View Single Post
Eski 10-11-2008, 14:12   #1
malina
agaclar.net
 
malina's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2004
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 37,160
Sûz-i Dilârâ

Agaclar.net'e geliş maceranız nasıl oldu?

Okuduğum bir kitapta bol bol geçen ağaç isimlerinin görüntülerini merak edip “google” da aratırken rastgelmiştim, site çok hoşuma gitmişti, üye olmuştum lâkin bir ara işlerimin yoğunluğundan giremedim. Tâ ki çiçek mevsimine erişip de renk renk açan petunyaları, ipek çiçeklerini, gardenyaları, sardunyaları vs. görünceye kadar…

Eve birkaç hafta boyunca taşıyıp durduğum çiçeklerin bakımları konusunda da müracaat edeceğim bir tek adres vardı; “
agaclar.net”. O günden sonra hemen her gün buradayım diyebilirim. (Tatilde olduğum süreyi saymazsak.)

Burada neler öğrendiniz?


Neler öğrenmedim ki! Her şeyden önce bitkilerin dilini. Onların da aynen insanlar gibi farklı farklı kişiliklere sahip olduklarını. Kimisi çok güneşi, az suyu severken kimisinin nazenin olduğunu, çok ışığın onu rahatsız ettiğini, bunun için gölge yerleri tercih ettiğini veya çok su istediklerini, sevdikleri toprak türlerini vs.

Ve her şeyden önemlisi “seviyorum” dediğim tabiat hakkındaki uçsuz bucaksız cahilliğimi gördüm.

Diğer üyeler sizden neler öğrendi?

Utanarak itiraf etmeliyim ki bitki bakımı hakkında hiçbir şey, zaten bildiklerimin hepsini de buradan öğrendim. Ayrıca dostlarımın hepsi o kadar bilgili ve bu işin ehli ki benim onlara öğretecek bir şeyim olduğunu da sanmıyorum. Ama benim onlardan öğreneceğim daha çoook şey olduğunu biliyorum. Çünkü bilgili oldukları kadar bildiklerini paylaşmayı da seviyorlar. Ancak belki daha ilerleyen zamanlarda yeni üyelere, eskilerden öğrendiklerimden ve tecrübelerimin öğrettiklerinden yeri geldikçe aktarabilirim.

Sizi tanıyalım


Eylül 1980 doğumluyum. Memleketim Kahramanmaraş’ta 18 yıllık ikâmetin ardından üniversite okumak üzere Konya’ya geldim. İletişim Fakültesi Radyo Tv ve Sinema bölümünden 2002 yılında mezun oldum. Okuldan sonra Konya’da, 5 yıl özel bir şirkette Halkla İlişkiler bölümünde çalıştım.

9 yıllık Konya macerasının sonrasında evlenip eşimin vazifesi sebebiyle Van’a taşındım. “Mezara kadar eğitim” diyen biri olarak, tarih, edebiyat ve anadil öğreniminin gerekliliğine olan inancımın da tetiklemesiyle tekrar üniversite sınavına girdim, Tarih öğretmenliği bölümünü kazandım. Bu yıl yeniden çiçeği burnunda üniversite öğrencisi olacağım inşallah.


Bu genel bilgilerin haricinde diyebilirim ki okumak günümün önemli bir kısmını alır, Bütün küreselleşme ve yok etme çabalarına rağmen dünya üzerindeki mevcut kültürel renkliliğe hayranım ve bu renkliliğin yaşatılması gerektiği yolundaki inancıma paralel olarak da kendi kültürüm olan Türk kültürüne de derin ve sonsuz, sevgi ve saygı hisleriyle bağlıyım. Bu amaçla ve yukarda yazdığım sebeple de kültürüme ait ne varsa öğrenmek ve yaşatmak niyetiyle eğitime devam kararı aldım ve buna Türk tarihiyle bir giriş yapmak istedim. Umarım muvaffak olurum.

Hayvanları ve özellikle atları çok seven biri olarak kendi kendime at binmeyi öğrendim. Şimdilik çocuğum yok ama onun yerine geçen ve çoğu insandan daha sağlıklı iletişim kurduğuma inandığım bir kedim var: Sütoğlan. Eşimden, birkaç arkadaşımdan, kedimden, kitaplarımdan, bitkilerimden ve agaclar.net’teki dostlardan oluşan küçük dünyamda mutlu mesut yaşıyorum

Zamanınızın ne kadarını bitkilere ayırıyorsunuz?

Her sabah uyandığımda çayı ocağa koyar, soluğu balkon ve pencerelerimdeki saksıların yanında alırım. Tomurcuklananların hangi aşamada olduklarını kontrol ederim, susamışlar mı, yeni yapraklar, çiçekler ne alemde? İnceler, hatırlarını sorarım. Sabah rutinlerimin yanında gün içinde de bir saat kadar ilgilenirim, bazen sırf konuşup hem onları hem kendimi rahatlatmak için, bazen ilaçlarını hazırlayıp onları örümcekten, sinekten, külden korumak için zamanımı onlara ayırırım.

Agaclar.net'te "şu da olsaydı" ya da "olmasaydı iyi olurdu" diyebileceğiniz neler var?


O kadar geniş düşünülerek hazırlanmış bir site ki insan; “acaba başka ne olabilir?” kısmına ekleyecek bir şey bulamıyor. En azından şimdilik benim bütün ihtiyaçlarıma cevap veriyor diyebilirim.

Diğer üyelere ne tür önerileriniz olabilir?


Üye sayımızın çokluğu ve fakat forumdaki yazışmalara katılan üye sayımızın azlığı arasındaki uçurum çok dikkatimi çekiyor, yazmaktan, sormaktan, çelik, tohum alışverişinde bulunmaktan çekinmesinler diyebilirim.

Bitkilerle ilgilenmek sizi nasıl etkiliyor? En çok ilgilendiğiniz türler hangileri?


“Keşke apartmanda oturmasaydık da eskiden olduğu gibi şöyle bahçeli, müstakil bir evimiz olsaydı” diyorum. Çünkü saksıdaki bitkilerle ilgilenmek bile insanı inanılmaz derecede rahatlatıp mutlu ediyor. Sizin ona verdiğiniz azıcık su ve toprağa karşılık o size top top, rengarenk, göz ve gönül okşayan çiçekleriyle ve ruhları dinlendiren güzelim yeşiliyle karşılık veriyor.

Diğer taraftan bir canlının hayatını devam ettirmesi sizin vesilenizle oluyor bunu bilmek dâhi bir dünya mutluluğa eş. Bir de bunun fidan dikimiydi, bahçede geçen ve toprakla uğraşılan süresi, bahçenin şöyle bir köşeciğine ekilmiş bostanı, meyve ağaçları, dalından koparılıp yenilen bir meyvenin, insanın hem ruhuna hem de damağına verdiği haz…


En çok ilgilendiğim türler kısmına da diyebilirim ki çiçekli ve kokulu olanların hepsi ama bilhassa yasemin, hanımeli, sardunya, menekşe, küpeli… Hele hanımelinin baharda evlerin bahçe duvarlarından taşıp sokakları dolduran, taze rüzgârda yüzünüze çarpan o baygın kokusu… Daha ne diyebilirim ki!

Bitkilerle ilgilenirken yaşadığınız en ilgi çekici, trajik ya da komik olay hangisi?

Çok komik bir şey değil ama çiçekleri satın alıp eve getirdiğim ilk sıralarda kedim çiçeklerden korkuyor, gözlerini belerterek, tüylerini dikip tıslayarak ve patileriyle vurarak onlarla savaşıyordu, çiçeklerin başından zorla ayırıyordum onu, bağırıp miyavlıyor, ordan çekmeye çalıştığım için bana kızıyor, ellerimi tırmalıyordu. Çiçekleri ondan korumak için hepsini balkonda toplamak zorunda kalmıştım ve tabi kediciğin de balkona çıkışı yasaktı.

Sonradan onların zararsız olduğunu öğrenip saksıların arasına girip yatmaya başladı, çiçeklerin yapraklarını koparıp atıyor ve saksılarla oynarken onları deviriyordu bazen de kumunu beğenmeyip gidip saksılardan birine def-i hacet ediyordu. Şimdilerde çiçeklerin varlığına iyice alıştı ve onları rahat bıraktı.

Foruma katıldıktan sonra ileriye dönük planlarınızda değişiklikler oldu mu?


Mutlaka.
Aslında ben köy çocuğuyum ama insan nimetin içindeyken nimetin farkına varmazmış. Köyüm ormanla, meyve bahçeleri, sebze tarlalarıyla dolu bir köydü, kırları da bir o kadar bereketliydi. Nimete aşinalıktan olsa gerek bahçeli bir evin, tarlada yetiştirilen bir sebzenin veya pencerenizin önünde size her sabah tebessüm eden bir erik ağacının değerini ancak onları kaybettikten, varlıklarına hasret kaldıktan sonra anlıyorsunuz.

Foruma katıldıktan sonra bunları hatırladım ve artık içimdeki kuru bir özlem ve yâd etme değil bilinçli bir yaşatma gayretine dönüştü. Köyümle irtibatı ne olursa olsun uzun süreli koparmamaya karar verdim. Ve bundan sonra taşınacağım evleri kesinlikle müstakil ve bahçeli olanlarından seçeceğime söz verdim kendime. Sefer tasında yaşıyormuş hissi veren apartmanlarda oturmak yok bundan sonra.

Bir de ileride kendime ait boş bir arsayı ağaçlandırıp ülkeme hediye etmek gibi bir hayalim var.

Agaclar.net toplantılarına katılıyor musunuz? Gözlemlerinizi yazar mısınız?

Hayır maalesef katılamıyorum.

Bitkilerle ilgili yararlandığınız ve önereceğiniz kitaplar hangileri?


Agaclar.net’in e-dergisini okumayanlara tavsiye edebilirim.

Doğa ve çevre ile ilişkisini örnek aldığınız ya da örnek diye gösterebileceğiniz insanlar var mı?


Annem çok üretken bir kadındır. Babam emekli olduktan sonra köye taşındılar, dedemden miras kalan boş toprakları bir yılın içinde adam edip cennete çevirdi. Kiraz, elma, armut, şeftali, kayısı, ceviz vs. bir dünya ağaç dikti o ağaçların aralarında da sebzeler yetiştirdi. Şimdi her meyvenin, sebzenin mevsiminde paylarımız ayrılır, reçellik, kurutmalık, salçalık ve taze olarak. Biz de beleşten yeriz. Toprakla çok barışıktır ve elini attığı her işten alnının akıyla çıkar. Onun gibi olmak isterim.

Üye olduğunuz diğer forumlar hangileri? Agaclar.net'i onlardan ayıran özellikler ne?


Agaclar.net haricinde çok sevdiğim bir sanatçının hayran (fan) kulübüne üyeyim. Her ikisini kıyaslamak doğru olmaz ancak diyebilirim ki agaclar.net forumunu diğer forumlardan ayıran özellik, üyelerinin kalitesi, Türkçe kullanımı konusunda hem üyelerinin hem de yönetimin gereken hassasiyete sahip olması, üyelerdeki bilgi derinliği ve tabiata duydukları sevginin agaclar.net vasıtası ile bir araya getirilmiş olması.

Bitkilerle ilgili mesleki bir eğitim aldınız mı? Almak ister misiniz?


Hayır almadım ama almak isterim.

Zamanınızın ne kadarını
agaclar.net'e ayırıyorsunuz?

İnternete hemen her gün girerim ve ilk açtığım sayfa agaclar.net olur. agaclar.net’te kalış sürem gün içerisindeki ihtiyacıma göre değişiyor, eğer bitkilerimle ilgili bir sorun varsa ilgili sayfalara girip okuyorum bu da biraz zaman alıyor tabii, bazen de sırf yazdıklarıma verilen cevapları görmek için bakıyorum, ortalama bir zaman vermek gerekirse bir –iki saat diyebilirim.

Bitkilerden başka ilgilendiğiniz neler var?


Edebiyata çok düşkünüm, edebi eserleri okumak, dünyaya, insanlara, hayata bir de bu eserlerin, lâtif sözcüklerden seçilerek kurgulanmış sayfalarından bakmak bana son derece haz veriyor. Dinler tarihi de ilgimi çekiyor ama şimdilik o yönde bir şey yapamıyorum.

İyi bir Klâsik Türk Müziği dinleyicisiyim. Klâsik kemençe öğrenmek için ders alacağım bir sırada Van’a taşındığım için bu hayalimi ertelemek zorunda kaldım. Bunun dışında mutfakta reçel, turşu, marmelat vs. gibi uğraştıran ancak bir o kadar da yapmaktan zevk aldığım işler var. Bazen yemek için değil de sırf hazırlayıp kavanozlardaki görüntüsünü seyretmek için bu işlerle uğraştığımı düşünüyorum.


Bunun dışında hayvanları çok seviyorum evimde bir kedim var. Ve Allah’a hep dua ediyorum, bana geniş imkânlar ver ki sahipsiz, barınaksız, aç, sakat hayvancıklar için bir şeyler yapabileyim diye. Bu konuda çevremdeki insanlara da hep anlatıyorum, onların da en az bizim kadar yaşamaya ve rahat etmeye hakları var, onlara eziyet etmeyin, aç, susuz bırakmayın, soğukta kalanlara evinizde değilse bile hiç olmazsa bodrum katında veya ahırınızda bir yerler açın diye. Ne kadar geri dönüşümü olacak zaman gösterecek.

Bitki, tohum, çelik paylaşımlarına katıldınız mı? Neler düşünüyorsunuz?

“Kadın her yerde kadın” hesabı bana göre forumun en zevkli kısmı bu alışverişler Sağolsun dostların hiçbiri bu konuda beni kırmadılar.

Şu anda evimde, bu alışverişler neticesinde gelen mum çiçekleri (İklimsiz), arap saçı, cam güzeli, kaluce, kamış, kaktüs, reyhan (Tubay), yasemin (hala bir umut tutar diye bekletiyorum ama bir hareket yok) çelikleri (Minka), ipek çiçeği (Emel Yılmaz) tohumlarım var.

Paylaşmak çok güzel, insan bunun güzelliğini tekrar yaşıyor bu alışverişlerde. Kargo görevlisi kapıya geldiğinde sizin için Türkiye’nin taa öbür ucundan, daha sizi tanımadan, forumun verdiği güven ortamından güç alarak hazırlanıp gönderilmiş bir minik paket görüyorsunuz. İnsanı tebessüm ettiriyor. Misafirlerin yeni yuvalarından hoşnut kalıp büyüdüklerini görmek de ayrı bir memnuniyet…


Forumdaki hangi üyeler sizi olumlu yönde etkiliyor, neden?

Başta sevgili Güler Hanım’ı zikredeceğim. Bahçesinin fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla güzelliği, her şeyden önce verilen emeğin de çokluğunu gösteriyor. Bana o kadar olmasa da ona yakın güzellikte bir bahçe inşası için aşk ve şevk veriyor diyebilirim.

Ve diğer dostlar sevgili İklimsiz, Tubay, minka, Emel Yılmaz, Sehernaz, candost, günüm, olay9’un çelik ve bilgi paylaşımındaki cömert tutumları beni çok etkilemişti.

Diğer yandan sevgili Mahmut Leventoğlu, CemalS, Benben1967, tugo, turco’nun dostane, güven dolu arkadaşlıkları bu sitedeki dost çemberimi genişletmemi sağladılar.

İsmini unuttuğum arkadaşlarım varsa kusura bakmasınlar ama genel olarak siteden arkadaşlık kurduğum hemen bütün isimler benim için çok değerli ve üzerimde bir şekilde olumlu etkileri var.

Gönüllüsü olduğunuz Sivil Toplum Örgütleri var mı? Hangileri?


Konya’da TEMA’ya üye olmuştum, ağaç dikim çalışmalarına katılmıştım. Onun haricinde başka bir üyeliğim olmadı.

Doğa ve çevre konularında yapılan protestolara aktif olarak katılır mısınız, katılmak gerekir mi?


Katılmak isterim ve herkesin de bu konularda hassas olması gerektiğini düşünürüm. Yalnız sıra protestoya gelinceye kadar herkesin de üstüne düşen birtakım sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini de düşünüyorum. Mesela insanlar ormana gidip mangal yakıyorlar, dönüşte ortalığı çöp içinde bırakıyorlar, sonra bu kişiler dönüp protestolara katılsın böyle olmaz. Herkesin bireysel sorumluluklar alması ve yerine getirmesi gerekiyor, faydalı olamıyorsan hiç olmazsa zarar verme, kirletme.

TV ve radyoda bu konuları işleyen programları yeterli buluyor musunuz, nasıl olmalı?


Belgesel gösterimini kural ihlâli yapan kanallara ceza olarak veren bir ülkenin üst kurulundan, alt kurulundan, tv ve radyo kanallarından ne bekleyebilirsiniz ki! Önce bu zihniyetin değiştirilmesi ve insanlara bunun yanlışlığı öğretilmeli. Medya istediği zaman çok güzel bir kamuoyu oluşturabiliyor ama konu doğaya, çevreye geldi mi sırtını dönüyor!

Talebin de seyirciden gelmesi gerekiyor ama insanlar gelin-kaynana çekişmelerini veya iki çalgıcı çenginin reklam aşkını, kavgalarını izlemeyi daha çekici buluyor.

En azından belli saatlerde bizler gibi izleyiciler için belgesellerin konması gerektiğini düşünüyorum.

Hobi bahçeleri hakkında neler düşünüyorsunuz?


Apartmanlarda sıkışıp kalmış insanların stres atmaları, bir şeyler üretebilme ve kendi ürettiklerinden tüketme zevkini yaşamaları bakımından hoş bir düşünce. Sayıları artırılmalı.

Hepsinden sadece birer tane yazın: En sevdiğiniz;

ağaç:
Kestane
çiçek;
Hanımeli
kitap:
Çalıkuşu
şarkı:
Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok
müzik grubu/müzik sanatçısı:
İncesaz -Umut Akyürek
ressam:
Ivan Aivazovsky
şair: Yahya Kemal
film:
Buz Devri 1-2
web sitesi:
açık
ara, agaclar.net

malina Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön