PDA

View Full Version : Belediyelere Eleştiriler




malina
07-04-2005, 18:30
Belediyelere eleştiriler başlığına hoşgeldiniz.

Yaşadığınız sorunları, uygun bir dille yazabilirsiniz. Bu eleştirileriniz, sitemizin ilgi alanları ile sınırlıdır... (doğa, çevre, ağaçlardırma vb)




Oguz SAGLAM
02-11-2006, 11:13
Bu haber Ankara Büyük Şehir Belediyesinin bu haftaki ücretsiz haftalık bülteninde çıktı. Konu kapsamı bu forum oluşumunun ilgi alanında olduğu için paylaşmak ihtiyacı hissettim. Ücretsiz bir bültenden alıntı olduğu için ve BŞB'nin savunması da bulunduğu için telif konusunun sıkıntı olacağını sanmıyorum. Sıkıntı ihtimali var ise silinebilir.

Alıntı: Büyükşehir ANKARA, Yıl 2 - Sayı 102, 1-7 Kasım 2006

http://img246.imageshack.us/img246/5372/bsb11yw6.th.jpg (http://img246.imageshack.us/my.php?image=bsb11yw6.jpg)http://img88.imageshack.us/img88/1636/bsb12zk0.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=bsb12zk0.jpg)

http://img88.imageshack.us/img88/7793/bsb21vj6.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=bsb21vj6.jpg)http://img246.imageshack.us/img246/2647/bsb22md2.th.jpg (http://img246.imageshack.us/my.php?image=bsb22md2.jpg)

http://img88.imageshack.us/img88/7587/bsb31lx5.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=bsb31lx5.jpg)http://img246.imageshack.us/img246/1931/bsb32av0.th.jpg (http://img246.imageshack.us/my.php?image=bsb32av0.jpg)

http://img246.imageshack.us/img246/4545/bsb41tf0.th.jpg (http://img246.imageshack.us/my.php?image=bsb41tf0.jpg)http://img241.imageshack.us/img241/1474/bsb42wq5.th.jpg (http://img241.imageshack.us/my.php?image=bsb42wq5.jpg)

Saygılar,

Ferda Ülkümen
11-12-2006, 12:04
Bende ağaç ve doğaseverim yılın altı ayını İstanbul dışındaki bahçemde geçirebilmek için şu an mesleğimi bile yapmıyorum.burada birbiriyle zıtlaşan iki düşüncemden bahsedeceğim.yazın oturduğum küçük ilçede yol genişletmek,spor sahası yapmak,hatta caminin daha iyi görünmesini sağlamak [?] için asırlık çınar ve zeytin ağaçları belediye tarafından kesiliyor.Zaten önceden haber vermiyorlar,bizim iş bittikten sonra haberimiz oluyur.ihbarın faydası ne? kışın yaşadığım şişlide ise belediye yolları genişletip kaldırımları daralttıktan sonra kaldırımlara ağaç niyetine ligustrumlar ekti .şimdi kaldırımda değil iki kişi yanyana yürümek,elinizdeki paketle yürümek bıle işkence oldu İşte size çelişkili iki örnek.

Halit Togay
23-12-2006, 08:22
kışın yaşadığım şişlide ise belediye yolları genişletip kaldırımları daralttıktan sonra kaldırımlara ağaç niyetine ligustrumlar ekti .şimdi kaldırımda değil iki kişi yanyana yürümek,elinizdeki paketle yürümek bıle işkence oldu .

Aynı olay çalıştığım hastanede de oldu . Sadece bir ambulans geçebilecek kadar dar olan yolun kenarındaki 75 cm genişliğinde ve hernedense yoldan 25 cm yüksekliğindeki kaldırıma bir sıra akasya dikildi. Asfalta 50x50 cm lik havuzlar açıldı ve etrafları betonlandı. Yolun öbür tarafı da 2m yüksekliğinde bir yar , yalnızca bir demir trabzan var. Yürürken ya bir tarafa düşme ya da öbürtarafa düşüp-inip ambulans altında kalma tehlikesi yaşanıyor. Geçen hafta beton havuzları kırıp 10 cm küçülttüler , gene de 1 kişi zor yürüyor.
Hastanenin denize -güneye bakan çephesinde 42 sene evvel tesis edilmiş gül bahçesinin ve çimenliğin içine de selviler ve esas kötüsü paulownialar dikildi 3 sene içinde bu kötü kokulu çirkin görünüşlü ve arsız ağaçlar 3. katın tavanına kadar ulaştı. (10 m yi geçti) İlahi bir adalet geçenlerde tecelli etti ve ana kanalizasyon hattındaki bir tıkanıklık nedeni ile bahçe bir apartman temeli kadar kazılmak zorunda kalındı. Ağaçlar gitti ; maalesef gül bahçesi de gitti.

Hülasa ağaç dikmek plansız yapıldığında hem estetik hem işlevsel çarpıklıklara sebebiyet veriyor. Zaten bu yüzden bununla ilgili üniversite eğitimi veriliyor.

minerva
01-02-2007, 16:56
Ben yeni bir üyeyim ama şu anda kısıtlı zamandan dolayı kendimi tanıtmadan konuya başlıyorum.Peyzaj Mimarıyım.Bugün ODTU de sağlığa zarar verdiği gerekçesiyle kavak ağaçları kesilmeye başlandı.Kavak ağaçlarını kesmek için sıralanan sepebleri linkten okuyabilirsiniz.Bu konuda bişeyler yapılabilir umuduyla buraya ekliyorum.Bunun olmasını engellemek için ne yapılmalı?http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2007/Ocak/15/Haber_199291.aspx

Mine Pakkaner
10-02-2007, 18:06
İşim gereği Kuzey Ege' ye sık sık gidiyorum. Her seferinde de İzmir'in ilçesi Aliağa'dan hızla geçiyorum. Çok uzun zamandır içimi acıtan bir konuyu sizinle paylaşmak sitedim. Aliağa'ya ekteki resimde gördüğünüz gibi bir orta refüj ağaçlandırma çalışması yapıldı.

7129

Aliağa'nın girişinden çıkışına kadar tüm karayolu orta refüjüne yukarıdaki gibi palmiyeler dikildi. Yolu bilenler palmiye miktarını tahmin de etmiştir zaten...

7130

Bu şekilde ağaçlara destek de verdiler. Yakından da bir bakalım...

7131

Gördünüz değil mi? Dayanakları 10 luk çivi ile ağaca çakıp ta ağaç desteği yapıyorlar...

Aklınıza dergimizin ilk sayısı (http://www.agaclar.net/dergi/ocak07.html)ndaki Malina'nı çalışması gelmiyor mu?

Ferda Ülkümen
10-03-2007, 16:44
Galiba kimsenin belediyeler ile ilgili sorunu şikayeti yok.Benim bir sürü var ama daha önce başka konuların arasında yazdım,tekrar etmek lüzumsuz olacak diye düşünüyorum.

aybala
10-03-2007, 18:00
Yazdıklarınızı bu konu başlığında toplayıp tartışırsak belki de çözüme de gidebiliriz. Bu nedenle tekrar da olsa yazın Ferda Hn. :)

Sizinle iken de bahsi geçmişti mesela
- Park ve bahçelere kısa ömürlü bitki ve çiçeklerin ekilmesi...
- Yine parklarda meyveleri zehirli olabilecek bitkilerin olması...
- Büyük ve yaşı ağaçların budanma şekli
- Anıt ağaçların korunması
...
gibi konularla rahatsız olduğumuz şeyleri konuşalım..Belki sorunları doğru adreslere ulaştırabiliriz.

Ferda Ülkümen
10-03-2007, 23:13
Gösteriş olsun diye kaldırımlara yürümeyi engelleyici ağaçlar dikilmesi,manasız sebeplerle asırlık ağaçların yokedilmesi gibi.

muge
11-03-2007, 16:37
Otoyol kenarlarına m2 fiyatı 7.5ytl.+kdv +nakliye+uygulama işçiliği bedeli ile 10.000 lerce m2 rulo çim yapılması beni en çok düşündüren işlerden biri.Neden tohum püskürtme yolu ile çim alan tesisi uygulaması yapılmıyor acaba.

Ferda Ülkümen
11-03-2007, 21:16
Geçen yıl gördüm,mayıs ayında hercai menekşesi ve çuha çiçeği(15 C nin üzerinde açmaz)fideleri dikiliyordu.Birçok yerde dikkatimi çekti,1 metre kare toprağa 8-10 adet çalı formunda fidanlar dikiliyor.(Ateşdikeni,kartopu,lonicera gibi)Ben bunu ziyankarlık olarak görüyorum.

Sevelim
12-03-2007, 10:55
Günaydın dostlar,
Benim günüm pek aydın başlamadı. Sabah gözümü bir açtım ki belediyeden dozerler gelmiş. Yolu düzenlemek için. Her yağmurda baraj gölüne dönüyordu bizim sokak. İlk önce sevindim.

Bir baktım ki ne göreyim koskoca incir ağacını yere indirmişler. Ay durun yapmayın diyene kadar kökünden söktüler güzelim ağacı. Yanında bir ağaç daha vardı. Birazdan onu da sökerler herhalde. Google Earth ten bile gözüküyorlardı. İki ağaç tek ağaç gibi görünüyordu uydu fotoğraflarında. İkiz ağaçlarımdı onlar benim.

Her sabah balkona çıktığımda ilk gördüğüm şeylerdi. Yeşermelerini bekliyordum. Ağacın birinin incir olduğunu biliyorum da diğerinin ne olduğunu yeşerince öğrenecektim.

eskimo
13-03-2007, 22:33
İBB lale kampanyası iki yıldır sürüyor ve lale soğanları 4 yıl boyunca çiçek veriyor diye biliyorum ve bu laleler bittikten sonra soğanlar atılıp yerine başka çiçek dikiliyor.
Lale devrini mi yaşıyoruz?

gece
22-03-2007, 19:16
Otoyol kenarlarına m2 fiyatı 7.5ytl.+kdv +nakliye+uygulama işçiliği bedeli ile 10.000 lerce m2 rulo çim yapılması beni en çok düşündüren işlerden biri.Neden tohum püskürtme yolu ile çim alan tesisi uygulaması yapılmıyor acaba.

Maliyet konusunda benzer düşünmekle birlikte, beni asıl düşündüren bu (kuruluş) maliyetinden çok, kışın bile ne kadar kurak bir yıl geçirdiğimiz ortada iken ve bu gidişle çok daha kurak geçeceği öngörülen yaz ayları ve korkarım devam eden mevsimler arifesini yaşadığımız şu günlerde harıl harıl çim ekilmesi.

Tamam, bu şehir insanları yeşil görmeye layık deyip, üçü beşi hesap etmeden diktin, e sonra?
Nasıl yaşatacaksın o güzelim (ve tahminen ithal tohumdan) çimleri. "Bakabileceğin kadar çim ek!" diye atalar söz söylememiş ki diye mi bu hummalı, çim ekimi.
Belediye (-ler) bilmezler mi ki bu şehrin her damla suyu öz be öz "taşıma su" dur, çim de suya, bakıma, pek meraklıdır. Aynı belediye (ist.) halkı için planlı su kesintisini düşünüp yakın zamanda uygulamaya koyacakken var güçle çim ekmek nedir?
Amaç evinde suyu akmayan, insanlara çimlerin nasıl düzenli sulandığı gösterilmek suretiyle nispet yapmak mıdır, yoksa 'insanlardan suyu kesiyoruz çimlerden haydi haydi keseriz, nasılsa çimler oy da vermiyorlar' deyip kurumaya mı terkedilecektir ca'nım çimler ve bize susuzluktan kuruyan, can çekişen çim görüntüleri gösterilerek mi terbiye edilecek, hizaya getirileceğizdir.

Hem zaten tamamı taşıma su, taşıma toprak, taşıma (rulo) çim ile kurulan, bazı noktalarda insanların geçmesi için yol, geçit de esirgenen ve şehrin nüfusuna göre son derece kıt olan yeşil alanlarda, çimden başka alternatif yok mudur?
Biyokütlece daha verimli, aman ezmeyin çiğnemeyin ya da biz dünya para verip ektik, diktik, ezip çiğneyip yoketmiş, nadasa çevrilmiş tarlaya döndürmüş bu hal diye söylenmeye mecbur bırakmayan, çim kadar su ve bakım (düzenli biçme gibi) vs. istemeden, birim alanda çok daha fazla fotosentez ve tozla, kirlilikle mücadele eden, göze hoş görünen ve üzerine basmasınlar diye yalvarıp yakarmaya ihtiyaç duymayan bitkiler yok mudur?

Yoksa mesele sadece tüm yaşamını 100-150 kelimeyle sürdürmeye çalışan insanların "yeşil" deyince kelime haznelerinde "çim, ot" tan başkaca bitki ismi yeşerememiş midir, bu kadar mı çoraktır, verimsizdir ki başka bitkilerin isimleri bile çimlenip, boy atamamaktadırlar?

Çimi herkes sever ama, ben yaşadığım şehirde, üstelik kurak mevsimde, evimde suyum akmazken, milyonlarca litre suyun çim sulayacağız, hem arada ne güzel yolu da sulayıp, (kışın da zaten atılan tuzla salamura yapılmış olan) asfaltı da bir güzel mahvedip, özellikle virajlarda sürpriz dolu ıslak zeminlerle birçok motosiklet sürücüsünü de öldürüp (motorcular genelde genç insanlardır!) nüfus kontrolü de yapmış oluruz'un cazibesine kapılmış "değerli büyüklerimizi" gördükçe, zavallı çimlere sevinsem mi, bu filmin devamını biliyor olmaktan dolayı üzülsem mi bilemiyorum.

Üstelik bu üzücü duygu, kurumakta olan çimleri görünce de eksilmeyip, artıyor... Sıcakta çim yaşatmanın ne demek olduğunu bilen insanlar lütfen ses verin! neredesiniz! Ben mi abartıyorum, yoksa insana acımayan değerli büyüklerimiz hakkında çok mu sitem ediyorum.
Neyse, bu konuda sizlerin ne düşündüğünü gerçekten merak ediyorum, dönüş yaparsanız, karamsar bir insanın gönlüne, üstelik kurak mevsimde birazcık olsun su serpecek olduğunuzu hatırlatır, hepinize, şırıl şırıl suların aktığı, binbir çeşit kuşun cıvıldadığı yemyeşil çimenlerle birlikte envai çeşit bitkilerin çiçek ve meyve kokularının karıştığı günler diliyorum.

gece
buradaydı...

Mehmet Ali Aşık
25-03-2007, 06:09
İBB lale kampanyası iki yıldır sürüyor ve lale soğanları 4 yıl boyunca çiçek veriyor diye biliyorum ve bu laleler bittikten sonra soğanlar atılıp yerine başka çiçek dikiliyor.
Lale devrini mi yaşıyoruz?


istanbul belediyesinin laleleri her sene yeniden alinmali. Lale devrindende beter.Bu lalelerin hollandadan alinmasida ayri bir konu.

Mehmet Ali Aşık
30-03-2007, 16:08
New york sehrindede yol kenarlarina dikilen lalelerde her sezon yenileniyor. Bunun bir sebebi sehir sokaklarindaki peyzaja verilen onem cicekler her zaman mukemmel olmali baharda soganli bitkiler yazin cicekler guzin yesil bitkiler birbirini takip ediyor.Diger nedeni ise tuketime katkida bulunmak!Her sezon yeni bitkiler alicak eskisi atilacak yenisi dikilecek.Bir cok is sahibi sermaya yapicak.
Istanbul belediyesi eger bu kampayayi goz boyamak birilerine kose dondurmek icin yapiyorsa elestirilmeli ,Fakat anayurdu Turkiye olan bir bitkiye tekrar gereken onemi vermek ise taktir edilmeli.Gorunuse gore ilk ihtimal daha agir basiyor.sagda solda kalmis yerel lale turlerinin belirlenmesi korunma altina alinmasi cogaltilmasi gibi calismalarin sonucu IBB nin niyetini belli edecektir.

Yücel Özlem
07-04-2007, 12:01
YEŞİL ALANLARA KONDU RANT TESİSLERİ... (http://www.cayyolum.com/haber070327.htm)
8979

Yenimahalle Belediyesi, Oyak-8 ile Konutkent-2 arasındaki yeşil alanın bir ucuna rant tesisi oturtma karşılığında burayı SÜ-HA İnşaat’a mahkeme kararı ile yaptırma noktasına geldi. Bu durum karşısında Platform olarak Oyak-8 ile Konutkent-2 siteleri yöneticileriyle görüştük. Bir kısmı “Bu alan mezbelelikten kurtulmalı”, dedi. Diğer bir bölümü ise “Bizim böyle bir tesise ihtiyacımız yok. Bıraksınlar, biz ağaçlandıralım.” diye karşı çıktı. Biz Platform olarak bu alanda gerekli uyarıyı yapmış bulunuyoruz. Gelişmeleri de ilgi ve dikkatle izliyoruz. Bu alanın hikayesini daha sonra anlatacağız...

Biz de izleyelim bakalım.

Erguvan Muhibbi
07-04-2007, 12:19
Dostlarım,
Lalelerle ilgili pek çok eleştiri yapılmış.
Ben farklı düşünüyorum. İyi ki dikiyorlar.
İBB Laleleri Konya-Çumra'da bulunan yerli bir üreticiden
alıyor. Hollanda'dan değil de Bu yerli üreticiden yapılan alımlar
sayesinde o firma hem gelişecek hem de dünya çapında bir
önemli oyuncu olacaktır diye umuyorum. Tabiki ARGE yatırımları
yaptığını varsayıyorum. Öyle olması gerekir.

Lale devrinin çok kötü olduğunu kim diyor? Geçmişteki her şeye
bugünü yüceltmek için kaka demeyi bırakmalıyız.
Çelik Gülersoy üstad Lale devri ile ilgili çok güzel metinler yazmıştır.
Laleler herkesin görebileceği seyredebileceği ve zevk alabileceği
kamu alanlarına ve parklara dikiliyor. Herkes onları seyredebilir
yaşama sevinci duyabilir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Lale
konusunda yaptığı çalışmaları destekliyorum ve önemsiyorum.

eskimo
07-04-2007, 13:50
Lale devrinin çok kötü olduğunu kim diyor? Geçmişteki her şeye
bugünü yüceltmek için kaka demeyi bırakmalıyız.
Çelik Gülersoy üstad Lale devri ile ilgili çok güzel metinler yazmıştır.

Lale devrini, sonun başlancı olarak öğrendik ya! Korkuyoruz belki. :)

Silivri'nin Çeltik köyünde,yerli soğanlı çiçek üretimi yapılırdı,hatta lale festivali bile vardı.
Halamın lale tarlasından annem beni zorla çıkarırdı.
Laleler bitince, bu kez toplanıp kurutulmaya alınan lale soğanlarına dadanırdım.
Soğanların dört yıl çiçek verdiği o yıllardan aklımda kalmış.
Uzun yıllardır ne lale var ne festival, hiç yaşanmamış gibi uçtu gitti.

İstanbul'da lale devri sürüyor
İstanbul'daki lale sevdası, Konyalı üretici Ali Yetkin'e yaradı. Eleştirileri kulak arkası eden Büyükşehir Belediyesi, 7.5 milyon lale siparişi verdi
İkinci Lale Devri
Ters lale Hürrem Sultan'ı, düz lale İstanbul'un sefasını hatırlatır oldu. Geçen yıl, 1 milyon YTL harcanarak dev şehrin her tarafına 3 milyon adet lale fidanı dikilmişti. Eleştiriler, tepkiler ve MFÖ'nün "Sarı Laleler" şarkısının ardından hırsızlıklara kadar yol açan laleler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni yine cezbetti. Belediye Başkanı Kadir Topbaş, laleleri çok sevmiş olacak, bu kez 7.5 milyon lale sipariş etti.

Diğer şehirler de sırada
İstanbul'un dört bir tarafı lalelere hazırlanırken, bu iş için yine Konya Çumra'daki üretici Ali Yetgin seçildi. Bir zamanlar Hollanda'ya verilen siparişlerin şimdi bir bir kendisine geldiğini belirten Yetgin, ayrıca Konya'dan 1.5 milyon, Bursa'dan 500 bin, Isparta'dan 150 bin, Kayseri'den 100 bin adet lale siparişi aldı. Ali Yetkin, böylece lale devrinin en zengin Türk'ü oldu.



Şimdi yukarıdaki habere göre;bir Silivri'li olarak,
İstanbul'a 60 km uzaklıkta bulunan,toprakları laleciliğe uygun babadan laleciliği bilen,onlarca Çeltik köylüsü dururken, Konya'lı Ali Keskin bu iş için uygun görülmüşse ben fesatlanırım.

Ayrıca Geçen yıl İBB'nin dağıttığı laleler bu yıl açmadı.

Erguvan Muhibbi
07-04-2007, 16:44
Sevgili ESKİMO,
Babadan Laleciler ortaya çıksın neler yapıyorlar neler üretiyorlar.
Temas kursunlar. Web sayfaları var mı? Nerede zatıyorlar?
Ne kadar üretebiliyorlar vs vs. Yardımcı olalım fikir üretelim.
Neden başkalarından alınıyor diye sormadan önce,
neden bizden alınmıyor, bizim ürünümüz iyi mi sorgulamak lazım.
Haberleşelim.

eskimo
09-04-2007, 12:35
Sayın Erguvan muhibbi,
Çeltik köyünde lalecilik bitti,artık lale tarlaları yok, birkaç küçük üretici belki kalmıştır.

Ama bakın birkaç ay önce söyle bir haber vardı.
Ben bu haberi unutmuştum.
AĞAÇ AŞ’DEN EŞSİZ BİR SOSYAL SORUMLULUK ÖRNEĞİ

Amacı sadece kar etmek olmayan, bunun yanında ülke ve toplum için sosyal sorumluk gereği sürekli yeni projeler üreten AĞAÇ AŞ; geliştirdiği Alım Garantili Mevsimlik Çiçek Yetiştiriciliği Projesi kapsamında, Çatalca ve Silivri’de köylülere yönelik eğitimlerini tamamladı.
AĞAÇ AŞ; İstanbul’a göçü önlemek, ülke ekonomisine katkıda bulunmak ve köylülerimizin de geçimlerini temin ederek kalkınmalarını sağlamak amacıyla başlattığı Alım Garantili Mevsimlik Çiçek Yetiştiriciliği Projesi ile köylülere mevsimlik çiçeklerin üretimi, bakımı, yetiştirilmesi, kullanılan metaryaller, sera yapım teknikleri vb. konularda eğitim vererek, köylülerimizin kendi arazilerinde çiçek yetiştirmelerini sağlayıp ileride bu çiçekleri almayı taahhüt ediyor.

İBB'nin bir şirketi olan Ağaç A.Ş. böyle bir çalışma yapmış.
Bizim belediye başkanımızda bunu köylüye tanıtmış.
http://www.silivri-bld.gov.tr/haber_detay.asp?id=1340&tur=344
Ama konunun içinde Çeltik köyünün Çiçekçilikte ileri ve bilgili olduğu hiç geçmiyor.
Yinede güzel bir uygulama.
Bakalım sonucu ne olacak?

Balıkcı
09-04-2007, 13:21
Yapılan her güzel işe bile ters tarafından bakan ve görmeye alışık oldukları hortumları arayanlara kim ne yapabilir, nasıl hizmet götürebilir acaba, ben de bunu merak ediyorum.

Merak ettiğim bir başka konu da çimler şehir şebeke suyuyla mı sulanıyor?

Erguvan Muhibbi sağ duyulu yaklaşımın için teşekkürler.

Kanaatim, bilmediğimiz konularda tanımadığımız insanları suçlamak yerine, bildiğimiz bir yolsuzluk varsa bunu ilgili makamlara duyurmak gerektiğidir.

Aksi halde iftiracı durumuna düşmek tehlikesi bulunduğu kadar, güzel bir şeyler yapmaya çalışan insanları küstürme ihtimali de mevcut olur.

Selam ve sevgiler.

malina
09-04-2007, 14:10
Yapılan her güzel işe bile ters tarafından bakan ve görmeye alışık oldukları hortumları arayanlara kim ne yapabilir, nasıl hizmet götürebilir acaba, ben de bunu merak ediyorum.


Belediyelerin neden şeffaf olmadığını neden sorgulamıyorsunuz?
Sitelerinde bu tür bilgileri ben bulamadım, siz gördüyseniz linkini verir misiniz?
Ne, ne fiyatla, nereden alınıyor... Bunlar gizlenmesi gereken bir bilgi değiller ki...

Böylece fesatların ağızlarını açmalarına da fırsat verilmemiş olur...

Benzer bir konu:

Yabancı ağaç türlerinin başkent kuşatması (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1469)

eskimo
09-04-2007, 15:16
görmeye alışık oldukları hortumları arayanlara
Alışık olduğumuz hortumlara benzeseler iyi, bunlar kasırga!
Alışamadık.

Emin ÇÖLAŞAN

Kara delik: Belediye şirketleri

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5504658&yazarid=5

Emin Çölaşan'ın bu yazısının konuyla ilgili olduğunu düşündüm.

eskimo
09-04-2007, 16:39
Halkalı çöplüğü şehir parkına dönüştürülüyor İstanbul'un en tanınmış yerlerinden olan eski Halkalı çöplüğü, Büyükşehir Belediyesi tarafından modern şehir parkı haline getiriliyor. Çöplüğün şehir parkı haline getirilmesi için Büyükşehir Belediyesi, eksiltme usulü ile, 29 Ocak'ta Belediye encümen salonunda ihale düzenliyor. 14.01.03 İBB


Çöplükten botanik park doğacak
İstanbul'un en büyük konut alanlarından olan Halkalı'daki çöplük dev botanik parkına dönüşecek.Bin 100 dönümlük alan üzerine peysaj çalışmaları başlamak üzere.16.03.2006 Selma Şenol Referans gazetesi

Halkalı çöplüğüne botanik park
Büyükşehir Belediyesi Halkalı çöplüğünün yerine 1500 dönümlük botanik park yapıyor.11 bin metrakarelik yapay göletin yanı sıra koşu parkurlarına ve piknik alanları yapılacak park, yaz aylarında açılacak.
20 mart 2003 de İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ali Müfit Gurtuna'nın temelini attığı,kentin en eski döküm alanlarından Halkalı çöplüğü ve çevresinin ıslah çalışmalrında 3 milyon 184 bin metreküp çöp bertaraf edildi.Alan düzleştirildi ve üzerine 80 santimetre toprak serildi,.Olası gaz patlamalrına karşı 260 gaz çıkış bacası yerleştirilen eski çöplüğüe 200 yakın ağaç ve 100 bine yakın çalının dikimi sürüyor.
8.04.2007 hürriyet

Pazar günü Hürriyet gazatesinde okuduğum yukarıdaki haberi Belediyeler övgüler bölümüne yazacaktım.
Anacak çevre ve yaşam için faydalı olan bu çalışmayı, internette aradığımda temelinin 2003 yılında atıldığını gördüm.Bu parkın bu yıla kadar yapılmaması ve basında dönme dolap gibi dönmesinin pek övülecek yanı olmadığını düşündüm.

Mehmet Ali Aşık
10-04-2007, 05:54
Belediyelerin nasil calistigini goruyoruz o yuzden yaptiklari islere supheyle bakiyorum. Esi dostu olan insaat sirketine peyjaz islerini veriyorlar onca peyzajci issiz gezerken ! sonrada bu insaat iscileri kepceyle dozerle kaç yillik agaclari dumduz ediyor ! tabii bu iyha olan est dost seçim zamani sulalesi ile birlikte o partiye oy veriyor.

istanbul belediyesinin bu konudaki sicili pekte iyi degil Istiklal caddesindeki yaptiklari is ortada hiç geregi yokken yollari yeniden yaptilar kisin aylarca her taraf çamur icinde kaldi beyoglunda.Isçiler taslari kumlari yolun ortasinda oylece birakip gittiler.Yaptiklari tas doseme yolu gidin gorun bu kadar kotu olamaz !istiklaldeki aylarca suren rezaleti istanbulu ziyarete gelen yabanci arkadaslarin yaninda ustlerinin basinin çamur olmasina utanarak sahit oldum. Yilbasinda delik desik ,çamurlu ,lagimli yollar varken caddelere yilbasi isiklari taktilar! bana yol kenarlarina lale dikmekte bunu animsatiyor !Hele o kestikleri agaçlara ne demeli! kim bilir bu ihalelerle kimler koseyi dondu.

Topbas taksimde laleleri dagitirken vatandasin biri "lale istemiyoruz trafik derdine çozum istiyoruz"demis ben de o vatandas gibi dusunuyorum. Trafik sorunu istanbulu cehenneme donusturuyor. Bizim politikacilar piskinlik icinde istanbul buyuk sehir trafik kaçinilmaz diyorlar. ya da istanbula pasaport sistemi gibi dahine fikirler one suruyorlar ! Istanbullularda bunu kabullenmis mi yoksa çaresiklik ve umutsuzluktanmi seslerini çikarmiyor anlamiyorum.

Neyse tum bunlara ragmen eger gerçekten istanbul lalesini koruma çogalma, arastirma gibi faliyetleri varsa bu yuzden taktir etmek lazim.

gece
15-05-2007, 00:30
Yapılan her güzel işe bile ters tarafından bakan ve görmeye alışık oldukları hortumları arayanlara kim ne yapabilir, nasıl hizmet götürebilir acaba, ben de bunu merak ediyorum.

Merak ettiğim bir başka konu da çimler şehir şebeke suyuyla mı sulanıyor?

Erguvan Muhibbi sağ duyulu yaklaşımın için teşekkürler.

Kanaatim, bilmediğimiz konularda tanımadığımız insanları suçlamak yerine, bildiğimiz bir yolsuzluk varsa bunu ilgili makamlara duyurmak gerektiğidir.

Aksi halde iftiracı durumuna düşmek tehlikesi bulunduğu kadar, güzel bir şeyler yapmaya çalışan insanları küstürme ihtimali de mevcut olur.

Selam ve sevgiler.

Merhaba, Balıkçı ağabeyimizin samimiyeti tüm yazılarında çok açık olduğu ve ben bu güzel yazıları zevkle okuyup sevdiğimden dolayı, yukarıdaki yazısından kendimce cevap hakkı çıkartıp, okuyucuların takdirine sığınıyorum.

Öncelikle, "her güzel işe ters tarafından" da bakmak gerektiğini düşünüyorum, Ama bunu kör bir önyargıya dayanarak yaptığımı sanmıyorum, kantarın topuzu konusunda belki çok hassas olamamış olabilirim. Ancak unutmamak gerek ki bu bölüm "sorun ve eleştiri" bölümü, hem zaten sevgili yöneticilerimizin çevresi sizce de dalkavuk ve yalakalar ile bu kadar dolu iken, bize onları pohpohlamak için sıra gelir mi sanıyorsunuz?

Çimlerin bakımı konusunda şebeke veya tankerle sulanması veya artezyen ile sulanması çok çok da fark etmiyor bence, benim eleştirim "taşıma toprak, taşıma çim, taşıma su, sürekli bakım isteği vs. " gibi bütüne ilişkin, kabul etmek gerek ki çim, düzenli bir şekilde özel ve masraflı bakım isteyen bir bitki.

"Bilmediğimiz konularda tanımadığımız insanları suçlamak" konusunda söyleyebileceğim; son yılların en kurak yılında bu denli yoğun çim ekimine karşı olduğumu söylemekten ibaret. Forumumuz açısından bilirkişi olmak şart değil, kendimizce bilgi ve fikirlerimizi paylaşıyoruz sadece, bu kusursa suçumu kabul ediyorum.

Kim bilir belki konunun uzmanları çimin kurak zamanların en uygun bitkisi olduğunu düşünüp, ekonomisi kendi ayakları üzerinde duramayıp, ancak ve ancak dış borçlanma ve özkaynaklarının yabancılara satışı ile kıt kanaat geçinen ve hemen hiç kimsenin kendini ve ailesini paranoya derecesinde gelecek endişesinden kurtaramadığı bir ülkede, "bütçede para yok" diye hastalara ilaçtan ekonomi yapılır, anlamsız yere binlerce insan sigorta primin eksik, "50 yaşın altındaki insanlar sosyal güvenceden yararlanamaz" gibi nedenlerle SSK ve hastane kapısından içeri bile alınmazken halkın parası ile yüksek meblağlarda çim, lale yatırımı yapılmasının en doğru seçim ve çözüm olduğunu düşünebilirler.

Ben sıradan insanım, bu kadar ulvi düşünemeyebilirim. Unutulmamalı ki onlar başkasının parasını harcıyor, biz ise sadece ve sadece makul ve mantıklılık arıyoruz.

Üstelik motosiklet kullanan bir motorcu olarak bu şehirde çim sulama terörüne birçok gengecik motorcuyu kurban vermiş (burada sağduyulu olmam mümkün değildir! tarafım, üstelik sonu gelmeyen bir kıyımın mağdur tarafıyım!) olmayı belki onaylamayıp lanetleyebilirim ama bu tutumu artırarak devam ettirme yaklaşımını bana sağduyumu da koruyarak kabul ettiremezsiniz. Kabul etmem, üstelik beklenmedik duygusal tepkiler bile verebilirim, sırf üç beş kişiyi zengin etmek adına, 18-20 yaşındaki gençleri öldürmeyi umursamayan ve bunun için yollara, virajlara dökülen kumlara, sıkılan sulara karşı).

"Bildiğimiz yolsuzluğu yetkili yerlere bildirme" konusunda ise kendi adıma yolsuzluk konusu değil benim bahsettiğim, İstanbul'daki olağan genel uygulamalar. Yıllardır ağaçları kesilen, bir yılda birçok kez kazılıp betonlanıp, asfaltlanan yollardayım ben, kusura bakmayın bunlar hizmet aşkı değil, hizmet aşkı kaldırımın bir kez doğru düzgün yapılması ile biterdi, şayet olsaydı, senede üç kez kaldırımı kırıp dökmek, bu arada insan yaşamını felç etmek meslek aşkı değildir, başka bir şeydir.

Söyler misiniz, çim yerine virajlar, yollar sulanmıyor mu bu şehirde, kara yoluna altı aylık, senelik kaldırım değiştirme aşkı adına kum dökülüp, motorcu öldürmek doğal karşılanmıyor, hatta suç ölmüş motorculara atılıp, "haketmişti" demeye kadar vardırmıyorlar mı? (yolda kum var, kum, siz hiç asfalta dökülmüş kumda motor veya bisiklet sürdünüz mü, üstelik bunu, bu şehrin akan trafiğinde denediniz mi!) kuma ve sulamaya tüm ölümlere rağmen tam gaz devam edilmiyor mu? Ya da Beyoğlu'na ve Beyoğlu'nda yaşayanlara yapılanları onaylayan tek bir Beyoğlu'lu gösterebilir misiniz? Hemen her gün rögarlarda niye "lağımda boğulmak suretiyle" bizim çocuklarımız ölüyor ve ölümler bir türlü azalma eğilimine bile giremiyor? Hiç düşündünüz mü?

Bunlar gerçek değil iftira ise ben iftiracıyım. Gerçekse ve ben (yani bu şehrin vatandaşları, tüm bu pahalı masrafları tıkır tıkır ödeyenleri) ölürken onlar küserlerse küssünler canım. Şirinlik yarışmasında değil, hayat mücadelesinin birçok kurban aldığı bir şehirde yaşamaya çalışırken, yanımızda değil karşımızda olmaktan vazgeçmeyen yöneticilerimizden bıkmış, usanmış isek, refleks olarak sadece kötümser olabiliyorsak, tek ve değişmeyen suçlu biz miyiz yani.

Sağduyusuz, iftiracınız olarak sağduyusuz, iftiralı yazımı yine ve yeniden "..hepinize, şırıl şırıl suların aktığı, binbir çeşit kuşun cıvıldadığı yemyeşil çimenlerle birlikte envai çeşit bitkilerin çiçek ve meyve kokularının karıştığı günler" dileyerek bitirmek istiyorum.
Selam ve Sevgiler...

gece
pisi pisine insan canı alınmasına sağduyulu yaklaşması mümkün olmayan forum üyesi...

Yücel Özlem
21-05-2007, 11:50
TUZ YEMEYIN ve YEDIRMEYIN.. !

Nedenine gelince asagidaki yaziyi okuyun. Neden yememeniz gerektigini anlayacaksiniz.
TUZ GOLU
Lutfen dagitima yardimci olun!
Asagidaki bilgiler maalesef dogru... Sonra 'Turkiye neden kanserden kiriliyor..? ' diye soruyoruz..!
Tuz Golu, Van Golu'nden sonra ulkemizdeki ikinci buyuk goldur...
Uzunlugu 80 km olan Tuz Golu'nun genisligi 48 kilometreyi bulur...
Genis bir alani kapsamasina karsilik cok sig bir goldur...
Dunyanin en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi cok yuksek oranda tuz ihtiva etmektedir.. . Golun bu ozelligini degerlendirerek tuz elde etmek amaciyla kiyilarinda Cok sayida tuzla kurulmustur. .. Bu tuzlalardan elde edilen tuz Turkiye'nin gereksinimi olan tuzun buyuk bolumunu karsilamaktadir. .. Turkiye'nin oldukca kurak bir yerinde yer almasi nedeni ile bu sig bolgelerde cok yogun bir sekilde
buharlasma gorulur... Dogu kismindaki korfez disinda tumuyle kuruyan golun tabaninda, kalinligi yer yer 30 cm.' i bulan mevsimlik bir tuz katmani olusmaktadir. .. Tuz Golu'nun en derin yeri sadece 2 m.'dir. Oteki kesimlerin Derinligi sadece santimetrelerle olculebilmektedir.
Gole dokulen en onemli akarsular? Pecenekozu Deresi" ile Melendiz Cayi"dir.
Cografya bilgileri aynen boyle diyor Cografya bilgilerine girmemis aci gercek ise sudur:
Tuz golune dokulen en buyuk akarsu Konya' nin sehir kanalizasyonudur. .. Cumra yonune
verilen kanalizasyon bu dogrultu uzerinden maalesef herhangi bir aritmaya tabi tutulmadan dogrudan Tuz Golu'ne akitilmaktadir. ..
Bir milyonu gecen sehir nufusunun sanayi artiklarini da tasiyan sehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri donmektedir. .. Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasina firsat vermemek icin her sorumlu vatandasin uzerine dusen gorevi yerine getirmesi gerektigi inanci ile bu mesaji ulasabilecegimiz her kisiye gonderelim ve ilgilileri goreve davet edelim...
Yoksa hepimizin yemeginde Konya'lilarin katkisi olmaya devam edecek..!"

Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN
PAMUKKALE UNIVERSITESI
FEN-EDEBIYAT FAKULTESI.
__,_._,___

hassoman
21-07-2007, 13:23
Biliyorsunuz bazı şehirlerde su kesintileri başlayacak:
Su tasarrufu için akla gelen ilk önlem bahçelerin sulanmasını yasaklamak!..
Bu nasıl iştir?
Neden bu noktaya kadar geldik?
Hata nerede, kimde...?
Ne zamandan beri uyuyoruz, bu beceriksizlik neden?
Susuzlukla aniden mi karşılaştık?

Küresel ısınma yüzünden deyip işin içinden çıkıyorlar. Allah Allah, nasıl küresel ısınmaymış bu böyle anlamadım? Dünyada gelip sadece İstanbul ve Ankara'yı mı vurdu bu ısınma?.. Atina'yı, Roma'yı, Paris'i, Münich'i,Newyork'u, Tokyo'yu, Moskova'yı etkilemiyor da sadece bula bula bizim şehirlerimizi buluyor?
Hem bilinçli su kullanmak için şehire taşınan suyun dibinin görünmesi mi gerekiyordu?
Su çeşmelerimden akarken ben son derece bilinçli kullanıyordum suyumu. Suyu sadece, yıkanmak, yemek, ev temizliğinde ve bahçemi sulamada kullanıyordum. Musluklarımı sonuna kadar açarak sırf sesini dinlemek için boşu boşuna su akıtmadım, geceleri dostlarıma su gösterileri de düzenlemedim. Toz olmuşlar diye hortumla çatıya çıkıp şakır şakır kiremitleri de yıkamadım...
Suyu asıl şu anda bilinçsiz kullanamıyorum ben.
Tam on gündür banyo yapmadım, beş gündür duşa girmedim. Bir leğen suyla siliniyorum. Mutfakta meyva, sebze yıkadığımız suları bir kovada biriktirip bahçedeki çiçeklere kullanıyorum. Çimlerimi ıslatarak onları kandırmaya çalışıyorum.
Yaşama tutunmamda en önemli etken olan bahçem artık bana acı vermeye başladı. Günlerimin huzur ve sükun içinde geçirmemi sağlayan bahçem artık bana batıyor. Kaplarına su koyduğum kedilere ve kuşlara eski sevecenlikle bakamıyorum artık. Ay çiçeklerim yeteri kadar su alamadıkları için yapraklarını düşürdüler. Güllerim sanki bana küs gibiler. Çünkü, su sıkıntısı var bahçenizi sulamayın diyorlar. Bir gül fidanın dibine yarım kova su döktüğüm zaman sanki bütün şehri susuz bırakan benmişim gibi kendimi suçlu hissediyorum.
Soruyorum size. Asıl suçlu olan kim ya da kimler?
Beceriksizlikleri, aymazlıkları anlaşılmasın diye küresel ısınmayı gerekçe olarak kullananlar mı, yoksa fidanım kurumasın diye sıklıkla banyo yapmaktan kendimi alıkoyarak artırdığı yarım kova suyu fidanına döken ben mi?

Güler
21-07-2007, 14:14
Arkadaşlar,
Dün İstanbul'dan Silivri'ye gelirken yol boyunca döşenen rulo çimlere baktım. Hemen hemen hepsi sap sarı olmuşlar. İçim cızz etti. Hem bitkilere üzüldüm hem de cebimizden alınan paraya. Sonra aklıma gazetede okuduğum makale geldi. Birileri sormuştu: İstanbulda su sorunu varken neden her tarafa rulo çim yaptınız? Yeşillenme fazla su istemiyen çalı türü bitkilerle de olmazmıydı? verilen cevap: Efendim çalı türü bitki ekersek arkalarında fuhuş fazla olur.
Ne zihniyet değil mi?

Ferda Ülkümen
06-08-2007, 23:43
Bizim evin önunde su borusunda patlak var,su sızıyor ve yol devamlı ıslak.Belediyeye 4-5 defa telefon ettim,hemen ekip gönderiyoruz dediler.Su hala sızıyor,gelen giden yok.
Arabamı gelirken İstanbulda yıkatmıştım,tarihi 28 Mayıs.Bezle tozunu alıyorum.
Acaba 2 aydır yola sızan suyla kaç araba yıkanırdı?

denizakvaryumu
09-08-2007, 09:31
Bugün saat 22.00 da TGRT de Başkan yine konuşacak :)

Derya Özen
09-08-2007, 09:51
Sayın başkanımız, ancak konuşuyor.
Ha birde, şu susuz günlerde, havaalanı yol güzergahını küçük çalılarla yeşillendirmeye çalışıyor. Sonra bu diktiği fidanları ne ile sulayacaksa, geçen hafta diktikleri kurumuş bile!

Hakan KINACI
09-08-2007, 10:17
Su kesintisi başladığı günden itibaren hiç sulanmayan orta refüj cimleri ve ağaçları ile köprü etrafındaki çimler ve ağaçlar her gün sabah,öğle akşam olmak üzere Konya yolu üzeri,Eskişehir yolu üzeri ve Balgat civarı sürekli sulanıyor. Bu suların nereden geldiği belli değil, onca güzelim ağaçları ve cimleri kuruttu :( şimdi aklına düştü Büyükşehir su tankerleri ile sulamak....
Saygılar,

denizakvaryumu
09-08-2007, 14:17
DSP nin Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i yerel seçimlerde bu kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday göstermesi şart ve olması gereken...

Yücel Özlem
23-08-2007, 05:34
Park Alanı Olarak Görünen Yere Alışveriş Merkezi... (http://www.cayyolum.com/)

Eskişehir Yolu’nda Çağlayan mevkiinde yarım kalan köprülü kavşağın yanında planlarda park alanı olarak görünen yere Büyükşehir Belediyesi devasa bir iş merkezi yapıyor. Park alanının ardında, Ankaralılar Caddesi boyunca iç kesimlere doğru uzanan orman alanında da villaların yapılacağı söylentisi halk arasında tedirginliğe yol açıyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin mal sahibi olarak göründüğü alışveriş merkezi’nin yapılabilmesi için ıslah edilen Çayyolu deresinin yatağı değiştirildi. Dere yatağına yapılmaya çalışılan alışveriş merkezi çevrenin tepkisini çekiyor.

tmo.fatih
23-08-2007, 11:47
Günaydın dostlar,
Benim günüm pek aydın başlamadı. Sabah gözümü bir açtım ki belediyeden dozerler gelmiş. Yolu düzenlemek için. Her yağmurda baraj gölüne dönüyordu bizim sokak. İlk önce sevindim.

Bir baktım ki ne göreyim koskoca incir ağacını yere indirmişler. Ay durun yapmayın diyene kadar kökünden söktüler güzelim ağacı. Yanında bir ağaç daha vardı. Birazdan onu da sökerler herhalde. Google Earth ten bile gözüküyorlardı. İki ağaç tek ağaç gibi görünüyordu uydu fotoğraflarında. İkiz ağaçlarımdı onlar benim.

Her sabah balkona çıktığımda ilk gördüğüm şeylerdi. Yeşermelerini bekliyordum. Ağacın birinin incir olduğunu biliyorum da diğerinin ne olduğunu yeşerince öğrenecektim.

Geçmiş olsun arkadaşım.Yaş kesen baş keser.Sen hiç üzülme...

tmo.fatih
23-08-2007, 11:55
[QUOTE=malina;141625]Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan’a açık mektup


Merhaba Malina,ben Fatih;
Vatandaşı bu konuda(tasarruf,küresel ısınma,olabilecek kuaraklık vs) bilgilendirmek daha faydalı olmaz mı?Tamam Doğal Kaynak alanında ülkemiz zengin bi konumda fakat alışmışız zenginliğe vatandaş olarak üstümüze düşen bu tür kaynakların yenilenemez kaynak olduğunu bilerek tüketim yapnak.Benim acizane görüşüm.Çok müsrif bi milletiz.....Tabi gerekli mercilerde üstüne düşeni yapsın.

bilgekaan
23-08-2007, 21:47
DSP nin Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i yerel seçimlerde bu kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday göstermesi şart ve olması gereken...

Bu mesajı şimdi gördüm.Neden böyle bir şey yazma gereği duydunuz anlamadım.Bence mesajınız forumun amacına uygun değil ve yersiz.Bir dahaki sefere daha özen göstermenizi rica ediyorum.

Derya Özen
24-08-2007, 08:57
Bu bölüm belediyelere eleştiriler başlığı. Denizakvaryumunun o mesajı yazmasının nedeni, Ankara'da 10 gün kadar susuz bir dönem geçirmiş olmasından kaynaklanıyor. Bir tarafta Eskişehir belediye başkanın yaptığı hizmet, diğer tarafta Ankara belediye başkanının insanlara çektirdiği sıkıntılar. İstanbul ya da Fethiye'de yaşadığınız için, Ankara'da su sıkıntısı çeken insanların durumunu bilmiyorsunuz sanırım.
Denizakvaryumu'na bende katılıyorum; bize işi bilen bir başkan lazım.
Ayrıca mesaj doğru bölümde ve doğru yerde bence...

bilgekaan
24-08-2007, 09:56
Bu bölüm belediyelere eleştiriler başlığı. Denizakvaryumunun o mesajı yazmasının nedeni, Ankara'da 10 gün kadar susuz bir dönem geçirmiş olmasından kaynaklanıyor. Bir tarafta Eskişehir belediye başkanın yaptığı hizmet, diğer tarafta Ankara belediye başkanının insanlara çektirdiği sıkıntılar. İstanbul ya da Fethiye'de yaşadığınız için, Ankara'da su sıkıntısı çeken insanların durumunu bilmiyorsunuz sanırım.
Denizakvaryumu'na bende katılıyorum; bize işi bilen bir başkan lazım.
Ayrıca mesaj doğru bölümde ve doğru yerde bence...
Teşekkür ederim , beni hiç anlammaşsınız.Bu mesajdan sonra ne yazarsanız yazın başka cevap yazmayacağım.Yoksa konu olmasını istemediğim mecraya kayar.Tabi ki sıkıntı çekiyorsunuz ve bunu sizin kadar anlamam mümkün değil.
İşi bilen bir başkan istemek en tabii hakkınız.Ama bunu isterken herhangi parti ya da ismi zikretmeniz hoş olmaz.Sonuçta herkesin gönlünde yatan bir aslan vardır.Herkes bunu bu şekilde ifşa ederse forum miting meydanına döner.Burada işimiz siyaset yapmak değil oysa.Siz yinede bildiğinizi yapın, başkaca bir sözüm olmaz.

hamibasoglu
01-09-2007, 22:24
Arkadaşlar konu başlığı altındaki yorumları baştan sona okudum.çok güzel tesbitler var.Malisef Türkiyemizdeki hemen tüm belediyeler park bahçe ve ağaçlandırma çalışmalarını daha çok göz boyama maksatlı ve /veya konuyla alakası olmayan müteahhitlere rant sağlamak için yapmaktadır.her seçim öncesinde ağaç stokları tükenir fidanlıklarda.İhaleler işi bilene değil ucuz teklif verene verilir.Ehliyetsiz insanlar karar merciidir çoğukez.İhaleleri alan hizmet aşkıyla değil para aşkıyla girişirler işlere.sonunda da yapılan bir çok iş tekrar tekrar yine yapılır.Saçma sapan ağaç türleri seçilir.Örneğin istanbula Arap Hurması dikilir.E5 karayoluna Çınar dikilir!!(son derece tehlikeli)
Dedim ya hep göz boyama.hakkıyla çalışanlar çok çok az.
Ama bizler gibi doğa severler arttıkça ve sesini duyurdukça inşallah doğruyu bulacaktır belediyeler de.
selamlar

habibe
11-09-2007, 09:17
En pahalı su Kocaeli'de

**Kocaeli'nde suyun metreküp fiyatı 1,38 YTL'den 1,65 YTL'ye çıkarıldı.

Kocaeli'nde konutlarda kullanılan suyun 10 tona kadar olan kısmına yüzde 19, 10 tonunun üzerinde ise ton başına yüzde 50 zam yapıldı. Zamlar 1 Eylül tarihinden itibaren uygulanacak.

http://www.ozgurkocaeli.com.tr/article.php?id=7244&archive_list=1&t=En+Pahal%C4%B1+Su+Kocaeli%E2%80%99de

gkcv
11-09-2007, 13:57
Ülkemizdeki su krizine henüz çözüm bulunamamış olması beni yeterince üzüyor;fakat Ankara'da yaşadığım başka bir sorun hakıkında fikir almak istiyorum:Benim oturduğum semtte 2 yıl öncesine kadar geri dönüşüm kumbaraları varken şimdi kaldırıldı ve yerine yeniler konulmadı.
Kağıt,cam,plastik gibi ürünleri Geri dönüştürebilcekken neden çöp olarak atalım,bu konuda kumbaraların konulmasını belediyelerden mi talep etmeliyim?

Penelophe
11-09-2007, 14:01
İzmir'de bir ilköğretim okulunda bulunan geri dönüşüm kumbarasının yerinden kaldırılıp, bodrumda çürümeye terkedildiğine şahit oldum.
Eğitim çocuklardan başlar denilir ya, tam çocukların heveslenip çevre ve doğaya dair şeyler yapabilecekleri yaşta, bunun engellenmesi, nasıl bir ihmalin ürünüdür?
Bu konuda ne yapabilirim arkadaşlar?

sokak lambası
25-09-2007, 09:33
Yerel yönetimler yol yapımı ve alan açmak için ağaçları katletmek yerine uygun araçlarla çağdaş bir şekilde başka alanlara dikim yapsa çok iyi olur. Bu fikir yasalaştırılıp uygulanmalıdır.

Metin Y.
29-09-2007, 16:12
Konu başlığı “Belediyelere Eleştiriler”olsa da , bu başlığı “Kamu Kuruluşlarına Eleştiriler” şeklinde genişletmekte fayda olduğunu düşünüyorum...Sonuçta seçimle teşekkül etse de, Belediyelerde Kamu hiyerarşisini oluşturan zincirde sadece bir halka.
Okullarla ve özellikle de okul bahçeleriyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığının mutlaka müdahalesi gerekiyor. Okul bahçeleri pislik içerisinde! İstisnalar dışında bir kaç göstermelik ağaç dışında, doğru düzgün bahçe düzenlemesi yok. Bir zamanlar Tarım Dersi vardı ve okul bahçesinde uygulamalı sebze bile yetiştirilirdi...Şimdi hadi onu geçtikte ; kocaman bahçede bir tane bile mi gül olmaz?
Şimdi Milli Eğitim, merkezi bölgelerdeki okulların bahçesini araç parkı olarak kiralıyor...Ankara'nın en eski okulları Atatürk Lisesi ve hemen yanı başındaki Sarar İlköğretimin bahçesi hafta sonları araç tarlası gibi ! Yaz tatili boyunca da zaten sürekli otopark okul bahçeleri.
Okullara çevre dersi koymakla olmuyor bu işler. Doğa, ağaç, çiçek, hayvan sevgisini otoparktan gelen parayla mı kazandıracak okullarımız?
Eğitim yuvası olan okullarımızın bahçelerine bahçe demeye 40 şahit lazım. Cezaevi avlusu gibi soğuk ve kasvetli...
Konuyla ilgili görüş belirten arkadaşlar olursa , düşüncelerimi yazmaya devam ederim...

deniz boro
29-09-2007, 17:26
Şişli belediyesinin temizlik, yeşillendirme ve sokak hayvanları konusunda çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Tek isteğim yeni diktikleri ağaçların üstüne ağaç cinslerini yazmaları (örneğin bir sıra aynı ağaç için). Benzer uygulama Londra Richmond belediyesi tarafında yapılıyor.

Mesut Şen
18-11-2007, 16:38
Eskişehir Belediye Başkanımız Prof.Dr. Yılmaz Büyükerşen ağaçlandırma konusunda gerçekten çok güzel çalışmalar yapıyor. İlkbaharda gelip Eskişehir'i görmeniz gerek. Bulvarların refüjleri, porsuk kenarı, kaldırım kenarları kısacası heryer çeşit çeşit ağaçlar rengarenk çiçeklerle çevrili ve park ve bahçeler için yüzlerce çalışan var.

Belediyenin çalışmaları sayesinde hiç su sıkıntısı çekmiyoruz. Hatta sadece doğal güzellik amaçlı yapay göl yapıldı.

cetvel
03-01-2008, 16:03
Bu memleketin parası işte böyle heder ediliyor... Aşağıdaki resimlerden ne demek istediğimi anlayacaksınız.


http://img530.imageshack.us/img530/2234/dsc04041webf9.jpg (http://imageshack.us)

Bu lale soğanlarını 2 Ocak 2008 akşam saat 5 civarında Bakırköy Yenimahalle mevkiinde, sahilyolunun kenarından topladım, aslında çok daha fazla vardı ama hem karanlık olması hem de çöp torbalarına konması sebebiyle pek çoğunu alamadım.

Geçen sene dikilen bu lale soğanları zamanında sökülmemişti ve toprak altında kalmıştı. Şimdi bu bölgenin çiçeklendirilmesine sıra gelmişti ve toprak bellendikçe lale soğanları gün yüzüne çıktı. Haliyle hepsini atmaya başladılar.

Yazık günah değil mi? Bütün soğanlar doğasına uygun şekilde canlanmaya başlamışlar, buna katliam denmez de ne denir? :(

fevziye
03-01-2008, 16:09
:mad:İnanamıyorum cetvel, yazık günah....

S.İnceçayır
03-01-2008, 17:17
Gercekten çok yazık,Türkiyenin bu çarpık uygulamalarını anlamıyorum..

Ashba
03-01-2008, 17:39
Soğanlarla ilgilenebilecek yerin varsa kurtarabildiğin kadarını daha kurtarmanı öneririm cetvel. İstanbulda olsaydım, yardım edebilirdim...

Hasan Lalezar
03-01-2008, 22:09
Hemen toprağa dikilirse kurtarılabilir bencede. Bu konu aslında "erken sökülen laleler" bölümünde konuşulmuştu. Belediye'lerin bu soğanları zamansız söktüğüne şahit olanlar çoğunlukta. Biz böyle gidersek lale devrine dönmek yerine , laleleri katletmeye devam edeceğiz gibi.

nevsune
03-01-2008, 22:28
Sevgili cetvel, o lale soğanlarını dikecek yeriniz vardır umarım.

Yoksa ne yapmayı planlıyorsunuz?
Bozulmadan bir çaresine baksanız bari.

cetvel
03-01-2008, 23:27
Bu arada yazmayı unutmuşum... :o

Laleler için dikilecekleri yeri bugün akşam üzeri, o mesajı gönderdikten sonra hazırladım ve sıcacık yuvalarına toprağın bağrına yerleştirdim. Değil bu kadar, bu sayının on misli lale soğanı da olsa yerim var.

Herkese teşekkür ederim. Ayrıca önümüzdeki bahar aylarında belediyenin şimdi diktiği sökülecek soğanlar için de hazırlamak yapmaya başladım, inşallah kurtarabildiğim kadarını kurtaracağım.

Oyaman
03-01-2008, 23:46
O Lalelerin dikim amacı gerçekten yaşam alanlarımızı güzelleştirmek olsa o güzelim Laleler çoğaltılır ve daha fazla alanlara dikilir aynı zamanda her sene birilerine para aktarılmaz!
Yazıklar olsun ! Bir dar bütçelerimizle bir paket soğanı nasıl çoğaltabiliriz de çevremizi, bahçemizi güzelleştirmeye çalışırken ; insanlardan toplanan paraların
böyle yerlere atıldığını gördükçe sinirlerim bozuluyor !

Oyaman
03-01-2008, 23:52
İstanbul 'u Lalelerle donatacağız diyenlerin doğaya olan ilgilerinin de ne kadar sahte
olduğunu da görmüş olduk Sayın Cetvel sayesinde ;bir çiçeğim kuruduğu zaman üzüntümü düşünüyorum . Bu resmen Lale katliamıdır !

cetvel
04-01-2008, 00:25
İstanbul 'u Lalelerle donatacağız diyenlerin doğaya olan ilgilerinin de ne kadar sahte
olduğunu da görmüş olduk Sayın Cetvel sayesinde ;bir çiçeğim kuruduğu zaman üzüntümü düşünüyorum . Bu resmen Lale katliamıdır !

Sevgili kardeşim, benim burda yayınlamadığım daha pekçok resim var elimde... Ataköyde sahilyolunda şu an kapalı olan Shell benzin istasyonu karşındaki yol kenarında ve Galleria'nın karşına denk gelen bölgede yaklaşık 2 sene önce dikilen yüzlerce gül fidanı vardı. Tek katmerli açan ve sürekli üzerinde çiçeği olan bu güller yaklaşık 2 ay önce toprak bellenirken söküldü ve kökleri açıkta bırakılarak ölüme mahkum edildiler... Ben durumu geç farketmiştim, bu sebeple kurtarabildiklerimi aldım ve hemen diktim ama inan sökülen güllerden öyle bir gül bahçesi yapılırdı ki, dillere destan olurdu...

Şimdi bu gül faciasından sonra, hafta sonları yaptığım yürüyüşü, hafta içi birkaç güne daha yaydım ve çiçekleri kontol yürüyüşüne dönüştürdüm amacını ve lale soğanlarını böyle farkettim. Kimbilir, farkedemediğim daha nice çiçekler heba oldu böyle... :( (dikilen sardunyalar yok mesela)

Sanırım israf ve vurdumduymazlık, Türkiye'nin en kötü iki özelliği!...

aysemelike
04-01-2008, 11:32
Gerçektende inanılmaz bir olay. O lale soğanlarının hepsinin çiçekleneceğinden eminim....

Belediyelerin mutlaka bir ziraatçileri yada peyzaj mimarları oluyor ama bahçe işi uğraş ister, işçilere dert anlatana kadar söküp yenisi dikmek sanırım daha kolay geliyor..
Vurdumduymazlıktan daha çok işi kolay ve hızlı kılmak için yapılıyor gibi geliyor bana...
Sökülenler içinse plan zaten yok....
Keşke sökülenleri belli yerlere bırakıp alınabilir diye ilan etseler.....

Babam "maaş garanti olunca bir milletin ilerlemesi zordur" der, haklı buluyorum bu tespitini. Belediyede bu işi yapanlar öylede yapsa böylede yapsa maaş garanti...eh neden üzülsün iki fide için o zaman?!!!

Bunların hepsi için daha çoookkkk çalışmamız lazım, çoookkk.....

dal
04-01-2008, 12:09
Benim halam Ankara'da bir belediyenin ziraat mühendisi.Onun dediğine göre soğanları solmadan çıkarmazlarsa toprak bozuluyormuş ve toprağı yenilemek gerekiyormuş,bu öbürüne göre yani soğanları yeşilken çıkarmaya göre daha pahalı olduğundan direk beklemeden atıyorlarmış.Yerine de daha değişik görüntüsü hoş olacak çiçekler dikiliyormuş.İstanbul'da buradakiler gibi yaptığını düşünürsek onlara göre israf degil aksine kazanç olabiliyor bu durum...

umutluol
04-01-2008, 12:38
İyi günler, Samowan ve ayşemelike

Black Hero cinsi laleden bahsetmişsiniz.Bu laleden bana hediye geldi ve 10 gün önce ektim.Henüz bir gelişme olmadığı için size bilgi aktaramayacağım.Eğer geliştirmekte başarılı olursam resimlerini sizlerle paylaşırım.Saygılarımla

fyzn
04-01-2008, 17:39
selam ben küçük bir saksıda 1 tane filizlenmiş lale soğanı aldım. Bunu evde yetiştirmem mümkün mü? Toprağı kuruduktan sonra mı su vermeliyim? Bir de bitki besini aldım lale için bunu ayda bir kere kullanmam yeterli mi? Şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederim.

aysemelike
04-01-2008, 21:00
Benim halam Ankara'da bir belediyenin ziraat mühendisi.Onun dediğine göre soğanları solmadan çıkarmazlarsa toprak bozuluyormuş ve toprağı yenilemek gerekiyormuş,bu öbürüne göre yani soğanları yeşilken çıkarmaya göre daha pahalı olduğundan direk beklemeden atıyorlarmış.Yerine de daha değişik görüntüsü hoş olacak çiçekler dikiliyormuş.İstanbul'da buradakiler gibi yaptığını düşünürsek onlara göre israf degil aksine kazanç olabiliyor bu durum...

Bu söylediğiniz doğru ama çare eski soğanları atmak olmamalı, ya başka yerde değerlendirilmeli yada meraklısına dağıtılmalı, yada mevsim sonu çıkarılıp kurutulup gelecek yıl yeniden ekilmeli, çoğu kurtulur emin olun....

ibrahim37
05-01-2008, 10:37
Bu atılan lale soğanları benimde canımı sıkıyor. Sebebini doğrusu bende bilemiyorum
Gençen sene çiçeklenme döneminin bittiğinde çuvallar dolusu lalelerin sökülüp atıldığını gördüm ayrıca erken sökülen soğanların bir sonraki yıla kadar korunması imkansız. İçlerinden birkaç tanesini aldım balkonda kurutup nemsiz ortamda muhafaza ettim.
Anladığım kadarıyla bu lalelerin çiçeklenme süreleri 1 ayı geçmez. Belediye bu alanları uzun süre çiçekli görmek istiyor. Bir yıl içerisinde defalarca bu alanlar değiştiriliyor. Ayrıca bu laleleri renk renk ve desen desen ekiyorlar. Bu laleler kuruduğunda renklerini ve türlerini karıştırmadan toplayıp kurutmak ve ertesi seneye istenilen renkleri oluşturmak imkansız. Bundan dolayı direk ithal etmek daha kolay geliyor hemde soğan kasalarında soğanların renk ve türleri yazılıdır.
Ve hiç bir tanesini ıskalamıyorlar.
Bu durum sadece laleler için değil. Parklarda gördüğünüz tüm çiçeklerin sonu aynıdır.

limon
05-01-2008, 17:51
Seneler önce bir tekstil fabrikasında çalışıyordum. Hemen her belediye değiştiğinde olduğu gibi kaldırım taşları değiştiriliyordu. Fabrikanın önünde mal yüklemesi için yer ayrılması gerekiyordu. Önceden bize hiç bildirmeden taşları döşeyen işçilere durumu anlattım. O bölüme taş döşenmeyeceğini dilimin döndüğünce anlattım. O sırada saat 16.30 civarıydı.
Belediyeden yazılı kağıt getirmem gerektiğini ama o saatte alamayacağımı ertesi gün alıp getirmemi söyledi. (Enteresan kısım burada başlıyor.) Ama o ben izni getirinceye kadar taşı döşeyeceğini, izin kağıdı gelince yıkacağını söyledi. Yahu ne gerek var kardeşim neden yarın yıkacağın şeyi döşüyorsun dediğimde: Abla belediye döşerken 1 veriyorsa sökerken 2 veriyor!! Çıldırmamak mümkün mü? Adam devleti zengin bir adam sanıyor. Kendi cebinden çaldığının farkında değil.

Aradan 13-14 sene geçmiştir bu olaydan sonra. Ama zihniyetin değişmediğinden eminim.
Sadece devlet işlerinde değil, özel sektörde de aynı mantık işlemiyor mu bizim ülkemizde?
Bir malı satana kadar veya bir işi yapıp parayı alana kadar. Sonra işini takip eden var mı?
Aldığınız bir maldan veya hizmetten memnun kalmadığınızda, daha önce size güler yüzüyle diller dökenleri bulabildiniz mi?

Hep düşünürdüm belediyeler neden tek yıllık değil de kalıcı bitkiler dikmiyorlar diye. Artık iyiki dikmiyorlar diyorum. Çok yıllık bitkiler daha pahalı ve periyodik bakım isteyecek. Bakım yapacak kalifiye eleman ve onları organize edecek birisi olmadıktan sonra o bitkiler de ziyan olacak. Mevsimlikler en azından daha ucuz ve bakım yapmasalar da mevsimi geçene kadar dayanabiliyorlar. Hiç ekmeseler diyemiyorum çünkü Dünya ülkelerini görünce utanıyorum...

Not:Belediyelerin lale soğanlarını israfına yönelik yazıları ve fotoğrafları görünce yazdığım yazıyı bu başlık daha uygun diye taşıdım.

bahçevan
08-01-2008, 22:14
İstanbul belediyesi para bulabilmek için durmadan arsa satıyor, tarihi mekanları bile elden çıkarıyor. Bir taraftan da yapılan bu israf ve katliam anlaşılır gibi değil.

Hiç bir gazete bu olayı görmüyor mu, yada görmeleri sağlanamaz mı?

Sn Arzu size birileri yanlış bilgi veriyo olmalı.Lale ve diğer soğanlı bitkiler çiçeklenme döneminde dikilmiyor.İstanbul şarlarında çiçeklenmesi için SN fyzn 'in saksılarındaki milyonlarca lale ve sümbülleri sıcak ortamda filizlendirip İstanbul geneline dikilmiş olması gerekiyor olsun. Bu olay mümkün değil.Tüm proğram Lale ve diğer soğanlı bitkilerin Nisan ayından itibaren mayıs ayının sonuna kadar çiçeklenmesidir.İnşaallah bu sene kışı kış gibi yaşarızda yapılan bukadar emekler boaş gitmez.Bazı değerler aparayla ölçülmemeli.Lale Bu topraklarda AVRUPAYA GİTMİŞ VE iSMİNİ dahi bizden almışlar.TULIP ismide Avrupalının lalenin ne olduğunu sorduğu kişini elindeki Tülbentteki resim olan lale.Sorunun cevabını veren elindeki Tülbenti zannederek TÜLBENT demiş.Oda Fransaya giderken kendi diliyle öyle telefuz etmiştir.Bir lale soğanı için adamlar evini satmışlar.Böyle bir devre ismini veren bir çiçeğe harcana parayı başka şeylerle kıyaslamayalım.Bazı değerler parayla ölçülmez.

zenfree
08-01-2008, 23:29
Sayın bahcevan, iyi güzel de madem bu kadar değerli neden söküp çöpe atıyorlar?

Oğuz Karsan
21-04-2008, 12:43
Merhaba,

Birçok belediye'nin amacının diktiği kıymetli çiçekler ile etrafı güzelleştirmek suretiyle vatandaşa hizmet etmek için değil de yandaşlarına iş sahası sağlamak için çiçek işine girdiği artık açıkça belli olmuştur.

Yıllarca kullanabileceği birçok çiçek soğanını çöpe atmaları veya kurumaya terketmeleri bunu göstermektedir.

Parti gözetmeksizin her iş başına gelen belediyenin icraatı benzerdir. Bazısı çiçekçilik faaliyetleri ile yandaşlarına yardımcı olurken, bazıları yeni yapılmış kaldırımları her yıl değiştirir. Bir diğeri ise imar rantı sağlar. Ağaçlar kesilir, kıyılar mahvolur.

Ben Kazdağlarının kuzey ve güneyini iyi bilen biri olarak Edremit Körfezinde bulunan yerleşim yerlerinin belediye başkanlarının da farklı birşey yapmadıklarını izliyorum.

Yüzlerce yıllık Zeytin Ağaçları 3573 sayılı kanuna rağmen işin ucunda rant olduğu için hunharca kesiliyor. İş artık öyle bir hale gelmiş ki; Tema vakfı bile uyarılara ve ihbarlara kulak asmıyor.

Zeytinlikler birer ikişer yok edilip yerlerine iki veya üç katlı beton evler dolduruluyor. Hadi birkaç ağaç kurtulsa neyse.

Altınoluğun Güreye giden tarafında yolun hemen üstünde kafanızı kaldırdığınızda üç dönüm içinde 60'a yakın evin yapıldığını göreceksiniz,Hem de başkanın çiftliğine giden yol üzerinde. Yani farkına varmaması imkansız.

Küçükkuyu ve diğerler beldeler de aynı durumda. Her sene yaz tatiline gelenler birşeylerin yok olduğunu ve yerine beton kaplandığını görüyorlar.Kimse bu ağaç kıyımının hesabını sormuyor.

Tuhaf olan ise Bayramiç bölgesinde Altıncıların kestiği ağaçları korumaya çalışanlar ise kendi beldelerinin ağaçlarının yok olmasına göz yuman aynı kişiler.


Saygılar

hassoman
30-04-2008, 01:52
Rıfat Ilgaz ‘Gençlik Parkı’ şiirini şöyle bitirir:

………..
İşte beklediğin düş gözlerinin önünde
Uysun adımların çağının gidişine
Uysun adımların çağrısına gerçeklerin
Başının içinde ilkyaz bulutu
Altın toprak üstün yaprak
Gençlik Parkı'ndasın

Ankara Gençlik Parkı genç Cumhuriyetin modern bir yüzü olarak Ankara’nın ilk akla gelen saygın yerlerinden biriydi.

Tümüyle bataklık olan 270 bin metrekare alan üzerine yapımına 1936 yılında başlanmış, 19 mayıs 1943’de bitirilmiştir…

Göletinde su sporları yapılırdı. Aile gazinolarında ünlü sanatçılar (Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses…), sahne alırdı. Lunaparkı cıvıl cıvıl olurdu. Mini treni park çevresinde tur atardı. Lokantalarında nefis mezeler yapılırdı. Çay bahçelerinde, dev fıskiyesinden göğün yüzüne suların fışkırdığı gölete karşı semaverlerle çaylar içilir, nefis gözlemeler yenilirdi. Ağaçlar altında ailece dolaşılır, banklara oturularak dondurma yenir, gazoz içilirdi …Üniversite öğrencileri birbirleriyle burada buluşurlardı. (Aşağıdaki resimler o günlere aittir.)
İçindeki bitki örtüsü çeşidi özenle seçilmiştir. Dev akasya ve at kestanesi ağaçları vardır...

Ama sonra yıllarca ihmal edildi ve 6 mayıs 2005 de kapatıldı. Sözüm ona 29 ekim 2006 de açılacaktı. (Bknz:http://www.agaclar.net/index.php?id=2389)
Olmadı.
Sonra sözde kalan Gençlik Parkı Yenileme Çalışmaları İçerisinde, Tübitak ile Büyükşehir Belediyesi'nin işbirliğiyleTürkiye'nin İlk Bilim Merkezinin burada kurulacağı söylendi.
O da olmadı.
Bu arada Gençlik parkı hızla kendini yok etmeyi sürdürdü. Sanki küsmüştü. Bu zaman içinde tam bir mezbelelik halini aldı. Kurak bozkırda inaçla yeşeren modern Ankara’nın saygın yeri aşağıdaki resimlerde (12 Nisan 2008) göreceğiniz gibi içler acısı halini aldı. Gazeteler bu durumu dün şöyle duyurdular: Ankara’nın sembollerinden Gençlik parkı bakımsızlıktan dökülüyor…(29 Nisan 2008 – Gazeteler)

Ekli olan resimler:
1. resim: 19 mayıs 1943 Parkın açılışındaki hali
2. resim: Klasik olmuş bir manzarası
3. resim genel görünüm
4.resim detay
5. resim detay
Diğer resimler ise şimdiki halidir.

hassoman
30-04-2008, 02:05
Gençlik Parkı'nın şimdiki hail:

hassoman
30-04-2008, 10:38
En beğendiğim fotoğrafı yüklemeyi atlamışım.
Gençlik parkında bir grup ünüversiteli öğrenci...
Yıl 1950!..

Böyle insanın içini sıcacık yapan, duygu içinde bırakan görüntüler nerde kaldı?

o iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler!

nevsune
30-04-2008, 11:54
Sanırım lise sondaydım. Kızlı erkekli grup halinde Gençlik Parkına gitmiştik. O zamanlar daha henüz aile yeriydi, yozlaşmamıştı. Lunaparkı gezdikten sonra, arkadaşlar sandala binelim diye tutturmuşlardı. Çocukluğu İstanbul, İzmir denizlerinde geçen biri olarak çok gülmüştüm o küçücük havuzda sandala binme fikrine. Sonra ısrarlara dayanamayıp binmiştim. Gerçekten unutulmayacak bir anı olmuş. Yukardaki fotoğrafı görünce canlandı o görüntüler:)

Sanırım arkada görülen de sonraki yıllarda Nikah Dairesi olarak kullanılacak olan Göl Gazinosu olmalı (şimdi ne haldedir kimbilir?). Çocukluğumda Zeki Müren gelirdi oraya, dinlemeye (ben uyurdum tabii ki) giderdik.

denizakvaryumu
30-04-2008, 11:57
Gençlik Parkının ihaleye çıkılarak eskisinden çok daha muhteşem olacağı söyleniyor!

nevsune
30-04-2008, 12:03
Evet ya, Ankara'yı nasıl bir çirkinlik ve beton abidesi haline getirdilerse, Gençlik Parkını da muhteşem yaparlar!

hassoman
30-04-2008, 22:16
#112' de yer alan fotoğrafın bir grup üniversite öğrencisini gösterdiğini yazmıştım.
Yanılmışım.
Yaptığım araştırma sonucunda bir ailenin arkadaşlarını Gençlik Parkı'nı gezdirdikleri sırada çektirdikleri bir fotoğraftaki görüntüye ait olduğunu anladım. (http://flickr.com/photos/leylagundogan/243743177/#comment72157594285033002)

Yine de Yaşar Kemal'in Demirciler Çarşısı Cinayeti romanında geçen o söz bu fotoğraf için de geçerlidir:

O iyi insanlar o güzel atlara binip gittiler!

aynur öz
06-06-2008, 15:03
Ülkemizdeki su krizine henüz çözüm bulunamamış olması beni yeterince üzüyor;fakat Ankara'da yaşadığım başka bir sorun hakıkında fikir almak istiyorum:Benim oturduğum semtte 2 yıl öncesine kadar geri dönüşüm kumbaraları varken şimdi kaldırıldı ve yerine yeniler konulmadı.
Kağıt,cam,plastik gibi ürünleri Geri dönüştürebilcekken neden çöp olarak atalım,bu konuda kumbaraların konulmasını belediyelerden mi talep etmeliyim?

Bende İstanbul Beyoğlunda oturuyorum ve geri dönüşüm kumbaralarının olmamasından şikayetçiyim. En azından bu yaşadıklarım hiç başıma gelmemiş olacaktı. Şimdi size kendi hikayemi anlatayım...
Belediyemiz özel bir firmayla anlaşma yapmış evlerden kağıt, plastik, hatta elektronik eşya ev eşyası vs. de alacaklarmış ayrıştıracaklarmış diye okudum. Anneme gittiğim bir gün sokakta ilgili firmanın atık toplama arabasını görüp konuştum şoföründen adres bildireceğim bir telefon numarası istedim. Kendi cep telefonunu verdi. Depolama imkanım da olduğundan altı ay kadar abone olduğum gazete, dergi, plastik yani bulduğum herşeyi biriktirdim. Plastik şişe kapaklarını, gelen fatura ve ekstre dökümanlarını dahi normal çöpe atmadım. Mutluydum. Herkesede yaptığım şeyi anlatıp onları da teşvik etmeye çalışıyordum. Buraya kadar herşey çok güzel gidiyordu. Birgün artık depolama alanım yeterince doldu (yaklaşık 3 büyük televizyon kutusu büyüklüğünde )diye düşündüm ve aradım. "Tamam ama bugün olmaz" dediler ancak ertesi gün olabilirdi. Bende 5. ve son katta oturuyorum kimsenin geçişini engellemeyeceğinden daire kapısının dışına yığdım 1 günden birşey olmaz diye düşündüm tabiki ancak yanılmışım. Tekrar tekrar aramalarımıza rağmen bugün yarın dendi en sonunda telefon açılmaz oldu zaten. (Anlayacağınız ilgili şoför bizim yüzümüzden numarasını değiştirdi galiba, iyiki rahatsız ediliyorum diye şikayet etmedi değil mi :( ) Bu durumda bende internetten telefonuna ulaşıp yetkili firmayı aradım. Aldığım cevap ise evimin bulunduğu bölgenin kapsam dışı olduğuydu. Topladıklarını söyledikleri yerler ise benim evime en fazla 1 km uzaktaki civar mahallelerimizdi. Israrlarıma dayanamayan yetkili kişinin adresimi alıp kamyonlar müsait olursa yönlendiririz cevabına istinaden 1 haftada öyle bekledikten sonra toplam 3 hafta oldu sinirlerimiz iyice gerildi ve sonunda sağolsun annem çöplerden karton toplayan birisini bulup onada rica minnet ederek çuvalına doldurup gönderdi böylece kurtulmamı sağladı. Bende bu faaliyetimden ötürü komşulara ayıp olduğu konusunda eşimle tartıştığımla kaldım ama en kötüsü o daha önceden örnek olup teşvik etmeye çalıştığım kişilerce alay konusu olmamdı.
Şimdi sizce işini iyi yapmayı umursamayan yada en azından ellerindeki imkanları tam verimli kullanmayan bu insanlar nedeniyle ben bu işlerden vazgeçmeli miyim. :( Hani şu salla başını, kimseye bulaşma, düzeni sakın ola değiştirmeye kalkma cılardan mı olmalıyım. İstanbul gibi bir şehirde sadece birkaç bölgeyle sınırlı tutulan böyle bir uygulama başlatıp bununda büyük bir iş gibi haber yapılması ne kadar doğru. Yani soru ve sorun çok da cevaplanmaları Çooooooooook zor gibi geliyor bana.

emre albayrak
06-06-2008, 15:11
Burdan Üsküdar Belediyesi'ne sesleniyorum.. Onca Magnolia grandiflora yı neden diktiniz.. Ve 1 metrekarelik çukrlarda o ağaçların büyümesini nasıl beklersiniz.. Bu bir israf bu bir hainlik değil midir.. O bitkiler alle için biraz pahalı değil midir? Kim zengin edilmektedir? Size beton çukurlarda yol kenarında o bitkilerin sağlıklı büyüyebileceği bilgisini hangi akıllı vermiştir? Bünyenizde hiç mi bilirkişi barındırmamaktasınız..

Sinirim belediyenin bütün Altunizade'yi bu ağaçlarla donatmasındandır..

turco
06-06-2008, 15:51
Bu bölümü incelerken belediyelerden şikayette İstanbul'un başı çektiğini gördüm. Senelerce İstanbul'da yaşamış bir kişi olarak bu durum hiçte tuhafıma gitmedi. Şu anda yaklaşık 3 senedir Bursa'da yaşıyorum. Benim bulunduğum bölge Nilüfer Belediyesinin kapsamında. Sn.belediye başkanımız Mustafa Bozbey (partisi önemli değil) hakikaten saygıya layık bir kişilik. En ufak bir şikayette hemen gerekeni yapan, hatta direk başkana mail adresi bile olan halktan bir kişi. Şikayetlerin çoğunluk olduğu bu köşede ben kendisini kutluyorum.

nevsune
06-06-2008, 17:42
Geçen haftalarda Dendroloji okulundaki bir derste, Büyükşehir Belediyesince ithal edilerek getirtilip dikilmiş ağaçların ne hale geldiği gösterilmişti. Ankara iklimine hiç de uygun olmayan bu ağaçlar tümüyle kurumuş haldeler. Yanlış hatırlamıyorsam bu ağaçlardan bir tanesinin maliyeti 726 YTL gibi akıldışı bir rakamdı.

Bu hafta da Esenboğa yolundan gelirken yine aynı tür ağaçlardan ve çalılardan tutmamış ve ölmüş olanlarını gördük.

Ortada inanılmaz bir israf, acımasızlık ve ciddiyetsizlik var. Bunların bedelini; sorumsuzluğu yapanlar değil, yazıkki Ankaralılar ödüyor.

Metin Y.
07-06-2008, 01:03
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerinden konuya eğilen birini bilen var mı?
İtfaiye aracıyla "yangın söndürmeye yetişirken kaza yapan bir şoför" aracın maddi hasarını cebinden öderken, Ankara'ya bu ihaneti yapanların ödediği herhangi bir bedel var mı?

ahmeter
10-06-2008, 15:07
Neden boğaziçi köprüsünün her iki tarafında yol kenarlarına dikilen ağaç ve yer bitkilerinden 25 senedir doğru dürüst bir sonuç alınamadı bilhassa anadolu yakası belediyenin peysaj mimarları ziraat mühendisleri hele şimdi adım başı orman mühendisleri şehirde orman mühendisi oda ayrı konu şu an maslak orta refüjünü dikilen begonya cam güzeli o kadar küçük ki daha serada en az 1ay kalması lazım olsun sen dik parayı haziran temmuz geliyor hava 40 bulacak su yok olsun sen dik parayı al . Birileri zengin oluyor dümen dönüyor iyi günler

Oğuz Karsan
27-06-2008, 14:41
Merhaba,

Altınoluk Belediyesi üçüncü dönemini yaşıyor. yani 15 yıldır görevdeler. Enkaz devraldık diye birilerini suçlamasınlar diye özellikle belirttim.

1980 lerde Altınoluk çok güzel bir köydü. Nüfusu 4.000 civarındaydı ama karakteri vardı, güzeldi, eşşizdi, oksijeni boldu, denizi pırıl pırıldı, Şahinderesi tertemiz akıyordu.

Ağaçlar kesildi, ormandan gelen esinti bitti, Şahinderesine kapkara arıtma verildi, deniz kirlendi, heryer villa denilen ucubeler ile doldu. Amfitiyatro yapıldı ama gelecek insanların park edecekleri yer düşünülmedi. Köy yolu mahfoldu. Tarihi taşlar ve kaldırımlar söküldü yerine şimdi yine söktükleri başka taşlar döşendi.

Aynı belediyenin icraatları ile önce anıt Ağaç olabilecek 500 yaşındaki zeytinler kesildi. Yerlerine hiç bir mimari özelliğe sahip olmayan ve 1999 depreminde % 100 ' ünün duvarlarının çatladığı sözde villalar yapıldı.

Deniz kıyıs yetmedi yolun üst tarafına dağa doğru imar verildi. yetmedi köyün sırtları ve çevresine zeytinler kesilip o şahsiyetsiz villalar yapıldı. Yetmedi çevre düzenlemesi adı altında birilerine para kazandırıldı. Yetmedi meydanın tarihi dokusu ortadan kaldırıldı. % 5 olan imar önce 15'e sonra da 25' e ve bazı durumlarda % 1oo 'e çıkarıldı. Yeşil resmen katledildi.

Yetmedi bu yanlışlıkları yapanlar Altınoluğun girişine kendi resimlerini asıp birilerinden şehircilik ödülü aldıklarını ilan etti. Demek ki Güngören, Sultanbeyli, Esenler ve çevresini mahveden bütün belde ve belediyelere şehircilik ödülü verilmeli diyorum . . .

Çünkü Haziran geldi heryer hala toztoprak.

Saygılar

Oğuz Karsan
14-07-2008, 17:14
Merhaba,

Temmuz geldi. Altınoluk Köyünün Meydanı hala toz toprak. Nedeni İnsana saygı, Çay bahçelerindeki düzenlemeden tutun da trafiğe yeni getirilen sistemden kimse memnun değil.

Söylenenler şu; Böyle karmaşık tarfiğin tek amacı, daha önce meydanın dışında iş yapamayan çay bahçelerine müşteri ve para kazandırmak. Ama toz toprak yüzünden yapılan uygulama onları bile bezdirmiş.

Her yere konulan hoparlörler ile devamlı anons halindeler . . . .. plakalı araç arabanı kaldır yoksa şöyle yaparız filan gibi tehditvari uyarılar. Peki köyde oturan adamın suçu ne ? Birisi yanlış yere park yapmış diye bütün belde cezalandırılıyor adeta.

Diğer beceriksizlikleri yazmıyorum artık.

Belediye hangi partiden mi? Belli olmuyor mu? % 47 den değil.

Saygılar.

Oğuz Karsan
14-07-2008, 17:20
Merhaba,

Ayvalıkta da durum farklı değil.

Bir düşünün Ayvalığa gelseniz ne yaparsınız ?

Ya meşhur Ayvalık tostu ya da balık yemek gelir insanın aklına.
Ama gelin görün ne tost ne de balık yemek mümkün. Belediye bütün esnafı genişliği 4 m yi bulmayan dar bir sokağa doldurmuş. Deniz bile görünmüyor. Dükkanlar 1veya 1,20 genişliğinde insanlar içine sığamıyor.

üşteriler memnun değil herkes bir şeyler söylüyor. Tek şikayetçi olmayan arabalar çünkü onlar harika deniz manzarasına karşı park ediyorlar tabi fahiş paralara.

Ha unutmadan. Belediye Altınoluk gibi aynı partiden.

Saygılar

Oğuz Karsan
18-07-2008, 13:10
Merhaba,

Altınolukta olumsuz belediye uygulamalarını yazmaya devam ediyorum.

Hepimz Kazdağlarını ve bin pınarlı ida ismini duymuşuzdur. İşte orası burası. Ama bir farkla artık bin pınar ve su yok.

Turkuaz suyu tutmayınca diğer bir su Cocacola Company tarafından piyasaya sürüldü. " Damla "

Altınolukta su dediğinizde yeni mamul Damla gazoz dediğinizde ise önünüze sprite getiriyorlar.

Bilin bakalım. Acaba neden ?

Saygılar.

Oğuz Karsan
19-09-2008, 17:41
Merhaba,

Bir haftadır Çanakkale, Bayramiç'teyim. Bayramiç-Çan karayolunun 25. Km.sinden sapılarak gidilen Korucak Köyü'nde kalmaktayım. Her sabah Bayramiç'e gelirken, Saraycık Köyünün Sapağından, karşı mahalle denilen yere gelinceye kadar karayolunun sağı ve solu beton evler ile dolu olduğunu ve her geçişte yapılaşmanın hızla arttığını gözlüyorum.

Tarlaların ve ekili arazilerin bulunduğu böylesine verimli tarım arazilerinin bulunduğu bir bölge neden imara açıldı? Eğer imar yoksa, neden yapılaşmaya göz yumuluyor?

Saygılar.

Ayhan Ege
20-09-2008, 09:28
Beton aşkı - rant...
ama siz sorularınızın cevaplarını biliyorsunuz zaten. Profilinizde orman yürüyüşü sevdiğinizi gördüm. Eşimle biz de sıkça yaparız o yürüyüşlerden ve her defasında acı içinde eve döneriz çünkü ya moloz manzarasıyla karşılaşırız ya piknikçiler her türlü çöplerini ortada bırakmıştır ya da direk vs. gibi şeyler dikmek için ilgili kurum gereksiz katliamlar yapmıştır.

Şimdi artık ses çıkarıyoruz, bölgeye bağlı belediyeyi arayıp durumu iletiyoruz. Geçen gün bir fabrikanın ormana atılmış binlerce yıl yok olmayacak atıkları için bir belediyeyi aradım, ilgili kişi ne yapmak lazım diye bana sordu!

Yani kültürsüz, bilgisiz ve ilgisiz akrabadan yerleştirilmiş kişilerle güzel yudumuzun doğal değerlerini koruyamayız. Size sabırlar diliyorum.

nonova
24-09-2008, 09:53
Erzurum Belediyesinin ağaç katliamı ve sonunda ortaya çıkan "gülelim mi, ağlayalım mı?" durumları.

Metal ağaç diktiler!

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarihi Lala Paşa Camii’nin çevresindeki 11 çam, huş ve kestane ağacını bir gecede kesti. Yarım asırlık ağaçları kesen belediye, yerlerine ışıklandırılmış metal ağaçlar kondurdu.

Erzurum’da, kentin en işlek semti Cumhuriyet Caddesi’nin ortasında bulunan ve 1562’de Kıbrıs fatihi Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Lala Paşa Camii’nin çevresinde bulunan ağaçlar bir gecede kesildi. Kökünden kesilen çam, huş ve kestane ağaçları, dozerle kamyonlara yüklenerek taşındı.

Tarihi eser görülemiyormuş
Uzun ve sert geçen kış nedeniyle ağaç yetiştirmenin çok zor olduğu Erzurum’da tarihi caminin çevresindeki ağaçların kesilmesi hakkında AKP’li Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, “Ağaçları kuruduğu ve tarihi eserin görünmesini engellediği için kestik” dedi.
Büyükşehir Belediyesi ayrıca, granitten yaptırılan bir çeşmeyi de caminin doğusuna yerleştirdi. Caminin doğu tarafında kesilen ağaçların yerine de iki metal ağaç dikildi.

‘Hesap sorulsun’
Semt esnafı “Belediye tepkilerden çekindiği için ağaçların tümünü bir gecede kesti. Yeşili katletti, yerine metal ağaç dikti” derken, esnaftan Şadi Özgündoğdu, şunları söyledi:
“Belediye, cami sınırları içinde bulunan ve etrafı çevrili bölgedeki değişik türde 6 ağacı kökünden kesti. Aynı şekilde yine caminin doğu ve güney tarafında kaldırımlarda bulunan 5 ağaç da yok edildi. Dozerlerle kamyona yüklenerek götürülen ağaçların izleri ortadan kaldırıldı. Sanki talandan mal kaçırılıyor. Yerlerine iki metal ağaç dikildi. Yapay ağaçlar geceleri ışıklandırılıyor. Erzurum’da gece yarısı operasyonuyla belediyenin yaptığı yeşil katliamının hesabının sorulmasını bekliyorum.”

Kaynak (http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=yasam&KategoriID=&ArticleID=995016&Date=24.09.2008&b=AKPli%20belediyeden%20fikra%20gibi%20icraat&ver=40)

Ayhan Ege
24-09-2008, 18:36
Yazıyı okurken bir çağrışımla irkildim. Geçen ay Sapanca tepelerindeki Keltepe ye giderken içine birkac doğa harikası noktayı da alan bir mesire alanına girdik. Kapıda bilet kesen şahısla sohbet ederken o alanın 2 sene sonra elektriğe kavuşmuş olacağını ve bungalowlarla donatılmış olacağını öğrendik. Tabi, o bunu bize iyi haber olarak verdi ama eşim ve ben yine üzüntüden yıkılıp eve döndük. İnsanların gözü niye hep değerli ağaç ve bitkilerin hayat bulduğu yerlerde, çok merak ediyorum ve çok kızıyorum. Artık ağacı, doğal kalmış birkac alanı korumak tartışmasız bir konsensus niteliğinde olmalı...Yönetimler bizlerden önce o tür yerleri himaye etmeli. Umarım bu forumdan arkadaşlar bunun üstüne gidip araştırırlar, düşünülen bır katliam varsa, önüne geçerler. Aşağıdaki resmi elektrik getirilecek olan yerde çektim. Ağaçlar o kadar güzel ki bakmaya doyamıyorsunuz, çevredeki çiçekler ise öyle her yerde olan çiçeklerden değil, nadir, farklı, çok güzel.....
48101
48102
48103

Arzu Kasapoğlu
25-09-2008, 00:18
MELİH GÖKÇEK;

'Atatürk Orman Çiftliği'nden ne istiyor?'

CHP'li Ateş, Gökçek'in AOÇ'u talan ettiğini iddia etti

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i, ‘Atatürk Orman Çiftliği’ni talan etmekle’ suçladı. Ateş, Gökçek’in, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Valiliği devre dışı bırakarak Ankara İl Tarım Müdürlüğü’ne yazı yazarak Atatürk Orman Çiftliği’nin toprak analizini yaptırdığını, analizin ardından hazırlanan ve AOÇ’un yüzde 70’inin tarım amaçlı kullanılamayacağını öngören raporun ise Vali’nin olmadığı bir dönemde, Vali Yardımcısı Selahattin Ekremoğlu tarafından imzalandığını bildirdi. Ateş 2006 yılında çıkarılan kanunla Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne AOÇ’u koruma amaçlı imar yetkisi verildiğini belirterek “bu yetki koruma amaçlı verildi ancak Gökçek talan amaçlı kullanıyor” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ile birlikte Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Atatürk Orman Çiftliği arazisi konusunda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i suçladı. AOÇ’un koruması amacıyla 2006 yılında Meclis’te bir kanun çıkardıklarını ve Gökçek’e, AOÇ’la ilgili imar yetkisi verdiklerini belirtti. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı 5 yıllık planda AOÇ’u ortadan kaldırmak olduğunu savunan Ateş, Gökçek’in Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Valiliği devre dışı bırakarak Ankara İl Tarım Müdürlüğü’ne yazı yazdığını kaydetti. Ankara İl Tarım Müdürlüğü’nün ise meslekte yeni iki mühendisi görevlendirerek, AOÇ’un toprak analizini yaptırdığını kaydeden Ateş, hazırlanan raporun ise Vali ve İl Tarım Müdürlüğü’nden sorumlu Vali Yardımcısı tarafından imzalanmamasına rağmen, Vali Yardımcısı Selahattin Ekremoğlu tarafından imzalandığını bildirdi.

AOÇ’la ilgili 2002 yılında hazırlanan raporda 33 bin 220 dekarlık alanın yüzde 72’sinin tarım arazisi olduğunun belirtildiğini ancak Gökçek tarafından hazırlatılan raporda, yüzde 70’inin tarım amaçlı kullanılamayacak arazi olarak tanımlandığını kaydeden Ateş, şöyle konuştu:
”AOÇ’u koruma amaçlı olarak imarla görevlendirilen Ankara Büyükşehir Belediyesi AOÇ7u talan ediyor. Ankara’nın akciğerleri olan bir alan önümüzdeki günlerde talan edilecek. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin AOÇ’un toprak analizini yapma görevi yok. AOÇ’un talan belgesi valinin olmadığı bir ortamda imzalanmıştır. Bu talanı yargı durduracaktır. Bunlar ne kanun dinliyor ne devlet yönetme ciddiyeti var. Ankara Büyükşehir Belediyesi kanun tanımaz mı başbakan buna nasıl seyirci kalır, 33 bin dekarlık alan nasıl 9 bin 64 dekara indirilebilir?”

Basın toplantısında soruları da yanıtlayan Ateş, 2006 yılında Büyükşehir Belediyesi’ne kanunla verilen yetkiden pişman olup olmadıklarına ilişkin bir soruya “o yetki koruma amaçlı verildi ancak beyefendi talan amaçlı kullanıyor. Tarım amaçlı arazinin hiçbir şekilde yapılaşmaya açılamadığı için de böyle bir rapor hazırlattı. Herhangi bir kusurumuz sözkonusu olamaz. Biz Ankaralıya Ankara’da yaşamayı kolaylaştırmak için bu kanunu çıkardık. Ancak öyle görünüyor ki bir sabah uyanacağız AOÇ’un içinde gökdelenler dikilmiş. Kanunda sorun yok ancak uygulamada sorun var, kapkaççı gibi hareket ediliyor” karşılığını verdi.

KAYNAK:GAZETE VATAN (http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Ataturkun_mirasini_talan_ediy or_200443_1&tarih=24.09.2008&Newsid=200443&Categoryid=1)

Metin Y.
25-09-2008, 03:05
Söz Melih Gökçek'ten açılmışken, ben de bir başka konuyu yazmak istiyorum: 1994'te yapılan yerel seçimlerde Ankara'nın bir çok semtinde tretuarlar taşlarla döşendi. Bu öyle bir taş ki; onlarca yıl geçse bozulmayacak cinsten..
(Fotoğraf : 1 )

Geçen hafta bir baktık ki tretuarlar sökülüyor ve bu evladiyelik taşlar atılmak üzere kaldırılıyor !
(Fotoğraf : 2 )

Sökülüp atılan taşların yerine nerdeyse aynısı olan yeni taşlar geldi ve "yeniden döşemeye" başladılar.
(Fotoğraf : 3 )

...Devam edecek !

Oğuz Karsan
09-10-2008, 16:47
Merhaba,

Dün Çanakkaleden dönerken Lapsekiden arabalıvapur ile Geliboluya geçtik. Geliboludan Keşan istikametine gitmek için tepeye çıktığımızda aşağıda karşılıklı benzincilere varmadan sağ taraftaki çöplük manzarası ve gördüklerimiz bizleri çok şaşırttı.

Yüzlerce Martı sağa sola uçuşup çöp yığınlarına konup havalanıyorlardı. Her tarafa yayılmış çöpler ve naylon poşetlerin ortaya çıkardığı olumsuz görüntüler müthişti.

Herhalde çöpleri depolama sıkıntısı veya araç gereç eksikliğinden kaynaklanmamıştır.

Saygılar

Metin Y.
12-10-2008, 04:40
Bu haber sadece "agaclar.net'te"...devam

Fotoğrafta da görüldüğü gibi Büyükşehir Belediyesi (Ankara) TRETUAR ÇALIŞMASI yazıyor. Bu yazıyı görenler Ankara Büyükşehir Belediyesinin kendi personel ve ekipmanlarıyla bu çalışmayı gerçekleştirdiğini sanıyor, oysa durum çok farklı. Tamamen seçim israfı olan bu çalışmanın bir bedeli var ve o bedel ihale edilmiş ve ihaleyi alan şirket yapıyor bu çalışmayı. Bahsettiğim bedel hayli yüksek ve normalde bu ihaleye ilşkin detayların yer alması gereken duyuruda sadece Büyükşehir Belediyesi ibaresi var.
devamı var...

ekalafat
18-10-2008, 12:50
Bayram tatili malumunuz herkes gibi biz de yollardaydık. Hükümetimizin işbaşına geldiğinden bu yana sürekli bitirmek yönünde çaba sarfettiği duble yollarımızı bol bol kullandım. Sonuç maalesef hüsran.

Bu yollar tam bir ölüm yoluna dönüşmüş durumda. Şöyle ki, çalışmalar sebebiyle yolların işaretleri kaldırılmış, çizgiler dökülen soğuk asfalt sebebiyle silinmiş, hiçbir aydınlatma yok ve bu yollara insanları dolduruyorsunuz. Sonuç her bayram 150 ölü, 500 civarı sakat . Bu insanların bir önemi yok mu?

Karayolları diye bir kurumumuz var. Bu kurumun başındakiler bu yolları hiç mi kullanmazlar. Yoksa özel şoförleri arabaları sürdüğü için yollardaki tehlikeleri fark etmezler mi?Onların camları gelen taşlarla hiç kırılmaz mı? Bu soğuk asfalt denilen zift üzerine dökülmüş mucır parçacıkları hangi ülkede uygulanıyor da bize adapte ediyorlar, yoksa kendi gelişmiş beyinlerinin bir ürünü mü? Merak ediyorum. Bize güvenli olarak seyahat edeceğimiz yolu sağlamakla görevli kurumlar bunu yerine getiremiyor ve biz yer yola çıkışımızda bir sürü kazaya tanık oluyoruz. Bunun sorumluları niçin cezalandırılmıyor. Senin adamın benim adamım diye diye ülke nemelazımcı bir zihniyetle yönetiliyor. Bir de karşımıza çıkıp bu yollarda 90 km hız az geliyor, duble yollarda hızı 120 km .ye çıkaracağız diyorlar. Milletle dalga mı geçiliyor. Hangi yollarda ? Köy yolunda 90 km hız az mıdır?

Sonra TV’lerin haber bültenlerini hazırlayanlar da yanlış bilgilendiriliyorlar.İddia ediyorum Türkiye’de meydana gelen kazaların % 80 ‘inin sebebi bu yollardır. Sürücü veya aşırı hız değildir. Depremlere tedbir almadaki eksikliklerin bize hatırlattığı “milletin nüfusunu planlıyorlar herhalde” söylemi burada da aklımıza gelmiyor değil.

Lütfen bu öldürülen insanları kendi ailenizden gibi düşünün ve bir an önce çare bulun..

Bir diğer iletmek istediğim konu şehir içi ulaşımdaki çarpıklıklar.:

Şehir içindeki ulaşımdan sorumlu olan birimlerin bu işi doğru yaptığına inanan var mı merak ediyorum. Bursaray hizmete girdikten sonra şehrin batı yakasında dolmuşlar hızla midübüslerle ve sonra da otobüslerle değiştirildi. Bu niçin şehrin doğu yakasında yapılamıyor. Minübüsçüler odası çok mu baskı odağıdır. Milletten daha mı büyüktürler. Hala Uluyolda dolmuşlar sebebiyle giremediğimiz caddeler var. Bu dolmuşlar ne zaman iptal edilecek de sokaklar rahatlayacak. Yani kalabalık ve sesi çıkan grubu karşınıza almamak için bütün milleti karşınıza alıyorsanız buna bir şey diyemem. Ama sessiz çoğunluğun sesini toplu olarak çıkaracağı günler de gelecektir elbet.

Bukart diye bir kartımız var. Öğrencilere ve öğretmenlere indirimli. Her yıl vize zorunluluğu var bu kartların. Ne kadar alınıyor vizede biliyor musunuz? 10- 15 YTL . Niçin alınıyor? Bilen yok. Kaç öğrenci var bursa’da? 372.000 öğrenci. Çarpalım düşük fiyatla ne ediyor biliyor musunuz? 3.720.000 YTL. Yani eski parayla 4 trilyon civarında. Bu para bizim çocuklarımızdan toplanıyor. Karşılığında ne veriliyor? Okullara yardım mı yapılıyor. Hayır okullar hala temizlikçilerine MEB bakmadığı için bizden, velilerden katkı payı istiyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…

Biz belediyelerin eskisi gibi sosyal belediyecilik anlayışı ile çalışmasını bekliyoruz. Vatandaşı kar kapısı olarak görmemelerini bekliyoruz. Biz belediyeyi devir aldığımızda şu kadar borcu vardı. Şimdi bu kadar kara geçtik diye belediyecilik yapılmaz. Biz halkın faydasına ne yapılmış buna bakıyoruz. Ulaşımda, suda, ekmekte en pahalı ilmiyiz. Evet. Biz buna bakıyoruz.

Erkan Kalafat
www.reyev.com
Bursa

Metin Y.
07-11-2008, 23:29
Bu haber sadece "agaclar.net'te" SON

Sağlam tretuvarı söküp yerine daha kalitesiz ve itinasız taşlarla ucubesini bizim cebimizden çıkan paralarla yapma vicdansızlığı gösterenleri kınıyor ve lanetliyorum!
Benim Keçiören’den verdiğim örneğin aynından Ankara'nın bir çok semtinde var ve yapılan vurgunun boyutlarını tahmin etmekte hiç zor değil.
Seçim kıyaklarıyla eş , dost, yandaş bilmem kaçıncı küpünü doldururken olması gereken bir çok hayati hizmet küresel kriz bahanesiyle gerçekleştirilemeyecek !

ekalafat
20-12-2008, 16:09
17,05,2007

Bursa Osmangazi Belediye Başkanı’na teşekkür;

YUNUSELİ Mahallesinde tek katlı bir evim vardı. Her seçim öncesinde olduğu gibi bu seçimlerde de karışan olmaz diye evimin üzerine bir kat daha çıktım.
Sn. Osmangazi Belediye Başkanımız Recep Altepe Bey’e çok teşekkür ederim geçen hafta bizim sokağı baştan başa asfaltlattı. Böylece sokağımız Bursanın hiçbir yerinde olmayan yamasız bir asfalta da sahip oldu.
Ayrıca Bir mühendis arkadaşım vardı. Bana” Yapma bak seçimler öncesinde de olsa gelip yıkarlar” diyordu. O arkadaşa dedim ki “ Korkma yıksalar bile sadece bir ucuna vurup gidiyorlar, ben hemen yeniden yaparım.”
Şimdi o mühendisi kaçak yaptığım evime kiracı yaptım. Pek de güzel oldu. Çünkü o çok korkuyor ,belediyenin yaptığı açıklamalar gibi kaçak inşaatları hemen yıktığını zannediyordu. Şimdi kirayı ödesin de akıllanır.
Tüm emeği geçenlere teşekkür ederim. Bu seçimde yine oyum sizin.

Not: Yapmaktan korkmuyorum da açıklamaktan mı korkacağım.
Yerim neresi mi? Yunuseli’nin her yeri…

Açıkgöz, sıradan bir vatandaş…


Sevgili arkadaşlarım, düzden yazıyoruz anlamak istemiyorlar, bari tersten yazalım belki anlarlar. Ben Bursamda kaçak inşaatta oturmak, onun plansızlığı yüzünden daracık aralıklara mahkum olmak, ilk depremde çökecek binanın altında kalmak istemiyorum. Bunu da bu oy verip, seçip, bizi temsil için gönderdiğimiz insanlara anlatamıyoruz. Artık belki kara mizahın gücünden faydalanmak daha iyi sonuç verebilir.

Saygılarımla

Müh.Erkan KALAFAT

Not: Bu yazıyı yukarıdaki tarihte yazmıştım. Ama gelin görün ki bugün durum hala aynı. Çığ gibi kaçak konut yapılıyor. Engelleyen hiçbir birim yok. Maalesef…

coşkun ayaz
26-12-2008, 12:31
Selamlar,
Ben ağaçları bir canlı olarak gören ve seven biriyim.
Ağaçlara dokunur ve ellerimle onları sever okşarım.
Meşe palamutları ektim fidancıklarımın çıkmasını merakla bekliyorum.
Faydacı ve çıkarcı olan insanlarımız buna bir anlam veremiyor.
Belediyemiz hizmet anlayışıyla geniş yollar açtı ve toprağı asfaltladı.
Herşey arabalar içindi. Yapılan bize hizmetti.
Kesilen yokedilen meşe ağaçlarını kimse önemsemedi.
Odun oldular fırınlara, para oldular yeni yapılan cami inşaatlarına.
Meşeler sessizce boyun eğdiler bu kıyıma.
Yerlerine yabancı fidanlar ektiler asker nizamında.
Ama ulu hiçbir ağacımız olamadı yıllardır, olmayacakta.
Çünkü biz her canlıya ekonomik değer veririz, kesmek için yetiştiririz.
Ağacın bizimle birlikte yaşayan bir canlı ruh olduğunu bilemeyiz.
Beton yığını evlerimizin, asfalt yollarımızın, teneke arabalarımızın;
Yıllanmış bir ağaçtan daha değersiz olduğunu ben değil,
Doğa bize anlatacaktır. Çok acı biçimde...

Oğuz Karsan
08-01-2009, 21:27
Merhaba,

Üsküdar, Altunizade de, Capitol' ün arkasında bulunan Üsküdar Kültür Merkezinin karşısındaki kaldırım birkaç gün önce söküldü ve bu gün yeniden aynı tür taşlar ile döşendi.

Her gün o kaldırımdan geçen bir vatandaş olarak, Üsküdar Belediyesine soruyorum.

1- Kaldırımın nesi bozuktu ?.
2- Bu masraf çok gerekli miydi ?.
3- Bozuk olmadığı halde neden yenilendi?.

Saygılar