View Single Post
Eski 13-02-2010, 18:11   #329
4.tekilkişi
Ağaç Dostu
 
4.tekilkişi's Avatar
 
Giriş Tarihi: 08-04-2009
Şehir: İstanbul/Büyükçekmece
Mesajlar: 204
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi kartalpin Mesajı Göster

“Biz erkekler aşık oluruz, kadınlar ise sadece seçer. Doğanın kuralı bu ya da yaratan böyle buyurmuş.. Duygu dolu şiir yazan kaç kadın sayarsın bana, duygu dolu besteler yapan kadın bestekarlar nerede, duygu dolu çizimlere sahip kaç kadın ressam bilirsin… Kadın sadece ve sadece kendi çocuğuna karşı tam aşık olabilir. Yani hiç bi karşılık beklemeden sadece kendi çocuğuna sevgisini sunabilir. Kadın için bir erkek ise, sadece o aşka, yani çocuğa ulaşmada bir ara evredir . Eğer kadın da aşık olabilseydi evrende denge bozulurdu, İyi ki kadınlar aşık olmuyor da denge korunuyor toplumda”
Hanım'ın Çiftliği dizisinde mi duymuştum, Orhan Kemal menşeili, yahut On Kadınlı bir Ntv programında mı anımsayamadım şimdi. Deniliyordu ki: " Biz kadınlar aşık oluruz, erkekler ise SEVER sadece". Tam da Yaşar Bey'in sözleri ile zepzengin uyaklı. Durup, unutup her şeyi bu cümleyi düşünmüştüm. Hakikaten öyle mi? Aşık olan kadınlar mıdır erkekler mi? Hoş ne fark edecek değil mi? Aşkı tatsın da kişi.

Memlekette neden hiç şair kadın yok gibisinden sorulmuş Can Yücel'e cevabı malumunuz şahsına has olmuş ) Bir başka şair de yine aynı konu üzerine -ah keşke tam cümleleriyle hatırlayabilseydim-: Erkeklerin karşılarında onları etkileyebilecek endam ve narinliğe sahip bir varlık var; kadınlar. Belki bu yüzden yazabiliyorlar demiş. Kadının karşısındaki erkek ne kadar etkileyici ki? Bir nefeslik durup düşünülünce sanki hak veriyor insan. (Estagfurullah yanlış anlaşılmasın sözlerim.) Daha geçen gün Antik "şair kadın" Sappho'nun kitabını aldım. Kadın şair diye almak istedim üstelik. Duygu yüklü kelimeler işte. Aşklı, dokunaklı. Mitoloji dersinde söylemişti hocamız, Aphrodite'ye yazılmış ilk şiir ona aitmiş. Ve söylenegelmiştir, Sappho kadınlara aşıkmış! Kadınlara! Bir erkeğe yazılamadı yine şiiir....

Bitkilere uyup kışın mahmurluğuna mı büründüm bilemiyorum. Biraz uzak bırakmıştım kendimi buralardan. İnsan sevdiğinin uzağına düşünce özlermiş; kıymetini anlarmış... Ben de bulandığım bu ağaçlar sevdasından uzağa çektim kendimi. Başkaca arayışlara girdim-çıktım. Bazen işin içinden çıkamadım, dolandı ayaklarım. Ama hiçbir yerde de bu tadı bulamadım. Özledim vesselaaam.

Yaşar Bey'le tanışınca yüzüme gül(ücük)ler doldu. İlk okuduğunda karşı bir atağa geçiyor insan, serde kadınlık var. İçimden bir ses yükseldi: Evden dışarı çıkarılmayan kadın ne kadar gösterecek ki aşkını? Özgür olmayan, kadın olduğunun farkında olmayan kadınlar ne kadar aşık olabilecekler? Onun ancak çocuğuna duyduğu aşkı kabul edebilir çevresindekiler? O da Anna olamaz; "anne" olur! Ne yapsın?! Tabii Yaşar Bey'in bunlara da pek çok cevabı vardır. Ve biliyorum aslında, önünde sonunda Sayın Kartalpin'in bahsettiği diğer bayan dostları gibi Yaşar Bey'in düşüncelerini haklı bulacağımı.

Merak ettim "Aha da bu ben işte" diye gönderdiği kaktüsü Yaşar Bey'in ne görüp ne düşünüp gönderdiğini. Kaktüsle arasında nasıl bir bağ kurdu acaba? Siz anlamışsınızdır hoş, daha görür görmez. Balık oltası gibi geldi bana dikenleri. Yahut yukarıya uzanan iki kol. Ne ikisi, bir sürü. Her yere uzanmak ister gibi. Her şeyi kucaklamak ister gibi. Veya tutunmak ister gibi bir şeylere...

4.tekilkişi Çevrimdışı   Başa Dön