View Single Post
Eski 13-09-2007, 11:36   #44
mcege
Ağaç Dostu
 
mcege's Avatar
 
Giriş Tarihi: 18-08-2007
Şehir: izmir
Mesajlar: 112
Kaldığımız yerden devam.
Huysuz usta adamı meslek sahibi yaparmış dedim ya oradan devam edelim.

Öncelikle kullanılacak olan malzemelerin listesini çıkarmamız gerekiyordu. Evi rutubetten, börtü böcekten korumak için yerden 50cm. yüksekte kurmaya karar vermiştik. Hem böylece ekstra bir yer döşemesi düşünmeyecektik. Ayrıca evin alt boşluğunu ardiye ve odunluk olarak kullanabilecektik. Bir avantajı da temiz ve pis su tesisatını döşemek ve tamir etmek çok kolaylaşacak, yıkım döküm yapmadan evin altına girip halledecektik. ( daha sonra öğrendiğimiz bir avantajı da şuydu evi temelsiz olarak yapmanın. Eğer araziniz SİT alan olsa bile temelsiz olarak inşa edilen yapılara çok fazla sorun çıkarılmıyordu. Çünkü evin toprağa değen yeri toplam 12 adet 10*10cm kalasların toplamı kadar, yani 1 m2 bile yer işgal edilmiyordu.)

Neyse, gerekli olan malzeme listesi bizi çok uğraştırmasına rağmen çıkmıştı sonunda. Ahşap ev yapacağımızı belli etmeden kerestecileri dolaşmaya karar verdik. Çünkü ahşap ev deyince insanların aklına Amerika'daki zenginlerin dağlarda yaptıkları malikaneler geliyor ve bizi de çok zengin "yolunacak kaz" olarak görüyorlardı. Ahh şu Amerikan filimleri, insanları ne şekillerde şartlandırıyordu?

Meslek lisesinde ağaçişleri bölümünde okumamın kazandırdığı bilgiler doğrultusunda kullanılacak olan ağacı "sedir ağacı" olarak belirlemiştik. Çünkü sedir ağacı su, nem, çürüme ve kurtlanmaya karşı dayanıklı, doğası gereği yağlı ve darbelere karşı çok dayanıklı bir ağaçtı. Hatta Osmanlı'lar donanmalarındaki gemileri sedir ağacından yaparlarmış. Şu anda yatlarda ve ahşap teknelerde kullanılan "taek" ağacı yerine zamanında hep sedir kullanılırmış.

Kerestecileri dolaşmaya başladığımızda sedir ağacını bilene denk gelinceye kadar 10 tane dükkan gezmiştik. En sonunda bu ağacı bilen bir işletme bulmuştuk. "Bu ağacı kimse kullanmaz siz ne yapacaksınız?" diye sorulan bir soru bizi hayrete düşürmüştü. Böylesi bir ağaç neden kullanılmıyordu ki?

Ağacın sert ve yağlı yapısı nedeniyle işlerken kullanılan aletleri çabuk yıprattığı için kimse tercih etmiyormuş. Aman ne güzel o zaman fiyatı da uygundur, diye düşünürken yanıldığımızı anladık. Biraz ucuzdu ama düşündüğümüz kadar değil.
( 2004 yılı için fiyatlar; 2.sınıf kızıl çam 650YTL., kavak 350YTL., sedir 550YTL.) Alacağımız toplam malzeme ise 6000 YTL. kadar tutuyordu. Ve o dükkandan alışveriş yapmadan ayrıldık. Yine dükkan dükkan dolaşırken "Rus Sedir'i" denen bir ağaç daha olduğunu duyduk, bunu satan sadece bir işletme vardı ve bu ürün daha yeni gelmişti, hemen oraya gittik. Ben ağaçları incelerken ağabeyim de fiyat konusunu konuşuyordu. Bu ağaçlar yerli sedir kadar iyi olmasa da yine de önemli bir avantajı vardı Rus sedir'lerinde budak yok denecek kadar azdı.
Ben incelemeyi bitirdikten sonra sanki çok beğenmemiş gibi bir tavırla ağabeyimin yanına gittim. "Nasıl beğendiniz mi ağaçları?" diye soran satıcıdan çok ağabeyimin fiyat konusunda neler konuşulduğunu satıcıya belli etmeden el işareti ile bana anlatması içime serin sular serpilmesine sebep olmuştu. Ağabeyim eli ile 4,5 işareti yapıyordu. Bunu açıkça söylememesinin nedeni satıcının pazarlıkla dahada aşağıya inebileceğine işaretti.
Ağaçların kötü olmadığını ama fiyatının almamızdaki en önemli etken olacağını belirtince sıkı bir pazarlık başladı ve "mikap"ı ( metreküp) 425 YTL. den anlaştık.

Elimizdeki listede yazılanları birer birer nakliye kamyonuna yükledikten sonra toplamda 4,750 YTL. tutan ücretin 1500 YTL.'sini peşin, kalanını ise kredi kartına 6 taksit yaptıktan sonra arsamıza doğru yola koyulduk.

Arsaya gelince tüm malzemeleri indirip nakliyeciye de ücretini ödedikten sonra artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimizi iyice anlamıştık. Başarmaktan başka bir seçeneğimiz yoktu.

Şimdilik hoşçakalın.

mcege Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön