View Single Post
Eski 30-03-2012, 07:38   #7
Eser İlhan
Ağaç Dostu
 
Eser İlhan's Avatar
 
Giriş Tarihi: 04-03-2007
Şehir: Istanbul
Mesajlar: 1,298
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeTePe Mesajı Göster
............Ama insan ömrü ortalama 55-60 yıl civarındaydı. Şimdi bakıyorum 60 yaşındakiler sırım gibi dolaşıyor. Yukarıda bahsi geçen ürünleri sular seller gibi tüketen tüketim canavarı ABD'de beklenen yaşam süresi 90'a dayanmış...

Tamamen doğal kaynaklardan beslenen insanlar erken ölürken şimdi tüm bu yapay dünyada nasıl 30 yıl daha fazla yaşanabiliyor?

Eh, bu iş nasıl oluyor?

Not: Yukarıda bahsedilen tehditlere katılmıyor değilim. Sadece bu tehditler acaba fazla mı abartılıyor diye düşünüyorum. Örneğin mısır şurubundan elde edilen fruktozun normal şekere yani sukroza göre % 46 daha şişmanlatıcı olduğu söylenmiş. Aslında bildiğim kadarıyla ikisi arasındaki kalori farkı %3 civarında. Ayrıca, ticari olarak genellikle fruktoz değil maltodekstroz kullanılıyor.
Bir diğer konu ise çeşme suyu... Herkesi bilmem ama benim çeşme suyumda partikül oranı 80ppm çıkarken arıtma cihazından geçen suda 10ppm'e düşüyor. Bakteri oranını ise kültür yapma şansım olmadığı için bilemiyorum ama agır metal barındırdığından neredeyse eminim.
İlk sorunuzun cevabı bence teşhis ve tedavi olanaklarının gelişen teknoloji sayesinde inanılmaz artmış olması. Böylece hastalıklar daha çok başında teşhis edilip tedavi yoluna gidilebiliyor.

Şekerlerin şişmanlatma konusunu ise düz mantıkla sadece kalori farkına bağlamak yanlış bence. Vücuttaki metabolizasyonu esnasında geçilen yol ve oluşan yan ürünler, karaciğere etkisi de bu olayda rol oynayabilir diye düşünüyorum. En iyisi hiç ilave şeker kullanmamak.

Çeşme suyundaki partikül oranının düşmesi size daha berrak bir su verebilir ama tek başına kimyasal temizlenmeyi sağlamaz. Kimyasal olarak temiz olabilmesi için iyon tutucu reçineler de kullanmak gerekir. Ağır metalden arındırmak tamam ama suyun tamamen iyonlarından arıtılmış biçimde "saf su" olarak içilmesini sağlıklı bulmuyorum.(Bu konuda biraz "paranoyak" olabildiğimizi düşünüyorum şahsen) Çünkü vücudumuz bu iyonlara da ihtiyaç duyuyor. Türkiyedeki suların sertliği hakkında genel bilgim yok ama benim yaşadığım bölgede su sertliği giderilmesi gereken noktada değil ve ben de Ca ve Mg arıtmasına gerek duymuyorum. Ne içtiğim suda hatta ne de evde kullandığım çamaşır-bulaşık makinelerinde...
Bakteri temizliği ise (sizin de mesleğiniz gereği bildiğinizi düşündüğüm üzere) apayrı bir konu.Onu da UV lambaları kullanarak sağlayabiliriz. UV yoksa, bakteri temizliği de yok

Eser İlhan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön