View Single Post
Eski 21-09-2017, 22:16   #4
Taşlıbahçe
Ağaç Dostu
 
Taşlıbahçe's Avatar
 
Giriş Tarihi: 03-04-2006
Şehir: Çanakkale
Mesajlar: 669
Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi MeyveliTepe Mesajı Göster
Bu konuda Taşlıbahçe uzmandır
Madem öyle en azından kapıyı biraz aralayım

Şimdi, İç Anadolu’dan tren veya otobüsle geçmiş biri genel yapı hakkında kolaylıkla fikir edinir. Ben de pek çok kez yalnızca yolculuk esnasında buralardan geçip gitmiştim ve haliyle bir fikir de edinmiştim ancak ne zaman ki dağında taşında biraz yürüdüm, sağına soluna gittim, edindiğim fikir bir hayli değişti.

Geçtiğimiz sene “Anıt Ağaçlar”la ilgili bir sunum için Ankara’ya davet edildiğimde Kırsal Çevre ekibinden Ahmet Demirtaş ve Salih Usta’yla birlikte Ankara’nın içini, dışını ve İdris Dağı civarını biraz dolaştık. Göreceğimi bildiğim ağaçlarla selamlaşmalar oldu ancak hiç beklemediğim türlerle de karşılaşmam İç Anadolu’yla ilgili zayıf fikirlerimi değiştirdi. Parklarda veya bahçelerde gördüklerimden bahsetmiyorum bile.
Bu dalgalı ve yer yer de olabildiğince düz coğrafya karasallığını tüm gücüyle hissettirirken vadi tabanları, dere boyları, kalıntı orman alanları gibi yerler sürprizlerle dolu.

Dolayısıyla, İç Anadolu’da, yaprak dökmeyen Akdeniz sahil kuşağı bitkileri ve havadaki nem ile yoğun yağışlara muhtaç, misal Doğu Karadeniz’deki kimi türler soğuktan veya kuruluktan muhtemelen sıkıntı yaşarlar veya zaten yaşayamazlar ama bunlar dışında, Anadolu’nun pek çok yerinde gördüğümüz hemen her ağaç İç Anadolu’da yaşayabilir. Ancak, doğru yere dikilmek koşuluyla.

Demek istediğim, suyu olmayan, otlarla kaplanmış bir yamaca ıhlamur dikerseniz çok yazık edersiniz veya kendi imkanlarınızla sulama yoluna giderseniz bolca sulama yaparsınız ama aynı ağacı hem taban suyu yeterli olan, hem havadaki nem oranı hemen ötedeki tepeden çok daha fazla olan ve hem de kuzey bakılı bir yamacın dibinde bulunan dere boyuna dikerseniz geçen yıllarla birlikte diktiğiniz ıhlamurla keyiflenirsiniz. Tabii ki pek çok tür ağaç özel bakımla, sık sulamalarla bozkırın herhangi bir yerinde de yaşayabilir fakat pek sulama istemeden yaşayan, meyve verenleri merak edip dere boyu bahçelerden ilerlerseniz ayvalar, elmalar, erikler, mürverler, cevizler sizleri bekler. Dişbudak, söğüt, kavak gibi sucul ağaçlar da böyle yerlerde saf tutar. Uç örneklerden olacak ama nar da görebilirsiniz ancak nar İç Anadolu’nun her dere boyunda yaşar diyemeyiz mesela. O nar orada, ona uygun olan o küçük iklim alanında yaşarken aynı dere boyunda beş yüz adım ötede bir kış bile geçiremeyebilir.

Alıç gibi, yerli armutlar gibi kimi türler ise bozkırın yalnız ağaçlarına iyi örneklerdir. Ardıçlar, karaçamlar, kurakçıl meşeler gibi ağaçlar ise eski ormanlardan geriye kalmış işaretler veya hatıralar olarak pek çok yerde boy gösterirler.

Burada, gördüğüm veya varlığından haberdar olduğum her ağacı yazmayacak olduğum için şanslıyım. Bu işi, yukarıda da bahsettiğim gezide beraber dolaştığımız Ahmet hoca (A. Demirtaş) yaptı zaten. “Ankara’nın Ağaç, Ağaççık ve Çalıları” isimli 600 sayfalık kitabı geçen yıl basıldı. Kitaptaki pek çok tür Ankara dışında, İç Anadolu’nun çok yerinde de var. Açıklayıcı bilgiler takip edildiğinde genele uyarlanabilecek pek çok tür var. Kitabı “Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunlarını Araştırma Derneği”nden edinebilirsiniz.

Evet, sn. Poizer, vaktiniz oldukça listeyi hem bu kitap ışığında, hem de kendi gözlemlerinizle genişletirseniz çok iyi olur. Eminim daha pek çok kişi de katılacaktır çalışmanıza. Hangi ağacın İç Anadolu genelinde, genellikle hangi ortamda, misal ovada, dere boyunda, yamaçta, yüksek yayla yerlerde veya herhangi tepelik bir yerde bulunabildiği gibi bilgilerle de zenginleşirse sanırım daha yerinde olur. Kolay gelsin

Taşlıbahçe Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla Başa Dön