PDA

View Full Version : Yılan




malina
19-10-2006, 18:14
Buyurun bakalım :)




memet
19-10-2006, 18:29
yurt dışına çıkarılması yasak yılan türlerimiz var..ve kaçırılıyor..

Onur G. HİTİT
19-10-2006, 18:35
Hopa engereği ve Mısır kobrası, ülkemizde de yaşayan ve az bulunan türlerdendir. Özellikle hopa engereği, sadece ülkemizde kısıtlı bir alanda bulunmakta bildiğim kadarıyla.

Saygılarımla...

kürekçi
19-10-2006, 19:11
Hopa engereği ve Mısır kobrası, ülkemizde de yaşayan ve az bulunan türlerdendir. Özellikle hopa engereği, sadece ülkemizde kısıtlı bir alanda bulunmakta bildiğim kadarıyla.

Saygılarımla...

Familya: Elapidae(Mercan Yılanları+Kobralar)

Proteroglypha grubuna dahil en zehirliveinsanlar için en tehlikeli yılanlardır. Zehirleri nörotoksin yani sinirleri felç edici etkiye sahiptir. Çok güzel renklere sahiptirler. Karasal ve yarı sucul türleri vardır. En bol Avusturalya'da bulunurlar. 41 cins 180 kadar türü vardır. Ülkemizde tek tür olarak, Walterinnesia aegyptia-Kara Çöl Yılanı, Mısır Kobrasıbulunmaktadır. (Kitabın kenarına hocamız söylerken not almışım :) "2001 yılında Urfa civarında görülmüş.")

Walterinnesia aegyptia: 2m kadar boyları vardır. Parlak siyah ve lekesiz sırt rengi ile kara yılan(Coluber jugularis) ile karıştırılabilir. Çeşitli biyotoplarda, yapılara yakın yahut çölde yaşarlar. Mısır'dan Zagros Dağları'na kadar olan bölgede, Levant ve Orta Doğu'da dağılış gösterir.

Todor
21-10-2006, 07:31
Benim yaşadığım çevrede de, bozyörük, engerek ve kör yılana çok sık rastlanıyor.Derede yaşayan su yılanlarıda gördüm.
Bozyörük diye isimlendirilen tür, koyun ve ineklerin memesinden süt içmesi ile meşhur. İnsandan korkmuyor. Çok sıkıştırılırsa havaya dikilip, ağzını açarak tıslıyor. Tecrübelerimle sabit.
Yılanın kükürt kokusunu sevmediği söyleniyor. Yılan gelmesin istiyorsanız yere kükürt serpebilirsiniz.

minka
28-10-2006, 01:46
Merhaba,
Bulunduğum yerde kobra yılanı olduğu söyleniyor.Zehirli yılandan(bir de akrep ve bir örümcek)söz ediliyor.3 yıl önce çocuklardan birinin çantasından 1.5 mt. uzunluğunda bir yılan çıkmıştı.Biz de incelemiştik.Aşağıda verdiğim adresteki değildi galiba,çünkü vücut çapı daha büyüktü.Canlısıyla karşılaşmadık.Önceleri kobra türü yılanların burada olacağına inanmamıştım,ama nadir,zehirsiz bir tür bile varmış.

http://reptile.fisek.com.tr/lepmac.htm

Sebahattin Sargın
20-12-2006, 17:51
Ben bursada merkezde oturuyorum dolayısıyla yılan görmek imkansız.Ben seviyorum onları, evet tehlikeliler ama biz buluşmazsak ve tedbir alırsak bir şey olacağını sanmam.Ne yazıkki insanlar yılanları gördüğü yerde öldürüyorlar.Bu yüzden doğal denge bozuluyor.

Memet haklı, bazı türler kaçırılıyor.Yılanlar sıkıntıya girdiklerinde ve panik yaptıklarında daha çok saldırgan oluyorlar.Ya da ölüyorlar.Böyle giderse anadoluda onların da nesli ne yazıkki tükenicek, çok yazık.Umarım bu konuda önlem alınır.Gerçi bir önlem alınacağını hiç sanmam.Ancak yılanların da nesli tükenince ve ortayı fareler sarınca değerleri anlaşılacak.

renovatio
26-12-2006, 15:44
Bizim orda(Hatay'da) yılan boldur :)
Çeşit çeşitine rastladım.Ama en çok su yılanı,kara yılan ve boz yılan çoktur.Ki boz yılan beslemişliğimde vardır.Ta ki annem temizlik yaparken bulup kıyameti koparana dek :)

Oğuzhan
19-01-2007, 19:23
Türkiye'de Kaç Tür Yılan Yaşıyor?

Türkiye'de 43 yılan türü yaşamaktadır. Bunlar:
Boidae:

Eryx jaculus(Mahmuzlu Yılan) Max Boyu: 70 cm


Colubridae:

Coluber caspius(Hazer Yılanı) Max Boyu: 180cm
Coluber jugularis(Kara Yılan) Max Boyu: 2 Metre
Coluber najadum(İnce Yılan) Max Boyu: 140cm
Coluber nummifer(Sikkeli Yılan) Max Boyu: 150cm
Coluber ravergieri(Kocabaş Yılan) Max Boyu: 130-140cm
Coluber rubriceps(Toros Yılanı) Max Boyu: 100-110cm
Coluber schmidti(Kırmızı Yılan) Max Boyu: 160cm
Coluber ventromaculatus(Benekli Yılan) Max Boyu: 1 Metre

Coronella austrica(Avusturya Yılanı) Max Boyu: 75cm

Eirenis colaris(Yakalı Yılan) Max Boyu: 40cm
Eirenis coronella(Halkalı Yılan) Max Boyu: 30cm
Eirenis decemlineatus(Çizgili Yılan) Max Boyu: 95cm
Eirenis lineomaculatus(Bodur Yılan) Max Boyu: 35cm
Eirenis modestus(Uysal Yılan) Max Boyu: 70cm
Eirenis punctatolineatus(Van Yılanı) Max Boyu: 50cm
Eirenis rothi(Kudüs Yılanı) Max Boyu: 35cm

Elaphe dione(Step Yılanı) Max Boyu: 100cm
Elaphe hohenackeri(Kafkas Yılanı) Max Boyu: 75cm
Elaphe longissima(Eskülap Yılanı) Max Boyu: 150cm
Elaphe quatuorlineata(Sarı Yılan) Max Boyu: 230 cm
Elaphe situla(Ev Yılanı) Max Boyu: 90cm

Natrix natrix(Yarı Sucul Yılan) Max Boyu: 150cm
Natrix tessellata(Su Yılanı) Max Boyu: 120cm
Naxrix megalocephala(Hemşin Yılanı) Max Boyu: 120cm

Pseudocalamus persicus (İran Yılanı) Max Boyu: 40cm

Rhynchocalamus melanocephalus (Toprak Yılanı) Max Boyu: 40cm

Spalerosophis diadema (Urfa Yılanı) Max Boyu: 180cm

Malpolon monspessulanus(Çukurbaşlı Yılan) Max Boyu: 2 Metre (Yarı Zehirli)
Telescopus fallax(Kedi Gözlü Yılan) Max Boyu: 80cm (Yarı Zehirli)


Leptotyphlopidae:

Leptotyphlops macrorhynchus (İpliksi Yılan) Max Boyu: 25cm


Typhlopidae:

Typhlops vermicularis (Kör Yılan) Max Boyu: 35cm
Rhinotyphlops episcopus(Sivriburun Yılan) Max Boyu 35cm

Viperidae: (Hepsi Zehirli)

Vipera ammodytes(Boynuzlu Engerek) Maksimum boyu 1 Metre (Zehirli)
Vipera barani(Baran Engereği) Max Boyu: 55cm (Zehirli)
Vipera kaznakovi(Kafkas Engereği) Max Boyu: 60 -70cm (Zehirli)
Macrovipera lebetina(Koca Engerek) Max Boyu: 180cm (Zehirli)
Vipera pontica(Çoruh Engereği) Max Buyu: 50cm (Zehirli)
Vipera raddei(Ağrı Engereği) Max Boyu: 1m (Zehirli)
Vipera eriwanensis(Küçük Engerek) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
Vipera ursinii anatolica(Anadolu Küçük Engereği) Max Boyu: 50-60cm (Zehirli)
Vipera wagneri(Vagner Engereği) Max Boyu 50-90cm (Zehirli)
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m (Zehirli)


Elapidae: (Hepsi Zehirli)

Walterinnesia aegyptia (Çöl Kobrası) Max Boyu 120cm (Zehirli)


http://reptile.fisek.com.tr/tury.htm

Todor
23-05-2007, 08:57
Geçen gün köyde 5 yaşında bir çocuğu yılan ısırdı. Annesi hemen ilk yardım yapmak yerine yılanı aramış Yarım saat sonra aramaktan vazgeçmiş ve çocuğu sağlık ocağına götürmüşler. Sağlık ocağında andiot, panzehir yokmuş. Karamürsel devlet hastanesine götürmüşler. Ordan Çapa'ya sevk edilmişler. Çocuk en son yoğun bakımdaydı.
Annesinin yılanı intikam için mi, yoksa alıp yılanı doktora göstermek için mi aradığını bilmiyorum. Ama o kadar vakit kaybedilmese idi tedavi daha kolay olacaktı. Çünkü hastaneye gidene kadar zehir bütün vücuda yayılmış.

zarg
25-05-2007, 21:37
artvin hopa da ; endemik bir tür olan hopa engereği, yöre de yaşayan insanlar tarafından , sanki insanlara olur olmaz saldırıyorlarmış gibi bir nevi seferberlik ilan edilerek resmen katledildi birey sayısı yok denecek kadar azaldı ve sonunda fareler predatörlerinin ortadan kalkmasıyla çoğaldı va tarım ürünlerine zarar vermeye başladılar

Metin Y.
31-05-2007, 14:59
Çankırı’da bulunan TAŞMESCİT ( Cemaleddin Ferruh Darülhadisi ) Selçuklu Dönemi'nden kalma en önemli yapıdır. İki ayrı yapıdan oluşan eserin şifahane kısmı, Anadolu Selçuklu Hükümdarı Keyhüsrevoğlu I. Alaadin Keykubat zamanında Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından Miladi 1235 yılında yaptırılmıştır. Şifahaneye 1242 yılında bir de darulhadis kısmı ilave edilmiştir.
Yapının plastik sanatlar bakımından önemi ise, üzerinde yer alan iki adet yılan figürlü parçadan meydana gelmektedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş ve üzerinde durulmuştur. 100x25 cm ebatlarındaki bu kabartmanın özelliği, gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir. Ejderlerin başları birbirine karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde "Tıp Sembolü" olarak kullanılan kabartmanın orijinali kaybolmuş olup aslına uygun olarak yaptırılan yenisi yerine konulmuştur.Halk arasında su içen yılan olarak da isimlendirilen ikinci parça diğerinin aksine alçak kabartma şeklinde olmayıp başlı başına bir heykel görünümündedir. Darulhadis'te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısmında uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif ise günümüzde "Eczacılık Sembolü" olarak kullanılmakta ve halen Çankırı Müzesi'nde sergilenmektedir.

Metin Y.
01-06-2007, 17:15
Bayburt merkeze bağlı Kırkpınar köyünde mayıs-haziran aylarında toprak altından çıkan yılanların, birçok hastalığa iyi geldiğine inanıldığı, bilimsel olarak böyle bir şeyin mümkün olmadığı bildirildi. Alınan bilgiye göre, Bayburt'a yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Kırkpınar köyünde yılanlar, köylüler tarafından alınarak özel hazırlanmış toprak kaplarda sütle besleniyor.

Sedef, yılancık, egzama gibi birçok hastalığa iyi geldiğine inanılan yılanlar, vücudun rahatsızlık hissedilen bölgelerine konularak şifa aranıyor. Kırkpınar Köyü Muhtarı İlhami Ulusoy (39), AA muhabirine yaptığı açıklamada, köyün yılanlarla özdeşleştiğini savundu. Muhtar Ulusoy, insanlara hiçbir zarar vermediğini iddia ettiği yılanların, özellikle siyatik, romatizma, sinüzit ve sedef hastalığı olan kişilerin tedavisi için kullanıldığını söyledi. Kırkpınar köyüne gelen 32 yaşındaki Osman Bulunmaz, ''Ayağımda ağrı var. Ağrıyan bölgeye yılanı koydum. Bu tedavi bana iyi geliyor, daha önce bir iki kez daha denedim, faydasını gördüm'' diye konuştu.

BİLİMSEL İZAHI YOK

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Alpay, halk arasındaki, yılanların sedef, egzama gibi hastalıklara iyi geldiği, ağrıları geçirdiği yönündeki inanışın bilimsel olmadığını söyledi. Bu tür geleneklerin bazı bölgelerde sürdürüldüğünü ifade eden Alpay, ''Yılanların rahatsızlıkları giderici bir etkisi olduğunu bilimsel olarak açıklayamayız. Bunların bilimsel izahı yok'' dedi. İyileşeceğine inanan insanların psikolojik olarak etkilenebileceklerine işaret eden Alpay, ''Eğer bir kişi, yılanla temastan sonra derisindeki hastalığının geçeceğine inanıyorsa böyle bir olumlu netice psikolojik olarak alınmış olabilir.
Yoksa "bilimsel olarak böyle bir şey mümkün değildir'' diye konuştu. Bu tür şeylerde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Alpay, ''Bazen yılanların ısırması, zehirli bir maddeyi deriye enjekte etmesi gibi riskler olabilir. Biz hekimler olarak bu tür uygulamaları tasvip etmeyiz, böyle şeyleri hastalarımıza tavsiye etmeyiz'' dedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı [30 Mayıs 2007]

Todor
22-06-2007, 14:19
Yılanları öldürdük, fareler cirit atıyor
Yatağan ve Bergama’daki fare istilasını yorumlayan uzmanlar, bunun sadece küresel ısınmadan kaynaklanmadığını, insanların kendi elleriyle bu sonu hazırladıklarını söylüyor: Yılan, fare yer. Yılanları öldürdük, farelerin sayısı arttı

İSTANBUL - Muğla’nın Yatağan ve İzmir’in Bergama ilçelerinde onbinlerce farenin tarım arazilerini istila etmesi küresel ısınmaya bağlanıyor. NTVMSNBC’nin konuştuğu uzmanlar ise, farelerin artışı, öldürücü keneler, arıların toplu ölümü gibi olayların tek suçlusunun küresel ısınma olmadığını, ondan önce insanların kendi elleriyle bu sonu hazırladıklarını söylediler.

SİVRİSİNEK, HAMAMBÖCEĞİ DE ARTIYOR
Hacettepe Üniversitesi Ekoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Bülent Alten’e göre kenelerin artışı, arıların toplu ölümü ve fare istilası başta olmak üzere her şeyi küresel ısınmaya bağlamak bilimsellikten uzak bir yaklaşım. “Bu olaylarda küresel ısınmanın gerçekten etkisi var mı yok mu diye ciddi bir araştırma gerekiyor” diyen Alten, artık insan etkisinin ciddiye alınmadığını ve bütün sorumluluğun küresel ısınmaya yıkıldığını söyledi. Alten, “Yılanla fare arasında önemli bir denge var. Tarım alanı açma ve ürünü artırma uğruna yılanları öldürürsen, yılanlar kaçmış, fareler artmış olabilir” dedi.

Doç. Alten, sivrisinek ve hamamböceği gibi haşerelerin sayısında da artış olduğu yönündeki iddiaları, “Sivrisinek sayısından çok sivrisineğin yayıldığı alan genişliyor, bunların taşıdığı parazitler de dış çevre sıcaklığından çok etkileniyor. Sivrisinek ve kene gibi canlıların bu kadar çok yayılması, küresel ısınmanın dolaylı etkileridir, ancak direkt hava ısındı, bunlar arttı, diyemeyiz” sözleriyle değerlendirdi.

ARILAR ÇOK SAĞLAM CANLILAR
Dünyanın jeolojik evriminde geldiği aşamayı insanların hızlandırdığını belirten Doç. Alten, şöyle devam etti: “Geçenlerde toplu arı ölümleri oldu ve bunun nedenini de küresel ısınmaya bağladılar. Oysa arılar termo regülasyonu olan canlılardır ve 15 santigrat artı sıcaklık konulsa bile bunu nötrleştirebilir, arılar bu kadar sağlam canlılardır. Yani fareleri, keneleri ya da arıların ölümünün sadece küresel ısınmaya bağlanması doğru değil. İnsan davranışları, kullanılan kimyasallar ya da ilaçlar gibi insan etkisini de hesaba katmak gerekir.”


SÜNEYİ ÖLDÜREN İLAÇ, YILANLARI DA ÖLDÜRDÜ
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, sıcaklık ve nem oranının canlıların dağılımını etkilediğini, ancak herşeyi küresel ısınmaya bağlamanın alışkanlık olduğunu söyledi. Günaydın şöyle dedi: “Havaların erken ısınması doğum oranını artırma, çabuk irileşme gibi etkiler yapabilir, ama bu aşağı yukarı tüm canlılar üzerinde aynı etkiyi yapar. Ancak bazı türler, diğerleri üzerinde belirleyicidir. Örneğin yılan fareleri yer, yılan varlığındaki azalma fareleri artırabilir. Bir dönem Trakya’da süne mücadelesi nedeniyle hatalı ilaç kullanıldı, bu da yılan varlığını azalttı, fare varlığında ciddi bir artış oldu ve yazlıkları fare bastı. Sonuçta insanların yaptığı yanlışlıklar ve müdahaleler nedeniyle denge bozuluyor ve doğanın bize geri dönüşü de bu şekilde oluyor.”

KIZILDENİZ’DE YAŞAYAN BALIKLAR TÜRKİYE KIYILARINDA
Türkiye İklim Değişikliği Proje Yöneticisi Yunus Arıkan’a göre, küresel ısınma hem eko sistemleri, hem de sosyo ekonomik durumu etkileyecek bir yapılanmaya doğru gidiyor. Arıkan, “Bütün alanlarda etkilenme ve biyolojik çeşitliliğin kimi yerlerde azalması, bazı alanlarda da yeni türlerle karşılaşma söz konusu. Özellikle deniz eko sisteminde ciddi değişiklikler var. Kızıldeniz’de yaşayan bazı yosun ve balık türlerinin Türkiye’ye gelmesi gibi. Bu düzensizlik kenelerde, kuş gribinde ya da farelerde de olabilir” dedi.

Sıcaklık artışının canlıların yaşam alanlarını da, alışkanlıklarını da değiştirdiğini, insanların yeni canlı türleriyle karşılaşmaya hazır olması gerektiğini vurgulayan Arıkan, şöyle devam etti: “Aşırı bir sıcak yaşıyoruz ama bu aşırı sıcağın sonunda yağış geliyor. Çok garip bir mevsim yaşıyoruz ve iklimler değişime doğru gidiyor. Kış boyunca yağmur almadık, ama Haziran’da yağmur yağdı. Eskiden yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı derdik, şimdi bir olağanüstülük var. Türkiye ve dünya coğrafyasında iklimler yeni bir dengeye oturmaya başladı, bir geçiş süreci yaşanıyor ve bu geçiş sürecinde kargaşa ve karmaşa oluyor.”

Kaynak: NTV.com (http://www.ntv.com.tr/news/411795.asp)

MSaygin
26-06-2007, 14:28
Yılan konusunda ne yapsam iyimser olamıyorum, gerçekten tedirgin oluyorum.Yaz da geldi, sürekli otlar arasında bahçede dolanacağız, yüreğim ağzımda olacak :(
Şimdiye kadar görmedim bizim bahçelerde ama gören çok, ben karşılaşsam sanırım bir daha bağa bahçeye de gidemem :)

yale
30-06-2007, 01:57
artvin hopa da ; endemik bir tür olan hopa engereği, yöre de yaşayan insanlar tarafından , sanki insanlara olur olmaz saldırıyorlarmış gibi bir nevi seferberlik ilan edilerek resmen katledildi birey sayısı yok denecek kadar azaldı ve sonunda fareler predatörlerinin ortadan kalkmasıyla çoğaldı va tarım ürünlerine zarar vermeye başladılar


O kadar Abarmana gerek yok kardeşim Halkı boşuna suçlama .biraz öğren Halktan önce o yılanı alıp yurt dışına çıkaranları ve bunu bizzat destekliyen Mürekkep yalamışları,tabki devleti de unutmamalı.Gerçi sen bunları hatırlamayacak kadar küçüksün.Halk içinde yılan öldüren de var tabiki her yerde olduğu gibi.Ama yılanı seven hatta onunla çocuk gibi ılgilenenler de var.Bir bilgi de vereyim Belki atlamışındır."Yılanların çoğu özellikle "kafkas engereği yada hopa engereği yöre halkının pek gitmediği dağlık bölgelerde yaşarlar" (Azlağa) Esenkıyı,Liman köyü ,Sultanselim dağı vs

ormanci
06-07-2007, 18:59
Bence hiç tartışmasız şekilde, yılan, diğer bütün yaratıklar arasında insan´a en uzak olan canlı türünü teşkil eder.

Çünkü zaten bu uzaklığı ifade edebilmesi amacıyla yaratılmıştır.

"Yılan fobisi" bir gerçektir. Fakat bu "yılandan korkmamak" kadar anormal değildir.

Benim gibi biri, "insan ruhu´nda yılanın yeri" dediğinde, bu, "bilim-sel değil" diyerek savsaklanabiliyor ve böylelikle ithal 3. dünya bilim-sel-liğine tek hamlede zafer kazandırılmış olunuyor. Fakat sonuçta çok geç kalmış durumdaki sınıflandırma faaliyetleri "yılan" konusunda da pekçok şeyi kapsayabilmektan uzak kalıyor.

Anadolu´nun şartlarında şekillenen insan kavrayışı / bilinci içinden ele alınmaya kalkıldığında "Yılan" konusunun çok örtülü durumda bulunduğu rahatlıkla anlaşılabilir.

"Gerçeğin üstünün örtülmesine" dönük tipik sosyo / bürokratik Anadolu marifetlerine her alanda karşı çıkan biri olmama rağmen şu "yılan" konusunda ben dahi elimin kolumun bağlanmasına ses çıkarmaya yanaşamıyorum.
Ömrümün bir kısmı, köy yaşantılarında geçtiğinden, içinde yılanların cirit attığı pekçok hikaye dinledim. Mesela bunlardan bir kısmı, tipik, "biçerdöverciyi yılan sokması" tema´sı üstüne kuruludur. Hatta bir defasında biçerdöverci ansızın yılanla gözgöze geliyor. Yüzüne atlayan yılan öylesine güçlüdür ki, iki eliyle gövdesini kafasına yakın bir yerden kavradığı halde onu durdurmayı başaramaz. Tek çaresinin yılanın kafasını ısırarak öldürmek olduğunu anlamıştır. Bunda başarılı da olur. Fakat yılanın zehiri zaman içinde biçerdövercinin dişlerinin dökülmesine sebep olmuştur... Bilin bakalım buradaki yılanın türü nedir?

Anadolu yılanları konusunda da tıpkı diğer bütün alanlarda olduğu gibi, internet sayesinde, işin içyüzü ortaya çıkınca gerçekler birer "tahtakurusu salkımı" gibi ortaya dökülür oldu.

Mesela, Anglo-Sakson bilim geleneğinde "tasnifleme ve enformasyon"un zaten kimbilir kaç yüz yıllık bir yeri vardı (kolonilerden kalma "kelebek koleksiyonculuğu" hobileri de dahil). Onlar açısından İnternet, olsa olsa, çekmeceler dolusu bu muazzam birikimin enformasyonunda daha engin bir ortam kazanılması demektir. Ya Anadolu için?

Anadolu´da işte İnternet var. Fakat ortada hala bir-iki engerek kafatası illustrasyonundan başka birşey yok...

Aslında, diyar akademizmine bu konuda da veriştirdiğim uzunca bir yazı hazırlamıştım. Fakat son yıllarda neler olup bittiğine dair bir araştırma yaptığımda doğrudan "serpentolog" denebilecek birilerine denk gelmemiş olsam da genel olarak sürüngenler başlığı altında öne çıkan bir-iki ismin varlığını gördüm. Diğer taraftan siyasi birtakım çekişmelere rağmen sağlık bakanlığının "antivenom" konusunda işleri nisbeten sıkı tuttuğunu da gördüm. Ki, asıl teselli verici olan budur.
.....................................
Kara yılanı (şimdiki deyimiyle kara-sal yılan), ikindi güneşinde kızmış ininde isyan mı desem, sonsuz bir kin ve nefret mi desem, işte öyle o sıcağın tadını çıkarır. Eskiden (yazım olarak çok daha verimli olduğum yıllarda) o kin ve nefretin hazzını onlarla birlikte hissederdim. Çok sonraki yıllarda yılanların adeta beni ele geçirmekte olduklarını anlar olunca onlarla bağlarımı tamamen kestim.

Bunlar, Evliya Çelebi edebiyatıyla aynı kefede düşünülmeye kalkılabilir. O takdirde "pozitif"çeden şunları ilave edebilirim: Bence tabiatın tamamına olduğu gibi, o tabiat içinde yılanların diyarlarına da birtakım femino / sosyo humanizm fıçıları içinden gitmeye, daha da kötüsü, onlarla oynaşmaya kalkılmamalı. Çünkü bu iş sözümona geyik üretme çiftliğinde inekleştirilmiş koca boynuzlu geyikleri okşamaya benzemez. Hernekadar on-onbeş yıl öncesinden çok farklı olarak, sağlık bakanlığı, il merkezlerinde panzehir stoğu bulundurmakta ise de tipik 3. dünya dolaplarının bu konuda da her an dönebileceği yönünde ciddi bir önyargım var. (Mesela, şehrin göbeğinde tutulan panzehirin kime faydası olur ki?).

Yani, sıradan bir engereğin ısırması ardından yok ekstremite´yi yukarıdan bir yerden bağlayacaktım, yok emecektim ya da "yılanı bulup getirsinler de hele bir bakalım" gibisinden tipik ve çok muhtemel 3. dünya turnikeleri neticesinde pisi pisine ölmek işten bile değil.

İnsan yalın bir araştırmada dahi, konunun asıl yönünü "tıbbi uzmanlık"ın teşkil ettiğini çok kolayca görüyor. Elbette, "sözde pozitif tıp eğitimine dayalı ezberden peynir gemisi yürütme uzmanlığı"nı değil, "adamın suratına baktığında zehirin vücutta nerelere ulaşmış olduğunu anlayabilme" şeklinde o hayran olunası tecrübi / profesyonel uzmanlığı kastediyorum.

Konunun bir de şu yönü var: Mesela, TRT´nin yerli belgesellerinde metin yazarlarının metne lirik bir hava vereceğim derken işi iyice saçmalamaya vardırıp, "lirizm salyalamak" haline getirmelerine ne kadar antipati duyuyorsam, coğrafya, ekosistem vs genel başlıklar altında uzanan alanlara dair forumların şematik klişeler haline gelmesine de o derece antipati duyabiliyorum. Acaba "ağaçlar" başlıklı bir forum, "ağaç türlerinin sınıflandırılmasını" merkez mi almalıdır, yoksa o sınıflandırmalar daha esaslı çekirdekler etrafında tali / perifer alanları mı teşkil etmelidir?

Bence ikincisi.

Çünkü ilk tercihte diretilirse "yılan"ın "ağaç" ile olan bağını kurmak imkanı kalmıyor. Ne de olsa Anadolu´da ağaçta yaşayabilen bir yılan olmadığı gibi, "mamba"lar da "bonusunu sevenlerin gezegeni"nde o derece yaygın değiller.

Ekosistem filan mı? Yılanlar konusuna bununla da gelinemez. Çünkü o takdirde yol henüz tarla farelerinde biter. "Şöyle faydalılar - böyle faydalılar" ile de hiçbir yere varılamaz. Zaten en saçma kalanı da bu oportunism, yani, has türkçesi, menfaatperestlik´tir. Yani, gezegenin ayağı kaymak üzere. Fakat, maddecilik raconuna halel gelmesin diye işi hala faydacılık´a yaslamaya çalışmak. Bir tabiat insanı olarak bunu asla kabullenmeyeceğim: Yılanlar gezegen tabiatının tıpkı diğer türleri gibi birer parçasıdır. Yani bu işin faydası / tarla faresi filan yoktur.

Bence yılan konusunda "gerçek" (elbette Anadolu´da yılanlar konusu da dahil), insanın "tabiat hakkındaki birikimi" gözardı edilerek ortaya çıkartılamaz.

Bu birikim nerede?: Maziye gömülmüş durumda.

Neden gömüldü?: "İnsanın tabiatla olan bağlarını kesmek için"

İnsan´ın tabiat ile olan bağları neden kesilmiştir? ( İşte düğüm noktası hep burada ): İnsan´ın anti-pozitif kuruntu ve kurgularından kurtulup bilim çağına açılmak için mi, yoksa, "izole dişil / sosyal hayat mücavirlerinde özerk nüfus imalatı çiftlikleri" teşkil etmek için mi?

Bence yine ikincisi ( İlki ise neredeyse tamamen bahane).

Halbuki ağaç - yılan - insan üçlemesi arasındaki bağ, insan ruhunun derinliklerinde hiç bozulmaksızın duruyor: İnsan ile Yılan arasında bir uçurum var. Çünkü yılanın yüksek ağacın dalındaki gökyüzü huzurunda bir varlık olmaktan çıkartılıp kanatları koparılarak yerde sürünmeye mahkum edilmiş bir varlık haline getirilmesinde insan´ın sorumluluğu bulun-mak-tadır.
İnsan (Anadolu´da da), yılan ile karşı karşı karşıya geldiğinde, varlığının bütün ontik düşeyinde derinlemesine hakim durumdaki kozmik gerçeğin,

1- Derin "korku"
2- Derin "suçluluk"

halindeki tezahürlerini yaşayacaktır. Burada belki bu duyguların insan varoluşuna aslında "dün" gibisinden nasıl da yakın olduğu, kimilerinin pozitivizm, bendenizin ise "mücavir alan engizisyonu" dediğim yabancılaşmaya bel bağlanılarak anlaşılmak istenmeyebilir. Yani, "nasıl olsa "derinlerde kalmış" denebilir. Fakat trajikomik kaçan birtakım fobi ve özellikle yeni nesil modernite histerileri ve bunların homojenize sekanslarına baktığımda bana hiç de o kadar uzak gelmiyor: "Modernitenin sefil psikopatolojisi", aslında, "kökler"in, tabiattan izole hayat keselerine bel bağlanılarak bastırılmış olmasından ibaret.

"Gezegen Tabiatı*" ruhumuzda dün gibi yakın ("Gezegenini sevenlerin Bonusu" cinsinden bir laf da türettiler ya. Artık bu gibi ifadeleri kullanmaya sıkılır oldum).
Böyle olunca, bu tabiatın şaşmaz imajlarından biri durumundaki "Yılan" ile olan kader bağımız da daha dün kadar yakın. Çünkü aynı ağacın dalından beraber indirildik, oradan kovulup buraya beraber atıldık... (O ağaç, orada "Sidre" idi. Şimdiyse, o belki de, güneşin akşamüstü ışınları üzerine düştüğünde -anlayana- herşeyi anlatıveren ve iyi gelişmiş bir "kokarağaç". Bu arada sitede kokarağaç - Aylandız ile ilgili başlık göremedim).

İnsan: Varoluşu Yılan ile Kartal arasındaki kozmik gerilimle irkilip sarsılan varlık.

Kimi zaman kartalın gözlerinden gördüğünü sanır; fakat çoğu zaman ise, o kadar yüksekte olsa dahi aslında kartalın pençelerinde debelendiğini görür. Bunlar değişti ya da aşıldı mı acaba? Elbette hayır.

(Bütün bunlar dişil / sosyal mücavirlerdeki izole nüfus imalatı çiftlikleri ve bunların, adına "birey" denen seri imalat partiküllerinin vurdumduymaz mutluluk oyunları adına "unutturuldu").

Bir laboratuvardaki kobaylığın üstünü örtmek, yani, zekanın önünün açılmasını engellemek (varoluşun sır olmaktan çıkmasını engellemek) için baştan böyle bir sembol kurgusu kurulmuş olabilir. Bunun elbette farkındayız. Varoluş sır olmaktan çıkmasın ki, laboratuvarın tabiattan izole sosyal keseciklerindeki dolap dönmeye devam etsin...

Yılandan korkan biriyim. Fakat inkar edilemez gerçek şu: Bu oyuna baktığımda derinlerimden kaynayıp gelen kin ve nefretim ile yılanın ikindi sıcaklarında yanan ininde varettiği kin ve nefret arasında bir benzerlik var... Çünkü aslında onunla aynı kuyruk acısını paylaşıyorum.

(Gezegen tabiatından izole dişil / sosyal nüfus imalatı çiftliklerinin pozitivizm oyununa gelmiş sistematik felsefe, istediği kadar "insan ile tabiat arasında benzerlik kurmaya kalkmak hatalıdır" desin. Bunu artık hiçten önemsemiyorum).

Mesele şu ki, biz aslında herzaman uyanıktık. Fakat (inimize) bastırılmış olduğumuz için uykuda sanıldık.

(Bunları bilmeyen bir yeni yetmeye biyoloji - zooloji - herpetoloji - ve nihayet serpentoloji okutmak, düpedüz, bu işin bir ayağının daima çukurda kalması demek olacaktır. Daha açık ifadesiyle, "pozitif kültürsüzlük"...)

habibe
09-07-2007, 10:47
Elin yok -ayağın yok -
sana yukarıdan bakıyormuş gibi görünsem de,
kıvrılıp keyf çatıyormuş gibi görünsen de!..

senin ürküten! sakinliğinden...çok korkuyorum.

Bu korkuyu içime salanı bir bulursam.. Kartal olacağım.. :)

karaselvi
03-10-2007, 13:11
Bir gün Vali Recep Yazıcıoğlu barajına pikniğe gitmiştik. Gezerken kadının biri yılan diye bağırdı. Hemen gittik baktık yarım metre pembenin tonlarında küt kuyruklu üçgen kafalı sevimlimi sevimli (tabi bu benim yorumum:D) bir yılancık. Abimin elinde bir metre boyunda yarım parmak plastik boru vardı.(o zamanlar güneş enerjisi yapıyordu da arabada varmış.)Abim boruyla yılanı dürterken şaşırılacak bir şey oldu. Yılan borunun içine girmeye başladı.;)
tam olarak girince iki borunun iki tarafını kapattık. eve getirdik. (israrlarım sayesinde) Boş bi akvaryumum vardı akvaryum kumunu koyup içine koyduk. yılan çok sakin hareket ediyor yavaş yavaş ilerliyordu.Sağ sol yaparak kendini kuma gömüyordu.;) Hiç ısıracak yılana benzemiyordu neyse iyice alışınca elimize falan alabiliyorduk.ÇOK SEVİN MİŞTİM ÇOK.:D AMAAA bir sorun vardı bu yılan ne yiyecekti.:(
ot verdik olmadı,:( böcek verdik olmadı,:( dolaptan et verdik olmadı. :(Mahallemizin en yaşlısı süt verin dedi. Onu da yemedi biraz ısıttık gene yemedi. :mad:Bir haftanın sonun da yılan zayıflamaya başlayınca çok üzülerek ikinci bir piknikte salmak zorunda kaldım.:(

karaselvi
03-10-2007, 13:13
Yılan besleyenler ne veriyor onlara.

montivipera
11-01-2008, 20:21
Merhaba,
Bulunduğum yerde kobra yılanı olduğu söyleniyor.Zehirli yılandan(bir de akrep ve bir örümcek)söz ediliyor.3 yıl önce çocuklardan birinin çantasından 1.5 mt. uzunluğunda bir yılan çıkmıştı.Biz de incelemiştik.Aşağıda verdiğim adresteki değildi galiba,çünkü vücut çapı daha büyüktü.Canlısıyla karşılaşmadık.Önceleri kobra türü yılanların burada olacağına inanmamıştım,ama nadir,zehirsiz bir tür bile varmış.

http://reptile.fisek.com.tr/lepmac.htm

Merhaba,

Foruma yeni üye olduğum için çok önceden açılan bazı konulara yeni cevap vermiş oluyorum.

Evet, Türkiye'de Elapidae, yani Mercan Yılanları ve Kobraları içeren aileden 1 adet tür bulunmaktadır: Walterinnesia aegyptia (Mısır Kobrası, Çöl Kobrası, Çöl Karayılanı) Türkiye'den ilk kaydı 2001 yılında verilmiş olup (Birecik'ten) gene aynı bölgeden 2 tür daha kayıt edilmiştir. Son olarak da biraz daha batıdan (Kilis civarı) bir kaydı daha vardır. Ayrıca da genellikle saklanır ve insandan kaçar. Bu yüzden karşılaşılması biraz zordur.
Kobra diyoruz ama sizin hayal ettiğiniz Kral Kobra'lar gibi ortalama 2,5-3 metre uzunluklarında, başının yanlarını açıp diklenen bir kobra değil. Mısır Kobrası'na kobraların atası da diyebiliriz. Tamamen siyah renkli olan bu yılanın ortalama boyu 60 cm kadardır ve yanlarında açılabilen kaburgalar bulunmaz.

Bir de doğal kobraların hepsi çok zehirlidir, yani zehirsiz kobra olması söz konusu değil. Doğal diye belirtmemin nedeni de şu: Zehir dişleri ve zehir bezleri çıkarılarak hayvan yapay olarak zehirsiz hale (buna "venomoid" deniyor) getirilebiliyor.

Umarım açıklayıcı olmuştur. Sevgi ve saygılarımla.

Naşit İĞCİ

montivipera
11-01-2008, 20:27
Yılan besleyenler ne veriyor onlara.

Biz fareyle besliyoruz. Yılan küçükse ona göre yavru fare alıyoruz. Fare şart değil çok çeşitli şeylerle (örneğin yeni doğmuş piliç, kurbağa, kertenkele...) beslenebilir. Ama çoğunlukla fare tercih edilir.

Sevgilerimle..

Naşit İĞCİ

Mehmet Ali Aşık
23-01-2008, 07:51
istanbulda bir evin bahçesinde bahçe bakimi yaparken yapraklarin arasinda ufak bir yilan gordum ve o anda yanimda olan ve bizimle çalisan isçilere soyledim soylemez olaydim bir anda ellerindeki kazma kurekle "hani nerde o yilan ?" diyerek aramaya koyuldular bu arda ben isçilerle tartismaya girdim kuçuk bir yilan oldugunu onun bizden daha çok kortugunu oldurmenin sart olmadigini soyluyordum onlarda yilanin basinin kucukken ezilmesi gerektigini ayrica yilanin Hz. Ademden yana insanligin dusmani oldugunu ve goruldugu yerde oldurulmesi savunuyorladi neyse yilani o an bulamadilar ama bir sure sonra hayvancagiz yapraklarin arasinda hareket edince saldirdilar ve "basini ezerek" oldurduler.
Anadoluda yilana karsi bu kadar saldirgan olmamizin en buyuk sebebi yilanin insanligin dusmani seytani sembolize eden bir yaratik olarak gorulmesinden dolayi olabilir. Ustelik cahillikle beraber bir yilan fobiside var mesela ben çocukken tarlada tek basima dolasmaya çekinirdim bir yilanin beni sokucagindan çok korkardim hangi yorede hangi yilan yasar bunlar ne yer ne icer zehirlimi degilmi bunlar bize okulda ogretilmedi. Tasradan kalan yilan hatiralari ise birin yilan gormesi bagirmasi ve ordaki cumbur cematin eline ne geçtiyse alip yilan avina çikmasiydi. Bir tek karayilana karismazlar hernedense.
Asagidaki goruntulerde elemanin biri yilani oldurmeyelim oldurmesek olmazmi desede obur akabalar "yilan insanin dusmani goruldugu yerde oldurulmeli" dusuncesine sahip . Bu videonun sonunda yilana ne yaptiklarini soylenmiyor ama internetteki diger Turk yilan goruntuleri genellikle yilanin oldurulmesi ile ilgili!

yilan yilani yiyor adli bir video
http://www.youtube.com/watch?v=lLdaoF_m6r8
(Ormanda giden bir grup Türk başka bir yılanı yutan dev bir yılanla karşılaşır. Diyaloglar süper.)

limon
23-01-2008, 11:49
Geçen gün izlediğim belgeselde dünyanın en zehirli yılanının Avustralya'da yaşadığını öğrendim. Ancak şimdiye kadar hiç kimse görmemiş. Yerin altında yaşayıp fareyle besleniyormuş. Zift gibi simsiyah çok parlak derili bir yılandı.

montivipera
24-01-2008, 02:10
"Cennette Adem ve Havva ile beraber yaşayan, onlarla yeryüzüne inen; adından ilk bahsedilişi dünya tarihinden bile daha eskilere uzanan bir yaratık...
"Hem Tanrı kabul edilip tapınılan, hem Şeytan kabul edilip lanetlenen, hayat ile ölüm, zehir ile panzehir, erkek ile kadın, kısacası kendisine pek çok zıt anlamlar yüklenen, dünyanın en esrarengiz yaratığı..."

Yukarıdaki paragrafı Prof. Dr. Fuat YÖNDEMLİ'nin çok güzel ve özgün bir çalışması olan "Tarih Öncesinden Günümüze Yılan" adlı kitabının arkasındaki tanıtımdan aldım. Hoşuma gittiği için ve konuyla ilgisi olduğunu düşündüğümden paylaşmak istedim.

Gerçekten de dünya insanlık tarihinde hakkında bu kadar yazılıp çizilen, efsaneler üretilen ve kendisine bu kadar zıt anlamlar yüklenen başka bir canlı grubu daha yoktur sanırım. Beni kendilerine çeken biraz da onların bu esrarengiz ve korkulan tarafları galiba ;)

Evet Mehmet Ali Bey, sizin de belirttiğiniz gibi ülkemizde bu hayvanlara maalesef pek de iyi yaklaşılmıyor. Görüldüğünde öldürülmesi gereken hayvanlar gözüyle bakılıyor. Bunun nedeniyle ilgili yaptığınız iki tespit de çok yerinde. Birincisi kültürden ve dini inanışlardan kökenlenen bir düşünce tarzı (ki dini eserlerde bunun tam tersi yılanlarla ilgili iyi yönde çokça anlatım vardır), ikincisi de yılan korkusu.

İlginçtir ki yılan fobisi (ophidiophobia) artık insanlarda bir miktar genetik olarak da aktarılan bir davranış haline gelmiş. Şöyle ki: Örneğin 5-6 yaşına kadar olan çocuklarda yılan korkusu görülmez. Ancak zamanla, çevreden duyduklarıyla, ya da doğada yılanı bir arkadaşını ısırırken görmesiyle, kötü bir tecrübeyle, hebrlerden-basından duyduklarıyla vs. vs. çocukta yılan korkusu gelişir. İlginç olan, Karanlık korkusu, yabancılardan korkma gibi korkular çocuk büyüdükçe azalırken, yılan korkusu tam tersine çoğalır ve öyle bir noktaya gelir ki yılanı bırakın görmeyi isminin bile geçmesi kişinin tüylerinin diken diken olmasına neden olur. İşte işin genetik kısmı burada devreye giriyor. Yılan korkusu çevreden aşılanıyor ama onu büyütmeye insan genetik olarak meyilli oluyor. Bunun nedenini de bin yıllar boyunca bazı zehirli yılanlar tarafından insanların ölmesi, hastalanması gibi kötü tanıklıklarda arayabiliriz. Bu söylediğim şey için %100 böyledir demiyorum bir biyolog olarak diyebilirim ki gayet mantıklı bir açıklama ve yaklaşım. Çocuk diğer bazı korkularını yenmek için fazla bir çaba harcamazken, yılan korkusunu yenebilmesi için çaba harcaması gerekiyor.

Ülkemiz de de yılanlara öldürmek için yaklaşanlar olduğu gibi, çok önemli sayılıp hiç dokunulmayan yerler de var. Arazilerde gördüğümüz yanlış inanış, özellikle zehirsiz yılanların zehirli sanılmasıdır. Halk yılanlarla ilgili o kadar çok efsane üretmiş ki aldığım notlar bir ajandayı doldurdu, yazmaya kalksam kitap olur ;) Çok ilginç olanları yeri gelince paylaşabilirim. Sadece ülkemizde değil diğer ülkelerde de yılanlara bu şekilde bir yaklaşım söz konusu. Oradaki fark bazı ülkeler doğa eğitimine çok önem veriyorlar ve okullarda bu yönde çok güzel programlar oluyor. Bizim eksiğimiz biraz bu yönde olabilir. Köylerde ve taşrada yaşayan insanlara baktığımızda zaten korkanlar çocuklar değil yetişkinler oluyor, çocuklar ellerine alıp sallamayı tercih ediyorlar :) Ama işte zamanla çocuklara da bu mantık yerleşebiliyor.

Uzun lafın kısası, yılanları sevelim ve koruyalım :D Bu forumdaki üyelerin belki de çoğunluğu yılanlardan korkuyordur ancak hiçbirinin onların öldürülmesi taraftarı olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden her ne kadar bu tip konularda insanların düşüncelerini yıkmak çok zor olsa da onlara bazı şeyleri açıklamaya çalışmayı kendimize görev edinmeliyiz. Yoksa üzerinde çalışacağımız yılan kalmayacak :p

Sevgi ve saygılarımla

Naşit

montivipera
24-01-2008, 02:36
Geçen gün izlediğim belgeselde dünyanın en zehirli yılanının Avustralya'da yaşadığını öğrendim. Ancak şimdiye kadar hiç kimse görmemiş. Yerin altında yaşayıp fareyle besleniyormuş. Zift gibi simsiyah çok parlak derili bir yılandı.

Merhabalar,

Belgeselde bahsi geçen hayvan ya Tai-Pan denen Oxyuranus cinsidir (özellikle Inland Taipan denen O. microlepidotus'un zehir gerçekten çok etkili ve ölümcüldür ve dünyanın en zehirli yılanları arasındadır), ya da Tiger Snake (Kaplan Yılanı) denen Notechis cinsidir. İkisi de Avustralyalı'dır ve ikisi de dünyanın en zehirli yılanlarındandır. İki yılan da dünyanın en zehirlilerini içeren Elapidae (Mercan Yılanları+Kobralar) ailesindendir.

Oxyuranus'ta da siyah formlar olmakla birlikte, parlak, zift gibi simsiyah dediğinize göre çok büyük bir olasılıkla Notechis'tir. Özellikle N. ater ve ada formları dediğiniz gibi parlak ve simsiyahtır (Resmini ekledim).

Bu arada şunu da belirteyim ki; "en zehirli" ile "en tehlikeli" nin ayrımını yapmak gerekir. Örneğin bir yılan için dünyanın en zehirli yılanlarından diyebiliriz. Ancak zehri ondan daha az kuvvetli ama daha çok vaka üreten bir yılan varsa ona daha tehlikeli deriz.

Sevgilerimle

Naşit

Fotoğraflar:
28905

28906

limon
24-01-2008, 07:34
Evet belgeselde anlatılan yılan buydu. Dünyanın en zehirli böcek ve sürüngenlerini araştıran bir belgeseldi. Tehlikeli ve zehirli ayrımına katılıyorum. Çünkü yöreden şimdiye kadar bu yılanı gören olmamış.

Mehmet Ali Aşık
24-01-2008, 10:01
Gerçektende zift gibi simsiyahmis bu yilan sanki yapma bir yilana benziyor!
Bu arada haberlerde okudugum Turkiyede youtube giris yasaklanmis.Bu cagda bu zihniyet ! sansurcu yasakci zihniyeti kiniyorum.

bektas
30-01-2008, 00:23
Müthiş bir desen, harika görünüyor ama çok soğuk geliyor bana

karaselvi
30-01-2008, 16:57
Çok güzel bir yılan. Zehirsiz boğarak öldürenlerden bulsam bende beslemek istiyorum.

Güler
02-02-2008, 10:31
Amaaannnn, hiç sevmiyorum. Arada bir kör yılan dediklerinden bahçenin bayır kısmında rastlıyorum, çocuklar korkmasın diye yakalayıp atıyorum. Yakalayınca mutlaka büyük daireler çevirerek sallayın hızlı hızlı çevirin kendisini toparlıyamıyor, o zaman da fırlatın başka yere atın.

Oğuzhan
02-02-2008, 11:14
Yazık ama :(

Sebahattin Sargın
02-02-2008, 12:38
Güler Hanım sizin bahçede yılandamı var, artık gelmek farz oldu ;)

Vildan Sönmez
24-03-2008, 00:02
23 Mart pazar günü Enez'de ormanda fotoğraf çekmek için bir anemon'a doğru yaklaşırken gördüm.Önce yerimden zıpladım açıkçası ,sonra kımıldamadan durdum.Oda hiç kımıldamadı.Bir kaç fotoğrafını çekip usulca uzaklaştım.Daha sonra aynı yere baktığımda gitmişti. Bilen arkadaşlar varsa merak ediyorum zehirli bir tür mü?

yale
24-03-2008, 01:58
Korkudan mı bilmem elim çok titremiş

Tubay
24-03-2008, 11:29
Kendimi bildim bileli köyümüzdeki bahçede,siyah,1.5 mt boylarında oldukça kalın bir yılan yaşamakta.Ailedeki herkesin bu yılanla bir anısı mutlaka vardır.Tabi benimde.:p Bir ağacın altında öğle yemeği sonrasında şekerleme yaparken arkadan bir kolun boynuma dolandığını hissedince kuzenim sanarak kolu tutup geriye doğru atmıştım.Tabi uyku sersemi kol değilde yılan olduğunu ikinci kez yılanın karnımın üstünden geçmesiyle anlamıştım.Nasıl paniklediğimi söylememe gerek yok sanırım.Bir kaç kez yılanı öldürme girişiminde bulunanlar oldu ama başaramadılar.Babam; bu yılanın kimseye zararı olmaz bırakın hayvanı kendi haline yaşayıp gidiyor (kendisi hayvanlar konusunda bilirkişidir:p) diyince bir dahada karışan olmadı.Herkesin öcü gözüyle gördüğü yılan birden ailemizin bahçede yaşayan bir bireyi haline geliverdi.Ara ara görünüp kaybolmakta hala

limon
24-03-2008, 21:16
Bu aylarda yılan olmaz derler bir de... Göya Haziran ayında çıkarmış yeraltından...
Suyılanı olmasın bu?

yale
25-03-2008, 05:10
Bu aylarda yılan olmaz derler bir de... Göya Haziran ayında çıkarmış yeraltından...
Suyılanı olmasın bu?

Su an Avustralyadayim Burada sonbahara yeni girdik .Queensland diye biryer var

herhalde orada epey ce var mis .Cekecek cesareti bulursam yollarim.

Picea pungens
25-03-2008, 13:25
Kör yılan kendi halinde etliye sütlüye karışmayan zehirsiz bir yılan türüdür. Karadeniz bölgesinin doğusunda angona diye de isimlendirilir.

Kudret
27-03-2008, 20:06
Dün bahçde temizlik yaparken yer örtüsünün altından fotografını eklediğim yılan çıktı.:eek: Zararsız gibi görünüyor ama ne yılanı olduğunu merak ettim doğrusu.:D

habibe
28-03-2008, 11:51
Kudet bey, Aynı yılandan benim bahçemde de vardı. Ürkek bişeydi. Sonra kayboldu ortadan.

Picea pungens
28-03-2008, 12:29
Buda bir kör yılan

montivipera
29-03-2008, 02:06
23 Mart pazar günü Enez'de ormanda fotoğraf çekmek için bir anemon'a doğru yaklaşırken gördüm.Önce yerimden zıpladım açıkçası ,sonra kımıldamadan durdum.Oda hiç kımıldamadı.Bir kaç fotoğrafını çekip usulca uzaklaştım.Daha sonra aynı yere baktığımda gitmişti. Bilen arkadaşlar varsa merak ediyorum zehirli bir tür mü?

Merhabalar Vildan Hanım!
Biraz uzak kaldım, sürüngen mevsiminin başlamasıyla burası da hareketlenmiş :)
Koyduğunuz resim çok küçük çıkıyor, boyutunu biraz daha büyütüp koyabilirseniz daha iyi olacak. Ama buna rağmen resimdeki güzelin BİR YILAN DEĞİL KERTENKELE olduğunu söyleyebilirim. Türü de Pseudopus (=Ophisaurus) apodus. Türkçe adına Oluklu Kertenkele diyoruz. Eğer dikkatli bakmışsanız hayvanın iki yanında bariz bir oluk olduğunu görmüşsünüzdür, Türkçe adı da buradan geliyor.

Çoğu yörede yılan zannedilmektedir. Hatta çok zehirli bir yılan olduğu zannedilip görüldüğü zaman hemen öldürülmektedir. Ancak dediğim gibi bir kertenkele türüdür ve TAMAMEN ZARARSIZ ve de ZEHİRSİZDİR.

Zaten dünyada bir cins ve bu cins altında iki tür zehirli kertenkele vardır. Bunlar da Arizona, Meksika ve Nevada'da yayılış gösteririler. Bunların dışındaki kertenkeleler zehirsizdir (en azından şimdiye kadar bulunmadı :) )

Picea_pungens arkadaşımızın yazdığı Kör Yılan farklı bir yılan türüdür ve bir solucan büyüklüğündedir.

Arama motorunun reism arama kısmına "Ophisaurus apodus" yazarsanız çıkan fotoğraflardan karşılaştırma yapabilirsiniz.

Saygılarımla...

Naşit İĞCİ

Not: Fotoğrafın küçük olmasına rağmen bu hayvanlara aşina olduğumdan ilk bakışta tanıyabildim ama düşük de olsa yanılma payım da vardır.

montivipera
29-03-2008, 02:14
Korkudan mı bilmem elim çok titremiş

Offff, bu ne güzellik! :D
Paylaşım için çok teşekkür ederiz. Her ne kadar çıngırağı fotoğrafta görülmese de (arkada sanki odak dışı olarak çerçeveye girmiş gibi) bir çıngıraklı yılan türü galiba ;) Yanılıyorsam düzeltin.
Herhalde Avustralya'da çektiniz. Bir hayvanat bahçesinden mi çektiniz acaba? Doğadan çektiyseniz sizi tebrik ederim!
Evet, Avustralya dünyanın doğal toksin (zehir) rezervidir diyebilirim. Bir çoğu endemik olan çok zehirli yılan, örümcek, salyangoz türleri mevcut oralarda. Umarim yeni paylaşımlarda bulunursunuz. Elinize sağlık.
Selamlar

Naşit

montivipera
29-03-2008, 02:25
Dün bahçde temizlik yaparken yer örtüsünün altından fotografını eklediğim yılan çıktı.:eek: Zararsız gibi görünüyor ama ne yılanı olduğunu merak ettim doğrusu.:D

Merhaba Kudret Bey,

Buna da Kör Yılan denmiş ancak Vildan Hanım'ın eklediği gibi, bu da bir YILAN DEĞİL, KERTENKELE gibi görünüyor :D Ancak tabi bu farklı bir tür. Resim gene küçük olduğundan sağlıklı bir teşhis yapamıyorum. Anguis gibime geldi ama Ophiomorus'da olabilir. Hangi şehirde bulunduğunuzu yazarsanız biraz daha aydınlatıcı olur benim açımdan. Bir de daha başka fotoğrafları varsa daha büyük bir şekilde koyabilirseniz iyi olur.
Saygılar...

Naşit İĞCİ

montivipera
29-03-2008, 02:37
Bu aylarda yılan olmaz derler bir de... Göya Haziran ayında çıkarmış yeraltından...
Suyılanı olmasın bu?

Merhabalar

Sürüngen mevsimi başlamış bulunmakta. Martın ortalarından itibaren sürüngenler aktifleşmeye başlarlar. Tabi bu Akdeniz iklimi için bu şekilde ama daha soğuk olan, Martı ilk haftalarına kadar hala kar örtüsü barındıran yerler için bu süre biraz daha geç olur. Ama Nisan ve Mayıs aylarında özellikle iyice aktif olurlar. Hem kış uykusundan çıktıklarından besin ararlar, hem de bu aylar bir çok sürüngen için üreme dönemidir. Yaz ortasında, en sıcak Ağustos ve Temmuz aylarında çok socağı sevmediklerinden pek ortalıklarda dolaşmazlar, ağırlıklı olarak taş altlarında vakit geçirirler. Eylül-Ekim, yani sonbahar aylarında ise tekrar aktiflikleri artar. Çünkü kış uykusuna girecekleri için son artık son besinlerini alırlar.

Sürüngen mevsiminin başlamasıyla sanırım buraya gönderilen fotoğrafların sayısı artacak. Elimden geldiği kadar ve bilgim dahilinde yardımcı olmaya çalışacağım. Aryıca Türkiye'de bulunan yılan görünümlü kertenkelerle ilgili kısa bir yazı yazacağım yarın. Sanırım böyle bir konuya değinmem faydalı olacak :p

Saygılarımla...

Naşit İĞCİ

Ludisa Excellence
29-03-2008, 10:59
Eğer dikkatli bakmışsanız hayvanın iki yanında bariz bir oluk olduğunu görmüşsünüzdür, Türkçe adı da buradan geliyor.

Hımm...
Naşit Bey;
Ben geçtiğimiz yaz bu yılanı/kertenkeleyi bayağı bir incelemiştim.Ama oluk göremedim.:(
2. bir şıkkınız var mı acaba?
Yada ben bu yaz biraz daha yakından mı incelesem?:D
(Yanlız inceleme olayını kesinlikle sitenin dışında yapmalıyım,
çünkü yılana kertenkele diyince site sakinlerinden,
nasıl bir tepki alırım bilemiyorum artık.:D)

Not: Fotoğrafın küçük olmasına rağmen bu hayvanlara aşina olduğumdan ilk bakışta tanıyabildim ama düşük de olsa yanılma payım da vardır.

Yok ben aslında yılanla dalga bile geçmiştim
'' sen yılan değil kerten kelesin!:mad: '' diye:D:p
Çünkü ben ağızında yılanlarda olan dişlerden bile görememiştim ama...
Pseudopodus apodus muş demek.
Teşekkürler.

montivipera
29-03-2008, 14:26
Hımm...
Naşit Bey;
Ben geçtiğimiz yaz bu yılanı/kertenkeleyi bayağı bir incelemiştim.Ama oluk göremedim.:(
2. bir şıkkınız var mı acaba?
Yada ben bu yaz biraz daha yakından mı incelesem?:D



Selamlar,
Açıkçası büyük oranda baş kısmından tanıdık geldi. Dediğim gibi resim küçük olduğu için pek anlaşılmıyor, YANİ YANILIYOR DA OALBİLİRİM. 2. bir şıkkım olacak olsa dahi (yani bir yılan olması ihtimali) bu resimden bir şey söyleyemem zaten. Ama ben bir Pseudopus (=Ophisaurus) apodus fotoğrafı ekledim. Eklediğim fotoğrafta onu yılandan ayırabileceğiniz en önemli 2 özellik bariz olarak görülüyor:

Birincisi, resme bakarsanız göz kapaklarının olduğunu farkedersiniz. Kertenkelelerde serbest göz kapakları bulunur (bazı istisnalar hariç). Oysa yılanlarda göz kapakları gözün önünde birleşerek saydam bir perde oluşturmuştur, yani görünür ve hareketli göz kapakları yoktur. Bu yüzden gözleri yusyuvarlak görünür.

İkincisi, gene resme bakarsanız ağzın hemen arkasında bir delik olduğunu görürsünüz. Bu, dış kulak deliğidir. Yılanlarda ise dış kulak deliği yoktur (sadece iç kulak bulunur), bir bakıma YILANLAR SESLERİ DUYAMAZ desek yanlış olmaz. Ama titreşimleri hissederek bir bakıma bu şekilde duyarlar diyebiliriz.
Bu resimde, bahsettiğim "oluk" da vücudun yan tarafında açıkça görülüyor.

Bu bilgiler ışığında bir kere daha değerlendirin. Eğer dediğim özellikler yoksa; ya sizin gördüğünüz Vildan Hanım'ın eklediği fotoğraftaki hayvan değil de gerçek bir yılan, ya da ikisi de aynı tür ve ben yanılıyorum.

Not: Bilimsel adını yanlış yazmışım, şimdi farkettim ve düzelttim. Pseudopodus değil, Pseudopus olacaktı. Ha bir de yılanlarda da kertenkelerde de diş bulunur.

Saygılarımla,
Naşit İĞCİ

limon
29-03-2008, 15:38
Çok şaşırdım bu bilgilere.

Montivipera, Peki bu kertenkelenin de yılanlar gibi dilleri var mı? Isırma eğilimleri var mıdır? Diğer bildiğimiz kertenkeleler gibi zarasızlar mıdır?

Bir de hep kafama takılmıştır, halk arasında "yılan soktu" denilir. Ama yılan aslında ısırmaz mı?

Ludisa Excellence
29-03-2008, 17:57
Sn. Naşit Bey;
Herpetolog olan sizsiniz.;)
Ben daha iyi bilecek değilim ama.
DİŞ derken sivri, bir çift yılan dişinden bahsetmiştim. :confused:
Zehirlerini zerk ederken kulannılan dişler.Pek bilimsel olmadı, bu tarif ama.:(
Kulak deliği ve göz kapağından eminim.
Yanlız yanlardaki oyukları hala hatırlamıyorum.
O zaman bizim aktörün pseudopus olduğuna emin gibiyiz.:cool:



Tekrar teşekkürler, efendim.:p

montivipera
29-03-2008, 22:09
Çok şaşırdım bu bilgilere.

Montivipera, Peki bu kertenkelenin de yılanlar gibi dilleri var mı? Isırma eğilimleri var mıdır? Diğer bildiğimiz kertenkeleler gibi zarasızlar mıdır?

Bir de hep kafama takılmıştır, halk arasında "yılan soktu" denilir. Ama yılan aslında ısırmaz mı?

Selamlar,
Kertenkelelerde de dil vardır. Özellikle Gekonidlerin gözlerini temizlemek için ve beslenirkenki yalanmalarını izlemek çok hoşuma gider ;)

Birçok hayvan gibi kertenkele ve yılanlar da rahatsız edildiklerinde ısırabilir. Tabi bazı türler çok sakindir, çok zor ısırır. Bazıları da çok sinirli olurlar ve hemen ısırırlar. Ancak daha önce de yazdığım gibi dünyada sadece iki tür zehirli kertenkele vardır, onlar da Türkiye'de yok zaten. Onun dışındaki kertenkelerin verebileceği tek zarar ısırmaktır. Büyük olan kertenkeleler (Laudakia, Eumeces gibi) ısırdıklarında epey acıtabilir, bundan öte de bir zararları dokunmaz. Sadece eğer ufak bir kanama gerçekleşirse kertenkelenin dişlerinden parazit, bakteri vb. bulaşması suretiyle ikincil bir enfeksiyon olabilir ve bölgede hafif kızarma görülebilir. Ancak bu çok sık görülmez. Çünkü kanatacak kadar ısırabilen kertenkelerle o kadar yakınlaşmak zaten pek mümkün değil.

Sürüngenlerin zaten bizi görünce ilk düşündükleri şey kaçmaktır. Benim arazilerde gözlemlediğim kadarıyla, söz konusu olan, göreceli olarak yılan görünümlü kertenkelerde kaçma eğilimi daha da fazladır. Bunun ötesinde zaten belirttim, diğer kertenkeler gibi bunlar da zararsızdırlar.

Yılan ısırmasına gelince, evet dediğiniz gibi YILANLAR SOKMAZ, ISIRIR. Halk arasında böyle bir kullanım yerleşmiştir. Ancak kimileri yılanların dilleriyle soktuğunu düşünüyor. Böyle bir şey yok tabi ki, dişleriyle ısırırlar. Zehirli yılanlarda ise özelleşmiş, diğer dişlerden daha uzun olan zehir dişleri vardır. Zehir dişlerinin farklı yapıları vardır. Örneğin engereklerde öndeki zehir dişleri çok uzu olduğundan ağız kapalıyken yatık şekilde dururlar. Isırmak için ağız açıldığında ise dikleşirler. Dillerini ise havadaki koku partiküllerini almak amacıyla dışarı çıkarırlar.

Şunu da hemen belirteyim ki doğada karşılaştığımız yılanların çoğunluğu muhtemelen zehirsiz yılanlardır. Bu konuyla ilgili bu başlık altında yazdığım "Türkiye'nin Zehirli Yılanları (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=7169)" başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Saygılarımla
Naşit İĞCİ

montivipera
29-03-2008, 22:29
Sn. Naşit Bey;
Herpetolog olan sizsiniz.;)
Ben daha iyi bilecek değilim ama.
DİŞ derken sivri, bir çift yılan dişinden bahsetmiştim. :confused:
Zehirlerini zerk ederken kulannılan dişler.Pek bilimsel olmadı, bu tarif ama.:(
Kulak deliği ve göz kapağından eminim.
Yanlız yanlardaki oyukları hala hatırlamıyorum.
O zaman bizim aktörün pseudopus olduğuna emin gibiyiz.:cool:
Tekrar teşekkürler, efendim.:p

Merhaba,
Kastettiğinizi şimdi anladım. Ama her yılan da zehirli değilki ;) Yurdumuzda zehirsiz yılanlarla karşılaşma ihtimali çok daha yüksektir. Ve zehirsiz yılanlarda da özelleşmiş zehir dişleri bulunmaz, dişlerin hepsi benzer yapıdadır.

Göz kapağı ve kulak deliği var diyorsanız ve görünümü de eklenen fotodaki gibiyse Pseudopus olması muhtemel. Yılanlarla karıştırılabilecek başka türler de var ama onlar bu kadar uzun olmazlar ve vücutlarının Pseudopus'taki gibi kalından inceye doğru bir yapısı yoktur ve özellikle kuyruk kısmı bu kadar incelmez.

Saygılar
Naşit

Ludisa Excellence
29-03-2008, 23:26
Ve zehirsiz yılanlarda da özelleşmiş zehir dişleri bulunmaz, dişlerin hepsi aynı boyuttadır.


Yılanlarla karıştırılabilecek başka türler de var ama onlar bu kadar uzun olmazlar ve vücutlarının Pseudopus'taki gibi kalından inceye doğru bir yapısı yoktur ve özellikle kuyruk kısmı bu kadar incelmez.

Sn. İĞCİ;

Şimdi çok daha iyi anladım.
Sizinle burada dolaylı yoldan tanışmak çok hoş oldu doğrusu.
Tam isabet diyebilirim, kendimce. :D
Yanlız kesin olan şu ki;
İlerleyen zamanlarda, sürüngenler özellikle yılanlar konusunda daha çok yardım ve görüşlerinize ihtiyacım olacak gibi gibi.;)
Eeee...
Bir ömür eb. ve orc. lerle geçmez ki.:D (Aman Hocam duymasın!:p)

Teşekkürler.

hassoman
30-03-2008, 20:18
Gerçekten böyle mi daha güzeller; yoksa böylede mi güzeller?..
http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,4687001&galeriid=3227&ver=0509

hassoman
30-03-2008, 20:23
....

montivipera
03-04-2008, 18:26
Sn. İĞCİ;

Şimdi çok daha iyi anladım.
Sizinle burada dolaylı yoldan tanışmak çok hoş oldu doğrusu.
Tam isabet diyebilirim, kendimce. :D
Yanlız kesin olan şu ki;
İlerleyen zamanlarda, sürüngenler özellikle yılanlar konusunda daha çok yardım ve görüşlerinize ihtiyacım olacak gibi gibi.;)
Eeee...
Bir ömür eb. ve orc. lerle geçmez ki.:D (Aman Hocam duymasın!:p)

Teşekkürler.

Selamlar,
Bilgim dahilinde yardımcı olmaktan mutluluk duyarım. İstediğiniz zaman özel olarak e-posta da atabilirsiniz.

Ayrıca bitkiler de iyidir, en azından kaçmıyorlar :D

Saygılar
Naşit

montivipera
03-04-2008, 18:28
Gerçekten böyle mi daha güzeller; yoksa böylede mi güzeller?..

Soruda ne kastettiğinizi tam anlayamadım ama "Böyle de güzeller" diyebilirim. Tabi canlı olması tercihimizdir...

iooktay
01-05-2008, 13:53
Sık sık gittiğimiz bir köy evinin bahçesinde bu yılana rastladık. Acaba zehirli olup olmadığını bilen bir arkadaş var mı? Şimdiden teşekkürler.

dost.bahcivan
01-05-2008, 20:21
Karayılan'ın bir varyetası. Bazı yörelerde Bozyörük' denir. Bildiğim kadarı ile zehirsiz bir yılandır.

iooktay
01-05-2008, 22:47
Teşekkürler dost.bahcivan. İçim rahatladı.

montivipera
02-05-2008, 11:14
Sık sık gittiğimiz bir köy evinin bahçesinde bu yılana rastladık. Acaba zehirli olup olmadığını bilen bir arkadaş var mı? Şimdiden teşekkürler.

Merhaba,
Fotoğraftan ayrıntılı olarak görmek mümkün olmasa da dost.bahcivan'ın da yazdığı gibi Kara Yılan (Dolicophis jugularis) olabilir, muhtemelen de odur.
Ancak resimdeki yılanın Colubridae (Kırbaç Yılanları) ailesinden olduğunu ve zararsız olduğunu söyleyebilirim. Yani endişelenmenize gerek yok.

Selamlar
Naşit

denizakvaryumu
02-05-2008, 11:22
Peki Türkiye'de korkulacak yılan var mıdır? Eğer varsa hangi bölgelerde yaşamaktadır?

Yılan zehirlenmesi vakası ile hersene kaç kişi sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır bu konuda tutulan bir istatistik acaba var mıdır?

yale
02-05-2008, 11:33
Offff, bu ne güzellik! :D
Paylaşım için çok teşekkür ederiz. Her ne kadar çıngırağı fotoğrafta görülmese de (arkada sanki odak dışı olarak çerçeveye girmiş gibi) bir çıngıraklı yılan türü galiba ;) Yanılıyorsam düzeltin.
Herhalde Avustralya'da çektiniz. Bir hayvanat bahçesinden mi çektiniz acaba? Doğadan çektiyseniz sizi tebrik ederim!
Evet, Avustralya dünyanın doğal toksin (zehir) rezervidir diyebilirim. Bir çoğu endemik olan çok zehirli yılan, örümcek, salyangoz türleri mevcut oralarda. Umarim yeni paylaşımlarda bulunursunuz. Elinize sağlık.
Selamlar
Naşit

Kusura bakmayın geç cevap verdim.Avustralyada Melbournede bir hayvanat bahçesinde çektim.Doğada Rastlama şansım pek olmadı.Olsaydı da zaten çekmeyi denermiydim bilmiyorum. Yeni paylaşımlar konusunda 3 hafta oradaydım 3-4 gün dışında hergün 700 ün üstünde fotoğraf çektim.Birçok ağaç ve hayvan fotoğrafları .Ama oturupta bakmam epey zaman alacağa benziyor.Ağaç fotoğraflarını düzenledim.Göndereceğim .
Saygılarımla

montivipera
02-05-2008, 12:15
Peki Türkiye'de korkulacak yılan var mıdır? Eğer varsa hangi bölgelerde yaşamaktadır?

Yılan zehirlenmesi vakası ile hersene kaç kişi sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır bu konuda tutulan bir istatistik acaba var mıdır?

Merhabalar, konuyla ilgili olarak Türkiye'nin Zehirli Yılanları (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=7169) başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

Şimdi vaktim olmadığından, vakalarla ilgili bilgiyi vaktim olduğunda vereceğim.

Selamlar
Naşit

iooktay
02-05-2008, 13:33
Merhaba,
Fotoğraftan ayrıntılı olarak görmek mümkün olmasa da dost.bahcivan'ın da yazdığı gibi Kara Yılan (Dolicophis jugularis) olabilir, muhtemelen de odur.
Ancak resimdeki yılanın Colubridae (Kırbaç Yılanları) ailesinden olduğunu ve zararsız olduğunu söyleyebilirim. Yani endişelenmenize gerek yok.

Selamlar
Naşit

Naşit Bey teşekkürler.

f-sunflower
01-06-2008, 14:19
Bahçemde yılan var.Türü hakkında bilgi sahibi değilim.Bahçede daha önce de yılan görülmüştü.Ne yapmamız gerektiği konusunda bir bilgi verirseniz sevinirim.
Teşekkür ederim.

karaselvi
02-06-2008, 00:23
Ona uzaylıdan gelmiş bir katil muamelesi yapmayın bişi olmaz.

f-sunflower
02-06-2008, 13:33
Hayır öyle bir muamele yapmadık tabiki,biz ondan o bizden korkuyor.Ama çocuklar var bir anda ne yapacağını şaşırıyor insan.

hosseda
02-06-2008, 17:53
Merhabalar,
Yılan ile karşılaşmak olağanüstü bir olay. Bu hafta sonu tam gara öğlende (Bodrum'un yerlisi çok sıcak yaz günlerinin 13.00 ile 15.00 saatleri arasını anlatacak ise hep bu kelimeleri kullanır, çok güzel ifade ettiği için aşırı sıcağı, bende buraya aynen aldım bu kelimeleri) köyün kenar sokağında karşılaştım onunla. Onu gördüm ve sadece fren yapabildim. Aramız 5 metre yok idi ve sağ taraftaki evlerin duvar kenarından sola tarlalar tarafındaki evlerin duvarına doğru akmakta idi. Ben durunca o da yolun ortasında duraksadı ve kafasını hafifçe kaldırarak bana doğru baktı. Çok iri ve uzun idi. Kapkara ama parlak bir rengi vardı. Çok etkilendim ve telefonumu alıp fotoğrafını çekmeye çabaladığım esnada, evin yanındaki yamaçtan tarlaya doğru aktı. Kuyruğunun incelen son kısmının akışı hala gözümün önünde, çünkü hemen bitmedi nedense. Arabam ile yürüdüm ve otların arasından fotoğrafını çekme ümidi ile onu görmeye çalıştım fakat çok kısa bir anda sadece orta kısmını görebildim ve makinaya bastım ama maalesef kamera devrede değil imiş hiç görüntü alamamışım.
Bu koca yılandan çok etkilendim ve dün gene köyde idim. Gördüğüm yerde o saatlerde özellikle eylendim ama göremedim tabii. Köyün çocukları bisiklet ile aynı yerde devamlı oynamaktalar. Onlara burada kocaman bir siyah yılan dolanmakta hiç karşılaştınız mı dediğim de aldığım cevap " evet amca,onlar 2 tane, bizim buradaki fareleri avlamaya geliyorlar. Biz onları biliyoruz ve dokunmayız çünkü bize hiç zarar vermezler ama fareleri avladıkları için bize yararlıdır onlar " dediler. Yukarıda yer alan bir yazıya göre en uzun karayılan ölçüsü 2.00 m. imiş ama ben eminimki gördüğüm hayvanın uzunluğu 2 metrenin üzerinde idi.
Sanırım bir daha karşılaşırsam daha soğukkanlı olacağım ve onu fotoğraflayabileceğim. Ancak itiraf edeyim ki onu hala aklımdam atamadım ve tekrar karşılaşmaktan mutlu olacağımı da sanmıyorum. Çok muhteşem bir yaratık olduğu su götürmez ama uzak olmakta fayda var diye düşünmekteyim.
Hoşçakalınız.

montivipera
02-06-2008, 21:57
Hayır öyle bir muamele yapmadık tabiki,biz ondan o bizden korkuyor.Ama çocuklar var bir anda ne yapacağını şaşırıyor insan.

Merhabalar,
Evet, onlar sizden kaçar zaten. Bahçenize yuvalandıysa yumurtaları olma ihtimali var. Ya da saklanacakları güzel bir yer bulmuşlardır. Muhtemelen bir süre sonra gider. Engerek olmadığı sürece çocuklarınıza herhangi bir zarar verebileceğini zannetmem.
Naşit

montivipera
02-06-2008, 22:16
Merhabalar,
Yılan ile karşılaşmak olağanüstü bir olay. Bu hafta sonu tam gara öğlende (Bodrum'un yerlisi çok sıcak yaz günlerinin 13.00 ile 15.00 saatleri arasını anlatacak ise hep bu kelimeleri kullanır, çok güzel ifade ettiği için aşırı sıcağı, bende buraya aynen aldım bu kelimeleri) köyün kenar sokağında karşılaştım onunla..

Merhaba,
Gördüğünüz büyük olasılıkla Kara Yılan (Dolicophis jugularis [syn. Coluber jugularis])'dır. Sizin de belirttiğiniz gibi parlak siyah renklidirler ve boyları çok uzundur. Türkiye ve K. K. T. C.'de yayılış gösteren en uzun yılan türü budur. Boyları 2 m'yi aşabilir, yani 2 m'den fazla olmaz diye bir şey yok (Kıbrıs'tan 3 m'ye yaklaşan kayıtlar vardır.)

Gerçekten de bu yılan, çok büyük/uzun olması ve parlak siyah rengi sayesinde insanda bir hayranlık uyandırıyor (gerçi bende en fazla hayranlık uyandıranlar engerekler ;) buraya (http://www.nasitigci.com) tıklayarak sitemin giriş sayfasında çektiğim bir engerek fotoğrafını görebilirsiniz). Ancak hemen belirteyim ki Kara Yılan'lar çok sinirli hayvanlardır. Eğer tutmaya çalışırsanız hemen ısıracaktır. Zehirli değildir ancak gene de ısırmaması iyi olur (ağzında bulunabilecek bakteri, protozoon vb. organizmalardan kaynaklanabilecek ikincil enfeksiyonlardan sakınmak için).

Bu tür hakkında söyleyebileceğim ilginç bir durum da, tür içi kanibalizmin görülebilmesidir. Yani Kara Yılan türleri birbirlerini yiyebilirler (genç bireylerde de bu davranış gözlenmiştir).

Umarım çekme fırsatı bulabilirsiniz ve bizimle paylaşırsınız.

Sağlıcakla
Naşit İĞCİ

omereser
02-06-2008, 22:46
Geçen gün yol kenarında yenice ezilmiş bir su yılanı ( Natrix tesellata ) yavrusu gördüm. Hemen yanındaki Akarçay Deresi yenice kurumuş. Çünkü bu su eskiden özgürce akarken, üzerine yapılan Akdeğirmen Barajı yüzünden artık akamıyor ve yazları kuruyor. Yakında bu barajın suyu Afyonkarahisar'ın içme suyu olarak kullanılacak. Yani minik su yılanlarının bu sudan yararlanma hakkı artık yok. Etrafta Çevre Haftası'yla ilgili yazılar var. Ne acı değil mi?

montivipera
07-06-2008, 04:18
Sözünü verdiğim ama bir türlü yazamadığım :) yılanla karıştırılan kertenkeleler konulu yazımı "Yılan Görünümlü Kertenkeleler" (http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=9128) başlığı altında bulabilirsiniz.

Bu arada Ömer Bey, sizi de cevapsız bırakmayayım; maalesef ne yaparsak yapalım bu tarz manzaralarla karşılaşıyoruz ve karşılaşmaya da devam edeceğiz. Bu konuda "Türkiye'nin Zehirli Yılanları" başlığında son gönderdiğim bir ileti var, onu okuyabilirsiiz. Yorumlarınızı da bekliyorum mutlaka :)

Sağlıcakla,
Naşit.

Ayşe Özdil
07-06-2008, 17:57
Naşit Bey, bir süredir yılanlarla ilgili verdiğiniz son derece yararlı bilgileri ilgiyle takip ediyorum. Size çok teşekkür ederim.
Bizler gibi açık arazilerde, ormanlarda ,sık çalılar içinde fotoğraf çekmeye meraklı arkadaşların herzaman bir yılanla karşılaşma ihtimali yüksek. Ben hep bunu aklımda bulundururum . Korktuğum halde yine de girerim sık çalıların arasına. Önce çalıları hışırdatırım ki yılan varsa da bana görünmesin kaçsın. Yılanların sağır olduğunu ve titreşimleri algıladıklarını ilk sizden öğrendim bu arada. Demek kırda giderken ses çıkarmanın da faydası yokmuş !

Ayşe Özdil
07-06-2008, 18:10
Fotoğrafları görünce üzüleceksiniz biliyorum . Dün Beytepe de gördüm bu yılanı. Çocuklar oynuyorlardı. Tarlada kürekle öldürmüşler. Altı sarı. Köyde OK Yılanı diyorlarmış adına . İnsan görünce ok gibi üzerine atlayıp ısırdığı için. Zehirli dediler ama ben bir de size danışmak istedim. En azından insanlara zehirli olup olmadığını söyleyebilirim.. Boşuna öldürmesinler , korkmasınlar. Bu yılanın boyu 1.20 ydi.. Selamlar

montivipera
07-06-2008, 19:10
Merhaba Ayşe Hanım,

Fotoğrafını gönderdiğiniz tür muhtemelen Dolicophis caspius (syn. Coluber caspius). Hazer Yılanı olarak geçer. ZEHİRLİ DEĞİLDİR.

Aslında halk arasında Ok Yılanı olarak bilinen, sizin de anlattığınız gibi, hızlı hareket ettiğinden ve ince uzun yapısından dolayı insanlara ok gibi fırladığı söylenen ve çok zehirli olduğu rivayet edilen yılan bu değil, Platyceps najadum (syn. Coluber najadum) dediğimiz türdür. Ancak bu anlatılanlar tabi ki gerçek dışıdır ve bu tür de zehirsizdir.

Saygılar
Naşit

cihan_as
07-06-2008, 20:32
Sayın naşit bey, pınarbaşı semtinde bahcede çalışırken 10 cm uzunlugunda çok sayıda yavru yılan görüyorum. Çevrede oturan bahce sahipleri çok büyük yılanlar oldugunu söylüyorlar ilk önceleri çok tedirgin oluyordum. Sizin yılanlar hakkında yazdıklarınızı okudukca yılanlara karşı düşüncelerim degişti en azından her gördügüm yılan zehirli düşüncesi ortadan kalmış oldu. Size sormak istedigim izmir pınarbaşı ışıkkent bu çevredeki bahcerlerde zehirli yılan olma ihtimali varmı bunu ögrenmek istiyorum.

montivipera
07-06-2008, 21:18
Merhabalar,

İzmir'de Montivipera xanthina, Şeritli Engerek dediğimiz türü görme ihtimaliniz var, benim de tez konum zaten. Ancak tercih ettiği biyotoplar genellikle insandan uzak kayalık bölgelerdir. Bahçelerde de görülme ihtimali olabilir ama üreme alanı olarak bu tip yerleri seçeceklerini zannetmiyorum. Gene de gördüğünüz yılanların fotoğrafını çekme ihtimaliniz olursa, veya en azından renk-desen durumu hakkında bir şeyler söyleyebilirseniz daha sağlıklı bilgi verebilirim.

Engerekler gececi hayvanlardır, bu nedenle gün ortasında fazla dışarıda dolaşmazlar. Hareketleri ağırdır. Ekte M. xanthina'nın 2 tane fotoğrafını ekledim. Ayrıca başka bir fotoğrafını da sitemin giriş sayfasında (http://www.nasitigci.com/) görebilirsiniz. Siz yavru yılanlar görüyorsunuz diye ben de ergin olmayan bir birey ekledim. Erginlerinde de renk-desen durumu aynı ama. Fotoğraftan da görebileceğiniz gibi başın üçgen şekilli ve boynun ince olmasıyla ayırt edilebilir. Ayrıca kuyrukları birden incelmektedir. Ama bu bilgilerin zehirli yılanları ayırt etmede kesin olarak kullanılabilecek ayrımlar olmadığını hatırlatırım. Yardımcı olması için yazdım sadece.

İzmir'de bulunan yılanlardan, Şeritli Engerek dışında, sakınmanız gereken başka bir tür yok. Sadece "yarı zehirli" dediğimiz bazı türler var ama onların zehri de insan için tehlikeli değil zaten, besinlerini oluşturan kurbağa, balık vb. hayvanlar üzerinde etkili.

Saygılar,
Naşit İĞCİ

Ayşe Özdil
08-06-2008, 15:45
Naşit Bey , verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Yazık ettiler hayvana ..Zehirsiz olduğunu köylülere söyleyeceğim..

A.Şahin
08-06-2008, 15:57
Geçen gün yumurtaların çıkmasına sadece birkaç gün kalan kuluçkadaki ördeğimin yumurtaların tamamını bir yılan yemiş, üzücü bir durum ama oda beslenmek zorunda yapacak bişey yok:(

montivipera
08-06-2008, 21:07
Merhaba,

Evet, ördekler yumurtadan çıkamadan besin zincirindeki rollerini oynamışlar. Yumurtaları bir yılanın yediğini nasıl anladınız acaba?

Sağlıcakla
Naşit

hosseda
09-06-2008, 10:56
Merhabalar,
Bir kaç aydır devamlı köylüleri, nasıl yaşadıkları konusunda izlemekteyim. Benim bulunduğum yörede arazide çalışan kesim erkekler. Bayanlar daha çok hayvanlarla ve diğer ev işleri ile ilgilenmekteler. Erkekler için yazar isem birinci malzemeleri lastik çizme. Pantalon mutlaka çizme içine girmekte. Uzun gömlek bir diğer vazgeçilmez giysileri. Erkeklerde mutlaka bol cepli yelekler var ( sanırım çakı, çakmak, sigara, telefon vb. eşyaları rahatça taşımak ve kaybetmemek için). Kafalarında da mutlaka şapka veya yöreye özgü örtüleri bulunmakta. Araziye çıktığınız da çizme ile dolaşır iseniz, ayağımı bir şey sokarmı korkunuzdan eser kalmayacaktır. Ancak çizmede bir yürüyüş botunun rahatlığı yok maalesef. Hele şimdi havalar sıcak, insanın ayakları pişiyor ama bilhassa ot içinde yürüyor iseniz çare yok çizme ile dolaşacaksınız.
Hoşçakalınız.

dost.bahcivan
21-06-2008, 22:42
Bu da bizim yaramaz. Kimseye zararı yok. Ama Heybeti ili korkutur.

kudra
25-06-2008, 15:58
arkadaşlar selam siteye devamlı bakarım ama yeni üye oldum,sorun şu bahcede bozyörük yılanımız var sanırım yavru 4-5 gündür zeytinağacının içinde mutlu ve huzurlu yaşıyor ama dün gece köpeğimiz biraz oyun oynamak istemiş olacakki ısırmış. Biraz yüzü şişti haliyle. atımız ve keçimizde var onlarada zarar verir diyede korkuyorum.Acaba yılanı bahceden nasıl cıkartabılırız, ilaç ve kazma kürek olmadan:)

omereser
25-06-2008, 18:11
Sayın Kudra, sizin yılan sırt desenine bakılırsa şeritli engereğe ( Vipera xanthina ) benziyor.
Eğer oysa, bu ciddi bir tehlike demektir. Onu bir şekilde uzaklaştırmanın yoluna bakmalısınız.

montivipera
26-06-2008, 14:05
Merhabalar,

Evet, Ömer Bey'in de belirttiği gibi, bahçenizdeki yılan Montivipera xanthina (Şeritli Engerek) dediğimiz türdür ve zehirlidir. Rahatsız edilmedikçe bir tehlike oluşturmaz ama bahçenizde bulunduğu göz önünde bulundurulursa bir şekilde çıkarmanızda fayda var. Maşa gibi bir şey yardımıyla yılanı bir çuvala koyup uzak bir yerde bırakabilirsiniz. Bunun dışında kendi kendine gitmesini sağlayacak bir yöntem varsa da ben bilmiyorum :) Ama bu işlemleri yaparken çok dikkatli olun, mümkün olduğunca ellemeden çuvala sokmaya çalışın. Olası bir ısırılma durumunda ise hemen bir sağlık kuruluşuna gidin.

Saygılarımla,
Naşit İĞCİ

Not: Bu hayvan benim lisans tezi konumdu. Çanakkale'de bulunduğunuz yerin (ilçe/köy) adını yazabilirseniz sevinirim.

cihan_as
11-07-2008, 20:32
Sayın naşit bey, size pınarbaşında bahcedeki yavru yılandan bahsetmiştim. Fotoğrafda görülen çok hızlı hareket ediyor, solucan olmadıgından kesin eminim sizce nedir acaba?

montivipera
14-07-2008, 13:11
Merhaba Cihan Bey,
Fotoğraftaki YILAN, görünüş itibarı ile Typhlops vermicularis (Kör Yılan) dediğimiz türdür. İlk bakışta solucana benzetilebilir (ki zaten Latince adı da bunu kastederek verilmiştir) ancak yakından bakarsanız pullarını görebilirsiniz, hatta dikkatli bakarsanız dilini çıkardığını da görebilirsiniz. Gözleri körelmiştir ancak gene dikkatli bakarsanız birer siyah nokta şeklinde görebilirsiniz. Kuyruğun ucunda küçük bir diken vardır, ancak bu diken insana zarar verecek bir yapıda değildir. Daha çok toprağı kazmada işlev görür. Boyları 30-35 cm'ye kadar çıkabilir ama genelde 15-20 cm kadar olurlar.

Türkiye'nin hemen hemen her yerinde yayılmıştır. Taş altlarında sıklıkla görebilirsiniz. TAMAMEN ZARARSIZDIR.

Saygı ve sevgilerimle,
Naşit.

hosseda
14-07-2008, 15:10
Sayın kudra,
Yılanın içinde yatmakta olduğu ağaç çam ağacına benzemekte. Zeytin ağacı diye yazmışsınız. Köylü,yılanlardan bahseder iken " çam alası " diye bir engerekten söz etmekte ve çok çevik olduğunu söyledikleri bu yılandan da anladığım kadarı ile çekinmekteler. Hatta bu yılan için, " çam alasına güven olmaz ısırıverir" diye konuşmalarına da şahit oldum. Dikkatli olmanızda büyük yarar var.
Hoşçakalınız.

yankee.E
14-07-2008, 17:46
mehmet ali bey özelden msj atın nasıl girmeniz gerektiğini anlatıyım ben girebiliyorum :d

dost.bahcivan
21-07-2008, 01:25
sorun şu bahcede bozyörük yılanımız var sanırım yavru 4-5 gündür zeytinağacının içinde
Sayın KUDRA Zeytin ağacınızdaki yılan; Ege yöresinde bahsedildiği gibi BOZYÖRÜK (Şeritli Engerek) yılanı. Ben de 3 aydır arabamda besliyorum. Halen daha birbirimize alışamadık. Çok zehirli olduğunu biliyorum. Sayın montivipera'nın tavsiyelerine uysanız iyi olur. 180 cm zunluğundaki Karayılanı kendime alıştırdım. Fakat Engerekte sansım yok gibi. Bir müddet sonra bırakmayı düşünüyorum. Yem diye verdiğim fare ısırıldıktan sonra 2-3 dakika içerisinde öldü. İnsanlar ne kadar yaşar bilmiyorum.