agaclar.net

Geri Dön   agaclar.net > Hayvanlar > Çiftlik Hayvanları > Arıcılık
(https)




Reklam


Beğeni Düzeni6Beğeniler
  • 1 Gönderen malina
  • 1 Gönderen kamil35
  • 1 Gönderen denizakvaryumu
  • 3 Gönderen CornusMas

Cevapla
 
Bookmark and Share Dış Bağlantılar Konu Araçları Mod Seç
Eski 12-11-2008, 19:00   #1
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,765
Galeri: 90
Bal arıları neden öldü?

BAL ARILARI NEDEN ÖLDÜ?


Son yıllarda “Küresel Isınma” ve “İklim Değişikliği” konuları o denli yaşamımıza girdi ki: duyduğumuz olayları ve karşılaştığımız karmaşık durumları bunlara bağlar olduk. Havalar çok mu soğuk, temmuz ayı çok mu sıcak, kuraklık mı var, sel baskını mı oldu nedeni belli: küresel ısınma. Neredeyse bundan sonra karşılaşılacak olayların da nedeni şimdiden belli. Araştırmaya, soruşturmaya, düşünmeye, kafa yormaya ne gerek var, boşuna kendinizi sıkıntıya sokmayın.

2007 ve 2008 yılı kış aylarının sona ermesine yakın günlerde gazetelerde üst üste kitlesel arı ölümü haberleri çıktı. 2007 yılında Hatay’ da 32.000 koloninin kış aylarında öldüğü bildirildi. Amerika ve başka ülkelerde de kitlesel arı ölümü haberleri manşetlerde yer aldı. Yalnızca haber olarak çıksa pek o denli önemli sayılmayabilirdi. Dünyanın sonu geliyor, doğa yok oluyor, arılar ölünce açlık başlayacak biçiminde şu anda yaşamayan bilim insanlarına gönderme yaparak yorumlar yapıldı. Bu kötümser yorumlar sorumluluk pek çok insanı endişe duymaya yöneltti. Amerika ve Türkiye’ de kitlesel arı ölümleri oldu sonumuz yakın mı?


Tema Vakfı 2008 yılında 48 numaralı bir kitapçık yayınladı. Adı: ”Türkiye Arıcılığındaki Tehlikeler.”

Kitapta:Arıların Önemi, Arıcılık Tehlikede, Yaşanan Sorunlar, Gelinen Vahim Durum,Tema Vakfı Arıcılık Çalışmaları, Tema Vakfı Arıcılık Çalışmaları Projeksiyonları bölümleri bulunmaktadır.

Bu yazı kapsamında arıcılık, arıcılığın önemi gibi konulardan söz edilmeyecektir.Kitapta; kitlesel arı ölümlerinin nedenleri ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır.

Gelinen Vahim Durum
başlıklı bölümünde; “ Yanlış Uygulamalar Sonucu son Yıllarda Kitlesel Arı Ölümleri Yaşanıyor.” “arıların gerçek ölüm nedenleri yukarıda ve önceki bölümlerde anlatılan nedenledir. Yani damızlık kullanılmaması,kullanılanların vasıfsız olmaları,arı hastalıklarının yaygınlığı,arıların GDO’ lu früktozla beslenmeleri gibi nedenlerdir yukarıda belirtilen yanlışlıklardan dolayı hassaslaşan ve zayıflayan koloniler yaşanan olumsuz iklim koşullarının da tetiklemesi ile ölmektedirler.”


Arılar iklim değişikliğinden öldü diye haber yapıp yorumda bulunanları; nedendir bilinmez gerçeklerin ortaya çıkıp, durumun hiç de böyle olmadığı anlaşılınca aynı duyarlılığı gösterip durumdan okuyucuyu bilgilendirmezler?

Gazetecilik etiği bunu gerektirmez mi? Hayır durum hiç de böyle değildir. Çünkü “Küresel ısınma” ve “İklim değişikliği” tam bir rant aracı olarak kullanılmakta, yeni sömürü kapılarını aralamaktadır.


Konunun daha vahim ve tüyler ürpertici bölümüne geliyoruz.
Kitabın 25. sayfasında; “GDO’ lu şekerlerle yapılan Beslemenin Kolonilere Zararı” alt başlığıyla şunlar yazılmış.

Arıcılarımızın bilmeden yaptıkları bir yanlış ta mahalli üreticilerin sattıkları kekleri kullanmalarıdır. Ucuz olduğu için kekeler genellikle mısır früktozundan yapılmaktadır. Yıllık 5.000 ton mısır früktozlu kek pazarlandığı bildirilmektedir. Bu keklerin, arıların fizyolojilerini bozduğuna dair araştırmalar ve arıcı gözlemleri bulunmaktadır

5.000 tonu arılar için kek yapılmış ya geri kalan mısır früktozunu kim tüketti? Baklava, çikolata, pasta, kolalı içeceklerde tatlandırıcı olarak kullanıldığı söylenmektedir.

Arıların fizyolojisini bozduğu ortaya çıkan bu GDO’ lu früktozun kar/sömürü uğruna insanlara yedirilmesi, insanlığa karşı işlenmiş suç niteliğindedir. Kitap suçu belgelemesi yönünden de önem taşımaktadır.

Arıların fizyolojilerini bozduğu araştırma ve üretici gözlemleriyle kanıtlanmış GDO’ lu mısır früktozu üretimi hemen durdurulmalı ve izinleri iptal edilerek yargı önüne çıkarılmalıdır.
.


Yılardır GDO’ lu besinlerin insan sağlına verebileceği zararlara dikkat çekip savaşım yürüten TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve öteki kuruluşlara bir kez daha teşekkür etmek gerekiyor.

Öte yandan, GDO’ lu früktoz üreten ve tarım arazisine kurduğu fabrikanın yasaya aykırılığı yargı kararıyla tescil edilince zor duruma düşen Amerikalı CARGİLL şirketini bu durumdan kim, nasıl kurtardı? Toprak Kanunu değiştirilerek.
Bu şirket için kurtarma yasaları çıkaran siyasi iktidar daha ne yapsın?


10.10.2008

* Ahmet Demirtaş
Kırsal Çevre Ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Yön. Kur. Başk.

Kaynak: Türkiye Arıcılığındaki Tehlikeler, Tema Vakfı Arıcılık Çalışmaları. Yayın No: 48. (İstanbul 2008)

 
mutlu_inan beğendi.
malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 12-11-2008, 20:49   #2
Ağaç Dostu.
 
kamil35's Avatar
 
Giriş Tarihi: 11-09-2008
Şehir: izmir
Mesajlar: 1,530
sADECE mısır mı? Herşeyin genetiği ile oynandı. İnsan gıda alıp yemeye korkuyor. Eski pamuklar çok bal verirken, şu an ekilen pamuktan arı doğru dürüst bal bile alamıyor. Memlekette (burdur) arının mısır püskülüne nasıl konduğunu bilirim. Mısır çok polen verir. Ancak Torbalı ovasına binlerce dönüm mısır ekiliyor. Kovanlar polenle dolup taşmalı.. nerde? arı ancak ihtiyacını çıkarıyor.
İnsan! daha çok kazanma hırsı ile Allah'ın yaratmış olduğu canlıların orjinalliğini bozmaya devam ediyor. Buna kim nasıl dur diyecek?

mutlu_inan beğendi.
kamil35 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-11-2008, 07:22   #3
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
http://hobikarakovan.blogspot.com/20...zarar-yok.html

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-11-2008, 01:02   #4
Ağaç Dostu
 
caucasus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-01-2006
Şehir: Mardin
Mesajlar: 2,270
Galeri: 787
Evet arkadaşlar genetiğiyle oynanmamış ya da hormonsuz hiçbirşey kalmadı. Gerek para hırsı gerekse çok mahsul alma uğruna bütün ürünlerimizi ve hayatımızı batırdık, yerle bir ettik. Son olarak arılarımızın da toplu olarak ölümlerine izin verdikten sonra yapacak bir şey kalmadı.
İpliği yavaş yavaş boynumuza geçiriyoruz. Bir yandan küresel ısınma, bir yandan demokrasi adına yaptıklarımız, bir yandan daha fazla para ve daha fazla ürün adına bütün ürünlerimizi heba etmemize, daha fazla et için üretilen hayvanlara verilen hormonlara, ya da kendi egomuzu tatmin etmek için doğaya verdiğimiz kalıcı zarara, yaktığımız ormanları ve dahasını eklersek ne çocuklarımıza bırakacak doğa nede yaşayacak yer bırakacağız.

Kişisel olarak fazla bir katkımızın olacağını zannetmiyorum ama yinede elimizden geleni yapalım . LÜTFEN !


Düzenleyen caucasus : 02-09-2009 saat 19:55
caucasus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-12-2008, 19:41   #5
Ağaç Dostu
 
fahrikucuktas's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-11-2007
Şehir: erzincan
Mesajlar: 192
benim kişisel görüşüm ve okuduklarım çerçevesinde şu sonuca vardım.Arıların baz istasyonlarının yaydığı dalgalardan etkilendiği ve yönlerini bulamayıp geriye dönememeleri.

fahrikucuktas Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-12-2008, 19:42   #6
Ağaç Dostu
 
fahrikucuktas's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-11-2007
Şehir: erzincan
Mesajlar: 192
Zira kovanlarda arı ölülerinin olmaması ne zehirlenme nede hastalık belirtisi değil.

fahrikucuktas Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 26-12-2008, 19:43   #7
Ağaç Dostu
 
fahrikucuktas's Avatar
 
Giriş Tarihi: 15-11-2007
Şehir: erzincan
Mesajlar: 192
Baz istasyonları artık en uzak köylere kadar kuruldu buda yönlerini bulmada arıları etkileyip yuvaya dönemeyen arı ölüyor.Bu konuda görüşlerimizi paylaşalım arkadaşlar.....

fahrikucuktas Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-04-2009, 14:39   #8
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 03-04-2009
Şehir: aydın
Mesajlar: 26
sayın fahri bey bende sizinle aynı fikirdeyim ayrıca blinçsiz zirai ilaçlar da etkili oluyor .ama baz istasyonları ve cep telefonlarının arıları etkilediği bir gerçek her ne kadar bunu görmek istemeselerde

apis_mellifera Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2009, 07:56   #9
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Son yıllarda, zaman zaman ABD'de, zaman zaman Avrupa'da, arıların esrarengiz biçimde ortadan kaybolduğu yolundaki haberler sıkça gündeme gedi. Bilim adamları ise arıların olmadığı bir dünyada, yaşamın da yok olacağı uyarısını hep yaptı.


Şimdi ise arıların esrarengiz kayboluşuna açıklık getirebilecek ilginç bir araştırmanın sonucu ortay açıktı. Hindistan haber ajansı "Press Trust of India"da yer alan habere göre, ülkenin güneybatısında bulunan Kerala eyaletindeki baz istasyonlarının, bölgedeki bal arıları için büyük tehlike oluşturuyor.

Bunun üzerine, çevreci zooloji profesörü Dr. Sainudeen Pattazhy'nin başlattığı araştırma, cep telefonlarının, çiçeklerin özünü toplayan işçi arılarının ölümünde etkili olduğunu göstedi. Kerala'nın çeşitli noktalarında yapılan arıkovanı ölçümlerinde, arıların azaldığı belirlendi.

Dr. Sainudeen Pattazhy "Eğer baz istasyonlarının hızla artması engellenemezse, gelecek 10 yıl içinde bölgedeki bal arılarıı tamamen yok olacak" dedi.

Patthazhy'nin yaptığı bir deneyde, bal kovanının yanına yerleştirilen cep telefonunun koloniyi 5- 10 gün içinde dağıttığı ortaya çıktı. Cep telefonunun yaydığı manyetik alan nedeniyle işçi arılarının kovana dönemedikleri gözlemlendi.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/12394424.asp?gid=229

mutlu_inan beğendi.
denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 02-09-2009, 09:11   #10
Ağaç Dostu
 
cello's Avatar
 
Giriş Tarihi: 01-09-2006
Şehir: iSTANBUL
Mesajlar: 299
Galeri: 1
Aydın'ın Kuşadası ilçesinde bir hafta içerisinde 9 bin kovan arı ölmüş. Televizyonda seyretmiştim.
http://www.ntvmsnbc.com/id/24993991/

cello Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-12-2009, 23:06   #11
Ağaç Dostu
 
karaselvi's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-09-2007
Şehir: denizli
Mesajlar: 464
Galeri: 12
Arılarınız nereye kayboluyor merakmı ediyorsunuz.

Merhaba
Bu gün bir amcayla sohbet ettik ve arıcılık falan yaptığını ve arı maceralarını anlattı. Bir arkadaşı bir gün benim arılar günden güne azalıyor hiç çoğalmıyor demiş. Oda arıları kurbağanın yediğini önlem alması gerektiğini söylemiş. Önlem şöyle kovanın önüne 20 kiloluk boş yağ tenekesini tamamen ağzına kadar gömüyoruz. Kurbağa kovanın önüne gelir ve çıkan arıları yermiş. Adam dediği gibi kovanın önüne ağzı açık boş yağ tenekesini gömmüş. ve bir süre sonra bir teneke kurbağası olmuş. Bir teneke kurbağa birikmiş içine. Ondan sonra adamın arıları çoğalmış kaç kovan olmuş.
Bunu bu gün başka bir arıcıya anlattım kurbağaların yediğini bilmediğini söyledi ama oda kirpilerde yer diyor. Sanırım aynı yöntem kirpiyide engelliyecektir.

Ben bir çok arıcının arıların azalmasından şikayet ettiğini kendim duydum. Denemekte fayda var.

karaselvi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-12-2009, 11:10   #12
Ağaçsever
 
mehmet55's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-12-2008
Şehir: samsun
Mesajlar: 70
Galeri: 84
Arılarınız nereye kayboluyor merakmı ediyorsunuz.

onun için arı kovanlarını 30-35 cm yükseğe kaldırmak gerekiyor
arının düşmanı çok kertenkele kirpi kurbağa bu gibi hayvanlar arıları kovan önlerinde avlarlar
arıların azalma sebepleri çoktur bu mevsimde yaşlı arıların ölmesi sonbahar mevsiminde genç arılar yetiştirememe sebepleri vardır

mehmet55 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-02-2011, 17:17   #13
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,367
Arılara bile fruktoz

ANG Vakfı Arıcılık Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci, ilginç bir bilgi yolladı.
Fruktoz denilen ve genetik değişime uğratılmış mısırdan üretilen sözde şekerin nerelere kadar sirayet edip sağlığımız üzerinde nasıl bir "görünmez tehlike" oluşturduğunu görmemiz açısından önemli bir bilgi.
Bakın ne diyor İnci:
"2000'li yıllardan önce ağırlıkla çam balı olmak üzere yıllık bal ihracatımız 6-7 bin tonlar civarında iken, 2002 yılında ihracat aniden patladı ve 18 bin ton oldu; 2003 yılında ise 22 bin ton.
Herkes bal ihracatı patladı diye sevinirken, biz arıcılar bu kadar balın nereden çıktığına akıl erdiremedik.
Avrupa'ya ihraç edilen balların mısır şurubu olduğunun anlaşılmasıyla bu ürünler 2003 ve 2004'te iade edildiler. Bu şuruplar iç piyasaya verildi ve Türk halkı bu şurupları bal diye yedi. 2005 yılında skandalın medyaya yansımasıyla Tarım Bakanlığı iç piyasadan aldığı 80 bal örneğini analiz ettirdi ve 70 bal örneğinde nişasta şurubu buldu.
Ne yazık ki Türkiye artık bal ihraç edemiyor.
Şurup firmaları bu kez arıcılara yöneldiler. Üniversitelerden aldıkları 'arı beslemede kullanılır' raporlarıyla yılda 10 binlerce ton, F-85 ve F-45 nişasta bazlı fruktoz şuruplarını, arı yemi adıyla arıcılara servis ettiler.Ancak bu şuruplarla beslenen arılar ölmekteler. Halen yıllık 5 bin ton mısır şurubundan yapılan arı kekleri arıcıya servis edilmekte ve arılar ölmekteler.Diğer yandan iç piyasada mısır şurubunun bal diye pazarlanması o kadar kârlı ki, şurup erbapları her türlü yolu denemekteler. Şurubun kilosu bir lira mertebesinde, balın kilosu en az 8-10 lira. Yani şurubu bal diye satabiliyorsanız veya bala karıştırıp satabiliyorsanız kârınız 8-10 kat."
Hatırlayacaksınız, birkaç yıl önce İngiltere'de arılar ölmeye başlayınca "Arılar ölürse insanlık biter" denmişti.
Bizde galiba zaten bitmiş.

Fatih Altaylı
http://www.fatihaltayli.com.tr/index.cfm

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-02-2011, 19:17   #14
Ağaç Dostu
 
Delimus's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-05-2009
Şehir: Adana-Nernek Köyü
Mesajlar: 757
Pria nın değindiği konu gerçekten içler acısı , nişasta bazlı fruktoz hemen hemen bütün şekerlemelerdede kullanılmaya başlandı birçok kanserinde tetikçisiymiş.

Ben hatırladığım kadarıyla discovery belgeselinde izlemiştim , bir prof. araştırmaları sonucu israilde bulunan bir arı hastalığının yayılmasından en son büyük arı ölümlerinin sebebinin kaynağı olarak açıklıyordu.Hastalık ismi sebebleri vs. anlatıyorduda hatırlamıyorum.

Delimus Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 03-02-2011, 20:04   #15
Ağaç Dostu.
 
pria's Avatar
 
Giriş Tarihi: 06-08-2009
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 6,367
Son iki yıldır kitlesel arı ölümleri görülmektedir. İlk arı ölümleri haberi 2007 ilkbaharında Hatay’dan gelmiştir. 32.000 koloninin kış aylarında öldüğü bildirildi.
TEMA Vakfı’nın yaptığı çalışmalarda ve 20.07.2007 tarihinde ODTÜ’de yapılan akademik değerlendirme toplantısında 2006-2007 kışında Adıyaman’da, Ardahan’da ve Ankara’da % 50- 60 oranlarına varan arı ölümlerinin olduğu belirlendi.
2007-2008 kışında Muğla’da %50, Kahramanmaraş’ta %60, Edirne’de %62 oranında koloni kayıpları olduğu bildirilmiştir. Türkiye genelinde geçirilen iki kışta kaybedilen koloni miktarı % 50’nin üzerindedir.

İklimsel Olumsuzluklar Arı Ölümlerini Tetiklemektedir
Son yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklık arıcılığı da olumsuz etkilemiştir. 2006 ilkbaharında yaşanan soğuklar arı florasını da dondurmuş, koloniler sonbaharda genç nesil yetiştirememişler ve kışın kayıplar artmıştır.
2007 yazının yüksek sıcaklıkları Trakya’da ayçiçeğinin gelişmesini olumsuzetkilemiş, bundan arılar da yeterli nektar alamadıkları için zarar görmüşler ve koloni ölümleri artmıştır. Aynı ekstrem sıcaklar çam balının kaynağı Basra Koşnilini kurutmuş, arılar çam balı yapamamışlar ve kışın yüksek koloni ölümleri olmuştur.
Arıların gerçek ölüm nedenleri yukarıda ve önceki bölümlerde anlatılan nedenlerdir. Yani damızlık kullanılmaması, kullanılanların vasıfsız olmaları, arı hastalıklarının yaygınlığı, arıların GDO’lu früktozla beslenmeleri gibi nedenlerdir. Yukarıda belirtilen yanlışlıklardan dolayı hassaslaşan ve zayıflayan koloniler yaşanan olumsuz iklim koşullarının da tetiklemesi ile ölmektedirler.
http://webcache.googleusercontent.co....google.com.tr


Bu fruktozlu ballar yüzünden kimbilir hangi vicdansızlar zengin olmuştur..
Para hırsı yüzünden,fruktozla beslemeye devam edip arılarının ölebileceğini göze alan kimbilr kaç arıcı vardır..
Şshsi çıkar toplum çıkarının önüne geçerse bu işler maalesef bitmez.

pria Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-02-2011, 12:00   #16
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 13-04-2006
Şehir: Ankara
Mesajlar: 9,099
Galeri: 25
Bu 'bal'dan sakın yemeyin
Uzmanlar, sürekli şerbetle yemlenen arının ürettiği ballar konusunda uyarıyor...


Arı yetiştiriciliği ve ıslahı uzmanı Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu, 'Sürekli şerbetle yemlenen arının ürettiği bal, her ne kadar arı da üretmiş olsa hileli baldır. Tüketici bu hileyi balın tadından, kokusundan, renginden anlayamaz. Gerçek balla, hileli balı ayırmanın tek yolu laboratuvarda analiz etmek' dedi.

Prof. Dr. Doğaroğlu, fruktozun arıcılıkta kullanımı ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, arıların beslenmesinde mısır nişastası temelli fruktoz kullanımının hem arılar hem de tüketiciler için risk teşkil ettiğini, yüksek oranda fruktoz içermeleri nedeniyle bal şurubu adı altında satılan ürünlerin de tüketici sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Arı yemlerinin mısır nişastası temelli fruktoz ile hazırlanmasının, arıların metabolizmalarını olumsuz etkilediğine ve arıların tükenmesine neden olduğuna dikkati çeken Doğaroğlu, tüm bu risklerden korunmak için tüketicilerin gerçek ve doğal ballara itibar etmeleri gerektiğini, balın gerçekliğinin de yalnızca yüksek teknolojiye sahip analiz laboratuvarlarında tetkik edilerek anlaşılabileceğini ifade etti.

Muhsin Doğaroğlu, kışı geçiren arıların bal üretimine hazırlanabilmeleri için beslenmeye ihtiyaçları olduğuna işaret ederek, 'Bu da kovanlara verilen şerbetle yapılıyor. Bu şerbetlerin temeli şeker ama hangi tür şeker kullanıldığı da önemli. Buradaki fruktoz da mısır nişastasından değil, şeker pancarından elde edilmeli. Çünkü mısır nişastasından elde edilen fruktoz, arılarda sindirim sistemi sorunlarına ve dolayısıyla arı soylarının tükenmesine neden oluyor' uyarısında bulundu.

Yemlemenin sadece arıların açlık durumunda, beslenmesi amacıyla, ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yapılması, arının bal üretmeye başlamasından önce de sonlandırılması gerektiğini bildiren Doğaroğlu, tersi durumda yemin kaynağı ne olursa olsun arının ürettiği balın hileli olacağını vurguladı.

Arıyı sürekli yemlemenin, doğal ekosistemin dengesi için yaşamsal rol üstlenen arıları kitlesel ölüme terk etmek anlamına geldiğine diktati çeken Doğaroğlu, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

'Yem içerisinde bulunan fruktoz, özellikle ortam ısınması sonucu HMF adı verilen bir kimyasalın ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu madde hem arılara hem de insanlara zararlı. Kaldı ki sürekli şerbetle yemlenen arının ürettiği bal, her ne kadar arı da üretmiş olsa hileli baldır. Tüketici bu hileyi balın tadından, kokusundan, renginden anlayamaz. Gerçek balla, hileli balı ayırmanın tek yolu laboratuvarda analiz etmektir. Açıkta satılan ambalajsız balların ve özellikle de petek balların analiz edilip edilmediğini tüketicinin denetlemesi imkansız.'

Nişasta bazlı fruktozun, farklı yollarla da bal tüketicisinin önüne gelebileceğini belirten Doğaroğlu, tüketicilerin, özellikle üzerinde 'bal şurubu' yazan ama bal adı altında satılan ürünlere dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Doğaroğlu, mısır nişastası temelli fruktozun, bugün tüm gıda endüstrisinde kullanıldığını, arıları yemleme dışında, doğrudan fruktoz kullanarak bala benzer ürünler üretmek ve bunu bal olarak pazarlamanın çok kolay olduğuna işaret ederek, 'Böyle ürünleri bugün raflarda görebilirsiniz. Etikette büyük puntolarla 'bal' çağrışımı yapan kelimeler yer alır ve görsel tasarımlar bulunur, etiketin altında ise çok daha küçük puntolarla 'bal şurubu' yazar. Tüketicilerin bu ürünlere de dikkat etmesi gerekiyor' diye konuştu.




http://haber.gazetevatan.com/bu-bald...7156/41/Saglik

denizakvaryumu Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 04-02-2011, 15:46   #17
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 30-01-2011
Şehir: antalya - ankara
Mesajlar: 92
bu daha vahim, en tehlikeli sonuc

Fruktoz arıları bile zehirliyor!
İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Hayrettin Akkaya HABERTÜRK'e konuştu

http://www.haberturk.com/saglik/habe...ile-zehirliyor

odogal Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 07-10-2011, 09:16   #18
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 03-09-2011
Şehir: çanakkale
Mesajlar: 51
arılar neden öldü?
cevapo çok basit
ziraii ilaç kullanımının artması ve geniyle oynamış gdo lu toğumların dikilmesi
ayçiçeği ve kanolada Imidacloprid ilacın kullanılması.
Trkiye Ar Yetitiricileri Merkez Birlii - Ayiei ve kanola'da Imidacloprid yasakland
bu ilaç kullanılıp dikilen bitkiye konan arı sinir sitemi felç olup bitkinin dibine düşüp ölüyor.

kadrilion Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 13-10-2011, 15:09   #19
Ağaçsever
 
Giriş Tarihi: 03-09-2011
Şehir: çanakkale
Mesajlar: 51
vatandaş gündüz vakti ila atıyor meyvesine sebzesine ilaç atıyor o an çiçekteki arı ilaca çarpılıp ölüyor.
yediğimiz herşey ilaç olmuş toprağa dikiliminden başlıyor sofraya gelene kadar ziraii ilaç bırakın arıları 15 20 yıl sonra insanlar kanserden ölecek durum böyle giderse.

kadrilion Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-04-2016, 09:46   #20
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 12-07-2014
Şehir: Rize
Mesajlar: 2
Merhaba, konu 5 yıllık ama yeni konu açma yetkim olmadığı için sorumu burada sormak istiyorum.

Rize'de, balkonumda domates, salatalık ve kıvırcık gibi bitkiler yetiştiriyorum. Aralarına da bu sitede öğrendiğim üzere kadife çiçekleri dikiyorum. Kadife çiçeklerine her gün en az bir bal arısı geliyor fakat nedense haftada bir, fayansların üzerinde ölü bal arısına rastlıyorum.

Zirai ilaç kullanmıyorum. Arada bir, güve kelebeği çıkınca sıvı yağ, deterjan ve sudan oluşan karışımı püskürtüyorum fakat o dönemde neredeyse hiç ölü bal arısına rastlamıyorum. Kadifeleri aldığım seracı da ilaç kullanmadığını söylüyor. Bu doğru olmayabilir, fakat serasındaki çiçeklere her gün yüzlerce arı gidip geliyor. Herhalde ilaçlarından ölseler nisan ayından eylüle kadar sürekli arı olmaz serasında.

Bu konuda önerisi olan varsa duymak isterim.

barerd Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-04-2016, 10:34   #21
TCM
Ağaç Dostu
 
TCM's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-01-2014
Şehir: İzmir
Mesajlar: 3,152
Bal arılarının ömrü pek uzun değil, haftada bir tane ölü arı normaldir bence.

TCM Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 24-04-2016, 13:31   #22
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 12-07-2014
Şehir: Rize
Mesajlar: 2
Teşekkür ederim. Bir kaç web sitesinde arıların kadife çiçeklerini pek sevmediklerini okumuştum. Bir de belki saksıdaki bir böcek onlara zarar veriyordur diye düşünmüştüm. Gerçi toprak 1 metrekareyi geçmediği için böcek olursa hemen farkediyorum. Şu anda saksıda solucan harici bir şey yok.

Peki, daha çok bal arısı ölmesin diye balkona ek çiçek koymuyordum. Ama haftada bir iki bal arısı uğrasa da domateslerin döllenmesi için bazen gövdelerini fiskelemem gerekebiliyor. Bu durumda balkona arı çekmesi için ayrı bir saksıya karanfil ya da papatya gibi bir şeyler ekmemi önerir misiniz?

barerd Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-07-2018, 12:24   #23
Ağaç Dostu
 
Jezebel's Avatar
 
Giriş Tarihi: 05-02-2010
Şehir: İzmir
Mesajlar: 8,202
Galeri: 11
Bu arı konusunda bir süredir kafa yoruyorum.
Birçok çiçeğim var ama hiç arı görmüyorum.
Çevremdeki bölgede hiç bitki yok, belki ondandır diye düşünüyorum.
Şeker ve vişne ile hazırlanan şurup servis ettim belki kokusunu alırlar diye ama hiç yok. Başka arılar geliyor ama bal arısı gelmiyor.

Jezebel Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 29-07-2018, 17:47   #24
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 11-02-2007
Şehir: İzmir
Mesajlar: 731
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi Jezebel Mesajı Göster
Bu arı konusunda bir süredir kafa yoruyorum.
Birçok çiçeğim var ama hiç arı görmüyorum.
Çevremdeki bölgede hiç bitki yok, belki ondandır diye düşünüyorum.
Şeker ve vişne ile hazırlanan şurup servis ettim belki kokusunu alırlar diye ama hiç yok. Başka arılar geliyor ama bal arısı gelmiyor.
Bulunduğunuz bölgede arı kovanı yoksa bu normal bir durum.

Doku_Kültürcü Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 30-07-2018, 14:46   #25
Ağaç Dostu
 
CornusMas's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-08-2016
Şehir: İstanbul/Çanakkale-Biga
Mesajlar: 164
Galeri: 5
Arı kolonilerinin ölmesi ile ilgili okuduğum bilimsel makalelerde sebepler arasında GDO'lu ürüner, früktoz ya da cep telefonları/baz istasyonlarına rastlamadım. Bu başlıklar spekülasyon olabilir ("büyük firmalar bu başlıkların raporlara girmesini engelliyor" şeklinde de spekülasyona devam edilebilir elbette)

Colony Collapse Disorder (CCD) denen sorun Apis mellifera yani Türkçe adıyla Batı Bal Arısı / Avrupa Bal Arısı için büyük tehlikelerin başında geliyor. Arıların koloniyi terketmesi ya da koloniye dönemeden ölmesi şeklinde karakterize oluyor. Yapılan BİLİMSEL çalışmalarda tek bir faktör bu durumun kaynağı olarak belirlenememiş. Aşağıdaki faktörlerin bir ya da birkaçının CCD'ye sebep olduğu düşünülüyor:

* Tarım ilaçlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı (özellikle neonicotinoid'ler denen bir grup süphe altında)
* Bazı parazitik akarlar (mite) başta olmak üzere diğer patojenler
* Genetik faktörler
* Yetersiz ve dengesiz beslenme
* Bağışıklık sistemi düzensizliği ve yetersizliği
* Arıların gezdiği doğal alanların hızlı şekilde azalması
* Küresel ısınma

Konuyla ilgili bilimsel bilgilere
https://www.epa.gov/pollinator-prote...lapse-disorder

adresinden ulaşabilirsiniz.

CornusMas Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Eski 18-10-2018, 11:29   #26
Ağaçsever
 
Coskun4216's Avatar
 
Giriş Tarihi: 22-04-2010
Şehir: Bursa
Mesajlar: 47
Ot ilacı ve arı ölümleri

Arıcılar ve arı besleyenler işiniz zor. Kovan önlerinin, soykırım tarlasına dönmesinin en önemli sebeplerinden biri de bu ve benzeri ilaçlar.

Ot ilacı ile alakalı haber linki

https://www.gidahatti.com/monsanto-t...-diyor-126062/

ot ilacının arı ölümlerine etkisi hakkında araştırma linki

Glyphosate perturbs the gut microbiota of honey bees | PNAS

Ülkemizde bu gibi ürünlerin etkileri, kaç üniversite de araştırma konusu olmuş, oluyor acaba.

https://gidadedektifi.com/2018/08/13/turkiyede-de-ku
llanilan-tarim-ilaci-roundup-ureticisi-monsanto-urunlerinin-kan-kanseri-yaptigi-gerekcesiyle-a-b-d-de-289-milyon-dolar-tazminat-odemeye-mahkum-edildi/

Coskun4216 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön
Cevapla

Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu gönderemezsiniz
Konulara yanıt veremezsiniz
Ek dosya yükleyemezsiniz
Kendi gönderilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şu an saat: 04:31.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019