Araçlar

Bookmark and Share






Çınar Yaprakları

Çınar Yaprakları

Şehrin üzerine abanan kapkara bir gökyüzü, önüne kattığı denizi hışımla kıyıya vuran poyraz, sokakta savrulan çınar yaprakları ve düşen ilk yağmur damlaları. . . . .

Uzun ve yorucu bir gece nöbetinin ardından, sınıfın en arkasında, pencere kenarındaki bir sandalyede, yarı uyur yarı uyanık oturuyorum. Uykusuzluğa direnen gözlerim dışarıdaki tanıdık manzaraya dalmış. . .

Virüslerin mRNA'ları kullanarak hücre çepherinden içeri nasıl girip nasıl hastalık yaptığını öğreniyoruz! Dersimiz 'Anatomi'... Beynim artık kendi bildiğini okuyor, düşüncelerimi ne anatomi dersi, ne virüsler ne de yağmur ve poyrazın elinde perişan olan şehir yönlendirebiliyor. İçimde 'dersten çıkıp, eve gidip vurup kafayı uyumak!' gibi karşı konulması zor bir istek var ama mantığım beni 'devamsızlıktan kalmak ve kaybedilecek bir dönemin ekonomik boyutu!' ile tehdit ediyor.

Sınıfın en arkasında bir sandalye, anatomi dersi, dışarıda yağan yağmur, iyiden iyiye fırtınaya dönen poyraz, poyrazın önünde savrulan çınar yaprakları ve uykusuz yorgun 'ben'!

Kendimi sokaklarda savrulan çınar yapraklarına benzetiyorum. Bir oraya bir buraya savruluyorum işte. Dev gibi bir çınar ağacının dalındayken kendisine değer verilen yaprak, poyrazın elinde, bir oraya bir buraya savrulurken 'değersiz' oluveriyor.

Daha üç beş saat öncesine kadar, ben de kendimi 'önemli' hissediyordum! Telefonlarına cevap verdiğimiz kaptanlar, yat sahipleri, pilotlar, çiftçiler, balıkçılar ve kısacası her kesimden insan bize 'bey' diye hitabediyor, kendileri için hayati ve çok büyük ekonomik önemi olan bilgileri aldıktan sonra kibar bir eda ile teşekkür ediyorlardı.

Öyle ya; biz yaptığımız tahminlerle 'yapılmamış zararların' ve 'kaybedilmemiş canların' perde arkasında kalan kahramanlarıydık. Peki ama 'yapılmamış' zararların 'kaybedilmemiş' canların, kuru bir teşekküre sığmayan ekonomik boyutunu, kısacası bizim ülke ekonomisi ve toplum hayatına olan katkımızın gerçek değerini hesaplamak ne zaman mümkün olacak? Dev çınar ağacının yapraklarına, layık oldukları değeri kim ne zaman verecek?

İşini yaparken, 'ihtiyaçlar hiyerarşisindeki' en üst basamaklara layık görülen İktisat Fakültesi mezunu bir Meteoroloji Memuru, on altı saatlik uykusuz ve yorucu bir gece nöbetinin ardından, neden Meslek Yüksek Okulunun bir sınıfında 'Anatomi' dersine girer ki? Bir insan 'ihtiyaçlar hiyerarşisinin' hem üst basamaklarına çıkacak kadar başarılı, hem de 'en alt' basamağında perişan olacak kadar başarısız olabilir mi?

Dört yıl boyunca Meteoroloji Teknik Lisesi derslerine daha sonra İktisat Fakültesi derslerine, yetmedi Meslek Yüksek Okulu Et Endüstrisi Bölümünün derslerine ve yıllardan beri insanlar için 'hayati önem taşıyan' hava tahminlerine kafa yoran beynim bunca emeğine rağmen neden 'ihtiyaçlar hiyerarşisinin' en alt basamağıyla bir türlü başa çıkamadığını, İktisat Fakültesi mezunu olmasına rağmen neden 'aktif - pasif'leri eşitleyemediğini anlayamıyor **** bir türlü kabullenemiyor !

Anatomi dersi devam ediyor. . . Kapkara bulutlar alçalıp, abanmış şehrin üzerine.

Poyraz; önüne kattığı denizi hışımla kıyıya vuruyor. Sokaklarda çınar yaprakları savruluyor, bir oraya bir buraya... Ve yıllar önce bir akşamüstü, yağmur yağıyor Bandırma'ya...

Cihangir
16-06-2005
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019