmiştir. Bu fotosentetik adaptasyonların en önemli ikisi C4 fotosentezi ve CAM'dır."

 
Yaşam Sevgisi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2008, 03:40   #2
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 02-09-2008
Şehir: İzmir
Mesajlar: 15
--------------------------------------------------------------------------------

İlk bakışta gözüme sanki bir denge-homeostasi mekanizması gibi çarptı. Ama kitap ve sanırım etkilendiği varsayım, zararlı bir evrimsel miras(kalıt) olarak açıklamakta. Ama gene de "varsayım" olduğuna değinmektedir.

Güneşli günde stomaların kapanması yaprak boşluğunda CO2 miktarını azaltır, O2 miktarını ise arttırır. Fotorespirasyon da CO2 miktarının azalmasını engelleyici bir mekanizma olarak görünmektedir aslında. Bu mekanizma canlılardaki homeostasi mekanizması ile aynı değil midir aslında? Yani canlı O2 ve CO2 konsantrasyonunu belli bir düzeyde tutmaya çalışmakta. Tıpkı insanlarda glikoz(şeker) düzeyini "glukagon" hormonu salgılayarak kanda belli bir düzeyde tutmaya çalışması gibi.

Kitap ise:

Yazdıklarını daha da desteklemek için de C4 ve CAM bitkilerinin bu zararlı kalıtı(mirası) adaptasyonla aştıklarını söylemiş. Yani bunların Rubisko kullanmayarak bu zararı aştıkların kastediyor.

Bu düşünceye (evrimsel zararlı bir kalıt) olduğu düşüncesine ulaşmak veya varsaymak bu kadar kolay mı? Elbette onları bu varsayma haklarından mahrum edemeyiz.

Ama, bu öne sürülenler yeterli mi?

C3 bitkilerinde yürmekte olan bütün fizyolojik-metabolik-dengesel işlevler, yaşadığı doğal şartlardaki metabolizmasına göre düzenlenmiştir(şu anda da). Eğer bir metabolizma veya çevrim veya bir işlev, karbon fiksasyonun yüzde ellisinin engellenmesi ile uyum içinde evrimleşmiş demek değil midir? Yapılan ani bir müdahale(hele bir de bu yaplacaklar genetik müdahale olup birkaç "gen" için ise) bitkinin diğer çevrim ve işlevleri bu durum karşısında nasıl davranacaktır?

C3 bitkileri, şu anda yaşamakta olduğu doğal işlev ve çevrimler ile uyumlu haldedir diyebilir miyiz? Bana göre, evet.

Kitabın anlattığı türden bir varsayıma veya düşünceye varabilmek için bitkinin, bütün çevrimleri, fizyolojik ve metabolik işlevleri iyice aydınlatılmış, anlaşılabilmiş olmalı değil midir?

erfeser beğendi.
Yaşam Sevgisi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 08:19.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019