Araçlar

Bookmark and Share






Doğaya ne kadar sahip çıkıyoruz?

Her yıl katılmaktan büyük keyif aldığım etkinliklerden birisi de Orman Fakülteleri Öğrenci Kongresi. O toplantılarda unutulmaya yüz tutan doğanın önemi bir kez daha hatırlatılır.

Gelecek yıl uluslararası boyuta taşınıyormuş. Çok sevindim. Dünyadaki tüm orman fakültelerinin öğrenci temsilcileri İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nde buluşacaklarmış. Bravo gençlere...
Orman deyip geçmeyin. Ekonomi için taze para ne ise dünya için de orman o denli önemli. Yeşilsiz bir ülke siyah bir televizyona benzer. Renkle birlikte coşku da yoktur.

Topraklarımızın yüzde 25'i ormanmış. Yasal düzenlemelerin yetersizliği, gecekonduların talanı, turizmcilerin yağması, orman köylülerinin hiç dikmeden hep kesmeleri, yangınlar ve de en önemlisi duyarsızlığımız yüzünden orman alanlarımız giderek azalıyormuş.

Oysa bir ağacın yetişmesi, bir ormanın oluşması o kadar zor ki! Son birkaç yıldır doğayla biraz daha iç içeyim. Bir orman köyünde köylüler mangalcılara kömür yetiştirmek için hep ağaç keserken ben ağaç yatiştirmeye çalışıyorum. Meğerse ne kadar meşakkatli ve ne kadar çok bilgiye gereksinim varmış.

Ne toprağı tanıyoruz. Ne de ağacı, bitkileri, hayvanları yani doğayla ilgili olan her şeyin çok uzağındayız...

Ağaçları tanıdığımı sanırdım ama işin içine girince gördüm ki hiçbir şey bilmiyorum. Peki köylüler ya da başkaları. Bileni bulmak çok zor.

Toprak seçiminden, budamaya, ekimden, ilaçlamaya kadar öylesine karmaşık ve o kadar da zevkli bir iş ki tadına varan bir daha bırakamaz. Çocuk yetiştirmek gibi. Sanki ağaçların gözünün içerisine bakıyorsunuz. Tuttuğunda seviniyor, çiçek açıp meyve verdiğinde ya da yeni filizler fışkırdığında hazların en coşkulusunu yaşıyorsunuz...

Okullarda onca ıvır zıvır bilgiler öğretilirken neden doğaya yönelik olanlar da verilmez ki? Her yıl her öğrenci bir ağaç dikse 15 milyon ağaç dikilmiş olur. 10 yılda 150 milyon ağaç eder. Ama nerdeee...

Bırakın dağı tepeyi, okul bahçeleri de bozkır gibi. Öğrenciler ne çiçeği, böceği ne de ağacı ve erozyonu biliyor. Bu yüzden de ormanlar yağmalanıyor, kentler beton yığınına dönüşüyor.

9 orman fakültesinde 2 bin 500 öğrenci var. Orman mühendisliğinin yanı sıra peyzaj ve endüstri mühendisliği bölümleri de bulunuyor. Aslında mezunların havada kapılmaları gerekiyor ama hemen her konuda olduğu gibi bu konuda da sağlıklı istihdam politikası olmadığı için iş bulmak o kadar kolay değil. Almanya'da orman mühendisi başına 50 hektar alan düşerken bizde binlerce hektar alanın sorumluluğu veriliyormuş. Dolayısıyla ne kadar canla başla çalışsalar da yetersiz kalınıyormuş..

Bu arada bana da çevre ödülü verdiler. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Anlaşılan o ki bundan böyle doğa için çok daha fazla çaba göstermek gerekiyor...

Özetin özeti: Doğal kaynakların hızla tahrip edildiği son yıllarda çocuklarımıza bırakacağımız ekolojik mirasın başında ormanlarımız geliyor. Onları bir yandan çoğaltırken öte yandan koruyup kollamazsak insan olmanın gereklerinden birini daha yerine getirmemiş oluruz!..

Abbas Güçlü

Kaynak: http://www.milliyet.com/2002/05/07/yazar/guclu.html
13-09-2005
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2019