Araçlar

Bookmark and Share






Boğaziçinde Erguvan Bayramı

Bursalı dostlarımız bizden evvel davranarak "Erguvan Bayramı"nı kaptılar. Bundan çok uzun yıllar önce bu tarihî şehrimizdeki tasavvuf ehli öncülüğünde yaşanan eski gelenek, tekrar gündeme getirildi. Günümüzde Bursa'da ne kadar erguvan kaldı ve Bursalıların erguvanla ilgisi ne derece pek bilemiyorum; ama bizim İstanbul'daki "Erguvan günlerimiz" devam ediyor.

Erguvan denince akla, önce İstanbul ve hassaten Boğaziçi gelir. Bu imparator şehrimiz M.S. 330 yılında Constantinus tarafından kurulduğunda, başka bir deyişle surlar bitirilip şehrin açılışı yapıldığında, mevsim, erguvan mevsimiymiş. Tarihçiler, bu günü 11 Mayıs olarak kabul ederler. Yani tam İstanbul'da erguvanların açtığı, tabii bir dekor halinde şehri süslediği mevsim...

Bizans Hıristiyan dünyasının bu "Yahuda Ağacı", daha sonra Türk İslam dönemlerinde de hak ettiği ilgiyi ve sevgiyi görmeye devam etti. Öyle ki, zaman zaman Osmanlı padişahları, payitahttaki erguvan ağacı sayısını yeterli bulmayarak taşradan Dersaadet'e erguvan getirilmesi yönünde talimatlar verdiler.

İstanbul aşığı, merhum A. Süheyl Ünver, "Erguvan ve Boğaziçi" başlıklı bir yazısında "Biz, İstanbul ve Boğaz'ı ihmal edenlerin, tabiatın Boğaziçi'ni pembeleştiren erguvanlarından haberi yoktur." diyerek şöyle sorar: "Neden İstanbul'da mayısa erguvan demezler, neden Boğaziçi'ne 'Erguvan Boğazı' demezler?"
Ünver, İstanbulluların, Boğaziçi'nde erguvanın tadını çıkaramadığını; erguvan seyretmek için gayret sarf etmediklerini ileri sürerek "Erguvanı Boğaz'da görmeli, karadan geçip gitmek hem Boğaz'a hem de erguvana hakarettir" şeklinde düşünmekte, İstanbulluların Boğaziçi vapurlarında her iki sahili görecek bir yerde oturup, erguvanları Boğaz'da böyle seyretmeleri gerektiğini söylemektedir.
Bir başka yazarımız Ahmet Hamdi Tanpınar ise "Beş Şehir"de; gülden sonra bayramı yapılacak bir çiçek varsa onun erguvan olduğunu yazıyor.

Evet, biz de bu görüşlere uyarak resmen ilan etmiyoruz; ama yıllardan beri Boğaziçi'nde bir "Erguvan Bayramı" kutluyoruz.
Bahar oldu güzel evde durulmaz
Bu mevsimde erguvana doyulmaz diyerek Marmara Üniversitesi'nden bir grup örenciyle başlattığımız; Boğaziçi'nde özel tekneyle yılda 23 defa tekrarlanan "Erguvan Seferleri" aşağı yukarı onuncu yılını doldurdu.
Bu sene de, 26 Nisan'da Kadıköy iskelesinden yola çıkıp, her iki yakadan Boğaz'ın bütün erguvanlarını temaşa ettik, onlarla bayramlaştık.

Bizi Rumeli yakasında; Topkapı Sarayı önünde, Gülhane Parkı'nda ilk olarak "Saraylı" bir erguvan karşıladı. Sonra Fındıklı'da, Dolmabahçede; Gümüşsuyunda başka erguvanlar birer ikişer kendilerini gösterdiler; ama arkasın dan esas cemaat, Yıldız Parkı girişinde ve Yahya Efendi Dergahı'nda öbek öbek saf tuttular. Bu toplu gösteri Kuruçeşme'de Ali Saib Efendi Korusu, Enver Paşa Yalısı ve Şeyhülislam CemaIettin Efendi Korusu'nda yoğunlaştı. Arnavutköy girişindeyse gösteriye mor salkımlar da karıştı. Hele Bebek'te Valide Paşa Yalısı'na gelmeden aralarından bir tanesi vardı ki, o frapan renk tonuyla daha bir ön plana çıktı, daha bir göz aldı. Şairin:
O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürünsün
Dediği gibi biz boğaza doğru ilerlerken gözümüz hep arkada o gül endamlının üzerindeki erguvani şala takıldı.

Rumelihisarı'na gelindiğinde Yılanlı Yalı'dan başlamak üzere Aşiyan'da ve Şehitlik'te takım takım, alay alay erguvan orduları 'hazır olda' durdular; sonra birer ikişer kişilik nöbetlerle İstinye Korusu'ndaki ikinci bir gruba kadar bize refakat ettiler.
Karadeniz'e doğru açıldıkça erguvanlar azaldı. Nisan yağmurunun getirdiği bereketle manzara daha bir yeşillendi, erguvanlar yerlerini yeşil bir ağaç denizine bıraktı. At kestaneleri, dişbudaklar, ıhlamurlar, defne ağaçları arasında koyu koyu serviler belirdi. Kavaklar'da ise Boğaz tepeleri iyice dumanlandı, erguvanlar artık hiç görünmez oldu.

'Sislendi heva tarfı çemenzarı nem aldı"
Anadolu yakasından kıyı kıyı gezerek çıktığımız dönüş yolunda; Çubuklu Hidiv Korusu'nda, Kanlıca tepelerinde, Mihrabad Korusu'nda, Küçüksu Sevda Tepesi'nde, Kandilli Cemile Sultan Korusu'nda öbek öbek beliren "Rumi erguvanlar", Vaniköy Papaz ile Kuzguncuk Fethi Paşa korularında küçük gruplardan toplu gösterilere geçerek değişik renk tonlarıyla Boğaz'ın Anadolu yakasını S. Ünver'in deyimiyle "Erguvan Nuru"na dönüştürdüler. Genellikle hepsinin "pembelikte imtizac etmiş tenleri" gözlerimizi üzerlerine celb etti: Bir kısmı yağmurun ve rüzgarın hışmıyla çiçeklerini dökmüş, o can alıcı rengini atmıştı; ama biz;
Solsanda sararsanda yinede gül pembe dehensin
Rabbin bana bir nimeti varsa o da sensin, diyerek onları da gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutmadık.
Her sene olduğu gibi erguvanlar bize, İstanbul'da yaşamanın,' Boğaziçi'nde tekneyle dolaşarak onları seyretmenin keyfini bahşettiler. "
Biz de bu güzel erguvanları her bahar olduğu
gibi bu baharda da yalnız bırakmadık
"Severim her güzeli Sen'den eserdir"
diyerek, Bursa'daki Evliyaullah kadar olmasa bile kendimizce şükrümüzü ve zikrimizi eda ettik. Herkesin bu mevsimde kutladığı 23 Nisan Bayramı yanı sıra, Boğaziçi'nin kendimize has erguvan bayramını kutladık. Darısı ekim sonunda lüfer bayramına...

MERAKLISINA NOTLAR
1.Yapmış olduğumuz kabataslak sayımlarda Rumeli yakasında 500'e yakın, Anadolu'da 700'ü aşkın olmak üzere 1200 civarında erguvan tespit ettik. Ayrıca Boğaziçi dışında değil de münferit olarak görünümüyle kayda değer erguvanlar şunlardır: Sultanahmet'te su terazisi yanındaki Halide Edip Parkında... Firüzağa Camiisi arkasında ve Ayosofya Hürrem Haseki Hamamı civarında (1.70 m)... Topkapı Sarayı girişinde, Ayairini önünde... Emirgan'da aşağıda park girişinde... Fenerbahçe parkında, kafe karşısında... Kuyubaşı'nda Feneryolu Sokağında erguvanlar tek başlarına birer türbe gibi ziyaretçi beklemektedir. İstanbul dışındaki şah erguvanlar Gebze Tavşanlı Köyünde ve Şirinyalı'da eski Bağdat Caddesinde çevresi 2.95 m olan erguvanlardır. Boğaziçini denizyoluyla seyretmek imkanı bulamayıp kerhen karadan erguvan temaşa etmek isteyenler içinde Beylerbeyi Camii duvar dibindeki kahveyi, Fethipaşa Korusundaki konakları, Caddebostan'da Cemil Topuzlu Caddesi ile sahil arasını Anadolu Hisarındaki Güzelce Kafeyi tafsiye edebiliriz.
2.Erguvan olmayan dünyanın büyük şehirleri bu açıklarını japon kirazı, japon elması gibi süs bitkilerini dikerek tamamlamaya çalışıyorlar. Amerika'nın başını çektiği bu akım Avrupa'da da görülmekte ve her işe olduğu gibi memleketimize de sirayet etmektedir. Şimdilik Sultanahmet Parkında toplu olarak bulunan bu Japon ağaçlarına diyecek bir şeyimiz yoktur ama İstanbul gibi alameti farikası erguvan olan bir şehire bilmem ithal çiçek ağaç getirmenin bir zarureti var mıdır?

Dr.HALUK DURSUN
İstanbul'da Yaşama Sanatı
Ötüken Yayınları
08-09-2005
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2021