View Single Post
Eski 02-10-2009, 17:23   #5
hassoman
Ağaç Dostu
 
Giriş Tarihi: 19-04-2007
Şehir: Ankara
Mesajlar: 1,468
Kölelelik döneminde Amerika'da zenciler arasında müzik -blues- yaygınlaşmaya başlayınca çiftlik patronlarını bir telaş almış. Çünkü blues giderek isyankar damar bir hal almaya, üretimi etkilemeye başlamış. Önlem olarak zencilerin ellerindeki çalgılar alınmış. Ama bu önlem zencileri müzikten alıkoymamıştı. Bu defa da çalgı olmadan sadece seslerini kullanmaya başlamışlar (a capella)

Müzik denilince aklıma bu olay gelir nedense

Müzik sözcüğünün Yunan mitolojisinde Zeus ve Mnemosyne'nin kızları olan esin perileri (su perileri) Musa'lardan geldiği söyleniyor. Bu esin perilerine yaraşır, onlara ait bir sanat anlamındaymış... Azra Erhat'ın yalancısıyım...

Evet konu, "Müzik, toplumsal farkındalıkların algılanmasında ne kadar etkilidir?.." olunca ne yalan söyleyeyim neresinden ele alacağımı kestiremedim...

Vira bismillah başlayalım bakalım...
Evet felsefe ve müzik aslında içiçe... Felsefesi olmayan müzik hemen hemen hiç yok gibi... Felsefesi olmayan müzik olsa olsa gürültüdür diyeceğim ama, günümüzün kendini aşmış müzisyenleri gürültüyü bile müziğin içine soktular. Yani kulağımızın duyabildiği her ses artık müziğin ve felsefenin içinde.

Bireysel olarak bestecileri bestelerinden, şarkıcıları seslerinden, saz sanatçılarını yorum tarzlarından tanırız hemen.
Neden?
Çünkü karakterist özellikler yüzünden.
Müzik, bireysel çıkışlara yatkın gibi görünse de anonim yanı daha baskın gibi. Yani toplumsal sahipliği demek istiyorum...
Bir müziğin ritminden, dokusundan, renginden, tarzından hangi ülkeye ait olduğunu hemen anlamaktayız... İşte Hint, Çin, Japon, Arap, İskoç vs müzikleri gibi... Elbette bunların yerel -folklorik- karakterli olduklarına söylememe gerek yok. Ama evrensel müziğe bu folklorik müziklerin kaynaklık ettikleri de bir gerçek... Çağdaş müzik aletlerin ortaya çıkışı da öyle...

İlkel müzik aletleri çoğrafya içinde değişik kültürlere girip çıktıkça geliştirilerek son biçimini almış oluyor. Mesela gitar... Heralde Uzakdoğudan, ya da Mezapotamya'dan tek telli olarak çıkan saz Endülüs'den dünyaya bugünkü gitar haliyle sonlanmış olarak dünyaya takdim edilmiş olmakta diye düşünmekteyim... Diğer çağdaş telli, nefesli, vurmalı sazların da aynı şekilde evrimleştiğini, geliştirildiğini söyleyebiliriz...

Ancak, müzik deyip geçmemek gerekir...
Bir çok düşünür müziğin sağlam matematiksel bir özellik taşıdığını belirtmiş ve evrendeki kozmik olaylar ve devinimlerle iişkisini ortaya koymuş.

Örneğin Platon, Decartes gibi... Bu düşünürler evrenin yapısı içinde gök cisimlerin birbirleriyle olan uyumu ve kendi içindeki ritme uygun devinimlerinin müziksel olduğunu söylemişler.
Platon göksel etkiyle oluşan yalın müziğin dışında kalan müziği insanlar için zararlı olduğunu öne sürmüş ve hatta yasaklanması gerektiğini söylemiş... Aristoteles de müziğin insanın kişiliği üzerinde olumlu, olumsuz etkileme gücüne dikkati çekmiş... Öğrencisi Aristoksenos müziğin kulağa olduğu kadar akla da hitap ettiğini söyleyerek dinleyiciyi öne çıkarmış... Decartes müziğin matematiksel olduğunun belirtmesinin yanı sıra duygusal ve uyarıcı etkileri yüzünden tehlikeli moduna dikkat etmek gerektiğini belirterek ılımlı müzik önermiş, Kepler müzikle gök cisimlerinin hareketi arasında ilişkiyi ortaya çıkarmak için kürelerin uyumu düşüncesine sarılmış, Leibniz müziğin evrensel olduğunu, temelinde matematiğe dayandığını söylemiş; Kant müziği duygusal olarak yararlı bulmuş ama sözleri olmayan (enstramantel) müziğe güvenilemeyeceğini, kültürel önem kazanması için şiirsel sözlerin olması gerektiğini belirtmiş, Hegel de müziğin mutlaka felsefi dayanağının olması gerektiğini söylemiş... Nietzsche müziğin matematiksel özelliğini önemsememiş, doğayı taklit eden müziği de kabul etmemiş ama onda müziğin akılla olan ilişkisini çok önemsemiş...

Devam etmek kaydıyla şimdilik bu kadar diyelim.
Ah Malina ah!...
Derya gibi bir konu...

hassoman Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön