View Full Version : Pestisit (zararlı öldürücü maddeler) kullanımı hakkında bilgiler
Biz kükürtü Külleme hastalıklarına karşı öneriyorduk eskiden. Şimdilerde sistemik ve çok etkili külleme ilaçları var piyasada. Onları tercih ediyorum. uygulamadan 1 saat sonra yağmur yağsa bile ilaç yıkanmıyor çünkü sistemik.
Bir de Kırmızı örümcek ile eriofit akarların sorun olduğu yerlerde öneriyoruz. Bunun dışında pekçok zararlı böcek için sınırlı etkiye sahip. Organik tarımda önerilen bir kimyasal.
Yazının bulunduğu linki kopyalamayı unuttum, gidip tekrar aramak da zor geldi :) Fmt79 yazmıştı...
Sistemik ilaçlar konusu biraz açalım mı?
Hangi yönden açmak gerek? Birkaç tanım var onları yazmak istiyorum, belki sistemik pestisit ne demek o zaman daha net anlaşılır
Bitki dokularında taşınmalarına göre pestisitler
1) Değme etkili pestisitler:
Kesinlikle bitki dokularına nüfus etmeyen (basınçla uygularken stomalardan bir miktar giriş olur, ancak önemli bir miktar değildir), sadece bitki yüzeyinde kalıp, hedef canlı tarafından alındığında ektinlik gösteren pestisitlerdir. Örneğin; bir böcek bitki dokusunu yediği zaman insektisiti de alır ve ölür. Yada bir patojen fungus sporu ilaçlı bitki yüzeyine temas ettiğinde fungisit sporu öldürür yada çimlenmesini engeller vb. Örneğin kükürt değme etkili bir fungisittir(insektisit ve akarisit özelliği de var). Bitkiye uygulandığı zaman yaprak yüzeyindeki külleme fungusunu ve sporlarını öldürür, aynı zamanda yeni gelen külleme sporlarının da çimlenmesini engeller. Ancak yaprakların her tarafı ilaçlanmalıdır. Bazı yerler gözden kaçarsa başarı şansı azalır.
2) Translaminar etkili pestisitler:
Bu pestisitler bitki dokularında hareket ederler ancak iletim dokularına ulaşmazlar. Sadece yaprak dokularında hareket ederler. Bitkinin yaprak üstüne uygulandıklarında yaprağın alt yüzeyine de ulaşır. Örneğin Trifloxystrobin adlı etkili madde translaminardır. Yani kavunda külleme için ilaçlama yaparken bazı yaprakların sadece üst kısmına ilaç değse alt yüzeyine de ulaşır.
3) Sistemik etkili pestisitler:
İletim dokuları vasıtasıyla bitkinin tüm organlarına kadar ulaşabilen pestisitlerdir. Yapraktan uygulanan pestisitin kalıntısına köklerde rastlanabilir. İlaçlamadan çok kısa bir süre sonra (genellikle 2 saat) bitki tarafından tamamen emilirler. Daha sonra yağmur yağsa bile pestisit etkinliğinden hiçbir şey kaybetmez. Örneğin Hexaconazole tam sistemik (yarı sistemikler de var) ve floem tarafından taşınan bir etkili maddedir. Uygulamadan kısa bir süre sonra bitki dokusuna nüfus eder ve en uzak dokulardaki fungusları bile öldürür. Aynı zamanda sporları öldürücü ve çimlenmelerini engelleyici özelliği de vardır.
Yada Acetamiprid, yaprak bitlerine karşı kullanılan sistemik bir insektisittir. Bitkiye sulama suyu ile verilse bile bitki tarafından alınıp en üst noktalara kadar taşınır. Sulama suyundaki insektisit uç sürgündeki yaprak bitini öldürür.
Sistemik pestisitler kullanım kolaylığı, çevreden etkilenmemeleri (yağmur gibi), etkinliklerinin yüksek oluşu vb nedenlerde avantajları fazla olan pestisitlerdir. Ancak bazı kötü tarafları da mevcuttur.
Sistemik fungisitlere karşı dayanıklılık değme etkililere göre daha fazla olmaktadır. Fungusların dayanıklılık geliştirdiği fungisitlerin hemen hemen hepsi sistemik olanlardandır.
En önemli zararı ise, insan sağlığını hiçe sayan, bilgisiz ve bilinçsiz üreticilerin elinde birer kimyasal silaha dönüşmeleridir. Uzun uzadıya yazmadan görmüş olduğum bir olayı yazayım, daha net anlatmış olurum.
Bir hıyar üreticisi ilaçlama yapıyor. Hangi pestisiti kullandığını sordum, Fosforin M dedi. Aman Allahım dedim, tabiki. Çünkü etkili maddesi Parathion methyl ve etki süresi sebzelerde 28 gün. Ve bu insektisit sistemik. Daha da vahim, LD 50 değeri çok düşük; 3 mg/kg. Ne anlama geliyor;
Hıyar Akdeniz Bölgesinde 2-3 güne bir hasat edilir. İnsektisitin etki süresi 28 gün. Yani adamın hasat ettiği hıyarların üçte ikisi zehirli olarak insanlara ulaşmış olur. Türketici ise güzelce yıkasa, hatta kabuğunu soysa yine zehir yemekten kurtulamıyor. Çünkü insektisit hıyarın tüm dokularında dolaşıyor.
O yüzden pestisit kullanırken uzmanına sormak lazım. Kendi kafamıza göre iş yaparsak vahim sonuçlar doğurabilir.
Bu durumda, evdeki bitkilerimiz için sistemik etkililer uygun. Biber nane gibi yediklerimiz varsa, onlara da 1 aylık süre tanınabilir... Değil mi?
Bu durumda, evdeki bitkilerimiz için sistemik etkililer uygun. Biber nane gibi yediklerimiz varsa, onlara da 1 aylık süre tanınabilir... Değil mi?
Hayır... Yazmayı unutmuşum :D
İlaçlama yapmadan önce etiketi iyice okumalıyız. Son ilaçlama ile hasat arasındaki süre başlığı altında yazan gün kadar beklememiz gerekir. Ruhsatlama aşamasında Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele Araştırma Enstitülerinde toksikoloji testleri yapılır. Burada etki süreleri hesaplanır. Ve kanunen pestisitin etiketinde bu süre yazılmak zorundadır. Herbir pestisitin etki süresi farklı olabilir. Bazı pestisitler var ki sistemiktir ve etki süreleri 3 gündür (yani o kadar kısa). Bazıları var ki 90 gündür. Ben pestisit önerirken bunlara çok dikkat ederim. Pek çok meslektaşım da öyle yapıyordur. Ama bazıları para hırsı ile görmezlikten gelebiliyor.
Tüketici olarak biz de etiketine bakalım, LD50 değeri kaç mg? Ekti süresi kaç gün? Sebzelerde kullanacaksak hasatını ona göre hesaplayalım.
Merhaba fmt79!
Öncelikle verdiğin bilgiler için teşekkürler.Benim öğrenmek istediğim şey LD 50 değerinin ne demek olduğu.Bu konuda biraz daha bilgi verirsen sevinirim.Selamlar
LD: İngilizce Lethal Dose kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Yani öldürücü doz demektir. LD 50 ise, bir organizma topluluğunun %50'sini öldüren minimum doz anlamına gelir. LD 50 değeri kg vücüt ağırlığı başına mg olarak gösterilir. LD 50 değeri 1 mg/kg olan bir kimyasaldan 60 mg (60 kilo olduğum varsayılırsa) aldığım zaman ölme ihtimalim %50 olur.
Yani pestisitlerin LD 50 değerleri ne kadar düşük ise o derecede zehirli oldukları anlamına gelir.
Arkadaslar ben gidalardaki pestisit kalintilari analizlerini yapan bir laboratuvarda calismaktayim. Devamli olarak pestisit kullanimi ve kalintilariyla ugrastigimiz icin sunu soylemek istiyorum:
LD degerlerine cok fazla takilmamak lazim. Cunku o degerler cok yuksek degerler. Pestisit kullaniminda sadece ani olum olayi (yani LD yi asmak) yok. Bu pestisitlerin etken maddelerine ait kodeks degerleri vardir. Bu kodeks degerleri ilgili urun icin izin verilen en yuksek kalinti degerlerini belirtir. Bir anlamda bu degerin uzerindeki kalintilar vucut tarafindan tolere edilemeyecek kadar yuksektir ve uzun vadede kanser gibi olumcul rahatsizliklara yol acabilir.
Simdi burada LD degerlerine neden takilmamak gerektigine gelirsek: Ld degerleri 50-100 mg/kg gibi yuksek degerlerken kodeks degerleri 0.001 mg/kg a kadar inebilir. Yani ilgili pestisitin mesela 50 mg/kg lik bir dozu ani olume yol acarken, 0.001 mg/kg bir kalintisi uzun vadede kanser olmamiza yol acabilir.
Iste isin enterasanligi burada basliyor. Cunku her ulkenin kendi kodeks listesi var ve bu listelerdeki degerler farklilik gosteriyor.
Ornek verecek olursak:
Captan etkili maddesini iceren bir ilaci elmada kullandiginizda Turk gida kodeksine gore deger 5 mg/kg iken
(bkz. http://eski.kkgm.gov.tr/Mevzuat/Kodeks.asp?Adres=KodeksList.htm) ,
Avrupa Birligi uyesi ulkelerin temel aldigi Codex Alimentarius`a gore bu deger 25 mg/kg
(bkz. http://www.codexalimentarius.net/mrls/servlet/PesticideServlet?Pesticides=7&Items=0&out_style=by+substance&Domain=PesticideMRLs&Language=english&query_form=%2Fmrls%2Fpestdes%2Fpest_q-e.htm)
Yani buradan su sonucu mu cikarmak gerekiyor: Avrupa Birligine girebilirsek (!) ben bu pestisite daha dayanikli bir hale mi gelecegim.
Sonuc olarak dunya ulkeleri pestisit kalintilarinin insanlara zarari uzerinde uzlasamamis, daha dogrusu hangi dozun zararli oldugu uzerine anlasamamis durumdalar. Bu nedenle pestisit kullanimindan mecbur degilseniz uzak durmanizi oneririm.
Ayrica bu pestisitlerin kanser edici ozellikleri disinda farkli zararlari olanlar da bulunmakta. Ornegin Amitraz etkili maddesi. Yapilan deneylerde erkek kurbagalarda disiler gibi memelerin (bu sekilde yazmak zorunda kaldim cunku baska bir ifadesi yok) gelismesine yol actigi gozlemlenmistir.
Kendinizde (erkek arkadaslar icin soyluyorum) ya da oglunuzda boyle bir zararin ortaya ciktigini dusunsenize. Ben dusunmek bile istemiyorum. Bu maddelerin kullanimi yerine eger bulabilirseniz dogal mucadele yollarini tercih edin. Eger bulamazsaniz da pestisitleri kullanirken lutfen cok dikkatli olun ve bilincli olarak kullanin.
Saygilarimla/
Bulent Olmez
Izmir
gidalardaki pestisit kalintilari analizlerini yapan bir laboratuvarda calismaktayim
Yeni gelen arkadaşlar (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=157) bölümüne yazsaydınız sizi daha çabuk bulur, sorardık :)
Sayın olmez, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz.
Burada benim söylemek istediğim şey yanlış anlaşılmış olabilir. Tabiki bir pestisitin sadece LD 50 değerine bakarak zararını ortaya koyamayız. Ancak şu var ki, alanında uzman kişiler haricindeki kullanıcı kitlesi bu pestisitlerin kanserojen, mutajen, vb özelliklerini ortaya koyamazlar. Bundan dolayı kullanıcıların bakabilecekleri tek nokta LD 50 gibi görünmektedir. Nitekim Tarım Bakanlığı da ruhsat verdiği pestisitlerin üzerine LD 50 değerini yazmayı zorunlu kılmıştır.
Pestisit önermeden önce pekçok mücadele yöntemini gözden geçirir ve etkili olup olmayacağını düşünürüz. Varsa diğer mücadele yöntemlerini öneririz. Ama malesef pekçok durumda en etkili yöntem hala Kimyasal Mücadeledir. Kimyasal kullanılacaksa çevreye ve insana en az zararlı olanları seçeriz. Pestisit önerirken etkili maddenin LD 50 değeri, ürünler üzerindeki kalıntı limitleri, arılara ve doğal düşmanlara etkileri ve ilaçlama ile hasat arasındaki süre gibi pekçok konuyu göz önünde bulundururuz.
Ancak gözünü para hırsı bürümüş bazı meslektaşlarımız yüzünden pestisit sektörü de gereksiz suçlamalar ile karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin, turunçgilde unlu bit ve kabuklu bitler için yazlık yağ gibi mucize bir insektisit dururken Chlorpyrifos ethyl önerenleri şahsen gördüm. Yada erken dönemde Malathion ile geçiştirmek mümkün iken Parathion methy önerenler. Tabiki bu ürünlerin pek çoğu ya ilaçlama kurallarına uyulmaması yada ilaçlama ile hasat arasındaki süreye riayet edilmemesi sebebiyle pestisit kalıntısı sorunu ile karşı karşıya kalıp ihracattan dönmektedirler.
Bu gibi durumların önüne geçmek için pestisit kullanan kişilerin mutlaka bir uzmana danışması gerekmektedir. İkinci önemli nokta ise, nasıl ki hasta olunca bir ilaç önerisi almışsak doktordan, ve içerken prospektüsünü okuyorsak (ben mutlaka okurum, okumadan içmem) aynen öyle bitkilerimiz için kullandığımız pestisitlerin de etiketlerini mutlaka okuyalım.
İkinci ve bence en önemli nokta ise, pestisiti uygun dozda, uygun zamanda, uygun şekilde uygulayalım, ve ilaçlama ile hasat arasındaki süreye dikkat edelim. Uygun ilaçlama yapılır ve bekleme süresine riayet edilirse hiçbir pestisit insan sağlığına olumsuz etkide bulunmaz. Zaten bunun aksi olsaydı hiçbir pestisite dünyanın hiçbir yerinde ruhsat verilmezdi.
Tabi hep üzerine basa basa söylediğimiz ve her seferinde aaah ah diye iç çektiğimiz müzmin bir konu daha var. O da pestisitlerin reçete ile satılması. Reçetelerin de uzman kişilerce doldurulmuş olması. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın bu hayallerimize ulaşacağız :(
Bizim tarım sisteminde köylü mehmet ağadan tutun da muhtar veliye kadar herkes pestisit önerebiliyor. Tarım ilacı bayisi de telefonla "ha o kırmızı böcükten mi var, tamam şu gönderdiğimi at sorun biter" diyebiliyor. Hatta garibim üretici pülverizatörün önüne geçip "Oooh valla bu ilaç hem yüzümü hem ciğerlerimi yaktı, acayip te kokuyor böcekleri kesin öldürü be" diyebiliyor. Bu olayı bizzat yaşadım, gülsem mi ağlasam mı karar veremedim :( :D
Sayın fmt79 ve bütün arkadaşlar;
Sanırım yazarken bir şeyi belirtmeyi unutmuşum. Ben uyarılarımı yaparken tarımı hobi olarak yapanları düşünmüştüm. Bu nedenle mecbur kalana kadar uzak kalın uyarısını yapmıştım. Sanırım tarımla ticari olarak uğraşan arkadaşlarımızı ayırmadığım için benden kaynaklanan bir yanlış anlaşılma oluşmuş. Bu işle ticari olarak uğraşan arkadaşlarımızın pestisit kullanımını ayrı olarak ele alalım. Benim uyarımı şu an için bu işi sadece hobi olarak yapanlar değerlendirsin.
Ancak ülkemizde satış için üretilen ürünlerde kullanılan maddeler ve kullanım şekilleri yukarıda da belirtildiği gibi bazen insanı acı içinde bırakıyor. Hatırlayınız 2-3 yıl önce Almanya Türk biberine yasak koymuştu ve Türk biberi Almanya'ya giremiyordu. Sebep ise sadece tütün ve pamukta kullanılması gereken bir madde olan Methamidophos etken maddesinin biberlerimizde çıkması idi. Pamuğa iyi geldi biberde de işe yarar şeklindeki tamamen bilinçsiz bir varsayımdan kaynaklanan bir sorun (En azından ben öyle olmasını umut ediyorum.) Bu biberler ihraç edilemeyince tabi ki yurt içinde tüketildi, bize tükettirildi. İsterseniz yurt içi denetimlerin de arttırılabilmesi için neler yapabilirizi ayrı bir başlık altında açıp tartışalım.
Saygılarımla
Yeni gelen arkadaşlar (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=157) bölümüne yazsaydınız sizi daha çabuk bulur, sorardık :)
İnternete sadece iş yerimden girebildiğim ve iş yoğunluğumdan dolayı siteye çok sık giremediğim için sadece yeni mesajlara bakıp paylaşabileceğim bir bilgim varsa onu paylaşıp hemen işime dönüyorum. Bilgisayara çok meraklı 5 yaşında bir oğlum olduğu için de eve bilgisayar almıyorum. Kerata bilgisayar başına oturduğu zaman tüm dünya ile ilişkisini kesiyor.
Ancak ülkemizde satış için üretilen ürünlerde kullanılan maddeler ve kullanım şekilleri yukarıda da belirtildiği gibi bazen insanı acı içinde bırakıyor. Hatırlayınız 2-3 yıl önce Almanya Türk biberine yasak koymuştu ve Türk biberi Almanya'ya giremiyordu. Sebep ise sadece tütün ve pamukta kullanılması gereken bir madde olan Methamidophos etken maddesinin biberlerimizde çıkması idi. Pamuğa iyi geldi biberde de işe yarar şeklindeki tamamen bilinçsiz bir varsayımdan kaynaklanan bir sorun (En azından ben öyle olmasını umut ediyorum.) Bu biberler ihraç edilemeyince tabi ki yurt içinde tüketildi, bize tükettirildi. İsterseniz yurt içi denetimlerin de arttırılabilmesi için neler yapabilirizi ayrı bir başlık altında açıp tartışalım.
Saygılarımla
Yazmak istediklerimi özetlemişsiniz, teşekkürler. Burada Tamaron ticari ismi ile bilinen Methamidophos'un hiçbir suçu yok. Ehil kişilerce önerilip kullandırılmış olsaydı hiçbir sorun çıkmayacaktı.
Yine pamukta eskiden kullanılan Aldicarp'ın da hiçbir suçu yoktu bence. Ne zaman ki sebze ve turunçgil üreticilerinin yanlışlıkla (!) (gözünü para hırsı bürümüş caniler tarafından önerilip satıldığına eminim) eline geçti o zaman kimyasal silaha dönüştü.
Son zamanlar öyle dehşet şeyler duyuyorum ki, kanıksadım artık. Turunçgilde Acetamiprid kullanan mı dersiniz, maydanozda parathion methyl mi kullanan dersiniz (dehşet birşey, sanki kimyasal silah), biberde chlorpyrifos ethyl kullanan mı. Siz bu konuda çalıştığınız için ayrıntı yazmamda bir sakınca yok diye düşündüm. Bu pestisiti öneren Ziraat Mühendisi meslektaşımın eğitiminden, meslek ahlakından, dürüstlüğünden ve hatta insani duygularından şüphe ediyorum.
Sizden bir ricam var. Anladığım kadarıyla KKGM'ye bağlı bir kalıntı analiz laboratuarında çalışıyorsunuz. Analizi yapılan ürünlerde en çok hangi pestisit kalıntılarına rastlanıyor? Bu önemli bir konu. Ben de ihracatı yüksek olan bir ilde çalışıyorum. Özellikle turunçgil ve sebze üreticileri hangi kimyasal silahları (!) kullanmışlar merak ediyorum doğrusu. Özellikle hangi insektisit kalıntılarına rastlanıyor? (Gerçi duyumlarım var, ama emin olmak istiyorum) yazabilirseniz sevinirim.
Bu konuyu bildiğim için gönül rahatlığıyla ne portakal yiyebiliyorum, ne biber nede hıyar. :(
......
Sizden bir ricam var. Anladığım kadarıyla KKGM'ye bağlı bir kalıntı analiz laboratuarında çalışıyorsunuz. Analizi yapılan ürünlerde en çok hangi pestisit kalıntılarına rastlanıyor? Bu önemli bir konu. Ben de ihracatı yüksek olan bir ilde çalışıyorum. Özellikle turunçgil ve sebze üreticileri hangi kimyasal silahları (!) kullanmışlar merak ediyorum doğrusu. Özellikle hangi insektisit kalıntılarına rastlanıyor? (Gerçi duyumlarım var, ama emin olmak istiyorum) yazabilirseniz sevinirim.
Bu konuyu bildiğim için gönül rahatlığıyla ne portakal yiyebiliyorum, ne biber nede hıyar. :(
Bir Kalıntı Analiz Laboratuvarında çalışıyorum, doğrudur. Ama KKGM'ye bağlı bir laboratuvar değiliz. Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi Çevre ve Gıda Analizleri Laboratuvarı'nda çalışıyorum (Kısaca ARGEFAR-ÇEG Laboratuvarı)
Analizi yapılan ürünlerde birçok kirliliğe rastlıyoruz ancak burada şu üründe şu çıkıyor, şu üründe şu çıkıyor şeklinde açıklamam ne kadar doğru olur bilemiyorum. Akreditasyon çalışmalarımız kapsamında gizlilik diye bir kural var. Bu arada Türkiye'de pestisit kalıntısı analizlerinde DFG S19 analiz yöntemi ile (DFG S19 multirezidu method:Özellikle Avrupa Birliği'nde referans metod olarak gösterilmiş bir analiz yöntemidir) akredite olmuş ilk ve tek laboratuvarız. :D . Diğer laboratuvarlar da bu metodu kullanır ancak onlar belirli sayıda pestisitte akreditedir. Listelerini genişletmek istedikleri zaman kapsam genişletme denetimi isteyerek listelerini genişletirler. Bizim akreditasyon kapsamımız ise laboratuvarda validasyonu yapılan her etken maddeyi listemize almamıza olanak verir.
Bu kadar reklam yeter sanırım, konumuza dönelim. Bu tip bilgileri belki benim vermem doğru olmayacaktır ama bu bilgilere ulaşabileceğiniz yerler de var. Ben onları toparlayınca link olarak burada veririm.
Saygılarımla.
Şu anda bizim takip ettiğimiz en önemli liste "Avrupa Birliği Gıda Kirliliği Erken Uyarı Sistemi" adı altında her hafta yayınlanan raporlardır. Bu raporlarda ürünün adı, nereden geldiği, ne tespit edildiği, hangi üye ülkede tespit edildiği gibi parametreler yer alır. En büyük mutluluğumuz ise Türkiye adının pestisit kalıntısı ile raporda artık nadiren geçmesi. (Hoş oraya gitmiyorsa nereye gidiyor o da ayrı bir konu ama)
Adresi aşağıda. Raporları inceleyebilirsiniz. Türkkiye'den linkler de yakın zamanda gelecek.
http://ec.europa.eu/food/food/rapidalert/archive_en.htm
Saygılarımla
http://ekutup.dpt.gov.tr/imalatsa/kimya/oik603.pdf
http://www.aib.org.tr/duyuru/dyryms2006004.pdf
http://www.konyatarim.com/index.asp?id=1826
Bu ve benzer linkleri Google da arama yaparak rahatlıkla bulabilirsiniz. Buralarda adı geçen maddeler şu an adı geçen ürünlerde kullanılmakta.
Tamam, teşekkürler. Ben KKGM'ne bağlı çalıştığınızı zannederek böyle bir soru sormuştum. Benim merak ettiğim konu gıda ile ilgili değil tarım ile ilgili bir konuydu. Hali hazırda duyumlarım var, ama KKGM'den arayıp bulursam ihraç ürünlerinde ne gibi kalıntılara rastlanıyor ben de yazayım. Bu pestisitlerin, rastlandıkları ürünlerde kullanılıp kullanılamayacağını da altına not düşeyim. Pestisit kalıntısının nedeni (sizin de tamaron adlı insektisit için söylediğiniz gibi) %99,9 kullanıcının hatası, yani yanlış kullanımdan kaynaklanmaktadır.
İlginiz için teşekkürler.
Tabi ki yanlış kullanımlar olduğu gibi, oldukça doğal ve temiz mücadele yöntemleri de şu anda hızla yayılmaya başladı. Benim en hoşuma giden uygulama feromon kullanımı. Gerçi o da belki bir türün üremesini engellemesi açısından doğaya haksızlık ama en azından pestisitler gibi kurunun yanında yaş da yanar mantığını gütmüyor.
1- pestisit - insektisit farkı nedir?
2- şeftalide yaprak dökümü ve tomurcuk döneminde anladığım kadarıyla sistemik daha faydalı olacaktır - mart da ilaçladığımda 3 ay sonra meyve veriyor süre yeterli görünüyor. doğru mu?
3- külleme için salatalıklara çiçeklenme döneminden önce bir sistemik uygulanabilir mi?
4- yaprak bitleri tamamı aynı ilaçla imha olur mu? sistemik olmadan en fazla 3-4 gün sebzeyi toplamadan etkisini gösterip dalındaki meyve etki geçtikten sonra yenebilir mi?
5- etken maddelerine göre ilaçları listeleyen bir site veya word belgesi olan var mı?
şimdiden teşekkürler.
edit: http://www.istabip.org.tr/gundem/254.html
kursad kardeş pestisit ilaçlar (bütün hapsi insektisit herbisit vs diğerleri) bitki özerinde bıraktıkları katıntıya denir
insektisit ise zararlı bözeklere karşı kullanılan ilaç grubudur. mesela yabancı otlara kullanılanına herbisit, mantarşlara karşı kullanılanlara fungusit gibi isimler verilir.
sistemik ilaç denmiş ama 2005 yılından buyana sistemik ilaçların üretimi durmuş durumda artık hiç bir firma sistemik ilaç üretmiyor nedeni pestisit miktarının fazla oluşu hasat ile arasındaki mesanin iyi ayarlanmamsı ve çok uzun müddet metabolizma içinde veya yüzeyinde kalması
zaten ilaç ambalajları üzerinde kullanıldığı bitkiye göre hasat ile ilaçlama arası süresi mutlaka belirtiliyor
1- pestisit - insektisit farkı nedir?
2- şeftalide yaprak dökümü ve tomurcuk döneminde anladığım kadarıyla sistemik daha faydalı olacaktır - mart da ilaçladığımda 3 ay sonra meyve veriyor süre yeterli görünüyor. doğru mu?
3- külleme için salatalıklara çiçeklenme döneminden önce bir sistemik uygulanabilir mi?
4- yaprak bitleri tamamı aynı ilaçla imha olur mu? sistemik olmadan en fazla 3-4 gün sebzeyi toplamadan etkisini gösterip dalındaki meyve etki geçtikten sonra yenebilir mi?
5- etken maddelerine göre ilaçları listeleyen bir site veya word belgesi olan var mı?
şimdiden teşekkürler.
edit: http://www.istabip.org.tr/gundem/254.html
Maddeli sorulara maddeli cevap vereyim...
1- "Pesticide" kelimesi İngilizce olup kökeni Pest=zararlı canlı, cide=öldürmek 'tir. Kelimenin Türkçedeki karşılığı (anlamı demiyorum karşılığı) Tarım İlacıdır. Genel anlamda Tarımda hastalıklar, zararlılar (böcekler, nematodlar, akarlar, kemirgenler, yumuşakçalar, kuşlar vb.), yabancı otlar vb sorunlara karşı kullanılan kimyasallara Pestisit denir. Aslında bu kelimeyi Tarım İlacı (umarım insan ilacı gibi algılanmaz) olarak telaffuz etmek en güzeli, ama beceremiyoruz.
Pestisitler etki ettikleri organizmaya göre özel bazı isimler alırlar
İnsektisit=böcek öldürücü
Fungisit=mantar öldürücü
Bakterisit=bakteri öldürücü (ülkemizde antibiyotik yasak, sadece bir pestisit var)
Herbisit=yabancı ot öldürücü
Rodentisit=Kemirgen öldürücü (fare zehiri)
Mollusisit=yumuşakça öldürücü (salyangoz, sümüklü böcek için)
Avisit=kuş öldürücü (ülkemizde yasak ama bazı ülkelerde var)
Akarisit=Akar öldürücü (kırmızı örümcek ve diğer akarlar)
Algisit=alg öldürücü (sulama sistemleri ve havuzlar, sulama kanalları vb yerler)
Nematosit=nematot öldürücü
2- Kullanılacak olan tarım ilacının sistemik, temas etkili yada translaminar vb etkileri göz önüne alacak olan kişinin kullanıcı olması yanlış olur. Bu konuyu uzman kişiler bitkinin fenolojisini, zararlı organizmayı, bitkinin tüketilebilirliğini, nasıl tüketildiği (yaprak mı, kök mü vs), hasata yakınlığını ve daha birçok faktörü düşünerek karar verir. O yüzden zararlı organizmayı bilmeden şu bitkide şu dönemde sistemik şu dönemde temaz etkili insektisit kullanılır demek son derece yanlış olur.
Sistemik tarım ilaçları, kullanılan tarım ilaçları içinde %50'nin üstündedir. Ülkemizde ve hiçbir dünya ülkesinde yasak değildir. Sadece zamanla bazı kalıntı limitleri yüksek (rezidü limiti) tarım ilaçları yasaklanmakadır. Ama yasaklanma nedenleri malesef üreticilerimizin çok cahilce hareket etmeleri nedeniyle yanlış kullanımlardan dolayıdır. Tavsiye edilen tarım ilacı mutlaka tavsiye edildiği bitkide kullanılmalı, yada başka bitkide kullanılacaksı mutlaka öneren uzmana danışılmalı, yada en azından etiket bilgileri gözden geçirilmelidir. Geçen aylarda, pamukta ruhsatlı bir tarım ilacını (hasata kadar 60 gün beklenilmeli) turunçgilde kullanan bazı zır cahil üreticiler yüzünden 10 küsür yıllık araştırmalar ve masraflarla bulunmuş ve üretilmiş bir insektisitin yasaklanmasın neden oldu. Firmanın bu insektisiti bulmak için harcadığı onca zaman (en az 10 yıl) ve tüm masrafları, yanlış kullanımlar nedeniyle boşa gitti.
3-Sebzelerde külleme için zaten çoğunlukla sistemik fungusitler kullanılır. Aksi halde baş etmeniz zor. Burada önemli olan hasata kadar geçmesi gereken süredir. Hıyar Akdenizde 2-3 günde bir hasat edilir. Üzerinde ürün yoksa sorun yok. Ama ürün varsa, o zaman etki süresi kısa fungusitler kullanılır. Süre biter bitmez hasat yapılabilir. Kısa etki süreli pekçok fungusit mevcut.
4-Yaprak biti için ruhsatlı insektisitlerin hepsi tüm yaprak bitlerini öldürebilir, ama burda önemli olan bitkidir. Uzman burada bitkiyi düşünür. Hasata yakın bir bitki varsa o zaman etki süresi düşük insektisit önerir. Ülkemizde ruhsatlı ve etki süresi 3-5 gün arasında değişen pek çok yaprak bitine etkili insektisit var. Ancak hasata çok varsa, o zaman uzun süreli insektisitler önerilir. Burada önemli olan sistemik olup olmaması değil, hasata kadar geçen süredir. Ama sistemik olursa etki daha iyi olur. Etki süresi geçtikten sonra tarım ilacının etki mekanizmasına bakılmaksızın ürünler tüketilebilir.
Yalnız bu kanuda çok önemli bir nokta var, ilaçlamadan sonra ürünü hasata kadar geçmesi gereken süre geçtikten sonra rahatlıkla tüketebilmek için etiket bilgilerine tam uymak gerekir. Aksi halde kalıntı limitleri beklenenden fazla olur. Bilmeden zehirlenmiş olursunuz. En önemlisi dozdur. Dozun yüksek olması, geçen süreye rağmen kalıntı limitinin yüksek olmasına neden olabilir.
5- Böyle bir belge bende var tabiki, ama yanlış kullanımlara neden olduğu için bu belgeleri başkalarına dağıtmıyoruz, üzgünüm.
benim sorduğm da sizin anlattıklarınız.
kısaca ilacın etki süresiyle ürünün hasat zamanının çakışmaması gerektiğiydi.
bir de zaruret olmadıkça ilaç kullanmıyoruz bahçede.
bu yüzden yazın tam verim zamanında haftada 2-3 kova salatalık topladığımız salatalıklar küllemeden kurudu. börülce vsyi de kurtlanmadıkça ilaç atmıyoruz. hoş, kurtlansa da kolay kolay atmıyorum kurtlar hepsini delik deşik ediyor.
ilaçların etken maddelerini de özellikle sordum.
verdiğim linkte bazı etken maddeli ilaçların avrupada yasaklandığı yazıyordu. hangi ilaçlar olduğunu bakmak ve elimden geldiğince sakınmak için sordum.
yoksa hangi ilaçcıya girsen bir iki satır konuşsan eline bir şişe tutuşturuyorlar, bunu uygula diye.
izzeterisen
08-03-2008, 19:45
kürşad merhaba
Geçen yıl börülcelerimde Bruchus sp. sorun oldu (senin kurtlanma dediğin şey)
Avaunt diye bir ilaç var (ilaçlama -hasat arası geçmesi gereken süre 3 gün)
çok etkili oldu
kullanılmaya değer.
Sayın ağaç dostu fmt79
Açıklamalarınızdan yararlandım.
Teşekkürler.
Aklımı karıştıran bir konuyu sormak istiyorum.
Kullanacağım pestisitin hasat süresi 3 gün ise, bitki bünyesine ulaşan ilaç bu süre içinde gerçekten de inaktive oluyor mu? Yoksa ilaç üreticileri ticari başarılarını düşünerek, denetimsiz ortamın başıboşluğundan yararlanarak gerçek olması gerekenden daha kısa mı gösteriyorlar? Bu sorumun muhatabı olmayabilirsiniz ama yine de bir uzman olarak belli bir kanıya sahipsinizdir. Kullandığımız bitkinin türüne göre bu süre elbette değişkenlik gösterecektir, örneğin patlıcanda başka, asmada başka gibi...
Beni rahatsız eden nokta bu: Prospektüslerde yazılı rakamlara güvenelim mi, yoksa daha mı titiz olalım.? Üç gün önce, hasat süresi 3 gün yazılı bir ilaç kullandığım patlıcanlarımı çocuklarıma yedirebilir miyim? Ne önerirsiniz? Pek havada bir danışma gibi olduysa da...
Teşekkür ve saygılarımla...
Sayın ağaç dostu fmt79
Açıklamalarınızdan yararlandım.
Teşekkürler.
Aklımı karıştıran bir konuyu sormak istiyorum.
Kullanacağım pestisitin hasat süresi 3 gün ise, bitki bünyesine ulaşan ilaç bu süre içinde gerçekten de inaktive oluyor mu? Yoksa ilaç üreticileri ticari başarılarını düşünerek, denetimsiz ortamın başıboşluğundan yararlanarak gerçek olması gerekenden daha kısa mı gösteriyorlar? Bu sorumun muhatabı olmayabilirsiniz ama yine de bir uzman olarak belli bir kanıya sahipsinizdir. Kullandığımız bitkinin türüne göre bu süre elbette değişkenlik gösterecektir, örneğin patlıcanda başka, asmada başka gibi...
Beni rahatsız eden nokta bu: Prospektüslerde yazılı rakamlara güvenelim mi, yoksa daha mı titiz olalım.? Üç gün önce, hasat süresi 3 gün yazılı bir ilaç kullandığım patlıcanlarımı çocuklarıma yedirebilir miyim? Ne önerirsiniz? Pek havada bir danışma gibi olduysa da...
Teşekkür ve saygılarımla...
Sayın Birbay dilerseniz sorunuzu ben yanıtlayayım. Tarım ilaçları piyasaya sürülmeden önce ruhsat almak zorundadır ve buna ruhsatlandırma çalışmaları denir. Bu ruhsatlandırma çalışmalarının bazılarını da biz yapıyoruz. Ruhsatlandırma çalışması için ürünlerden ilaçlanmadan hemen önce, ilaçlandıktan hemen sonra numune toplanır. Daha sonra ise ilacın tahmini inaktivasyon süresi göz önüne alınarak diğer günlerin numuneleri toplanır. (1. gün, 3. gün, 1. hafta,10. gün, 15. gün ...vb) Sonra bu ürünler laboratuara gelir ve hepsi ayrı ayrı analizlenir. Ürün ilaçlanmadan önce toplanmış olan numune de herhangi bir kalıntı beklenmez. Bu nedenle bu numune kör kabul edilir ve kontroller için kullanılır. İlaçlamanın hemen ardından toplanan numune ise 1. nokta kabul edilir. Sonra diğer günler de çalışılarak ürün üzerindeki kalıntının ne zaman insan sağlığı için sorun oluşturmayacak düzeye indiği tespit edilir. İşte o numunenin üzerinde yazan gün ilacın etiketi üzerinde yer alacak olan hasat zamanıdır. Yani orada yazan günde ürününüz üzerinde sıfır kalıntı diye birşey sözkonusu değil. Size zarar vermeyecek düzey söz konusu.
Burada size küçük bir bilgi de vermek isterim. Biz üniversite birimi olduğumuz için aynı zamanda doktora tezleri, bitirme tezleri gibi konularda da üniversite mensuplarımıza çalışmalarında destek veririz. Bu çalışmalar kapsamında bir öğrenci arkadaşımızın (şu an personelimiz) bitirme tezi çalışmalarından çıkan şöyle bir sonuç var. Ancak önceden belirteyim ki tüm pestisitler için çalışılmış ve değerlendirilmiş değildir. Bu nedenle genel bir kural olarak algılamanızı tavsiye edebilirim. Sonuç şu; Üzerinde tarım ilacı kalıntısı bulunan bir tarım ürünü 20 dakika su içerisinde bekletilirse, üzerinde bulunan kalıntı düzeyi % 60 oranında düşmektedir. Yani sadece suda 20 dakika bekletirseniz su bu ilacın %60 ını çözerek üründen çekmektedir. Tabi bunu her tarım ürününe uygulamak mümkün değil. Bu çalışma domates ile yapılmıştı ve 20 dakikada domatese herhangi birşey olmuyordu. Ancak bunu üzümde yapmaya çalışırsanız üzüm bu kadar sürede içerisine bol miktarda su alacak ve çatlayacaktır. Bu nedenle ben kendi evimde domates, patlıcan, elma ...vb suya dayanıklı ürünleri 20-25 dakika, üzüm, çilek gibi suya dayanıksız ürünleri ise 5-10 dakika (arasıra çalkalayarak) suda tutup sonra yıkayarak tüketiyorum. Şu anki şartlar altında alabileceğiniz en kolay ve etkili çözüm budur.
Saygılarımla.
Sayın ağaç dostu fmt79
Açıklamalarınızdan yararlandım.
Teşekkürler.
Aklımı karıştıran bir konuyu sormak istiyorum.
Kullanacağım pestisitin hasat süresi 3 gün ise, bitki bünyesine ulaşan ilaç bu süre içinde gerçekten de inaktive oluyor mu? Yoksa ilaç üreticileri ticari başarılarını düşünerek, denetimsiz ortamın başıboşluğundan yararlanarak gerçek olması gerekenden daha kısa mı gösteriyorlar? Bu sorumun muhatabı olmayabilirsiniz ama yine de bir uzman olarak belli bir kanıya sahipsinizdir. Kullandığımız bitkinin türüne göre bu süre elbette değişkenlik gösterecektir, örneğin patlıcanda başka, asmada başka gibi...
Beni rahatsız eden nokta bu: Prospektüslerde yazılı rakamlara güvenelim mi, yoksa daha mı titiz olalım.? Üç gün önce, hasat süresi 3 gün yazılı bir ilaç kullandığım patlıcanlarımı çocuklarıma yedirebilir miyim? Ne önerirsiniz? Pek havada bir danışma gibi olduysa da...
Teşekkür ve saygılarımla...
Olmez arkadaşımıza aynen katılıyorum. Mesajı biraz geç gördüm üzgünüm... Ama soruya değer verdiğim için yine de yanıt vermek istiyorum (cevaplar aynı olsa bile)
- Tarım ilaçlarına ruhsat vermekle yükümlü kurum ülkemizde Tarım Bakınlığına bağlı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğüdür. Ruhsat aşamasında pestisitler, firmanın iddia ettiği zararlı, hastalık yada yabancı otlara karşı, iddia edilen üründe denenirler. Bu denemeleri KKGM genellikle Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü'ne, yada uzmanı olan diğer araştırma enstitüleri ile üniversitelere isterse verebilir. Bu pestisitler Olmez arkadaşımızın anlattığı gibi denemelerden geçer, başarılı bulunursa ruhsat verilir. Ruhsatlamada da mutlaka yapılan kalıntı analizlerinin sonucuna göre hasat aralığı yazılır. Dolayısıyla, bir pestisiti üzerinde yazan, önerilen bitkide, önerilen zamanda ve önerilen dozda kullanmış iseniz o zaman hasat aralığına güvenmek durumundasınız.
Sayın Birbay dilerseniz sorunuzu ben yanıtlayayım. Tarım ilaçları piyasaya sürülmeden önce ruhsat almak zorundadır ve buna ruhsatlandırma çalışmaları denir. Bu ruhsatlandırma çalışmalarının bazılarını da biz yapıyoruz. Ruhsatlandırma çalışması için ürünlerden ilaçlanmadan hemen önce, ilaçlandıktan hemen sonra numune toplanır. Daha sonra ise ilacın tahmini inaktivasyon süresi göz önüne alınarak diğer günlerin numuneleri toplanır. (1. gün, 3. gün, 1. hafta,10. gün, 15. gün ...vb) Sonra bu ürünler laboratuara gelir ve hepsi ayrı ayrı analizlenir. Ürün ilaçlanmadan önce toplanmış olan numune de herhangi bir kalıntı beklenmez. Bu nedenle bu numune kör kabul edilir ve kontroller için kullanılır. İlaçlamanın hemen ardından toplanan numune ise 1. nokta kabul edilir. Sonra diğer günler de çalışılarak ürün üzerindeki kalıntının ne zaman insan sağlığı için sorun oluşturmayacak düzeye indiği tespit edilir. İşte o numunenin üzerinde yazan gün ilacın etiketi üzerinde yer alacak olan hasat zamanıdır. Yani orada yazan günde ürününüz üzerinde sıfır kalıntı diye birşey sözkonusu değil. Size zarar vermeyecek düzey söz konusu.
Burada size küçük bir bilgi de vermek isterim. Biz üniversite birimi olduğumuz için aynı zamanda doktora tezleri, bitirme tezleri gibi konularda da üniversite mensuplarımıza çalışmalarında destek veririz. Bu çalışmalar kapsamında bir öğrenci arkadaşımızın (şu an personelimiz) bitirme tezi çalışmalarından çıkan şöyle bir sonuç var. Ancak önceden belirteyim ki tüm pestisitler için çalışılmış ve değerlendirilmiş değildir. Bu nedenle genel bir kural olarak algılamanızı tavsiye edebilirim. Sonuç şu; Üzerinde tarım ilacı kalıntısı bulunan bir tarım ürünü 20 dakika su içerisinde bekletilirse, üzerinde bulunan kalıntı düzeyi % 60 oranında düşmektedir. Yani sadece suda 20 dakika bekletirseniz su bu ilacın %60 ını çözerek üründen çekmektedir. Tabi bunu her tarım ürününe uygulamak mümkün değil. Bu çalışma domates ile yapılmıştı ve 20 dakikada domatese herhangi birşey olmuyordu. Ancak bunu üzümde yapmaya çalışırsanız üzüm bu kadar sürede içerisine bol miktarda su alacak ve çatlayacaktır. Bu nedenle ben kendi evimde domates, patlıcan, elma ...vb suya dayanıklı ürünleri 20-25 dakika, üzüm, çilek gibi suya dayanıksız ürünleri ise 5-10 dakika (arasıra çalkalayarak) suda tutup sonra yıkayarak tüketiyorum. Şu anki şartlar altında alabileceğiniz en kolay ve etkili çözüm budur.
Saygılarımla.
Sn Olmez
İnternete ilk bağlandığımda yanıtınızı okudum, gecikerek de olsa teşekkür ve saygılarımı sunmak istedim.
Verdiğiniz bilgiler benim ve benim gibi bu konuyu merak edenler için oldukça doyurucu ve sevindirici. Ruhsatlandırma işlemlerinin sandığımızdan daha iyi denetimli bir süreç izlediğini öğrenmek ne kadar güzel. Benimle birlikte çok sayıda tüketicinin içini kemiren bir nokta idi. Güzel dile getirmişsiniz. Anlattığınız ruhsatlandırma aşamalarının mesleki ilgimiz nedeniyle, olması gerektiğini öteden beri biliyorduk ama uygulamada ne ölçüde titizlik gösterildiğini bilmiyorduk.
Suda bekletme öneriniz de son derece yararlı. Evlerimizde genellikle yıkanır, suyunun süzülmesi için bir yerde bekletilirdi. Bir tek üzümde 5-10 dadika kadar su içinde tutulurdu. Bu öneriniz çok yerinde olduğu için, bundan sonra çevreme de yaymaya çalışacağım.
Tekrar teşekkür ve saygılar sunarım.
Olmez arkadaşımıza aynen katılıyorum. Mesajı biraz geç gördüm üzgünüm... Ama soruya değer verdiğim için yine de yanıt vermek istiyorum (cevaplar aynı olsa bile)
- Tarım ilaçlarına ruhsat vermekle yükümlü kurum ülkemizde Tarım Bakınlığına bağlı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğüdür. Ruhsat aşamasında pestisitler, firmanın iddia ettiği zararlı, hastalık yada yabancı otlara karşı, iddia edilen üründe denenirler. Bu denemeleri KKGM genellikle Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü'ne, yada uzmanı olan diğer araştırma enstitüleri ile üniversitelere isterse verebilir. Bu pestisitler Olmez arkadaşımızın anlattığı gibi denemelerden geçer, başarılı bulunursa ruhsat verilir. Ruhsatlamada da mutlaka yapılan kalıntı analizlerinin sonucuna göre hasat aralığı yazılır. Dolayısıyla, bir pestisiti üzerinde yazan, önerilen bitkide, önerilen zamanda ve önerilen dozda kullanmış iseniz o zaman hasat aralığına güvenmek durumundasınız.
Sn. fmt
Sn Olmezle birlikte ruhsatlandırma çalışmalarının disiplinli bir uygulama ile yürüdüğünü savunmuş bulunuyorsunuz. Bu bize bir rahatlık sağladı. Öteden beri alışıla gelmiş vurdum duymazlığımızdan tedirgin olduğumuz için, içimizi pestisittten önce bu konu kemiriyordu. Açıklamalarınız için teşekkürler ve saygılar.
Cumhur Tonba
16-12-2008, 12:51
Arkadaşlar. Verdiğiniz bilgiler çok güzel ve yararlı. Ellerinize sağlık. Bilgiler yanında arkadaşlarımız çok doğru teshişlerde de bulunmuşlar. Onlarada teşekkürler. Bilinçli oaln kişiler bazı tetbirler alabilir. Fakat genel çoğunluk ne yapacak.
Örneğin İstanbul'a Keşan'ın bazı köylerinden sebze (Biber, salatalık, domates, patlıcan ) gidiyor. Ne zaman bir zararlı görülse dayanıyorlar ilacı. Sadece sebzede değil. Bir çok üründe durum aynı. Maallesef ilaçlama ile hasat arasındaki süreyi çogunlukla dikkate alan yok. Bunu bilgilerinize sunarım.
Önümüzdeki yıl, zirai ilaçların Çiftçi Kayıt Sistemindeki verilere göre reçete ile verimesi çalışmaları var. Onda da bir çok boşluk var. Öeneğin Buğday için alacak, sebzede kullanacak.vs.
Ne zamanki sorumluluk sahibi, vicdanının sesini dinleyen kişiler olacağız. İşte o zaman bu işler azalacak.
Saygılarımla.
vBulletin® v3.7.4, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.