Araçlar

Bookmark and Share






Geleneksel Türk Ahşap Yontu Sanatı

Devrim Erakalın ile Söyleşi
Ahşap Dergisi


"Ahşabın sıcaklığı ve geçmişte yaşamış motiflerin tekrar gözlerinin önünde yaşaması onları kendi öz kültürlerindeki pasajlarda yolculuk ettiriyor olması, benim yaptığım çalışmaların doğru yolda olduğunun bir göstergesidir. Çalışmalarımı sergilediğim sanat galerilerinde izleyicilerin yoğun ilgileri beni çok mutlu ediyor."

"Ahşap işçiliği Anadolu'da Selçuklu döneminde gelişip, kendine özgü bir karekteristik niteliğe bürünmüştür. Selçuklu ve Beylikler dönemi ağaç eserler genellilkle mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elemanlardan oluşan usta işi eserlerdir. Osmanlı dönemine gelindiğinde sadeleşen eserler sehpa, kavukluk, yazı takımı, çekmece, sandık, kaşık, taht, kayık, rahle, Kur'an muhafazası gibi gündelik kullanım eşyalarının yanı sıra; pencere, dolap kapağı, kiriş, konsol, tavan göbeği, mihrap, minber ve sanduka gibi mimari yapıtlarda da uygulandığını görüyoruz. Ağaç işçiliğinde kullanılan malzemeler daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül ağacından oluşuyor. Kakma, boyama, kündekâriz, kabartma-oyma, kafes, kaplama, yakma gibi tekniklerle işlenen ahşap eşyalar günümüzde de özgün dekoratif eserler olarak kullanılmaktadır.



Bu teknikler 19.yüzyılda yaygınlaşmış; Bitlis, Bursa, Gaziantep, İstanbul (Beykoz), Ordu ve Zonguldak gibi illerde halen devam eden, hammaddesine göre değer kazanan baston ve asaların kullanımı yüzyıllar boyunca sürmüştür. Baston ve asaların sap kısımları; gümüş, altın, kemik, sedef gibi malzemelerden, gövde kısımları ise gül, kiraz, abanoz, kızılcık, bambu, kamış vb. ağaçlardan yapılmaktadır.Günümüzde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bu geleneksel sanatımızın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında azımsanamayacak bir özveriyle çalışan Devrim Akalın ile yaptığımız söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyoruz.

- Sizi tanıyabilir miyiz?
1961 İstanbul doğumluyum. Geleneksel Türk Ahşap Yontu çalışmalarında akademik seviyeye getirme ve ileriye taşıma özverisiyle 1989 yılında Anadolu Üniversitesi'nde çalışmalarıma başladım. 20'yi aşkın kişisel sergi açtım, 15'in üzerinde de karma sergiye katıldım. Açmış olduğum sergilerle bu sanatı yaşatmayı kendime amaç edindim. Halen Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nde çalışmalarıma devam ediyorum. Yurtiçi ve yurtdışındaki kurum ve özel koleksiyonlarda, müzelerde eserlerim bulunmaktadır.

- Ahşap Yontu Sanatına ilginiz nasıl ve ne zaman başladı?
- Çocukluğumun geçtiği İstanbul Beyoğlu Kumbaracı yokuşu o dönemin ahşap piyasasının yoğun olduğu bir yerdi. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi, bu yokuştaki ustaların çoğu etnik köken olarak Rum'du; sanata sömestr ve yaz tatillerinde bu ustaların yanında çıraklık yaparak başladım. Ustalarım ahşap sanatına çok ilgi duyduğumu fark ettiler, öyle ki bana ev ödevi bile veriyorlardı. Bitkisel motifleri kâğıda çizip sabaha getirmemi söylerlerdi. Onlara çok şey borçluyum. Bu sanata bir şeyler verebiliyorsam bunda onların da payı var.

- Geleneksel Türk Ahşap Yontu sanatının tarihsel başlangıcını ve günümüze kadar ki serüvenini anlatabilir misiniz?
Osmanlılarda ağaç işçiliği ile uğraşan sanatkârlara verdikleri isim bilinmemekle beraber bazı belgelerde "Nahhat" sözcüğü ile karşılaşılmıştır. Osmanlı padişahları Avrupa'da ve İslam saraylarında olduğu gibi şair, müzisyen ve bilginleri himayesinde toplamış, her türlü süsleme sanatlarıyla ilgili sanatçıyı da saraya bağlı ve maaşlı olarak çalıştırmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetildiği yer olan Saray-ı Cedit yani Topkapı Sarayı, sanatsal faaliyetlerin de kaynağı olmuştur. Çeşitli bölüklerden oluşan ve Ehli-Hiref adı altında toplanan bu sanatçılar saray örgütünün "kapıkulu" olarak isimlendirilen kesimindendi. Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim'in padişahlık yıllarında varlığı anlaşılan Ehli-Hiref örgütünün Kanuni Sultan Süleyman'ın kırk yıllık saltanatı süresince en parlak dönemini yaşadığı arşivlerde belirtilmektedir. Kanunî döneminde sayıları 598 olan Ehli-Hiref mensupları 1566 yılında 636'ya ulaşmıştır. Bu dönemde örgütte dikkati çeken özelliklerin başında "Cemaat-i Rum" ve "Cemaat-i Acem" olmak üzere ikiye ayrılmış olmaları gerekmektedir. III. Murat döneminde Ehli-Hiref'in tek bölük halinde birleştirilip sözü edilen ayrımın ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Osmanlı süsleme sanatı açısından tarihsel olarak en önemli sanatçı topluluğu nakkaşlardır. Osmanlı sanatının motif dağarcığı süsleme üslupları bu sanatçıların çalışmalarıyla yaratılmıştır. Ağacın, günlük yaşantıda kullanılmaya başlanması başta mimari olmak üzere, süsleme ve eşya yapımında yepyeni bir sanat dalını gündeme getirmiştir. Ancak doğanın belirli bir zaman sürecinde, ahşabı yok etmesi çok sayıda ahşap eserin günümüze ulaşmasını engellemiştir.



- Akademik eğitimin Ahşap Yontu sanatının geliştirilmesinde ne gibi katkıları olabilir?

Geleneksel sanatlarımızdan ahşap oymacılık malesef hiçbir üniversitede bölüm olarak yoktur. Bunun nedeniyse gerekli alt yapı, yetişmiş eleman ve akademik desteğinin olmayışı bu sanatın 4 yıllık gibi kısa sürede öğrenilemeyeceği gerçeğinde yatmaktadır. Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Prof. Dr. Engin Ataç ve Prof. Dr. Gülhan Can'ın bu sanata ve sanatçıya duyarlılığı sayesinde ve kendi özverilerimle çalışmalarıma devam etmekteyim. Bu sanatı yaşatma savaşı veren birkaç kişiden biri olmanın onurunu ve buna bağlı olarak Geleneksel Türk Ahşap Yontu sanatı misyonunu yaşatmanın gururunu taşıdığımı söylemek isterim. Kültür Bakanlığı piyasada yetişmiş ahşap ustalarıyla ve üniversitelerdeki geleneksel sanatların hocalarıyla yapacağı organik işbirliğiyle, bu sanatın geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapabilir.

- Ahşap Yontu Sanatını yaşatma ve gelecek kuşaklara aktarma bağlamında uğraşılarınız ve önerileriniz nelerdir?
- Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde görev yaptığım için şanslıyım. Hiçbir üniversitede böyle bir teknik donanımın olmadığını biliyorum. Bu sanatı yaşatma adına yaptığım çalışmalarımda bana destek veren bütün hocalarıma derginiz sayesinde teşekkür ederim. Bu sanatı yaşatma adına Eskişehir il Kültür Müdürlüğü ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi güzel sanatlar bölümünde kurs vermekteyim. Çok keyifli güzel çalışmalar üretmekteyiz altmışa yakın öğrenciyle. Kültür Bakanlığı diğer illerde piyasada yetişmiş ahşap ustalarıyla ve üniversitelerdeki geleneksel sanatların hocalarıyla yapacağı organik iş birliğiyle bu sanatı geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapabilir.

- Yurtdışında ve yurtiçinde sergilerinizdeki izlenimlerinizi aktarabilir misiniz; her iki sergide de izleyicilerin sanata karşı ilgi düzeyi nedir?
- Çalışmalarımı sergilediğim sanat galerilerinde izleyicilerin yoğun ilgileri beni çok mutlu ediyor. Ahşabın sıcaklığı ve geçmişte yaşamış motiflerin tekrar gözlerinin önünde yaşaması onları kendi öz kültürlerindeki pasajlarda yolculuk ettiriyor olması benim yaptığım çalışmaların doğru yolda olduğunun bir göstergesidir. Ve bana bu söyleşi olanağını veren Ahşap Dergisi'ne teşekkür ederim.

http://www.devrimerakalin.com/

Kaynak: http://www.floor.com.tr/geleneksel.htm
24-03-2005
Yazılım vBadvanced CMPS, Forum vBulletin Version 3.8.5 Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
agaclar.net © 2004 - 2018